Sünen-i Ebû Dâvûd · Haziran 29, 2026

Beşte bir (humus) payın ve hazreti peygamber’in yakınlarının hissesinin sarf edilecekleri yerle

VE FEY’ BÖLÜMÜ · 20 – BEŞTE BİR (HUMUS) PAYIN VE HAZRETİ PEYGAMBER’İN YAKINLARININ HİSSESİNİN SARF EDİLECEKLERİ YERLER 2978 – Cübeyr bin Mut’ım radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre:

VE FEY’ BÖLÜMÜ · 20 – BEŞTE BİR (HUMUS) PAYIN VE HAZRETİ PEYGAMBER’İN YAKINLARININ HİSSESİNİN SARF EDİLECEKLERİ YERLER

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

2978 – Cübeyr bin Mut’ım radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre:

Kendisi Osman bin Affan ile birlikte hazreti peygamberin humustan

ayırdığı bir payı Haşim oğullarıyla Muttalib oğulları arasında

paylaştırdığını konuşarak Rasûlullah’ın huzuruna varmışlar.

Cübeyr söze şöyle devam etmiş: Ben şöyle dedim: “Ya Rasûlallah, sen

kardeşimiz olan Muttalip oğullarına hisse verdin, bize hiçbir şey vermedin.

Halbuki size bizim yakınlığımızla onların yakınlığı müsâvîdir,” dedim.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle cevap verdi: “Gerçekten Haşim

oğulları ve Muttalip oğulları aynı şeydir,” buyurdu.

Cübeyr dedi ki: “O taksimde Haşim oğulları ve Muttalip oğulları’na hisse

verildiği gibi Abduşşems ve Nevfel oğulları’na hisse verilmemişti.”

Râvî dedi ki: Ebû Bekir radıyallahu anh, beşte biri Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem’in taksim ettiği gibi yapardı. Şu kadar ki; Ebû Bekir

radıyallahu anh, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yakınlarına

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in verdiği gibi vermezdi. Ömer

radıyallahu anh, ve ondan sonra Osman radıyallahu anh ise Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem’in yakınlarına hisse verirdi. [637]

İZAH

Haşim oğulları, Abduşşems oğulları, Nevfel oğulları, Muttalip oğulları

hepsi de Abdumenâf’ta birleşirler. Bunun için Cübeyr bin Mut’ım, Muttalıp

oğulları’na kardeşlerimiz diye hitap etmiştir.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

2979 – Cübeyr bin Mut’ım radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Humus’tan Haşim oğulları’na ve

Muttalip oğulları’na verdiği gibi Abduşşems oğulları ile Nevfel oğulları’na

hiçbir şey vermedi. Ebû Bekir radıyallahu anh, Humus’u Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem’in taksimi gibi taksim ederdi. Şu kadar ki; o

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yakınlarına verdiği gibi Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem’in yakınlarına hisse ayırmazdı. Hazreti Ömer ve

ondan sonra gelen halifeler ise hisse ayırırlardı.

[618] . Buhari, K. Cum’a, Babu-l-cum’ati fi-l-kurâ, K. Utıkraz, Babu-l-abdi

râın fi mali seyyidihî, K. Vesâyâ, Babu min ba’di vasiyetin, K. Itk, Babu

kerâhiyeti-t-tetavuli ala-r-rakîkı, K. Nikah, Babu kû enfüseküm, K. Ahkâm,

Babu-l-evveli; Müslim, K. İmâret, Babu fazileti-l-imamı-l-âdil, n. 1829;

Tirmizî, K. Cihad, Babu fi-l-imam, n. 1507

[619] . Buhari, K. Eymânı ve-n-nüzûr, b. kavlihî teâlâ (lâ yuâhızküm), n.

159/8, K. Keffârât, Babu-l-keffârât kalbe-l-hınsı, n. 183/8, K. Ahkam, Babu

men lem yes’el-il-imârete eânehullah n. 79/9; Müslim, K. Eymân, Babu

nüdibe men halefe yemînen, n. 1652, K. İmaret, n. 13; Neseî, K. Kuzâti,

Babu-n-nehyi an mesdeti-l-imare, n. 5386; Tirmizî, K. Nüzûr, Babu fî men

halefe-alâ yemînin, n. 1529

[620] . Müslim, K. İmâret, Babu-n-nehyi an talebi-l-imârâti, n. 14; Buhari,

K. Ahkâm, Babu mâ yekrahu mine-l-hırsı ala-l-emâreti

[621] . Tirmizî, K. Zekât, Babu-l-âmili ala-s-sadakati fi-l-hakkı, n. 645; İbn-i

Mace, K. Zekat, Babu fi ummâli-s-sadakati, n. 1809

[622] . Müslim, K. İmâret, Babu-l-istihlâfi ve terkihi, n. 1823; Tirmizî, K.

