Sünen-i Ebû Dâvûd · Haziran 29, 2026

Arafat’a çıkış

MENÂSİKHAC BÖLÜMÜ · 60 – ARAFAT’A ÇIKIŞ 1913 – İbn-i Ömer radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Arefe günü sabahı, sabah namazını kıldığı vakit …

MENÂSİKHAC BÖLÜMÜ · 60 – ARAFAT’A ÇIKIŞ

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1913 – İbn-i Ömer radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle

demiştir:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Arefe günü sabahı, sabah namazını

kıldığı vakit Mina’dan yollandı, Arafat’a geldi. Nemîre mevkiinde

konakladı. Burası, imamın Arafat yakınında konakladığı yerdir. Öğle

namazı vakti olunca tam günün ortasında Nemîre mescidine gidip, öğle ile

ikindiyi cem etti. Arkasından halka hitab etti, sonra gidip Arafat’ta vakfe

yaptı. [632]

İZAH

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Nemîre’de iken zevâl vakti olunca

Arafat hudutları içine giriyor, öğle ve ikindiyi birleştiriyor, sonra Cebel-i

Rahmet’in dibindeki taşlık yerin önüne gidip vakfesini yapıyor.

[515] . İbn-i Mâce, K. Menâsik, b. Hurûc ilel-Hac, n. 2886

[516] . Buhâri, K. Fi taksir-is-Salât, n. 4; İbn-i Mâce, K. Menâsik, bâbül,

Mev’eti teheccu bigayri veli, n. 2899; Müslim, K. Hac, bâbu sefer’ul-Mer’e

maa mahremin, n. 421)

[517] . Müslim, K. Hac, b. Sefer’ul Mer’e maa mahremin, n. 421; İbn-i

Mâce, K. Hac, b. Mer’eti teheccuc bigayri Veliyyin, n. 2899

[518] . Buhâri, Müslim, Tirmizî, İbn-i Mâce,

[519] . Buhâri, K. Hac; Müslim, K. Hac

[520] . Buhâri, K. Hac, Bâbu ve tezevvedû feinne hayre zâdi-t-takva, n. 164

[521] . Buhâri, Müslim, Neseî

[522] . Müslim, Bakara Suresi Ayet 198

[523] . Müsmed n. 1973, Sunen-i Beyhakî, n. 339/4, Müstedrek, n. 448/1

[524] . Buhâri, Müslim, K. Hac n. 1336; Tirmizî, Neseî, Müsned, n. 1898 –

3187

[525] . Buhâri, K. Hac, bâbu mikâti ehl-il-Medine, n. 165/2; Müslim, K. Hac

bâbu mevâkît’il-hacci, n. 1182; İbn-i Mâce, K. Hac, n. 2914; Neseî, K. Hac,

bâbu mikati ehl-il-Medine

[526] . Buhâri, K. Hac, bâbu mikat-i ehli-ş-Şam n. 165/2; Müslim, K. Hac,

bâbu mevakiti-l-hacci, n. 1181, Tirmizî; Neseî, K. Hac, bâbu mikati ehli-l-

Yemeni, n. 1183

[527] . Müslim, K. Hac, bâbu tîbil muhrimi, n. 1189; Tirmizî, K. Hac, bâbu

fi-t-tîbı ındel ihlâl, n. 917; İbn-i Mâce, K. Hac, bâbu-t-tîbi ındel ihrâm, n.

2926

[528] . Buhâri, Müslim, Neseî

[529] . Buhâri, Müslim, Neseî, İbn-i Mâce

[530] . Neseî, İbn-i Mâce,

[531] . İbn-i Mâce, K. Hac, bâbu kem teczi-il-Bedenetü Ve’l-bakareti, n.

3133

[532] . Müslim K. Hac bâbu taklidi-l Hedyi ve İşârihi indel ihrâmı, n. 1243;

Tirmizî, K. Hac, bâbu işârı-l bedeni, n. 906; İbn-i Mâce, K. Menâsik, b.

İşâri-l-bedeni, n. 3097; Neseî, K. Hac, B. 63, n. 2775

[533] . Buhâri, Neseî,

[534] . Buhâri, K. Hac, B. Taklidi’-ganemi, n. 208/2; Müslim, K. Hac, B.

İstihbabu ba’sel-hedyi, n. 1321; Neseî, K. Hac, B. Taklidi’l- ganem, n.

2789; İbn-i Mâce, K. Hac, B. Taklidi’l-ganemi, n. 3096

[535] . Buhâri, K. Hac, B. Men eşâre ve kalle de bi-zî-huleyfe n. 207/2

[536] . Buhâri, K. Hac, B. Rukubu’l-budni, n. 205; Müslim, K. Hac, B.

Cevâzi rukubül bedeneti, n. 1322; Neseî, K. Hac, B. Ruküb-ul Bedeneti, n.

2801

[537] . Buhâri, K. Hac, n. 1324; Müslim, Neseî, K. Hac, B. Rukub-u-

bedeneti, n. 2804

[538] . Tirmizî, K. Hac. b. 71 n. 910; İbn-i Mâce, K. Menâsik, b. Fiil- hedyi

izâ atıbe n. 3106

[539] . Müslim, K. Hac, B. Ma yef’alü bil hedyi izâ atabe, n. 1325 Müsned,

n. 1869

[540] . Buhâri, K. Hac, Bâbü Nahr-ıl-büdnü kâimeten, n. 210; Müslim, K.

Hac, bâbü Nahr-ıl büdni kâimeten, n. 1320

[541] . Buhâri, K. Hac, B. La yu’tıl cezâe minel hedyi, n. 210; Müslim, K.

Hac, B. Fi-s-sadakati bi luhüm il-hedyi, n. 1317 Neseî, İbn-i Mâce, K. Hac,

B. Men cel’e lel bedenete, n. 3099

[542] . Buhâri, K. Hac, B. İhlâli müstekbile’l kıbleti, n.171; Müslim, K. Hac,

B. Emru ehli’l-Medineti bi-l-ihrâmı, n. 1186; Tirmizî, K. Hac, B. 8, n, 818;

Neseî, K. Hac, B. Ta’rîsi bizi’l huleyfe, n. 24; İbn-i Mâce, K. Menâsik, B.

İhram, n. 2916

[543] . Buhâri, K. Tahâret, B. Gasl-i-r-ricleyni fin-nâleyni, n. 53/1; Müslim,

K. Hac, B. İhlâli min haysü tünbaasü, n. 1187; Tirmizî, K. Şemâil, n. 74;

Neseî, K. Tahâret, n. 117; İbn-i Mâce, K. Libas, B. Hıdabi bi-s-sufreti, n.

3626

[544] . Neseî, K. Hac, B. 35, n. 2663

[545] . Müslim. K. Hac, B. Cevazu iştirât’ıl-Mahremi, n. 1208; Neseî, K.

Hac, B. Keyfe yekûlü iza iştarata. n. 2766; Tirmizî, K. Hac, B. İştirat, n.

941; İbn-i Mâce, K. Hac, B. Şartu-fil-haccı, n. 2936

[546] . Müslim, K. Hac. b. Beyânı vucûhil-ihram; Tirmizî, K. Hac. b. Mâ

câe fi ifrâdi’l-haccı, n. 820; İbn-i Mâce, K. Hac, b. İfradı bil-haccı, n. 2964;

Neseî, K. Hac, bâbu izâ efredel-hacce, n. 2716

[547] . Buhâri, K. Hac, Bâbu keyfe tühill-ül-hâizi, n. 172; Müslim, K. Hac.

Bâbu Vücuhu-l-İhram. n. 1211; Neseî, K. Hac, Bâbu fil mühleti bil-umreti

tehidu, n. 2764; İbn-i Mâce, K. Hac, Bâb-ul-hâizi, n. 2963

[548] . İbn-i Mâce, K. Hac, B. Umreti minet-Te’nim, n. 3000; Buhâri, K.

Hac. B. Keyfe tühillül hâizi, n. 172; Müslim, K. Hac, B. Beyanü vucûhü-l-

İhram, n. 1211; Neseî, K. Hac, B. Muhleti fi’l umreti, n. 2765

[549] . Buhâri, K. Hac, n. 173; Müslim, K. Hac, B. Beyanü Vucûhil-İhrâm,

n. 119; Neseî, n. 2764

[550] . Buhâri, K. Hac, B. Temettu ve kıran, n. 174/2; Müslim, K. Hac, B.

Beyanü Vucûhil ihram, n. 112; Neseî, n. 2765

[551] . Buhâri, K. Umre, b. 6, n. 5

[552] . Müslim, K. Hac, B. Vucûh’ul-İhrâm n. 1213; Neseî, K. Hac, B. Fil-

Mühleti bil umreti, n. 2764

[553] . Müslim, K. Hac, B. Vucûhil İhram, n. 141; Neseî, K. Hac, n. 2807;

İbn-i Mâce, K. Hac, babu feshı-l-haccı, n. 2980

[554] . Buhâri, K. Hac. B. 81, n. 196

[555] . K. Hac. B. Mutatil-Hac, n. 1241

[556] . Neseî, K. Hac, B. Temettu, 50. n. 2738

[557] . Müslim, K. Hac, Bâbu İhlâli’n-Nebîyyi sallallahu aleyhi ve sellem n.

1251; Neseî, K. Hac, Bâbu Kıran, n. 2730; İbn-i Mâce

[558] . K. Hac B. Men bâte bizi-l-huleyfe n. 170/2

[559] . Neseî, K. Hac, B. Kıran, n. 2720; İbn-i Mâce, K. Hac, B. Kıran’ıl

Hacc-ı ve’l-umreti, n. 297

[560] . Müsned, No: 24; Buhâri K. Hac B. Akîkı Vâdın Mubârekin, n.

167/2; İbn-i Mâce, K. Hac, B. Temettu bi’l-umre, n. 2976

[561] . Buhâri, K. Hac, n. 125; Müslim, K. Hac, b. Taksiri fi’l Umre, n.

1246; Neseî, K. Hac, B. 182, n. 2990

[562] . Neseî, K. Hac, B. 182, n. 2990

[563] . Müslim, K. Hac, b. 30, n. 1239; Neseî, K. Hac, b. 77, İbâ hati fesnil

hacc-ı bi umretin, n. 2816

[564] . Buhâri, K. Hac, b. 104, n. 205; Muslim, K. Hac, b. 24, n.1227; Neseî,

K. Hac, b. 50, n. 2733

[565] . Buhâri, K. Hac, B. 125, Men lebide re’sehü indel ihram, n. 213;

Müslim, K. Hac, B. Karin n. 1229; Neseî, K. Hac, B. Telbidi indel ihram, n.

2683; İbn-i Mâce, K. Hac, B. Men Lebide ersehü, n. 3046

[566] . Müslim, K. Hac, B. Cevâzü-l Mutâ, n. 1224; Neseî, K. Hac, b. 77,

İbahati feshil hacc, n. 2812; İbn-i Mâce, K. Hac, B. Fesh’ıl-Haccı, n. 2985

[567] . Neseî, n. 2809; İbn-i Mâce, K. Menâsik, B. Men kâle kâne feshıl-

Hac, n. 2984

[568] . Buhâri, K. Hac, B. 1, Vücûbı’l-Hac, n. 163; Müslim, K. Hac, B.

Hacc-ı anı’l-âcizi, n. 1334; Neseî, K. Hac, b. 9. Hacc-an’ıl- Hayyi, n. 2636;

İbn-i Mâce, K. Hac. B. Hac anı’l-Hayyı izâ lem yesteti, n. 2909; Tirmizî K.

Hac, B. Mâ câe fi’l hacc, n. 928

[569] . İbn-i Mâce, K. Hac, B. Hac ani’l-Meyyiti, n. 2903

[570] . Buhâri, K. Hac, B. 25, n. 170; Müslim, k. Hac, b. 3, n. 1184; Tirmizî,

K. Hacc, B. Mâ câe fit-telbiye ti, n. 825; Neseî, K. Hac b. 54, Keyfiyeti-t

telbiye, n. 2748; İbn-i Mâce K. Hac. B. Telbiye, n. 2918

[571] . İbn-i Mâce, K. Hac, B. Telbiye, n. 2919

[572] . Buhâri, K. Hac. Bâbu-t-Telbiyeti ve-t-Tekbiri gadâti-n-Nahri, n. 101-

204/2; Müslim, K. Hac, Bâbu istihbâbı idâmeti-l-haccı-l-telbiyeti, n. 1280;

Tirmizî, K. Hac, Bâbu metâ yakta’l-l-hâccı-l-telbiyeti, n. 918; Neseî, K.

Hac, b. 227, n. 3081; İbn-i Mâce, k. Hac, b. 227; n. 3040

[573] . Tirmizî, K. Hac, Babu metâ takta’üt-telbiyeti fi-l-umreti, n. 919

[574] . İbn-i Mâce, K. Hac, Bâbu’t-tevekki fi-l-ihramı n. 2933

[575] . Buhâri, K. Hac. Bâbu gasli-l-halûki selâse merrâtin, n. 167; Müslim,

K. Hac, Bâbu mâ yubâhu li-l-muhrimi, n. 1180; Neseî K. Hac, Bâbul-l-

halûki li-l-muhrimi, n. 2710; Tirmizî, K.Hac, Babul-lezi yuhrimu ve aleyhi

kamisun, n. 835

[576] . Buhâri, K. Hac, Bâbu mâ yelbisü-l-muhrimü mine-s-siyâbi, n. 20;

Müslim, K. Hac, Bâbu mâ yübâhu li-l-muhrimi bi hacc-ın, n. 1177; Neseî,

K. Hac, Bâbu-n-Nehyı an lebsi-l-amâmeti fi-l-ihram, n. 2677

[577] . Buhâri, Tirmizî, K. Hac. B. 18, n. 833; Neseî, n. 2682

[578] . Buhâri, K. Hac, n. 20; Neseî, K. Hac, Bâbu-n-nehyi an lübsi-l-

berânisi fi-l-ihrâm, n. 2675

[579] . Buhâri, K. Hac, Müslim, K. Hac, n. 1178; Neseî, K. Hac, Bâbu-r-

ruhsati fi lebsi-s-Serâvili, n. 2672; İbn-i Mâce, K. Hac, B. Serâvil ve-l-

huffeyn lilmuhrimi, n. 2931; Tirmizî, K. Hac, b. 19, n. 834

[580] . Buhâri, Kitabu-s-Sulh, Bâbu keyfe yektübü hazâ mâ sâleha, n. 223;

Müslim, K. Cihâd, Bâbu Sulhi-l-hudeybiyeti fi-l-hudeybiye, n. 1873;

Müslim, K. Cihâd, Bâbu Sulhi-l-hudeybiyeti fi-l-Hudeybiye, n. 1873

[581] . İbn-i Mâce, K. Hac, Bâbu-l-muhrimeti tesdulü-s-Sevbe alâ vechihâ,

n. 2935

[582] . Müslim, K. Hac, Bâbu-r-Rukûbi ilâ-l-cimâri ve-stizlâli-l-muhrimi, n.

3062; Neseî, K. Hac, Bâbu istihbâbı ramy-i cemret-il-akabeti râkiben, n.

1298

[583] . İbn-i Mâce, K. Hac, B. Hacâmeti li-l-Muhrimi, n. 3081; Dâremî, n.

37; Ahmed b. Hanbel, n. 90; Buhâri, K. Hac, Bâbu-l-hacâmeti lil-muhrimi

ve fi-t-tıbbi, Müslim, K. Hac, Bâbu cevâzi-l-hacâmeti lil-muhrimi, n. 1203;

Neseî, K. Hac, Bâbu-l-hacameti, n. 2848; Tirmizî, K. Hac, Bâbu Mâ câe

filhacâmeti lil muhrimi, n. 839

[584] . Müslim, K. Hac, Bâbu cevâzi-l-müdâvâti-l-muhrimi ayneyhi, n.

1204; Tirmizî, K. Hac, B. 106, n. 952; Neseî, K. Hac, Bâbu-l-kühli lil

muhrimi, n. 2716

[585] . Müslim, K. Hac Bâbu cevâzi-l-müdâvâti-l-muhrimi ayneyhi, n. 1204;

Tirmizî, K. Hac, b. 106,n. 952; Neseî, K. Hac, Bâbu-l-kühli li-l muhrimi, n.

2716

[586] . Neseî, K. Hac, Bâbu gusli-l-muhrimi, n. 2666; Ahmed b. Hanbel, n.

418; Buhâri, K. Hac, Bâbul-iğtisâli li-l-muhrimi, Müslim, K. Hac, Bâbu

cevâzi gasli-l-muhrimi bedenehü ve re’sehü, n. 1205; İbn-i Mâce, K. Hac,

Bâbu-l-muhrimi yağsilü re’sehû, n. 2934

[587] . Müslim, K. Nikâh, Bâbu tahrim-i nikâhi-l-muhrimi, n. 1409; Tirmizî,

K. Hac, Bâbu kerâhiyeti tezvici-l-muhrimi, n. 840; Neseî, K. Hac, Bâbu-n-

Nehyi an-Nikâhi li-l-muhrimi, n. 2845; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu-l-

muhrim yetezevvecü, n. 1966

[588] . Müslim, K. Nikâh, Bâbu tahrim-i nikâhi-l-muhrimi, n. 1411; Tirmizî,

K. Hac, Bâbu-r-Ruhsati fi tezvici-l-muhrimi, n. 845; Ahmed b. Hanbel, n.

333 / 335

[589] . Müslim, K. Nikâh, Bâbu tahrimi nikâhi-l-muhrimi, n. 1410; Buhâri,

K.Hac, Bâbu tezvici-l-muhrimi, n. 45/4; Tirmizî, K. Hac Bâbu-r-Ruhsati fi-

z-Zevâci l-il-muhrimi, n. 842; Neseî, K. Hac, Bâbu-r-Ruhsati fi-n-Nikâhı l-

il-muhrimi, n. 2843; İbn-i Mâce, K. Hac, Bâbül Muhrim yetezevvecü, n.

1965

[590] . Müslim, K. Hac, Bâbu mâ yendübü li-l-muhrimi katlehü mine-d-

devâbbi, n. 1199-1200; Neseî, K. Hac, Bâbu mâ yaktülü-l-muhrimü, n.

2841; Buhâri, K. Hac, Bâbu mâ yaktülü-l-muhrimü, n. 29/4

[591] . Tirmizî, K. Hac, Bâbu mâ yaktülü-l-muhrimü mine-d-devâbbi, n.

838; İbn-i Mâce, K. Hac, bâbu mâ yaktülü-l-muhrimü mine-d-devâbbi, n.

3089

[592] . Müslim, K. Hac, Bâbu tahrimi-s-Saydi li-l-muhrimi, n. 1195; Neseî,

K. Hac, Bâbu mâ lâ yecûzü li-l-muhrimi eklehü mine-s-Saydi, n. 2823

[593] . Tirmizî, K. Hac, Bâbu mâ câe fi ekli-s-Saydi li-l-muhrimi, n. 846;

Neseî, K. Hac, Bâbu izâ eşâre-l-muhrimu ilâ-s-Saydi, n. 2830

[594] . Buhâri, K. Hac, Bâbu izâ râel-muhrimüne sayden, 8. 22/4; Müslim,

K. Hac, Bâbu tahrimi-s-Saydi li-l-muhrimi, n. 1196; Tirmizî, K. Hac, bâbu

mâ câe fi ekli-s-saydi, n. 847; Neseî, K. Hac, Bâbu mâ yecüzü li-l-muhrimi

eklehü mine-s-Saydi, n. 2818; İbn-i Mâce, K. Hac, Bâbu-r-Ruhsati fi zâlike

izâ hem, n. 3093

[595] . Buhâri, K. Hac, Bâbu kavlihi teâlâ femen kâne minküm meridan, n.

1011/4; Muslim, K. Hac, Bâbu cevâzi halkı-r-Ra’si li-l-muhrimi, n. 1201;

Tirmizî, K. Hac, Bâbu mâ câe fi-l-muhrimi yahluku ra’sehû, n. 953; Neseî,

K. Hac, Bâbu fi-l-muhrimi yü’zihil kummelü, n. 2854; İbn-i Mâce, K. Hac,

Bâbu fidyeti-l-Muhsir, n. 3079

[596] . Tirmizî, K. Hac Bâbün fi-l-lezi yehüllü bi-l-haccı, n. 940; Neseî, K.

Hac, Bâbu men ehsara bâ’e, n. 2863; İbn-i Mâce, K. Hac, Bâbu-l-Muhsır, n.

3077

[597] . Buhâri, K. Hac, Bâbu-l-igtisâli inde duhûli Mekkete, n. 346 – 347;

Muslim, K. Hac, Bâbu istihbâbı-l-mebîyte bi ziy tüyin inde irâdeti dühûlı

Mekkete, n. 1259; Neseî, K. Hac, Bâbu dühûli Mekkete, n. 2865

[598] . İbn-i Mâce, K. Menâsik, Bâbu Duhûli Mekkete, n. 2940

[599] . Buhâri, K. Hac,n. 347 /3; Müslim, K. Hac, Bâbu istihbabı dühûlü

Mekkete mine-s-seniyyeti, n. 1257

[600] . Buhâri, K. Hac, Bâbu min eyne yahrucu min mekkete, n. 347;

Müslim, K. Hac, Bâbu istıhbabı duhûli Mekkete mine-s-seniyyeti-l-Ulyâ, n.

