NAMAZ BÖLÜMÜ · 116 – NAMAZA BAŞLAMAKLA İLGİLİ MESELELER




721 – Salim radıyallahu anh’dan, o da babasından:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in, başlangıç tekbiri aldığı zaman
rukûa gitmek istediği zaman ve rükûdan başını kaldırdıktan sonra, ellerini
omuzları hizasına kadar kaldırdığını gördüm. (Ravilerden) Süfyan bin
Uyeyne; (bu hadis-i) bir defa “başını kaldırırken” çoğu kere de başını
rukudan kaldırdıktan sonra (ellerini omuzları hizasına kaldırırdı) ve iki
secde arasında kaldırmazdı diye rivâyet etmiştir. [458]
İZAH
Bu hadis-i şerifte, namaza başlarken ellerin omuz hizasına kadar
kaldırılacağı bildiriliyor. Şâfiî, Ahmed bin Hambel ve Mâlik bin Enes bu
hadis-i delil olarak almışlar. Ellerin omuz hizasına kadar kaldırılmasını
savunmuşlardır. İmâm-ı Azam ise, BERA hadis-ine dayanarak ellerin kulak
yumuşağına kadar kaldırılmasının sünnet olduğu görüşündedir.
Bu hadis-i şerifte ikinci bir meseleye de temas edilmiştir. Eller sadece
iftitah tekbirinde değil, rükûa inerken alınan tekbirde ve rükûdan başını
kaldırdıktan sonra secdeye inerken, ellerin kaldırıldığı bildirilmiştir.
Bu meselede de müctehitler ihtilâf etmişler. İmâm-ı Azam, İbn-i
Mes’ûd’dan rivâyet edilen hadis-i alarak ellerin sadece iftitah tekbirinde
kaldırılmasının sünnet olduğunu tercih etmiş, rükûa inerken, rükûdan
doğrulduktan sonra ellerin kaldırılmayacağı görüşünü savunmuştur.
Şâfiî, Ahmed bin Hanbel ve Mâliki son sözünde bu hadise dayanarak
namaza başlarken, rükûa inerken ve rükûdan kalktıktan sonra ellerin omuz
hizasına kadar kaldırılması görüşünü savundular. (Maâ-Um-üs-Sünen. c. ı,
s. 351)





722 – Abdullah bin Ömer radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem namaza durduğu zaman, (başlangıç
tekbirinde) ellerini omuz hizasına gelene kadar kaldırırdı. Sonra elleri böyle
(omuzu hizasında) iken tekbir alır, rükûa varır, belini doğrultmak istediği
zaman, ellerini omuzları hizasına gelene kadar kaldırır, sonra “Semiallahu
limen hamide”. (Hamd edenin Hamdini Allah kabul eder) der. Namaz
bitene kadar rükûdan önce aldığı bütün tekbirlerde ellerini kaldırır,
secdelerde ise, ellerini kaldırmazdı.











723 – Abdulcebbar bin Vâil bin Hücr radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine
göre şöyle demiştir:
Ben küçük bir çocuktum, babamın namazını hatırlayamıyorum. Vail bin
Alkame, Babam Vâil bin Hucr’den bana nakletti. Dedi ki:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile namaz kıldım. Tekbir aldığı
zaman, ellerini kaldırırdı. Sonra örtündü. Sonra sol bileğini sağ eli ile tuttu.
Her iki elini elbisesine soktu. Rükû yapmak istediği zaman ellerini
elbisesinden çıkardı. Ve onları kaldırdı. Rükûdan başını kaldırmak istediği
zaman ellerini (yine) kaldırdı. Sonra yüzünü iki avucu arasına koyarak
secde etti. Secdeden başını kaldırdığı zaman yine ellerini kaldırdı.
Namazdan çıkana kadar. (Hep böyle yaptı.)
Muhammed (Bin Cihade) diyor ki: Bunu Hasan bin Ebû’l-Hasan’a anlattım.
O da şöyle dedi: O, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin namazıdır. Onu
yapanlar Sünneti yaptı. Yapmayanlar Sünneti yapmadı, dedi.
Ebû Dâvud diyor ki:
Bu hadis-i Hemmam İbn-i Cihade’den rivâyet etti. Secdeden kalkarken
elleri kaldırmayı zikretmedi. [459]



724 – Abdulcebbar bin Vâil, babası Vail bin Hucr’dan rivâyet etmiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemi namaza durduğu zaman, ellerini
omuzlarının dengi, baş parmaklarını da kulak yumuşaklarının hizasına
kaldırıp, sonra tekbir aldığını gördüm, dedi.


725 – Abdulcebbar bin Vâil’den:
Ev halkımız bana babamdan nakletti. Babam onlara şunu haber vermiş:
Babam Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin tekbirle birlikte ellerini
kaldırdığını görmüş.









726 – Vâil bin Hucr radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem nasıl namaz kılıyor muhakkak
bakacağım, dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kalktı. Kıbleye
döndü. Ellerini kulakları hizasına gelene kadar kaldırdı. Ve tekbir aldı.
Sonra sol elini sağ eliyle tuttu. Rükû etmek isteyince başlangıçta olduğu
gibi ellerini kaldırdı. Sonra ellerini iki dizi üzerine koydu. Rükûdan başını
kaldırmak isteyince, ellerini başlangıçtaki gibi tekrar kaldırdı. Secde edince
başını önündeki o yere koydu. Sonra sol ayağını döşeyeyerek oturdu. Sol
elini sol uyluğuna, sağ dirseğini kaldırarak sağ uyluğuna koydu ve iki sağ el
parmağını yumarak halka yaptı. Vâil işte ben Hz. Peygamberi böyle
yaparken gördüm, demiştir.
Ravilerden Bişr’ baş parmağı ile orta parmağını halka yaptı. Şahadetleri
okurken) şahadet parmağı ile işaret etti. [460]




727 – Bir önce geçen hadisin İsnâdı ile aynı manâda Asım bin Kuleyb’den
rivâyet edildi de, o rivâyette Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem (Sağ
elini ve bileğini sol elinin üzerine koydu). O rivâyette şöyle dedi: Bundan
sonra şiddetli soğuk olduğu bir günde geldim. İnsanları üzerlerine çok
büyük elbise bürünmüş gördüm. Eleri (Elbisenin) altında hareket ediyordu.
[461]
İZAH
Cülle: Çul manâsına geldiği gibi en büyük elbise, birçok elbise, en geniş
elbise manasınadır.



728 – Vâil bin Hucur radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, namaza başladığı zaman
ellerini kulaklarının karşısına kadar kaldırdığını gördüm, dedi. Sonra onlara
ashaba (bir daha) geldim onların üzerinde kendinden başlıklı elbise ve
kisveler olduğu halde namazın başlangıcında ellerini göğüslerine kadar
kaldırıyorlarken gürdüm. [462]
İZAH
Berânis: Bermusun çoğuludur. Bizim bornoz dediğimiz hamamdan çıkınca
giyilen elbiseye denildiği gibi, başlığı gövdesine bitişik olan bütün giyim
eşyalarına aynı isim verilir. İslamın ilk günlerinde giyinilirdi. Bugün
Mağrip ülkelerinde Beranis halen giyinilir.