Fiten, Babu fi-l-hilafe, n. 2226

[623] . Buhari, K. Talak, Babu izâ eslemeti-l-müşrike, K. Şurût, Babu ma

yecûzu mine-ş-şurûti fi-l-islam, K. Ahkam, Bâbu bey’ati-n-nisâi, n. 99/9;

Müslim, K. İmâret, Babu keyfiyeti bey’atin-nisâi, n. 1866

[624] . Buhari, K. Ahkâm, Babu bey’ati-s-sağîri, n. 98/9

[625] . Müsned, 1/53; Buhari, K. Ahkâm, b. rızkı-l-hukkâm ve-l-âmilîne, n.

85/9; Neseî, K. Zekat, b. men a’tâhu-llahe mâlen, n. 2605; Müslim, n. 1045

[626] . Buhari, K. Ahkâm, Babu hedâyâ-l-ummâli, n. 88/9, K. Hîbe, Babu

men lem yakbel-il-hediyyete li illetin, n. 209/3, K. Eymân, Babu keyfe

kanet yeminü-n-Nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem, n. 162/8, K. Hayl,

Babu ihtiyâli-l-âmili; Müslim, K. İmâret, Babu tahrîmi hedâyâ-l-ummali, n.

1832; Dârimî, K. Zekat, Babu mâ yühdâ li ummâli-s-sadaka, Müsned, n.

423/5

[627] . Tirmizî, K. Ahkâm, Babu fi’l-imamı’r-râiyyeti, n. 1333

[628] . Müslim, K. Cuma, Babu tahfîfi-s-Salâtı ve-l-hutbeti, n. 867; Neseî,

K. Cenâiz, Babu-s-salâti ala men aleyhi deynün, n. 1964; İbn-i Mace, K.

Mukaddime, n. 45, K. Sadakât, Babu men tereke deynen, n. 2416

[629] . Neseî, K. Cenâiz, Babu-s-salâti alâ men aleyhi, n. 1965; İbn-i Mace,

K. Mukaddime, n. 45, K. Sadakât, Babu men tereke deynen, n. 2416, K.

Ferâiz, Babu zevi-l-erhâm, n. 2738; Buhari, K. Kefale, Babu-d-deyn, n.

128/3, K. Ferâiz, n. 8/187, K. Istikrâz, Babu-s-salati ala men terake deynen,

K. Tefsir, (Ahzab suresi); Müslim, K. Ferâiz b. men terake mâlen, n. 1619;

Tirmizî, K. Ferâiz, Babu men terake malen, n. 2091, K. Cenâiz, Babu-s-

salati ala-l-medyun, n. 1070

[630] . Buhari, K. Meğazi, Babu gazveti-l-hendek, n. 137/5, k, Şehâdât,

Babu bülûğı-sıbyânı ve şehâdetihim, n. 231/3; Müslim, K. İmaret, Babu

beyân-ı sinni-l-buluğ, n. 1868; Tirmizî, K. Cihad, Babu haddi bülûği-s-

racul, n. 1711, K. Ahkam, b. haddi bülûği-r-racul, n. 2543; Neseî; İbn-i

Mace, K. Hudud, Babu men la yecibü, n. 2543, K. Talak, Babu metâ yakau,

n. 3461

[631] . İbn-i Mace, K. Mukaddime, Babu fazlı Ömer, n. 108

[632] . Buhari, K. İ’tısâm, Babu mâ yekrahu mine-t-taammuki, n. 121/9, K.

Ferâiz, Babu kavli-n-Nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem, Mâ teraknâhu

sadaka, n. 113/5; Müslim, K. Cihad, Babu hukmi-l-fey’i, n. 1757; Tirmizî,

K. Seyr, Babu fî tereketi rasulillah sallallahu aleyhi ve sellem n. 1610;

Neseî, K. Kısmı-l-fey’i, n. 4140

[633] . Buhari, K. Cihad, n. 46/4; Müslim, K. Cihad, Babu hukmi-l-fey’i, n.

1757; Tirmizî; K. Cihad, Babu fi-l-fey’i, n. 1719; Neseî, K. Kısmı-l-fey’i, n.

4145

[634] . Buhari, K. Farzı-l-hums, Babu farzı-l-hums, n. 96/4; Müslim, K.

Cihad, Babu hukmi-l-fey’i, n. 1759; Neseî, K. Kısmı-l-fey’i, n. 4146

[635] . Buhari, K. Farzı-l-hums, Babu nafakati nisâi-n-Nebiyyi sallallahu

aleyhi ve sellem, n. 99/4; Müslim, K. Cihad, Babu “la nûrisu” mâ teraknâhu

sadaka, n. 1760; Tirmizî

[636] . Buhari, K. Meğâzî, Babu hadisi beni-n-Nadr, n. 115/5; Müslim, K.