1258; Tirmizî, K. Hac, b. 30, n. 853

[601] . K. Hac. Bâbu fi kerâhiyeti raf’i-l-yedeyni inde ru’yeti-l-beyti, n. 855;

Neseî, K. Hac. Bâbu terk-i raf’i-l-yedeyni ınde rü’yeti-l-beyti, n. 2898

[602] . Müslim, K. Cihâd ves-Seyr ve feth-i Mekkete, n. 1780; İbn-i Mâce,

K. Hac, B. 227, n. 3081

[603] . Dâremî, K. Hac, Bâbu takbili-l-haceri-l-esved, n. 52-53; Ahmed b.

Hanbel: Müsned, n. 21-26/1; Buhâri, K. Hac, Bâbu mâ zükira fi-l-haceri-l-

esvedi ve bâbu takbili-l-haceri n. 369 / 3; Müslim, K. Hac, Bâbu istihbabı

takbili-l haceri-l esvedi, n. 1270; Neseî, K. Hac, Bâbu takbili-l-haceri, n.

2940; Tirmizî, K. Hac, Bâbu fi takbili-l-haceri, n. 860; İbn-i Mâce, K. Hac,

Bâbu istilâmı-l-haceri, n. 2943

[604] . Buhâri, K. Hac, Bâbu men lem yestelim illa-l rükneynil-yemânine, n.

379 / 3; Müslim, K .Hac, Babû istıhbabı istilâmi-r-Rükneynil-yemânine, n.

2952; İbn-i Mâce, K. Hac, B. İstilâmi’l haceri, n. 2946

[605] . Buhâri, K. Hac, Bâbu fazl-ı Mekkete, n. 351; Müslim, K. Hac, B.

Naktil Kâbeti ve binâihâ, n. 1333

[606] . Neseî, K. Hac, Bâbu istilâmı-r-Rükneyni fil kulli tavafın, n. 2950

[607] . Buhâri, Bâbu istilâmı-r-Rukni bi-l-mihceni, n. 378 / 3; Muslim, K.

Hac, Bâbu cevazı-t Tavafı alâ bairin ve gayrihi ve-s-tilâmi-l-haceri, n. 1272;

Neseî, K. Hac, Bâbu men isteleme-r-rukne bi mihcenin, n. 2948; Tirmizî K.

Hac, Bâbu-t-tavâfı râkiben, n. 865; Ahmed b. Hanbel; Müsned, n. 214 – 237

– 238 – 304

[608] . İbn-i Mâce, K. Hac, Bâbu men isteleme-r-Rukne bi mihcenihi, n.

2947

[609] . Müslim, K. Hac, Bâbu istihbabı-r-remli fi-t-tavâfi ve-l-umreti, n.

1265; İbn-i Mâce, K. Hac, Bâbu men isteleme-r-Rukne bi mihcenihi, n.

2949

[610] . Müslim, K. Hac, Bâbu cevazi-t-tavâfi alâ bairin, n. 1273; Neseî, K.

Hac, Bâbu-t-tavâfi beyne-s-Safâ ve-l merve ala-r-Rahileti, n. 2978

[611] . Buhâri, K. Hac, Bâbu-l-Meridı yetûfu râkiben, n. 392 / 3; Muslim, K.

Hac, Bâbu cevâzi-t-tavâfi alâ bairin ve ğayrihi, n. 1276; Neseî, n. 2929; İbn-

i Mâce, K. Hac, Bâbu-l-Meridı yatufu rakiben, n. 2961

[612] . Tirmiz, K. Hac, Bâbu enne-n-Nebîyye sallallahu aleyhi ve sellem

tâfe tuztabıan, n. 859; İbn-i Mâce, K. Hac, Bâb-l-iztibâi, n. 2964

[613] . Müslim, K. Hac, B. İstihbâbı-r-Remeli, n. 1264; Ahmed b. Hanbel;

Müsned n. 2707 – 2843

[614] . Buhâri, K. Hac, Bâbu keyfe kâne bed-ü-r-Remli, n. 376 / 3; Müslim,

K. Hac, Bâbu ıstıhbâbı-r-Remli fi-t-tavâfi ve-l-umreti, n. 1266; Tirmizî, K

.hac, Bâbun fi-s-Sa’yı beyne-s-Safâ ve-l-Merve n. 863; Neseî, K. Hac,

Bâbu’l-ılleti min ecliha sa’yi-n-Nebîyyi sallallahu aleyhi ve sellem, . 2948;

Ahmed b. Hanbel. Müsned, n. 290 – 306 – 373

[615] . İbn-i Mâce, K. Hac, Bâbu-r-remli havle-l-beyti, n. 2952

[616] . Tirmizî, K. Hac, Bâbu mâ câe fi keyfe yermi-l-cimâre, n. 902

[617] . İbn-i Mâce, K. Hac, Bâbu-r-Remli Havle-l-Beyti, n. 2953

[618] . Neseî, K. Hac, n. 2936; Müslim, K. Hac, B. İstihbâ bu-r-remel, n.

1262; İbn-i Mâce, K. Hac, Bâbü-r-Remli Havle-l-beyti, n. 2950; Tirmizî, K.

Hac, b. Mâ câe keyfe-t-tavaf, n. 856

[619] . Ahmed b. Hanbel, Müsned n. 30; Dâremî, n. 42/1; Buhâri, K. Hac,

Bâbu istilâmı-r-Rukni-l-esvedi hine yakdimü Mekkete, n. 377/3; Müslim,

K. Hac, Bâbu-r-Remli fi-t-tavâfi, n. 1262; Neseî, K. Hac, Bâbu keyfe yatûfu

n. 2942

[620] . Tirmizî, K. Hac, B. 42, n. 868; Neseî, K. Mevâkît, Bâbu ibâhati-s-

Salâti fi-s-Sââti küllihâ bi Mekkete, n. 586; İbn-i Mâce, K. İkâmeti-s-Salât,

B. Ruhsati fi mekkete, n. 1254; Dâremî, K. Menâsik, n. 79

[621] . Müslim, K. Hac, Bâbu vücûhi-l-ihram, n. 1215; Neseî, K. Hac, Bâbu

kem tavâfl kârin, n. 2989; İbn-i Mâce, K. Hac, B. Tavafi Kârin, n. 2972

[622] . Müslim, K. Hac, Bâbu vücûhi-l-ihram, n. 1330

[623] . İbn-i Mâce, K. Hac, Bâbu-l-Mültezemi, n. 2962

[624] . Neseî, K. Hac, Bâbu mevdı’ı-s-Salâtı mine-l-Ka’beti, n. 2921

[625] . Termizi, K. Tefsiril-Kuran, B. Min sûretil Bakara, n. 2969; Neseî, K.

Hac, Bâbu zikri-s-Safâ ve-l-Merve, n. 2971; İbn-i Mâce, K. Hac, Bâbu-s-

Sa’yi beyne-s-Safâ ve-l-Merve n. 2986; Buhâri, K. Hac, Bâbu vücûbi-s-

Safâ vel-Merve ve fi tefsir-i Sureti-l Bakarah, n. 398 – 399 / 3

[626] . Müslim, K. Hac, Bâbu İstihbâbı dühûli-l-Ka’beti, n. 1332; Buhâri, K.

Hac, Metâ yahullu-l-Mu’temir. n. 490/3

[627] . Tirmizî, K. Hac, Bâbûn fi-s-Sa’yi beyne-s-Safâ ve-l-Merve, n. 864;

Neseî, K. Hac, Babu-l-meşyi beynehümâ, n. 2979; İbn-i Mâce, K. Hac,

Babu-s-Sa’yı beyne-s-Safâ ve-l-Merve, n. 2988

[628] . Müslim, K. Hac, Bâbu haccetü-n-Nebîyyi sallallahu aleyhi ve sellem,

n. 1218; Neseî, K. Hac, Bâbu-l-kerâhiyyeti fi-s-siyâbi, n. 2713; İbn-i Mâce,

K. Menâsik, Bâbu haccetü-n-Nebîyyi sallallahu aleyhi ve sellem, n. 3074

[629] . K. Hac, Bâbu-l-vukufi fi asateh, n. 139/8; Buhâri, K. Tefsir (S.

Bakara), Babu kavlihi teâlâ (Summe efidü), n. 139/8; Müslim, K. Hac,

Bâbu-l-vukûfi ve kavlihi teâlâ (Sümme efidü), n. 1219; Tirmizî, K. Hac,

Bâbu-l-Vukufi bi arafâtin ve-d-duâi bihâ, n. 884; Neseî, K. Hac, Bâbu raf’ı-

l-yedeyni fi-d-duai, n. 3015

[630] . Tirmizî, K. Hac, Bâbu mâ câe fi-l-hurûci ilâ Mina, n. 880

[631] . Buhâri, K. Hac, Bâbu men sallâ-l-asra yevme, n. 123/2, Müslim, K.

Hac, Bâbu ıstıhbâbı tavâfı-l- ifâzeti yevmen, n. 1309; Tirmizî, K. Hac, b.

116, n. 964; Neseî, K. Hac, Bâbu eyne yusalli-l-imâmu-z-Zuhre, n. 3000

[632] . İbn-i Mâce, n. 3009

[515]. İbn-i Mâce, K. Menâsik, b. Hurûc ilel-Hac, n. 2886

[516]. Buhâri, K. Fi taksir-is-Salât, n. 4; İbn-i Mâce, K. Menâsik, bâbül,

Mev’eti teheccu bigayri veli, n. 2899; Müslim, K. Hac, bâbu sefer’ul-Mer’e

maa mahremin, n. 421)

[517]. Müslim, K. Hac, b. Sefer’ul Mer’e maa mahremin, n. 421; İbn-i

Mâce, K. Hac, b. Mer’eti teheccuc bigayri Veliyyin, n. 2899

[518]. Buhâri, Müslim, Tirmizî, İbn-i Mâce,

[519]. Buhâri, K. Hac; Müslim, K. Hac

[520]. Buhâri, K. Hac, Bâbu ve tezevvedû feinne hayre zâdi-t-takva, n. 164

[521]. Buhâri, Müslim, Neseî

[522]. Müslim, Bakara Suresi Ayet 198

[523]. Müsmed n. 1973, Sunen-i Beyhakî, n. 339/4, Müstedrek, n. 448/1

[524]. Buhâri, Müslim, K. Hac n. 1336; Tirmizî, Neseî, Müsned, n. 1898 –

3187

[525]. Buhâri, K. Hac, bâbu mikâti ehl-il-Medine, n. 165/2; Müslim, K. Hac

bâbu mevâkît’il-hacci, n. 1182; İbn-i Mâce, K. Hac, n. 2914; Neseî, K. Hac,

bâbu mikati ehl-il-Medine

[526]. Buhâri, K. Hac, bâbu mikat-i ehli-ş-Şam n. 165/2; Müslim, K. Hac,

bâbu mevakiti-l-hacci, n. 1181, Tirmizî; Neseî, K. Hac, bâbu mikati ehli-l-

Yemeni, n. 1183

[527]. Müslim, K. Hac, bâbu tîbil muhrimi, n. 1189; Tirmizî, K. Hac, bâbu

fi-t-tîbı ındel ihlâl, n. 917; İbn-i Mâce, K. Hac, bâbu-t-tîbi ındel ihrâm, n.

2926

[528]. Buhâri, Müslim, Neseî

[529]. Buhâri, Müslim, Neseî, İbn-i Mâce

[530]. Neseî, İbn-i Mâce,

[531]. İbn-i Mâce, K. Hac, bâbu kem teczi-il-Bedenetü Ve’l-bakareti, n.

3133

[532]. Müslim K. Hac bâbu taklidi-l Hedyi ve İşârihi indel ihrâmı, n. 1243;

Tirmizî, K. Hac, bâbu işârı-l bedeni, n. 906; İbn-i Mâce, K. Menâsik, b.

İşâri-l-bedeni, n. 3097; Neseî, K. Hac, B. 63, n. 2775

[533]. Buhâri, Neseî,

[534]. Buhâri, K. Hac, B. Taklidi’-ganemi, n. 208/2; Müslim, K. Hac, B.

İstihbabu ba’sel-hedyi, n. 1321; Neseî, K. Hac, B. Taklidi’l- ganem, n.

2789; İbn-i Mâce, K. Hac, B. Taklidi’l-ganemi, n. 3096

[535]. Buhâri, K. Hac, B. Men eşâre ve kalle de bi-zî-huleyfe n. 207/2

[536]. Buhâri, K. Hac, B. Rukubu’l-budni, n. 205; Müslim, K. Hac, B.

Cevâzi rukubül bedeneti, n. 1322; Neseî, K. Hac, B. Ruküb-ul Bedeneti, n.

2801

[537]. Buhâri, K. Hac, n. 1324; Müslim, Neseî, K. Hac, B. Rukub-u-

bedeneti, n. 2804

[538]. Tirmizî, K. Hac. b. 71 n. 910; İbn-i Mâce, K. Menâsik, b. Fiil- hedyi

izâ atıbe n. 3106

[539]. Müslim, K. Hac, B. Ma yef’alü bil hedyi izâ atabe, n. 1325 Müsned,

n. 1869

[540]. Buhâri, K. Hac, Bâbü Nahr-ıl-büdnü kâimeten, n. 210; Müslim, K.

Hac, bâbü Nahr-ıl büdni kâimeten, n. 1320

[541]. Buhâri, K. Hac, B. La yu’tıl cezâe minel hedyi, n. 210; Müslim, K.

Hac, B. Fi-s-sadakati bi luhüm il-hedyi, n. 1317 Neseî, İbn-i Mâce, K. Hac,

B. Men cel’e lel bedenete, n. 3099

[542]. Buhâri, K. Hac, B. İhlâli müstekbile’l kıbleti, n.171; Müslim, K. Hac,

B. Emru ehli’l-Medineti bi-l-ihrâmı, n. 1186; Tirmizî, K. Hac, B. 8, n, 818;

Neseî, K. Hac, B. Ta’rîsi bizi’l huleyfe, n. 24; İbn-i Mâce, K. Menâsik, B.

İhram, n. 2916

[543]. Buhâri, K. Tahâret, B. Gasl-i-r-ricleyni fin-nâleyni, n. 53/1; Müslim,

K. Hac, B. İhlâli min haysü tünbaasü, n. 1187; Tirmizî, K. Şemâil, n. 74;

Neseî, K. Tahâret, n. 117; İbn-i Mâce, K. Libas, B. Hıdabi bi-s-sufreti, n.

3626

[544]. Neseî, K. Hac, B. 35, n. 2663

[545]. Müslim. K. Hac, B. Cevazu iştirât’ıl-Mahremi, n. 1208; Neseî, K.

Hac, B. Keyfe yekûlü iza iştarata. n. 2766; Tirmizî, K. Hac, B. İştirat, n.

941; İbn-i Mâce, K. Hac, B. Şartu-fil-haccı, n. 2936

[546]. Müslim, K. Hac. b. Beyânı vucûhil-ihram; Tirmizî, K. Hac. b. Mâ

câe fi ifrâdi’l-haccı, n. 820; İbn-i Mâce, K. Hac, b. İfradı bil-haccı, n. 2964;

Neseî, K. Hac, bâbu izâ efredel-hacce, n. 2716

[547]. Buhâri, K. Hac, Bâbu keyfe tühill-ül-hâizi, n. 172; Müslim, K. Hac.

Bâbu Vücuhu-l-İhram. n. 1211; Neseî, K. Hac, Bâbu fil mühleti bil-umreti

tehidu, n. 2764; İbn-i Mâce, K. Hac, Bâb-ul-hâizi, n. 2963

[548]. İbn-i Mâce, K. Hac, B. Umreti minet-Te’nim, n. 3000; Buhâri, K.

Hac. B. Keyfe tühillül hâizi, n. 172; Müslim, K. Hac, B. Beyanü vucûhü-l-

İhram, n. 1211; Neseî, K. Hac, B. Muhleti fi’l umreti, n. 2765

[549]. Buhâri, K. Hac, n. 173; Müslim, K. Hac, B. Beyanü Vucûhil-İhrâm,

n. 119; Neseî, n. 2764

[550]. Buhâri, K. Hac, B. Temettu ve kıran, n. 174/2; Müslim, K. Hac, B.

Beyanü Vucûhil ihram, n. 112; Neseî, n. 2765

[551]. Buhâri, K. Umre, b. 6, n. 5

[552]. Müslim, K. Hac, B. Vucûh’ul-İhrâm n. 1213; Neseî, K. Hac, B. Fil-

Mühleti bil umreti, n. 2764

[553]. Müslim, K. Hac, B. Vucûhil İhram, n. 141; Neseî, K. Hac, n. 2807;

İbn-i Mâce, K. Hac, babu feshı-l-haccı, n. 2980

[554]. Buhâri, K. Hac. B. 81, n. 196

[555]. K. Hac. B. Mutatil-Hac, n. 1241

[556]. Neseî, K. Hac, B. Temettu, 50. n. 2738

[557]. Müslim, K. Hac, Bâbu İhlâli’n-Nebîyyi sallallahu aleyhi ve sellem n.

1251; Neseî, K. Hac, Bâbu Kıran, n. 2730; İbn-i Mâce

[558]. K. Hac B. Men bâte bizi-l-huleyfe n. 170/2

[559]. Neseî, K. Hac, B. Kıran, n. 2720; İbn-i Mâce, K. Hac, B. Kıran’ıl

Hacc-ı ve’l-umreti, n. 297

[560]. Müsned, No: 24; Buhâri K. Hac B. Akîkı Vâdın Mubârekin, n.

167/2; İbn-i Mâce, K. Hac, B. Temettu bi’l-umre, n. 2976

[561]. Buhâri, K. Hac, n. 125; Müslim, K. Hac, b. Taksiri fi’l Umre, n.

1246; Neseî, K. Hac, B. 182, n. 2990

[562]. Neseî, K. Hac, B. 182, n. 2990

[563]. Müslim, K. Hac, b. 30, n. 1239; Neseî, K. Hac, b. 77, İbâ hati fesnil

hacc-ı bi umretin, n. 2816

[564]. Buhâri, K. Hac, b. 104, n. 205; Muslim, K. Hac, b. 24, n.1227; Neseî,

K. Hac, b. 50, n. 2733

[565]. Buhâri, K. Hac, B. 125, Men lebide re’sehü indel ihram, n. 213;

Müslim, K. Hac, B. Karin n. 1229; Neseî, K. Hac, B. Telbidi indel ihram, n.

2683; İbn-i Mâce, K. Hac, B. Men Lebide ersehü, n. 3046

[566]. Müslim, K. Hac, B. Cevâzü-l Mutâ, n. 1224; Neseî, K. Hac, b. 77,

İbahati feshil hacc, n. 2812; İbn-i Mâce, K. Hac, B. Fesh’ıl-Haccı, n. 2985

[567]. Neseî, n. 2809; İbn-i Mâce, K. Menâsik, B. Men kâle kâne feshıl-

Hac, n. 2984

[568]. Buhâri, K. Hac, B. 1, Vücûbı’l-Hac, n. 163; Müslim, K. Hac, B.

Hacc-ı anı’l-âcizi, n. 1334; Neseî, K. Hac, b. 9. Hacc-an’ıl- Hayyi, n. 2636;

İbn-i Mâce, K. Hac. B. Hac anı’l-Hayyı izâ lem yesteti, n. 2909; Tirmizî K.

Hac, B. Mâ câe fi’l hacc, n. 928

[569]. İbn-i Mâce, K. Hac, B. Hac ani’l-Meyyiti, n. 2903

[570]. Buhâri, K. Hac, B. 25, n. 170; Müslim, k. Hac, b. 3, n. 1184; Tirmizî,

K. Hacc, B. Mâ câe fit-telbiye ti, n. 825; Neseî, K. Hac b. 54, Keyfiyeti-t

telbiye, n. 2748; İbn-i Mâce K. Hac. B. Telbiye, n. 2918

[571]. İbn-i Mâce, K. Hac, B. Telbiye, n. 2919

[572]. Buhâri, K. Hac. Bâbu-t-Telbiyeti ve-t-Tekbiri gadâti-n-Nahri, n. 101-

204/2; Müslim, K. Hac, Bâbu istihbâbı idâmeti-l-haccı-l-telbiyeti, n. 1280;

Tirmizî, K. Hac, Bâbu metâ yakta’l-l-hâccı-l-telbiyeti, n. 918; Neseî, K.

