NAMAZ BÖLÜMÜ · 11 – UYUYAN VEYA NAMAZI UNUTAN KİMSE












435 – Ebû Hüreyre radıyallahu anhdan:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Hayber seferinden döndüğü vakit
gece yola devam etti. Uykumuz gelince karanlıkta istirahat verdi ve Hz.
Bilal’e; gece bizi bekle (namaza uyandır) buyurdu. Bilâl de yüküne
dayanmış olduğu halde uyuya kaldı. Güneş üstlerine gelinceye kadar ne
Bilâl, ne Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ve ne de ashab-ı kirâm
uyanmadılar. İlk defa uyanan yine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem
oldu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem heyacanla fırladı, “(Neye
kaldırmadın) ey Bilâl” dedi. Bilâl da, annem babam sana feda olsun ey
Allah’ın Rasûlü, sana gelen uyku bana da galebe çaldı, dedi. Ashab,
yüklerinin yerini biraz değiştirdiler. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem
abdest alıp Bilâl kâmet getirmesini emretti. Bilâl da kamet getirdi.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onlara sabah namazını kıldırdı.
Namazı bitirdiği vakit, “Kim bir namazı kılmayı unutursa hatırlayınca
kılsın, çünkü Allah (c.c) için namazı kıl,” buyurdu.
Yunus şöyle dedi:
İbn-i Şihab âyeti böyle okurdu. (li’z-zikrâ)
Anbese; bu hadisi namazı beni zikir için kıl (li zikrî) şeklinde rivâyet
ederdi. Ahmed bin Salih, KERÂ: Uyuklamak manâsınadır, dedi.(283) [303]
Kafele: Döndü demektir.
Kerâ: Uyuklama ve uyku demektir.
Arresa: Uyumak ve dinlenmek için indi demektir. Rasûl-i Ekrem sallallahu
aleyhi ve sellem ashab-ını dinlendirmek için indiğinden istirahat verdi,
şeklinde tercüme ettik.
İZAH






436 – Ebû Hüreyre radıyallahu anhdan, bir önce geçen haberi şöyle
anlatıldı:
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ashaba:
“Size gaflet isabet eden yerinizi değiştirin,” buyurdu. Bilâl’e da, ezan ve
kamet etmesini emretti. (Bilâl) ezan okudu, kamet getirdi. Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem de namazı kıldırdı.
Ebû Dâvud dedi ki: Bu hadisi, Mâlik ve Süfyan bin Uyeyne, Evzaî,
Abdürrezzâk; Ma’mer ve İbn-i İshak’tan rivâyet ettik. Bunlardan hiçbiri
Zührî’nin bu hadisinde ezanı zikretmedi. Yine bunlardan Evzaî ve Ebân el-
Attar’dan başka hiçbirisi bu haberi Ma’mer’e İsnâd etmemiştir.
İZAH
Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem’in sabah namazına uyuyup
kalması uyuyup kalanların nasıl hareket edeceklerini tâlim içindir. Eğer
Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem’in başına böyle bir hal gelmemiş
olsa idi, sabah namazını vaktinden geçirenler güneş doğunca nasıl
kılacaklarını bilemezlerdi. Ümmetine tâlim mevzuu bahis olmasa idi,
gözleri uyuyup kalbi uyumayan Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem
Efendimiz Rabbımız tarafından sabah namazı na uyandırılırdı.









