VE FEY’ BÖLÜMÜ · 20 – BEŞTE BİR (HUMUS) PAYIN VE HAZRETİ PEYGAMBER’İN YAKINLARININ HİSSESİNİN SARF EDİLECEKLERİ YERLER










2978 – Cübeyr bin Mut’ım radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre:
Kendisi Osman bin Affan ile birlikte hazreti peygamberin humustan
ayırdığı bir payı Haşim oğullarıyla Muttalib oğulları arasında
paylaştırdığını konuşarak Rasûlullah’ın huzuruna varmışlar.
Cübeyr söze şöyle devam etmiş: Ben şöyle dedim: “Ya Rasûlallah, sen
kardeşimiz olan Muttalip oğullarına hisse verdin, bize hiçbir şey vermedin.
Halbuki size bizim yakınlığımızla onların yakınlığı müsâvîdir,” dedim.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle cevap verdi: “Gerçekten Haşim
oğulları ve Muttalip oğulları aynı şeydir,” buyurdu.
Cübeyr dedi ki: “O taksimde Haşim oğulları ve Muttalip oğulları’na hisse
verildiği gibi Abduşşems ve Nevfel oğulları’na hisse verilmemişti.”
Râvî dedi ki: Ebû Bekir radıyallahu anh, beşte biri Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem’in taksim ettiği gibi yapardı. Şu kadar ki; Ebû Bekir
radıyallahu anh, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yakınlarına
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in verdiği gibi vermezdi. Ömer
radıyallahu anh, ve ondan sonra Osman radıyallahu anh ise Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem’in yakınlarına hisse verirdi. [637]
İZAH
Haşim oğulları, Abduşşems oğulları, Nevfel oğulları, Muttalip oğulları
hepsi de Abdumenâf’ta birleşirler. Bunun için Cübeyr bin Mut’ım, Muttalıp
oğulları’na kardeşlerimiz diye hitap etmiştir.






2979 – Cübeyr bin Mut’ım radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Humus’tan Haşim oğulları’na ve
Muttalip oğulları’na verdiği gibi Abduşşems oğulları ile Nevfel oğulları’na
hiçbir şey vermedi. Ebû Bekir radıyallahu anh, Humus’u Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem’in taksimi gibi taksim ederdi. Şu kadar ki; o
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yakınlarına verdiği gibi Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem’in yakınlarına hisse ayırmazdı. Hazreti Ömer ve
ondan sonra gelen halifeler ise hisse ayırırlardı.
[618] . Buhari, K. Cum’a, Babu-l-cum’ati fi-l-kurâ, K. Utıkraz, Babu-l-abdi
râın fi mali seyyidihî, K. Vesâyâ, Babu min ba’di vasiyetin, K. Itk, Babu
kerâhiyeti-t-tetavuli ala-r-rakîkı, K. Nikah, Babu kû enfüseküm, K. Ahkâm,
Babu-l-evveli; Müslim, K. İmâret, Babu fazileti-l-imamı-l-âdil, n. 1829;
Tirmizî, K. Cihad, Babu fi-l-imam, n. 1507
[619] . Buhari, K. Eymânı ve-n-nüzûr, b. kavlihî teâlâ (lâ yuâhızküm), n.
159/8, K. Keffârât, Babu-l-keffârât kalbe-l-hınsı, n. 183/8, K. Ahkam, Babu
men lem yes’el-il-imârete eânehullah n. 79/9; Müslim, K. Eymân, Babu
nüdibe men halefe yemînen, n. 1652, K. İmaret, n. 13; Neseî, K. Kuzâti,
Babu-n-nehyi an mesdeti-l-imare, n. 5386; Tirmizî, K. Nüzûr, Babu fî men
halefe-alâ yemînin, n. 1529
[620] . Müslim, K. İmâret, Babu-n-nehyi an talebi-l-imârâti, n. 14; Buhari,
K. Ahkâm, Babu mâ yekrahu mine-l-hırsı ala-l-emâreti
[621] . Tirmizî, K. Zekât, Babu-l-âmili ala-s-sadakati fi-l-hakkı, n. 645; İbn-i
Mace, K. Zekat, Babu fi ummâli-s-sadakati, n. 1809
[622] . Müslim, K. İmâret, Babu-l-istihlâfi ve terkihi, n. 1823; Tirmizî, K.