Hac, b. 227, n. 3081; İbn-i Mâce, k. Hac, b. 227; n. 3040

[573]. Tirmizî, K. Hac, Babu metâ takta’üt-telbiyeti fi-l-umreti, n. 919

[574]. İbn-i Mâce, K. Hac, Bâbu’t-tevekki fi-l-ihramı n. 2933

[575]. Buhâri, K. Hac. Bâbu gasli-l-halûki selâse merrâtin, n. 167; Müslim,

K. Hac, Bâbu mâ yubâhu li-l-muhrimi, n. 1180; Neseî K. Hac, Bâbul-l-

halûki li-l-muhrimi, n. 2710; Tirmizî, K.Hac, Babul-lezi yuhrimu ve aleyhi

kamisun, n. 835

[576]. Buhâri, K. Hac, Bâbu mâ yelbisü-l-muhrimü mine-s-siyâbi, n. 20;

Müslim, K. Hac, Bâbu mâ yübâhu li-l-muhrimi bi hacc-ın, n. 1177; Neseî,

K. Hac, Bâbu-n-Nehyı an lebsi-l-amâmeti fi-l-ihram, n. 2677

[577]. Buhâri, Tirmizî, K. Hac. B. 18, n. 833; Neseî, n. 2682

[578]. Buhâri, K. Hac, n. 20; Neseî, K. Hac, Bâbu-n-nehyi an lübsi-l-

berânisi fi-l-ihrâm, n. 2675

[579]. Buhâri, K. Hac, Müslim, K. Hac, n. 1178; Neseî, K. Hac, Bâbu-r-

ruhsati fi lebsi-s-Serâvili, n. 2672; İbn-i Mâce, K. Hac, B. Serâvil ve-l-

huffeyn lilmuhrimi, n. 2931; Tirmizî, K. Hac, b. 19, n. 834

[580]. Buhâri, Kitabu-s-Sulh, Bâbu keyfe yektübü hazâ mâ sâleha, n. 223;

Müslim, K. Cihâd, Bâbu Sulhi-l-hudeybiyeti fi-l-hudeybiye, n. 1873;

Müslim, K. Cihâd, Bâbu Sulhi-l-hudeybiyeti fi-l-Hudeybiye, n. 1873

[581]. İbn-i Mâce, K. Hac, Bâbu-l-muhrimeti tesdulü-s-Sevbe alâ vechihâ,

n. 2935

[582]. Müslim, K. Hac, Bâbu-r-Rukûbi ilâ-l-cimâri ve-stizlâli-l-muhrimi, n.

3062; Neseî, K. Hac, Bâbu istihbâbı ramy-i cemret-il-akabeti râkiben, n.

1298

[583]. İbn-i Mâce, K. Hac, B. Hacâmeti li-l-Muhrimi, n. 3081; Dâremî, n.

37; Ahmed b. Hanbel, n. 90; Buhâri, K. Hac, Bâbu-l-hacâmeti lil-muhrimi

ve fi-t-tıbbi, Müslim, K. Hac, Bâbu cevâzi-l-hacâmeti lil-muhrimi, n. 1203;

Neseî, K. Hac, Bâbu-l-hacameti, n. 2848; Tirmizî, K. Hac, Bâbu Mâ câe

filhacâmeti lil muhrimi, n. 839

[584]. Müslim, K. Hac, Bâbu cevâzi-l-müdâvâti-l-muhrimi ayneyhi, n.

1204; Tirmizî, K. Hac, B. 106, n. 952; Neseî, K. Hac, Bâbu-l-kühli lil

muhrimi, n. 2716

[585]. Müslim, K. Hac Bâbu cevâzi-l-müdâvâti-l-muhrimi ayneyhi, n. 1204;

Tirmizî, K. Hac, b. 106,n. 952; Neseî, K. Hac, Bâbu-l-kühli li-l muhrimi, n.

2716

[586]. Neseî, K. Hac, Bâbu gusli-l-muhrimi, n. 2666; Ahmed b. Hanbel, n.

418; Buhâri, K. Hac, Bâbul-iğtisâli li-l-muhrimi, Müslim, K. Hac, Bâbu

cevâzi gasli-l-muhrimi bedenehü ve re’sehü, n. 1205; İbn-i Mâce, K. Hac,

Bâbu-l-muhrimi yağsilü re’sehû, n. 2934

[587]. Müslim, K. Nikâh, Bâbu tahrim-i nikâhi-l-muhrimi, n. 1409; Tirmizî,

K. Hac, Bâbu kerâhiyeti tezvici-l-muhrimi, n. 840; Neseî, K. Hac, Bâbu-n-

Nehyi an-Nikâhi li-l-muhrimi, n. 2845; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu-l-

muhrim yetezevvecü, n. 1966

[588]. Müslim, K. Nikâh, Bâbu tahrim-i nikâhi-l-muhrimi, n. 1411; Tirmizî,

K. Hac, Bâbu-r-Ruhsati fi tezvici-l-muhrimi, n. 845; Ahmed b. Hanbel, n.

333 / 335

[589]. Müslim, K. Nikâh, Bâbu tahrimi nikâhi-l-muhrimi, n. 1410; Buhâri,

K.Hac, Bâbu tezvici-l-muhrimi, n. 45/4; Tirmizî, K. Hac Bâbu-r-Ruhsati fi-

z-Zevâci l-il-muhrimi, n. 842; Neseî, K. Hac, Bâbu-r-Ruhsati fi-n-Nikâhı l-

il-muhrimi, n. 2843; İbn-i Mâce, K. Hac, Bâbül Muhrim yetezevvecü, n.

1965

[590]. Müslim, K. Hac, Bâbu mâ yendübü li-l-muhrimi katlehü mine-d-

devâbbi, n. 1199-1200; Neseî, K. Hac, Bâbu mâ yaktülü-l-muhrimü, n.

2841; Buhâri, K. Hac, Bâbu mâ yaktülü-l-muhrimü, n. 29/4

[591]. Tirmizî, K. Hac, Bâbu mâ yaktülü-l-muhrimü mine-d-devâbbi, n.

838; İbn-i Mâce, K. Hac, bâbu mâ yaktülü-l-muhrimü mine-d-devâbbi, n.

3089

[592]. Müslim, K. Hac, Bâbu tahrimi-s-Saydi li-l-muhrimi, n. 1195; Neseî,

K. Hac, Bâbu mâ lâ yecûzü li-l-muhrimi eklehü mine-s-Saydi, n. 2823

[593]. Tirmizî, K. Hac, Bâbu mâ câe fi ekli-s-Saydi li-l-muhrimi, n. 846;

Neseî, K. Hac, Bâbu izâ eşâre-l-muhrimu ilâ-s-Saydi, n. 2830

[594]. Buhâri, K. Hac, Bâbu izâ râel-muhrimüne sayden, 8. 22/4; Müslim,

K. Hac, Bâbu tahrimi-s-Saydi li-l-muhrimi, n. 1196; Tirmizî, K. Hac, bâbu

mâ câe fi ekli-s-saydi, n. 847; Neseî, K. Hac, Bâbu mâ yecüzü li-l-muhrimi

eklehü mine-s-Saydi, n. 2818; İbn-i Mâce, K. Hac, Bâbu-r-Ruhsati fi zâlike

izâ hem, n. 3093

[595]. Buhâri, K. Hac, Bâbu kavlihi teâlâ femen kâne minküm meridan, n.

1011/4; Muslim, K. Hac, Bâbu cevâzi halkı-r-Ra’si li-l-muhrimi, n. 1201;

Tirmizî, K. Hac, Bâbu mâ câe fi-l-muhrimi yahluku ra’sehû, n. 953; Neseî,

K. Hac, Bâbu fi-l-muhrimi yü’zihil kummelü, n. 2854; İbn-i Mâce, K. Hac,

Bâbu fidyeti-l-Muhsir, n. 3079

[596]. Tirmizî, K. Hac Bâbün fi-l-lezi yehüllü bi-l-haccı, n. 940; Neseî, K.

Hac, Bâbu men ehsara bâ’e, n. 2863; İbn-i Mâce, K. Hac, Bâbu-l-Muhsır, n.

3077

[597]. Buhâri, K. Hac, Bâbu-l-igtisâli inde duhûli Mekkete, n. 346 – 347;

Muslim, K. Hac, Bâbu istihbâbı-l-mebîyte bi ziy tüyin inde irâdeti dühûlı

Mekkete, n. 1259; Neseî, K. Hac, Bâbu dühûli Mekkete, n. 2865

[598]. İbn-i Mâce, K. Menâsik, Bâbu Duhûli Mekkete, n. 2940

[599]. Buhâri, K. Hac,n. 347 /3; Müslim, K. Hac, Bâbu istihbabı dühûlü

Mekkete mine-s-seniyyeti, n. 1257

[600]. Buhâri, K. Hac, Bâbu min eyne yahrucu min mekkete, n. 347;

Müslim, K. Hac, Bâbu istıhbabı duhûli Mekkete mine-s-seniyyeti-l-Ulyâ, n.

1258; Tirmizî, K. Hac, b. 30, n. 853

[601]. K. Hac. Bâbu fi kerâhiyeti raf’i-l-yedeyni inde ru’yeti-l-beyti, n. 855;

Neseî, K. Hac. Bâbu terk-i raf’i-l-yedeyni ınde rü’yeti-l-beyti, n. 2898

[602]. Müslim, K. Cihâd ves-Seyr ve feth-i Mekkete, n. 1780; İbn-i Mâce,

K. Hac, B. 227, n. 3081

[603]. Dâremî, K. Hac, Bâbu takbili-l-haceri-l-esved, n. 52-53; Ahmed b.

Hanbel: Müsned, n. 21-26/1; Buhâri, K. Hac, Bâbu mâ zükira fi-l-haceri-l-

esvedi ve bâbu takbili-l-haceri n. 369 / 3; Müslim, K. Hac, Bâbu istihbabı

takbili-l haceri-l esvedi, n. 1270; Neseî, K. Hac, Bâbu takbili-l-haceri, n.

2940; Tirmizî, K. Hac, Bâbu fi takbili-l-haceri, n. 860; İbn-i Mâce, K. Hac,

Bâbu istilâmı-l-haceri, n. 2943

[604]. Buhâri, K. Hac, Bâbu men lem yestelim illa-l rükneynil-yemânine, n.

379 / 3; Müslim, K .Hac, Babû istıhbabı istilâmi-r-Rükneynil-yemânine, n.

2952; İbn-i Mâce, K. Hac, B. İstilâmi’l haceri, n. 2946

[605]. Buhâri, K. Hac, Bâbu fazl-ı Mekkete, n. 351; Müslim, K. Hac, B.

Naktil Kâbeti ve binâihâ, n. 1333

[606]. Neseî, K. Hac, Bâbu istilâmı-r-Rükneyni fil kulli tavafın, n. 2950

[607]. Buhâri, Bâbu istilâmı-r-Rukni bi-l-mihceni, n. 378 / 3; Muslim, K.

Hac, Bâbu cevazı-t Tavafı alâ bairin ve gayrihi ve-s-tilâmi-l-haceri, n. 1272;

Neseî, K. Hac, Bâbu men isteleme-r-rukne bi mihcenin, n. 2948; Tirmizî K.

Hac, Bâbu-t-tavâfı râkiben, n. 865; Ahmed b. Hanbel; Müsned, n. 214 – 237

– 238 – 304

[608]. İbn-i Mâce, K. Hac, Bâbu men isteleme-r-Rukne bi mihcenihi, n.

2947

[609]. Müslim, K. Hac, Bâbu istihbabı-r-remli fi-t-tavâfi ve-l-umreti, n.

1265; İbn-i Mâce, K. Hac, Bâbu men isteleme-r-Rukne bi mihcenihi, n.

2949

[610]. Müslim, K. Hac, Bâbu cevazi-t-tavâfi alâ bairin, n. 1273; Neseî, K.

Hac, Bâbu-t-tavâfi beyne-s-Safâ ve-l merve ala-r-Rahileti, n. 2978

[611]. Buhâri, K. Hac, Bâbu-l-Meridı yetûfu râkiben, n. 392 / 3; Muslim, K.

Hac, Bâbu cevâzi-t-tavâfi alâ bairin ve ğayrihi, n. 1276; Neseî, n. 2929; İbn-

i Mâce, K. Hac, Bâbu-l-Meridı yatufu rakiben, n. 2961

[612]. Tirmiz, K. Hac, Bâbu enne-n-Nebîyye sallallahu aleyhi ve sellem

tâfe tuztabıan, n. 859; İbn-i Mâce, K. Hac, Bâb-l-iztibâi, n. 2964

[613]. Müslim, K. Hac, B. İstihbâbı-r-Remeli, n. 1264; Ahmed b. Hanbel;

Müsned n. 2707 – 2843

[614]. Buhâri, K. Hac, Bâbu keyfe kâne bed-ü-r-Remli, n. 376 / 3; Müslim,

K. Hac, Bâbu ıstıhbâbı-r-Remli fi-t-tavâfi ve-l-umreti, n. 1266; Tirmizî, K

.hac, Bâbun fi-s-Sa’yı beyne-s-Safâ ve-l-Merve n. 863; Neseî, K. Hac,

Bâbu’l-ılleti min ecliha sa’yi-n-Nebîyyi sallallahu aleyhi ve sellem, . 2948;

Ahmed b. Hanbel. Müsned, n. 290 – 306 – 373

[615]. İbn-i Mâce, K. Hac, Bâbu-r-remli havle-l-beyti, n. 2952

[616]. Tirmizî, K. Hac, Bâbu mâ câe fi keyfe yermi-l-cimâre, n. 902

[617]. İbn-i Mâce, K. Hac, Bâbu-r-Remli Havle-l-Beyti, n. 2953

[618]. Neseî, K. Hac, n. 2936; Müslim, K. Hac, B. İstihbâ bu-r-remel, n.

1262; İbn-i Mâce, K. Hac, Bâbü-r-Remli Havle-l-beyti, n. 2950; Tirmizî, K.

Hac, b. Mâ câe keyfe-t-tavaf, n. 856

[619]. Ahmed b. Hanbel, Müsned n. 30; Dâremî, n. 42/1; Buhâri, K. Hac,

Bâbu istilâmı-r-Rukni-l-esvedi hine yakdimü Mekkete, n. 377/3; Müslim,

K. Hac, Bâbu-r-Remli fi-t-tavâfi, n. 1262; Neseî, K. Hac, Bâbu keyfe yatûfu

n. 2942

[620]. Tirmizî, K. Hac, B. 42, n. 868; Neseî, K. Mevâkît, Bâbu ibâhati-s-

Salâti fi-s-Sââti küllihâ bi Mekkete, n. 586; İbn-i Mâce, K. İkâmeti-s-Salât,

B. Ruhsati fi mekkete, n. 1254; Dâremî, K. Menâsik, n. 79

[621]. Müslim, K. Hac, Bâbu vücûhi-l-ihram, n. 1215; Neseî, K. Hac, Bâbu

kem tavâfl kârin, n. 2989; İbn-i Mâce, K. Hac, B. Tavafi Kârin, n. 2972

[622]. Müslim, K. Hac, Bâbu vücûhi-l-ihram, n. 1330

[623]. İbn-i Mâce, K. Hac, Bâbu-l-Mültezemi, n. 2962

[624]. Neseî, K. Hac, Bâbu mevdı’ı-s-Salâtı mine-l-Ka’beti, n. 2921

[625]. Termizi, K. Tefsiril-Kuran, B. Min sûretil Bakara, n. 2969; Neseî, K.

Hac, Bâbu zikri-s-Safâ ve-l-Merve, n. 2971; İbn-i Mâce, K. Hac, Bâbu-s-

Sa’yi beyne-s-Safâ ve-l-Merve n. 2986; Buhâri, K. Hac, Bâbu vücûbi-s-

Safâ vel-Merve ve fi tefsir-i Sureti-l Bakarah, n. 398 – 399 / 3

[626]. Müslim, K. Hac, Bâbu İstihbâbı dühûli-l-Ka’beti, n. 1332; Buhâri, K.

Hac, Metâ yahullu-l-Mu’temir. n. 490/3

[627]. Tirmizî, K. Hac, Bâbûn fi-s-Sa’yi beyne-s-Safâ ve-l-Merve, n. 864;

Neseî, K. Hac, Babu-l-meşyi beynehümâ, n. 2979; İbn-i Mâce, K. Hac,

Babu-s-Sa’yı beyne-s-Safâ ve-l-Merve, n. 2988

[628]. Müslim, K. Hac, Bâbu haccetü-n-Nebîyyi sallallahu aleyhi ve sellem,

n. 1218; Neseî, K. Hac, Bâbu-l-kerâhiyyeti fi-s-siyâbi, n. 2713; İbn-i Mâce,

K. Menâsik, Bâbu haccetü-n-Nebîyyi sallallahu aleyhi ve sellem, n. 3074

[629]. K. Hac, Bâbu-l-vukufi fi asateh, n. 139/8; Buhâri, K. Tefsir (S.

Bakara), Babu kavlihi teâlâ (Summe efidü), n. 139/8; Müslim, K. Hac,

Bâbu-l-vukûfi ve kavlihi teâlâ (Sümme efidü), n. 1219; Tirmizî, K. Hac,

Bâbu-l-Vukufi bi arafâtin ve-d-duâi bihâ, n. 884; Neseî, K. Hac, Bâbu raf’ı-

l-yedeyni fi-d-duai, n. 3015

[630]. Tirmizî, K. Hac, Bâbu mâ câe fi-l-hurûci ilâ Mina, n. 880

[631]. Buhâri, K. Hac, Bâbu men sallâ-l-asra yevme, n. 123/2, Müslim, K.

Hac, Bâbu ıstıhbâbı tavâfı-l- ifâzeti yevmen, n. 1309; Tirmizî, K. Hac, b.

116, n. 964; Neseî, K. Hac, Bâbu eyne yusalli-l-imâmu-z-Zuhre, n. 3000

[632]. İbn-i Mâce, n. 3009

“Bir defadır. Kim birden fazla yaparsa, o nafiledir,” cevabını verdi. [515]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Hiçbir Müslüman kadına yanında

kendisine nikahı düşmeyen bir adam bulunmaksızın, bir gecelik yola

çıkması helal değildir” buyurdu. [516]

1724 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan, rivâyete göre, Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem, “Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir kadına,

(mahremsiz) bir gün ve bir gecelik yola çıkması helâl değildir” buyurdu.

“Evvelki hadisin manâsını zikretti.” [517]

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, “Allah’a ve ahiret gününe inanan bir

kadın için üç günlük veya daha fazla mesafeye sefer etmesi helâl değildir.

Ancak yanında babası veya kardeşi, kocası, oğlu ve yahutta kendine nikâhı

haram olanlardan biri ile sefer edebilir” buyurdu. [518]

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, “Kadın berâberinde bir mahrem

bulunmadıkça üç (günlük) sefere çıkmasın” buyurdu. [519]

İbn-i Ömer radıyallahu anh Safiyye diye anılan azadlı cariyesini terkisine

alır, Safiyye de onunla Mekke’ye sefer ederdi. [520]

Yemen halkı veya Yemenlilerden bazı kimseler azıksız hacca gidiyorlar ve

“biz Allah’a tevekkül edenleriz,” diyorlardı. Sübhan olan Allah’ü Teâlâ,

meâlen “Azık hazırlayınız, azıkların hayırlısı takva azığıdır” ayetini indirdi.

(Bakara s. 197. ayet) [521]

Şu ayet-i kerimeyi okudu, “Hac esnasında ticaretle Rabbınızın fazlu

kereminden taleb etmenizde size bir vebâl yoktur.” Müslümanlar hac

esnasında Mina’da alış veriş yapmıyorlardı, Arafat’tan Mina’ya dönüşte

ticaret yapmalarına izin verildi. [522]

“Kim hac etmek murad ederse acele etsin” buyurdu. [523]

Şu sabinin hacc-ı olur mu, dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

“Evet olur, senin için de mükâfat vardır” buyurdu. [524]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Medinelilere Zülhuleyfe’yi,

Şamlılara Cuhfe’yi, Necidlilere Karn’ı, bana gelen habere göre Yemenlilere

de Yelemlem’i Mikat olarak tayin etti. [525]

1738 – Amr bin Dinar Tavûs’tan o da ibn Abbas’tan; Abdullah bin Tavûs ise

Tavûs’tan naklen Rasûlullah Mikat tayin etti dediler ve önceki hadisin

manasını rivâyet ettiler. Bunlardan biri Yemenlilerin mikatı Yelemlem,

öbürü ise Elemlem dedi. Bu iki râvînin ifadelerine göre Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem, “O mikatlar bu beldeler halkından olmadığı

halde hac ve umre etmek niyetiyle bu mikatlara gelenlerin mikatıdır.” İbn-i

Tavus rivâyetinde bu kimseler ihrama bulundukları yerden girerler.

Mekkeliler’de böyle, Mekke’den Telbiye’ye başlarlar. [526]

Ben Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i, ihramını giyinmeden önce

ihrama (hazırlamak) için, bir de Kâbe’yi (ziyaret) tavafı etmeden önce

ihramdan çıkması için kokulardım. [527]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin ihramlı iken saç ayırımındaki

miskin parlaklığını (şu anda) sanki görüyor gibiyim. [528]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin saçlarını yapıştıran bir madde ile

birbirine yapıştırmış olarak yüksek sesle telbiye yaptığını gördüm. [529]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Veda Haccı’nda Muhammed ailesi

için bir tek inek kurban etti. [530]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, hanımlarından umre (temettü) hacc-ı

yapanlar için aralarında müşterek olarak bir inek kurban etti. [531]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, öğle namazını Zülhuleyfe’de kıldı.

