Marifetnâme · Haziran 28, 2026

Rızanın fazîletlerini âyet-i kerime ve hadis-i şeriflerle açıklar

ÜÇÜNCÜ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · DÖRDÜNCÜ FASIL · Birinci Madde Birinci Madde Rızanın fazîletlerini âyet-i kerime ve hadis-i şeriflerle açıklar. Ey azîz! Bilinmelidir ki Hak teala kullarına inayetiyle rızayı öğretip …

ÜÇÜNCÜ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · DÖRDÜNCÜ FASIL · Birinci Madde

Birinci Madde

Rızanın fazîletlerini âyet-i kerime ve hadis-i şeriflerle açıklar.

Ey azîz! Bilinmelidir ki Hak teala kullarına inayetiyle rızayı öğretip

müjdeleyerek şöyle buyurmuştur:

“Allah onlardan râzı olmuştur, onlar da Allah’tan râzı olmuşlardır. İşte

büyük kurtuluş ve kazanç budur.” (Mâide, 5/ 119) “Gecenin bir kısım

saatleriyle gündüzün etrafında (iki ucunda) da tesbih et ki, sen, Allah’tan

hoşnut olasın.” (Tâhâ, 20/130) “Orada Allah’ın mağfireti ve rızası vardır.”

(Hadîd 57/20) “Rab’leri katından onlara bir rahmet ve hoşnutluk vardır.”

(Tevbe, 9/21) “Allah’ın rızası ise, hepsinden büyüktür. İşte büyük kurtuluş

da budur.” (Tevbe, 9/72) “Allah onlardan râzı olmuştur, onlar da Allah’tan

râzı olmuşlardır.” (Tevbe, 9/100)

İşte onlar, Allah’ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki kurtuluşa erecek de

sadece, Allah’ın tarafında olanlardır.” (Mücâdele, 58/22) “Ey huzura

kavuşmuş insan, Sen O’ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabb’ine

dön.” (Fecr, 89/ 27-28) “Allah kendilerinden hoşnut olmuş, onlar da

Allah’tan hoşnut olmuşlardır. Bu söylenenler hep Rabb’inden korkan

kimseler içindir.” (Beyyine, 98/ 8)

Ve hadis-i kudsîde buyrulmuştur ki: “Ey âdemoğlu! Kim benim kazama

râzı olmaz, verdiğim sıkıntılara karşı sabırlı davranmazsa kendine başka

bir Rab arasın.” [410] “Ey âdemoğlu! Benden gelene râzı ol ki ben de senden

râzı olayım ve seni muhabbetimle rızıklandırayım.” “Ey âdemoğlu! Sen

istersin, ben de isterim. Ancak (nihayetinde) benim dilediğim olur. Ne

zaman benim muradımdan râzı olursan, sana dilediğini veririm.” “Ey

âdemoğlu! Senin için kazama râzı olmandan başka şifâ yoktur. Ey

âdemoğlu! Ben senin günbegün edâ ettiğin namazlardan râzıyım, sen de

benim her gün sana verdiğim rızıktan râzı ol. Ben nasıl ki senden yarınki

namazı istemiyorsam, sen de benden yarınki rızkını isteme. Ey âdemoğlu!

Bana mânen yaklaşan kullarım (mukarrebûn), kazama râzı olmaktan daha

sevimli bir şeyle zatıma yaklaşamadılar.” “Kulum! Sen bana kazama râzı

olmaktan daha sevimli bir şeyle yaklaşamazsın.”

Azze ve celle hazretleri buyurdu ki: “Kulum, benden râzı olursan, ben de

senden râzı olurum. İhtiyacın olanı sadece benden istersen, onu sana

veririm.” Azze ve celle hazretleri buyurdu ki: “Kulum, benim rızam senin

hükmüme rıza göstermendedir. Şayet benim kazama boyun eğersen, rızama

kavuşursun.”

