Marifetnâme · Haziran 28, 2026

Sabırla bütün kemâlâtın elde edileceğini, sabırla herkesin afiyet bulduğunu ve sabrın…

ÜÇÜNCÜ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Beşinci Madde Beşinci Madde Sabırla bütün kemâlâtın elde edileceğini, sabırla herkesin afiyet bulduğunu ve sabrın nihayetinin rıza olduğunu bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki …

ÜÇÜNCÜ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Beşinci Madde

Beşinci Madde

Sabırla bütün kemâlâtın elde edileceğini, sabırla herkesin afiyet

bulduğunu ve sabrın nihayetinin rıza olduğunu bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir. Bütün ilimlerin,

ibadetlerin ve her yüce marifetin ortaya çıkışının sebebi sabır ve

tahammüldür. Her türlü pişmanlık ve ayıplanmaktan kurtuluş ve selâmetin

yolu sabır ve ihtiyatlı davranıştır (teennî). Sabır acısının sonu, rızanın tatlı

başlangıcıdır ki o, dünya ve âhiret saadetini elde etmenin sebebidir, gözlerin

aydınlığıdır.

Nitekim nakledilmiştir ki: Bir zamanlar katırcılık yapan bir kişinin

gönlüne ilim öğrenme aşkı düştü de, elindeki katırları (yağma edercesine,

ucuz pahalı demeden) satıp hamile olan eşinin bütün ihtiyaçlarını

karşıladıktan sonra, ondan izin aldı. Eşinin de buna râzı olmasıyla ilim

tahsil etmek üzere başka bir beldeye gitti. Yirmi sene zarfında Arapçayı ve

dinî ilimleri tahsil edip öğrendi. Ardından memleketine gitmek üzere yola

çıktı. Yolculuğu sırasında bir kâmil zata misafir oldu ve durumunu ona

anlattı. Bu kâmil zat o âlime “İlimlerin [257/a] ve amellerin aslı nedir?”

diye sordu. Âlim kişi de bu soruya cevap veremedi ve sorunun cevabını o

kâmile havâle etti.

O kâmil ise: “Bize bir müddet hizmet edersen, ilimlerin aslını öğrenmiş

olarak evine dönersin” dedi. Âlim, bu teklifi kabul edip onun yanında iki yıl

kadar kaldı. İki yılın ardından o kâmil o kişiye şefkatle şöyle dedi: “Oğlum!

Gel sana ilmin aslının ne olduğunu söyleyeyim de ailenin yanına git.

Ömrün oldukça bana dua edersin.”

Ey âlim kişi! Şunu çok iyi bil ki bütün ilim ve amellerin, her türlü marifet

ve kemâlin başı sabırdır. Bütün bunlar ancak sabır ile elde edilir. Tahammül

ve teennî de sabırla ilgilidir. Şayet her konuda sabırlı davranırsan, her türlü

pişmanlıktan uzak olursun. Dünyada ve âhirette kâm alıp mesud olursun.

Sabır gibi çok kıymetli bir cevheri elde edesin diye seni iki yıl yanımda

bekletmemin sebebi şudur ki, sabrın değerini bilip hiçbir zaman

unutmayasın.

Âlim zat, böyle kıymetli bir cevheri elde edip o kâmilin duasını aldıktan

sonra izin isteyerek memleketine gitmek üzere yola çıktı. Kendi evinin

kapısına ulaştığında yatsı vakti geçmişti. Eve girmeden önce şunları

düşünmüştü: “Yirmi iki yıldan beri hiçbir haber alamadığım evime

girmeden önce anahtar deliğinden bakayım da, evde kimlerin kaldığını

göreyim.”

Delikten bakınca, genç bir delikanlının hanımıyla şakalaşarak onun

boynuna sarıldığını gördü. O anda ne yapacağını şaşırıp kalmıştı, baktığı

delikten bir ok atarak o genci öldürmeyi düşündüğü sırada sabretmek

hatırına geldi. Dedi ki: “İki yıl bekleyerek öğrendiğim mücevheri bir anda

kaybetmeyeyim. Önce kapıya varayım. Ardından bu genci öldüreyim.”

Kapıyı çaldığında, delikanlı içeriden “Kim o?” diye seslenince, âlim zat

“Bu evin eski sahibiyim” diye cevap vermiştir. O sırada hanım, kocasının

sesini tanıyarak sevinçle gence demiştir ki: “Git oğlum kapıyı aç. Sen

doğmadan önce gurbete giden baban gelmiştir.”

O sabırlı zat, bu sözden evdeki delikanlının kendi oğlu olduğunu

öğrenmiş ve sabır sâyesinde karşılaşabileceği büyük bir pişmanlıktan

kurtuldu. Kendisine bu sabrı veren ve sevinci yaşatan Rabb’ine hamd ü

senâlar etti. Geri kalan hayatında sabırla saadeti bulmuş oldu. (Yolda

kendisini sabır eğitimi için iki yıl bekleten) o kâmil zata dualar ederek

müderris ve musannıf oldu. Hanefi fıkhını ihyâ ederek Kuduri adlı eseri

telif etti.