Sonra kurbanlık devesini getirtti, onu hörgücünün sağ tarafından işaretledi

ve ondan kan akıttı, boynuna da iki nalin taktı. Daha sonra devesini getirip

üzerine binip deve kendisini düzlüğe çıkarınca, burada hac için telbiye

getirdi. [532]

Hudeybiye musalahası senesi Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem

(Medineden) çıktı. Zülhuleyfe’ye gelince kurbanlığı boynuna gerdanlık

taktı sonra işaretledi ve ihramlandı. [533]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem (Beyt-i Şerife) boynunda nişan takılı

bir koyun kurban göndermişti. [534]

Ben Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in kurbanlık develerinin kılâde

iplerini (gerdanlıklarını) elimle eğirdim, sonra Rasûlullah sallallahu aleyhi

ve sellem develeri işaretledi, boyunlarına gerdanlık taktı ve Kâbe’ye

gönderdi. Kendisi Medine’de kaldı. Develeri göndermesiyle kendisine

önceden helâl olan şeylerden hiç biri haram olmadı. [535]

O kurbanlıktır, dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ikinci defasında

veya üçüncü defasında, “Yazık sana bin ona” buyurdu. [536]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle dediğini işittim, dedi. “Ona

muhtaç olduğun vakit, bir binit bulana kadar maruf bir şekilde bin”

buyurdu. [537]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onunla (Mekke’ye) kurbanlık

göndermişti. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Eğer kurbanlıktan biri

yolda helâk olursa onu boğazla, nalinlerini kanıyle boya, sonra onunla halk

arasını serbest bırak. (isteyen yesin,)” buyurdu. [538]

Ebû Dâvud dedi ki: Ebû’t-Teyyah’ın bu hadiste teferrüt ettiği kısım, “ne sen

ne de arkadaşlarından hiçbiri yemesin,” sözüdür. Abdul Varis’in rivâyet

ettiği hadiste ise “Hayvanın nallarını yan tarafına vur, yerine koy,” dedi. [539]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana kurbanlık develerine bakmamı

(etini) derisini ve çulunu (fakirlere) taksim etmemi, kasabın ücretini

kurbanın etinden ödemememi emretti ve, “Kasap ücretini cebimizden

öderiz” buyurdu. [540]

Abdullah bin Abbas’ın rivâyetini alanlar (Zülhuleyfe’deki) musallâda

kılacağı iki rekât namazı müteakib telbiye yaparlar. [541]

Şurası (sizin) Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem hakkında iddiada

bulunduğunuz Beyda’nızdır. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ancak

mescidin yanından telbiyeye başladı, dedi. Mescitle Zülhuleyfe mescidini

kastediyordu. [542]

Ben Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Kabe’nin ancak Yemen’e

bakan o iki rüknüne el sürdüğünü, tüysüz deriden pabuç giyinip ve

tabaklanmış deriye konan sudan abdest aldığını gördüm, ben de onu

giymeyi seviyorum. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sarı ile

boyandığını gördüm onula boyanmak benim hoşuma gidiyor ve Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem’in devesi onu sırtına kaldırana kadar ihramlanıp

telbiyede bulunduğunu görmedim. [543]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem öğle namazını kıldı, sonra devesine

bindi. Beyda tepesinin üzerine çıkınca ihramlanıp telbiyeye başladı. [544]

“Evet,” cevabını verdi. Dubâa: Nasıl söyliyelim, dedi. Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem, “Lebbeyk Allahümme lebbeyk” emrindeyim yâ rab

emrine âmâdeyim. Ey Allah’ım beni engellediğin yerde ihramdan çıkmam

şartıyla emrine âmâdeyim” buyurdu [545]

1777 – Aişe radıyallahu anha’dan şöyle rivâyet edilmiştir: Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem ifrad hacc-ı yaptı. [546]

Hammad bin Seleme’nin hadisinde Musa şunu ziyâde etti. Aişe radıyallahu

anha (Mina’dan dönüşte Batha gecesinde) temizlendi. [547]

Veda hacc-ı yılı Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte (hac için

yola) çıktık. Bizden umre için ihramlanıp telbiye yapan, hac ve umre için

ihramlanan telbiye yapan ve yalnız hac için ihramlanan telbiyede

bulunanlar vardır. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’de sadece hacca

niyetlenmişti. Yalnız hac için ihramlananlar ile hac ve umreyi cem edenler

kurban gününe kadar ihramdan çıkmadılar. [548]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kurban günü kadınları namına sığır

kurban etti, batha, (ya inme) gecesi olunca Aişe radıyallahu anha

temizlendi. Ey Allah’ın Rasûlü sen arkadaşlarımı hac ve Umre yapmış

olarak döndürürken ben yalnız hacla mı döneceğim, dedi. Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem, Ebû Bekir’in oğlu Abdurrahman’a (kız kardeşi

Aişe’yi) Ten’im’e götürmesini emir buyurdu. Hz. Aişe orada Umre

niyetiyle telbiyede bulundu. [549]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem önceden kurban göndermemiş

olanlara ihramdan çıkmalarını emretti, kurban göndermemiş olanlar da

hemen ihramdan çıktı(lar). [550]

Muhammed bin Yahya dedi ki: Ben Osman bin Ömer’in şöyle dediğini

zannederim, “Umresini yapıp ihramdan çıkanlarla birlikte ben de ihramdan

çıkardım.” Muhammed dedi ki, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem nâsın

ibadetinin bir ve berâber olmasını diledi (Onun için böyle buyurdu.) [551]

Ey Allah’ın Rasûlü, hac ettiğim zaman Kâbe’yi tavaf etmediğimden

içimden bir (üzüntü) buluyorum,” dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem de, “Ey Abdurrahman Aişe’yi götür, tenimden umre yaptır”

buyurdu. O gece Muhassaba (iniş) gecesiydi. [552]

Evzâî diyor ki: Atâ bin Ebî Rabah bu hadisi haber verirken dinledim,

ezberleyemedim. İbn-i Cüreyc’e yetiştim o bunu bana hatırlattı. (Sağlam bir

şekilde ezberledim). [553]

Cimadan henüz ayrılmış olduğumuz halde Mina’ya mı gideceğiz dediler.

Bu söz Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e yetişti. Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem’de: “Eğer ben hac fiillerim hakkında sonradan

karşılaştığıma önceden karşılaşmış olsaydım önceden hedy yollamazdım.

Benim de yanımda hedyim olmasa, ben de ihramdan çıkardım” buyurdu.

[554]

Bu hadis münkerdir. Çünkü bu söz İbn-i Abbas’ın sözüdür. [555]

Bu da diğer yasaklarla berâberdi. Lâkin siz bunu unuttunuz, dedi. [556]

– Ben Rasûlullah’ı “Umre ile hac için lebbeyk! Umre ile hac için lebbeyk”

derken işittim. [557]

Ebû Davûd dedi ki: Bu hadisten Enes’in tek başına rivâyet ettiği kısım, “O

(Hz. peygamber), önce elhamdulillah, Subhanallah, Allahu Ekber dedi.

sonra hac için ihrama girdi” cümlesidir. [558]

Subey bin Ma’bed radıyallahu anh diyor ki; hac ve umreye berâber niyet

ettim, telbiye getirdim. Ömer radıyallahu anh bana “Peygamberinin

sünnetine uymuşsun” dedi. [559]

Ebû Dâvud diyor ki: Ali bin Mübârek, Yahya bin Ebî Kesir’den bu hadiste

“Hac içinde umreye de” diye rivâyet etti. [560]

Ben Merve’de Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in (saçını) makasla

kesip kısalttım, veyahut Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemi saçından

kesilip kısaltılırken gördüm. [561]

Râvi el-Hasan, rivâyetine hac (niyetiyle girdiği ihramdan çıkması) için

sözünü ilave etmiştir. [562]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem umreye, ashabı da hacca niyetlenip

telbiye getirdiler. [563]

İnsanlardan kurban sevk edenler de etmeyenler de Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem’in yaptığı gibi yaptılar. [564]

“Ben saçımı yapıştırdım, kurbanlığıma nişan taktım hedyimi

boğazlayıncaya kadar ihramımdan çıkmam” buyurdu. [565]

Ebû Zer hacc-ını umreye tebdil edenler hakkında “bu ancak (veda hacc-

ında) Rasûlullah’la birlikte bulunan kimseler içindir” dermiş. [566]

“Hayır sadece size mahsustur” buyurdu. [567]

Fadl bin Abbas Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in terkisinde

bulunuyordu. Has’am kabilesinden bir kadın da Rasûlullah sallallahu aleyhi

ve sellem’e fetvâ istemeye gelmişti. Fadl radıyallahu anh da kadına, kadın

da Fadl radıyallahu anha bakıyordu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem

de Fadl’ın yüzünü öte tarafa çevirmeye başladı. Kadın, Ey Allah’ın Rasûlü

hac Allah’ın kullarına farz kıldığı bir emirdir. Babam yaşı kemalini bulmuş

bir ihtiyar, devesi üzerinde durmaya bile gücü yetmez. Ben onun namına

hac yapabilir miyim, dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’de, “Evet

yapabilirsin” buyurdu. Bu olay Veda Haccı’nda idi. [568]

“Kendin namına hac ettin mi?” buyurdu. Adam hayır yapmadım, cevabını

verdi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona, “Kendi namına hac et,

sonra da Şübrüme namına hac et” buyurdu. [569]

Senin saltanatında eşin ve ortağın yoktur. Allah’ım bütün varlığımla sana

döndüm, hamd senindir, nimet senindir, mülk te senindir, bütün bunlarda

eşin ve ortağın yoktur. [570]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem telbiye okudu deyip telbiyeyi İbn-i

Ömer’in rivâyet ettiği hadisteki gibi zikretti ve nâs telbiyeye (Ze’l-meâric)

ve buna benzeyen kelimeler ziyâde ediyorlardı. Rasûlullah sallallahu aleyhi

ve sellem bunların bu sözlerini işitiyor, fakat bir şey söylemiyordu. [571]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem (bayram günü): Akabe cemresine taş

atana kadar telbiyeye devam etti. [572]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Umre yapan Hacer-i Esved’i istilam

edene kadar telbiyeye devam eder” buyurdu. [573]

“Bakın şu ihramlının yaptığı şeye,” dedi. Bundan fazla bir tepki göstermedi.

[574]

Sakalını ve başını sarıya boyamış üzerinde cübbe bulunan ve umre için

ihrama girmiş bir adam Cirâne’de Hz. Peygamber’e gelmiş… daha sonra

râvî hadisin tamımını nakletti. [575]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de; “Gömlek, bornoz, don, sarık, vers

ve za’ferân sürülmüş elbise ve tokya bulamama zarûreti yokken, mestleri

giyinemez. Ama tokya bulamayan mestlerin (boğazını) topuktan aşağıya

kadar kessin ve giyinsin” buyurdu. [576]

“İhramlı kadın yüzüne peçe çekmesin, ellerine eldiven giyinmesin”

buyurdu. [577]

Üzerime bunu mu örttün? Halbuki Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem

ihramlının bunu giyinmesini nehy etmişti, dedi. [578]

Ebû Dâvud diyor ki: Bu ehl-i Mekke’nin hadisidir. Mercii Basra’da Câbir

bin Zeyd’dir, bu hadiste teferrüd ettiği nokta Serâvil kelimesinin zikridir.

Mestin boğazını kesmeyi zikretmedi. [579]

(Şu’be der ki, Ben Ebû İshak’a); Silah dağarcığı nedir, diye sordum. (Ebû

İshak da); Kın ve içindeki kılıçtır, diye cevap verdi. [580]

Biz ihramlı olarak Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’le berâber

bulunurduk, kafileler bizim yanımızdan geçerlerdi, tam hizamıza geldikleri

vakit biz kadınlardan her hangi birimiz başından örtüsünü yüzüne indirir,

kafile geçince yine açardık. [581]

Haccetül Vedâ’da Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile berâber biz de

hac yaptık. Üsame, Bilâl radıyallahu anhüma’dan biri Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem, berâber biz de hac yaptık. Üsame ve Bilâl radıyallahu anh

ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin devesinin dizginini tutuyor.

Öbürü de onu güneşten korumak için elbisesini kaldırıyorken gördüm. (Bu

hal) Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem akabe cemrelerini atana kadar

devam etti. [582]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ihramlı iken kan aldırdı. [583]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ayağındaki bir ağrıdan dolayı ihramlı

iken ayağının üstünden kan aldırdı. [584]

Onlara sabr çek, ben Osman radıyallahu anh’ın Rasûlullah sallallahu aleyhi

ve sellem’den böyle rivâyet ettiğini işittim, dedi. [585]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ihramlı iken başını nasıl yıkardı,

senden sormam için beni Abdullah bin Abbas gönderdi, dedim. Ebû Eyyub

elini elbisesi üzerine koydu ve başını benim görebileceğim kadar aşağı eğdi,

sonra başına su döken adama dök, dedi. Adam da onun başına su döktü,

sonra Ebû Eyyüb başını elleriyle ileri geri oğuşturarak hareket ettirdi, daha

sonra Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i böyle yaparken gördüm, dedi.

[586]

1841 – Abduddâr oğullarının kardeşi Nübeyh bin Vehb’den, Amr bin

Ubeydullah (beni) Osman bin Affan’ın oğlu Eban’a sual sormak için

gönderdi, o zaman Ebân hac emiri idi. (Amr, ben) Talha bin Amr’a Şeybe

bin Cübeyr’in kızını nikâhlamak istiyorum, senin de hazır bulunmanı arzu

ediyorum. Eban Amr’ın bu hareketini hoş karşılamadı ve babam Osman bin

Affan’ın Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “İhramlı olan bir kimse, ne

evlenebilir ne de evlendirebilir” derken işittim cevabını verdi. [587]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem beni Serif (denen yerde) nikâhladı,

her ikimiz de ihramda değildik. [588]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ihramlı olduğu halde Meymûne

radıyallahu anha’yı nikâhladı. [589]

1846 – Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den ihramlı kimse hangi

hayvanı öldürebilir, diye soruldu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem,

“Akrep, fare, çaylak, karga ve saldırgan köpek olmak üzere beş hayvan var

ki, onların harem (hudutları) içersinde ve dışında öldürülmesinde öldürene

bir günah yoktur” buyurdu. [590]

“Yılan, akrep, fare (öldürülür) kargaya atış yapar fakat öldürmez, yırtıcı

köpek, çaylak ve saldırgan hayvanda öldürülür” buyurmuştu. [591]

O, Ey Zeyd bin Erkâm hatırlıyor musun? Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem (ihramlı iken) bir av hayvanının budu hediye edilmişti de, onu kabul

etmemiş ve, “Biz ihramlıyız,” buyurmuştu dedi. Zeyd bin Erkâm

radıyallahu anh da, evet hatırlıyorum, dedi. [592]

“Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim,”

demiştir. “Kendiniz avlamadıkça veya sizin namızına avlanmadıkça

(ihramda iken) sizlere kara avı helâldır.” [593]

O, Mekke yolunda Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’le berâber

bulunuyordu, yolun bir kısmı kat edildikten sonra adamlarından bazısıyla

geriye kalıverdiler, adamları ihramlı, kendisi ise ihramsızdı, bir yaban eşeği

gördü, hemen atının üstüne doğruldu ve adamlarından kamçısının kendine

verilmesini istedi, onu vermekten çekindiler, onlardan mızrağını istedi, yine

vermediler. Bunun üzerine onu kendisi aldı ve yaban eşeğine saldırdı,

hayvanı öldürdü, hayvanın etinden Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in

ashabından bazıları yediler, bazıları da yemediler. Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem’e yetiştikleri vakit yenilip yenilemeyeceğinden sordular.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Allah’ın sizlere ikram ettiği bir

rızıktır” buyurdu. [594]

“Başını tıraş et, sonra ceza olarak bir koyun kes veya üç gün oruç tut

veyahut altı fakire üç sa’ hurma yedir (dağıt)” buyurdu. [595]

İkrime diyor ki: Bu meseleyi İbn-i Abbas, ve Ebû Hüreyre’ye sordum, her

ikisi de Haccac doğru söyledi, dediler. [596]

İbn-i Ömer radıyallahu anh Mekke’ye geldiklerinde Zî Tuvâ (denilen

vadide) geceyi geçirir, yıkanır, sonra Mekke’ye gündüz girerdi ve

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in de böyle yaptığını söylerdi. [597]

Bermekî: Mekke’nin iki seniyyesinden cümlesini ziyâde etti: Müsedded’in

hadisi daha tamamdır. [598]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Medine’den, Zulhuleyfe yolundan

çıkar, Muarras yolundan girerdi. [599]

Urve radıyallahu anh her ikisinden berâber girerdi. Bunlardan evine daha

yakın olduğu için çok kere Küdâ’dan geçerdi. [600]

Bunu yahudilerden başka kimsenin yaptığını görmedim. Gerçekten ben

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’le berâber hac yaptım. Kâbe’yi

görünce ellerini kaldırmadı, dedi. [601]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Mekke’ye teveccüh edip girdi. Hacer-

i Esved’e karşı durdu ve istilâm etti. Sonra Kâbe’yi tavaf buyurdu.

Arkasından Safâ’ya gelerek Kâbe’yi görebilecek şekilde yukarı çıktı ve

ellerini kaldırdı. Allah’ı zikre daldı, Rabbımızın dilediği kadar zikrediyor,

duâ yapıyordu. [602]

Ömer bin Hattab radıyallahu anh Hacer-i Esved’e geldi. O’nu öptü ve

biliyorum ki sen menfaati, zararı olmayan bir taşsın. Eğer Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem’in seni öptüğünü görmemiş olsaydım seni

öpmezdim, dedi. [603]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Kâbe’nin Yemen tarafına gelen iki

ruknünden başka hiçbir yerine el sürdüğünü görmedim. [604]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bu iki (Irak ve Şam) rüknüne

istilâmı terk etmesi bu rükünlerin (Hz. İbrahim’in attığı temel) Kâbe temeli

üzerinde olmayışlarındandır zannederim. Hacıların tavafta hıcrı (İsmail’in)

arkasından dolaşmaları da (Hicr’in bir kısmının Kâbe’ye ait olmasındandır.

[605]

Nâfi diyor ki: Abdullah bin Ömer de Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem’e ittibaen istilâmı terk etmezdi. [606]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Veda Haccı’nda Kâbe’yi devesi

üzerinde tavaf etti. Hacer-i Esved’i bir bastonla istilâmda bulunuyordu. [607]

Fetih günü Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Mekke’de karar kılınca,

deve üzerinde Kâbe’yi tavaf etti. Hacer-i Esved’i elindeki bir bastonla

istilâm ediyordu. Ben de Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e bakıp

duruyordum. [608]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i devesinin üzerinde Kâbe’yi tavaf

ederken elindeki bir bastonla Hacer-i Esved’i istilâm ettiğini, sonra da

değneği öptüğünü gördüm. Muhammed bin Râfi, şunu ziyâde etti.

Arkasından Safâ ve Merve’ye çıktı. Devesi üzerinde yedi şavtla sa’y yaptı.

[609]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Vedâ Haccı’nda Kâbe’yi tavafı ve nâs

kendini görsün, açıkca görülsün, şeref versin, ondan müşküllerini sorsunlar,

diye devesi üzerinde yaptı. Ashab onu her taraftan sardılar. [610]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e rahatsızlığımdan şikâyet ettim.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Tavafını halkın gerisinden giderek

vasıta üzerinde yap” buyurdu. Ben de tavafımı (Binitli olarak) yaptım. O

sırada Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Kâbe’nin yanında namaz

kılıyor ve Tûr sûresini okuyordu. [611]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, yeşil bir bürde ile ıztıba yapmış

olduğu halde Kâbe’yi tavaf etti. [612]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Safâ Merve arasında sa’yı devesi

üzerinde yaptığı doğrudur. Fakat sa’yın deve üzerinde yapılmasının sünnet

oluşu doğru değildir. Halk Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in

yanından uzaklaştırılamıyor. Aralanamıyorlardı (geride kalanlar da

göremiyordu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i herkes görsün, sesini

herkes işitsin, elleri yetişip, rahatsız edilmesin diye devesi üzerinde sa’y

yaptı, dedi. [613]

İbn-i Abbas diyor ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ashaba

tavafın bütün şavtlarında Remeli emretmeyişi hakikattaki zayıf halleri üzere

onları serbest bırakmak içindir. [614]

Bu gün Allah (c.c) İslâm’ı sağlam temellere oturttu, küfrü ve küfür ehlini

(Mekke’den) sürüp mahvetti. Neden Remel yapılsın. Neden omuzlar

açılsın? Bununla berâber biz Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in

saâdetli devrinde yaptığımızı terketmeyiz. (Remel ve izdıbaya devam

ederiz) demiştir. [615]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Kâbe’yi tavaf, Safâ ile Merve

arasında sa’y ve cemrelere taş atmak Allah’ın zikrini devam ettirmek için

meşru kılınmıştır” buyurdu. [616]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ve eshabı Ci’râne (denen yer)den

umreye niyetlendiler. Beyt’i tavaf ederken üç şavtında remel yaptılar, dört

şavtını yürüdüler. [617]

İbn-i Ömer radıyallahu anh Hacer-i Esved’den başlayıp yine Hacer-i

Esved’e gelinceye kadar remel yaptı ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellemin böyle yaptığını söyledi. [618]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem hac ve umre için Kâbe’ye gelip ilk

tavafı yaparken tavafın üç şavtında sürat gösterir, dört şavtında yürür,

tavaftan sonra da iki rekât namaz kılardı. [619]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e kadar varan bir haberde Rasûl-i

Ekrem Efendimiz: “Gece ve gündüz hangi saatte olursa olsun, şu Kâbe’yi

tavaf etmek isteyen hiçbir kimseyi tavaf ve namazdan men etmeyin”

buyurdu. (Râvilerden) Fadl: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Ey

Abd-i Menaf oğulları, hiç kimseyi men etmeyin” buyurdu. [620]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ve ashabı Safâ ile Merve arasında ilk

yaptıkları sa’ydan başka bir sa’y yapmadılar. [621]

“Senin Kâbe’yi bir kere tavaf edip Safâ ile Merve arasında bir kere sa’y

edişin haccına da umrene de yeter” buyurdu. [622]

Cehennemden Allah’a sığınırız, dedi. Ve Hacer-i Esved’i istilâm edene

kadar devam etti. Rükn-i Hacer’le Kâbe kapısı arasında durdu, göğsünü,

yüzünü, kollarını ve ellerini şöylece tam açmış olarak (hepsini mültezeme)

koydu. Ondan sonra ben Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i böyle

yaparken gördüm, dedi. [623]

Sâib radıyallahu anh ömrünün son zamanlarında gözlerini kaybeden İbn-i

Abbas’ı tavafta elinden tutarak kılavuzluk yapardı. Hacer-i Esved’i takip

eden köşenin kapıyı takip eden üçüncü kısmına geldiği zaman orada

durdururdu. İbn-i Abbas ona: yoksa sana Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem’in burada namaz kıldığı haberi mi verildi, derdi. Sâib de (evet) derdi.