Fiten, Babu fi-l-hilafe, n. 2226
[623] . Buhari, K. Talak, Babu izâ eslemeti-l-müşrike, K. Şurût, Babu ma
yecûzu mine-ş-şurûti fi-l-islam, K. Ahkam, Bâbu bey’ati-n-nisâi, n. 99/9;
Müslim, K. İmâret, Babu keyfiyeti bey’atin-nisâi, n. 1866
[624] . Buhari, K. Ahkâm, Babu bey’ati-s-sağîri, n. 98/9
[625] . Müsned, 1/53; Buhari, K. Ahkâm, b. rızkı-l-hukkâm ve-l-âmilîne, n.
85/9; Neseî, K. Zekat, b. men a’tâhu-llahe mâlen, n. 2605; Müslim, n. 1045
[626] . Buhari, K. Ahkâm, Babu hedâyâ-l-ummâli, n. 88/9, K. Hîbe, Babu
men lem yakbel-il-hediyyete li illetin, n. 209/3, K. Eymân, Babu keyfe
kanet yeminü-n-Nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem, n. 162/8, K. Hayl,
Babu ihtiyâli-l-âmili; Müslim, K. İmâret, Babu tahrîmi hedâyâ-l-ummali, n.
1832; Dârimî, K. Zekat, Babu mâ yühdâ li ummâli-s-sadaka, Müsned, n.
423/5
[627] . Tirmizî, K. Ahkâm, Babu fi’l-imamı’r-râiyyeti, n. 1333
[628] . Müslim, K. Cuma, Babu tahfîfi-s-Salâtı ve-l-hutbeti, n. 867; Neseî,
K. Cenâiz, Babu-s-salâti ala men aleyhi deynün, n. 1964; İbn-i Mace, K.
Mukaddime, n. 45, K. Sadakât, Babu men tereke deynen, n. 2416
[629] . Neseî, K. Cenâiz, Babu-s-salâti alâ men aleyhi, n. 1965; İbn-i Mace,
K. Mukaddime, n. 45, K. Sadakât, Babu men tereke deynen, n. 2416, K.
Ferâiz, Babu zevi-l-erhâm, n. 2738; Buhari, K. Kefale, Babu-d-deyn, n.
128/3, K. Ferâiz, n. 8/187, K. Istikrâz, Babu-s-salati ala men terake deynen,
K. Tefsir, (Ahzab suresi); Müslim, K. Ferâiz b. men terake mâlen, n. 1619;
Tirmizî, K. Ferâiz, Babu men terake malen, n. 2091, K. Cenâiz, Babu-s-
salati ala-l-medyun, n. 1070
[630] . Buhari, K. Meğazi, Babu gazveti-l-hendek, n. 137/5, k, Şehâdât,
Babu bülûğı-sıbyânı ve şehâdetihim, n. 231/3; Müslim, K. İmaret, Babu
beyân-ı sinni-l-buluğ, n. 1868; Tirmizî, K. Cihad, Babu haddi bülûği-s-
racul, n. 1711, K. Ahkam, b. haddi bülûği-r-racul, n. 2543; Neseî; İbn-i
Mace, K. Hudud, Babu men la yecibü, n. 2543, K. Talak, Babu metâ yakau,
n. 3461
[631] . İbn-i Mace, K. Mukaddime, Babu fazlı Ömer, n. 108
[632] . Buhari, K. İ’tısâm, Babu mâ yekrahu mine-t-taammuki, n. 121/9, K.
Ferâiz, Babu kavli-n-Nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem, Mâ teraknâhu
sadaka, n. 113/5; Müslim, K. Cihad, Babu hukmi-l-fey’i, n. 1757; Tirmizî,
K. Seyr, Babu fî tereketi rasulillah sallallahu aleyhi ve sellem n. 1610;
Neseî, K. Kısmı-l-fey’i, n. 4140
[633] . Buhari, K. Cihad, n. 46/4; Müslim, K. Cihad, Babu hukmi-l-fey’i, n.
1757; Tirmizî; K. Cihad, Babu fi-l-fey’i, n. 1719; Neseî, K. Kısmı-l-fey’i, n.
4145
[634] . Buhari, K. Farzı-l-hums, Babu farzı-l-hums, n. 96/4; Müslim, K.
Cihad, Babu hukmi-l-fey’i, n. 1759; Neseî, K. Kısmı-l-fey’i, n. 4146
[635] . Buhari, K. Farzı-l-hums, Babu nafakati nisâi-n-Nebiyyi sallallahu
aleyhi ve sellem, n. 99/4; Müslim, K. Cihad, Babu “la nûrisu” mâ teraknâhu
sadaka, n. 1760; Tirmizî
[636] . Buhari, K. Meğâzî, Babu hadisi beni-n-Nadr, n. 115/5; Müslim, K.