437 – Ebû Katade radıyallahu anh’dan, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem bir seferinde yolda giderken kenara çekildi, onunla birlikte ben de
çekildim. Bana gelenlere bak, dedi. Ben:
İşte bir binitli, şunlar iki binitli, şunlar üç binitli derken birden yedi kişi
toplandık. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize namazlarımızı
kıldırmak için uyumayın, bekleyin, buyurdu.
Namazla sabah namazını kasdediyordu. Ses soluk kesildi, herkes uyuya
kaldı. Uyanamadılar, ancak onları güneşin sıcağı uyandırdı. Yerlerinden
kalkıp az bir vakit gittikten sonra inerek abdest aldılar. Bilâl ezan okudu,
evvelâ sabahın iki rekât sünnetini, sonra farzını kıldılar. Birbirlerine
namazda kusur ettik, diye konuştular. Rasûlullah (s.a.v), “Uykuda
geçirmekte kusur olmaz. Kusur uyanıkken geçirmektir. İçinizden biri
namazı unutursa hatırlayınca kılsın, ikinci günü o namazı vaktinde kılsın.”
buyurdu. [304]
İZAH
Heniyye: Az bir zaman demektir.
İnsan sabah namazına kendisini uyandırmak için bir çalan saat
kullanmalıdır. Çünkü Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem kendilerini
uyandırması için ashabtan Hz. Bilâl’i nöbetçi koymuştur. Tedbirini aldıktan
sonra sabah namazına uyanılamamışsa günahkâr olunmayacağı bildiriliyor.
Tabii ki bu bir alışkanlık haline gelmemek şartı iledir. Geçen bir namaz
kaza edildikten sonra ertesi gün aynı vakitte tekrar kaza edilmesi icap
etmediği, ancak vakti içinde ertesi günün sabah namazının kılınacağını
tenbih ediyor. (bir sonra gelecek 438 no’lu hadis-i ve izahını okuyunuz.)











438 – Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in süvarisi, Ebû Katade
radıyallahu anhdan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Ceyşül Umera’ya gönderdi diye
evvelki kıssayı anlattı ve bizi kimse uyandırmadı dedi. (sonra şöyle devam
etti) Ancak güneş doğarken uyandık, güneş doğunca namaza heyecanla
üzülerek kalktık!
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Güneş yükselene kadar durun,”
buyurdu. Güneş yükselince, “Sabahın sünnetini kılanlar kılsın,” dedi. Kılan
da kılmayan da kıldı. Sonra Bilâl’a namaz için çağırmasını emretti. Namaza
çağırıldı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kalkıp sabah namazının
farzını kıldırdıktan sonra dönüp:
“Dikkat! Allah’a hamd olsun ki bizi dünya işlerinden bir şey namazımızdan
alıkoymadı. Ama ruhlarımız Allah’ın (c.c) kudretindedir. Onları dilediği
yere gönderdi. Sizden kim yarın sabah namazına tam yetişirse onun gibi bir
sabah namazı kaza etsin,” buyurdu.
İZAH
Ceyşül Ümerâ: Mu’te’ye gönderilen ordunun ismidir. Fakat sabah
namazında uyuyup kalmak Hayber dönüşünde oldu.
Vehilîna: Heyecanlanarak, üzülerek, telâşla, demektir.
Rüveyde: Mühlet ver, yavaş, sakin ol demektir.
Bu hadiste ertesi gün sabah namazını kıldıktan sonra, bir önceki gün
geçirilip kaza edilen namazın da kaza edilmesi bildiriliyor. Fakat fukaha bu
mevzûda bir önceki hadis-i esas almışlardır. Kaza edilen na mazın yeniden
kazasının gerekmediğini, bu hadisin râvisi tarafından galat olarak
sevkedilmiş olabileceğini söylemişlerdir. (Hattâbî Maa’limüssünen)
İbn-i Hazm, el Ahkâm ismindeki eserinin, c. 7, s. 108 de bu mevzu üzerinde
durmuştur.



439 – Aynı haber Ebû Katade radıyallahu anhdan rivâyet, edildi: Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem, “Allah dilediği yerde ruhunuzu aldı, dilediği
yere gönderdi. (Bilâl’e) kalk namaz için ezan oku” buyurdu, hepsi kalkıp
namaz için abdest aldılar. Güneş biraz yükselince Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem onlara sabah namazını kıldırdı. [305]


440 – Abdullah bin Ebû Katade’den, o da babasından; bir rivâyette güneş
yükselince Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem abdest alıp onlara sabah
namazını kıldırdı. [306]



441 – Ebû Katade radıyallahu anhden rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem:
“Uykuda kusur olmaz, kusur; ancak uyanıkken bir namazın diğer namazın
vakti girene kadar te’hir edilmesidir.” buyurdu. [307]


442 – Enes bin Mâlik radıyallahu anhdan rivâyet edildiğine göre: Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem söyle buyurdu: “Bir kimse bir namazı unutursa
hatırladığı vakit hemen kılsın. Unutulan namazın kazasından başka keffaret
yoktur.” [308]
İZAH
Bilerek bozulan Ramazan oruçlarında keffaret vardır. Namazlarda ise
keffaret yoktur, namazların keffareti kaza etmektir.