Cihad, Babu hukmi-l-fey’i, n. 1758

[637] . Buhari, K. Kısmı-l-fey’i, Babu ve mine-d-delîli ala enne-l-humuse, n.

111/4; Neseî, K. Kısmı-l-fey’i, n. 4141; İbn-i Mace, K. Cihad, Babu

kısmeti-l-humusi, n. 2881

[618]. Buhari, K. Cum’a, Babu-l-cum’ati fi-l-kurâ, K. Utıkraz, Babu-l-abdi

râın fi mali seyyidihî, K. Vesâyâ, Babu min ba’di vasiyetin, K. Itk, Babu

kerâhiyeti-t-tetavuli ala-r-rakîkı, K. Nikah, Babu kû enfüseküm, K. Ahkâm,

Babu-l-evveli; Müslim, K. İmâret, Babu fazileti-l-imamı-l-âdil, n. 1829;

Tirmizî, K. Cihad, Babu fi-l-imam, n. 1507

[619]. Buhari, K. Eymânı ve-n-nüzûr, b. kavlihî teâlâ (lâ yuâhızküm), n.

159/8, K. Keffârât, Babu-l-keffârât kalbe-l-hınsı, n. 183/8, K. Ahkam, Babu

men lem yes’el-il-imârete eânehullah n. 79/9; Müslim, K. Eymân, Babu

nüdibe men halefe yemînen, n. 1652, K. İmaret, n. 13; Neseî, K. Kuzâti,

Babu-n-nehyi an mesdeti-l-imare, n. 5386; Tirmizî, K. Nüzûr, Babu fî men

halefe-alâ yemînin, n. 1529

[620]. Müslim, K. İmâret, Babu-n-nehyi an talebi-l-imârâti, n. 14; Buhari,

K. Ahkâm, Babu mâ yekrahu mine-l-hırsı ala-l-emâreti

[621]. Tirmizî, K. Zekât, Babu-l-âmili ala-s-sadakati fi-l-hakkı, n. 645; İbn-i

Mace, K. Zekat, Babu fi ummâli-s-sadakati, n. 1809

[622]. Müslim, K. İmâret, Babu-l-istihlâfi ve terkihi, n. 1823; Tirmizî, K.

Fiten, Babu fi-l-hilafe, n. 2226

[623]. Buhari, K. Talak, Babu izâ eslemeti-l-müşrike, K. Şurût, Babu ma

yecûzu mine-ş-şurûti fi-l-islam, K. Ahkam, Bâbu bey’ati-n-nisâi, n. 99/9;

Müslim, K. İmâret, Babu keyfiyeti bey’atin-nisâi, n. 1866

[624]. Buhari, K. Ahkâm, Babu bey’ati-s-sağîri, n. 98/9

[625]. Müsned, 1/53; Buhari, K. Ahkâm, b. rızkı-l-hukkâm ve-l-âmilîne, n.

85/9; Neseî, K. Zekat, b. men a’tâhu-llahe mâlen, n. 2605; Müslim, n. 1045

[626]. Buhari, K. Ahkâm, Babu hedâyâ-l-ummâli, n. 88/9, K. Hîbe, Babu

men lem yakbel-il-hediyyete li illetin, n. 209/3, K. Eymân, Babu keyfe

kanet yeminü-n-Nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem, n. 162/8, K. Hayl,

Babu ihtiyâli-l-âmili; Müslim, K. İmâret, Babu tahrîmi hedâyâ-l-ummali, n.

1832; Dârimî, K. Zekat, Babu mâ yühdâ li ummâli-s-sadaka, Müsned, n.

423/5

[627]. Tirmizî, K. Ahkâm, Babu fi’l-imamı’r-râiyyeti, n. 1333

[628]. Müslim, K. Cuma, Babu tahfîfi-s-Salâtı ve-l-hutbeti, n. 867; Neseî,

K. Cenâiz, Babu-s-salâti ala men aleyhi deynün, n. 1964; İbn-i Mace, K.

Mukaddime, n. 45, K. Sadakât, Babu men tereke deynen, n. 2416

[629]. Neseî, K. Cenâiz, Babu-s-salâti alâ men aleyhi, n. 1965; İbn-i Mace,

K. Mukaddime, n. 45, K. Sadakât, Babu men tereke deynen, n. 2416, K.

Ferâiz, Babu zevi-l-erhâm, n. 2738; Buhari, K. Kefale, Babu-d-deyn, n.

