Marifetnâme · Haziran 28, 2026

Sabır ve tahammülü elde etmenin yollarını, nice örneklerle bildirir

ÜÇÜNCÜ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Altıncı Madde Altıncı Madde Sabır ve tahammülü elde etmenin yollarını, nice örneklerle bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: Sözün özü şudur ki, …

ÜÇÜNCÜ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Altıncı Madde

Altıncı Madde

Sabır ve tahammülü elde etmenin yollarını, nice örneklerle bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: Sözün özü şudur

ki, gerçi tam bir tevekkülle kalbi bağlandığı alışkanlıklardan alıkoyup nefsi

alışageldiği köklü huylarından men etmek, tam bir tefvîzle işlerde tedbiri

terk edip işin sırlarına vakıf olmayı Allah’a havâle etmek ve sabr-ı cemil ile

musibetlere tahammül edip -nefis istemese de- sabır şerbetini içmek ve tam

bir rıza hâliyle kazaya göğüs gerip nefsin her türlü direncini kırmak zor bir

iş, acı bir ilaç, taşlı bir yol, ağır bir yüktür. Ancak bu şekilde davranmak, en

güçlü tedbir ve sağlam bir yoldur. Ve bunun sonucu güzelliklerle dolu olup

nimetler vardır.

Beyt

Fırsatları fevt itme ki te’hîr harecdir

Mihnetlere sabr eyle ki miftâh-ı ferecdir

Günümüz Türkçesiyle

Fırsatları kaçırma; tehir etmek zorluktur. Zorluklara sabret ki rahatlığın

anahtarıdır.

Beyt

Her gamî-râ ki horî der-akeb âyed ferahî

Her şebî-râ ki buved der-eser âyed rûzî

Beyt (in tercümesi)

Çektiğin elemlerin sonunda esenlik gelir. Her gecenin sonu aydınlıktır;

sabahtır.

Biricik oğluna meyve yemeyi yasaklayan veya onu sert ve kaba mizaclı

bir hocaya teslim edip “Bütün gün bunu yanından ayırmayacaksın” diyen

baba hakkında ne dersin? Veyahut oğluna kan verdirerek hacamat yaptıran

zengin ve merhametli kişi hakkında ne düşünürsün? Çocuğuna meyve

yemeyi yasaklaması cimriliğinden midir? Yoksa herkese her türlü ikramda

bulunan o cömert kişinin, evlâdını hocanın yanında adeta hapsettirmesi

çocuğa

eziyet

ve

ihanet

midir?

Hâlbuki

bu,

çocuğuna

olan

düşkünlüğündendir. Çünkü o, elinde olanı verip onun güven ve rahat içinde

olmasını ister. Veyahut oğlundan kan aldırması ona olan buğz ve

düşmanlığından mıdır, ne dersin?

Hâlbuki bu, onun gözünün nuru biricik evlâdıdır, gönül meyvesidir ki

[258/a] onu esen yelden sakınır. Hâşâ, ona nasıl zarar vermek istesin? Lâkin

babası, oğlunun elde edeceği güzel şeyleri bunlarla elde edileceğini

görmüştür. Böyle az bir sıkıntı ile büyük faydalara kavuşacağını bilmiştir.

Mütehassıs, heybetli bir doktor hakkında ne dersin ki, yüreği susuzluktan

yanan hastasına bir bardak su içmeyi yasaklar, yahut ona öyle acı bir şurup

içirir ki acılığının dehşetinden âzâları titreyip ondan tiksinir. Veya hastasına

bir macun yapıp yedirir ki hasta macunu yutunca istifra eder veya ishal olur.

Doktorun hastaya bu şekilde davranması, eziyet veya düşmanlık mıdır

dersin?

Hayır, öyle değildir. Aksine bunlar hastanın iyiliği için yapılmış doğru

şeylerdir. Çünkü doktor, hastanın mahvolmasının bir anlık canının istediği

şeyleri, ona vermekte olacağını bilmektedir. Hastanın şifâ bulması ve

hayatta kalması canının çektiklerinden onu men etmekle olacaktır. Ve

hastayı rahatsız eden maddeler de, kusma ve ishal yoluyla bedenden

atılmaktadır. Onun içindir ki mütehassıs doktor, hastanın lezzetini aramayıp

ona faydalı olacak şeyleri vermektedir. Sabırlı olan ve teslimiyet gösteren

hasta, şifâ bulur.

