-3. CİLT- · 65 – AKŞAM VE YATSI NAMAZINI BİR ARADA KILMAK


1926 – Abdullah bin Ömer radıyallahu anh’dan rivâyet edilmiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Müzdelife’de akşam ve yatsı
namazlarını cem edip bir arada kıldı. [9]


1927 – Bir önceki hadis aynı manâ ve aynı isnatla Zühri’den rivâyet olundu.
Bu rivâyette, akşamla yatsıyı birer ikametle kıldırdı.
Ahmed bin Hanbel, Veki’den rivâyetinde:
Her iki namazı bir tek kametle kıldırdı, dedi.


1928 – Bir önceki hadisin manası Hammad’dan da rivâyet olundu. Ravi
dedi ki: “ Her namaza bir kamet getirildi, evvelinde ezân okunmadı,
bunlardan hiçbirinin sonunda sünnet” kılmadı. Muhalled:
Bunlardan hiçbirinde ezan okumadı, diyor.



1929 – Abdullah bin Malik radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre
şöyle demiştir:
Ben İbn-i Ömer’le akşamı üç rekât, yatsı namazını da (seferi olarak) iki
rekât kıldım. Hâris’in oğlu Mâlik; İbn-i Ömer’e bu namaz nasıl kılınacak
diye sordu? İbn-i Ömer:
Ben bu iki namazı Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’le beraber şu
mekânda (Müzdelife’de) bir ikâmetle kıldım, cevabını verdi.
İZAH
Müzdelife’de akşamla yatsı namazının bir arada, yatsının ilk vaktinde
kılınması anında ezan okunacak mı, kamet getirilecek mi? diye fukahâ
ihtilâf ettiler. Fukuhanın ihtilâfına sebep metinde görüldüğü üzere
rivâyetlerin çeşitli oluşu ve her fakihin kendine göre daha kuvvetli saydığı
rivâyet tarikinin bulunuşudur. İmam-ı Azam ve talebeleri: Akşamdan önce
ezan okunur, kamet getirilir, akşam kılınır, yatsı için ezan okunmaz, yalnız
kamet getirilir.
Şâfiî: Hiç birinde ezan okunmaz, her birine ayrı kamet getirilir. Namazlarda
ezan sünnettir, akşamsa vaktinden çıkmıştır, ezan okunmaz. Malik= Hem
akşam hem de yatsı için ezan okunur, kamet getirilir. (Mealimü’s-Sünen, c.
2, s. 401)
Hanefi fukahâsından bazıları Müzdelife’de cem-i tehir bir ezan bir
kametledir, dediler.


1930 – Said bin Cübeyr ve Abdullah bin Malik radıyallahu anh’dan rivâyet
edildiğine göre şöyle demiştir:
Biz Müzdelife’de Abdullah bin Ömer’le akşam ve yatsı namazını beraber
bir kametle kıldık, dediler. (Râvi bir önce geçen) İbn-i Kesir’in hadisinin
manâsını zikretti.



1931 – Said bin Cübeyr radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Arafat’tan İbn-i Ömer’le beraber döndük. Müzdelife’ye geldiğimiz vakit,
bize akşamı üç, yatsıyı iki rekât olarak ikisini bir kametle kıldırdı. İbn-i
Ömer namazdan çıktığı vakit bize: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bu
mekânda bize böylece kıldırmıştı, dedi. [10]




1932 – Seleme bin Küheyl radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Said bin Cübeyr radıyallahu anh’ın akşamla yatsıyı cem ederek, tek kamet
getirip, akşamı üç, yatsıyı iki rekât kıldığını gördüm. Sonra Said bin
Cübeyr:
Ben bu mekânda İbn-i Ömer’in böyle yaptığına şahid oldum. İbn-i Ömer de
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bu mekânda böyle yaptığına şahid
oldum, dedi.







1933 – Eş’as bin Süleym’den, o da babasından şöyle rivâyet ettiler:
Ben İbn-i ömer’le Arafat’tan Müzdelife’ye döndüm, Müzdelife’ye gelene
kadar bıkmadan tekbir ve tehlil getirdi.
Ezan okudu, kamet getirdi veya başkasına emretti, o kimse ezan okudu,
kamet getirdi bize akşam namazını üç rekât kıldırdı, sonra bize hafif döndü,
(şimdi yatsı namazı) dedi, bize yatsıyı iki rekât kıldırdı. Sonra akşam
yemeğini istedi. İbn-i Süleym:
İlac bin Amr. “Babamın İbn-i Ömer’den rivâyetinin bir benzerini rivâyet
etti,” dedi ki: İbn-i Ömer’e bu mevzuda soruldu. İbn-i Ömer, “Ben
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’le böyle kıldım,” dedi.
İZAH
Yeftürü: Yorgunluk getirmek, usanç duymak demektir.



1934 – İbn-i Mes’ûd radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in hiçbir namazı vaktinin gayrinde
kıldığını görmedim, ancak iki namaz arasını cem ettiği vakit müstesna.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem akşamla yatsı arasını cemi-i tehir ile
cem etti, ertesi günü de sabah namazını vaktinden önce kıldı. [11]
İZAH
Müzdelife’de bayram günü, sabah namazını her zamanki kıldığı vakitten
önce kılmış.



1935 – Ali radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem (Müzdelife’de) sabahlayınca Guzah
tepesi üzerinde vakfe yaptı ve şöyle buyurdu:
“Burası Guzah’tır, o vakfe mahallidir. İki namazın cem yeridir, her tarafı
vakfe mahallidir. Ben kurbanımı işte burada kestim. Mina’nın hertarafı
kurban kesme yeridir. Siz kurbanlarınızı çadırlarınızda (konak yerlerinizde)
kesiniz.” [12]
Rihal: Her neden olursa olsun ev demektir. Mina’da hacıların karargâhı
çadır olduğu için çadır diye tercüme edildi.



1936 – Câbir radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Arafat’ta; “İşte ben burada vakfe
yaptım. Arafat’ın her tarafı vakfe yeridir. Müzdelife’de, ben burada vakfe
yaptım, Müzdelife’nin hepsi vakfe mahallidir. Mina’da, ben kurbanımı
burada kestim. Mina’nın her tarafı Kurban kesme mahallidir. Kurbanlarınızı
konak yerlerinizde kesiniz,” buyurdu.
İZAH
Bu hadis yukarıda 1907 rakamıyla geçti.



1937 – Câbir bin Abdullah radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Arafat’ın her tarafı vakfe yeridir.
Mina’nın her yeri Kurban kesme mahallidir. Müzdefile’nin her tarafı vakfe
yeridir. Mekke’nin geniş yolları hem yol, hem de kurban kesecek
mahallerdir.” buyurdu. [13]
İZAH
Fec: Geniş yol demektir.
Bugün hac edenlerin sayısı milyonu geçmektedir. Rast gele yerlerde kurban
kesmek sıhhî bakımdan zararlı olduğundan kurbanların kesilmesi için
hususî mezbaha yapılmış, orada kesilmektedir.



1938 – Ömer bin Hattab radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Ehli Câhiliyet Sebir dağı üzerinde güneşi görmedikce (Müzdelife’den)
inmiyorlardı.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onlara muhalefet ederek güneş
doğmadan önce (Mina’ya) indi. [14]

