-2. CİLT- · 169 – NAMAZDA NAMAZLA İLGİSİZ BİRŞEY YAPMAK



917 – Ebû Katade radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet olunmuştur: – Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem’in kızı, Zeyneb’in kızı Ümâme, sırtında olduğu halde namaz kılıyordu. Secde ettiği vakit onu bırakıyor, kalktığı vakit sırtına alıyordu. [49]
İZAH
Ümame: Rasûl-i Ekrem’in kızı, Zeyneb’in kızı idi. Rasûl-i Ekrem’in sağlığında küçüktü. Hz. Fatıma vefat ederken kocası Hz. Ali’ye: – Ben ölürsem yeğenim Ümâme’yle evlen, diye vasiyyet etti. Hz. Ali de bu vasiyete uyarak Ümâme ile evlendi. – Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem, Ümâme’yi sırtına kasten bindirmiş de olabilir. Çocuk dedesini çok sevdiği için kendiliğinden binmiş de olabilir. – Secde anında yere düşmesin diye yavaşça koyuyordu, Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem secdeden kalktıkça çocuk yine biniyordu. Bu hadis sabî çocuğun elbise ve üstünde görünen pislik olmadıkça temizliğine hükmedileceğini gösterir. Onun karnında bulunan pislik, sırtına bindiği kimsenin namazına mani değildir. Az amelin namazı bozmayacağı da bu hadisten anlaşılmaktadır.






918 – Amr bin Süleym ez-Zürakî radıyallahu anh’dan: – O, Ebû Katade’nin şöyle dediğini işitti: – Bir vakitler biz mescitte otururken Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem sırtında Ebû’l As bin Rabi’in ve kızı Zeyneb’in kızı olan Ümâme olduğu halde yanımıza geldi. O daha bir çocuk idi, onu boynuna alırdı. O, omuzunda iken namaz kıldırırdı. Rükûa inince onu bırakıyor, doğrulunca alıyor ve namaz bitene kadar onu böyle yapardı.
İZAH
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin çocuk sevgisi bu kadar derin; çocuklara merhameti bu kadar genişti.




919 – Ebû Katade el-Ensârî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle dedi: Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’i boynunda Ebûl As’ın kızı Ümâme olduğu halde cemaate namaz kıldırırken gördüm. Secde ettiği vakit onu yere koydu. Ebû Dâvud dedi ki: – Mahreme babasından tek bir hadisten başka hadis rivâyet etmedi.









920 – Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in dostu, Ebû Katade radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: – Bir zaman biz, öğle veya ikindi namazında Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’i bekliyorduk. Bilâl onu namaza çağırdı. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem: – Ebûl As’ın kızı, torunu Ümâme boynunda olduğu halde yanımıza çıktı. Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem mihraba; namaz kıldırdığı yere, biz de arkasına durduk. Dedi ki: – Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem tekbir aldı, biz de tekbir aldık. Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem rükû yapmak istediğinde onu aldı yere koydu, sonra rükû etti, secde yaptı, secdesinden ayrılınca kalktı, onu alıp yerine (omzuna) iâde etti. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem namazından ayrılana kadar her rekatta böyle yapmaya devam etti.


921 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan: – Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “- Namazda da (olsanız) iki siyahı ölürünüz. (Onlar da) yılan ve akreptir” buyurdu. [50]
İZAH
Yılan, akrep ve eşek arısı gibi zararlı hayvanları namaz içinde de olsa öldürmek câizdir. Bunları öldürmek için sopa veya taş alıp vurmak namazı bozmaz. Eğer imkan varsa amel-i kesîr olmaması için tek vuruşla işi halletmeli, bir vuruşta öldürülemezse vurmayı tekrarlamak namazı bozmaz, ama bu ruhsattan istifade ederek, akrep öldüreceğim diye sopa ve taş aramaya gitmemeli, en kolayı ile işi bitirmelidir. Bir akrep Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’i ısırdı. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem da namaz içerisinde öldürünceye kadar onun üzerinden bastırdı.





922 – Ahmed bin Hanbel’in Urve bin Zübeyr tarîki ile rivâyet ettiği hadiste Aişe radıyallahu anha’dan: – Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem namaz kılıyordu, kapı da onun üzerine kapalı idi. Ben geldim, kapının açılmasını istedim. – Ahmed rivâyetinde diyor ki: – Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem yürüdü (kapıyı) bana açtı, sonra namazgahına döndü. Urve bin Zübeyr: Kapı kıble tarafında idi, dedi. [51]
İZAH
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in kıldığı namazın nafile olduğu, odanın kapısının da kıbleye doğru bulunduğu, Aişe radıyallahu anha’nın kapıyı çalınca bir veya iki adım ilerleyip kapıyı açtığı, kapı kıble tarafında olduğu için göğsü kıbleden başka tarafa çevrilmeden, namaz kıldığı yere gerisin geri geldiği anlaşılıyor.