Âlemlerin Rabb’i ve merhametlilerin en merhametlisi, hakim ve alîm olan

Allah teala da, sana bir yufkayı veya bir gümüş parayı (dirhem) ihsan

etmezse iyi düşün ki, O senin muhtaç olduğun ve istediğin şeylere sahiptir

ve onları sana vermeye muktedirdir. Üstelik ihsan ve cömertlik O’na

mahsustur. Senin her hâlin ve yaratılmış olan her şeyin durumu O’nun

bilgisi dahilindedir. O’nun için fakirlik, âcizlik, cimrilik ve cehalet

düşünülemez. Bilakis O, herkesten müstağnî, herkesten kuvvetli, herkesten

çok cömert ve herkesten çok âlimdir. Bu takdirde şunu yakinen bilmelisin

ki, gerçekte Allah teala o yufkayı ve gümüş parayı ancak senin iyiliğin için

vermemiştir. O’nun vermemesi ya nice senin iyiliğin ve hayrın için olmasın

ki, Kur’ân-ı Mübin’de “Göklerde ve yerde olanların tamamını sizin

emrinize vermiştir” (Bakara, 2/29 (?)) buyurmuştur.

Bu, neden senin iyiliğin için olmasın ki? Dünya ve içindekileri silip

götüren marifeti sana ikram ve ihsan etmiştir. Kudsî hadiste: “Merhametli

çobanın develerini güzel fakat kokmuş şeylerden men etmesi gibi, ben de

evliyâmı dünya nimetlerinden men ederim” [403] buyurmuştur.

Öyleyse, eğer Hak teala seni bir şiddetle müptelâ kıldıysa şunu yakinen

bilmelisin ki, O seni imtihan için belâ vermekten müstağnîdir ve senin

durumunu çok iyi bilmektedir. Zayıflığını görmektedir, bu sebeple sana

karşı yumuşak ve merhametlidir. Çünkü hadiste: “ Allah kuluna, şefkatli bir

annenin çocuğuna olan merhametinden, daha fazla merhametlidir” [404]

buyurulmuştur. Sana küçük bir kötülük vermesi aslında senin büyük bir

iyiliğin içindir. Lâkin sen bunu bilemezsin, O bilir. Nitekim hadis-i şerifte:

“Hiç bir küçük şer yoktur ki içinde büyük hayır bulunmasın ” [405]

buyurulmuştur. Onun için zorluklarla beraber kolaylık vardır.

Beyt

İzâ iştedde usrün fâric yüsran fe innehu

Kada’llâhu inne’l-usra yettebi‘uhû’l-yusra

Beyt (in tercümesi)

Bir zorluk şiddetlenince, ardından kolaylığı bekle. Çünkü Allah’ın hükmü

gereğince zorluğu, kolaylık takip edecektir.

Bu mânâ iledir ki O, kullarının en kıymetlileri olan evliyâsını ve

asfiyasını böyle durumlarla karşı karşıya bırakmıştır. Nitekim hadis-i

şerifte : “Allah bir topluluğu sevdiği zaman onları (bir takım belâ ve

musibetlerle) imtihan eder” [406] vârid olmuştur. Ne zaman Allah’ın dünyayı

senden men ettiğini, sıkıntı ve dertleri üzerine yağdırdığını görürsen şunu

yakinen bil ki, Allah katında değerli ve muhteremsin. Onun yanında

kıymetli ve şerefli makamın vardır. Çünkü O, seni sevdiği kulların

mertebesine getirmiştir ve ruhun O’nun ikram ve ihsanlarına [258/b]

kavuşmuştur.

Bu durumda sana lazım olan odur ki her halde sabredip şükretmelisin. Ta

ki sabrın acılığından rızanın tatlılığını bulasın. Tevekkül, tefvîz, sabır ve

rıza konusunda Hakîm Senâî (rahmetullahi aleyhin) aşağıdaki beyitlerini

okuyup bunları lisanına vird edinesin. Böylece tevekkül, sabır, tahammül,

teslimiyet ve rızanın hakikat ve mahiyetlerini bilesin. Ve bunlarla muttasıf

olup can u gönülden lezzet alasın.