128/3, K. Ferâiz, n. 8/187, K. Istikrâz, Babu-s-salati ala men terake deynen,

K. Tefsir, (Ahzab suresi); Müslim, K. Ferâiz b. men terake mâlen, n. 1619;

Tirmizî, K. Ferâiz, Babu men terake malen, n. 2091, K. Cenâiz, Babu-s-

salati ala-l-medyun, n. 1070

[630]. Buhari, K. Meğazi, Babu gazveti-l-hendek, n. 137/5, k, Şehâdât,

Babu bülûğı-sıbyânı ve şehâdetihim, n. 231/3; Müslim, K. İmaret, Babu

beyân-ı sinni-l-buluğ, n. 1868; Tirmizî, K. Cihad, Babu haddi bülûği-s-

racul, n. 1711, K. Ahkam, b. haddi bülûği-r-racul, n. 2543; Neseî; İbn-i

Mace, K. Hudud, Babu men la yecibü, n. 2543, K. Talak, Babu metâ yakau,

n. 3461

[631]. İbn-i Mace, K. Mukaddime, Babu fazlı Ömer, n. 108

[632]. Buhari, K. İ’tısâm, Babu mâ yekrahu mine-t-taammuki, n. 121/9, K.

Ferâiz, Babu kavli-n-Nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem, Mâ teraknâhu

sadaka, n. 113/5; Müslim, K. Cihad, Babu hukmi-l-fey’i, n. 1757; Tirmizî,

K. Seyr, Babu fî tereketi rasulillah sallallahu aleyhi ve sellem n. 1610;

Neseî, K. Kısmı-l-fey’i, n. 4140

[633]. Buhari, K. Cihad, n. 46/4; Müslim, K. Cihad, Babu hukmi-l-fey’i, n.

1757; Tirmizî; K. Cihad, Babu fi-l-fey’i, n. 1719; Neseî, K. Kısmı-l-fey’i, n.

4145

[634]. Buhari, K. Farzı-l-hums, Babu farzı-l-hums, n. 96/4; Müslim, K.

Cihad, Babu hukmi-l-fey’i, n. 1759; Neseî, K. Kısmı-l-fey’i, n. 4146

[635]. Buhari, K. Farzı-l-hums, Babu nafakati nisâi-n-Nebiyyi sallallahu

aleyhi ve sellem, n. 99/4; Müslim, K. Cihad, Babu “la nûrisu” mâ teraknâhu

sadaka, n. 1760; Tirmizî

[636]. Buhari, K. Meğâzî, Babu hadisi beni-n-Nadr, n. 115/5; Müslim, K.

Cihad, Babu hukmi-l-fey’i, n. 1758

[637]. Buhari, K. Kısmı-l-fey’i, Babu ve mine-d-delîli ala enne-l-humuse, n.

111/4; Neseî, K. Kısmı-l-fey’i, n. 4141; İbn-i Mace, K. Cihad, Babu

kısmeti-l-humusi, n. 2881

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Dikkatli olunuz,

hepiniz çobansınız ve hepiniz yaptığınızdan mesulsünüz. İnsanlar üzerine

emir olan kimse onların çobanı durumundadır, o onlardan mesuldür. Erkek

ev halkı üzerine çobandır. O da onlardan mesuldür. Kadın, kocasının evine

ve çocuklarına çobandır. O da onlardan mesuldür. Köle efendisinin malı

üzerine çobandır. O da ondan mesuldür. Hepiniz çoban durumundasınız,

hepiniz idareye memur olduğundan mesulsünüz.” [618]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana şöyle dedi: “Ya Abdurrahman

bin Sümüre, yöneticilik isteme, bu sana sen istediğinden dolayı verilirse

onunla baş başa bırakılırsın, eğer yöneticilik sana istemeden verilirse bu işte

(Allah tarafından) yardım olunursun.” [619]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de vefat edinceye kadar bu iki

kimseden hiçbir görevde yararlanmak istemedi. [620]

“Hakkıyla zekat tahsildarlığı yapan kimse evine dönene kadar (sevapta)

Allah yolunda gazaya çıkan kimse gibidir.” [621]

İbn-i Ömer; Allah’a yemin ederim ki babam Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem ve Ebû Bekir’den başkasını anmadı ve anladım ki o, Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem’i kimseye denk tutmayacak ve yerine halife

tayin etmeyecektir, dedi. [622]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, katiyen hiçbir kadının eline elini

sürmemiştir. Ancak her bir kadından biatı sözle aldı. Bir kadından biat alır

da kadın da biat etti mi, “Git ben senin biatını kabul ettim,” derdi. [623]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “O küçüktür,” buyurdu. Ve (çocuk

olan) İbn-i Hişam’ın başını (eliyle) mesh etti. [624]

Ömer radıyallahu anh beni zekât memuru tayin etmişti. Vazifemi bitirdiğim

vakit bana ücret verilmesini emretti. Ben Allah için vazife gördüm (karşılık

almak için değil) dedim. Ömer: Sana verileni al. Ben Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem’in sağlığında zekat tahsildarlığı yaptım, bana vazifem

karşılığında ücret verdi, dedi. [625]

“Bu tahsildarın tutumu nedir, onu biz göreve gönderiyoruz geliyor şu sizin,

şu da bana hediye edildi, diyor. Dikkat! Annesinin veya babasının evinde

otursun baksın bakalım ona bir şey hediye edilecek mi? Yoksa edilmeyecek

mi? (Bundan böyle) sizden biriniz bu hediyeden bir şey ile gelmesin.