Cihad, Babu hukmi-l-fey’i, n. 1758
[637] . Buhari, K. Kısmı-l-fey’i, Babu ve mine-d-delîli ala enne-l-humuse, n.
111/4; Neseî, K. Kısmı-l-fey’i, n. 4141; İbn-i Mace, K. Cihad, Babu
kısmeti-l-humusi, n. 2881
[618]. Buhari, K. Cum’a, Babu-l-cum’ati fi-l-kurâ, K. Utıkraz, Babu-l-abdi
râın fi mali seyyidihî, K. Vesâyâ, Babu min ba’di vasiyetin, K. Itk, Babu
kerâhiyeti-t-tetavuli ala-r-rakîkı, K. Nikah, Babu kû enfüseküm, K. Ahkâm,
Babu-l-evveli; Müslim, K. İmâret, Babu fazileti-l-imamı-l-âdil, n. 1829;
Tirmizî, K. Cihad, Babu fi-l-imam, n. 1507
[619]. Buhari, K. Eymânı ve-n-nüzûr, b. kavlihî teâlâ (lâ yuâhızküm), n.
159/8, K. Keffârât, Babu-l-keffârât kalbe-l-hınsı, n. 183/8, K. Ahkam, Babu
men lem yes’el-il-imârete eânehullah n. 79/9; Müslim, K. Eymân, Babu
nüdibe men halefe yemînen, n. 1652, K. İmaret, n. 13; Neseî, K. Kuzâti,
Babu-n-nehyi an mesdeti-l-imare, n. 5386; Tirmizî, K. Nüzûr, Babu fî men
halefe-alâ yemînin, n. 1529
[620]. Müslim, K. İmâret, Babu-n-nehyi an talebi-l-imârâti, n. 14; Buhari,
K. Ahkâm, Babu mâ yekrahu mine-l-hırsı ala-l-emâreti
[621]. Tirmizî, K. Zekât, Babu-l-âmili ala-s-sadakati fi-l-hakkı, n. 645; İbn-i
Mace, K. Zekat, Babu fi ummâli-s-sadakati, n. 1809
[622]. Müslim, K. İmâret, Babu-l-istihlâfi ve terkihi, n. 1823; Tirmizî, K.
Fiten, Babu fi-l-hilafe, n. 2226
[623]. Buhari, K. Talak, Babu izâ eslemeti-l-müşrike, K. Şurût, Babu ma
yecûzu mine-ş-şurûti fi-l-islam, K. Ahkam, Bâbu bey’ati-n-nisâi, n. 99/9;
Müslim, K. İmâret, Babu keyfiyeti bey’atin-nisâi, n. 1866
[624]. Buhari, K. Ahkâm, Babu bey’ati-s-sağîri, n. 98/9
[625]. Müsned, 1/53; Buhari, K. Ahkâm, b. rızkı-l-hukkâm ve-l-âmilîne, n.
85/9; Neseî, K. Zekat, b. men a’tâhu-llahe mâlen, n. 2605; Müslim, n. 1045
[626]. Buhari, K. Ahkâm, Babu hedâyâ-l-ummâli, n. 88/9, K. Hîbe, Babu
men lem yakbel-il-hediyyete li illetin, n. 209/3, K. Eymân, Babu keyfe
kanet yeminü-n-Nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem, n. 162/8, K. Hayl,
Babu ihtiyâli-l-âmili; Müslim, K. İmâret, Babu tahrîmi hedâyâ-l-ummali, n.
1832; Dârimî, K. Zekat, Babu mâ yühdâ li ummâli-s-sadaka, Müsned, n.
423/5
[627]. Tirmizî, K. Ahkâm, Babu fi’l-imamı’r-râiyyeti, n. 1333
[628]. Müslim, K. Cuma, Babu tahfîfi-s-Salâtı ve-l-hutbeti, n. 867; Neseî,
K. Cenâiz, Babu-s-salâti ala men aleyhi deynün, n. 1964; İbn-i Mace, K.
Mukaddime, n. 45, K. Sadakât, Babu men tereke deynen, n. 2416
[629]. Neseî, K. Cenâiz, Babu-s-salâti alâ men aleyhi, n. 1965; İbn-i Mace,
K. Mukaddime, n. 45, K. Sadakât, Babu men tereke deynen, n. 2416, K.
Ferâiz, Babu zevi-l-erhâm, n. 2738; Buhari, K. Kefale, Babu-d-deyn, n.
