ÜÇÜNCÜ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · BİRİNCİ FASIL · Yedinci Madde
Yedinci Madde
Tam tevekkülü elde etmenin yollarını ve tevekkül ehlinin daima rahat ve
huzur içinde olduklarını bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: “Tevekkül
Allah’a güvenmektir. Şu halde kim ki dünya ve âhiretin Allah’ın mülkü
olduğunu yakinen bilir, her şeyi O’nun yed-i kudretinde bulur ve herkesin
kendisi gibi âciz ve zavallı olduğunu görürse ve bilirse ki herkesin rızkını
Allah teala verir. Şüphesiz böyle düşünen kişi, tevekkül makamına ermiş
olur.”
Şek ve şüpheden kendini arındıran kişi rızık konusunda niçin gam çeker
ki? Hâlbuki bu konuda Hak teala kendisine kefil olmuştur. Nitekim
“ Yeryüzünde kımıldayan hiç bir canlı yoktur ki onun rızkı Allah’a ait
olmasın.” (Hûd, 11/6) âyeti bu mânâyı ifade eder. Allah dünya ve âhiret
saadetini tevekküle bağlı kılmıştır. Şu halde yaptığı her işte Allah’a
tevekkül eden kişi, iki cihan saadetini elde etmiş demektir. Çünkü hayırlı
olan her ne ise Allah ona bunları vermiştir.
Tevekkül sahibi kişi (mütevekkil) yiyecek toplamaz, yarın için rızık
endişesi taşımaz. Çünkü o, kendini Allah’ın nimet deryası içinde bulur.
Nitekim denizdeki balık da öyledir, deryaya gark olup kalmıştır, su
biriktirme ihtiyacından müstağnî olmuştur. Tevekkül ehli kişi de bunun gibi
herkesten mustağnî olup tabii bir ihtiyaçsızlıkla dolmuştur. Canı yemek
istediğinde tevekkül ehli nefsine der ki; “Rızkın gamını yeme, kendine
zahmet verme. Çünkü sen rızkı hayat için istiyorsun. Hâlbuki rızk ve hayat
birbirine bitişiktir. Hayat olduğu sürece rızık da vardır. Öyleyse aklından
rızk endişesini çıkar.”
Hak teala seni, kendisini bilmen (marifet) için yaratmıştır. Fakat senin
fikrin bu gerçeği bırakıp rızık temini derdine düşmüştür. Hemen Allah’a
tevekkül edesin ve bütün [247/b] işlerini ona ısmarlayıp (esas yaratılış
maksadına doğru) gidesin. Her belâya sabredesin ve Hakk’ın her hükmüne
(kaza) rıza gösteresin.
Böylece her şerde bir hayır olduğunu göresin. “Hiçbir küçük şer yoktur
ki, içinde daha büyük hayırlar gizlemiş olmasın.” [377] hadis-i şerifinin işaret
ettiği mânâya eresin. Tevekkül makamında sebat edip durasın. Böylece
önce tefvîz, sonra sabır ve sonra da rıza makamlarına varasın. Bundan sonra
marifet makamına ve oradan muhabbet makamına gidesin. Böylece hikmet
ehlinden olasın, evliyâ zümresine girip ve mukarrabînden olasın.
Nazm
1- Hîn tevekkul kon me-lerzân pâ vu dest
Rızk-ı to ber to zi-to âşıkter est
2- În sebebhây-ı cihân perde est u bes
Asl-i rûzî ez-Hodâ dân her nefes
3- Rûzî ez v’ey cû me-cû ez-Zeyd u Amr
Mestî ez v’ey cû me-cû ez-beng u hamr
4- Kût-i aslî-râ ferâmûş kerde est
Rûy der-kût-i maraz âverde est
5- Kût-i aslî-yi beşer nûr-i Hodâst
Kût-i hayvânî mer û-ra nâ-sezâst
6- Lîk ez-illet der-în uftâd dil
K’û hored û rûz u şeb ez-âb u gil
7- Çün mizâc-ı âdemî gil-hâr şod
Zerd u bed-reng u sekîm u hâr şod
8- Çun mîzâc-i zişt-i û tebdîl yâft
Reft ziştî ez-roheş çun şem‘ tâft
9- Çun cenîn bud âdemî bud hun gıdâ
Ez-necis pâkî bered mü’min kezâ
10-Ez fitâm-ı hûn gıdâyeş şîr şod
V’ez fitâm-ı şîr lokma-gîr şod
11- Ez fitâm-ı lokma Lokmânî şeved
Tâlib-i matlûb pinhânî şeved
12- Pes hayât-ı mâst mevkûf-i nizâm
Endek endek cehd kon temme’l-kelâm
Nazm (ın tercümesi)
1-Kendine gel, tevekkül et; elin ayağın titremesin. Rızkın, sana senin ona
olduğundan daha fazla âşıktır.
