-2. CİLT- · 179 – OTURARAK NAMAZ KILMAK






950 – Abdullah bin Amr radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
– Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem:
“- Bir kimsenin namazı oturarak kılması (sevap bakımından) namazın
yarısıdır” buyurdu.
– Peygamberimize gelmiştim. O’nu oturarak namaz kılar buldum. Elimi
başıma koydum. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz:
“- Ey Abdullah neden düşünüyorsun?” dedi. Ben de:
– Ey Allah’ın Rasûlü senin (bir kimsenin oturarak kıldığı namaz, namazın
yarısıdır.) buyurduğunu işittim. Halbuki siz de oturarak namaz kılıyorsunuz.
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem:
“- Evet öyledir ama ben sizden biriniz gibi değilim” buyurdu. [67]
İZAH
Farz namazlarını ayakta kılmak farzdır. Mazeretsiz oturarak kılmak câiz
değildir.
Nafile namazları ayakta kılmak sünnettir. Oturarak kılmak da câizdir. Bu
hadis-i şerif, bir nafile namazı ayakta kılanla mazeretsiz oturarak kılan
arasındaki derece farkını gösteriyor. Ayakta kılan on sevap alacaksa,
oturarak kılan beş sevap alır. Bu hadis-i şeriften Rasûl-i Ekrem sallallahu
aleyhi vesellem Efendimizin ibadetlerinin bizimkilerle mukayese
edilemeyeceği de anlaşılmaktadır.




951 – İmran bin Husayn radıyallahu anh’dan rivâyet olunduğuna göre:
Bir kimsenin oturarak namaz kılmasından Rasûlullah sallallahu aleyhi
vesellem’e sordu. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “- Onun ayakta
namaz kılması, oturarak kılmasından faziletlidir. Oturarak kıldığı namaz
(sevap bakımından) ayakta kıldığı namazın yarısı, uyurcasına (uzanmış)
olarak kıldığı namaz da oturarak kıldığı namazın yarısıdır” buyurdu. [68]
İZAH
Nafile namazları ayakta kılmaya gücü yeten kimsenin bu namazları
oturarak kılması sevabını yarıya düşürdüğü gibi oturarak kılmaya gücü
yetenin de uyurcasına uzanarak kılması da sevabı yarıya düşürür demektir.
Uyanık olarak oturduğu yerden namaz kılmaya muktedir olan kimse uykulu
uykulu gafletle namaz kılarsa, oturarak kılacağı namazın yarısı kadar sevap
alır.
Oturmaya gücü yetmeyen kimse İmam Azam Hazretlerine göre ayaklarını
kıbleye uzatır, ensesi altına bir şey koyarak başını biraz kaldırarak kılar.
İmâm-ı Şâfiî Hazretlerine göre yan yatar, göğsünü kıbleye çevirerek kılar.
Bu hadis-i şeriften farz namazları özründen dolayı oturarak kılan ayakta
kılanın yarı sevabını, uyurcasına uzanıp kılan da, oturarak kılanın yarı
sevabını alır, manası anlaşılabilirse de, özründen dolayı oturarak kılanın,
ayakta kılandan sevabı eksik olamaz diye itiraz edilmiştir.
Mazeretsiz uzanarak nafile kılmak sünnette sabit olduğu için bazı ilim
adamlarınca câiz kabul edilmiştir. Şâfiî’nin iki görüşünden birisi böyledir.
Mâlikî mezhebinde de üç görüşten birincisi böyledir. Hasan-i Basrî
Hazretlerinden de Tirmizî câiz olduğunu rivâyet etmiştir. (Mealimü’s-
Sünen, c. 1, s. 445-46, Menhel, c. 6, s. 58, Avnül Ma’bûd, c. 1, s. 358)