Nazm

1-Hest Hak-râ zi-behr-i cân-ı şerîf

Ender esnâ-yı hokm-i sun’-i latîf

2-Dâned ân kes ki horde-dân bâşed

K’ânçi û kerd hayret ân bâşed

3-Nâm-ı nîkû vu zişt ez-men u tûst

Kâr-ı îzed nikû buved be-durust

4-Nîk dâned Hudây sırr-ı dilet

Z’ânki zi-evvel hod-ı û sirişt gilet

5-Hayr u şer nîst der-cihân aslâ

Nîst çîzî ez-ân nihân aslâ

6-Merg eger çend bed nikûst to-râ

Mâl u mîrashâ ez ûst to-râ

7-Herçi der halk sûzî vu sâzîst

Ender-ân mer Hudây-râ râzîst

8-Ey besâ şîr k’ân to-râ âhûst

Vey besâ derd k’ân to-râ dârûst

9-Bendegân-râ ki ez-kader hazer est

Ân ne z’îşân ki ân hem ez-kader est

10-Pîş-i dîvân-i hukm-ı hak cuz merd

Şukr-i sîylî-i hak ki dâned kerd

11-Ki koned bâ-kazâ-yı û âhî

Coz furûmâye’î vu gomrâhî

12-Bâ-kazâ mer to-râ çû nîst rızâ

Ne-şinâsî Hodây-râ be-Hodâ

13-Her belâyî ki dil numâyed ez-û

Ger yekî ger hezâr şâyed ez-û

14-Hukm u takdîr-i û belâ ne-buved

Herçi âyed be-cuz atâ ne-buved

15-Telh u şîrîn çu her du z’û bâşed

Zişt ne-buved heme nikû bâşed

16-Bâş der hukm-i sulcâneş gûy

Hem semi‘nâ vu hem ata‘nâ gûy

17-Her kocâ zikr-i û buved to kiî

Cumle teslîm kun bedü to çeî

18-Ân-i ûyî to kem sitîz ber ûy

Ger gorîzî ez-û gorîz der-ûy

19-Mâl u ten-râ be-kirdigâr sipâr

Ta derûn-i dilet beyâbî yâr

20-Cân u esbâb ez-û atâ dârî

Pes derîğeş ez-û çerâ dârî

21-Bendegî nîst coz reh-i teslîm

V’er ne-dâni be-hân to “kalbun selîm”

22-Ne-rehî ey fuzûlî-i ra‘nâ

Coz be bî-dest u pâî ez-deryâ

23-Ân ki dilhâ-yi âşinâ dârend

Dil ze çun u çerâ codâ dârend

24-Ki nebişest ber-to sûd u ziyân

Emr-i “Kul len yusîbenâ” ber hân

25-Çun zi-bâlâ belâ nihed be-to rûy

Rov to Allâh gûy âh me-gûy

26-Bâ kazâ sûd key koned hazeret

Hûn me-gerdân be-bîhude cigeret

27-Âteşî-râ hemî koned teslîm

Dâğ-ı Nemrûd u bâğ-ı İbrâhîm

28-Her çi coz Hak buved to ân me-pezîr

Dil zi-âğyâr cümlegî ber gîr [259/a]

29-Hedef-i tîr-i hokm-i û cân kon

Sadef-i durr-i aşkeş îmân kon

30-Ân şenîdî ki ân Halîl çi goft

Vakt-i âteş be Cebreîl çi goft

31-Kerd bîrûn ser ez-derîçe-i cân

K’ey berâder to dûr şov zi-miyân

32-Geşte ez-mencenîk-ı hokm rehâ

Gerd-gerdân çu kûy gerd hevâ

33-Goft men bes delîl-i râh-ı toem

Cibrîl ki nîk hâh-ı toem

34-Goft her çend pâyem ey dilbend

Hest ber gerden-i za‘îf be-bend

35-İsmet-i û delîl-i men ne bes est

İlm-i û Cebreîl-i men ne bes est

36-Çun ‘inân-râ be-dest-i hokm sipord

Âteş-i sî u heft rûze be-mord

37-Çun nidây-ı hıtâb-ı Hak be-şunûd

Ber demîd ez-miyân-i âteş vurûd

38-Ebher-i ahd u sunbul-i tahkîk

Sûsen-i mihr u tevekkul-i tevfîk

39-Ârî ârî çu dûst ân bâşed

Nâr-ı Nemrûd bûstân bâşed

40-Çun Halîl ân-ı hîşten be-güzâşt

Âteş ez-fi‘l hîş dest be-dâşt

41-Bî-to ber dergeheş to hâzır şov

Çeşm ber dûz pes-i to nâzır şov

Nazm (ın tercümesi)

1-Hak Teala, şerefli can için o güzel yaratma hükmünü verirken,

2-Âlim olan şunu bilir ki, O ne yaptıysa senin hayrın içindir.

3-İyi ve kötü ad, seninle benim yaptığımız şeyler yüzündendir. Allah’ın

işi, doğrusu güzeldir.

4-Allah teala gönlünde gizli olanı iyi bilir. Çünkü önceden senin

çamurunu yoğuran O’dur.

5-Cihanda işin doğrusu, hayır ve şer yoktur. O’ndan gizli bir şey yoktur

dünyada.

6-Ölüm kötü gibi görünse de senin için iyidir. Mal ve miras sana ondan

kalmıştır.

7-İnsanlar arasında sevgi ve muhabbet, elem ve keder varsa, içinde

Allah’tan sırlar vardır.

