NAMAZ BÖLÜMÜ · 121 – NAMAZA BAŞLADIKTAN SONRA OKUNACAK DUA



















760 – Ali bin Ebû Talib radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem namaza kalktığı zaman tekbir alır
sonra, “Müslüman olarak bütün varlığımı, gökleri ve yeri yaratana
çevirdim, ben müşriklerden değilim, Şüphesiz namazım, Kurbanım,
diriliğim, ölümüm, şeriki olmayan, alemlerin rabbınadır. Ben bununla
emrolundum. Ben Müslümanların evveliyim. (En’âm 163)
Ey Allah, Sen Meliksin, senden başka ilâh yoktur. Ancak sen varsın, sen
benim rabbımsın, ben senin kulunum, ben nefsime zulmettim, günahlarımı
itiraf ettim, benim günahlarımın hepsini bağışla, günahı ancak senden
başkası bağışlayamaz.
Beni ahlâkın en iyisine hidayet eyle, ahlâkın iyisine beni senden başkası
hidayet edemez, encak sen edersin. Ahlâkın kötüsünden beni çevir, onun
kötüsünden senden başkası çeviremez, emrinde tekrar hâzırım. Sana
ibadette devamlıyım. Hayrın hepsi senin kudretindedir.
Ben sana döndüm, varışım sanadır. Sen yücesin, yükseksin, sana istiğfar
eder ve sana tövbede bulunurum.
Rükûa vardığı vakit:
– Ey Allah’ım, senin için rükû ettim, sana inandım, sana teslim oldum,
kulağım, gözüm, iliğim, kemiğim, sinirim sana huşu etti. (Huzurunda
eğildi.)
(Başını) kaldırdığı zaman: kulağım, gözüm, iliğim, kemiğim, sinirim sana
huşu etti. (Huzurunda eğildi.) Hamdedenin hamdini Allah kabul eder. Ey
Rabbımız gökler, yer ve ikisi arasındakiler ve bundan sonra senin dilediğin
şey dolusu sana hamdolsun derdi.
Secde ettiği zaman:
– Ey Allah, senin için secde ettim, sana inandım, sana teslim oldum. Yüzüm
onu yaratan sûrete koyup sûretini güzel yapan, gözünü ve kulağını (etten)
yaratana secde etti. Yaratanların en güzeli olan Allah yücedir.
Namazdan selâm verince:
– Ey Allah benim önce yaptığımı, sona bıraktığımı, gizlediğimi,
açıkladığımı, israf ettiğimi, benden onu iyi bildiğini, bağışla, ibadette öne
geçiren, arkada bırakan sensin. Senden başka aslâ ilâh yok.” derdi. [472]








761 – Ali bin Ebû Tâlib radıyallahu anh’dan:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, farz namaza kalktığı zaman tekbir
alır, iki elini omuzları hizasına kadar kaldırırdı. Kıraatini bitirdiği, rükû
yapmak istediği, rükûdan doğrulduğu zaman, başlangıçtaki gibi, ellerini
yine kaldırırdı. Namazında otururken hiç bir şeyde ellerini kaldırmazdı, iki
secdeden kalktığı zaman yine ellerini kaldırır, tekbir alır. Abdulaziz’in dua
hakkında naklettiği (bir önceki) hadis gibi, ondan bazı kelimeler fazla veya
eksik olmak üzere dua ederdi.
Hayrın (hepsi) senin elindedir. Şer senden değildir, cümlesini zikretmedi. O
rivâyette şu cümle ziyadedir. Namazdan dönüşünde ey Allah, önceden
yaptığım, geriye bıraktığım, gizlediğim ve açıkladığım (her) şeyi bağışla
sen benim Allah’ımsın senden başka ilâh yoktur.



762 – Bize Şuayb bin Ebû Hamza nakletti: Muhammed bin Münke dir, Ebi
Ferve ve Medine ahâlisi fakihlerinden daha başkaları bana şöyle dediler:
– O duayı söylediğin zaman, ben Müslümanların evveliyim, cümlesini
kastederek onun yerine:
– Ben Müslümanlardanım, de.
İZAH
760 no.lu hadisin evvelinde geçen En’âm sûresinin 163. cü ayeti dua ayeti
üzerindendir. Bu ayet Hz. İbrahim’in milletinin taptığı putları terkedip
bütün varlığı ile Allah’a döndüğünü ve ben Müslümanların evveliyim,
dediğini hikâye ediyor.
Ben Müslümanların eyveliyim, birincisiyim, diye zamanında kendisinden
önce Müslüman bulunmayan Peygamber söyleyebilir. Fakat bir
Müslümanın ben Müslümanların evveliyim demesi, benden önce Müslüman
yok gibi bir manâ ifade edeceğinden, bu ayeti dua maksadı ile okuduğun
zaman ve ene evvelül müslimîn yerine “ve ene minel-müslimîn” (ben
Müslümanlardanım) demelidir, diye tavsiye edilmiştir.
Fakat bir mü’minîn islâmdaki gayreti ve ona aklı erdiği zaman emsali
arasında ilk sarılanlardan olduğunu kasdederek: Ben müslümanların
evveliyim, diye ayeti olduğu gibi okumasında bir beis yoktur.