Sizden zekat mallarından (haksız yere) bir şey alan kıyamet gününde o malı

da (omzunda) getirir. Eğer o mal deve ise, onun feryadı, inekse böğürmesi,

koyunsa acı bir melemesi vardır. Sonra Rasûlullah iki ellerini o kadar

kaldırdı ki hatta biz koltuklarının beyazlığını gördük sonra, “Ey Allah’ım

tebliğ ettim mi?” buyurdu. [626]

Râvî Ebû Meryem dedi ki: Bunun üzerine Muaviye halkın ihtiyaçlarını

(dinleyip tespit etmek üzere) bir adam görevlendirdi. [627]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Ben mü’minlere kendilerinden daha

yakınım. Kim mal bırakırsa malı mirasçılarınındır. Kim de bir borç ve

çocuk bırakırsa çocuklara bakmak bana ait borcu ödemek de benim

üzerimedir,” buyurdu. [628]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Kim mal bırakırsa vârislerine aittir.

Kim de borç bırakırsa bize aittir,” buyurdu. [629]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e İbn-i Ömer Uhud harbi gününde on

dört yaşında iken arz olundu. Ona müsaade etmedi. Hendek harbi gününde

onbeş yaşında iken arz olundu. Ona (muharibler sınıfına yazılmasına)

müsaade etti. [630]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim:

“Gerçekten Allah (c.c) hakkı Ömer’in diline koydu. Ömer o hakla

konuşur.” [631]

Ebû Dâvud dedi ki: Hazreti Abbas ile Hazreti Ali, Hazreti Ömer’den malın

aralarında iki yarıya bölünmesini istemişlerdi. Yoksa Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem’in, “Bizim malımıza vâris olunmaz, bizim bıraktığımız mal

sadakadır,” sözünden cahilliklerinden değildi. Onlar doğru ve hakikatten

başka bir şey istemiyorlardı. Hazreti Ömer de, “Ben Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem’in malına taksim ismini koyduramam Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem’den kaldığı üzere bırakırım,” dedi. [632]

İbn-i Abde şöyle dedi: Ata ve silaha sarf edilirdi. [633]

Ebû Bekir radıyallahu anh dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem

şöyle buyurdu: “Bize vâris olunmaz, bizim bıraktığımız sadakadır. Ancak

Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ailesi bu maldan yer, istifade eder.”

Allah’a yemin olsun ki ben, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in

sağlığında sadaka olan şeylerden hiçbirini o zamanki halinden değiştirmem.

Onu Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yaptığı gibi yaparım, dedi.

Bunun üzerine Ebû Bekir radıyallahu anh, bu malları Fatıma radıyallahu

anhâ’ya vermekten kaçındı. [634]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Benim vârislerim (benim

bırakacağım) bir dinarı bile bölüşmezler, terekemden hanımlarımın geçimi

ve görevlimin maaşından artan sadakadır” buyurdu. [635]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem vefat ettiği vakit, Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem’den kalan sekizde bir miraslarını isteyivermesi

için Osman bin Affan radıyallahu anh’ı Ebû Bekir radıyallahu anh’a

göndermek istediler. Aişe radıyallahu anhâ, onlara Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem, “Bize vâris olunmaz. Bizim terekemiz sadakadır,”

buyurmadı mı? dedi. [636]

Râvî dedi ki: Ebû Bekir radıyallahu anh, beşte biri Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem’in taksim ettiği gibi yapardı. Şu kadar ki; Ebû Bekir

radıyallahu anh, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yakınlarına

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in verdiği gibi vermezdi. Ömer

radıyallahu anh, ve ondan sonra Osman radıyallahu anh ise Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem’in yakınlarına hisse verirdi. [637]

Babasından, dedesinden talak hakkında rivâyeti var. Kendisinden Zübeyr

bin Hâşimî’nin rivâyeti var. İbn-i Hıbbân kendisini sikat arasında

zikretmiştir. (Tehzib et-Tehzib, c. 5, s. 325)

Nafi-bin Abdülhasr’ın azatlı kölesi idi. Kûfe’de bulunuyordu. Hazreti

Ali’nin halifeliği sırasında kendisini Horasan Valiliğine tayin etmişti.

Kur’an-ı Kerim ve fıkıh ilmini kendinde toplamış bir zattı. Hazreti Ömer

onun hakkında; Abdurrahman bin Ebzâ, Allah Teâlâ’nın kendilerinin

Kur’an sayesinde yükselttiği bahtiyarlardandır, demiştir.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den 12 hadis rivâyet etmiştir.