8-Nice arslanlar vardır ki senin için ceylandır. Nice dertler de vardır ki

senin için ilaçtır.

9-Kaderden sakınan, kaçan kullar için o korku, kendilerinden değil, o da

kaderdendir.

10-Hakk’ın mahkemesinin hükmü karşısında Hak erinden başkası O’nun

cezasının şükrünü edâ edemez.

11-O’nun kazası karşısında şerefsizden ve dalâlette olandan başka kim âh

çeker?

12-Kazâya karşı senin rızan yoksa eğer, Allah’ı Allah olarak tanımıyorsun

demek

13- İster bir ister bin olsun O’ndan gelen her eza ve cefa makbuldür.

14-O’nun hükmü ve takdiri belâ olmaz. O’ndan gelen sadece iyiliktir.

15-Acı tatlı ne varsa O’ndandır. Kötü bir şey yoktur, hepsi iyidir.

16-Onun çevgânının hükmü karşısında top ol. Hem “işittik” hem “itaat

ettik” [407] de.

17-Her yerde O’nun zikri vardır, sen kimsin? Her şeyini O’na teslim et,

sen nesin ki?

18-Sen O’na aitsin, O’nunla çok çekişme. O’ndan kaçacak olursan eğer,

yine O’na kaç.

19-Malını da tenini de Hakk’a teslim et. Böylece gönlünün içinde yâri

bulursun.

20-Canı ve eşyayı o ihsan etti sana. O halde niçin O’ndan esirgisiyorsun?

21-Kulluk, ancak teslim olmakla elde edilir. Bunu bilmiyorsan “ Allah’a

selîm bir kalple gelenden başka ” [408] âyetini oku.

22-Ey kibirli ve fuzûlî (gereksiz) adam! El ve ayak çırpmadan denizden

kurtulamazsın.

23-Hakk’a âşinâ olan gönüller; niçin ve neden sorularından uzak dururlar.

24-Sana zarar ve ziyanı takdir etmiştir. Zarar ve ziyana uğradığında

“ Allah’ın bize yazdığından başkası başımıza gelmez ” [409] âyetini oku.

25-Gökten sana bir belâ eriştiğinde, “Ah” deme, “Allah” de.

26-Kazadan sakınman sana ne fayda verir? Boşuna ciğerini kana bulama,

üzülme.

27-Ateşi Nemrud’a yakıcı kıldı. İbrahim’e ise gül bahçesi.

28-Hak dışında ne varsa kabul etme. Gönlünü ağyârdan çek, meyl etme.

29-O’nun hükmünün okuna canını hedef et. O’nun aşk sedefinin incisine

iman et, teslim ol.

30-İbrahim Halilullah’ın, ateşe atılırken Cebrâil’e ne dediğini işittin mi?

31-Başını can penceresinden çıkarttı da, “Ey kardeşim! Sen aradan çekil”

dedi.

32-Havada yıldızın hareket ettiği gibi, hüküm mancığınığından kurtuldu.

33-Cebrâil “Ben senin yolunun kılavuzuyum. Cebrâil’im, senin iyilğini

istemekteyim.”

34-İbrahim: “Ey sevgili, beni ne kadar kollayıp gözetsen de, zayıf

boynumda bir kemend vardır.

35-Onun ismet sahibi olması, bana delil olması için yeterli değildir. Onun

ilmi, benim Cebrâilim olması için yeterli değildir.

36-Dizginini Allah’ın hükmüne teslim edince, otuz yedi gündür yanan

ateş sönüverdi.

37-Hak’tan gelen hitâbı işitince, ateşin ortasından güller bitiverdi.

38-Zamanın nergisi, hakikatin sünbülü, sevgi ve şefkatin zambağı, tevfik

gülü.

39-Evet, evet dost işte böyledir. Dost böyle olunca, Nemrud’un yaktığı

ateş gül bahçesi olur.

40-İbrahim Halilullah kendi benliğinden geçince, ateş, ateş özelliğini

kaybetti.

41-Kendinden geçmiş olarak O’nun dergâhında hazır ol. Gözünü dik,

kendinden ötesine nazar et.

[392] . Taberânî, Mu‘cemü’l-kebîr , XXII/320, H. No: 807; Beyhakî,

Şu’abü’l-îmân , I/218, H. No; 200.

[393] . Beyhakî, Şuabü’l-îmân IV/109, H. No: 4448.

[394] . Buhârî, Cenâiz, 41.

[395] . Buharî, Cenâiz 32, Ahkâm 11; Müslim, Cenâiz, 14, (626).