763 – Enes bin Mâlik radıyallahu anh’dan rivâyet edilmiştir:
Bir zat namaza gelmişti. Acele yürümekten nefesi tıkanmıştı, tekbir aldı.
Arkasından kendinde bereket dolu, güzel ve çok hamdle Allah’a
hamdolsun, dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem namazını bitirdiği
vakit:
– “O, kelimeleri söyleyen hanginizdi? O, sakınılacak bir şey söylemedi,”
buyurdu. O zat:
– Bendim ey Allah’ın Rasûlü, nefesim daralmıştı da onu söyleyiverdim,
dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
“Gerçek 12 melek gördüm onu (kelimelerin sevabını) kaldırmak hangisine
nasip olacak, diye ona koşuyorlardı.” buyurdu.
Humeyd bu rivâyette şunu ziyade etti:
“Sizden biriniz namaza geldiği zaman, her zaman yürüdüğü gibi yürüsün,
yetiştiğini kılsın, yetişemediğini kaza etsin.” [473]






764 – İbn-i Cübeyr’in babası Cübeyr bin Mut’ım radıyallahu anh’dan:
O, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i namaz kılarken gördü. Âmr bin
Mürre rivâyetinde diyor ki; O, hangi namazdı? Bilmiyorum, dedi.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Allah (şanına lâyık) büyüklükle
büyüktür. Allah Büyüklükle büyüktür, Allah’a çok hamdolsun, Allah’a çok
hamdolsun.”
Üç kere de, “Sabah akşam Allah’ı tesbih ederim, şeytanın kibrinden,
şiirinden (sebep olacağı) akıl karışmasından ve kendisinden Allah’a
sığınırım,” derdi. Amr-bin Mürre şöyle dedi: Şeytanın nefsi: Şiiri.
Nefhi: Kibiri
Hemzi: ise ilişmesidir.
İZAH
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem tekbirleri ve tesbihleri üçer kere
tekrar ederek okurdu. Tekbirle tesbih arasındaki “üç kere” ibaresi tekbirlerin
üç kere tekrarlandığını ifade ediyorsa da, tekbirler üç defa lafzan
tekrarlandığı için onların üç kere söylendiğini te’kide lüzum kalmıyor.
Onun için tesbihlerin de üç kere tekrarlandığına hamlederek tekbirler böyle
üç kere tekrarlandığı gibi tesbihler de üç kere tekrarlandı, manâsını uygun
buldum.


765 – Nâfî bin Cübeyr’in babası Cübeyr radıyallahu anh’dan:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in nafilede okuduğunu işittim deyip,
geçen hadisin benzerini zikretti. [474]





766 – Asım bin Humeyd radıyallahu anh’dan:
Aişe radıyallahu anha’ya Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, gece
namazında hangi şeyle başlardı, diye sorduk.
Aişe radıyallahu anh yemin olsun senden önce onu bana kimsenin
sormadığı birşeyi sordun. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem namaza
durduğu zaman on kere tekbir, 10 kere hamd, 10 kere tesbih, 10 kere tevhid,
10 kere istiğfar eder, “Allah’ım beni mağfiret eyle, beni hidayet eyle, beni
rızıklandır, bana afiyet ver,” der, “Kıyamet günündeki durağın darlığından
(Allah’a) sığınırdı,” cevabını verdi. [475]






767 – Ebû Seleme-bin Abdurrahman-bin Avf’tan:
Aişe radıyallahu anha’ya Rasûlullah gece namazında hangi şeyle başlardı,
diye sordum.
Aişe radıyallahu anha;
– “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem gece namazına kalktığı zaman Ey
Cebrâil, Mikâil, İsrâfil’in Rabbi, Göklerin ve yerin yaratıcısı olan gaybı ve
hazırı bilen Allah’ım. Kulların ihtilaf ettiği şeyde onlar arasında
hükmedersin, hak olan şeyde, ihtilâf olunan yerde izninle beni doğruya ilet,
şüphesiz sen dilediğini doğru yola iletirsin.” (duası ile) namazına başlardı,
cevabını verdi. [476]


768 – Ebû Nuh Kurad haber verdi. İkrime bu geçen hadisin İsnâdı ile onun
manâsında “ahberana” kullanmadan bize nakletti. Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem gece namazı kılmak için kalktığı zaman tekbir alır ve
(şunu) söylerdi, dedi.
İZAH
İsnâdda adı geçen Ebû Nuh Kurad, Abdurrahman bin Gazvan El-
Havrânî’dir.


