ÜÇÜNCÜ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · DÖRDÜNCÜ FASIL · Birinci Madde
Birinci Madde
Rızanın fazîletlerini âyet-i kerime ve hadis-i şeriflerle açıklar.
Ey azîz! Bilinmelidir ki Hak teala kullarına inayetiyle rızayı öğretip
müjdeleyerek şöyle buyurmuştur:
“Allah onlardan râzı olmuştur, onlar da Allah’tan râzı olmuşlardır. İşte
büyük kurtuluş ve kazanç budur.” (Mâide, 5/ 119) “Gecenin bir kısım
saatleriyle gündüzün etrafında (iki ucunda) da tesbih et ki, sen, Allah’tan
hoşnut olasın.” (Tâhâ, 20/130) “Orada Allah’ın mağfireti ve rızası vardır.”
(Hadîd 57/20) “Rab’leri katından onlara bir rahmet ve hoşnutluk vardır.”
(Tevbe, 9/21) “Allah’ın rızası ise, hepsinden büyüktür. İşte büyük kurtuluş
da budur.” (Tevbe, 9/72) “Allah onlardan râzı olmuştur, onlar da Allah’tan
râzı olmuşlardır.” (Tevbe, 9/100)
İşte onlar, Allah’ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki kurtuluşa erecek de
sadece, Allah’ın tarafında olanlardır.” (Mücâdele, 58/22) “Ey huzura
kavuşmuş insan, Sen O’ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabb’ine
dön.” (Fecr, 89/ 27-28) “Allah kendilerinden hoşnut olmuş, onlar da
Allah’tan hoşnut olmuşlardır. Bu söylenenler hep Rabb’inden korkan
kimseler içindir.” (Beyyine, 98/ 8)
Ve hadis-i kudsîde buyrulmuştur ki: “Ey âdemoğlu! Kim benim kazama
râzı olmaz, verdiğim sıkıntılara karşı sabırlı davranmazsa kendine başka
bir Rab arasın.” [410] “Ey âdemoğlu! Benden gelene râzı ol ki ben de senden
râzı olayım ve seni muhabbetimle rızıklandırayım.” “Ey âdemoğlu! Sen
istersin, ben de isterim. Ancak (nihayetinde) benim dilediğim olur. Ne
zaman benim muradımdan râzı olursan, sana dilediğini veririm.” “Ey
âdemoğlu! Senin için kazama râzı olmandan başka şifâ yoktur. Ey
âdemoğlu! Ben senin günbegün edâ ettiğin namazlardan râzıyım, sen de
benim her gün sana verdiğim rızıktan râzı ol. Ben nasıl ki senden yarınki
namazı istemiyorsam, sen de benden yarınki rızkını isteme. Ey âdemoğlu!
Bana mânen yaklaşan kullarım (mukarrebûn), kazama râzı olmaktan daha
sevimli bir şeyle zatıma yaklaşamadılar.” “Kulum! Sen bana kazama râzı
olmaktan daha sevimli bir şeyle yaklaşamazsın.”
Azze ve celle hazretleri buyurdu ki: “Kulum, benden râzı olursan, ben de
senden râzı olurum. İhtiyacın olanı sadece benden istersen, onu sana
veririm.” Azze ve celle hazretleri buyurdu ki: “Kulum, benim rızam senin
hükmüme rıza göstermendedir. Şayet benim kazama boyun eğersen, rızama
kavuşursun.”
Ve Hazret-i Habib-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.) şöyle dua etmişlerdir:
“Allah’ım! Kazana rıza istiyorum.” [411] Ve buyurmuştur ki: “Hak teala o
kimseye merhamet eylesin ki; nefsini bilmiştir ve diline [259/b] hâkim
olmuştur ve Rabb’inin kazasına râzı olmuştur.” Ve buyurmuştur ki: “Hak
tealanın yeryüzünde öyle kulları vardır ki, gönülleri güneşten daha
aydınlıktır, davranışları peygamberlerin davranışlarına benzer. Onlar için
dünyada ne az vardır, ne çok. Hak teala her ne kısmet etmişse onlar ona
râzı olmuşlar ve Hakk’ın rızasını bulmuşlardır.” Ve buyurmuştur ki: “Hak
teala rahat ve huzuru rızada, sıkıntı ve üzüntüyü ise kazaya râzı olmamakta
kılmıştır.” Ve buyurmuştur ki: “Kim ki Hak tealanın verdiği az rızka râzı
olursa, Allah da ondan az amel ile râzı olur.” Ve buyurmuştur ki: “Kim ki
Hak tealadan râzıdır, bilsin ki Hak teala da ondan râzıdır.»
Çünkü Hak teala Kur’ân-ı Kerim’de “Allah onlardan hoşnut olmuştur.
Onlar da O’ndan râzı olmuşlardır.” (Beyyine, 98/8) buyurmuş ve kendi
rızasının kulların rızasından önce geldiğini duyurmuştur.”
Ve buyurmuştur ki: “Allah katında amellerin en fazîletlisi ve en sevimlisi
O’ndan râzı olmak ve O’na muhabbet etmektir.” Ve buyurmuştur ki: “Kim
ki Hakk’ın rızasını, insanların hoşlanmadığı şey ile talep ederse, Hak teala
ondan râzı olup insanları da ondan râzı eder. Her kim de insanların rızasını
Hakk’ın hoşnutsuzluğunda ararsa, Hak teala ona buğzeder ve insanları da
ondan uzaklaştırır.” Ve buyurmuştur ki: “Hayrın tamamı, kazaya rıza
göstermektedir. Şayet rıza göstermezsen sabret ki sabrın zamanla rızaya
dönüşür.” Ve buyurmuştur ki: “İmanın kemâli kazaya râzı olup belâya
sabretmekle elde edilir.”
Nazm
1- Habîb-i Hak’dan öğren kîmyâ hoş
Ne kim Allâh iderse vir rızâ hoş
2- Gelür çün kalbe hüzn ü elem-i gam
Çek anı sen sana bil âşinâ hoş
3- Nüzûl eyler havâtır kalbe Hak’dan
Kabûl it cümleye di merhabâ hoş
4- Misafirdir gam it izzet ana kim
Gide senden Hudâ’ya her belâ hoş
5- Seni gam bulmasun illâ ki handân
Sakın redd itme derdi bil devâ hoş
6- Mübârekdir bu gam hergiz dükenmez
Ne gamdır bîl ni‘amdır dil-rübâ hoş
7- Cefâdan kaçma nâ-merd olma Hakkı
Cefâdan merd-i Hak bulmuş safâ hoş
Nazm (ın tercümesi)
1- Kimyâyı Hakk’ın Habib’inden öğrenmek, ne hoş. Allah’ın verdiği her
ne ise, râzı olmak ne hoş.
2- Baktın ki gönlüne hüzün ve elem geliyor. Onlara öylece katlan ve
gelenleri kendine âşinâ bil.
3- Havatır [412] kalbe Hak katından gelir. Bunu kabul et, herkese hoşça
merhaba de.
4- Gam, kalbe gelen misafirdir; ona hoşça bak. Böylece belâları üstünden
savmış olursun.
5- Gam seni ancak handân [413] olarak bulsun. Derdi reddetme sakın, onu
hoşça devâ bil.
6- Gam ne mübarektir, aslâ tükenmez. “Gam ne nimettir, gönül
eğlencesidir” derler, hoşça.
7- Cefâdan kaçma, na-merd olma Hakkı! Erenler cefâ ile ne hoş safâ
bulmuştur.

