ÜÇÜNCÜ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Beşinci Madde
Beşinci Madde
Sabırla bütün kemâlâtın elde edileceğini, sabırla herkesin afiyet
bulduğunu ve sabrın nihayetinin rıza olduğunu bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir. Bütün ilimlerin,
ibadetlerin ve her yüce marifetin ortaya çıkışının sebebi sabır ve
tahammüldür. Her türlü pişmanlık ve ayıplanmaktan kurtuluş ve selâmetin
yolu sabır ve ihtiyatlı davranıştır (teennî). Sabır acısının sonu, rızanın tatlı
başlangıcıdır ki o, dünya ve âhiret saadetini elde etmenin sebebidir, gözlerin
aydınlığıdır.
Nitekim nakledilmiştir ki: Bir zamanlar katırcılık yapan bir kişinin
gönlüne ilim öğrenme aşkı düştü de, elindeki katırları (yağma edercesine,
ucuz pahalı demeden) satıp hamile olan eşinin bütün ihtiyaçlarını
karşıladıktan sonra, ondan izin aldı. Eşinin de buna râzı olmasıyla ilim
tahsil etmek üzere başka bir beldeye gitti. Yirmi sene zarfında Arapçayı ve
dinî ilimleri tahsil edip öğrendi. Ardından memleketine gitmek üzere yola
çıktı. Yolculuğu sırasında bir kâmil zata misafir oldu ve durumunu ona
anlattı. Bu kâmil zat o âlime “İlimlerin [257/a] ve amellerin aslı nedir?”
diye sordu. Âlim kişi de bu soruya cevap veremedi ve sorunun cevabını o
kâmile havâle etti.
O kâmil ise: “Bize bir müddet hizmet edersen, ilimlerin aslını öğrenmiş
olarak evine dönersin” dedi. Âlim, bu teklifi kabul edip onun yanında iki yıl
kadar kaldı. İki yılın ardından o kâmil o kişiye şefkatle şöyle dedi: “Oğlum!
Gel sana ilmin aslının ne olduğunu söyleyeyim de ailenin yanına git.
Ömrün oldukça bana dua edersin.”
Ey âlim kişi! Şunu çok iyi bil ki bütün ilim ve amellerin, her türlü marifet
ve kemâlin başı sabırdır. Bütün bunlar ancak sabır ile elde edilir. Tahammül
ve teennî de sabırla ilgilidir. Şayet her konuda sabırlı davranırsan, her türlü
pişmanlıktan uzak olursun. Dünyada ve âhirette kâm alıp mesud olursun.
Sabır gibi çok kıymetli bir cevheri elde edesin diye seni iki yıl yanımda
bekletmemin sebebi şudur ki, sabrın değerini bilip hiçbir zaman
unutmayasın.
Âlim zat, böyle kıymetli bir cevheri elde edip o kâmilin duasını aldıktan
sonra izin isteyerek memleketine gitmek üzere yola çıktı. Kendi evinin
kapısına ulaştığında yatsı vakti geçmişti. Eve girmeden önce şunları
düşünmüştü: “Yirmi iki yıldan beri hiçbir haber alamadığım evime
girmeden önce anahtar deliğinden bakayım da, evde kimlerin kaldığını
göreyim.”
Delikten bakınca, genç bir delikanlının hanımıyla şakalaşarak onun
boynuna sarıldığını gördü. O anda ne yapacağını şaşırıp kalmıştı, baktığı
delikten bir ok atarak o genci öldürmeyi düşündüğü sırada sabretmek
hatırına geldi. Dedi ki: “İki yıl bekleyerek öğrendiğim mücevheri bir anda
kaybetmeyeyim. Önce kapıya varayım. Ardından bu genci öldüreyim.”
Kapıyı çaldığında, delikanlı içeriden “Kim o?” diye seslenince, âlim zat
“Bu evin eski sahibiyim” diye cevap vermiştir. O sırada hanım, kocasının
sesini tanıyarak sevinçle gence demiştir ki: “Git oğlum kapıyı aç. Sen
doğmadan önce gurbete giden baban gelmiştir.”
O sabırlı zat, bu sözden evdeki delikanlının kendi oğlu olduğunu
öğrenmiş ve sabır sâyesinde karşılaşabileceği büyük bir pişmanlıktan
kurtuldu. Kendisine bu sabrı veren ve sevinci yaşatan Rabb’ine hamd ü
senâlar etti. Geri kalan hayatında sabırla saadeti bulmuş oldu. (Yolda
kendisini sabır eğitimi için iki yıl bekleten) o kâmil zata dualar ederek
müderris ve musannıf oldu. Hanefi fıkhını ihyâ ederek Kuduri adlı eseri
telif etti.
