Sünen-i Ebû Dâvûd · Haziran 28, 2026

Teşehhütle ilgili rivâyetler

-2. CİLT- · 182 – TEŞEHHÜTLE İLGİLİ RİVÂYETLER 968 – Abdullah bin Mes’ûd radıyallahu anh’dan: Biz Rasûlullah sallallahu

-2. CİLT- · 182 – TEŞEHHÜTLE İLGİLİ RİVÂYETLER

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

968 – Abdullah bin Mes’ûd radıyallahu anh’dan: Biz Rasûlullah sallallahu

aleyhi vesellem ile birlikte namazda oturduğumuz vakit kullarından önce

Allah’a selam olsun ve falana da selam olsun derdik. Rasûlullah sallallahu

aleyhi vesellem, “Allah’a selam olsun demeyin. Şüphesiz selam Allah’ın

kendisidir. Lakin sizden biriniz oturduğu vakit:

Dille yapılan, bedenle yapılan, mal ile yapılan ibadetlerin hepsi senin rızan

içindir.

Ey Nebî! Selam, Allah’ın rahmet ve bereketi senin üzerine olsun. Selam

bize ve Allah’ın Salih kulları üzerine olsun. Siz bunu söylediğiniz vakit

göklerde ve yerde yahut göklerle yer arasındaki bütün Salih kullara isabet

eder.

Şahitlik ederim ki, Allah’tan başka ilah yoktur, yine şahitlik ederim ki Hz.

Muhammed sallallahu aleyhi vesellem Allah’ın kulu ve Rasûlüdür desin,

sonra sizden biriniz hoşuna giden dualardan onunla duâ etmek için seçsin”

buyurdu. [75]

İZAH

İmam Azam, Şâfiî ve Mâlik Hazretlerine göre teşehhütte bulunmak vaciptir.

Hanefîlerce salât ü selam sünnettir. Salat ü selamdan sonra duâ müstehaptır.

Bu hadis-i şerife göre dualardan hoşuna gideni seçmekte muhayyerdir.

Dilediğini seçsin diye serbestlik verilmişse de bu serbestliğin Rasûlullah

sallallahu aleyhi vesellem’in namazda okuduğu dualardan ve Kur’an-ı

Kerimde geçen duâ ayetlerinden olmasına zımnen işaret vardır.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

969 – Abdullah bin Mes’ûd radıyallahu anh’dan:

Biz namazda oturduğumuz vakit ne diyeceğimizi bilmiyorduk. Rasûlullah

sallallahu aleyhi vesellem’e öğretildi, diye geçen hadisin benzerini zikretti.

Şerîk dedi ki:

Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem bize bazı sözler öğretirdi ki, onu

teşehhüt öğrettiği gibi öğretmezdi.

İlâhî kalplerimiz arasını birleştir. Arası açık olanlarımızı barıştır, bizi doğru

yola hidayet et, bizi karanlıklardan nura kurtar, fuhşiyâtın açığından ve

kapalısından bizi uzaklaştır. Bizim kulaklarımızı, gözlerimizi, kalplerimizi,

ailelerimizi zürriyetlerimizi bize mübarek kıl. Bizim tövbemizi kabul et,

çünkü sen tövbeleri çok kabul edensin, merhametlisin. Bizi nimetlerine

şükreden, onları itiraf eden ve (verdiğine) râzı olanlarından eyle, ve bize

nimetlerini tamamla. [76]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

970 – Kasım bin Muhaymire radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre

şöyle demiştir:

Alkame elinden tuttu ve Abdullah bin Mes’ûd’un onun elinden tuttuğunu

Abdullah’ın elinden de Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in tutup ona

namazda teşehhüdü öğrettiğini haber verdi, deyip A’meş’in hadisindeki

duanın aynısını zikretti. “Şunu söyleyip veya şunu yerine getirdiğin vakit

namazını yerine getirmiş olursun. Bundan sonra kalkmak istersen kalk,

oturmak istersen otur.”

İZAH

Bu hadis-i şerifte teşehhütten sonra istersen kalkıp gitmek, istersen oturmak

arasında muhayyer bırakıldığı için “Allahümme Salli” duâlarının

okunmasının vacip olmadığı anlaşılmıştır.

Bir de bu hadiste, hangi kelimeler Rasûl-i Ekrem’in sözü olduğu hususu

üzerinde durulup “bunu söyledin veya bunu yaptığın vakit namazın tamam

oldu” cümlesinin Peygamberimizin sözü, “kalkmak istersen kalk, oturmak

istersen otur” cümlesinin İbn-i Mes’ûd’un sözü olduğu kaydedilmiştir.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

971 – Ebû Bişr radıyallahu anh’dan:

Mücahid’in İbn-i Ömer’den onun da Rasûlullah sallallahu aleyhi

vesellem’den teşehhüd hakkında naklini işittim.

Sözle, vücutla ve mal ile yapılan bütün ibadetler Allah’a mahsustur. Ey

Nebî Selam, Allah’ın rahmeti ve bereketleri senin üzerine olsun. Mücahid,

dedi, İbn-i Ömer dedi ki: Buna “veberekatühu” kelimesini ziyâde ettim.

