DÖRDÜNCÜ BÂB · İKİNCİ FASIL · On birinci Madde
On birinci Madde
Zatî muhabbeti bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: Hakk’ın zatının
muhabbeti öyle bir güneştir ki o eşyanın hakikatine doğarak onu
aydınlatmıştır. Cihanın zerreleri o nûr ile dolup varlık sahnesine
çıkmışlardır.
Varlıkların
özlerinin
varlığa
çıkış
mertebeleri
onun
aydınlığıyla meydana gelmiştir. Yaratılmışların şekilleri onun ışığıyla
güzelleşmiştir. Nitekim şiirde şöyle denilmiştir.
Şiir
1. Şemsu’l-mahabbeti fi’l-hakâ’iki eşrakat
Subhâtihâ fe-tezâheru’l-a‘yân
2. Zahare’l-vucûdu bi-nûrihâ fe-telâ’le’et
Envarehû feteşa‘şa‘al-imkân
3. Ve biha’l-cemâlu bedde’l-külli mukevven
Fî-zâtihî fe-tezeyyenu’l-ekvân
Şiir (in tercümesi)
1. Muhabbet güneşi hakikatlere doğdu. Yıldızlar parladı, eşya görünür
oldu.
2. Varlık, muhabbet nûruyla meydana geldi. Nûruyla dolup taştı,
mümkünler aydınlandı.
3. Her şey onunla güzelliğini buldu. Onun zatıyla giyinip zînetlendi süslü
elbisesini.
Gerçek şu ki; mutlak güzellik , bir olan Hakk’ın zatına mahsustur, O’ndan
ayrı düşünülemez. Mutlak muhabbet için, hakikatlerin var olması, zaruri
olarak lâzımdır.
Şu halde (muhabbet) eşyanın hakikatlerine o Mutlak Güzel’den dağıtılıp
her biri kendi payına düşen üstün hazzını almıştır. Ancak o güzelliğin
kemâlini kabul etmekten, imkân âleminin engellemesi ile mahrum
kalmışlardır. Her hakikat, ancak kendi nasibinden müşâhade eylediğine âşık
olmuştur. Şu halde, her hakikat kendi sevdiğinin aynı olmuştur. Şayet söz
konusu hakikatin müşâhadesi, hüviyet-i mutlaka bakımından olduysa ve
müşâhade ettiğini teşhis edip anlamaktan ve bir yere izafe etmekten, yani
her türlü ilintiden mücerret bulduysa, o âşık sâdık muvahhiddir.
Eğer âşık kendi hüviyetiyle perdeli olup o Mutlak Güzel’i tayin etme ve
bir yere izafe etme bakımından müşâhade ettiyse, o gaflet içinde, müşrik
mayalı bulunmuştur. Çünkü o hakikat, ilk müşâhadeye göre Hakk’ın
güzelliğidir ki; zatını zatıyla görüp zatının muhabbetiyle kendi zatına âşık
olmuştur. Ve bu, ikinci müşâhadeye göre yaratılmışların hayalidir ki,
[280/b] kendi aynını aynıyla görüp Cenâb-ı Hakk’ın sıfatları perdesinde
kendi nefsine âşık olmuştur.
Evvelki görüşe göre sevenin durumuna gelince, o kendi aynına yokluk
gözüyle bakarak sevdiğinden muhabbet ve dostluk bulmuştur. İkinci surette
seven ise, kendi nefsine varlık gözüyle (ayn-ı bekâ) bakmış ve sevdiğinin
kapısından düşmanlık ve buğz ile kovulmuştur. Bu makamdaki perde,
enâniyet (benlik) perdesidir. Nitekim İblis’in: “ Ben ondan hayırlıyım ”
(A’raf 7/12) ve Firavun’un da: “ Ben sizin en yüce rabbinizim ” (Nâziât
79/24) demeleri bu enâniyet perdesi cümlesindendir.
Cenâb-ı Hakk’a manevî yakınlık kesb edenlerden, kim ki muhabbette
tayin ve teşhisten nefsini arındırmışsa, onun hâli güçlükte de, kolaylıkta da
aynı kalır, bozulmaz. Belâ ve lütuf anlarında muhabbeti değişmez.
Şiir
1. Hecertu’l-halka tarafî hevâka
Ve eytemtu’l-ıyâle likey erâka
2. Fe-lev kata‘tenî fi’l-hubbî erbâ
Le mâ-hanne’l-fu’âdu ilâ sivâke
Şiir (in tercümesi)
1. Halktan ayrıldım, katına gelirim diye. Evlâdımı yetim bıraktım,
bakarsın diye.
2. Eğer beni sevginde güçsüz kılarsan. Başkasına meyleder, yitiririm
kalbimi.