[396] . Buharî, Edeb 71, Tevhîd 3; Müslim, Sıfâtu’l-Münâfıkîn, 49, (2803)

[397] . Buharı, Zekât, 24/5; Müslim, Zekât, 12/42.

[398] . Tirmizî, Birr, 66/2012.

[399] . Vedûd: Çok şefkatli. Kendisine çok sevgi beslenen. Cenâb-ı Hak.

Vedûd ismine mazhar olan muhakkıkin-i evliyâ: “Bütün kâinâtın mayası,

muhabbettir.

Bütün

mevcûdâtın

harekâtı

muhabbetledir.

Bütün

mevcûdâttaki incizab ve cezbe ve câzibe kanunları, muhabbettendir.”

demişlerdir.

[400] . Sakar: Cehennemin en alt tabakası.

[401] . Tûtiyâ: Kalayı andırır makbul bir maden olup dövülerek gözlere

sürme yapılır.

[402] . Matbu metinde “ukde meguşây” şeklinde.

[403] . Hâkim, el- Müstedrek , IV/344, H. No: 7857; Müttakî el-Hindî ,

Kenzü’l-ummâl , III/336, H. No: 6826.

[404] . Buhârî, Edeb 18; Müslim,Tevbe 22. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Cenâiz

1; İbn-i Mâce, Zühd 35

[405] . Ebû’s-Suûd Efendi, Tefsir-i Ebû’s-Suûd , II/22.

[406] . Tirmîzî, Zühd 57.

[407] . Burada Bakara suresi 285.ayetinde geçen “İşittik ve itaat ettik

(semi’nâ ve eta’nâ)» kavl-i celîline işaret olunmuştur.

[408] . Bkz; eş-Şuara, 26/89.

[409] . Bkz; et-Tevbe, 9/51.

Ve buyurmuştur ki: “Sabrın sonu zaferdir.” Ve buyurmuştur ki: “Sabır

acı bir ilaçtır, onu içen hürriyetine kavuşur.” Ve buyurmuştur ki:

“Mihnetlere sabretmek, hüsn-i yakîne ermeye vesiledir.” Ve buyurmuştur

ki: “Hak tealadan daha fazla sabırlı kimse yoktur. Müşriklerin yüce zatına

iftira ettiklerini işittği halde onlara rızk ve sıhhat verir.” Ve buyurmuştur ki:

“Sabrın öncesi acı, sonu tatlı ve lezzetlidir.” Ve buyurmuştur ki: “Sabır

Hakk’ın sıfatıdır.” Ve buyurmuştur ki: “İmanın başı sabırdır.” Ve

buyurmuştur ki: “İman sabır ile cömertlikten ibarettir.” Ve buyurmuştur ki:

“Hiç kimseye sabırdan daha hayırlı bir hediye verilmemiştir.” Ve

buyurmuştur ki: “Sabır Allah tealadandır, acele etmek şeytandandır.” Ve

buyurmuştur ki: “Yardım sabırla, neşe kederle beraberdir.” Ve buyurmuştur

ki: “Kimin nefsine veya malına bir musibet gelse ve onu gizleyip kimseye

şikâyette bulunmasa, muhakkak Hak teala ona iman lezzetini tattırır, din

kardeşleri arasında saygınlık ihsan eder ve bütün günahlarını bağışlar.” Ve

buyurmuştur ki: “Hz. Eyüp (a.s.) hastalandığında o kurtçuklarla mübtelâ

iken her seher vaktinde Hak teala vasıtasız hatırını sorup lütf u keremiyle

şöyle derdi: “Habibim Eyüp nasılsın? Belâmız helvasıyla nasılsın?” diye

sorarmış.”

. Ebû’s-Suûd Efendi, Tefsir-i Ebû’s-Suûd , II/22.

. Buhârî, Edeb 18; Müslim,Tevbe 22. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Cenâiz 1;

İbn-i Mâce, Zühd 35

. Burada Bakara suresi 285.ayetinde geçen “İşittik ve itaat ettik (semi’nâ

ve eta’nâ)» kavl-i celîline işaret olunmuştur.

. Tirmîzî, Zühd 57.

. Tûtiyâ: Kalayı andırır makbul bir maden olup dövülerek gözlere sürme

yapılır.

. Hâkim, el- Müstedrek , IV/344, H. No: 7857; Müttakî el-Hindî , Kenzü’l-

ummâl , III/336, H. No: 6826.

. Matbu metinde “ukde meguşây” şeklinde.

. Bkz; et-Tevbe, 9/51.

. Bkz; eş-Şuara, 26/89.

4- Toprak ol, temiz ol; sen seni hiç görme. Toprağında sürme gibi maden

çıksın; tûtiyâ.