952 – İmran bin Husayn radıyallahu anh’dan:
– Bende nasır vardı onun için Rasûlullah sallallahu aleyhi vesel-lem’e
(Nasıl namaz kılacağımı) sordum.
“- Ayakta kıl, eğer gücün yetmezse oturarak kıl, ona da gücün yetmezse
yanın üzerine (uzanarak) kıl” buyurdu. [69]
İZAH
İslâm dininde güçlük yoktur. Allah (c.c) insanlara gücünün yetmeyeceği bir
şeyi yüklemez.
Dinimizde gösterilen bu kadar kolaylık karşısında tansiyonu olduğu,
belinde ağrı bulunduğu, ayağında nasır çıktığı için namaz kılamadığı,
iddiasında olanların mazeretlerinin bir mana ifade etmediği meydandadır.
Buhari’nin rivâyetinde çoğul sîgası ile “bende Bevasır = Basurlar” vardı
diye rivâyet olundu.
Nâsur: İyi olmayan yara demektir. Bizim nasır dediğimiz şey de bunun bir
nevidir.



953 – Aişe radıyallahu anha’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:
– Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’i “gençliğinde” gece namazlarında,
katiyen oturarak okuduğunu görmedim. Yaşlanınca, (namazında) oturur
okur (okur) otuz veya kırk ayet kalınca kalkar, kalan ayetleri okur, sonra
secde ederdi. [70]
İZAH
Bu hadis devamlı ayakta duramayacak durumda olanların iftitah tekbirinden
sonra oturup, kıraatın çoğunu oturarak okuduktan sonra ayağa kalkarak geri
kalanı ayakta okuyup, sonra rûkua inerek bir rekatta oturup, hem de bir
miktar ayakta durmanın câiz olacağına delâlet eder.
Ebû Hanife ve Mâlik Hazretlerinin görüşleri de böyledir.






954 – Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in zevcesi Aişe radıyallahu
anha’dan:
– Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem oturduğu halde namaz kılardı.
Kıraatından otuz veya kırk ayet kalınca kalkar, onu ayakta okur, sonra rükû
yapar, sonra secde eder, sonra ikinci rekatta da tıpkı böyle yapardı.
Ebû Dâvud dedi ki:
Bu hadisi Alkame bin Vakkas Aişe radıyallahu anha’dan o da Rasûlullah
sallallahu aleyhi vesellem’den rivâyet etti. [71]



955 – Aişe radıyallahu anha’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:
– Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem gecenin uzun bir bölümünde ayak
üstü, uzun bir bölümünde de oturarak namaz kılardı. Ayakta kıldığı vakit,
ayakta rükû yapar, oturarak kıldığı vakit de, oturarak rükû yapardı. [72]
İZAH
Bu hadisle bundan önce geçen iki hadis arası şöyle bulunabilir.
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz kıraatı tamamen oturarak
okuduğu zaman rûkuu oturarak yapardı. Tamamını ayakta okuduğu vakitte,
rûkuu ayakta yapardı. Oturarak okuduğu vakit ayakta yapmak isterse, ayağa
kalkar, kıraatın bir kısmını ayakta okuyarak rûkua inerdi. Böylece kıraatın
rûkua yakın olan kısmını ayakta yapmış olurdu.
Bir de Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin bazen öyle
yapmış, bazen de böyle yapmış olmasında bir mani yoktur.



956 – Abdullah bin Şakîk radıyallahu anh’dan:
Hz. Aişe radıyallahu anha’dan Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem bir
rekatta bir sûre okur muydu? dedim. Aişe radıyallahu anha:
– Evet; Mufassal sûre(lerden okurdu) dedi.
Oturarak namaz kılar mıydı? dedim.
– Evet insanlar onu yordukları vakit (kılardı) dedi.
İZAH
Hatm: Kuru otu ortasından kırmak demektir. Burada; yormak, yıpratmak,
ihtiyarlatmak manalarına gelir.
Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem gençliğinde oturarak namaz
kılmazdı. Ümmetinin dertleriyle dertlene dertlene yaşlanıp yıprandığı vakit
oturarak da namaz kılardı.