2-Dünyanın bu sebepleri sadece perdedir; her an rızkın aslının Allah
katından geldiğini bil.
3-Rızkı Ondan iste, Zeyd ve Amr’dan değil. Mestliği O’ndan iste,
şaraptan ve kadehten değil.
4-Asıl gıdasını unutmuş, hastalık yüzünden alıştığı gıdaya yüz tutmuştur.
5-İnsanın aslî gıdası Allah’ın nurudur; ona hayvan gıdası lâyık değil.
6-Fakat gönül hastalık yüzünden bu gıdaya düşmüştür. Gece gündüz bu
suyu içmekte, bu toprağı yemektedir.
7-İnsanın mizacı çamur yemeye alışırsa, sararıp solar; hastalanıp
düşkünleşir.
8-Kişinin kötü mizacı değişirse, yüzünden çirkinlik gider de ışık gibi
parlar.
9-İnsan bir ceninken besine kandı. Mü›min, pislikten işte böyle temizlik
elde eder.
10-Kandan kesilince besini süt olur. Sütten kesilince de lokma yemeye
başlar.
11-Lokmadan kesilince bir Lokman olur. Açık ve gizli bilgileri elde
etmeye başlar.
12-Öyleyse yaşayışımız sütten kesilmeye bağlıdır. Yavaş yavaş çaba
göster vesselâm.
[366] . Tirmizî, Zühd, 33.
[367] . Tirmîzî, Tıb, 14.
[368] . Teşe’’üm; Kötüye yorma, uğursuz sayma anlamlarına geldiği gibi
sola dönme ve sola yatma anlamlarına da gelmektedir. Tatayyur ise uğursuz
sayma anlamına geldiği gibi uçmak anlamı da vardır.
[369] . Ebû Dâvûd, Tıb 24; Tirmîzî, Siyer 47.
[370] . Tirmîzî, Kıyâme 60; İbn Hibbân, Sahîh , II/439, H. No: 731.
[371] . Bu cümle, yazma nüshada yoktur.
[372] . Tirmîzî, Zühd, 29.
[373] . Matbu metinde Herm bin Sinân olarak geçmektedir.
[374] . Matbu metinde “birdendir” şeklinde.
[375] . Serdar: Önder, komutan, başbuğ.
[376] . Rezzak: Bütün yaratılmışların rızkını veren Allah tealanın esma-i
hüsnasından.
[377] . Ebû’s-Suûd Efendi, Tefsir-i Ebû’s-suûd , II/22.
«Ey ümmetim, eğer siz Hak tealaya tam bir teslimiyetle tevekkül etseniz,
kuşların rızkını verdiği gibi sizin de rızkınızı verir ki, kuşlar aç olarak
sabaha çıkarlar da karınları doymuş olarak akşamlarlar.» Yine
buyurmuştur ki: «Sizden biriniz yakı açar veya efsun yaparsa bilsin ki
muhakkak o tevekkülden uzaklaşmış olur.» Yine buyurmuştur ki: «Kim ki
insanlardan daha sağlam ve kuvvetli olmak isterse, Allah’a tevekkül etsin.»
Yine buyurmuştur ki: «Kim ki Hak tealaya tevekkül edip kazasına râzı
olursa muhakkak o, istemekten kurtulur ve her türlü kederden emin olarak
rahata erer.» Yine buyurmuştur ki: «Uğursuzluğa inanmak (teşe’’üm ve
tatayyur) fal açtırmak şirktendir. Ancak tevekkül onları gönülden temizleyip
giderendir.» Yine buyurmuştur ki: «Hakk’a tevekkül etmek, insanlardan
ümidi kesmektir. Çünkü insanlar (gerçek anlamda) ne verebilirler, ne de
verilene engel olabilirler. (Allah dilemedikçe) ne zarar, ne de fayda
verebilirler. Belki onların hepsi sanatkârın âletleri mesâbesindedir.»