Ve Hak teala kudsî hadiste buyurmuştur ki: “ Ey âdemoğlu! Kim hükmüme

râzı olmaz, belâlarıma sabretmez, [254/b] verdiğim nimetlere şükretmez ve

kendisine ihsan ettiklerime kanaat göstermezse, kendisine benden başka bir

Rab arasın. Ey âdemoğlu! Kim kendisine verdiğim sıkıntıya karşı sabırlı

davranırsa, benden râzı olmuş olur .” Ve Hazret-i Habib-i Ekrem (s.a.v.)

hadis-i şeriflerinde buyurmuştur ki: “Ey ümmetim, iman iki kısımdır ve

bunlardan biri sabır, diğeri şükürdür. “Sabrın en hayırlısı, musibetle ilk

karşılaştığında gösterilendir.” Ve buyurmuştur ki: “Sabır, musibetin ilk

anında gösterilen teslimiyettir.” Ve buyurmuştur ki: “Sabır, her tâatın

başıdır ve bütün musibetlerden korunmanın aslıdır.” Ve buyurmuştur ki:

“Her ibadetin aslı sabırdır.” Ve buyurmuştur ki: “Ne mutlu ona ki mihnet

anında sabır gösterdi.” Ve buyurmuştur ki: “Bir acı söze sabretmeyen kişi,

nice acı sözler duysa gerektir.”

24-Sana zarar ve ziyanı takdir etmiştir. Zarar ve ziyana uğradığında

“ Allah’ın bize yazdığından başkası başımıza gelmez ” âyetini oku.

5- Can da mahvolsa böyle; yokluğu apaçık okur. Canı mahveyle, cehalette

koyma, ey Vedûd.

Bu mânâ iledir ki O, kullarının en kıymetlileri olan evliyâsını ve

asfiyasını böyle durumlarla karşı karşıya bırakmıştır. Nitekim hadis-i

şerifte : “Allah bir topluluğu sevdiği zaman onları (bir takım belâ ve

musibetlerle) imtihan eder” vârid olmuştur. Ne zaman Allah’ın dünyayı

senden men ettiğini, sıkıntı ve dertleri üzerine yağdırdığını görürsen şunu

yakinen bil ki, Allah katında değerli ve muhteremsin. Onun yanında

kıymetli ve şerefli makamın vardır. Çünkü O, seni sevdiği kulların

mertebesine getirmiştir ve ruhun O’nun ikram ve ihsanlarına [258/b]

kavuşmuştur.

21-Kulluk, ancak teslim olmakla elde edilir. Bunu bilmiyorsan “ Allah’a

selîm bir kalple gelenden başka ” âyetini oku.

Ve buyurmuştur ki: “Sabrın sonu zaferdir.” Ve buyurmuştur ki: “Sabır

acı bir ilaçtır, onu içen hürriyetine kavuşur.” Ve buyurmuştur ki:

“Mihnetlere sabretmek, hüsn-i yakîne ermeye vesiledir.” Ve buyurmuştur

ki: “Hak tealadan daha fazla sabırlı kimse yoktur. Müşriklerin yüce zatına

iftira ettiklerini işittği halde onlara rızk ve sıhhat verir.” Ve buyurmuştur ki:

“Sabrın öncesi acı, sonu tatlı ve lezzetlidir.” Ve buyurmuştur ki: “Sabır

Hakk’ın sıfatıdır.” Ve buyurmuştur ki: “İmanın başı sabırdır.” Ve

buyurmuştur ki: “İman sabır ile cömertlikten ibarettir.” Ve buyurmuştur ki:

“Hiç kimseye sabırdan daha hayırlı bir hediye verilmemiştir.” Ve

buyurmuştur ki: “Sabır Allah tealadandır, acele etmek şeytandandır.” Ve

buyurmuştur ki: “Yardım sabırla, neşe kederle beraberdir.” Ve buyurmuştur

ki: “Kimin nefsine veya malına bir musibet gelse ve onu gizleyip kimseye

şikâyette bulunmasa, muhakkak Hak teala ona iman lezzetini tattırır, din

kardeşleri arasında saygınlık ihsan eder ve bütün günahlarını bağışlar.” Ve

buyurmuştur ki: “Hz. Eyüp (a.s.) hastalandığında o kurtçuklarla mübtelâ

iken her seher vaktinde Hak teala vasıtasız hatırını sorup lütf u keremiyle

şöyle derdi: “Habibim Eyüp nasılsın? Belâmız helvasıyla nasılsın?” diye

sorarmış.”