443 – İmran bin Husayn radıyallahu anhdan: Rasûl-i Ekrem sallallahu
aleyhi ve sellem bir sefer esnasında ashab-ı (ile birlikte) sabah namazı
vaktinde uyuya kaldılar: Güneşin sıcağıyla uyanabildiler. Güneş az
yükselene kadar biraz gittiler. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem
müezzine ezan okumasını emretti. Müezzin ezanı okuyunca sabah
namazının farzından önce iki rekât sünnet kıldı. Sonra müezzin kamet
getirdi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem farzı da kıldırdı. [309]





444 – Âmr bin Ümeyye ed-Damrî radıyallahu anh’dan:
Bir seferinde Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile bulunuyorduk.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sabah namazına güneş doğana kadar
uyuya kaldı. Uyanınca:
– “Yerinizden biraz uzaklaşın,” buyurdu. (Biraz uzaklaşınca) Bilal’e ezan
okumasını emretti. Ashab abdest aldılar, sabahın sünnetini kıldılar. Bilâl’e
namaz için kamet getirmesini emretti. Ve onlara sabahın farzını kıldırdı.







445 – Bir önce geçen şu kıssada (Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selleme
hizmet eden) Zi Mihbar el-Habeşi radıyallahu anhdan şöyle rivâyet edildi.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem abdest aldı. Abdest suyundan toprak
bile ıslanmadı ve Bilâl’e emretti, o da ezan okudu. Sonra kalkıp acelesiz iki
rekât namaz kıldı. Yine Bilâl’e namaz için kamet et, buyurdu. Acele
etmeksizin farzı da kıldırdı.
Bir rivâyette Haccac’tan o da Yezid bin Sulayh’den rivâyet etti. Ba na
Habeşli bir zat olan Zi Mihbar haber verdi, dedi.
Ubeyd: Yezid bin Salih, dedi


446 – Bu haber, Necaşi’nin oğlan kardeşinin oğlu olan Zi Mihbar’den, Zi
Mihbar şöyle dedi: Müezzin ezanı acele etmeden okudu.





447 – Abdullah bin Mes’ûd radıyallahu anhdan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir. Hudeybiye Musâlahasından Peygamber sallallahu aleyhi ve
sellemle beraber dönmüştük. (Yolda dinlenmek üzere bir yere indik)
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bizi kim bekleyecek? Buyurdu. Bilâl,
ben, dedi. Güneş doğana kadar hepsi uyuya kaldılar. Evvelâ Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem uyandı ve, “Her zaman kıldığınız gibi
(sünnetiyle) kılın.” buyurdu. Biz de kıldık. “Uyuya kalan veya unutan böyle
kılsın,” buyurdu.
İZAH
Yekleü: Bekler manâsınadır.
Bu rivâyet önce geçen rivâyetlere muhaliftir. Önce geçen rivâyetlerde, bu
olayın Hayber seferi dönüşünde olduğu rivâyet edilmişti. Halbuki
Tabarânî’nin bir rivâyetinde, bu olayın Tebük gazvesinden dönüşte olduğu
rivâyet ediliyor. Bu olayın bir kaç defa olduğunu söyleyerek bu hadislerin
arasını cem etmek mümkün olduğu gibi, bu olayın Hayber dönüşünde
olduğunu bildiren 435 no. lu hadisi sıhhat bakımından tercih etmek de
mümkündür: (Menhel c. 4, s. 42)