3- Rızkına râzı olan yoksullar, Hakk’ın, rezzak ismine mazhar olurlar.
Herm bin Hıbbân Veysel Karanî hazretlerine demiştir ki: “Benim ikamet
etmem için nereyi emredersiniz?”
«Ey ümmetim, eğer siz Hak tealaya tam bir teslimiyetle tevekkül etseniz,
kuşların rızkını verdiği gibi sizin de rızkınızı verir ki, kuşlar aç olarak
sabaha çıkarlar da karınları doymuş olarak akşamlarlar.» Yine
buyurmuştur ki: «Sizden biriniz yakı açar veya efsun yaparsa bilsin ki
muhakkak o tevekkülden uzaklaşmış olur.» Yine buyurmuştur ki: «Kim ki
insanlardan daha sağlam ve kuvvetli olmak isterse, Allah’a tevekkül etsin.»
Yine buyurmuştur ki: «Kim ki Hak tealaya tevekkül edip kazasına râzı
olursa muhakkak o, istemekten kurtulur ve her türlü kederden emin olarak
rahata erer.» Yine buyurmuştur ki: «Uğursuzluğa inanmak (teşe’’üm ve
tatayyur) fal açtırmak şirktendir. Ancak tevekkül onları gönülden temizleyip
giderendir.» Yine buyurmuştur ki: «Hakk’a tevekkül etmek, insanlardan
ümidi kesmektir. Çünkü insanlar (gerçek anlamda) ne verebilirler, ne de
verilene engel olabilirler. (Allah dilemedikçe) ne zarar, ne de fayda
verebilirler. Belki onların hepsi sanatkârın âletleri mesâbesindedir.»
“ İnsanlara muhtaç olmak istemeyen kişi, kendi elinde bulunandan çok,
Allah tealanın kudret elinde olan rızkına değer verip güvensin ki zenginlik
elde edebilsin.”
3- Bize can veren sensin, bu sebeple gönlümüz hoştur. Onun için böyle
sarhoşuz; hem ser-dârımız sensin.
Birincisi: Allah’a kulluk ve huzur için, her şeyi gönülden çıkartmaktır.
Çünkü Hakk’a tevekkül etmeyen, rızkını kazanma ve ihtiyaçlarını temin
etme ile uğraşırken ibadet ve huzurdan uzak olur. O meşguliyet kişinin ya
beden organlarıyla (zahir) olur ya da gönlüyle (bâtın) olur. Beden
organlarıyla meşguliyet, rızık talebine yönelenlerin çoğunda olduğu gibi
istemek, ticaretle meşgul olmak ve el emeğiyle çalışıp kazanmakla olur. Bu
meşguliyet insanın ya zahiri veya bâtını ile olur. Zahirî meşguliyet rızık
peşinde koşanlarda olduğu gibi alışverişle, el emeğiyle ve hizmet etmekle
olur. Gönlüyle (bâtıni) meşguliyet, kalbi dünyaya bağlı olan zahidler gibi,
nefsin arzusuyla, kalbin düşünmesiyle ve aklın gerekli hazırlıklarıyla olur.
Hâlbuki ibadet ve huzur ancak, bedenin isteklerinden vazgeçmekle ve
Allah’ın huzurunda olma şuuru (ferâğ-ı cism ve huluvv-i bâl) ile elde edilir.
Bedenin isteklerini terk etme ve gönlü zararlı şeylerden temizleme ise,
ancak tevekkül ehline nasip olur.
«Ey ümmetim, eğer siz Hak tealaya tam bir teslimiyetle tevekkül etseniz,
kuşların rızkını verdiği gibi sizin de rızkınızı verir ki, kuşlar aç olarak
sabaha çıkarlar da karınları doymuş olarak akşamlarlar.» Yine
buyurmuştur ki: «Sizden biriniz yakı açar veya efsun yaparsa bilsin ki
muhakkak o tevekkülden uzaklaşmış olur.» Yine buyurmuştur ki: «Kim ki
insanlardan daha sağlam ve kuvvetli olmak isterse, Allah’a tevekkül etsin.»
