ZEKÂT BÖLÜMÜ · 29 – BENÎ HAŞİM’E SADAKA VERMEK




1650 – Ebû Râfî radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, Benî Mahzun’dan bir kimseyi zekât toplamak üzere vazifelendirmiştir. O şahıs, Ebû Râfîâ sen bana arkadaş ol, sana zekâttan bir şeyler verilir, dedi. Ebû Râfî ben Rasûlullah’a gidip sorayım, dedi. Peygamber Efendimizin yanına geldi ve, “Ben falanla zekât toplamaya gitsem, size getirince zekâttan bana bir şey verilir mi?” diye sordu. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “Bir kavmin azatlı kölesi o kavmin kendi aile fertlerinden sayılır. Bize zekât almak ve yemek helâl değildir” buyurdu. [491]
İZAH
Rasûlullah’a zekât haramdır, ilim adamlarının çoğuna göre benî Haşim’e de böyledir.


1651 – Enes radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem (yola düşmüş, sahibi belirsiz hurmalara rastlardı da, onu almasına ancak zekât malından düşmüş olması korkusu mani olurdu.
İZAH
İmam Şâfiî Abdülmuttalib oğullarına da zekât almak haramdır. Çünkü zekât insanların mallarının kiridir, diyor. Et-temratül Aire: Yere düşen kimin olduğu belli olmayan hurma demektir.


1652 – Enes radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem bir hurma bulmuştu. “Eğer sadaka olmasından korkmasa idim, bunu yerdim” buyurdu. [492]


1653 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: Babam (Abbas) beni, Rasûlullah’ın kendisine verdiği bir zekât devesi ile ilgili olarak, Rasûlullah’a göndermişti.

1654 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edildi: Aynı hadis rivâyet edildi ve burada şu ziyâde vardır. Babam o deveyi Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem için değiştiriveriyordu.