Ve Hak teala kudsî hadiste buyurmuştur ki: “ Ey âdemoğlu! Kim hükmüme

râzı olmaz, belâlarıma sabretmez, [254/b] verdiğim nimetlere şükretmez ve

kendisine ihsan ettiklerime kanaat göstermezse, kendisine benden başka bir

Rab arasın. Ey âdemoğlu! Kim kendisine verdiğim sıkıntıya karşı sabırlı

davranırsa, benden râzı olmuş olur .” Ve Hazret-i Habib-i Ekrem (s.a.v.)

hadis-i şeriflerinde buyurmuştur ki: “Ey ümmetim, iman iki kısımdır ve

bunlardan biri sabır, diğeri şükürdür. “Sabrın en hayırlısı, musibetle ilk

karşılaştığında gösterilendir.” Ve buyurmuştur ki: “Sabır, musibetin ilk

anında gösterilen teslimiyettir.” Ve buyurmuştur ki: “Sabır, her tâatın

başıdır ve bütün musibetlerden korunmanın aslıdır.” Ve buyurmuştur ki:

“Her ibadetin aslı sabırdır.” Ve buyurmuştur ki: “Ne mutlu ona ki mihnet

anında sabır gösterdi.” Ve buyurmuştur ki: “Bir acı söze sabretmeyen kişi,

nice acı sözler duysa gerektir.”

Ve Hak teala kudsî hadiste buyurmuştur ki: “ Ey âdemoğlu! Kim hükmüme

râzı olmaz, belâlarıma sabretmez, [254/b] verdiğim nimetlere şükretmez ve

kendisine ihsan ettiklerime kanaat göstermezse, kendisine benden başka bir

Rab arasın. Ey âdemoğlu! Kim kendisine verdiğim sıkıntıya karşı sabırlı

davranırsa, benden râzı olmuş olur .” Ve Hazret-i Habib-i Ekrem (s.a.v.)

hadis-i şeriflerinde buyurmuştur ki: “Ey ümmetim, iman iki kısımdır ve

bunlardan biri sabır, diğeri şükürdür. “Sabrın en hayırlısı, musibetle ilk

karşılaştığında gösterilendir.” Ve buyurmuştur ki: “Sabır, musibetin ilk

anında gösterilen teslimiyettir.” Ve buyurmuştur ki: “Sabır, her tâatın

başıdır ve bütün musibetlerden korunmanın aslıdır.” Ve buyurmuştur ki:

“Her ibadetin aslı sabırdır.” Ve buyurmuştur ki: “Ne mutlu ona ki mihnet

anında sabır gösterdi.” Ve buyurmuştur ki: “Bir acı söze sabretmeyen kişi,

nice acı sözler duysa gerektir.”

5-Sabrdır ukde-guşâ-yı her kâr

Öyleyse, eğer Hak teala seni bir şiddetle müptelâ kıldıysa şunu yakinen

bilmelisin ki, O seni imtihan için belâ vermekten müstağnîdir ve senin

durumunu çok iyi bilmektedir. Zayıflığını görmektedir, bu sebeple sana

karşı yumuşak ve merhametlidir. Çünkü hadiste: “ Allah kuluna, şefkatli bir

annenin çocuğuna olan merhametinden, daha fazla merhametlidir”

buyurulmuştur. Sana küçük bir kötülük vermesi aslında senin büyük bir

iyiliğin içindir. Lâkin sen bunu bilemezsin, O bilir. Nitekim hadis-i şerifte:

“Hiç bir küçük şer yoktur ki içinde büyük hayır bulunmasın ”

buyurulmuştur. Onun için zorluklarla beraber kolaylık vardır.

Ve buyurmuştur ki: “Sabrın sonu zaferdir.” Ve buyurmuştur ki: “Sabır

acı bir ilaçtır, onu içen hürriyetine kavuşur.” Ve buyurmuştur ki:

“Mihnetlere sabretmek, hüsn-i yakîne ermeye vesiledir.” Ve buyurmuştur

ki: “Hak tealadan daha fazla sabırlı kimse yoktur. Müşriklerin yüce zatına

iftira ettiklerini işittği halde onlara rızk ve sıhhat verir.” Ve buyurmuştur ki:

“Sabrın öncesi acı, sonu tatlı ve lezzetlidir.” Ve buyurmuştur ki: “Sabır

Hakk’ın sıfatıdır.” Ve buyurmuştur ki: “İmanın başı sabırdır.” Ve

buyurmuştur ki: “İman sabır ile cömertlikten ibarettir.” Ve buyurmuştur ki:

“Hiç kimseye sabırdan daha hayırlı bir hediye verilmemiştir.” Ve

buyurmuştur ki: “Sabır Allah tealadandır, acele etmek şeytandandır.” Ve

buyurmuştur ki: “Yardım sabırla, neşe kederle beraberdir.” Ve buyurmuştur

ki: “Kimin nefsine veya malına bir musibet gelse ve onu gizleyip kimseye

şikâyette bulunmasa, muhakkak Hak teala ona iman lezzetini tattırır, din

kardeşleri arasında saygınlık ihsan eder ve bütün günahlarını bağışlar.” Ve

buyurmuştur ki: “Hz. Eyüp (a.s.) hastalandığında o kurtçuklarla mübtelâ

iken her seher vaktinde Hak teala vasıtasız hatırını sorup lütf u keremiyle

şöyle derdi: “Habibim Eyüp nasılsın? Belâmız helvasıyla nasılsın?” diye

sorarmış.”