Ashab-ı kiramdandır. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in babasından

emanet bir zırh olduğunu rivâyet etmiştir. İbn-i Hıbbân kendisini bir kere

sahabe arasında bir kere de tâbiînin sıkatı arasında zikretmiştir. (Tehzib et-

Tehzib, c. 6, s. 199)

Cüzzam kabilesindendir. Ashab-ı kiramdan olduğu söylenir. Medine sıtması

hakkında Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den bir hadis rivâyet

etmiştir. Kendisinden Dâvud bin Husayn ve Abdullah bin Ebû Süfyan ve

başkaları rivâyette bulunmuştur. (Tehzib et-Tehzib, c. 7, s. 168)

Hazreti Ebû Zer’in anne bir kardeşidir. Mekke’de ilk iman edenlerdendir.

Önce kavmine döndü, sonra Medine’ye hicret etti. Müslüman olmadan önce

de putlara tapmaktan sakınırdı. Önce Şam’a, oradan da Humus’a inmiş,

Humus’ta vefat etmiştir. Hazreti Osman’ın halifeliğinin son günlerinde

vefat etmiştir. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den rivâyette

bulunmuştur. (Tehzib et-Tehzib, c. 8, s. 69)

Basralıdır. Babası Hakim bin Muaviye’den rivâyeti var. Babası Hakim’de

Ashabtan olan dedesi Muaviye bin Hayda’dan rivâyeti var. (el-İstiab, c. 3, s.

1415)

Künyesi Ebû Amr’ asıl adı Adiy’dir. Ebûl Beddah lakabıdır. Kendisi

güvenilir bir zattır. Bazıları sahabî olduğunu söylemişlerdir. Ensarın

müttefiki idi. Aslen Kuza kabilesindendir. Sonradan ensardan sayılmıştır.

(el-İstiab, c. 4, s. 1608)

Asıl ismi kesin olarak belli değildir.

Hanife veya Hakim olduğu söylenir. Amcasından rivâyeti var, kendisinden

Ali bin Zeyd bin Cedan ve Seleme bin Dinar rivâyette bulundular. (Tehzib

et-Tehzib, c. 3, s. 64)

İsmi ve asıl künyesi hakkında ihtilaf edilmiştir. Ebû’l-Sahba el-Berkî ve

başkalarından rivâyette bulunmuştur. Kendisinden de Ebû Sahr, Amr bin

Muaviye el-Eşcî rivâyet etmişlerdir. (Tehzib et-Tehzib, c. 12, s. 240)

Basra’lıdır. Doksan beş yılında vefat etmiştir. İbn-i Maîn kendisini sikat

arasında saymıştır. Ebû Musa-l-Eşarî’den ve Ebû Hüreyre’den rivâyet

etmiştir. (Tehzib et-Tehzib, c. 5, s. 12)

Kûfe’nin hadis şeyhlerindendir. Hadisleri pek çok değildir. İbn-i Hıbbân

kendisini sikat arasında zikretmiştir. Yusuf bin Amr’ın Kûfe valiliği

sırasında 125 yılında Kûfe’de vefat etmiştir. (Tehzib et-Tehzib, c. 1, s. 355)

Elsem kabilesindendir. Medine yakınında Arac köyünde otururdu.

Tâbiîndendir, hadisleri makbuldür. Ebû Hüreyre’den ve babasından rivâyeti

vardır. (el-Menhel, c. 3, s. 206)

Babası Muaviye bin Hayda Basra’lı sayılır. Horosan’da savaşmış ve orada

vefat etmiştir. Oğlu Hakim bin Muaviye kendisinden rivâyette bulunmuştur.

(el-İstilab, c. 3, s. 1415)

Huneyn savaşından sonra inanmıştır. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem’e kavmi için elçi olarak gelmiştir. Rabib’de en son ölen sahabidir.

Allah kendisinden razı olsun. (Tehzib, c. 7, s. 164)

Bir rivâyette babasının adı Haddam’dır. Ensardandır. Babası Haddam

kendisini evlendirmiş, kocası Uhud’da şehit düşmüştür. Babası Haddam

ikinci defa kendisini nikahlamış, o da kayını ile evlenmeyi istediği için

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e şikayette bulunmuştur. Hadiste

görüleceği gibi, bu kadın dul olduğu ve kendisinden izin alınmadığı için

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem nikahını geçersiz saymıştır. (el-

Menhel, c. 3, s. 272)

Ashab-ı kiramdandır. Kûfe’de yeleşmiştir. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem’den, Cündeb el-Hayr’dan ve hazreti Ömer’in kızı Hafsa’dan

rivâyette bulunmuştur. (Tehzib et-Tehzib, c. 2, s. 166)

Hırmas veya Ebû Hariz, Hicaz’lıdır. Kimliği bilinmiyor. Ferruh’un İbn-i

Ömer’den Mina’da şeytan taşlama günlerinde Mekke’de yatmanın

hükmünü sorduğunu rivâyet etmiştir. İbn-i Cüreyc de kendisinden rivâyette

bulunmuştur. (Tekmile Menhel, c. 2, s. 108)

Ashab-ı kiramdandır. Benî Sehm kolundandır. Ebû Ümâme el-Bahili’nin

kabilesindendir. Amcasının oğlu zenginliği ile meşhur Habib bin Vail’dir.

