Marifetnâme · Haziran 28, 2026

Rasûl-i Emîn (s.a.v)’in üstün ahlâkını, ashâb-ı kirâmın, tâbiînin ve İslâm âlimlerinin…

BEŞİNCİ BAB · BİRİNCİ FASIL · Birinci Madde Birinci Madde Rasûl-i Emîn (s.a.v)’in üstün ahlâkını, ashâb-ı kirâmın, tâbiînin ve İslâm âlimlerinin güzel hallerini özetle bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki edep ehli …

BEŞİNCİ BAB · BİRİNCİ FASIL · Birinci Madde

Birinci Madde

Rasûl-i Emîn (s.a.v)’in üstün ahlâkını, ashâb-ı kirâmın, tâbiînin ve İslâm

âlimlerinin güzel hallerini özetle bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki edep ehli büyüklerimiz şöyle demişlerdir: O

Hannân, Rahmân, Raûf, Rahîm, Settâr, Halîm, Vedûd ve Kerîm olan Allah

teala hazertelerinin Kelâm-ı Kadîm’inde; “ (Habibim!) Hakikaten sen

büyük bir ahlâk üzeresin” (Kalem, 68/4) hitâbı makamında mukîm

bulunan refîk, şefîk, halîm ve selîm olan Muhammed-i emîn, o düşkünlerin

yardımcısı, Habîb-i Ekrem ve Nebiyy-i Muhterem (s.a.v.) hazretlerinin

Hudâ’nın mahlûkatıyla muamelede takip ettiği güzel ahlâkı ve bütün

insanlarla olan münasebetlerinde kendisiyle kolay anlaşılır ve dostluk

kurulur olması, güvenilirliği, ashâbıyla sohbetinde takip ettiği güzel

muamelesi, muhtereme hanımları ve evlâdıyla güzel geçinip tatlılıkla

konuşması, ona tâbi olup izince giderek onun ve “Allah’ın ahlâkıyla

ahlâklanın” [194] emrine tutunan ashâb-ı kirâmın, evliyânın büyüklerinin,

İslâm âlimlerinin, selef-i sâlihînin daima yapmayı alışkanlık edindikleri

davranış ve âdetleri, tavırları ve tabiatları, bütün halka güzel ahlâkın

erdemleriyle lütuf ile muamele edip tatlı dille konuşmaktı.

Herkese müsâmaha ile davranıp uyum içinde insanlara karışmaktı,

cemiyete katılmaktı. Kırıcı ve dışlayıcı olmayan uygun bir dille sohbet

etmekti. Yumuşaklıkla nasihat ve muhabbet etmekti. Tevâzu, şefkat ve

güleryüzle dostluk kurmaktı. Cömertçe hizmet edip yiğitçe ihsanda

bulunmaktı. İkram ederek dostluk kurmaktı, hayâ ile mürüvvet sahibi

olmaktı. Güleryüzle arkadaşlık etmek, tahammülle komşuluk edip

affedicilikle şefaat göstermek ve her bakımdan cömertçe davranmaktı (cûd

ve sehâ). Sevgiyle konuşmaktı, lütufkar davranarak nezaket göstermekti.

Vakarla, sükûnetle davranıp bir şey rica edene anlayış göstermekti.

Doğrulukla koruyup kollayıcı olmak ve herkese yardım elini [368/a]

uzatmaktı. Herkes hakkında hayır dualar edip herkes hakkında hüsn-i zan

sahibi olmaktı. Herkesin bir şekilde güzel yanını görüp övmekti. Nefsini

hakîr görüp dostlarını överek yüceltmekti. Ayıp ve kusurları örtüp

insanlardan eziyeti kaldırmaktı. İnsanların yaptıkları iyilik ve ihsanı

dillendirip kendi yaptıklarını hemen gizlemekti. Küçüklere merhamet edip

büyüklere saygı göstermekti ve bunlar gibi güzel hasletlerdi.