128/3, K. Ferâiz, n. 8/187, K. Istikrâz, Babu-s-salati ala men terake deynen,
K. Tefsir, (Ahzab suresi); Müslim, K. Ferâiz b. men terake mâlen, n. 1619;
Tirmizî, K. Ferâiz, Babu men terake malen, n. 2091, K. Cenâiz, Babu-s-
salati ala-l-medyun, n. 1070
[630]. Buhari, K. Meğazi, Babu gazveti-l-hendek, n. 137/5, k, Şehâdât,
Babu bülûğı-sıbyânı ve şehâdetihim, n. 231/3; Müslim, K. İmaret, Babu
beyân-ı sinni-l-buluğ, n. 1868; Tirmizî, K. Cihad, Babu haddi bülûği-s-
racul, n. 1711, K. Ahkam, b. haddi bülûği-r-racul, n. 2543; Neseî; İbn-i
Mace, K. Hudud, Babu men la yecibü, n. 2543, K. Talak, Babu metâ yakau,
n. 3461
[631]. İbn-i Mace, K. Mukaddime, Babu fazlı Ömer, n. 108
[632]. Buhari, K. İ’tısâm, Babu mâ yekrahu mine-t-taammuki, n. 121/9, K.
Ferâiz, Babu kavli-n-Nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem, Mâ teraknâhu
sadaka, n. 113/5; Müslim, K. Cihad, Babu hukmi-l-fey’i, n. 1757; Tirmizî,
K. Seyr, Babu fî tereketi rasulillah sallallahu aleyhi ve sellem n. 1610;
Neseî, K. Kısmı-l-fey’i, n. 4140
[633]. Buhari, K. Cihad, n. 46/4; Müslim, K. Cihad, Babu hukmi-l-fey’i, n.
1757; Tirmizî; K. Cihad, Babu fi-l-fey’i, n. 1719; Neseî, K. Kısmı-l-fey’i, n.
4145
[634]. Buhari, K. Farzı-l-hums, Babu farzı-l-hums, n. 96/4; Müslim, K.
Cihad, Babu hukmi-l-fey’i, n. 1759; Neseî, K. Kısmı-l-fey’i, n. 4146
[635]. Buhari, K. Farzı-l-hums, Babu nafakati nisâi-n-Nebiyyi sallallahu
aleyhi ve sellem, n. 99/4; Müslim, K. Cihad, Babu “la nûrisu” mâ teraknâhu
sadaka, n. 1760; Tirmizî
[636]. Buhari, K. Meğâzî, Babu hadisi beni-n-Nadr, n. 115/5; Müslim, K.
Cihad, Babu hukmi-l-fey’i, n. 1758
[637]. Buhari, K. Kısmı-l-fey’i, Babu ve mine-d-delîli ala enne-l-humuse, n.
111/4; Neseî, K. Kısmı-l-fey’i, n. 4141; İbn-i Mace, K. Cihad, Babu
kısmeti-l-humusi, n. 2881
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Dikkatli olunuz,
hepiniz çobansınız ve hepiniz yaptığınızdan mesulsünüz. İnsanlar üzerine
emir olan kimse onların çobanı durumundadır, o onlardan mesuldür. Erkek
ev halkı üzerine çobandır. O da onlardan mesuldür. Kadın, kocasının evine
ve çocuklarına çobandır. O da onlardan mesuldür. Köle efendisinin malı
üzerine çobandır. O da ondan mesuldür. Hepiniz çoban durumundasınız,
hepiniz idareye memur olduğundan mesulsünüz.” [618]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana şöyle dedi: “Ya Abdurrahman
bin Sümüre, yöneticilik isteme, bu sana sen istediğinden dolayı verilirse
onunla baş başa bırakılırsın, eğer yöneticilik sana istemeden verilirse bu işte
(Allah tarafından) yardım olunursun.” [619]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de vefat edinceye kadar bu iki
kimseden hiçbir görevde yararlanmak istemedi. [620]
“Hakkıyla zekat tahsildarlığı yapan kimse evine dönene kadar (sevapta)
Allah yolunda gazaya çıkan kimse gibidir.” [621]
İbn-i Ömer; Allah’a yemin ederim ki babam Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem ve Ebû Bekir’den başkasını anmadı ve anladım ki o, Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem’i kimseye denk tutmayacak ve yerine halife
tayin etmeyecektir, dedi. [622]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, katiyen hiçbir kadının eline elini
sürmemiştir. Ancak her bir kadından biatı sözle aldı. Bir kadından biat alır
da kadın da biat etti mi, “Git ben senin biatını kabul ettim,” derdi. [623]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “O küçüktür,” buyurdu. Ve (çocuk
olan) İbn-i Hişam’ın başını (eliyle) mesh etti. [624]
Ömer radıyallahu anh beni zekât memuru tayin etmişti. Vazifemi bitirdiğim
vakit bana ücret verilmesini emretti. Ben Allah için vazife gördüm (karşılık
almak için değil) dedim. Ömer: Sana verileni al. Ben Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem’in sağlığında zekat tahsildarlığı yaptım, bana vazifem
karşılığında ücret verdi, dedi. [625]
“Bu tahsildarın tutumu nedir, onu biz göreve gönderiyoruz geliyor şu sizin,
şu da bana hediye edildi, diyor. Dikkat! Annesinin veya babasının evinde
otursun baksın bakalım ona bir şey hediye edilecek mi? Yoksa edilmeyecek
mi? (Bundan böyle) sizden biriniz bu hediyeden bir şey ile gelmesin.