Ebû Dâvud sahih isnad ile kendisinden rivâyette bulunmuştur.

Yemame’de en son vefat eden sahabi Hirmas radıyallahu anh’dır. İkrime bin

Ammar; ben kendisine yüz iki yılında yetiştim, diyor. Allah kendisinden

razı olsun. (Tehzib et-Tehzib, c. 11, s. 28)

Ashabtan olup olmadığı ihtilaflı ise de kuvvetli olan sahabi olmasıdır.

Mekke’de yaşamıştır. Doğrudan Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den

rivâyet etmiştir. (Tehzib, c. 1, s. 389)

Asıl ismi Abdullah’tır. Muhammed bin Mesleme el-Sârî’nin çocuklarından

rivâyette bulundu. Muhammed bin İshak da ondan rivâyet etti. (Tehzib, c.

12, s. 310

Tâbiîndendir. Babası İyas ashabın büyüklerindendir. Muhammed bin İyas,

Ebû Hüreyre’den Aişe radıyallahu anhâ’dan İbn-i Ömer’den rivâyette

bulunmuştur. (Tehzib, c. 9, s. 68)

Kûfe’lidir. Kûfe’de kadı idi. Fakih faziletli güzel sîretli, zahid, şeceatli, çok

zekî bir zat idi. Kadı iken vefat etmiştir. (Zirikli Alâm, c. 6, s. 167)

Ashab-ı kiramdandır. Veda haccında hazır bulunmuştu. Neseî ve Ebû

Dâvud; hasen bir senedle kendisinden rivâyette bulunmuşlardır. (İsabe, c. 3,

s. 369)

Kureyş’in Sehm kolundandır. Babası Ebû Vedaa’nın asıl adı Haris’tir. Haris

Bedir’de müslümanlara esir düştü. Oğlu Muttalib onu fidye ödeyerek

kurtardı. Mekke’nin fethinde Muttalib iman etti. Önce Kûfe’ye sonra

Medine’ye hicret etti. Kendisinden oğulları Kesir ve Cafer’in rivâyetleri

vardır. Kendisi sahabidir. (el-İstiab, c. 3, s. 1402)

Abdurrahman bin Avf’ın kız kardeşi Şifa Hatun’un oğludur. Hicretin ikinci

yılı dünyaya gelmiştir. Peygamberimizin vefatında sekiz yaşında idi.

Hazreti Osman’ın şehid edilmesine kadar Medine’de kaldı, sonra Mekke’ye

gitti. Mekke’nin Şamlılar tarafından kuşatılmasında mancılıkla atılan bir taş

ile şehid oldu. İttikalı abid zahid bir zat idi. Kendisinden Urve bin Zübeyr,

Ali bin Hüseyin rivâyette bulundu. Ölümü hicretin altmışdördüncü yılına

rastlar. (el-İstiab, c. 3, s. 1399)

İbn-i Hıbbân kendisini sahabe arasında zikretmiştir. Babasından ve amcası

Rukane’den rivâyeti var. İbn-i Hıbban kendisini sikat arasında zikretmiştir.

(Tehzib et-Tehzib, c. 5, s. 4-8)

Kûfe halkından sayılır. Ashab-ı kiramdandır. Veda haccında bulunmuş,

babasının terkisinde binitli olarak Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in

veda hutbesini dinlemiştir. Meşhur muhaddis İbn-i Nubayt’ın babasıdır. (el-

İstiab, c. 4, s. 1492)

Sikattandır. Sahabiyattan olan büyük annesi Serrâ binti Vahban’dan rivâyeti

var. Kendisinden Ebû Asım rivâyette bulunmuştur. (Tehzib et-Tehzib, c. 3,

s. 258)

Tâbiîndendir. Aslen Medine’lidir. Öğrendiği hadisleri yazanlardandır.

Hicretin yetmiş yedinci yılında dünyaya gelmiş, yüzelli dört yılında vefat

etmiştir. (Tehzib et-Tehzib, c. 3, s. 260)

Ashab-ı kiramdandır. Basra’ya yerleşmiştir. Kendisinden iki hadis rivâyet

edilmiştir. Birisi İbn-i Mace’nin rivâyet ettiği “acve cennettendir” hadisidir.

