-2. CİLT- · 153 – NAMAZDA DUA





880 – Urve radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre, Aişe radıyallahu anha’ ona şöyle haber verdi. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem namazında şöyle duâ ederdi: “- Ey Allah’ım, azab-ı kabirden, Mesih-i deccalın fitnesinden, dirilik ve ölümün fitnesinden sana sığınırım.” “- Ey Allah’ım, günah olan şeyden ve borçtan da sana sığınırım.” derdi. Birisi ona: – Borçluluktan neden çok sığınıyorsun, dedi. Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem de: “- Bir kimse borçlandığı vakit, konuşur yalan söyler, vaat eder va’dinden döner” buyurdu.



881 – Abdurrahman bin Ebû Leylâ radıyallahu anh’dan o da babasından: – Bir nafile namazda Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in yanında ben de kıldım ve: “- Ateşten Allah’a sığınırım, helâk ateş ehlinedir.” dediğini işittim. [31]




882 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan: Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem bir namaza durdu, onunla biz de durduk, bir bedevî namazda: – Ey Allah’ım bana ve Muhammed sallallahu aleyhi vesellem’e merhamet et, bizimle birlikte başka bir kimseye merhamet etme. dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem ona (ilâhi rahmeti kasdederek) “Geniş olanı daralttın” buyurdu.
İZAH
Duaları belli kimselere tahsis edip başkasını hariç bırakmak, geniş olan ilâhî rahmeti daraltmaktır. Deniz birkaç kişinin içmesiyle bitmez. Denizden sadece ben istifade edeyim diyen insan nasıl cimri bir insan ise “Yâ rabbî rahmetini sadece bana ver.” diyen kimse de aynı durumdadır. Ama bedevî bu durumu bilmiyordu.




883 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan: – Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem “Sebbihisme Rabbikel Alâ”yı okuduğu zaman “Sübhane Rabbiyel Alâ” (yüce olan rabbimi tesbih ederim) derdi. Ebû Dâvud dedi ki: Bu hadiste Vekî’e muhalefet olundu. Bu hadisi Ebû Vekî ve Şu’be Ebû İshak’dan Saîd bin Cübeyr’den, İbn-i Abbas’tan rivâyet ettiler.





884 – Musa bin Ebû Aişe radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: Bir zât evinin üstünde namaz kılıyordu: “Eleyse Zâlike bi Kâdirin Alâ en Yuhyiye’l Mevta” (Kıyâme, 40) “Allah ölüleri diriltmeye muktedir değil mi?” ayetini okuduğu zaman “Sübhaneke fe-Belâ” (Seni tesbih ederim. Evet muktedirsin) derdi. Ona neden böyle dediğini sordular. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’den böyle işittim, dedi. Ebû Dâvud dedi ki: Ahmed bin Hanbel “Farz namazlarda Kur’an’daki ayetler ile duâ etmek benim daha çok hoşuma gider.” derdi.
İZAH
Farz namazlarda “Allahümme Salli”den sonra “Rabbenâ Âtinâ” gibi bir duâ ayetinin okunmasını Ahmed Bin Hanbel daha uygun karşıladığını söylüyor. Müslim’in Ebû Hüreyre Hazretlerinden rivâyet ettiği bir hadiste Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz şöyle buyurdu: “Sizden biriniz Tîn sûresini okur, sonuna varıp Allah hükmedenlerin en ziyâde hüküm edeni değil mi? Dediğinde ben bunun üzerine şahid olanlardanım, desin. Kim kıyâme sûresini okur da, en son âyeti olan “Allah ölüleri diriltmeye muktedir değil mi?” ayetine geldiğinde belâ (evet) desin.” Kim Mürselât sûresini okur, “Kur’an’dan sonra hangi söze inanacaklar?” ayetine gelince biz ona inandık, desin” buyurdu.

