-2. CİLT- · 167 – NAMAZDA SAĞA SOLA BAKINMAK





912 – Câbir bin Semûre radıyallahu anh’dan, Osman (bin Ebû Şeybe rivâyetinde) dedi ki: Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem mescide girdi ve orada ellerini semaya kaldırarak namaz kılan bir cemaat gördü, sonra (Osman’la Müsedded şu lafızla) ittifak ettiler ve, “gözlerini semaya diken kimseler, elbette vaz geçsinler, yoksa gözleri kendilerine dönmeyecek” buyurdu. Müsedded gözlerini semaya dikenler, dedi. [46]
İZAH
Bu hadisin râvîlerinden Osman bin Beşir’le Müsedded’in rivâyetleri birbirinden farklıdır. Hadisin baş kısmında (Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem mescide girdi, bir cemaati elleri yukarı kalkmış namaz kılarken gördü) cümlesine kadar sadece Osman bin Beşir’in rivâyetinde var, Müsedded’in rivâyetinde yok. (Gözlerini semaya diken kimseler elbette bundan vaz geçsinler) cümlesinde Osman ile Müsedded ittifak ettiler, sadece Müsedded burada, “gözlerini namazda semaya dikenler elbette vaz geçsinler,” diye salât (namaz) lafzını söyledi. Tekrar ittifak ederek (yoksa gözleri kendilerine iâde edilmez) diye rivâyet ettiler. Gözlerin semaya dikilmesi sadece namaz içinde yasaklanmıştır. Namaz dışında duâ ederken gözleri semaya kaldırmada kerahat görülmemiştir.



913 – Enes bin Mâlik radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle dedi: “Bazı kimselere ne oluyor ki, namazda gözlerini semaya dikiyorlar? (Bu hususta sözü serteldi) ya bundan vazgeçerler, yoksa gözleri kör olur” buyurdu. [47]
İZAH
Namaz içinde gözleri semaya dikmek, yüzü Kabe’den başka çevirmektir. Halbuki; namazda gözleri secde yeri haricinde gezdirmek huşûu ihlal eder gözlerin çıkacağı ihtar edildiğine göre namaz içinde semaya bakmak mekruhtur.



914 – Aişe radıyallahu anha’dan: Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem kendisinde nakışlar bulunan bir aba giymiş olarak namaz kıldı da, “Bunun kordonlu nakışı beni meşgul etti. Bunu Ebû Cehm’e götürün, onun kalın ziynetsiz abasını bana getirin” buyurdu. [48]
İZAH
Hamîsa: Yünden veya ipekten imal edilmiş işlemeli bir elbisedir. Siyah dört köşeli kendisinde iki desen bulunan atkı gibi bir giyim elbisesine de hamîsa derler. Araplar arasında kullanılmıştır. Enbicâniye: Desensiz kalın giyim eşyasıdır. Biz de kula kumaşları, hereke kumaşları diye fabrikasına nispet edildiği gibi enbicâniye de enbicana nispet edilmiştir. Elbisesinin Ebû Cehm’e iâde edilmesi, onu Ebû Cehm hediye etmiş olduğu içindir. Hamîsayı iâde ediyor, Ebû Cehm gücenmesin diye kalın elbisesini istiyor.



915 – Abdurrahman bin Ebû Zinad dedi ki: Hişam bir (önce geçen) hadisi babasından rivâyet ederken işittim. O Aişe radıyallahu anha’dan rivâyet etmiş. Dedi ki: “- Ebû Cehm’in kürdî (denilen alametsiz cübbesini) aldı. O’na “ey Allah’ın Rasûlü nakışlı cübbe kürdîden daha güzel.” denildi.
İZAH
Ebû Cehm, Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e, desenli, hamîsa denen bir aba göndermişti. Rasûl-i Ekrem onunla namaza durdu. Onun nakış ve desenlerinin huşua mani olacağını görünce hamîsayı Ebû Cehm’e gönderip (hediyemi küçümsedi de onun için geri gönderdi zannetmesin diye), Ebû Cehm’in enbican işi, aslen kürt olan, Amr bin Rabia’ya nispet edilen kürdî abasını istedi. Ashab: – Ey Allah’ın Rasûlü süslü, desenli hamîsa, sade kürdîden kıymetlidir, dediler. Bu rivâyetlerde, üstümüzde, seccademizde ve camimizde huşua mani olan şeylerden sakınmamıza tenbih vardır.