Ve Hazret-i Habib-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.) şöyle dua etmişlerdir:

“Allah’ım! Kazana rıza istiyorum.” [411] Ve buyurmuştur ki: “Hak teala o

kimseye merhamet eylesin ki; nefsini bilmiştir ve diline [259/b] hâkim

olmuştur ve Rabb’inin kazasına râzı olmuştur.” Ve buyurmuştur ki: “Hak

tealanın yeryüzünde öyle kulları vardır ki, gönülleri güneşten daha

aydınlıktır, davranışları peygamberlerin davranışlarına benzer. Onlar için

dünyada ne az vardır, ne çok. Hak teala her ne kısmet etmişse onlar ona

râzı olmuşlar ve Hakk’ın rızasını bulmuşlardır.” Ve buyurmuştur ki: “Hak

teala rahat ve huzuru rızada, sıkıntı ve üzüntüyü ise kazaya râzı olmamakta

kılmıştır.” Ve buyurmuştur ki: “Kim ki Hak tealanın verdiği az rızka râzı

olursa, Allah da ondan az amel ile râzı olur.” Ve buyurmuştur ki: “Kim ki

Hak tealadan râzıdır, bilsin ki Hak teala da ondan râzıdır.»

Çünkü Hak teala Kur’ân-ı Kerim’de “Allah onlardan hoşnut olmuştur.

Onlar da O’ndan râzı olmuşlardır.” (Beyyine, 98/8) buyurmuş ve kendi

rızasının kulların rızasından önce geldiğini duyurmuştur.”

Ve buyurmuştur ki: “Allah katında amellerin en fazîletlisi ve en sevimlisi

O’ndan râzı olmak ve O’na muhabbet etmektir.” Ve buyurmuştur ki: “Kim

ki Hakk’ın rızasını, insanların hoşlanmadığı şey ile talep ederse, Hak teala

ondan râzı olup insanları da ondan râzı eder. Her kim de insanların rızasını

Hakk’ın hoşnutsuzluğunda ararsa, Hak teala ona buğzeder ve insanları da

ondan uzaklaştırır.” Ve buyurmuştur ki: “Hayrın tamamı, kazaya rıza

göstermektedir. Şayet rıza göstermezsen sabret ki sabrın zamanla rızaya

dönüşür.” Ve buyurmuştur ki: “İmanın kemâli kazaya râzı olup belâya

sabretmekle elde edilir.”

Nazm

1- Habîb-i Hak’dan öğren kîmyâ hoş

Ne kim Allâh iderse vir rızâ hoş

2- Gelür çün kalbe hüzn ü elem-i gam

Çek anı sen sana bil âşinâ hoş

3- Nüzûl eyler havâtır kalbe Hak’dan

Kabûl it cümleye di merhabâ hoş

4- Misafirdir gam it izzet ana kim

Gide senden Hudâ’ya her belâ hoş

5- Seni gam bulmasun illâ ki handân

Sakın redd itme derdi bil devâ hoş

6- Mübârekdir bu gam hergiz dükenmez

Ne gamdır bîl ni‘amdır dil-rübâ hoş

7- Cefâdan kaçma nâ-merd olma Hakkı

Cefâdan merd-i Hak bulmuş safâ hoş

Nazm (ın tercümesi)

1- Kimyâyı Hakk’ın Habib’inden öğrenmek, ne hoş. Allah’ın verdiği her

ne ise, râzı olmak ne hoş.

2- Baktın ki gönlüne hüzün ve elem geliyor. Onlara öylece katlan ve

gelenleri kendine âşinâ bil.

3- Havatır [412] kalbe Hak katından gelir. Bunu kabul et, herkese hoşça

merhaba de.

4- Gam, kalbe gelen misafirdir; ona hoşça bak. Böylece belâları üstünden

savmış olursun.

5- Gam seni ancak handân [413] olarak bulsun. Derdi reddetme sakın, onu

hoşça devâ bil.

6- Gam ne mübarektir, aslâ tükenmez. “Gam ne nimettir, gönül

eğlencesidir” derler, hoşça.

7- Cefâdan kaçma, na-merd olma Hakkı! Erenler cefâ ile ne hoş safâ

bulmuştur.