İbn-i Abbas da kalkar namaz kılardı. [624]

Hayır mesele hiç de senin dediğin gibi değildir. Eğer senin dediğin gibi

olsaydı meâlen (Kâbe’yi hac edenlerin Safâ ile Merve arasında sa’y

yapmamalarında bir vebâl yoktur) şeklinde olurdu. Bu ayet-i kerime

ensardan bazı kimseler hakkında nazil oldu, Bunlar (Cahiliye devrinde

ihrama girerlerken) Kudayd hizasında bulunan Menat putu namına telbiye

yapıyorlardı. (Menata saygılarından dolayı) Safâ ile Merve arasında sa’y

yapmak ağırlarına giderdi. İslâm nuru doğduktan sonra Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem Safâ ile Merve arasında sa’y yapmanın hükmünü

sordular. Allah’ü Teâlâ “Safâ ve Merve Allah’ın şeârindendir” ayetini

indirdi. [625]

1903 – Abdullah bin Ebî Evfâ’dan bir önceki hadis rivâyet olunmuş (fakat)

bu rivâyette şu ziyâde vardır, sonra Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem

Safâ ile Merve’ye geldi: “Safâ ile Merve arasında yedi kere gidip geldi

(sa’y etti) sonra başını tıraş etti. [626]

Eğer ben yürüyorsam Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in orada

yürüdüğünü gördüğüm içindir. Eğer koşuyorsam yine Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem orada koştuğunu gördüğüm içindir. Ben yaşlı bir ihtiyarım,

dedi. [627]

(Müzdelife ile Mina arasındaki) muhassır vadisine geldiğinde devesini biraz

hızlandırdı. Akabe cemresine çıkan orta yolu tuttu. Ağacın yanında olan

büyük cemreye geldi, ona yedi ufak taş attı, attığı her taşla berâber tekbir

getiriyordu. Bunlar küçük çakıl taşları gibiydi ve onları vadinin içinde attı.

Oradan kurban kesilen yere döndü. Kurbanlarından altmış üç tanesini bizzat

kendi eliyle, geri kalanları da Ali radıyallahu anh’a kesmesini emretti Ali’yi

kurbanında ortak kıldı. Kesilen her deveden birer parça et alınmasını

emretti. Etler birer tencereye konup pişirildi. kurbanların etinden ve

çorbasından Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ve Ali radıyallahu anh

yediler, içtiler. Süleyman diyor ki: Sonra Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem devesine bindi, Kâbe’ye indi, öğle namazını Mekke’de kıldı. Sonra

Abdülmuttalip oğullarının yanına geldi. Zemzemi onlar dağıtıyorlardı.

Onlara “Ey Abdulmuttalib oğulları zemzem çıkarın. Eğer halkın (teberrük

için) izdihamla galebesi mevzu bahs olmasa sizinle ben de zemzem

çıkarırdım” buyurdu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e bir kova

zemzem sundular, ondan içti. [628]

Kureyş ve Kureyş’in dinini kabul edenler Müzdelife’de vakfe yapıyorlardı,

kendilerine Humus (kahraman) denirdi. Diğer Araplar da Arafat’ta vakfe

yaparlardı. İslâm dini gelince Allah Teâlâ, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem’in Arafat’a gelmesini, orada vakfe yapmasını, sonra Arafat’tan

inmesini emretti. Bu Allah Teala’nın “Sonra insanların akın edip döndüğü

yerden siz de akın edin” ayetinin emridir. [629]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Terviye günü öğle namazını, Arefe

günü sabah namazını Mina’da kıldı. [630]

Ebtah’ta kıldı, dedi. Sonra bana âmirlerin nasıl yapıyorlarsa sen de öyle

yap, dedi. [631]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Arefe günü sabahı, sabah namazını

kıldığı vakit Mina’dan yollandı, Arafat’a geldi. Nemîre mevkiinde

konakladı. Burası, imamın Arafat yakınında konakladığı yerdir. Öğle

namazı vakti olunca tam günün ortasında Nemîre mescidine gidip, öğle ile

ikindiyi cem etti. Arkasından halka hitab etti, sonra gidip Arafat’ta vakfe

yaptı. [632]

Künyesi Ebû’l-Fadl, babası Abdulmuttalip’tir. Annesi Nutayle’dir. Rasûl-i

Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in amcasıdır. Hicretten 51 yıl

önce doğmuştur. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizle

arasında iki üç yaş fark vardır. Gençliği ticaretle geçti sonradan hacılara

zemzem dağıtma (sikâye) vazifesi de ona verildi. Bedir’de henüz imanını

izhar etmediğinden müşrikler onu zorla Bedir savaşına getirdiler, orada esir

düştü. Kurtuluş fidyesi ödeyerek Mekke’ye döndü. Mekke’nin Fethinden

bir müddet önce imanını izhar ederek Medine’ye hicret etti. Mekke’nin

fethinden sonra Zemzem ikram etme görevi yine kendisine verildi. Hz.

Abbas Müslüman olmadan önce Peygamber Efendimize düşmanlık

etmemiş yine onu desteklemiştir. Akabe bey’atında eğer yeğenimi orada

koruyamayacak iseniz götürmeyin, diyerek bey’atı perçinlemiştir.

Mekke’nin fethinde büyük hizmeti dokundu. Huneyn harbi esnasında

Müslümanlar bozguna uğradığında Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in

yanında Hz. Abbas kalmış, halkı Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in

yanına çağırmıştı. Peygamber Eendimiz, Hz. Abbas’ı çok sever, onun için

Abbas’a eziyet eden bana eziyet etmiş olur. Çünkü bir adamın amcası

babasının yarısıdır, derdi. Hicretin 32 inci yılında Medine’de vefat etmiştir.

Allah kendisinden râzı olsun.

Hz. Osman devrine yetişmiş çok az hadis rivâyet etmiştir. Babasından, Ebû

Hüreyre’den, Sad bin Zeyd bin Amr bin Nüfeyl’den Abdullah bin

Zübeyr’den, Câbir bin Abdullah bin Hanzele’den ve başkasından rivâyeti

vardır.

İbn-i Main ve Nesêî sikadır demişler, vefatı hicri 120 yıllarına tesadüf eder.

Hz. Ömer devrinde doğmuş, Hz. Osman’ın şehadetinde 15 yaşlarında imiş.

(Tehzib Et-Tehzib, s. 118, c. 5)

Abdülcabbâr bin Vâil bin Hadramî, El-Küfi Ebû Muhammed radıyallahu

anh babasından ve kardeşi Alkame’den rivâyeti var. Fakat babası kendisi

doğmadan öldüğü için, babasından hadis dinlemesini Buhâri, sahih

bulmuyor. İbn-i Sa’d inşallah sikadır diyor. İbn-i Hibban sika olduğunu

söylüyor. Hicretin 112 yılında vefat etmiştir. (Tehzip, c. 6, s. 105)

İsmi Abdullah, babasının ismi Mâlik, annesinin ismi Buhayne’dir. Kendisi

ve annesi ilk iman edenlerdendir. Babası Mâlik’in sohbeti ihtilaflıdır. Aslen

İzd kabilesindendir. Bazı senetlerde İzd’den bir adam diyerek geçiyorlar ki,

gaye Kureyş’ten olmadığını izahtır.

Hz. Abdullah radıyallahu anh annesine nisbet edilerek Abdullah bin

Buhayne künyesini almıştır.

Hz. Abdullah radıyallahu anh abid, zahit bir zattı. Sene orucuna devam

eder, gündüzler gibi geceleri de değerlendirirdi. Hicterin 56. senesinde vefat

etmiştir. (Tecrid-i Sarih tercemesi, c. 2, 254 no.lu hadisin başiyesinden)

Asıl ismi, Alkame ibn-i Hâlid’dir. Sahabi oğlu sahabidir. 95 hadis rivâyet

etmiştir. 10 hadis müttefekun aleyhtir. 5 hadisi Buhârî birini de Müslim

münferiden rivâyet etmiştir.

İmâm-ı Azam radıyallahu anh’ın yetiştiği 7 sahabiden birisi de Abdullah

bin Ebû Evfâ’dır. Vâkidî 86 tarihinde Ebû Nuaym da 87 tarihinde vefat

ettiğini kaydetmişlerdir. Amr bin Ali sahabeden Küfe’de son vefat eden

sahabinin Abdullah bin Ebû Evfâ olduğunu kaydetmiştir. (Hülâsa)

Ashabdandır. Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem’den ve annesi Esmâ

bint-i Umeys’den amcası Ali bin Ebû Talib’den, Osman ve Ammar bin

Yâsir’den rivâyeti var. Kendisinden başta oğulları Muaviye, İshak, İsmail

olmak üzere bir çok kimseler rivâyette bulundular. Hz. Câfer Habeşistan’a

hicrette hanımı Esmâ’yı da götürmüştü. Abdullah Habeşistan’da doğmuştur.

Sonra babası Cafer onu Medine’ye getirdi. Çok cömert bir zattı. Hicretin

sekseninci yılında Mekke’de Cihaf selinin olduğu yıl vefat etti. Mekke

Valisi Ebân onun cenaze namazını kıldı. İbn-i Hibban ona cömertliğin

kutbudur, der. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in vefat ettiği gün on

beş yaşlarında idi. (Tehzib et-Tehzib, c. 5, s. 170)

Künyesi Ebû Kâtile’dir.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den rivâyette bulunmuştur.

Kendisinden Ubeyd bin Umeyr, Saîd bin Muhammed bin Cübeyr bin

Mut’ım rivâyette bulunmuşlardır. Buhârî ve Müslim’de amellerin en

hayırlısı hangisi olduğu hadisi ve Arabistan kirazını kesmekten nehiy hadisi

rivâyet edilmiştir. İbn-i Sa’d Tabakat’ında Mekke’ye yerleştiğini

kaydediyor. (Tehzib et-Tehzib, c. 5, s. 183)

Hz. Abbas’ın veya Hz. Ali’nin azatlısıdır. Tâbiîndendir. İbn-i Hıbbân

kendisini sıkat arasında saymıştır.

Hz. Ali’den ve İbn-i Abbas’tan rivâyeti var. Kendisinden oğlu İbrahim,

Muhammed bin Münkedir gibi zatlar rivâyette bulunmuşlardır. Yezid bin

Abdulmelik’in tahta oturduğu sırada vefat etmiştir. (Tehzib, c. 5, s. 194)

Abdullah bin Kurt es-Sumalî ashab-ı kiramdandır. Asıl adı Şeytan idi.

Rasûlullah bu ismi değiştirip Abdullah koydu. İbn-i Übeyde’den önce

Humus’ta emir idi. Hz. Muaviye ellibeş senesinde yine onu Humus’ta

görevlendirdi. Hicretin elliyedinci yılında Rum topraklarında öldürüldü.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den rivâyeti vardır. (Tehzip, c. 5, s.

361)

Künyesi Ebû Yahya’dır. Benî Vebre’ye mensuptur. Cühenî diye bilinirse de

aslen Cühenî değildir.

Kendisi Medine’lidir. Şecaatı ve cesaretiyle bilinir. Akabe biatında bulunan,

iki kıbleye namaz kılan ashabın bahtiyarlarındandır. Asr-ı Saadet’te bazı

seriyede kumandanlık etmiştir. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin

vefatından sonra önce Mısır’a Afrika’ya seyahat etmiş, Şam’da, hicretin

54.cü yılında vefat etmiştir. (Alâm Zirikli, c.4, s. 199, İsâbe, c. 2, s. 274)

Abdullah bin Sâ’lebe bin Suayr radıyallahu anh ashâb-ı kiramdandır.

Mekke’nin fethinde Fahr-i Kâinat Efendimiz kendisine duada bulundu.

Yüzünü ve başını eli ile meshetti. Şair, edib bir zattı. Ensâb ilmini çok iyi

bilirdi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den, babası Sa’lebe’den,

Ömer, Ali, Sa’d ve Ebû Hüreyre’den rivâyette bulundu. Hicretin

seksenyedinci veya seksen dokuzuncu yılında vefat etti. (Tehzib, c. 5, s.

166)

İsmi Abdullah’tır. Babası Cennetle müjdelenen 10 zattan Hz. Zübeyr’dir.

Annesi Hz. Ebû Bekir radıyallahu anh’ın kızı Zatu’n-Nitakayn Esma’dır.

Büyük annesi Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin halası Hz.

Safiye’dir.

Babasının halası, mü’minlerin annesi Hz. Hatice’dir. Hz. Aişe radıyallahu

anha teyzesidir.

Medine’ye hicret eden muhacirler içerisinde ilk doğan çocuk Abdullah’tır.

Yahudiler:

Biz Müslümanlara sihir yaptık. Onların çocuğu olmaz, dediler. Bunun

üzerine hicretin ilk senesinde onun doğumu ile Müslümanlar çok sevindiler.

Onun damağını Hurma ile Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem

Efendimiz tahnik etmiş, ismini dedesi Ebû Bekir radıyallahu anh

koymuştur.

Bu kadar asil ve necip olan Hz. Abdullah geceleri tesbih, namaz, istiğfar,

gündüzleri oruçla geçirirdi.

Çok cesur, akrabalarına bağlı bir zattı. Yezid ölünce, Yemen, Hicaz, Irak ve

Horasanlılar ona biat ettiler. Kâbe’yi yeniden yaptırdı. Haccac-ı Zalim onu

muhasara edene kadar halife olarak kaldı. Haccac’ın askerleri, hicri 72

yılında onu Zilhicce’nin birinde çevirdiler. Hacılar haccı yaptılar, herkes

dağıldı. 73 yılı Cemaziyelevvel’in 17 sinde onu Kâbe içerisinde namaz

kılarken şehid ettiler.

Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem’in hadislerinden 33 hadis rivâyet

etmiştir. Allah kendisinden râzı olsun. (Delilü’l-Falihin, c. 1, s. 494)

Tâbiînden ve Kûfe’nin kadri büyük âlimlerindendir. Künyesi Ebû İsâ’dır.

Babası Ebû Leylâ sahabidir. Kûfe’ye sonradan gelmiştir. Adı yesar veya

Dâvudu-l Ensârî’dir. Abdurrahman radıyallahu anh ashab-ı kiramdan bir

çokları ile görüşmüş, onlardan hadis rivâyet etmiştir. Hicretin 19. yılında

doğmuş, 83. yılında Kûfe’de vefat etmiştir (Istılahat-ı Fıkhıye Kamusu, c. 1,

s. 357, İkinci Baskı)

Babası Abis, amcası Mahreme’den, İbn-i Abbas’tan Abdurrahman bin Ebî

Leylâ’dan rivâyeti vardır. Başta Sevrî, Şu’be ve Haccac bin Erte olmak

üzere kendisinden çok kimseler rivâyet etmişlerdir. Sarifini 114 tarihinde

öldü, diyor. (Tehzib et-Tehzib, s. 202, c. 6)

Abdurrahman bin Ebû Zinad bin Abdullah bin zekvan, el Kureyşî Mevla el

Medenî.

Mus’ab şöyle diyor: Ebû Zinad Medinelilerin en sevimlisi idi. Çocukları da

aynen öyledir. Hicri 100 tarihinde doğmuş, 174 tarihinde vefat etmiştir.

Abdurrahman bin Ebû Zinad hem hadis ve hem de Kur’an’da alim idi Hayır

sahibi ve ittikalı bir zât idi Tirmîzî ve Iclî sikadır, diyor. (Tehzib et-Tehzib,

c. 6, s. 170)

Abis bin Rabia radıyallahu anh ashab-ı kiramdandır. Çok az hadis rivâyet

etmiştir. İbn-i Hıbbân kendisini sıkat arasında zikretmiştir. Hz. Ömer Ali ve

Aişe radıyallahu anha’dan rivâyeti vardır. Kendisinden oğulları

Abdurrahman, İbrahim ve Esmâ ve Ebû İshak es-Sebûî rivâyet etmişlerdir.

(Tehzib et-Tehzib, c. 5, s. 38)

İsmi Adî’dir. Babası cömertliği ile tarihte isim yapmış Hatem’dir. Tay

kabilesindendir. Kız kardeşi Sifane Tay kabilesinden alınan esirler arasında

gelmişti. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e ben Hatem’in kızıyım,

diye kendisini tanıtmış, Rasûl-i Ekrem, babasının cömertliği hatırına onu

serbest bırakmıştı. Bunun üzerine Sifane Müslüman oldu. Kardeşi Adî’ye

İslâmı duyurdu. O da hicretin 9 ve 10’uncu yılı gelip iman etti. Hz. Ebû

Bekir devrinde irtidad hareketlerinde kabilesinin zekâtını getirip teslim etti.

Kendisi de kavmi de irtidad hareketlerine karışmadı. İslâm’da sebat

gösterdi. Babası gibi oda çok cömert, şerefli, herkes tarafından hürmet

gören bir zattı. Karıncalara ekmekleri ufalar, ikram eder. Onlar bizim

komşumuzdur. Onların da bizde hakkı vardır, derdi. Sıffîn savaşında Hz.

Ali’nin yanında bulundu. Hicretin 69’uncu yılı 120 yaşında iken, bir

rivâyete göre Kûfe’de Muhtar-üs-Sakafî zamanında vefat etti. Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem’den 66 hadis rivâyet etmiştir. (Delilûl-Falihîn c.

1, s. 246)

Ali bin Abdurrahman el-Ensârî el-Medenî radıyallahu anh

İbn-i Ömer ve Câbir radıyallahu anh’dan rivâyeti var. Kendisinden de

Müslim bin Ebû Meryem ve Zührî rivâyet etmiştir.

Ebû Zura ve Nesêî sıkadır, diyorlar İbn-i Hıbbân da kendisini sıkat arasında

zikreder. (Tehzib et-Tehzib, c. 7, s. 36)

Babası Yahya’dan, babasının amcası Rifaa bin Râfi’den ve Ebî Sâib’den

rivâyette bulunmuştur. Kendisinden de oğlu Yahya Nuay el Mücmir, Şüreyk

bin Ebî Nemr ve İshak bin Ebû Talha rivâyette bulundular. İbn-i Main ve

Nesêî’nin de kendisinden rivâyetleri vardır. (Tehzib et-Tehzib, c. 7, s. 394)

Alkame bin Vail bin Hucr El-Hadramî El-Kindî el-Kûfî: Babası Vâil

sahabidir. Babasından Muğire bin Şu’be’den Târık bin Süveyt’ten rivâyet

etmiştir. Kendisinden kardeşi Abdulcebbar kardeşinin oğlu Saîd bin

Abdulcebbar, Abdulmelik bin Umeyr Amr bin Mürre rivâyette bulundular.

(Tehzib et-Tehzib, c. 7, s. 280)

İbn-i Suvar bin Cezûî de deniyor. Ashab-ı kiramdandır. Secde hakkında tek

bir hadis rivâyet etmiştir. (Tehzib et-Tehzib, s. 190, c.1)

Ashab-ı kiramdandır. İlk Müslümanlardandır. Ebû Zer’in anne bir

kardeşidir. Mekke’de inandığı halde Rasûlullah’ın, “Kabilene dön, orada

bulun, biz İslâm’ı açıktan savunduğumuz zaman sen bize iltihak edersin,”

buyurması üzerine kavmine döndü. Hayber’in fethi sırasında Medine’ye

geldi. Hz. Osman’ın halifeliğinin son günlerinde öldü. Allah kendisinden

râzı olsun. (İsâbe, c. 3, s. 7)

İsmi Eslem’dir. Mekke’de dünyaya geldi. Beni Fihr’in azatlısı idi. Çok

hadis bilirdi. Zamanın fakihi idi, iki yüz kadar sahabiye yetişmiştir. İbn-i

Abbas şöyle derdi:

Ey Mekkeliler içinizde Atâ bin Ebû Rabah gibi bir âlim varken neden bana

geliyorsunuz. Az konuşur konuşunca da halk tarafından destek bulurdu.

İmam Azam Hz. Atâ’dan daha faziletli bir kimseye rastlamadım, der.

Evzâî yer yüzünde Atâ’dan daha fazla amelleri Allah’ın rızasına uygun

kimse yoktur, derdi. Tâbiînin büyüklerinden olan Atâ hicretin yirmiyedinci

yılı doğmuş en kuvvetli rivâyete göre yüz ondört tarihinde vefat etmiştir.

