BEŞİNCİ BAB · YEDİNCİ FASIL · Birinci Madde
Birinci Madde
Nefs-i kâmilenin bu ismi almasının sebebini, seyrini, âlemini, mahallini,
hâlini, içine doğan mânâları (vârid), sıfatlarını ve sâlikleri terbiye etmesini
bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: Yedinci
makamda nefs-i nâtıka bütün kemâl derecelerine ulaştığı için, ismi kâmile
olmuştur. Bunun seyri Allah ile (seyr-billâh) olup âlemi çoklukta birlik
(kesrette vahdet), birlikte çokluk (kesrette vahdet) âlemidir. Mahalli
“ahfâ”dır ki onun “hafî”ye nisbeti, canın bedene nisbeti gibidir. Hâli beka
olup vâridi buraya kadar açıklanan nefsin bütün mertebelerinde görülen
mânâlardır. Sıfatı ise bahsi geçen nefislerin övgüye lâyık sıfatlarıdır.
Bu makamda bulunan kâmilin diline vird edindiği mübarek isim
“kahhâr”dır ki bu da yedinci isimdir. Yedinci makam, bütün makamların en
yücesidir.
Çünkü bunda iç âleme ait saltanat en yüksek mertebesini bulmuş (ve
nefisle sürdürülen) mücâhede tamamlanmıştır. Bu makamda bulunan
kâmilin riyâzet [148] yapmasına lüzum kalmaz. Çünkü o, orta yolu bulmuş ve
onunla yetinmiştir. Şu halde bu makam sâhibi için hiçbir istek ve arzu
kalmamıştır ve o her istediğini elde etmiştir. Ancak Mevlâ’nın rızasını
istemekte devamlı kalmıştır. Bu kâmilin fiilleri iyilik ve ibadettir. [346/a]
Onun nefesleri (Hak tealadan) güç-kudret ve yardımdır. Tatlı sözleri sırf
ilim ve hikmettir; başlı başına lezzet ve tatlılıktır. Mübarek yüzü, huzur ve
aydınlıktır. Bu azîz insanı görenlerin hatırına Mevlâ’nın zikri ve fikri gelir.
Saygıyla ve korkuyla ona yönelirler. Nasıl yönelmesinler ki o anda bir
evliyânın yüzünü görmektedirler.
Belki de o kâmil, daha dördüncü makamda iken evliyâ idi. Çünkü
dördüncü makam, evliyâ avâmının makamıdır. Beşinci makam evliyâdan
havâssın makamıdır. Altıncı ve yedinci makam ise, Hudâ’nın evliyâdan
hâssü’l-havâss olan kullarının makamıdır.
“Verdiğini engelleyecek, engellediğini verecek hiçbir güç bulunmayan
Allah tealanın şânı yücedir.”
Kahhâr ismi, evliyânın kutbuna [149] mahsus isimlerdendir ki kutup onunla
sâliklere yardım edip onlara nûr, hidâyet ve sevindirici haberler gönderir.
Hattâ sâliklerin iç dünyalarında aniden sebepsiz yere ortaya çıkan cezbe,
sürûr ve huzur gibi gönül halleri, zamanın kutbunun yardımıdır ki onların
zikirleri ve yönelişlerine karşılıktır.
Bu makam sâhibi, Allah’a kulluktan bir an bile geri durmaz. Vücudundaki
bütün âzâlarla; ya eliyle ya ayağıyla ya diliyle veya sadece kalbiyle ibadet
hâlindedir. İbadetten gâfil olmaz. Bu makamda bulunan kâmilin istiğfarı
çoktur, tevâzuu yerindedir, rızâsı ve sevinci halkın Hakk’a yönelip teveccüh
etmesindedir. Gazabı ve üzüntüsü, onların Hak’tan yüz çevirip gaflete
düşmelerindedir. Onun mürîdine olan alâkası ve muhabbeti, kendi neslinden
gelen evlâdına olan muhabbetinden fazladır. Bu kâmilin açlıkla geçirdiği
zamanları çok, hareketleri az ve bedenî kuvvetleri zayıftır. İyiliği emredip
kötülüklerden sakındırır. Nezaket ve tevâzu ile konuşur, muhabbet ehline
muhabbet eder, sevilmeyecek kişilere sevmediğini gösterir. Bunu yaparken
bile hiç kimseye karşı gönlünde kin ve nefret beslemez. Allah için olan
işleri yapar ve bunları yaparken kınayanın kınamasından aslâ çekinmez.
Bu makamda bulunan kâmilin kahrı lütfuyla, gazabı hilmiyle, celâli
cemâliyle iç içedir. Bu sebeple gazaplandığı halde râzı olup râzı olduğu
halde gazap edebilir. Ancak o her şeyi yerli yerince yapar ve her hâlinde
adalet üzere gider. Himmetiyle bir işin olmasına yönelse, onun isteğine
uygun bir şekilde meydana gelmiş olduğunu görür. Çünkü o kâmilin isteği
Hakk’ın muradına uygundur. Bir şeyden râzı olması da, gazaplanması da
hep O’nunladır. Rûhu hep Allah’la beraberdir, her zaman huzurdadır.
Nazm
1-Küllü men râme tuf bi-vech-i semâ
Raca‘a’t-tuffu bi-vechihi ebedâ
2-Ger to merdî be-gû ki çendîn çist
Nefy-i mestân-ı Hak ala’-l-umyâ
3-Bâde-nuşân-ı câm-ı lem-yezelî
Mâh-rûyân-ı ahsenu’l-husnâ
4-Pâdişâhân-ı arsa-i melekût
Şâhbâzân-ı kurb-ı ev ednâ
5-Der-bahr-i muhît-i “kun fe-yekûn”
Cân-ı maksûd u maksad-ı aksâ
6-Hayf bâşed ki bâz ne şînâsî
Cevher-i cân zi-sahra-i samâ
7-Kâsîmî herçi hest irâdet-i ûst
Ve alâ Rabbinâ tevekkelnâ
Nazm (ın tercümesi)
1- Semaya doğru tükürenin, o tükrük daima yüzüne gelir.
2-Sen eğer yol eriysen, söyle bütün bunlar nedir? Bil ki Hak yolunda mert
olanları bâtıl bilenler, körlerdir.
3-Ebediyet kadehinden içenlerdensin. Güzeller güzeli, ay yüzlüsün.
4-Melekût âleminin pâdişâhları! “Ev ednâ” [150] yakınlığının şahbazları!
5-“Kün fe-yekûn” [151] okyanusunda istenilen cansın, erişilmek istenilen
en son nokta.
6-Yazık olur, eğer ayırt edemezsen katı taşı, can cevherinden.
7-Ey Kâsımî! Âlemde ne varsa O’nun irâdesidir. Bu durumda biz,
Rabbimize tevekkül ettik.