Birisi de veda haccı ile ilgili olan hadis-i şeriftir. Hazreti Muaviye’nin

hilafeti devrinde yetiştiği anlaşılıyor. (Tehzib et-Tehzib, c. 3, s. 231)

Medine’lidir. Evs kabilesine mensuptur. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem’den rivâyeti var. Kendisinden torunu Cafer bin Abdullah rivâyette

bulunmuştur. (Tehzib et-Tehzib, c. 3, s. 231)

Ashab-ı kiramdandır. Mısır’da yerleşmiştir. Hazreti Muaviye kendisini h.

46 yılında Trablus’ta görevlendirdi. Afrika savaşlarında bulundu.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den rivâyeti var. Berka emîri iken 56

yılında Berka’da vefat etmiştir. (Tehzib et-Tehzib, c. 3, s. 299)

Künyesi Ebû Süreyyâ’dır. Medine’de yerleşmiştir. Hayatının son günlerinde

Merve’ye intikal etti. Rebi bin Sebre oğludur. Oğlu kendisinden hadis

rivâyet etmiştir. Bilhassa mavakkat nikahın yasak olduğunu, önce ruhsat

verilmişse de bunun kaldırıldığını babası Sebre’den rivâyet etmiştir. (el-

İstiab, c. 2, s. 579)

Ashab-ı kiramdandır. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den rivâyette

bulunmuştur. Basra’da yerleşmiştir. Cemel vakasında yüz yaşında iken

vefat etmiştir. (Tehzib et-Tehzib, c. 4, s. 137)

Hicretin 47. yılında dünyaya geldi. 121. yılında vefat etti. Ashab-ı kiramdan

bilhassa Cündeb bin Abdullah Ebû Cuhayfe’yi görümüş, onlardan da hadis

rivâyet etmiştir. Kûfe’de bir fitneye uğramaktan korktuğu için Yemame’ye

gitmiş, orada kalmıştır. (Tehzib et-Tehzib, c. 4, s. 157)

Tâbiîndendir. Ensar ve muhacirlerle görüşmüştür. Ebû Hüreyre Suhayb ve

Sa’d bin Ebû Vakkas’dan rivâyeti vardır. Ya’lâ bin Hakim ondan rivâyette

bulunmuştur. Kendisi rivâyetleri makbul bir sahabidir. İbn-i Hıbbân

kendisini sikat arasında zikretmiştir. Ebû Hatem; meşhur değil ama

muteberdir, der. (el-Menhel Tekmile, c. 2, s. 246)

Ashabtan olup olmadığı ihtilaflıdır. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e

yetiştiği rivâyet edilmişse de, ashabı görerek tâbiîn sınıfına girdiği daha

sahihtir. Ebû Ümâme başta olmak üzere Abdullah bin Zübeyr, Avf bin

Malik, Mikdat bin el-Esved’den, Mikdat bin Ma’d, Kerib’den ve Ebû

Hüreyre’den rivâyeti var. Neseî kendisini sikat arasında zikretmiştir. İbn-i

Sa’d’ın kaydına göre hicretin 130. yılı vefat etmiştir. (Tehzib et-Tehzib, c. 4,

s. 166)

Ashab-ı kiramdandır. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den hadis

rivâyetinde bulunmuştur. Kendisinden Ziyad bin Haka ve Ali bin Akmer

rivâyette bulunmuşlardır. (Tehzib, c. 1, s. 219)

Kûfe’lidir. Tâbiîndendir. Sikadır. Halid bin Abdullah’ın valiliğinde Kûfe’de

vefat etmiştir. İbn-i Abbas, İbn-i Ömer ve başkalarından rivâyette

bulunmuştur. Kendisinden İshak bin Ebû Halid ve başkaları rivâyette

bulunmuştur. (Tehzib et-Tehzib, c. 11, s. 111)

Ashab-ı kiramdandır. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den rivâyeti

var. Kendisinden Amr bin Abdullah bin Safvan bin Ümeyye el-Cemhu

rivâyette bulunmuştur. Buhari de Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i

gördüğünü kaydetmiştir. (Tehzib, c. 11, s. 337)

Tâbiîndendir. Basra’da yaşamıştır. Doksan tarihinden sonra vefat etmiştir.

İbn-i Ömer ve Berâ bin Âzib’ten rivâyeti var. (Tehzib et-Tehzib, c. 11, s.

436)

Yahya bin Maîn kendisini tâbiîn arasında zikretmiştir. İbn-i Hıbban sikat

arasında saymıştır. Babası Feyruz’dan rivâyeti var. Kendisinden Urve bin

Gazîze ve Kesîr es-Sa’nânî rivâyette bulunmuştur. (Tehzib et-Tehzib, c. 4, s.

449)