-2. CİLT- · 151 – RÜKÛ VE SECDEDE NE DENİLİR?




869 – Ukbe bin Âmir radıyallahu anh’dan: (Fesebbih bismi rabbikel azîm) Rabbini azîm ismiyle tesbih et. (Vakıa 74) ayeti inince Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “Bunu rükûnuzda söyleyin.” (Sebbih isme rabbikel alâ: Rabbini alâ ismiyle tesbih et) ayeti inince de, “bunu secdelerinizde okuyunuz” buyurdu. [21]




870 – Ukbe bin Âmir radıyallahu anh’dan: Aynı manâda şu ziyâde ile rivâyet edildi. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem rükû yaptığı vakit üç defa “Sübhane rabbiyel-azim Vebihamdihi” der. Secde ettiği vakitte üçer defa “Sübhane Rabbiyel-Alâ Vebihamdihi” derdi. Ebû Dâvud şöyle diyor: Şu (vebihamdihi) ziyadenin mahfuz olmamasından korkarız.
İZAH
Ebû Dâvud’un mahfuz olmamasından korktuğu ziyâde (Vebihamdihi) kelimesidir. İbn-i Mâce aynı hadisi tahric etti. Fakat “vebihamdihi” kelimesini zikretmedi.




871 – Huzeyfe radıyallahu anh’dan: Peygamber sallallahu aleyhi vesellem ile berâber namaz kıldı. Peygamberimiz rükûunda (Sübhane Rabbiyel azîm) secdesinde de (Sübhane Rabbiyel Alâ) derdi. Rahmet ayetine rastladığında mutlaka orada okumayı keser (Rahmet) ister, azap ayetine geldiğinde de durur (azaptan) sığınırdı. [22]
İZAH
Farz namazlarda azap ayetleri geçtikçe orada Allah’a sığınmak, rahmet ayetlerine gelince rahmet dilemek mekruh kabul edilmiş. Nafilelerde ise bunda beis görülmemiştir. Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem’in kıldığı namaz nafile bir namaz olabilir veya nadiren de olsa farzlarda yapmış olması mümkündür (Bezl-ül-Mechud, c. 5, s. 143)


872 – Aişe radıyallahu anha’dan: Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem rükûunda ve secdesinde “Sübbûhun” (Şanına yakışmayan şeylerin hepsinden beri) “Kuddûsün (layık olmayan her şeyden temiz) Rabbul melâiketi verruhi” (meleklerin ve ruhun rabbı) derdi. [23]
İZAH
Rûh Cibrilin diğer ismi, veya sadece Kadir gecesinde yeryüzüne inen büyük bir meleğin ismidir. Bize göre melekler nasılsa meleklere göre de ruh öyle başka bir yaratık denilmiştir. İnsanların hayatının sebebi olan yaratığa rûh denildiği gibi Kur’an’ı Kerim’e ve Hazreti İsa’ya da ruh denilmiştir.






873 – Avf bin Mâlik El Eşcaî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: Bir gece, Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem ile namaza kalktım. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem (namaza) kalktı. Bakara sûresini okudu, her rahmet ayetine geldikçe durdu ve (Allah’a sığındı). Sonra “Kahr ve kudret sahibi, ululuk ve azemet sahibi olan (Rabbimi) tesbih ederim” diyerek kıyamı kadar rükûda kaldı. Sonra yine kıyamı kadar secdede kaldı Secde halinde iken de bu dualara benzer dualar okudu. Sonra kalkıp (üçüncü) rekatta bir sûre (dördüncü rekatta) bir sûre okudu. [24]










874 – Huzeyfe radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre: Bir gece Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’i namaz kılarken gördü. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem tekbir alıp üç kere “Zülmelekütü vel Ceberûtü vel Kibriyâi Velazameti” diyor. Sonra Bakara sûresini okuyor, sonra rükû yapıyor. Rükûu “uzunlukta” ayakta durması kadardı. Rükûda, “Sübhane rabbiyel azîm, Sübhane rabbiyelazîm,” derdi. Secdesinde ise “Sübhane Rabbiyel alâ” derdi. Sonra secdeden başını kaldırır, iki secde arasında secdesi kadar oturur ve: – “Ya Rabbi beni mağfiret eyle, beni mağfiret eyle” der. Böylece dört rekat kılar. “Bakara, Âl-i İmran, Nisa ve Maide veya Enam” süresini okurdu. Şu’be: Hangi sureyi okuduğunda şüphe etti. [25]

