Marifetnâme · Haziran 28, 2026

Öğrencinin hocasından ders almasının âdâb ve erkânını bildirir

BEŞİNCİ BAB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Üçüncü Madde Üçüncü Madde Öğrencinin hocasından ders almasının âdâb ve erkânını bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki edep ehli şöyle demişlerdir: Öğrencinin hocasından ders almasının âdâb ve …

BEŞİNCİ BAB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Üçüncü Madde

Üçüncü Madde

Öğrencinin hocasından ders almasının âdâb ve erkânını bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki edep ehli şöyle demişlerdir: Öğrencinin

hocasından ders almasının âdâb ve erkânı on beştir:

1-Hocasına selâm vermek ve (derse geldiği sırada onu) ayakta karşılamak.

2-Hocanın izniyle (oturunuz demesiyle) oturmak.

3-(Hocanın huzurunda) namazda durur gibi edeple oturmak.

4-Hocanın huzurunda az (ancak gerektiği kadar) söz söylemek.

5-Hocası soru sormadıkça konuşmamak.

6-Ondan izin almadıkça soru sormamak.

7-Filan âlim senin söylediğinin tersini savunuyor, diyerek ona zıt görüş

ileri sürmemek.

8-Anlatılan konuyu hocasından daha iyi bildiğini ihsas etmemek. [376/a]

9-Derste arkadaşının kulağına gizlice söz söylememek.

10-Başını önüne eğip (derse yoğunlaşarak) etrafa ilgi göstermemek.

11-Yanında biri hocanın gıybetini yapmaya kalkıştığında ağzını sıkıca

tutmak ve mümkünse konuyu kapatmak.

12-Hocanın derse her gidip gelmesinde ayağa kalkmak.

13-Hoca dersi bitirip ayağa kalkınca artık soru sormamak.

14-Hoca yola koyulduğu sırada ona soru sormayıp ardı sıra yürümek.

15-Hocasının evlâdına ve yakınlarına da saygı gösterip ikram etmek.

Kişi, hocasının dış görünüşü itibarıyla kötü bir iş işlediğini görünce ona

hemen muhalefet etmeyip işin aslını araştırıp iç yüzünü öğrenmeye

bakmalıdır. Konunun iç yüzünü hocanın daha iyi bildiğini düşünerek,

hatırına

sû-i

zanda

bulunmak

geldikçe,

Hz.

Mûsâ

ile

Hızır

(aleyhimesselâmın) kıssasını hatırlamalıdır.

İlim öğrenip hocasından feyz almak isteyen herkese şu lâzımdır; hocasına

yukarıda bahsi geçen âdâb ve erkân üzere davranmalıdır ki (Allah’ın

nûrundan bir hisse olan) ilmi elde edebilsin. Nitekim şöyle denilmiştir;

“İlme kavuşan ancak hürmet ve tazimle kavuşmuş, onu kaybeden de

hocasına hürmeti terk ettiği için kaybetmiştir.”

Beyt

Üstâzına ta‘zîm it, zîrâ ki dinilmişdir:

Men allemenî harfen, kad sayyerenî abden.

Günümüz Türkçesiyle

Üstâdına saygılı ol, çünkü şöyle denilmiştir. “Bana bir harf öğretenin

kölesi olurum.”