Elleri, ayakları, gözü sakat olmasına rağmen Allah kendisine üstün bir

fazilet ve bitmez tükenmez ilim vermiştir. Allah kendisinden râzı olsun.

(Tehzib, c.7, s. 199)

Tâbiînin büyüklerindendir. Ezvac-ı Tahirâttan Meymûne radıyallahu anh’ın

azatlılarından idi. İbn-i Mes’ûd, İbn-i Ömer, İbn-i Abbas ve Ebû Hüreyre

gibi sahabilerden hadis dinlemiştir. Kendisinden Ebû Seleme, Amr bin

Dinar gibi tâbiînin ileri gelen zatları rivâyet etmişlerdir. Kendisi faziletli

çok hadis bilen pek çok mevizeleri bulunan, itimatlı bir zât idi. 94 tarihinde

vefat etmiştir. (El-Menhel el-Azb, el-Mevrud, c.2, s. 78)

Avf Bin Mâlik el-Eşcaî el-Gatafanî radıyallahu anh; ashab-ı kiramdandır.

Mekke’nin fethinde hazır bulundu. Eşca kabilesinin sancağı onun elinde

bulunuyordu. Sonra Şam’da yerleşti. Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve

sellem Efendimiz’den ve Abdullah bin Selam’dan rivâyette bulundu. Vâkidî

şöyle diyor: Hayber’de hazır bulundu. Humus’ta yerleşti. Abdülmelik’in

hilafeti sırasında hicri 73 yılında vefat etti.

İbn-i Sa’d’ın rivâyetine göre Rasûl-i Ekrem Efendimiz Avf bin Mâlik ile

Ebû’d-Derdâ arasında kardeşlik bağı kurmuştu. (Tehzib et-Tehzib, s.8, s.

168)

Behz bin Hakim bin Muaviye, Hayde Ebû Abdulmelik el-Kuşeyrî

radıyallahu anh babasından, Hallad’dan, Zürâre bin Evfâ’dan, Hişam bin

Urve’den rivâyette bulundu.

Kendisinden Süleyman et-Teymî, İbn-i Avn, Cerir bin Hazm, Mamer bin

Râşid ve başkaları rivâyette bulundular. Bildiği, duyduğu hadisleri yazardı.

Allah’ın hayırlı kullarından idi. (Tehzib et-Tehzib, c. 1, s. 498)

Benî Ubeyd’dendir. Medine’lidir. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in

sohbeti şerefine erenlerdendir. İbn-i Kattan ashabtan olduğu bilinmiyor,

diyorsa da, İbn-i Hıbbân, İbn-i Abdülber ve İbn-i Seken ashabdan olduğunu

isbat ettiler.

Nevfel oğullarının azatlısı, İshak bin Salim’in kendisinden rivâyeti var. Ebû

Dâvud’da sadece bir hadisi rivâyet edilmiştir. (Tehzib, sc. 1, s. 487)

Cafer bin Muhammed, bin Ali, bin Hüseyin, bin Ali radıyallahu anh Cafer-i

Sadık diye meşhurdur. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in nesl-i

pakindendir. Hicretin sekseninci senesinde dünyaya gelmiş, 148 yılında

hakkın rahmetine kavuşmuştur. Ehl-i beyt içinde en âlimi fakih ve takva

sahibi Cafer-i Sadık’tır. İmam Mâlik şöyle demiştir. Ben ayrı ayrı vakitlerde

kendisini ziyarete gittim, her gidişimde ya namaz kılarken, ya oruçlu veya

Kur’an okurken buldum. Abdestsiz hadis rivâyet ettiğini de görmedim,

diyor. Sıkattandır. Kendisine sizin Ebû Bekr’in aleyhinde olduğunuzu

söylüyorlar, demişler. Ben Hz. Ebû Bekir’in ve onun gibilerin şefaatini

Allah’tan niyaz ederim, demiştir. İmam Azam da kendisinden ders almıştır.

Risaleleri bir mecmuada toplanmıştır. (Tehzib et-Tehzib, c. 2, s. 104,

Vefayatü’l-Âyân, Safvetüs safve, c. 2, s. 94, Hilyetü’l-Evliyâ)

İsmi Avn bin Mâlik bin Nazla’dır. Ashab-ı kiramdandır. Babasından ve Ali

radıyallahu anh’dan rivâyeti var. Haccac zamanında haricîler tarafından

öldürülmüştü. Hatib-i Bağdadî tarihinde Ebû’l Ahvas’ın Havaric ile

savaştığını kaydeder. İbn-i Hıbbân kendisini sıkat arasında zikreder. (Tehzib

Et-Tehzib, c. 8 s. 169)

İsmi Zeyd bin es-Samit’tir. Ashab-ı kiramdandır. Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem’den Usfan’da kılınan korku namazını rivâyet etmiştir.

Kendisinden Mücahid bin Cebr rivâyette bulunmuştur. Hz. Muaviye’nin

hilâfeti devrinde hicretin 40’ıncı yılından sonra vefat etmiştir. Uhud ve daha

sonraki harblere iştirak etmiştir. (Tehzib et-Tehzib, c. 12, s. 193, İsabe, c. 7,

s. 140)

Ashab-ı kiramdandır. İsmi Edrâ veya Amr bin Bükeyr yahut Cenade’dir.

Kendi kavminin askerleriyle, Mekke’nin fethinde ve Tebuk Gavzesine

iştirak etti. Cemel harbinde Hz. Aişe ile berâber bulundu ve orada şehid

oldu. (Tehzib et-Tehzib, s.12, s. 54)

İsmi Evs bin Abdullah’tır. Ebû Hüreyre’den, Aişe radıyallahu anha’dan,

İbn-i Abbas’dan, Abudullah bin Ömer’den, Saffan bin Assel’den rivâyeti

var. Seksen üç tarihinde Cemâcim’de öldürülmüştür. (Tehzib et-Tehzib, c. 1,

s. 383)

Tâbiîndendir. İlk defa nahiv ilminde söz söyleyen zattır. Asr-ı Saadette

inanmış, Cemel savaşında Hz. Ali ile berâber bulunmuş altmış bir yılında

(61) tâundan vefat etmiştir. Öldüğünde seksen beş yaşlarında idi. Dindar,

akıllı, güzel konuşan tatlı dilli bir zât idi. İbn-i Abbas Basra’dan çıktığında

kendisini vekil tayin etmiştir. (Tehzib, s. 12, s. 10)

Ebû İshak Sebîî, Amr bin Abdullah Kûfeli’dir. Hz. Ali’yi görmüş, 38

sahabeden hadis dinlemiş, meşhur hadis hafızlarındandır. 300’den fazla

üstaddan hadis rivâyet etmiştir. Kendisinden de pek çok ilim adamları

rivâyette bulundular. Hz. Muaviye devrinde Rum harbine katıldı. Ebû

Hatim onun sika olduğunu kaydetti, her üç günde bir Kur’an’ı hatmederdi.

Geceleri namaz; gündüzleri nafile oruçla geçirirdi. Kendisi, “Kırk senedir

geceleri çok az gözümü yumdum,” demiştir. 127 senesinde vefat etmiştir.

(Tezkiratü’l Huffaz, s. 114)

Aslen Basra’lıdır. Tâbiînin büyüklerindendir. Fıkıh ve hadis ilminde

ehliyetli bilgin bir zattı. Enes bin Mâlik gibi büyük sahabilerden, Eyyub ve

Katâde gibi tâbiînden rivâyetleri vardır, kendisinin sika olduğunda ittifak

vardır. Hicrî 104 yılında Şam’da vefat etmiştir. (Istılahat-ı Fıkhiye Kamusu,

c. 1, s. 382 ikinci baskı)

Bedir’de yerleşmiş, fakat Bedir harbinde bulunduğu katî değildir. Buhâri

onun Bedir savaşına iştirak ettiğini bildiyor.

Hz. Ebû Mes’ûd radıyallahu anh ikinci akabe beyatında bulundu. Rasûl-i

Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem’den 102 hadis rivâyet etmiş, bunlardan

yedisi müttefakun alelyhtir. Yine onun hadislerinden birinde Buhârî,

dokuzunda Müslim infirad etmiştir.

Ebû Mes’ûd radıyallahu anh, Hz. Ali kerremallahü vechenin şehadetinden

sonra vefat etmiştir. (Delilü’l-Fâlihîn, c. 1, s. 314)

Ebû Musabbih el Mıkraî radıyallahu anh, Sevbân Ebû Züheyr el-Emmarî,

Şeddad bin Evs Şurahbil bin es-Semd, Vâsile ve Câbir radıyallahu anh’dan

rivâyette bulundu. Kendisinden Sabih bin Muharrız bin Mıkrâi; Hariz bin

Osman, Abdurrahman bin Yezid, Ebû Bekir bin Hafz bin Amr bin Sa’d ve

başkaları rivâyette bulundular. İbn-i Hibban kendisini sikat arasında zikretti.

(Tehzib et-Tehzib, c. 12, s. 237)

Asıl adı Tarif bin Mücâlit’tir. Ebû Musa el-Eş’arî’den Ebû Hüreyre’den,

İbn-i Ömer’den ve Ebû Osman En-Nehdî’den rivâyeti vardır. İbn-i Maîn

sika demiş, İbn-i Hıbbân da sikat arasında zikredip, 95 yılında vefatını

kaydetmiştir. Vâkidî 97 yılında öldüğünü yazmış, İbn-i Ebû Âsım ise

vefatını 99 yılı olarak kaydetmiştir. (Tehzib, c. 5, s. 12)

Ebû Rezzin ashab-ı kiramdandır. Hz. Ömer’in yanında çok bulunmuştur.

Hatta Ebû Vâil Ebû Rezzine, “Taaccüb etmez misiniz? O Hz. Ömer’in

yanında bir çocukken ben yaşlı bir adamdım,”der.

Ebû Vâil birisi bir şey sormak isterse, önce Ebû Rezzin’e sor, sonra onun

cevabını bana haber ver,” derdi. (Tabakat-ı İbn-i Sa’d, c. 6, s. 180 – 272)

Ensarın Hazreç kolundandır. Ashab-ı kiramdandır. Çocukken Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem’i görmüştür. Çünkü bir rivâyetinde, “Ben namaz

kılarken Rasûlullah bana uğradı ve beni çağırdı. Namazdan sonra geldim,”

demektedir. En kuvvetli riayete göre hicretin 74. yılında seksen dört yaşında

vefat etmiştir. (Tehzib, c. 12, s. 107, İsâbe, c.7 ,s. 84)

İsmi Amr bin Vâsile’dir. Hicretin üçüncü yılı dünyaya gelmiştir.

Ashab-ı kiram içerisinde en son ölen zattır. Veheb bin Cerir babasından

şöyle nakletti: Mekke’de bulunuyordum, hicretin yüz onuncu yılı idi. Bir

cenaze gördüm, kim olduğunu sordum, Ebû Tufeyl’dir, dediler.

Rasûlullah’dan yirmi kadar hadis rivâyet etmiştir Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem’in hayatının sekiz yılına yetişmiştir. (Tehzib, c. 5, s. 82)

Ebû Umeyr bin Enes bin Mâlik el Ensarî radıyallahu anh, Enes’in en büyük

oğlu idi. Hakim Ebû Ahmed şöyle der: Asıl ismi Abdullah idi. Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem’in ashabından olan ensara mensup amcasından

rivâyette bulundu. Kendisinden de Ebû Bişr, Cafer bin Ebû Vahşî rivâyette

bulundular. İbn-i Sa’d sikadır, çok az hadis rivâyet etmiştir diyor. İbn-i

Hıbbân sikat arasında zikretti. (Tehzib, c. 12, s. 188)

Asıl ismi Hadir bin Küreyb el Hadramî’dir. Humuslu’dur. (Tehzib et-

Tehzib, c. 12, s. 98)

Ashab-ı kiramdandır. Muhacirlerdendir. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem’den rivâyeti var, Müslim, Neseî, Ebû Dâvud ve Ahmed bin Hanbel

kendisinden rivâyette bulunmuştur.

Kendisinden Ebû Bürde bin Ebû Musa el-Eş’arî ve Muaviye bin Kurre

rivâyette bulundular. (İsabe, c. 1, s. 56, Tehzib et-Tehzib, c.1, s. 365)

Esma binti Amr bin Ma’d bin Teym bin el-Haris el-Has’âmî radıyallahu

anha sahabiyattandır. Fahr-i Kâinat Efendimiz Mekke’de Ebû’l Erkam’in

evine girmeden önce iman etmiştir. Kocası Cafer bin Ebû Talib ile berâber

Habeşistan’a hicret etmiştir. Hz. Cafer’den Abdullah, Muhammed ve Avf

adında üç çocuğu olmuştur. Mu’te savaşında Hz. Cafer’in ölümü üzerine

Ebû Bekir es-Sıddîk ile evlendi. Ondan da Muhammed bin Ebû Bekir

dünyaya geldi. Hz. Ebû Bekir’in ölümünden sonra Hz. Ali ile evlendi. Hz.

Ali’den Yahya ve Amr isminde iki çocuğu dünyaya geldi. Hz. Ali’nin

şehadetinden sonra vefat etmiştir. Ebû Nuaym iki kere hicret ettiğini, iki

kıbleye namaz kıldığını, kaydederek kendisini vasf etmiştir. (Tabakatü İbn-i

Sa’d, c. 8, s. 205, Dürru’l Mensur 35, Zeylu’l Müzil 85, Sıfvatû Saffe, c. 2,

s. 33, Hilye c. 2, s. 74, Hulasatü Tehzibü’l-Kemal 420, Zikirli, Alâm, c. 1, s.

300)

Ensardandır. Arap kadınları arasınde en güzel söz söyleyenlerdendir.

“Kadınlar Hatibi” diye anılırdı. Hicretin birinci yılı Fahr-i Kâinat

Efendimize gelerek iman etmiştir. Bey’atta bulunmuştur. Hicretin on

üçüncü yılı Yermuk Harbinde bulunmuştur. Susuzlara su vermiş, yaralıları

tedavi etmiş, harp kızışınca çadırların direğini alarak dokuz Rum’u yere

sermiştir. Bundan sonra daha uzun müddet yaşamıştır. (İsabe, s. 8, s. 12,

Lisanü’l- Mizan, c.6, s. 854, Dürrül-Mensur 36 Hilyetü’l evliya c. 2, s. 76,

Zirikli Alâm, c. 1, s. 301)

Ezrak bin Kays El-Hârisî el Basrî radıyallahu anh; İbn-i Ömer, Enes, Ebî

Berze, El-Eslemî, Esas bin Seleme ve Şerik bin Şihab ve daha

başkalarından hadis rivâyet etmiştir. Nesêî ve Yahya bin Main sikadîr,

diyor. Darakutnî; sikadır, kendisine güvenilir, demiştir. Hz. Halid’in Irak

valiliği sırasında vefat etmiştir. (Tehzib et-Tehzib, c.1, s.300)

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in amcası Hz. Abbas’ın büyük

oğludur. Künyesi Ebû Abbas ve Ebû Abdullah’tır. Annesi Lübâbe ve babası

Hz. Abbas’tır. Ümmü Fadl ve Ebû Fadl diye Fadl’ın ismi ile künyelendiler.

Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Veda Haccı’nda, onu, terkisine

bindirmişti. Bizzat Rasûl-i Ekrem evlendirmiş mehrini de Rasûlullah

ödemiştir. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in cesed-i pâkinin

yıkanmasında hazır bulunmuştur. İbn-i Seken, Hz. Ebû Bekir’in halifeliği

zamanında Ecnâdin harbinde şehit düştüğünü, İstiab’da Yemâme harbinde

hicretin 15 inci yılı vefat ettiğini kaydederler. (İsabe, c. 3, s. 209)

Gurfe bin Haris Kindî radıyallahu anh Ebû’l Hâris el-Yemânî radıyallahu

anh, ashaptandır. Mısır’ın emîri idi. Veda Haccı’nda hazır bulundu,

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den deve kurban edişini rivâyet etti.

Mısır’ın fethinde bulunmuştu. Ömer bin Hattab’ın kâtibi idi. Allah

kendisinden râzı olsun. (Tehzib, c. 8, s. 245)

Temîm kabilesindendir. Rasûl-i Ekrem’e Temîm Kabilesi elçileri arasında

gelmişti. Kendisinden Şuayb bin Razık et-Taî rivâyette bulunmuştur.

(Tehzib, c.2, s. 425)

Hanzala bin Ali rahmetullahi aleyh, bin el Eska el-Eslemî, Sülemî ve

Medenî de denir. Hamza bin Amr, Haffaf bin İmâel-Gıfârî, Râfî bin Hadic,

Rabia bin Ka’b, Mihcan bin el Edra Ebû Hüreyre’den rivâyetleri vardır.

Kendisinden Abdullah bin Büreyde ve Abdurrahman bin Harmule el

Eslemî, İmrân bin Ebî Enes, Zührî, Ebü’z-Zinad ve bir cemaat rivâyet

etmiştir.

Nesêî sikadır, diyor.

İbn-i Hıbbân da sikadır, diyor. (Tehzib et-Tehzib, c. 3, s. 62)

Hârice bin Huzâfe radıyallahu anh ashab-ı kiramdandır. Mısır’ın fethinde

hazır bulunmuş, Mısır’ın bir bölgesinde emirlik de yapmıştır. Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem’den vitir hakkında rivâyette bulunmuştur. Üç

haricî Hz. Ali’yi, Hz. Muaviye’yi ve Hz. Amr bin Âs’ı aynı gün öldürmek

üzere görev almışlardır. O gün Amr bin Âs sabah namazına Hz. Harice’yi

göndermişti. Görevli Amr zannı ile Harice’yi hicrî 40 yılında şehit etti.

Haricî yakalandığında, “Ben Amr’ı öldürmek istedim. Allah Harice’yi

murad etti,” demiştir. (Tehzib, c. 3, s. 74)

Hasan bin Yesar el-Basrî rahmetullahi aleyh Ebû Saîd tâbiîndendir.

Zamanında ilim adamlarının en bilginlerinden idi. Basra halkının imamı idi.

Medine’de 21 tarihinde doğdu. Hz. Ali’nin himayesinde büyüdü. Horasan

Valisi Rabi bin Ziyad Hz. Muaviye zamanında onu kâtip tayin etti. Basra’da

yerleşti, şöhreti büyüdü. Valilerin yanına girer, onlara çekinmeden emirler

verirdi. İslâm’a uymayan hareketlerini tenkit ederdi. Babası Meysan

halkından idi. Ensardan bir zatın azatlısı idi. İmam-ı Gazali Hasan-ı

Basrî’nin sözleri enbiyâ sözüne benzer. İnsanları doğru yola hidâyette

Sahabe-i Kirama herkesten daha yakındır der.

Ömer bin Abdülâziz Halife olunca ona mektup yazdı. Ömer bin

Abdûlâziz’e “dünyalıklar seni aramaz, sende ahiret yolculuklarını

aramazsın. Allah’tan yardım iste,” demiştir. Basra’da 110 tarihinde vefat

etmiştir. (Tehzib et-Tehzib, Vefayâtü’l Ayan, Mizanü’İtidal, 1254, Hılyetü’l

Evliyâ, c. 2, s. 131; Zeylü’l Muzil 94, Emali-i Mürtüz, c. 1, s.106, Alâm;

zirikli, c.2, s. 242)

Hatan bin Abdullah El-Rakkaşî El-Basrî rahmetullahi aleyh kendisinin

Hasan Basrî, Hz. Ali, Ebû Derdâ, Ebû Musa ve Ubade bin Samid

radıyallahu anh’dan rivâyeti var. Kendisinden Hasan Basrî İbrahim bin Alâ

el-Konevi, Ebû Mücliz, Yunus bin Cübeyr rivâyet etmişler. İbn-i Medinî

kendisine güvenilir, diyor. İbn-i Hıbbân onu sikat arasıda zikretti. Beşir bin

Merva’nın Irak valiliği sırasında vefat etti. İbn-i Sa’d kendisine güvenilir

fakat az hadis rivâyet etmiştir, diyor. (Tehzib et-Tehzib, c. 2, s. 396)

Salim bin Ubeyd’den, Abdullah bin Sâlim’den, Saîd bin Zeyd radıyallahu

anh’dan rivâyeti vardır. (Tehzib et-Tehzib, c. 12, s. 389)

Zeyd bin Eslem’den, Nafi’den, Amr bin Şuayb’dan, Ebû Zübeyr’den, Saîd

el-Makberî’den, Ebû Hâzim bin Dinar’dan ve Nuaym el Mücmir’den ve

başkalarından rivâyeti vardır. Bir rivâyete göre Mehdi’nin halifeliğinin ilk

günlerinde bir rivâyete göre 160 yılında vefat etmiştir.

Husayf bin Abdurrahman el-Cezen Ebû Avn el-Hadramî, tâbiîndendir. Hz.

Enes’i görmüştür. Atâ, İkrime, Ebû Zübeyr Said bin Cübeyr, Mücahid,

Muksim, Ebû Ubeyde bin Abdullah bin Mes’ûd ve Abdulaziz bin

Cüreyc’ten rivâyette bulunmuştur. Kendisinden Süfyân başta olmak üzere

bir çok zevât rivâyette bulundular.

