-2. CİLT- · 144 – RÜKÛDAN KALKTIĞIMIZDA NE SÖYLENİR?










846 – Ubeyd bin Hasan radıyallahu anh’dan: İbn-i Ebû Evfâ’nın şöyle dediğini işittim. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem rükûdan başını kaldırdığı zaman: “Hamd edenin hamdini Allah işitir. (Kabul eder) Ey Allahım gökler ve yerler dolusu, bunlardan sonra dilediğin şeyler dolusu sana hamd olsun” buyurdu. Ebû Dâvud dedi ki: Süfyân-ı Sevrî ve Şu’be bin Haccac, Ubeyd Ebû Hasan’dan bu hadisi rivâyet etti. O rivâyette (rükûdan sonra) cümlesi yoktur. Süfyân dedi ki, sonra Şeyh Ebû’l Hasan, Ubeyd’e rastladı. O hadiste rükûdan sonra cümlesini zikretmedi. Ebû Dâvud dedi ki: Bu hadisi Şu’be Ebû İsmet’ten, Ameş’ten o da Ubey’den rivâyet etti. Bu rivâyette (rükûdan sonra) cümlesini zikretti. [6]










847 – Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’dan: Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “Semiallahu limen hamide” dediği vakit “Ey Allah, ey bizim Rabbımız Sana gökler dolusu hamd olsun.” derdi. [7] Müemmil rivâyetinde şöyle dedi: (Sana) Gökler, yer ve bunlardan sonra dilediğin şey dolusu (Hamd olsun.) Ey övmeğe ve ululuğa lâyık Rabbım. Kulun söylediği sözün en uygunu, “hepimiz sana kuluz. Senin verdiğine kimse mani olamaz,” sözüdür. Mahmud (Bin Hâlid): Senin menettiğine kimse veremez, cümlesini ziyâde etti. Sonra râvîler şu cümlede ittifak ettiler. Varlık ve saltanatla bahtiyarlaşan kimseyi bu bahtiyarlığı senin azabından kurtaramaz. (Ancak Salih ameli getirebilir) Bişr (rivâyetinde “Allahümme” demeksizin,) “Bizim Rabbımız hamd sana mahsustur” dedi. Mahmud rivâyetinde: “Bizim Rabbımız “ve” hamd sana mahsustur” dedi de başında “Allahümme” lafzını söylemedi.




848 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan: “- İmam, “Allah hamd edenin hamdini kabul eder.” dediğinde: Siz de, “Ey Allah, ey bizim Rabbimiz, hamd sana mahsustur,” deyin. Kimin sözü meleklerin sözüne muvafık gelirse, geçmiş günahları bağışlanır” buyurdu. [8]



849 – Âmir radıyallahu anh’dan: – Cemaat imamın arkasında, “Semiallahü limen hamideh” demez, lâkin “Rabbenâ lekel hamd” derler.

