ZEKÂT BÖLÜMÜ · 12 – BALIN ZEKÂTI







1600 – Amr bin Şuayb babası vasıtasıyla dedesinin şöyle dediğini rivâyet etti: Benî Müt’an kabilesinden biri olan Hilâl kendine ait arıların öşrünü alarak Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e geldi, Peygamber sallallahu aleyhi vesellem’den Selebe adını taşıyan vadinin korunmasını istedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem o vadiyi ona koru olarak tahsis etti. Ömer bin Hattab halife olunca, Süfyân bin Vehb ona mektup yazarak bu vadinin ne olacağını sordu. Ömer radıyallahu anh’da ona eğer Hilâl, Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e ödediği balın öşrünü sana da verirse onun namına Selebe’yi koru olarak tahsis et, eğer ödemezse o, bir yağmur sineğidir (yağmurla biten otlardan geçinir) İsteyen onların balını yer, diye yazdı.
İZAH
İmam Azam’a göre öşür arazisinde bulunan ballardan öşür alınır. Ahmed bin Hanbel de bu görüştedir. Şâfiî ve Mâlik’e göre balda zekât yoktur. (Mealimü’s-Sünen, c.2, s.209)




1601 – Amr bin Şuayb’dan, o da babasından, o da dedesinden, (Şebabe kabilesi hakkında) geçen hadisin benzerini zikretti ve orada: (her on kırbede bir kırbesi öşür verilecek) dedi. Süfyân bin Abdullah Es-Sakafî (onlar için iki vadiyi koruyordu, dedi ve şunu) ziyâde etti. (Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e ödedikleri öşrü Ömer’e de ödediler. O da, onlara o iki vadilerini koruyuverdi. [457]
İZAH
Şebâbe çok arı besleyen bir kabile idi. Fahm kolundan idiler. Taif’e yerleşmişlerdi. En iyi balı onlar çıkardığı için bal övülürken “Asel-i Şebâbe” derlerdi.


1602 – Amr bin Şuayb’ın dedesinden: “Şebâbe Fahm’den bir batındır. Muğire’nin geçen hadisinin manâsını rivâyet etti. “On kırbede bir kırbesini öşür verirlerdi ve onların (korunan) iki vadileri vardı” diyor.

