Marifetnâme · Haziran 28, 2026

Tokluğun rezaletini ve açlığın fazîletlerini bildirir

ÜÇÜNCÜ FEN · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL · Üçüncü Madde Üçüncü Madde Tokluğun rezaletini ve açlığın fazîletlerini bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: Üç özellik kalbe katılık ve sıkıntı …

ÜÇÜNCÜ FEN · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL · Üçüncü Madde

Üçüncü Madde

Tokluğun rezaletini ve açlığın fazîletlerini bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: Üç özellik kalbe

katılık ve sıkıntı verir. Bunlar çok yeme, çok uyuma ve çok konuşmadır.

Karınlar tok olduğunda ruhlar beden (gibi) olur. Karın aç olursa beden ruha

döner. Bedenin sıhhati az yemededir. Ruhun sıhhati az uyumadadır. Tok

olan kimseden bir akıl gider ki bir daha geri dönmez. Açlık ism-i a’zamdır

ve kerem sahibi sultandır.

Az yemek az uyumayı gerektirir. Az uyumak ise az konuşmayı gerektirir.

Tokluk hastalıkları çağırır. Hastalıklar ise elem ve üzüntüleri çağırır. Tokluk

bütün hastalıkların kaynağıdır. Açlık ise bütün şifâların kaynağıdır. Vesvese

ve vehim ateşleri, hatta bütün insanların nefislerinin ateşleri açlık ile söner.

Nefsi aç olanın vesvesesi ortadan kalkar. Nitekim delirmiş bir kişi aç

kaldığında deliliği giderek akıllı olur.

Açlık bir ibret tarlası, hikmet pınarı, aklın ve zekânın ruhu, muhabbetin

anahtarı, marifetin kandili, hakikatin yoludur. Nefis sabırsız bir hastadır,

onun en âcil ilâcı açlıktır. Tokluk ile gönülden hikmet kaybolup gider. Açlık

ile gönülde her ilim meydana gelir. Açık asfiyânın safâsı, takvâ sahiplerinin

rehberidir.

Nazm

1-Acıkmak kim vücûdunda safâdır

Şi‘âr-ı evliyâ vü asfiyâdır [208/b]

2-Tekâzâ-yı ta‘âm olmaz velîde

Velînin kûtu çün zikr-i Hudâ’dır

Günümüz Türkçesiyle

1-Acıkmak ki vücuduna safâdır; evliyânın ve asfiyânın âdetidir.

2-Evliyâda yemeğe düşkünlük olmaz. Evliyânın azığı, Hudâ’nın zikridir.

Açlık, güzel ahlâkın kaynağıdır, tokluk ise kötü huyların ortaya çıkış

yeridir. Karın tok olduğunda âzâlar aç olur, karın aç olduğunda âzâlar tok

olur. Açlık nefse zindan, kalbe gülistândır. Tokluk hâlindeki vesvese gerçek

ve kalıcı olur, açlık hâlindeki vesvese ise âtıl ve batıl olur. Karnı aç olanın

kalbi, iki âlemden geçip Mevlâ’ya döner. Açlık, kalbi hikmetle doldurur,

tokluk ise sağır ve dilsiz yapar. Açlık, bedenlerde hafiflik ve iffet, gözde

ibret ve gönülde hikmettir. Kalbin cilâsı iki huyda yerleşmiştir ki biri açlık,

diğeri seher vakitleridir. Tokluk bedenlerin gıdası, açlık ise canın ve gönlün

gıdasıdır.

Bir şeyhin mürîdi bir gün aç kalıp şeyhine: “Açım” deyince şeyhi:

“Allah” dedi. Bunun üzerine mürîd o isme devam ederek ikinci gün:

“Kuvvet için ne lâzımdır?” dediğinde şeyhi: “Allah lâzımdır” dedi. Üçüncü

gün o sabırlı derviş: “kuvvet nedir?” dediğinde şeyh, “Hiç ölmeyen dirinin

zikridir” buyurdu. Böylece dördüncü gün tamamlandığında o oruçlu derviş

Hakk’ın cezbesiyle iftar edip mesud ve bahtiyar bir halde ruh kuvvetini

buldu. Marifet nimetini hiçbir ücret ödemeden bulmuş oldu. Vücudunun

bütün hücreleri aşk içeceği ile dolup ilâhî cezbeye tutuldu.

Nazm

1-Çü aşk merdüm-i hordur pes er gerek ey yâr

Ki ola lokma-i şîrîn aşk-ı şîrîn-kâr

2-Sen acı lokma gibi böyle hazm olunmaz iken

O şâh-ı aşka ne lâyıksın ide nûş-güvâr

3-Riyâzet ile za‘îf ol ki, tengdir o dehen

Lezîz lokma olup koy seni yesün yeksâr

4-Niçün dehânı yakarsın o dîk kerem ile sen

Siyâh olur gehî esbâb u geh, leb-i destâr

5-Misâl-i dûzah o mi‘de pür olmadı hergiz

Meger kadem basa bir dem sana şeh-i Cebbâr

6-Hudâ’dır eyleyen ahbâb çeşmini şeb‘ân

Yoğ evliyâda ne benlik ne hırs-ı her murdâr

7-Ne hırs-ı ilm-i hüner var ne reng ü bû Hakkı

Ne sulh u ceng olur anlarda aşk olur her bâr

Günümüz Türkçesiyle

1-Beşer aşkı hordur; buna er gerek, ey yar! Ki o şirin lokma, Şîrîn’e

yaraşır aşk olsun.

2-Sen, acı lokma gibi böyle hazm olunmazken; o aşk pâdişâhına ne

lâyıksın ki seni içsin?

3-Riyazat eyle, zayıf ol ki tenin ağzı dar. Leziz lokma olup koy ki, bir

kerede yutsun seni.

4-Niçin ağzını yakarsın, o sıcak tatsız tavukla sen? Siyah olur bazen

elbise, hem de sarığın içi.

5-Alev alev yakıp yutan cehennem gibi, o mide hiç dolmadı. Meğer ki

Cebbâr Pâdişâh sana bir kez ayak bassın.

6-Dostların gözlerini doyuran Hazret-i Mevlâ’dır. Yoktur evliyâda ne

benlik, ne de murdara hırs.

7-Ne ilim hırsı var onlarda, ne hüner, ne renk, ne koku. Hakkı! Ne sulh,

ne cenk olur onlarda, aşk olur her zaman.