Salih İbadetkâr fakih bir zattı Allah kendisinden râzı olsun. (Tehzib et-

Tehzib, c. 3, s. 144)

Ashab-ı kiramdandır. Basra’da yerleşmiştir. Hicretin ellinci yılına kadar

yaşamıştır. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den rivâyette

bulunmuştur. Kendisinden Mutarrif ve Yezid bin Abdullah bin Şuhayr, Alâ

bin Ziyâd, Hasan-i Basrî, Ukbe bin Suhban ve başkaları rivâyette

bulundular. (Tehzib et-Tehzib, c. 8, s. 200)

Asıl adı Muhammed’dir. İlmi ile amil alimlerden biridir. İbn-i Sa’d diyor ki:

Onun mescidde ilim halkası vardı. Fetvâ verirdi. Abid zahid, fakih bir zattı.

Sâcî onun hakkında İbn-i Aclân ehl-i sıdıktır, demiştir. İbn-i Yunus Mısır’a

geldiğini, oradan İskenderiye’ye geçtiğini, orada bir kadınla evlenip

ayrıldığını, oradan Medine’ye geldiğini kaydeder.

148 veya 149 yılında Medine’de vefat etmiştir. (Tehzib et-Tehzib, c. 9, s.

342)

İbn-i el-Firâsî, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den rivâyette

bulunmuştur. Veya İbn-i Firâsî babasından, o da Rasûlullah sallallahu aleyhi

ve sellem’den rivâyette bulunmuştur. Kendisinden Müslim bin Mahşî

rivâyet etmiştir. (Tehzib, c. 12, s. 307)

İbn-i Ebû Râfî’in adı, Abdullah’tır. Babası Ebû Râfî Rasûl-i Ekrem’in

azatlısıdır. Asıl adı, İbrahim veya Eslem’dir. Sabit veya Hürmüz diyenler de

vardır.

Asıl adı Yezid bin Abdullah bin Üsâme bin Hed’dir. İbn-i Hed diye tanınır.

Sa’lebe bin Ebû Mâlik El-Kurazî’den rivâyeti vardır. İbn-i Sa’d “Hicretin

139 yılı Medine’de vefat etmiştir. Çok hadisi vardır, sikadır,” diyor. Yakub

bin Süfyân, Medinelidir. Sikadır, hadisleri hasendir,” diyor. İclî

“Medinelidir, sikadır” diyor. (Tehzib et-Tehzib, c. 11, s. 340)

Asıl adı Abdullah’tır. Hayber’de Muhammed bin Mesleme el Ensârî’nin

çocuklarındandır. Muhammed bin İshak ondan rivâyette bulunmuştur.

(Tehzib, c.12, s. 310)

İbrahim bin Yezid en-Nehâî rahmetullahi aleyh; tâbiînin büyüklerindendir.

Aslen Yemen’de bulunan Neha kabilesinden olduğu için Nehâî şöhreti ile

meşhur olmuştur. Genç sayılacak bir yaşta 95 tarihinde vefat etmiştir.

İbrahim En-Nehâî tefsirde hadiste büyük bir âlimdi, kendisine sorulmadıkça

cevap vermezdi. İbrahim en-Nehâî akrabası olan Alkame’den ve

Mesruk’tan, Esved’den, rivâyette bulunmuştur. İmam-ı Azam hocası

Hammad’dan şöyle rivâyet etmiştir. “Hammad ben İbrahim Nehâî’ye

Haccac’ın öldüğünü haber verdim. Hemen secdeye vardı ve sevincinden

ağladı,” İbrahim en-Nehâî dolaylı olarak İmam-ı Azam’ın hocası sayılır

(Tezkiratü’l-Huffaz, Kamusu Âlâm)

İsa bin Eyyüb el Kaynı, el-Ezdî Ebû Hâşim, el Dımeşkî rahmetullahi aleyh;

Mekhul, Katade, Ka’b bin Lut, Muhammed bin Abdurrahman, bin Ebû

Leylâ’dan rivâyeti vardır. Kendisinden Velid bin Müslim, Bakiye Ebû

Müshir rivâyette bulundular. Ebû Hatim şeyhtir, diyor. Dahim ise o İslâm’a

bağlıdır. Verâ ve fazilet sahibidir demiştir. Ebû Züra el-Dımeşkî onu ehl-i

zühd ve ehl-i fazilet arasında zikretti. (Tehzib et-Tehzib c. 8, s. 207)

İsmail bin Ümeyye rahmetullahi aleyh; bin Amr bin Saîd bin el Âs; İbn-i

Müseyyeb’den, İbn-i Ömer’in azadlısı Nafi’den, İbn-i Abbas’ın azadlısı

İkrime’den Saîd el Makburî’den ve Ebû’z Zübeyir Zührî’den, Mekhul el

Şamî Muhammed bin Yahya bin Hibban’dan rivâyet etmiştir.

Yahya bin Main, Nesêî, Ebû Zürâ ve Ebû Hatim sikadır diyorlar. Ebû

Hatim: Salih bir adamdır, diyor.

139 yılında, başka bir rivâyette 144 yılında vefat etmiştir. Mekkelilerin

fakihi idi. Ebû Dâvud’un sözüne göre İsmail; Dâvud hapishanesinde vefat

etmiştir. (Tehzib et-Tehzib, c.1, s. 284)

Muaviye radıyallahu anh’ın Zeyd bin Erkâm’dan Cuma ve bayram

toplantılarını sorduğunu işitti. Kendisinden Osman bin Muğira es Sakafî

rivâyet etti. İbn-i Münzir, İyas meçhuldür, diyor. (Tehzib et-Tehzib, c.1, s.

388)

Kâ’b bin Ucre radıyallahu anh el Ensarî, el Medenî Benî Sâlim’den idi.

Ashab-ı kiramın tanınmış simalarındandır. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem’den Ömer bin Hattab’tan rivâyeti vardır. İslâm’a sonradan girdi.

Fakat Müslüman olduktan sonra bütün gazalarda bulundu. Hicretin 51 veya

52 yılında vefat etti. (Tehzibet – Tehzib, c. 8, s. 436)

El-İmam Ebû Urve El-Hemadânî El-Kûfi’dir. Şam’ın reisidir. Ebû Saîd El-

Hudrî’den Alkame bin Kays’dan Şüreyh bin Hani’den rivâyeti var.

Kendisinden Hasan bin Atiye, Ömer bin Ebû Zaide ve Evzâî Adurrahman

bin Yezid bin Câbir Saîd bin Abdulaziz ve başkaları rivâyette bulundular.

Kendisi ilmiyle amil ilim adamlarındandı, müezzinlik yapardı. Aza

kanaatkârdı. Heysem bin Hadî’nin dediğine göre 111 tarihinde vefat

etmiştir. Allah Rahmet eylesin. (Tezkiratü’l-Huffaz, c. 1, s. 122)

Künyesi Ebû Abdullah’tır. Asr-ı Saadet’te dünyaya geldi. Medine’de

Bayram Musâllası’nın kıble cihetinde bir büyük evi vardı. Asıl adı Kalil

iken Hz. Ömer ona, Kesir adını verdi. Ondan sonra Kesir bin Salt diye

çağrıldı. (Avnü’l Mabûd)

Kudâme bin Vebre rahmetullahi aleyh; Semura bin Cündüb’den rivâyet

etmiştir. Yahya bin Main, Kudame sikadır, diyor. Ahmed bin Hanbel

Kudame bilinmez, diyor. (Mizan el itidal, s. 2, s. 346)

İsmi Yezid bin Adî bin Kanafete et-Taî el-Kûfî’dir. Ashab-ı kiramdandır.

Babası Hulb’den rivâyette bulunmuştur. Kendisinden Semmad bin Harb’in

rivâyeti var. Babası Hulb’un asıl adı Sülame bin Yezid’dir. (Tehzib et-

Tehzib, c. 8, s, 350)

Leys bin Sa’d rahmetullahi aleyh, devrinde Mısır’ın sayılı alimlerindendi.

Bilhassa hadis ve fıkıhta derin bilgiye sahipti. Devrinde ne kadar kadı emir

varsa kendisi ile müşâvere ederdi. Aslen Horasan’lı idi. Kalkaşan’da

dünyaya geldi. Mısır’da öldü. Çok tasnifleri var. İmam Şâfiî Leys,

Mâlik’ten alimdir, demiştir. (Vefayetül-Âyân, c.1, s. 438, Tezkiratü’l-

Huffaz, c.1, s. 207, Mizanü’l-İtidal, c. 2, s. 361, Hilyetü’l-Evliyâ, c.7, s.

318. Tarihi- Bağdat, c.13, s. 3)

Mahreme bin Süleyman el-Esedî Va’lebî el-Esedî rahmetullahi aleyh; İbn-i

Abbas’ın azatlısı Küreyb’den, İbrahim bin Muhammed bin Talha’dan

Araç’tan, Nafi bin Cübeyr bin Mut’im’den rivâyeti var. Amr bin Şuayb ve

Abdu Rabih gibi zatlar kendisinden rivâyette bulunmuşlardır. Ebû Hatem

hadisleri sahihtir, diyor. İbn-i Hıbbân kendisini sikat arasında saymıştır.

Vâkidî, onu Harûrîler 130 senesinde, 70 yaşında iken Kadid’de öldürdüler,

diyor. İbn-i Sa’d, hadisi azdır, diyor. (Tehzib, c.10, s. 72)

İclî, “Salih bir zattı, fazileti herkese açıktı. Taberânî, “Müslümanların en

hayırlılarından idi” der. İbn-i Uyeyne onun hakkında, “Bir zât İbn-i

Miğfal’e: Allah’tan kork, dedi. O da yüzünü yere koydu.” İbn-i Sa’d;

“Kendisine güvenilen bir zattı, çok hadis bilirdi, faziletli bir insandı, her

hali hayır idi,” der. İbn-i Hıbbân, “Kûfe’nin en ibadetkâr ve müttekîlerinden

idi,” der. Hicretin 159 yılında vefat etmiştir. (Tehzib, c. 10, s. 23)

Mâlik bin Nümeyr rahmetullahi aleyh El-Huzaî, babası sahabidir.

Babasından rivâyeti vardır. Kendisinden Isam bin Kudame el-Cedelî

rivâyette bulundu. (Tehzib et-Tehzib, c.10, s.23)

Mekhul bin Zeyd rahmetullahi aleyh; Tâbiîndendir. Meşhur bir fakihdir.

Enes bin Mâlik ve Saîd bin Müseyyeb’den rivâyeti vardır. Fetvâ vermekle

meşgul idi. Aslen Sintli’dir. Kâbil esirleri arasında bulunmuştur. Saîd bin

Âs’ın kölesi iken o da hanımına bağışlamış hanımı da azat etmiştir. Mısır,

Irak ve Şam’da bulunmuş, sonra da Şam’a yerleşmişti. Ebû Hatim şöyle

demiş: Ben Şam’da Mekhul’den daha alim bir zât görmedim. 118 tarihinde

Şam’da vefat etmiştir. (Tezkiretü’l-Huffaz c.1, s. 107)

Aslen Kûfe’lidir. Muhaddis bir zattır. Şu’be onun hakkında,

“Doğruluğundan dolayı biz Mis’ar’a Mushaf adını verirdik.” Hişam bin

Urve şöyle demiş, “Bize Irak’tan Mis’ar ile Eyyüb Sahtiyânî’den daha

faziletli bir kimse gelmemiştir.” Süfyân-ı Sevrî de, “biz bir şeyden şüphe

edince onu Mis’ar’dan sorardık,” diyor. Mis’ar 155 tarihinde vefat etmiştir.

(Istılahat-ı Fıkhiye Kamûsu, c.1, s. 469, Tehzib, c.10, s. 113)

Kendisi Kûfe’lidir. Hz. Enes’ten rivâyette bulunmuştur. Kendisinden

Muğîre bin Muksim, Cerir bin Abdulhamid Ammar bin Râzık, Ebû

Muaviye, Mervan bin Muaviye ve Abdurrahman bin Miğra rivâyette

bulunmuşlardır. (Tehzib et-Tehzib, c.10, s. 106, A. Hanbel, 3-113)

Muhammed bin Amr bin Atâ bin Abbas rahmetullahi aleyh; Ebû Humeyd

Es Saidî’den Ebû Katâde, İbn-i Abbas, İbn-i Zübeyr, Ebû Hüreyre, Rabia

bin Ka’b el-Eslemî, Zeyneb binti Ebî Seleme bin Abdulesed, Mâlik bin Evs

bin el Had, Saîd bin Müseyyeb, Abdullah bin Şeddat, Atâ bin Yesâr Zekvan

Ebî Amr Saîd bin Habbâb Abbas bin Sehl bin Sa’d ve başkalarından

rivâyeti var.

Velid bin Yezid’in veya Hişam’ın hilâfeti sırasında Medine’de vefat etti.

İyilik sahibi bir zattı. İbn-i Hıbbân 83 yıl yaşadığını başkaları ise 90 yıl

yaşadığını kaydederler. (Tehzib et-Tehzib, c.9, s. 374)

Medine halkındandır. Arap tarihçilerinin önderlerindendir. “Sîretün-

Nebeviye” diye meşhur eseri var. İbn-i Hişâm bunu kendisinden rivâyet

etmiştir. Ayrıca “Kitab-ı Hulefâsı” “Kitabu’l-Mebdei” vardır. Aynı zamanda

hadis hafızlarındandır. 119 yılında İskenderiye’yi ziyaret etti. Bağdat’a

yerleşti. Bağdat’ta 151 tarihinde Harun Reşid’in annesine nisbet edilen

Makbere-i Hayzuran’a defn edildi. İbn-i Hıbbân, onun hakkında,

“Medine’de İbn-i İshak’a ilimde yaklaşan kimse yoktur, haberleri

sıralamakta en iyi üslûp kullanan bir zattır,” diyor. (Müntehâbâtü’t-tevarih,

1313 Ravza’l-Beşer 162, Alâm Zirikli, c.6, s. 252)

Ashab-ı kiram’ın en faziletlilerindendir. Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve

sellem’in düşmanı Kâ’b bin Eşref’i öldüren üç şahıstan birisidir. Rasûl-i

Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem bazı gazvelerinde Medine’de onu vekil

bırakıp gitmiştir. Sıffîn ve Cemel gazvelerinde bulunmadı. Rasûl-i Ekrem

sallallahu aleyhi ve sellem onu Ebû Ubeyde ile kardeş yapmıştı. 77 yaşında

iken 42 yılında Şam’lı bir şahıs kendisini evinde şehid etti. Rasûl-i Ekrem

sallallahu aleyhi ve sellem’den altı hadis rivâyet etmiştir. (Tehzib et-Tehzib,

c.9, s. 454)

Vâkidî şöyle diyor: “Muhammed bin Yahya’nın Medine’de ders halkası

vardı. Çok hadis bilir. Halka fetvâ verirdi. Medine’de 121 yılında 75

yaşında iken vefat etmiştir.” (Tehzib et-Tehzib, s. 508)

Muaviye bin Hudeyc bin Cıfne bin Kuteyre; Ebû Nuaym el Mısrî de

denildi. Sohbetinde ihtilâf olundu. Rasûl-i Ekrem’den Amr’dan, Ebû Zer,

Muaviye ve Abdullah bin Amr’dan rivâyette bulunmuştur.

İbn-i Sa’d sahabeden Mısır’a yerleşenlerden birisinin Muaviye bin Hudeyc

olduğunu kaydeder. Mısır’ın fethinde bulunmuş ve fetih müjdesini Hz.

Ömer’e yetiştirmişti. Harbde bir gözünü kaybetmiş. Mağrib’in fethi için

defalarca kumanda mevkiine geçmiş, en son kumandanlığı elli senesine

rastlar. Hicretin elliikinci yılı vefat etmiştir. (Tehzib et-Tehzib, c.10, s. 204)

Muaviye bin el-Hakem es-Sülemî radıyallahu anh; Ashab-ı kiram’dadır.

Benî Süleym içerisinde otururdu. Medine’ye de gelip giderdi. Rasûl-i

Ekrem’den hadis rivâyet etmiştir. Kendisinden de oğlu Kesir, Atâ bin Yesâr,

Ebû Seleme bin Abdurrahman rivâyette bulundular. (Tehzib et-Tehzib c.10,

s. 205)

Faziletli bir zattı. İbn-i Main ve Nesêî kendisinden rivâyette bulundular.

Yahya bin Adem Mus’ab hakkında şöyle demiştir: “O Allah’ın kullarının en

hayırlılarından idi. Yahya bin Saîd el-Ensârî ve Mutarraf bin Tarif, Hasan

bin Abdullah, A’meş, Atâ bin Sâib ve Musa el-Cühenî’den rivâyette

bulunmuştur. (Tehzib et-Tehzib, c.10, s. 117)

Dindar, ittikâlı bir zattı. Muhammed bin Humeyd Cerir’den naklen şöyle

anlatıyor:

“Ben Musa’yı gördüğüm zaman derhal Allah’ı hatırlardım. Çünkü Allah’ı

zikredenler görüldükçe Allah hatırlanır.”

İbn-i Hibbân ve Yahya bin Main sikadır, demişlerdir. (Tehzib et-Tehzib,

c.10, s. 352)

Müsevvir bin Yezid el Esedî el Kâhilî radıyallahu anh; Ashab-ı

kiram’dandır. Kûfe’de yerleşmiştir. İmamın yanılması anında arkasında

fetih yapılması hakkındaki hadisi rivâyet etmiştir. Kendisinden Yahya bin

Kesir el-Bahilî rivâyette bulunmuştur. (Tehzib et-Tehzib, s.152)

Mutarrif bin Abdullah bin Şuhayr; İlimde amelde numûne bir zattı.

Babasından Hz. Ali’den ve Hz. Aişe radıyallahu anha’dan rivâyeti var.

Kendisine güvenilen akıllı, edepli pek âlîcenap bir kimse idi. Basra’da İbn-i

Eş’as’ın fitnesinden Mutarrıf ve İbn-i Sîrîn’den başkası kurtulamadı.

Gaylan bin Cerir ondan şöyle rivâyet etti: “Bir kimse Mutarrıf’ın yüzüne

baka baka yalan söyledi. Mutarrıf: Yarabbî eğer yalancı ise onun canını al,

dedi. Adam olduğu yerde öldü kaldı. Duası reddedilmezdi. Güzel giyinir,

ata binmeyi sever, çevik bir zattı.” 95 yılında vefat etti. (Tehzib, c.10, s.

172)

Nebîh bin Vehb bin Osman bin Ebû Talha el-Abderî radıyallahu anh, babası

Vehb, Ümmü Cemil ile evlenmiştir, kendisinin rivâyetleri vardır. (İsâbe, c.6,

s. 232, c.7, s. 327)

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den Ukbe bin Amr El-Cühenî’den

rivâyette bulunmuştur. Kendisinden Ebû İdris El-Havlânî, Kays El-Cüzamî

ve Kesir bin Mürre rivâyette bulunmuştur. Ashab-ı kiramdandır.

Kabilelerden Cüzzam koluna mensuptur. (Tehzib et-Tehzib, c.10, s.468)

Rifaa bin Râfî radıyallahu anh, ensarın büyüklerinden ve ilk iman eden

Medinelilerdendir. Bedir savaşında ve diğer bütün gazvelerde bulunan

bahtiyarlardandır. Hz. Muaviye devrinde vefat etmiştir.

Ashab-ı kiramdan Şeybe bin Osman’ın kızıdır. Rasûlullah’ın sohbetinde

bulunup bulunmadığı bilinemiyor. İbn-i Hıbbân kendisini tâbiînin sikatı

arasında zikretmiştir. Hz. Aişe’den, Ümmü Habibe’den Ümmü Seleme’den,

Esmâ bint-i Ebû Bekir’den rivâyeti vardır. (İsabe, c.7, s. 128)

Sa’d bin İshak bin Ka’b bin Ucre; Ensardan Benî Sâlim’in halifidir. Aslen

Medine’lidir babasından, amcası Abdülmelik’ten, halası Zeynep’ten ve

Enes bin Mâlik’ten rivâyeti var. İbn-i Sa’d 140 yılından sonra vefat etti

demiştir. Ebû Hâtim: “Salih bir zattır,” diyor. İbn-i Hıbbân kendisini sikat

arasında saymıştır. (Tehzib et-Tehzib, c.9, s.466)

Sâib bin Yezid bin Saîd bin Sümâme bin el-Esved el Kindî radıyallahu anh;

Hz. Sâib ve babası Yezid ashab-ı kiramdandırlar. Sâib radıyallahu anh şöyle

diyor: “Babam Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemle hac ettiğinde

ben yedi yaşında idim.” Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den Hz.

Ömer, Osman, Abdullah bin Sâ’d babası Yezid, Hz. Aişe’den rivâyeti var.

Kendisinden de başkaları rivâyet etmiştir.

Hz. Ömer’in Medine çarşısında belediye memuru idi. Medine’de en son

ölen sahabidir. Ölüm tarihi hakkında 82, 86, 88 ve 91 yılları diye ihtilaf

edilmiştir. Allah kendisinden râzı olsun. (Tehzib et-Tehzib, c.3, s.450)

Doğumu hicretin 45 yılında olmuş, 95 yılında 50 yaşyında iken vefat

etmiştir. Tâbiîndendir. Kûfe valisidir. Devrinin en büyük bilginlerindendir.