Zatî muhabbete muhatap olanlar, zatlara ve ruhlara muhabbet etmede
sâdıktırlar.
Özleriyle
ve
ruhlarıyla
âşıktırlar.
Bunlar
birbirlerinin
eziyetlerinden ıstırap duymazlar. Kabahat işlediklerinde birbirlerini
kovuşturarak sorgulamazlar. Gönülleri hoş olduğunda sabrın acılığını
bilmezler. Muhabbetleri bizzat birbirinin zatına olduğundan, birbirlerinin
varlığına ait her hangi bir şeyden, sıfatlarından, davranışlarından ve
âdetlerinden râzı olurlar, birbirinin kusuruna bakmazlar.
Çünkü özünde zatı nûranî ve hakîkatte tertemiz olduğundan bazı şeyleri
yapmakla oluşan karanlık ile söz konusu işten kaynaklanan bulanıklık âşığa
zarar vermez. O ilâhî boyadır ki âşık onunla boyanmıştır. O ezelî bir
temizlik ki âşık onunla temizlenmiştir. O boya ve o temizlik, âşığın zatını
(maddî engellerle oluşan) perdelerin boyasıyla boyanmaktan alıkoymuştur.
Yine o âşığın hakikatini, sonradan meydana gelen yaratılmışlar ile bulanıp
saflığını kaybetmekten korumuştur. Bu durumda o, bütün (manevî)
karanlıklarla karşılaşsa da temizliğini kaybetmez. Bütün (manevî)
bulanıklıklarla karışsa, gönlü kirlenmez. Deniz misali pislikleri uzaklaştırıp
temiz vasfı ile kalır.
Şiir
1. Humu’l-esfiyâ’u’l-hâlisûne zevâtehum
Mukaddesetun en yuğayyırahâ’l-ezâ
2. Hakâyıkuhum tâbet serâ’iruhum saffet
Fe-sâret bi hârin illâ yukaddiruhâ’l-kaza
Şiir (in tercümesi)
1. Asfiyânın kişiliği arınmıştır, tertemiz. Mukaddes ruhları eziyetler
değiştirmez.
2. Sırları berrak onların, hakikatleri hoştur. Deryâ gibidir onlar, ancak
mukadderat dalgalandırır.
Nazm
1. Merhâba ey aşk-ı pâk ey yâr-ı gâr
Her gönül eğlencesi sen ey nigâr
2. Akl-ı külsün câna cânsın ey peder
Hep senin destindedir tedbîr-i kâr
3. Cân-ı âlemsin dahi ayn-ı iyân
Âlemi şevkinle kıldın bî-karâr
4. Hüsn-i ma‘şûk u gam-ı uşşâksın
Sen sana âlemde sen ma‘şûk u yâr
5. Rûz [u] şeb senden bulur nûr u zalâm
Zülf ü rûyun aksidir leyl ü nehâr
6. Bâğ-bân-ı dilsin ey sâkî müdâm
Revnak-ı âlemsin ey bâğ u bahâr
7. Cân gülistânsın sen ey bahr-ı hayât
Hüsn ü ihsânınla buldın iştihâr
8. Âlemi mest eylemiş hoş demlerin
Itr-ı cân u dilsin ey müşk-i Tatar
9. Buldı Hakkı dilde tenhâ sohbetin
Gavs-ı ulvî sensin ey Yûsuf-izâr
Günümüz Türkçesiyle
1. Merhaba ey tertemiz aşk, merhaba can dostu! [41] Her gönlün eğlencesi;
ey nazlı, ey sevgili!
2. Akl-ı külsün [42] cana cansın ey peder! İşin tedbiri hep senin kudret
elindedir.
3. Âlemin canısın sen, hem de eşyanın aslı. Aşkınla dönen âlem, şevkinle
kararsız kaldı.
4. Sevilende güzellik, sevende gamsın. Âlemde yine sana, sen mâşuksun;
[43] sen yârsın
5. Senden alır gündüz aydınlığını, gece karanlığını. Gündüz yüzünün,
gece de saçının aksidir.
6. Gönlümün bahçıvanısın ey sâkî, [44] daima. Sen âlemin güzelliğisin, ey
bağ ve bahar!
7. Can gülistânısın, baharsın; ey hayat denizi! Güzelliğinle şöhret buldun,
ihsanınla bilindin.
8. Senin hoş demlerin âlemi mest etmiştir. Ey Tatar Miski! Can ve gönül
kokususun.
9. Hakkı, gönül sohbetini, yalnız seninle buldu. Ey Yusuf yanaklı! Yüce
gavs [45] sensin. [281/a]

