ÜÇÜNCÜ FEN · İKİNCİ BÂB · DÖRDÜNCÜ FASIL · Dokuzuncu Madde
Dokuzuncu Madde
Uzletin kısımlarını ve hâllerini bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: İnsanlardan ayrı
kalmak susmaya sebep olur. Çünkü uzlete çekilen kimse tenhada kaldığı
için konuşacak kimseyi bulamaz. Yalnızlık, susmaya vesile olur.
İnsanlardan ayrı kalıp ıssız bir köşeye çekilmek (uzlet) iki kısımdır. Biri
mürîdlerin yalnızlığı, diğeri hakikat ehlinin (muhakkık) yanlızlığıdır.
Mürîdin uzleti, bedeniyle yabancıların arasına karışmamaktır. Hakikat
ehlinin uzleti ise bu âleme kalben yönelmemek ve uzak durmaktır. Öyleyse
hakikat ehlinin kalbi Mevlâ’dan başka bir nesneye yer ve mekân değildir.
Uzlete çekilenlerin lezzetleri üçtür: Birincisi, halkın kötülük ve
dedikodusundan uzak durmak için uzlettir. İkincisi, kendinin kötülük ve
manevî ağırlığından halkı koruma niyetiyle uzlettir. Bu niyet ilk öncekinden
daha değerlidir. Çünkü onda halk için sû-i zan, bunda ise kendi nefsi
hakkında kötü zan vardır. Aslında kendi nefsine kötü zanda bulunmak
lâzımdır ki o, ebrârın âdetidir. Üçüncüsü, melekler ve yüce felekler âlemi
(mele-i a’lâ) tarafından Mevlâ’nın sohbetini kendi nefsine tercih etmek için
uzlettir.
Şu halde yalnızlığın en üstünü, kendi nefsinden uzlete çekilmektir.
Mevlâ’nın sohbetini diğer her şeye tercih edip huzuruna gitmektir. [225/b]
Kim ki uzleti, insanlarla dostluğa tercih edip nefsinden kalbine gelirse,
muhakkak Mevlâ’sını diğer her şeye tercih etmiş olur. Bu kişiye Hak
tealanın lutfettiği manevî sırları ancak kendisi bilir. Gerçi insanlardan ayrı
kalmak ve susmak ona lâzım olsa da kalbin susması lâzım değildir.
Çünkü münferid olan kimse, kendi nefsinde mâsivâyı mâsivâ ile söyler
bulunmuştur. Onun için susmak, altı esas içerisinde kendi başına bir esas
olarak kabul edilmiştir. Kim ki uzlete sarılıp insanlardan ve kendi nefsinden
ayrı kalırsa vahdâniyet-i ilâhî sırrına vâkıf olur.
Uzlet hâllerinin en üstünü halvettir [314] . Halvetin neticesi, ilâhî irfân ve
Hakk’ın birliğinin sırlarıdır. Uzletin bir özelliği de dünya bilgilerini
vermesidir. İnsan bedenî gıdalardan yüz çevirip insanlar uyurken uyanık
olsa, Allah’ın zikri ile kendisinde susup insanlardan ve nefsinden ayrı kalsa,
bu dört özellik onda toplansa, onun insanlığı melekliğe dönüşüp kulluğu
efendiliğe, gaybiyyeti şehâdete, bâtını zâhire, aklı hisse dönüşür. Kendisi
abdallar zümresine girip mukarrebûn makãmlarını bulur. Marifet nimetine
nâil olup muhabbet saadetine ulaşır.
Rubâîler
1-Ünsiyyet-i nâs iden gönüldür nâsı
Sohbetleri gafletiyle oldur kası
İflâs alâmeti bil istînâsı
Koy nâsı hoş eyle yâd-ı Rabbü’n-nâsı
2-Hak ile huzûr iden gönül gülşendir
Gafletde kalan gönül değil külhandır
Çün gaflete gönlümü salan düşmendir
Pes düşmen ü dostum bana rûşendir
3-Hakkı anı fikr kıl ki ülfet oldur
Nâsı ko kitâba bak ki sohbet oldur
Az yi az uyu az iç ki ni‘met oldur
Fakr ile fenâyı bul ki devlet oldur
4-Hak anı yâd kıl ki lezzet oldur
Benlikden ırağ otur ki uzlet oldur
Meyl itme karışma halka izzet oldur
Tenhâda kitâba bak ki sohbet oldur
5-Hakkı bu cihânı halka vir izzet kıl
Müstağnî olup bu nâsdan uzlet kıl
Yârâna bedel kütüble hoş sohbet kıl
Hikmetle gönülde dem-be-dem ülfet kıl
6-Hakkı sana dost olan olur hem düşmen
Su misli seni içen ider bevl o zamân
Yay gerçi oku ider der-âguş hemân
Kendiden ırağa atar oku o kemân
7-Hakkı sana dost-ı dâ’im ol Mevlâ’dır
Hem atadan anadan sana evlâdır
Mecnûn’dur o dil ki kıblesi Leylâ’dır
Mevlâ’ya teveccüh itse dil a‘lâdır
8-Hakkı dü cihânda câna Rahmân besdir
Koy nâsı hemân oku ki Kur‘ân besdir
Tenhâda kütüb seninle yârân besdir
Olmazsa kütüb gönülde cânân besdir
Günümüz Türkçesiyle
1-İnsanlarla ünsiyet eden gönül (Mevlâ’yı) unutur. Onların sohbetleri
gafletiyle kaskatı kesilir. İnsanlarla dostluğu iflasın alâmeti bil. Bırak
insanları da Rabb’in adını hoşça zikret.
2-Hak ile huzur bulan gönül, gül bahçesidir. Gaflette kalan gönül değil,
sanki külhandır. Çünkü gönlümü gaflete düşüren düşmandır. Öyleyse
düşman da dostum da bana ayandır. [315]
3-Hakkı! Onu düşün ki ülfet ve (muhabbet) şudur; insanları bırak, Kitab’a
bak. Sohbet budur. Az ye, az uyu, az iç, nimet budur. Fakr ile fenâyı bul ki
asıl devlet budur.
4-Hakkı! O’nu zikret ki esas lezzet budur. Benlikten ırak otur, esas uzlet
budur. Meyletme, karışma halka; asıl şeref budur. Tenhada Kitab’a bak ki
sohbet budur.
5-Hakkı! Bu cihanı halka ver, izzet bul. Müstağnî olup bu insanlardan
uzlete çekil. Yârâna bedel, kitaplarla hoş sohbete dal. Hikmetle gönülde
anbean dostluk kur.
6-Hakkı! Sana dost olan düşman da olur. Su misali seni içen bevl eder o
zaman. Yay gerçi oku kucaklayıp sarar hemen amma; kendinden ırağa atar
oku, o keman.
7-Hakkı! Sana daima dost olan O Mevlâ’dır. Hem O sana anadan, atadan
bile yakındır. Akılsızdır o kimse ki kıblesi Leylâ’dır. Mevlâ’ya yönelse
eğer, gönül en yücedir.
8- Hakkı! İki cihanda cana, Rahmân kâfîdir. Bırak insanları hemen,
Kur’ân oku, o sana yeter. Tenhada kitaplar sana yeterli dosttur. Kitabın
olmazsa, gönlündeki Sevgili sana yeter.