Aslen Habeş’lidir. Valibe bin Haris’in azatlılarındandır. Abdullah bin Ömer

ve Abdullah bin Abbas’dan okumuştur. İbn-i Abbas’a Kûfe’liler gelip fetva

sorduklarında, “Ümmü Dehma’nın oğlu Saîd aranızda iken bana niçin fetva

sorarsınız!” demiştir.

Abdurrahman bin Muhammed bin Eş’as, Abdulmelik bin Mervan’ın

aleyhine kıyam ettiğinde Saîd de onunla berâber bulunuyordu. Saîd sonra

Mekke’ye gitti. Halid el-Kısrî onu yakalayıp Haccac’a gönderdi. Haccac da

Vasıt’ta öldürdü. Ahmed bin Hanbel, “Haccac Said’i öldürmüştür. Yer

yüzünde onun ilmine muhtaç olmayan kimse yoktur” diyor. (Vefayâtü’l-

Ayan, c.1, s.204, Zirikli Alâm, s.1, s.145)

Salih bin Havvat bin Cübeyr bin Numan el-Ensârî el-Medenî radıyallahu

anh babasından, dayısından ve Salih bin Ebû Hasme’den rivâyeti var.

Kendisinden oğlu Havvat, Yezid bin Rumman, Amr bin Abdullah bin

Numan ve Kasım bin Muhammed rivâyette bulunmuştur. Nesêî sikadır,

diyor. İbn-i Hıbbân da kendisini sikalar arasında zikretti. Bir cemaat

kendisinden korku namazını rivâyet ettiler. (Tehzib, c.45, s. 387)

Sa’lebe bin İbad’el Abdî el-Basrî tâbiîndendir. Semura bin Cündüb’den

rivâyette bulunmuştur. Kendisinden de yalnız Esved bin Kays rivâyet

etmiştir. İbn-i Herem; Sa’lebe meçhuldür, diyor. (Mizanü’l itidal c.1, s.172)

Sahabi midir, değil midir ihtilaflıdır? İbn-i Mes’ûd’dan ve Hz. Huzeyfe’den

rivâyeti var. İbn-i Hıbbân, İbn-i Seken ve Ebû Muhammed bin Hazım

kendisini sahabeden saydılar. Tirmîzî tarihinde sahabedendir, diyor. Iclî de

kendisini tâbiînden saymış ve sikadır, demiştir. (Tehzib et-Tehzib, c.2, s.23,

İsabe, c.1, s. 200)

İbn-i Mes’ûd, Ebû Mes’ûd, Ebû Hüreyre ve İbn-i Ömer radıyallahu anh’dan

rivâyeti var. Ebû Hatim onun hakkında; Salim Müslümanların

hayırlılarındandır, diyor. Atâ bin Sâib, “Salim bana göre benim kendi

nefsimden daha emindir,” diyor. Ebû Dâvud’da, namazın sıfatı hakkında bir

tek hadisi rivâyet edilmiştir. (Tehzib et-Tehzib, c.3, s.444)

İsmi Sehl’dir. Evs kabilesindendir. Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve

sellem’in hicretinden sonra Müslüman olmuş, Uhut harbinden itibaren

Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem’in bütün harblerine iştirak

etmiştir.

Şam’ın fethinde hazır bulunarak oraya yerleşti. Hiç çocuğu olmadı. Şam

Camiinde dersler verir, herkes onun dersinden istifade ederdi. Gerek Asr-ı

Saadet’te, gerekse daha sonra bütün vakitlerini ibadetle geçirirdi. Dünya

malına ehemmiyet vermezdi. Hayatı ibadetle geçtiği gibi ahirete giderken

de ibadet ederken vefat etmiştir.

Hz. Muaviye devrinde vefat ettiği zannolunuyor. Allah kendisinden râzı

olsun.

Tâbiîndendir. Mısır’da yerleşmiştir. Babasından rivâyette bulunmuştur. İclî;

“Mısır’lıdır, tâbiîndendir, sikadır” demiştir. (Tehzib, c. 4, s. 258)

Çok güzel konuşan tatlı dilli bir zât idi. Câbir bin Semure, Dahhak bin

Kays, Sa’lebe bin Hakem, Abdullah bin Zübeyr, Târık bin Şihab ve

başkalarından rivâyette bulunmuştur.

Hammâd bin Seleme kendisinden şöyle söylediğini nakletmiştir: “Ashab-ı

kiramdan seksen zâta yetiştim,” Hişâm bin Abdulmelik’in valiliğinin son

günlerinde vefat etmiştir. (Tehzib, c.4, s. 233)

İsmi Sühayb, künyesi Ebû Yahya, Babası Sinan, Annesi Selma bint-i Kuayt

asıl yurdu Musul’dur. Babası Kisrâ tarafından Übülle hakimi tayin

edilmişti. Rumlar Übülle’yi istila edip Hz. Sühayb’i de esir olarak

almışlardı. Rumların elinden Benî Kelb’in eline geçti. Onlardan Abdullah

bin Ca’dan alıp azad etti. Rumlar elinde esir olduğu için ona Rumî lâkabı

verildi. İslâmı Hz. Ammar’dan işiten Hz. Suhayb hemen iman etti. İnandığı

için en şiddetli işkencelere maruz kaldı ise de inancından zerre kadar

fedakârlık etmedi.

Medine’ye hicretinde Mekke’de nesi varsa müşriklere bırakması şartı ile

hicretine müsaade ettiler. O da nesi varsa bıraktı, hicret edip imanını

kurtardı. Rasûl-i Ekrem’in bütün gazalarında bulundu. En iyi ok

atanlardandı. Hz. Ömer vefat edince yeni Halife seçilene kadar imamlık

vazifesini îfâ etmiş, üç gün halife olmuştu. Son derece edepli, Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem’in sünnetine dilin dönebildiği kadar bağlı bir

zattı. Rivâyeti çok azdır. Hicretin 38 inci yılı 73 yaşında Medine’de vefat

etti. Baki kabristanlığına defnedildi. Allah kendisinden râzı olsun.

(Peygamberimizin eshabı, s. 364)

Süveyd bin Gafele radıyallahu anh, Cahiliye devrine yetişmiş, bir rivâyette

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile görüşmüş bir rivâyette Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem’in defninden biraz sonra Medine’ye gelmiş,

Yermük fethinde hazır bulunmuş, seksen, seksenbir veya seksen iki yılında

ölmüştür. Asım bin Küleyb yüz otuz yaşında ölmüştür, diyor. Hz. Ebû

Bekir, Ömer, Osman, Ali ve İbn-i Mes’ûd’dan rivâyette bulunmuştur.

(Tehzib et-Tehzib, c.4, s.278)

İbn-i Mehdî şöyle diyor: Hammad bin Zeyd’den sünneti daha fazla bilen bir

kimse bilmiyorum. Onu Şihab bin Hiraş’tan daha güzel tavsir edeni de

tanımıyorum. Ebû Hatem “Şihab saduktur” diyor.

Cahiliye devrine yetişmiş Kûfe’li bir zattır. Babasından, annesinden, İbn-i

Mes’ûd’dan, Hz. Hafsa’dan ve Ümmü Habibe’den rivâyette bulundu. Nesêî

sikadır, diyor. İbn-i Hıbbân da kendisini sikat arasında zikretmiştir.

Abdullah bin Zübeyr’in hilâfeti sırasında vefat etmiştir. (Tehzib, c.4, s. 312)

Tarık bin Şihab, Abdullah el Becelî el Ahmesî, cahiliye devrine yetişmiş,

Rasûl-i Kibriya’nın sohbetinde bulunmuş, Hz. Ömer ve Hz. Ebû Bekir

devrinde 33 veya 43 gazveye iştirak etmiştir. Kûfe’ye yerleşti. Hicretin 82

inci yılı vefat etti.

Ebû Dâvud ve Neseî kendisinden birkaç hadis rivâyet ettiler. (Delil el-

Fâlihin, c.1, s. 469)

Temim Ed-Dârî hicretin dokuzuncu senesinde iman etti. Medine’de yerleşti

sonra Şam’a nakletti. Hz. Osman’ın şehâdetinden sonra Kudüs’e gitti.

Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem’den 18 hadis rivâyet etmiştir.

Kütüb-i Sitte’de Buhari’den başkasında rivâyet ettiği hadislerden vardır.

Ubeyd bin Hasan rahmetullahi aleyh, el Müzenî, Abdullah bin Ebû Evfâ,

Abdurrahman bin Mukaffel Abdurrahman bin Malik bin Mukarrin’den

rivâyeti var. Kendisinden de A’meş, Mansur es-Sevrî, Şu’be, Kays bin Er-

Rabi, Mis’ar ve Ebû A’meş rivâyette bulunmuşlardır. (Tehzib et-Tehzib, c.7,

s.62)

El-Hüzeylî, Ebû Abdullah el-Medenî, Vâmidî şöyle diyor:

“Alim, fakih, bir çok hadis bilen bir zât idi. Şiir de söylerdi. Sonradan

gözleri âmâ oldu” İclî de şöyle diyor:

“Alim, fakih, sika bir zât idi. Ömer bin Abdülaziz’in hocası idi. Tâbiînin en

bilginlerinden ve Medine’nin sayılı alimlerinden idi.” Kendisi de şöyle

diyor:

“Ne kadar hadis ezberlemek istedim ise hepsini de ezberledim.”

Buhâri, 94, 95, senelerinden birinde vefat ettiğini, İbn-i Medenî ise 99

yılında hakkın rahmetine kavuştuğunu kaydeder.

İbn-i Abdulber şöyle der:

“Tâbiîn içersinde fetva veren 10 kişiden birisi, sonra 7 kişiden birisi idi.

Alim, fakih, muttaki, şâir, iyilik sever bir zât idi.

Ashab-ı kiramı geçtikten sonra günümüze kadar fakihler içersinde onun

kadar şair, şairler arasında onun kadar fakih bir zât görmedim.

Ömer bin Abdülaziz:

“Eğer Ubeydullah sağ olsa idi onun reyinden çıkmazdım,” diyor. (Tehzib et-

Tehzib, c.7, s. 24)

Ashab-ı kiramdandır. Diğer Ukba bin Amr da başkadır. 44 yılında Hz.

Muaviye tarafından Mısır’a âmir tayin edildi. Çok güzel Kur’an okurdu.

Fıkıh ve ferâizde güzel bilgiye sahipti. Dili fasih, güzel, yazı yazan, edip,

şâir bir zattı. İlk hicret edenlerdendi. Kendi el yazısı ile yazdığı bir Kur’an-ı

Kerim Mısır’da mevcuttur.

Muaviye’nin halifeliğinin son günlerinde vefat etmiş, Mısır’da Makdam

denen yerde defnedilmiştir. (Tehzib et-Tehzib, c.7, s. 243)

Asıl ismi Esad’tır, bazıları Sa’d dedi, bazıları da Kuteybe olduğunu

söylemişler. (Tehzib et-Tehzib, c.12, s. 13)

Urve bin Ruveym el-Lahmî; Künyesi Ebû’l-Kâsım’dır. Ürdünlüdür. Başta

Hz. Enes olmak üzere bir çok zevâttan rivâyeti bulunmuştur. Ölüm

tarihinde 131, 132, 135, 144, 145 senelerinde gibi ihtilâf olmuştur.

Zihâşebet’de ölmüş, Medine’ye getirilip orada defnedilmiştir. (Tehzib, c.7,

s. 180)

Hadis hafızlarındandır. Kendi asrında Irak’ın hadis hafızlarındandı. 129

yılında Kûfe’de doğdu. Babası Kûfe’de Beytülmal (Hazine Nazırı) idi.

İlimde çok ilerledi. Çok hadis ezberledi. Harun Reşid kendisini kadı tayin

etmek istedi. İttikasından dolayı kabul etmedi. Yıl boyu oruca devam

ederdi. Ahmed bin Hanbel onun hakkında, “Veki’den daha çok ezberci ve

ondan daha fazla ezberlemiş kimse görmedim,” demiştir. Kendisinin birçok

eseri var. 1- Kur’an tefsiri, 2- Sünen, 3- el-Mağrife ve Tarih gibi, 197

yılında Hac dönüşü Fed denilen yerde vefat etmiştir. (Tezkiratü’l Huffaz,

c.1, s. 282, Hılyetü’l-Evliya, c.8, s. 368, Alâm Zirikli, c.9, s. 135)

İbn-i Kays bin Amr’dır. Şeyhülislâm ve hadis hafızıdır. Medine kadılığı

yapmıştır. Sonra Halife Mansur’un kadısı oldu. Başta Enes bin Mâlik olmak

üzere pek çok zevâttan hadis rivâyet etmiştir. Ebû Hatim sikadır, demiştir.

Kendisinden 300 kadar hadis rivâyet olunmuştur. Borçlanmıştı, bu yüzden

son günlerinde epeyce sıkıntı çekti. Hicretin 143. yılında Hâşimiye’de vefat

etti. (Tezküratü’l-Huffaz c.1, s. 139)

Basra’lıdır. Tâbiîndendir. Enes bin Mâlik’ten rivâyeti var, kendisinden

Şu’be, Muhammed bin Dinar Tahi’nin, Halef bin Halife’nin ve Atâbe bin

Hamid el-Zabi’nin ve İbn-i Uleyye’nin rivâyetleri vardır. İbn-i Hatim,

“Şeyhtir,” diyor. İbn-i Hıbbân kendisini sikat arasında zikretmiştir. (Tehzib

et-Tehzib, c.11, s. 302)

İsmi Übeyd’dir. Ashab-ı kiramdandır. Huneyn savaşında Taif’in

muhasarasında ve Tebuk seferinde hazır bulundu. Hz. Ömer onu Necran

üzerine görevlendirmişti. Hz. Ömer’in vefatı üzerine, Hz. Osman, onu

kumandan tayin etti. Hz. Osman’ın şehadetinden sonra Hz. Zübeyr tarafını

tuttu. Cemel harbinde kendi devesine Hz. Aişe’yi bindirmişti. Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem’den, Ömer’den ve Anbese bin Ebû Süfyân’dan

rivâyet etmiştir. Kendisinden çocukları Safran, Muhammed, Osman ve

Abdurrahman rivâyette bulundular. (Tehzib et-Tehzib, c.11, s. 400)

Aslen Medinelidir. Şam’da yerleşmiştir. İbn-i Sa’d, inşaallah sikadır, diyor.

(Tehzib et-Tehzib, c.11, s. 402)

Medine’lidir. Sika bir zattır. İbn-i Ömer’den, Ebû Zer’den rivâyeti var. İbn-i

Hıbbân kendisini sikat arasında zikretmiştir. (Tehzib et-Tehzib, c.11, s. 376)

Yezid bin Berâ bin Âzib el Ensarî el Harisî rahmetullahi aleyh; Amman

Valisi idi. Babası Berâ bin Âzib’den rivâyette bulundu. Kendisinden Adî

bin Sâbit ve Ebû Cenab el Kelbî ve Seyf Ebû Aiz el Sadî rivâyet etti.

Ebû Aiz şöyle diyor: “Yezid bin Berâ, Amman’a bize vali olarak gönderildi,

cidden kendisi valilerin en hayırlısı idi.” (Tehzib et Tehzib, c.11, s. 316)

Hişam’ın polisi idi. Başta Abdullah bint-i Büsr, Ebû Ümâme, Abdurrahman

bin Cübeyr, Habib bin Ubeyd, Süleym bin Amr ve Büsr bin Ubeydullah

olmak üzere, bir çok zevâttan rivâyette bulunmuştur. Kendisinden Saffan

bin Amr, Şu’be, Cemi bin Eyyub, Dahhak bin Hamza el Emlüki,

Muhammed bin Cihade ve Ebû Avane rivâyette bulunmuşlardır. (Tehzib et-

Tehzib, c.11, s. 323)

Ebû Necad’ın oğludur. Hadis hâfızıdır. Kendisine güvenilir bir zât-ı

muhteremdir. Hz. Muaviye’nin azatlısıdır.

İkrime, Kasım, Salim El-Zühri ve bir çok ilim adamlarından rivâyeti vardır.

Kendisinden Evzaî, Cerir bin Hâzım, Leys bin Vehb, Osman bin Ömer bin

Faris ve başkalarının rivâyetleri vardır. Ahmed bin Salih, “Sikadır,” dedi.

Ebû Saîd bin Yunus şöyle diyor: “152 senesinde vefat etti. Cidden çok hadis

bilirdi.” (Tezkiretü’l-Huffaz, c.1, s. 162)

Zamra bin Abdullah bin Üneys El Cühenî radıyallahu anh; Babasından

rivâyette bulunmuştur. Kendisinden Zührî, Bukeyr bin Abdullah bin El-

Eseccî ve Büyer bin Mismar rivâyette bulunmuştur. İbn-i Hıbbân kendisini

sikat arasında zikretmiştir. Buhârî ve Müslim Kadir gecesi hakkında

kendisinden bir tek hadis rivâyet etmişlerdir. (Tehzib et-Tehzib, c.4, s. 461)

Abdullah bin Hanzale el Ensarî’den rivâyeti var. Kendisinden Yahya bin

Ebû Kesir, İkrime bin Amr rivâyet etmişlerdir. Yahya bin Main ve İclî,

“Sikadır” dediler. İbn-i Sa’d Yemâme halkının fakihleri arasında saydı.

(Tehzib et-Tehzib, c.4, s. 462)

Hz. Aişe’nin azatlı kölesidir. Tâbiîndendir. Çok güzel Kur’an okurdu, bazı

namazlarda Hz. Aişe’ye imamlık ederdi. Şamlıların Medine’ye

saldırmalarında Harra’da şehit edilmiştir. Kendisinden çok az hadis rivâyet

edilmiştir. İclî tâbiîndendir, sikadır demiştir. (Tehzib et-Tehzib, c.3, s. 220)

İsmi Zeyd, künyesi Ebû Said’dir. Hazrec kabilesinin Neccar

hanedanındandır. Musab bin Umeyr İslâm’ı yaymak için Medine’ye

geldiğinde çocuk yaşta iken iman etmişti. Fahr-i Kâinat Efendimiz

Medine’ye hicret ettiğinde 12 yaşında olan Hz. Zeyd 17 sûreyi ezberlemiş,

başkalarına da öğretmişti. Rasûl-i Kibriya sallallahu aleyhi ve sellem, onun

bu halinden son derece memnun oldu. Yaşı küçük olduğu için, Bedir ve

Uhut harbine iştirak edemedi. Hendek harbinden itibaren bütün gazalarda

bulundu. Hz. Zeyd Rasûl-i Ekrem’in vahiy kâtiplerindendi. Aynı zamanda

Kur’an’ı ezberlemişti. Hz. Ebû Bekir’in halifeliği sırasında, Kur’an’ı

toplama heyeti başkanı Zeyd bin Sabit’ti. Hz. Osman devrinde Kur’an

nüshalarının çoğaltılmasında yazı işlerini Zeyd bin Sâbit yerine getirmiştir.

Rasûlullah Efendimizin emri ile Yahudilerin dilini de öğrenmişti. Hz. Zeyd

Beytulmal’e nâzırlık yapmış adaletinden dolayı ganimet taksimi görevi de

Hz. Zeyd’e verilmişti.

Hz. Zeyd Kur’an ve feraiz ilimlerinde tam bir olgunluğa erişmişti. Şabî,

kıraat ilminde onun bütün ashabtan üstün olduğunu söylüyor. Ashab

devrinde Kur’an ve hadiste Übey bin Kâ’b ve Zeyd bin Sabit ashabın mercii

idiler.

Bugün Kıraat zinciri Zeyd bin Sabit’e kadar varır, Hz. Zeyd’in rivâyet ettiği

hadislerin sayısı 92 tanedir.

Hz. Zeyd asrının en meşhur hattatlarındandır. Emirler, anlaşmalar onun

tarafından yazılırdı. Vahiy anında çok kere hazır bulunmuştu. Hicretin 55-

56 yılı Medine’de vefat ettiği zaman Hz. Ebû Hüreyre ağlayarak, “Ümmetin

en büyük âlimi öldü” demiş, ibn-i Abbas da onun ölümü ile çok müteessir

olmuştur. Hz. Hassan bin Sabit de ona mersiyeler yazmıştır. (El-İstiâb, c.2,

s. 537, Peygamberimizin Eshabı, c.5, s. 221)

Ziyad bin İlâka bin Mâlik es-Sa’lebî Ebû Mâlik el-Küfî

Kutbe’nin kardeşinin oğludur. Amcası kutbe’den, Üsame bin Şerik’ten,

Cerir bin Abdullah’tan, Câbir bin Semure’den, Muğire bin Şû’be’den

rivâyeti var. Yahya bin Main ve Nesêî sikadır, dediler. Ziyad bin İlâka

tâbiîndendir. 130 yıllarında 100 yaşında vefat etmiştir. (Tehzib et-Tehzib,

c.3, s.381)

Elleri uzun olduğu için bu lâkabı almıştır. Asıl ismi bilinmemektedir.

(Avnül mabut, c.1, s. 388)

Zülyedeyn’in asıl isminin Hırbak olduğu da rivâyet olunmuştur. Nitekim bu

mevzuyla ilgili hadis-i şeriflerde bu isim tekrarlanacaktır.