-2. CİLT- · 152 – RÜKÛ VE SECDELERDE DUA


875 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur: “- Kulun secdedeki ânı, Rabbına en yakın olduğu andır. Onun için (secdede) duayı çoğaltın.” [26]





876 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan: – Cemaat, Ebû Bekir radıyallahu anh’ın arkasında saf tutmuşlardı. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem perdeyi açtı ve: “- Ey nâs, nübüvvet müjdelerinden Müslümanın göreceği veyahut ona görülecek sâlih rüyadan başka bir şey kalmadı. Ben rükû ve secde hallerinde okumaktan nehy olundum. Rükûda Rabbinizi tazim edin, secdelerde duaya çalışın, secdede yapacağınız duâ kabule şayandır.” [27]


877 – Aişe radıyallahu anha’dan rivâyet edildiğine göre şöyle dedi: – Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, rükû ve secdesinde, şunu çok söylerdi: “- Sübhâneke Allahümme Rabbena ve Bihamdike, Allahümme İğfirli” (Seni tesbih ederim. Ey rabbimiz, sana hamd olsun, yâ rabbî beni bağışla) der. Kur’an’a muvafakat ederdi. [28]
İZAH
Yeteevvelü’l-Kur’an: Kur’an’ın emir ettiğini yapardı. Kur’an’ın emrine uyardı, demektir. “Nasr” suresinde rabbına hamdle tesbih et, rabbına istiğfar et, çünkü; rabbın tevbeleri kabul edicidir, buyrulmuştur. Rükû ve secdede böyle tesbihte bulunup, istiğfar eden kimse, Kur’an’ın bu ayetine uymuş olur.



878 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan: – Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem secdelerinde: “- Yâ rabbî benim günahımın büyüğünü, küçüğünü, evvelini, âhirini hepsini bağışla” derdi. (İbn-i Serh rivâyetine göre) (açığını ve gizlisini de) cümlesini ziyâde etti. [29]
İZAH
Dikka: İnce, ufak manasınadır. Burada: Küçük manasına gelir. Cille: Büyük olanı demektir.




879 – Aişe radıyallahu anha’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: – Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’i bir gece (yatakta) bulamadım. Secde yerine dokundum, ayaklarını dikmiş olarak secde ediyor ve: “- Gazabından rızana. Azabından affına, senden sana sığınırım, senin kendini senâ ettiğin gibi, ben seni senâya takat getiremem.” diyordu. [30]