Bu, neden senin iyiliğin için olmasın ki? Dünya ve içindekileri silip

götüren marifeti sana ikram ve ihsan etmiştir. Kudsî hadiste: “Merhametli

çobanın develerini güzel fakat kokmuş şeylerden men etmesi gibi, ben de

evliyâmı dünya nimetlerinden men ederim” buyurmuştur.

. Sakar: Cehennemin en alt tabakası.

. Buharı, Zekât, 24/5; Müslim, Zekât, 12/42.

. Buharî, Edeb 71, Tevhîd 3; Müslim, Sıfâtu’l-Münâfıkîn, 49, (2803)

. Vedûd: Çok şefkatli. Kendisine çok sevgi beslenen. Cenâb-ı Hak. Vedûd

ismine mazhar olan muhakkıkin-i evliyâ: “Bütün kâinâtın mayası,

muhabbettir.

Bütün

mevcûdâtın

harekâtı

muhabbetledir.

Bütün

mevcûdâttaki incizab ve cezbe ve câzibe kanunları, muhabbettendir.”

demişlerdir.

. Tirmizî, Birr, 66/2012.

. Beyhakî, Şuabü’l-îmân IV/109, H. No: 4448.

. Taberânî, Mu‘cemü’l-kebîr , XXII/320, H. No: 807; Beyhakî, Şu’abü’l-

îmân , I/218, H. No; 200.

. Buharî, Cenâiz 32, Ahkâm 11; Müslim, Cenâiz, 14, (626).

. Buhârî, Cenâiz, 41.

16-Onun çevgânının hükmü karşısında top ol. Hem “işittik” hem “itaat

ettik” de.

Ve Hak teala kudsî hadiste buyurmuştur ki: “ Ey âdemoğlu! Kim hükmüme

râzı olmaz, belâlarıma sabretmez, [254/b] verdiğim nimetlere şükretmez ve

kendisine ihsan ettiklerime kanaat göstermezse, kendisine benden başka bir

Rab arasın. Ey âdemoğlu! Kim kendisine verdiğim sıkıntıya karşı sabırlı

davranırsa, benden râzı olmuş olur .” Ve Hazret-i Habib-i Ekrem (s.a.v.)

hadis-i şeriflerinde buyurmuştur ki: “Ey ümmetim, iman iki kısımdır ve

bunlardan biri sabır, diğeri şükürdür. “Sabrın en hayırlısı, musibetle ilk

karşılaştığında gösterilendir.” Ve buyurmuştur ki: “Sabır, musibetin ilk

anında gösterilen teslimiyettir.” Ve buyurmuştur ki: “Sabır, her tâatın

başıdır ve bütün musibetlerden korunmanın aslıdır.” Ve buyurmuştur ki:

“Her ibadetin aslı sabırdır.” Ve buyurmuştur ki: “Ne mutlu ona ki mihnet

anında sabır gösterdi.” Ve buyurmuştur ki: “Bir acı söze sabretmeyen kişi,

nice acı sözler duysa gerektir.”

Öyleyse, eğer Hak teala seni bir şiddetle müptelâ kıldıysa şunu yakinen

bilmelisin ki, O seni imtihan için belâ vermekten müstağnîdir ve senin

durumunu çok iyi bilmektedir. Zayıflığını görmektedir, bu sebeple sana

karşı yumuşak ve merhametlidir. Çünkü hadiste: “ Allah kuluna, şefkatli bir

annenin çocuğuna olan merhametinden, daha fazla merhametlidir”

buyurulmuştur. Sana küçük bir kötülük vermesi aslında senin büyük bir

iyiliğin içindir. Lâkin sen bunu bilemezsin, O bilir. Nitekim hadis-i şerifte:

“Hiç bir küçük şer yoktur ki içinde büyük hayır bulunmasın ”

buyurulmuştur. Onun için zorluklarla beraber kolaylık vardır.

6- Can, aşk ateşine yansa sakardan emin olur. Fakr u fenaya erse, ebedîlik

devletini bulur.