Selam bize ve Allah’ın salih kullarına olsun. Allah’tan başka ilah

olmadığına ben şahidim, buna da “yalnız O var, onun eşi yok” cümlesini

ziyâde ettim. Yine Muhammed’in Allah’ın kulu ve Rasûlü olduğuna

şahidim.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

972 – Hıttân bin Abdullah er-Rakkâşî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine

göre şöyle demiştir:

Ebû Musa el-Eş’arî bize namaz kıldırmıştı. Namazın sonunda oturunca

cemaatin birisi namaz (Kur’an da) her türlü hayır ve zekâtla birleştirilmiştir,

dedi. Ebû Musa namazı bitirince cemaate dönerek:

Şöyle şöyle kelimeleri söyleyen hanginizdi, dedi. Cemaat sükût etti. (tekrar)

Şöyle şöyle kelimeleri söyleyen hanginizdi? dedi. Cemaat (yine) sustular.

(Bunun üzerine Ebû Musa) Ya Hıttân bu sözü senin söylemen muhtemel

dedi. Ben söylemedim, amma yemin olsun ki bundan dolayı beni üzecek bir

şeyle bana hitap edeceğinden korkmuştum. Hıttan dedi: Cemaatten biri onu

ben söyledim, fakat onunla hayırdan başka bir şey murad etmedim, dedi.

Ebû Musa da namazınızda neler söyleyeceğinizi bilmez misiniz? Gerçek

Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem bize bir hutbe irad edip, sünnetimizi

açıklayıp namazımızı ve (namazda ne) okuyacağımızı, öğretti ve şöyle

buyurdu:

Namaz kıldığınız vakit saflarınızı dosdoğru tutun, sonra size içinizden

biriniz imamlık etsin. O tekbir aldığı vakit siz de tekbir alın, O fatihayı

bitirdiği vakit amin deyin, Allah duanızı kabul eder. imam tekbir alıp rükûa

indiği vakit siz de tekbir alıp rükûa inin, şüphesiz imam sizden önce rukûa

gidecek ve sizden önce doğrulacaktır. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem

işte O, onunladır sizin rükûa imamdan sonra inişinizden meydana gelen

eksiklik rükûdan imamdan sonra doğrulmanızla telâfi olunur” buyurdu.

İmam Semiallahü limen hamide dediği vakit siz de Allahümme rabbenâ

lekelhamd deyin, Allah dualarınızı kabul eder. Gerçekten Allah Teala

Peygamberinin dili ile Semiallahü limen hamide buyurdu.

(İmâm) tekbir alıp secde edince, siz de tekbir alıp secde edin, zira imam

sizden önce secde eder. Sizden önce secdeden kalkar. Rasûlullah sallallahu

aleyhi vesellem O, onunladır. Sizin secdeye imamdan sonra varışınızdan

meydana gelen eksiklik, sonra kalkışınızla telafi olur, buyurdu. Sıra

oturmaya geldiği vakit de sizden birinizin ilk sözü:

Dille, bedenle ve mal ile yapılan ibadetlerin hepsi Allah’a mahsustur. Ey

Nebî, Allah’ın rahmeti, bereketleri ve selam sana olsun. Selam bize ve

Allah’ın salih kullarına olsun. Allah’tan başka ilah olmadığına şahidim,

Muhammed aleyhisselam Allah’ın kulu ve Rasûlü olduğuna şahidim, desin.

Ahmed rivâyetinde veberekatühû ve eşhedü lafızlarını söylemedi, sadece

“enne muhammeden” dedi.

İZAH

Erenme: Sustu, sûküt etti, demektir.

Reheptü: Korktum.

Tebkeani: Hoş olmayan bir şeyle beni karşılamandan demektir.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

973 – Bir önce geçen şu hadis Hıttân bin Abdullah el-Rakkâşî’den rivâyet

edildi ve orada (imam) okuduğu vakit siz sûküt edin, teşehhütte “eşhedü

enla ilahe illallah”tan sonra (vahdehü lâ şerîke lehu = O birdir, şerîki

yoktur) cümlesini ziyâde etti.

Ebû Dâvud dedi: Sükut edin lafzı mahfuz değildir. Bu lafzı kimse

getirmedi, ancak Süleyman Teymî şu hadiste getirdi. [77]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

974 – İbn-i Abbas’tan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:

Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Kur’an’ı bize öğrettiği gibi teşehhüdü

de öğretti. (Ettehiyyatü…) dille yapılan bütün ibadetler, beden ve mal ile

yapılan bütün ibadetler, Allah’a mahsustur. Ey Peygamber Allah’ın rahmeti,

bereketleri selamı sana olsun. Bize ve Allah’ın salih kullarına selam olsun,

Allah’tan başka ilah olmadığına ve Hz.Muhammedin de Allah’ın kulu ve

Rasûlü olduğuna şahitlik ederim. [78]

İZAH

Burada İbn-i Abbas şehâdetleri rivâyet ederken (eşhedü ellâ ilâhe illallah ve

eşhedü enne muhammeden Rasûlullah) demiş (abduhû = Allah’ın kuludur)

cümlesini söylemiştir.

Hazreti Ömer, İbn-i Mes’ûd, Câbir, Ebû Musa ve İbn-i Zübeyr

Hazretlerinden rivâyet edilen şehâdetlerde ise “abduhû” lafzı rivâyet

edilmiştir.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

975 – Semura bin Cündüp radıyallahu anh’dan: Bundan sonra Rasûlullah

sallallahu aleyhi vesellem bize, “namazın ikinci rekatından veya bitme

anından önce selamdan önce başlayın “Ettahıyyâtü Etteyyibâtu vessalavâtu

velmülkü lillahi” deyin, sonra sağınıza, sonra da okuyucunuza (imâmınıza)

ve kendi nefsinize selam verin diye emretti.”

Ebû Dâvud dedi: Süleyman bin Musa aslen Kufe’lidir. Şam’da

bulunuyordu. Ebû Dâvud: Şu sahife Hasan’ın, Semura’dan işittiğine delâlet

eder.