Beyt

Asa’l-kürabe’l-lezî emseyte fîhi

Yekûnu verâ’ehû ferahun karîb

Beyt (in tercümesi)

Dün gece çektiğim dertlerin ardından, umarım yakında ferahlık gelir.

Beyt

Hazm olunmaz belâlara sabr it

Âkıbet hoş-güvâr olur ey dil

Günümüz Türkçesiyle

Dayanılmaz belâlara sabret, metin ol. Sabretmek hoşluktur sonunda, ey

gönül.

Nakledilmiştir ki kâmil bir zat ölmeden önce oğlunu çağırarak şöyle

demiştir: “Bir nasihatim vardır ki, onu sana vasiyet ederim. Eğer onu kabul

edip amel edebilirsen dünya ve âhirette insanların ve Allah’ın makbulü

olursun, her hâlinde selâmet ve saadeti bulursun.”

O kâmil zata oğlu demiştir ki: “Nasihatini söyle, can u gönülden kabul

edeyim. Her ne yol gösterirsen ona gideyim.” Babası oğlunun nasihatini

kabul ettiğini işitince; “Oğul mum makası ol!” deyip âhirete göçmüştür.

Sonra bu hikmetli sözü bazıları sabırla, bazıları ise rıza ile tevil

etmişlerdir.

Rıza

ile

tevil

edenler

o

kâmilin

muradına

uygun

davranmışlardır. Çünkü sabır musibetten gelen elemi gizlemektir; [257/b]

ağlayıp sızlayarak feryad u figan etmemektir (cez‘ ü fez‘). Rıza ise, belâdan

aslâ üzüntü duymamaktır.

Mum makasının mumun içindeki fitilin ateşinden rahatsız olmaması,

dumandan ve onun kokusundan da eziyet duymaması şuna işaret etmektedir

ki, o kâmil zatın oğluna “Mum makası ol” demesi, Hakk’ın kazasına rızayı

oğluna duyurmak içindir. Çünkü rıza makamı sabır makamından üstündür

ve sabırla rızayı elde eden Mevlâ’ya vâsıl olmuş demektir.

Şiir

1- Sehhil alâ nefsike’l-umûrâ

Ve kun alâ merrihâ sabûrâ

2- Fekem ra’eynâ ehâ hemûm

E‘kaba min ba‘dihâ surûrâ

Şiir (in tercümesi)

1- İşleri kolaylaştır kendi nefsine. Acılara dayanmak için sabrı dene.

2- Elem çeken nice dostlar gördüm ki, ardından neşe gelmekte.

Kıta

1-Her gamî-râ şâdîî der-pey buved dil şâd dâr

Hîç derdî nîst k’û-râ nîst dermân gam me-hor

2-Bî seher hergiz ne-mâned şâm bî-sabrî me-kon

Herçi düşvâr est rûzî gerded âsân gam me-hor

Kıta (nın tercümesi)

1-Her kederin ardından bir mutluluk vardır, gönlünü hoş tut. Dermanı

olmayan hiçbir dert yoktur, gam yeme.

2-Sehersiz hiçbir akşam yoktur, sabırsız olma. Zor olan ne varsa bir gün

kolay olur, gam yeme.

Rubaî

1-Bâ hâr-ı gam er yek do şebî binişînî

Pes rûz ki bî-gam gul-i şâdî çînî

2-Ez-câm-i gam er humâr dîdî hoş bâş

Pes mestîhâ k’ez mey şâdî bîni

Rubaî (nin tercümesi)

1-Keder dikeniyle birkaç gün oturursan, bir süre sonra kedersiz mutluluk

gülü toplarsın.

2-Gam kadehinden şarhoş olmuşsan eğer, rahat ol. Sonra mutluluk

şarabından sarhoş olursun.

Nazm

1-Sabr kıl itme umûrunda şitâb

Sabr ile dirler olur gûre dûş-âb

2-Sabr ile dostun olur düşmenler

Sabr ile reh-ber olur reh-zenler

3-Sabr esmâ-yı ilâhîdendir

Hikmet nâ-mütenâhîdendir

4-Ol ki hikmetde şükürler yediler

Sabra miftâh-ı ferecdir didiler

5-Sabrdır ukde-guşâ-yı [402] her kâr

İrişür sabr ile subha şeb-i târ

Günümüz Türkçesiyle

1- İşinde aceleci olma, her şey sabırla olur. Tatsız koruk bile sabırla, tatlı

pekmez olur.

2- Sabırla düşmanların dost olur. Yol kesen eşkıyalar sabırla rehber olur.

3- Sabır ki esmâ-yı hüsna nın hası. Sabır ki sınırsız hikmetler deryası.

4- Sabır hikmetiyledir ki, şekerler yediler. Sabır, “Kolaylığın anahtarıdır”

dediler.

5-Sabırla çözülür her işin düğümü. Sabahı sabırla bulur, karanlık geceler.