Beyt
Asa’l-kürabe’l-lezî emseyte fîhi
Yekûnu verâ’ehû ferahun karîb
Beyt (in tercümesi)
Dün gece çektiğim dertlerin ardından, umarım yakında ferahlık gelir.
Beyt
Hazm olunmaz belâlara sabr it
Âkıbet hoş-güvâr olur ey dil
Günümüz Türkçesiyle
Dayanılmaz belâlara sabret, metin ol. Sabretmek hoşluktur sonunda, ey
gönül.
Nakledilmiştir ki kâmil bir zat ölmeden önce oğlunu çağırarak şöyle
demiştir: “Bir nasihatim vardır ki, onu sana vasiyet ederim. Eğer onu kabul
edip amel edebilirsen dünya ve âhirette insanların ve Allah’ın makbulü
olursun, her hâlinde selâmet ve saadeti bulursun.”
O kâmil zata oğlu demiştir ki: “Nasihatini söyle, can u gönülden kabul
edeyim. Her ne yol gösterirsen ona gideyim.” Babası oğlunun nasihatini
kabul ettiğini işitince; “Oğul mum makası ol!” deyip âhirete göçmüştür.
Sonra bu hikmetli sözü bazıları sabırla, bazıları ise rıza ile tevil
etmişlerdir.
Rıza
ile
tevil
edenler
o
kâmilin
muradına
uygun
davranmışlardır. Çünkü sabır musibetten gelen elemi gizlemektir; [257/b]
ağlayıp sızlayarak feryad u figan etmemektir (cez‘ ü fez‘). Rıza ise, belâdan
aslâ üzüntü duymamaktır.
Mum makasının mumun içindeki fitilin ateşinden rahatsız olmaması,
dumandan ve onun kokusundan da eziyet duymaması şuna işaret etmektedir
ki, o kâmil zatın oğluna “Mum makası ol” demesi, Hakk’ın kazasına rızayı
oğluna duyurmak içindir. Çünkü rıza makamı sabır makamından üstündür
ve sabırla rızayı elde eden Mevlâ’ya vâsıl olmuş demektir.
Şiir
1- Sehhil alâ nefsike’l-umûrâ
Ve kun alâ merrihâ sabûrâ
2- Fekem ra’eynâ ehâ hemûm
E‘kaba min ba‘dihâ surûrâ
Şiir (in tercümesi)
1- İşleri kolaylaştır kendi nefsine. Acılara dayanmak için sabrı dene.
2- Elem çeken nice dostlar gördüm ki, ardından neşe gelmekte.
Kıta
1-Her gamî-râ şâdîî der-pey buved dil şâd dâr
Hîç derdî nîst k’û-râ nîst dermân gam me-hor
2-Bî seher hergiz ne-mâned şâm bî-sabrî me-kon
Herçi düşvâr est rûzî gerded âsân gam me-hor
Kıta (nın tercümesi)
1-Her kederin ardından bir mutluluk vardır, gönlünü hoş tut. Dermanı
olmayan hiçbir dert yoktur, gam yeme.
2-Sehersiz hiçbir akşam yoktur, sabırsız olma. Zor olan ne varsa bir gün
kolay olur, gam yeme.
Rubaî
1-Bâ hâr-ı gam er yek do şebî binişînî
Pes rûz ki bî-gam gul-i şâdî çînî
2-Ez-câm-i gam er humâr dîdî hoş bâş
Pes mestîhâ k’ez mey şâdî bîni
Rubaî (nin tercümesi)
1-Keder dikeniyle birkaç gün oturursan, bir süre sonra kedersiz mutluluk
gülü toplarsın.
2-Gam kadehinden şarhoş olmuşsan eğer, rahat ol. Sonra mutluluk
şarabından sarhoş olursun.
Nazm
1-Sabr kıl itme umûrunda şitâb
Sabr ile dirler olur gûre dûş-âb
2-Sabr ile dostun olur düşmenler
Sabr ile reh-ber olur reh-zenler
3-Sabr esmâ-yı ilâhîdendir
Hikmet nâ-mütenâhîdendir
4-Ol ki hikmetde şükürler yediler
Sabra miftâh-ı ferecdir didiler
5-Sabrdır ukde-guşâ-yı [402] her kâr
İrişür sabr ile subha şeb-i târ
Günümüz Türkçesiyle
1- İşinde aceleci olma, her şey sabırla olur. Tatsız koruk bile sabırla, tatlı
pekmez olur.
2- Sabırla düşmanların dost olur. Yol kesen eşkıyalar sabırla rehber olur.
3- Sabır ki esmâ-yı hüsna nın hası. Sabır ki sınırsız hikmetler deryası.
4- Sabır hikmetiyledir ki, şekerler yediler. Sabır, “Kolaylığın anahtarıdır”
dediler.
5-Sabırla çözülür her işin düğümü. Sabahı sabırla bulur, karanlık geceler.

