ÜÇÜNCÜ FEN · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL · Üçüncü Madde
Üçüncü Madde
Tokluğun rezaletini ve açlığın fazîletlerini bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: Üç özellik kalbe
katılık ve sıkıntı verir. Bunlar çok yeme, çok uyuma ve çok konuşmadır.
Karınlar tok olduğunda ruhlar beden (gibi) olur. Karın aç olursa beden ruha
döner. Bedenin sıhhati az yemededir. Ruhun sıhhati az uyumadadır. Tok
olan kimseden bir akıl gider ki bir daha geri dönmez. Açlık ism-i a’zamdır
ve kerem sahibi sultandır.
Az yemek az uyumayı gerektirir. Az uyumak ise az konuşmayı gerektirir.
Tokluk hastalıkları çağırır. Hastalıklar ise elem ve üzüntüleri çağırır. Tokluk
bütün hastalıkların kaynağıdır. Açlık ise bütün şifâların kaynağıdır. Vesvese
ve vehim ateşleri, hatta bütün insanların nefislerinin ateşleri açlık ile söner.
Nefsi aç olanın vesvesesi ortadan kalkar. Nitekim delirmiş bir kişi aç
kaldığında deliliği giderek akıllı olur.
Açlık bir ibret tarlası, hikmet pınarı, aklın ve zekânın ruhu, muhabbetin
anahtarı, marifetin kandili, hakikatin yoludur. Nefis sabırsız bir hastadır,
onun en âcil ilâcı açlıktır. Tokluk ile gönülden hikmet kaybolup gider. Açlık
ile gönülde her ilim meydana gelir. Açık asfiyânın safâsı, takvâ sahiplerinin
rehberidir.
Nazm
1-Acıkmak kim vücûdunda safâdır
Şi‘âr-ı evliyâ vü asfiyâdır [208/b]
2-Tekâzâ-yı ta‘âm olmaz velîde
Velînin kûtu çün zikr-i Hudâ’dır
Günümüz Türkçesiyle
1-Acıkmak ki vücuduna safâdır; evliyânın ve asfiyânın âdetidir.
2-Evliyâda yemeğe düşkünlük olmaz. Evliyânın azığı, Hudâ’nın zikridir.
Açlık, güzel ahlâkın kaynağıdır, tokluk ise kötü huyların ortaya çıkış
yeridir. Karın tok olduğunda âzâlar aç olur, karın aç olduğunda âzâlar tok
olur. Açlık nefse zindan, kalbe gülistândır. Tokluk hâlindeki vesvese gerçek
ve kalıcı olur, açlık hâlindeki vesvese ise âtıl ve batıl olur. Karnı aç olanın
kalbi, iki âlemden geçip Mevlâ’ya döner. Açlık, kalbi hikmetle doldurur,
tokluk ise sağır ve dilsiz yapar. Açlık, bedenlerde hafiflik ve iffet, gözde
ibret ve gönülde hikmettir. Kalbin cilâsı iki huyda yerleşmiştir ki biri açlık,
diğeri seher vakitleridir. Tokluk bedenlerin gıdası, açlık ise canın ve gönlün
gıdasıdır.
Bir şeyhin mürîdi bir gün aç kalıp şeyhine: “Açım” deyince şeyhi:
“Allah” dedi. Bunun üzerine mürîd o isme devam ederek ikinci gün:
“Kuvvet için ne lâzımdır?” dediğinde şeyhi: “Allah lâzımdır” dedi. Üçüncü
gün o sabırlı derviş: “kuvvet nedir?” dediğinde şeyh, “Hiç ölmeyen dirinin
zikridir” buyurdu. Böylece dördüncü gün tamamlandığında o oruçlu derviş
Hakk’ın cezbesiyle iftar edip mesud ve bahtiyar bir halde ruh kuvvetini
buldu. Marifet nimetini hiçbir ücret ödemeden bulmuş oldu. Vücudunun
bütün hücreleri aşk içeceği ile dolup ilâhî cezbeye tutuldu.
Nazm
1-Çü aşk merdüm-i hordur pes er gerek ey yâr
Ki ola lokma-i şîrîn aşk-ı şîrîn-kâr
2-Sen acı lokma gibi böyle hazm olunmaz iken
O şâh-ı aşka ne lâyıksın ide nûş-güvâr
3-Riyâzet ile za‘îf ol ki, tengdir o dehen
Lezîz lokma olup koy seni yesün yeksâr
4-Niçün dehânı yakarsın o dîk kerem ile sen
Siyâh olur gehî esbâb u geh, leb-i destâr
5-Misâl-i dûzah o mi‘de pür olmadı hergiz
Meger kadem basa bir dem sana şeh-i Cebbâr
6-Hudâ’dır eyleyen ahbâb çeşmini şeb‘ân
Yoğ evliyâda ne benlik ne hırs-ı her murdâr
7-Ne hırs-ı ilm-i hüner var ne reng ü bû Hakkı
Ne sulh u ceng olur anlarda aşk olur her bâr
Günümüz Türkçesiyle
1-Beşer aşkı hordur; buna er gerek, ey yar! Ki o şirin lokma, Şîrîn’e
yaraşır aşk olsun.
2-Sen, acı lokma gibi böyle hazm olunmazken; o aşk pâdişâhına ne
lâyıksın ki seni içsin?
3-Riyazat eyle, zayıf ol ki tenin ağzı dar. Leziz lokma olup koy ki, bir
kerede yutsun seni.
4-Niçin ağzını yakarsın, o sıcak tatsız tavukla sen? Siyah olur bazen
elbise, hem de sarığın içi.
5-Alev alev yakıp yutan cehennem gibi, o mide hiç dolmadı. Meğer ki
Cebbâr Pâdişâh sana bir kez ayak bassın.
6-Dostların gözlerini doyuran Hazret-i Mevlâ’dır. Yoktur evliyâda ne
benlik, ne de murdara hırs.
7-Ne ilim hırsı var onlarda, ne hüner, ne renk, ne koku. Hakkı! Ne sulh,
ne cenk olur onlarda, aşk olur her zaman.