769 – Mâlik (Bin Enes) radıyallahu anh’dan:
Farz olsun nafile olsun, namazların evvelinde yahut ortasında veya sonunda
dua yapmakta beis yoktur.
İZAH
Bu rivâyette İmam Mâlik’e göre farz ve nafile namazların iftitah tekbiri ile
kıraatı arasında dua etmekte beis olmadığı açıkça bildirilmiş oluyor. Fakat
İmam Mâlik’ten meşhur olan bunun aksidir.







770 – Rufaa bin Râfî el Zürekî’den:
(Bir gün) Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in arkasında namaz
kılıyorduk. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem rükûdan başını kaldırdığı
vakit, “Allah hamdedenin hamdini kabul eder,” dedi.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in arkasında bir zat:
Ey bizim rabbımız “Çok çok, temiz ve mubarek hamdler sana mahsustur.”
dedi. Rasûlullah namazı bitirdiği vakit:
“O kelimeyi şimdi söyleyen kimdi,” dedi. O zat.
Ben idim Ey Allah’ın Rasûlü, dedi.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
“Otuz şu kadar meleğin onun sevabını kim daha önce yazacak, diye
müsabakaya girdiklerini gördüm,” [477]








771 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem gecenin bir kısmında namaza kalktığı zaman şöyle buyururdu:
Ey Allah’ım, sana hamdolsun göklerin ve yerin nuru sensin, sana
hamdolsun gökleri ve yeri ayakta tutan sensin, sana hamdolsun, gökleri ve
yeri ayakta tutan sensin, sana hamdolsun. Göklerin, yerin ve her ikisinde
bulunanların rabbı sensin, sen haksın. Sözün hak, vaadin hak, sana
kavuşmak hak, cennet hak, cehennem hak ve kıyamet hak.
Ey Allah’ım sana teslim oldum, sana inandım, sana tevekkül ettim, sana
döndüm, senin için darıldım ve senin rızan için hükmettim, benim evvel
yaptıklarımı arkadan yapacaklarımı, açıktan ve gizli yapacaklarımı bağışla,
Sen benim Allah’ımsın, senden başka ilâh yoktur.” [478]


772 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem teheccüt namazında Allahu ekber
dedikten sonra şöyle derdi, deyip sonra bir önce geçen hadisin manâsını
zikretti.





773 – Muaz bin Rifaa bin Râfi radıyallahu anh’ın babasından:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in arkasında namaz kıldım.
(Namazda) Rifaa hapşırdı. (Ravilerden) Kuteybe, Rifaa’yı zikretmedi.
Ben de kendinde ve üzerinde Rabbımızın sevdiği ve razı olduğu gibi çok
güzel bereket bulunan hamdle Allah’a hamdolsun, dedim. Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem namazı kılıp bitirince:
“Namazda konuşan kimdi?” dedi. Sonra râvi Mâlik’in hadis-i gibi ve ondan
daha tam olarak zikretti. [479]







774 – Abdullah bin Amir bin Rabia radıyallahu anh’dan, O da babasından
rivâyet ettiğine göre şöyle dedi:
Ensardan bir delikanlı, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in arkasında
namazda olduğu halde hapşırdı. “Rabbım dünya ve ahiret işlerinden razı
olana kadar ve razı olduktan sonra da, kendinde bereket olan çok güzel
hamd ile Allah’a hamd olsun,” dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem
namazdan döndüğü vakit:
– “O kelimeyi söyleyen kimdi?” Dedi.
Râvi dedi ki: Delikanlı sükût etti. Sonra: “O kelimeyi konuşan kimdi?” O
kendisinde sakınca olan bir şey söylemedi,” buyurdu.
Delikanlı “Ey Allah’ın Rasûlü, onu ben söyledim. Ama onunla ancak hayır
murad ettim” dedi. (Rasûl-i Ekrem), “O, yüce olan Rahmanın Arşından
daha aşağıda kalmadı, oraya kadar çıktı,” buyurdu.