Şu halde, bizler için her şeyden önemli ve lüzumlu olan, Habib-i Ekrem

(s.a.v) hazretlerine tâbi olup yoluna uymaktır. Onun ve ashâbının âdetleri ve

âdâbınca gitmeyi itiyad edinip onların edebiyle edeplenmektir. Kalpleri

evirip çeviren Allah’ın rızâsını gönüllerde arayıp bulmaktır. Onun için

bütün halka gayet yumuşaklıkla ve şefkatle muamele etmektir.

Nazm

1-Ma‘den-i eltâf idi Peygamber itmezdi gulüv

Hüsn-ı ahlâk ile zâtı olmuş idi dopdolu

2-Halka eylerdi tevâzu‘ ger şerîf ü ger vazî‘

Nefsi toprak gibi alçak gönlü su misli duru

3-Sevse ger buğz eylese Allâh içün eylerdi ol

Kendi nefsiyçün sevip hem olmadı hergiz adüv

4-Gülmedi hîç kahkahayla söğmedi hiç nesneye

Lutf ile bessâm idi yüzü güleç ol mâh-rû

5-Hürmet ü lutf u hayâ vü hilm ile mevsûf idi

Kimseye lâ dimedi kim gelse ana yalvaru

6-Kendi ehl-i beyti hâcâtın görürdi kendisi

Dâ’imâ miskînler ile otururdı ol ulu

7-Na‘l ü sevbine yamalıklar dikerdi giyinüp

Hasta görmek ta‘ziye içün yürürdü ey amû

8-Geh binerdi nâka geh at u katır geh merkebe

Ardına âdem alurdı olsa idi almalu

9-Geh terebbu‘ eyler idi geh dikerdi bir dizin

Mecma‘u’l-âdâb idi mahfî iyân yüzi sulu

10-Arpa etmeğine yâhûd mercimek çorbasına

Kılsalar da‘vet varırdı aramazdı reng ü bû

11-Yerdi üç parmak ile tatlı yalardı anları

Besmeleyle üç nefesde su içerdi dinlenü

12-İ‘tizâr itseydi kimse özrün eylerdi kabûl

Yoğ idi indinde lutf ile keremden sevgilü

13-Dursa zikru’llâh idi otursa zikru’llâh idi

Kimseye virmezdi cân u gönlünü illâ ki hû

Günümüz Türkçesiyle

1-Lütuflar kaynağıydı Peygamber, taşkınlık etmezdi. Güzel ahlâk ile zâtı

dopdolu olmuştu.

2-İster ululardan olsun ister ahaliden, halka tevâzu ederdi. Nefsi toprak

gibi mütevâzı, gönlü su misali duru.

3-Sevse de, buğz etse de Allah için ederdi. Kendi nefsi için sevmedi hem

aslâ düşmanlık etmedi.

4- Hiç gülmedi kahkahayla, hiç kimseye sövmedi. Lütf ile tebessüm eden,

güler yüzlü bir aydı.

5-Hürmet, lütuf, hayâ ve hilm sıfatlarına sahipti. Gelip kendisine yalvaran

hiç kimseye hayır demedi.

6-Kendi ev halkının ihtiyacını, kendi görürdü. Daima miskinlerle otururdu

o yüce insan.

7-Elbiselerine yamalık diker, öyle giyinirdi. Hasta ziyareti ve taziye için

yürürdü ey emmim!

8-Deveye, katıra, ata, merkebe bile binerdi. Hayvanın gücü yeterse,

terkisine adam alırdı.

9-Bağdaş kurup oturur, bir dizini dikerdi. Bütün edepleri şahsında

toplamıştı; mahfî [195] idi hem gözü nemli.

10-Arpa ekmeğine yahut mercimek çorbasına davet etseler giderdi;

sofrada çeşit aramazdı..

11-Yemeği üç parmakla yer, parmağını yalardı. Besmeleyle üç nefeste

dinlenerek su içerdi.

12-Biri ondan özür dilese, özrünü kabul ederdi. Ona göre lütufla

cömertlikten sevgili şey yoktu.

13-Otursa, ayağa kalksa hep Allah’ı zikrederdi. Cânını, gönlünü, O’ndan

başkasına vermezdi.