Yine buyurmuştur ki: «Kim ki Hak tealaya tevekkül edip kazasına râzı
olursa muhakkak o, istemekten kurtulur ve her türlü kederden emin olarak
rahata erer.» Yine buyurmuştur ki: «Uğursuzluğa inanmak (teşe’’üm ve
tatayyur) fal açtırmak şirktendir. Ancak tevekkül onları gönülden temizleyip
giderendir.» Yine buyurmuştur ki: «Hakk’a tevekkül etmek, insanlardan
ümidi kesmektir. Çünkü insanlar (gerçek anlamda) ne verebilirler, ne de
verilene engel olabilirler. (Allah dilemedikçe) ne zarar, ne de fayda
verebilirler. Belki onların hepsi sanatkârın âletleri mesâbesindedir.»
Böylece her şerde bir hayır olduğunu göresin. “Hiçbir küçük şer yoktur
ki, içinde daha büyük hayırlar gizlemiş olmasın.” hadis-i şerifinin işaret
ettiği mânâya eresin. Tevekkül makamında sebat edip durasın. Böylece
önce tefvîz, sonra sabır ve sonra da rıza makamlarına varasın. Bundan sonra
marifet makamına ve oradan muhabbet makamına gidesin. Böylece hikmet
ehlinden olasın, evliyâ zümresine girip ve mukarrabînden olasın.
. Tirmîzî, Tıb, 14.
. Tirmizî, Zühd, 33.
. Ebû Dâvûd, Tıb 24; Tirmîzî, Siyer 47.
. Teşe’’üm; Kötüye yorma, uğursuz sayma anlamlarına geldiği gibi sola
dönme ve sola yatma anlamlarına da gelmektedir. Tatayyur ise uğursuz
sayma anlamına geldiği gibi uçmak anlamı da vardır.
. Bu cümle, yazma nüshada yoktur.
. Tirmîzî, Kıyâme 60; İbn Hibbân, Sahîh , II/439, H. No: 731.
. Tirmîzî, Zühd, 29.
. Matbu metinde “birdendir” şeklinde.
. Matbu metinde Herm bin Sinân olarak geçmektedir.
. Rezzak: Bütün yaratılmışların rızkını veren Allah tealanın esma-i
hüsnasından.
. Serdar: Önder, komutan, başbuğ.
«Ey ümmetim, eğer siz Hak tealaya tam bir teslimiyetle tevekkül etseniz,
kuşların rızkını verdiği gibi sizin de rızkınızı verir ki, kuşlar aç olarak
sabaha çıkarlar da karınları doymuş olarak akşamlarlar.» Yine
buyurmuştur ki: «Sizden biriniz yakı açar veya efsun yaparsa bilsin ki
muhakkak o tevekkülden uzaklaşmış olur.» Yine buyurmuştur ki: «Kim ki
insanlardan daha sağlam ve kuvvetli olmak isterse, Allah’a tevekkül etsin.»
Yine buyurmuştur ki: «Kim ki Hak tealaya tevekkül edip kazasına râzı
olursa muhakkak o, istemekten kurtulur ve her türlü kederden emin olarak
rahata erer.» Yine buyurmuştur ki: «Uğursuzluğa inanmak (teşe’’üm ve
tatayyur) fal açtırmak şirktendir. Ancak tevekkül onları gönülden temizleyip
giderendir.» Yine buyurmuştur ki: «Hakk’a tevekkül etmek, insanlardan
ümidi kesmektir. Çünkü insanlar (gerçek anlamda) ne verebilirler, ne de
verilene engel olabilirler. (Allah dilemedikçe) ne zarar, ne de fayda
verebilirler. Belki onların hepsi sanatkârın âletleri mesâbesindedir.»
7- Gehî Hakkı gümân eyler ki bizdendir kamu işler
. Ebû’s-Suûd Efendi, Tefsir-i Ebû’s-suûd , II/22.
Ashab-ı kirâmdan biri devesinden inip: «Ey Allah’ın Rasulü! Deveyi
salıverip tevekkül mü edeyim, yoksa bağlayayım mı?» diye sormuştur.
Hazret-i Peygamber ona; «Deveyi bağla, ondan sonra Allah’a tevekkül et»
buyurmuştur. Hazret-i Mûsâ (a.s.) buyurmuştur ki: “Çocuğun babasına olan
tevekkülü kadar, Mevlâsına tevekkülü olmayan kişi mü’min değildir.”

