Marifetnâme · Haziran 28, 2026

Uzletin mübarek kimselerin huyu olup, daimî lezzet ile tam bir huzur verdiğini bildirir

ÜÇÜNCÜ FEN · İKİNCİ BÂB · DÖRDÜNCÜ FASIL · Dördüncü Madde Dördüncü Madde Uzletin mübarek kimselerin huyu olup, daimî lezzet ile tam bir huzur verdiğini bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: …

ÜÇÜNCÜ FEN · İKİNCİ BÂB · DÖRDÜNCÜ FASIL · Dördüncü Madde

Dördüncü Madde

Uzletin mübarek kimselerin huyu olup, daimî lezzet ile tam bir huzur

verdiğini bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: İnsanlardan

yalnız kalmak (uzlet) ibadettir, izzet ve şereftir. Halka bakmak âfettir, halka

bakmayan rahattadır. Halk ile oturmayan Hak ile dost olur. Dünyalık dostlar

ateş gibidir. Azı faydalı çoğu zararlıdır. Câhillerle sohbet, ruha azaptır.

Ahmak ile dostluk büyük bir yılan ile dost olmak gibidir. Bu hâl

şaşkınlıktır. İnsanlar ile yakınlık kurmak iflas alâmetidir. İnsanlara karışmak

vesveseyi harekete geçirir. İnsanlara karışan, hîleleriyle aldanmıştır.

İnsanlardan ayrı kalan kötülüklerinden emin olur. İnsanları anlayan onlara

güvenemez. Her bildiğini herkese söyleyemez. Halka ihtiyacını arz eden

mahrum ve rezildir. İnsanlardan bir şey istemeyenin rızkı bol ve değeri yüce

olur. İnsanlara karşı tok gönüllü olan, Hak teala ile zengin olur. İnsanlardan

geri duran Mevlâ’nın dostluğunu bulur. Dünya varlıklarının zilletine

katlanan, takvâ elbisesinden soyunmuş olur. Halktan ve kendinden utanan

Hak tealadan da hayâ etmiş olur.

Dünya ehliyle görüşme, işlerine de hiç karışma. Dostunun düşmanına

gitme. Ona rağbetle dostunu incitme. Hükümdarların kapılarına gitme.

Gidersen de onlara dalkavukluk etme. İnsanlara ateşe yaklaştığın gibi

mesafeli ol. Ne çok uzak dur, ne de çok yakın ol: “Sev seni seveni, sorma

seni sormayanı.”

Kendi değerini bilen halk arasına karışmaz. Hakk’ın dostluğunu bulanın

insanlarla işi kalmaz. Gönül ehli diliyle ve vücuduyla halka yakın olur,

kalbiyle ve ahlâkıyla hepsinden [222/b] uzak ve aykırı olur.

İbrahim ibn-i Edhem hazretlerine: “Niçin insanlar ile yakınlık

kurmazsın?”

dediklerinde

“Kendimden

büyüklerin

büyüklük

taslamalarından, küçüklerin ahmaklığından ve akranlarımın kıskançlığından

kaçalıdan beri başım dinç ve rahatsızlıklarından kurtuldum” diye cevap

vermiştir.

Hîlekâr olan, insan suretine girmiş şeytandır. Gençlik ise bir nevi

hayvanlıktır. Genç oğlanlarla sohbet etmek, fitne ve kargaşaya sebep olur.

Hanımı çok olanın ayıpları çok olup şaşkın kalır.

Nazm

1-Her lezzet ü her bûseye urma dudağın tâ

Dil-dâr lebinden olasın mest ü şekker-hâ

2-Ağyâr lebi râyihası kalmaya sende

Aşk içre mücerred kalasın yek-dil ü yek-tâ

3-Ol nûr-ı kadîm olmayanı bil ki hadesdir

Çık mezbeleden kim idesin nûrı temâşâ

4-Ol kim hades olmuş ne bilür lezzet-i pâki

Pâk olsa hadesden o bulur pâk te‘âlâ

5-Çü ni‘met-i Fir‘avn’dan el yıkadı Mûsâ

Deryâ-yı kerem virdi ana bir yed-i beyzâ

6-Bend eyle bu çeşmi ki budur ahvel-i mağrûr

Bu mi‘deyi boş it, bul o lezzâtı müheyyâ

7-Ey dil kanı ol cân ki ola himmeti âlî

Deryâları nûş eyleyüp ol kanmaya aslâ

8-Emvâcı koyup gark-ı yem-i aşk ola mutlak

Ol bahr-ı safâ içre ola kalbi musaffâ

9-Pâk olsa hadesden dil irer, Hakkı kadîme

Hamr-ı ezelî nûş ider akdâh olur eşyâ

Günümüz Türkçesiyle

1-Her lezzete ağzını, her öpücüğe dudağını sürme ki; Sevgilinin

dudağından şeker yiyesin, mest olasın.

2-Ağyârın ağzının kokusu kalmasın sende. Aşk içinde yalnız kalasın; tek

yürekle, tek başına.

3-Kadîm nurdan olmayan, bil ki necasettir. O mezbeleden çık ki, nuru

seyredesin.

4-O ki, pis olmuş; ne bilir pâk lezzeti? Pisliklerden arınsa, Yüce Zâtı

bulurdu.

5-Nasıl ki Firavn’un nimetinden el çekti Mûsâ; Cömertlik deryâsı ona,

yed-i beyzâ [307] verdi.

6-Bu gözü bağla ki, gururdan şaşı olmuştur. Bu mideyi boş tut ki, o

(manevî) lezzetleri hazır bul.

7-Ey gönül! Hani o sultan ki, himmeti yüksek olsun. Deryaları içse de,

susuzluğu kanmasın aslâ.

8-Dalgaları bırakıp, aşk deryâsında boğulmalı mutlaka. O dupduru deryâ

içinde, kalbi arınmış olsun.

9-Hakkı! Pisliklerden arınsa, gönül Kadîm›e erer. Ezelî şarabı içer, bütün

eşya ona kadeh olur.