Sizden zekat mallarından (haksız yere) bir şey alan kıyamet gününde o malı
da (omzunda) getirir. Eğer o mal deve ise, onun feryadı, inekse böğürmesi,
koyunsa acı bir melemesi vardır. Sonra Rasûlullah iki ellerini o kadar
kaldırdı ki hatta biz koltuklarının beyazlığını gördük sonra, “Ey Allah’ım
tebliğ ettim mi?” buyurdu. [626]
Râvî Ebû Meryem dedi ki: Bunun üzerine Muaviye halkın ihtiyaçlarını
(dinleyip tespit etmek üzere) bir adam görevlendirdi. [627]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Ben mü’minlere kendilerinden daha
yakınım. Kim mal bırakırsa malı mirasçılarınındır. Kim de bir borç ve
çocuk bırakırsa çocuklara bakmak bana ait borcu ödemek de benim
üzerimedir,” buyurdu. [628]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Kim mal bırakırsa vârislerine aittir.
Kim de borç bırakırsa bize aittir,” buyurdu. [629]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e İbn-i Ömer Uhud harbi gününde on
dört yaşında iken arz olundu. Ona müsaade etmedi. Hendek harbi gününde
onbeş yaşında iken arz olundu. Ona (muharibler sınıfına yazılmasına)
müsaade etti. [630]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim:
“Gerçekten Allah (c.c) hakkı Ömer’in diline koydu. Ömer o hakla
konuşur.” [631]
Ebû Dâvud dedi ki: Hazreti Abbas ile Hazreti Ali, Hazreti Ömer’den malın
aralarında iki yarıya bölünmesini istemişlerdi. Yoksa Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem’in, “Bizim malımıza vâris olunmaz, bizim bıraktığımız mal
sadakadır,” sözünden cahilliklerinden değildi. Onlar doğru ve hakikatten
başka bir şey istemiyorlardı. Hazreti Ömer de, “Ben Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem’in malına taksim ismini koyduramam Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem’den kaldığı üzere bırakırım,” dedi. [632]
İbn-i Abde şöyle dedi: Ata ve silaha sarf edilirdi. [633]
Ebû Bekir radıyallahu anh dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem
şöyle buyurdu: “Bize vâris olunmaz, bizim bıraktığımız sadakadır. Ancak
Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ailesi bu maldan yer, istifade eder.”
Allah’a yemin olsun ki ben, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in
sağlığında sadaka olan şeylerden hiçbirini o zamanki halinden değiştirmem.
Onu Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yaptığı gibi yaparım, dedi.
Bunun üzerine Ebû Bekir radıyallahu anh, bu malları Fatıma radıyallahu
anhâ’ya vermekten kaçındı. [634]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Benim vârislerim (benim
bırakacağım) bir dinarı bile bölüşmezler, terekemden hanımlarımın geçimi
ve görevlimin maaşından artan sadakadır” buyurdu. [635]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem vefat ettiği vakit, Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem’den kalan sekizde bir miraslarını isteyivermesi
için Osman bin Affan radıyallahu anh’ı Ebû Bekir radıyallahu anh’a
göndermek istediler. Aişe radıyallahu anhâ, onlara Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem, “Bize vâris olunmaz. Bizim terekemiz sadakadır,”
buyurmadı mı? dedi. [636]
Râvî dedi ki: Ebû Bekir radıyallahu anh, beşte biri Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem’in taksim ettiği gibi yapardı. Şu kadar ki; Ebû Bekir
radıyallahu anh, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yakınlarına
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in verdiği gibi vermezdi. Ömer
radıyallahu anh, ve ondan sonra Osman radıyallahu anh ise Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem’in yakınlarına hisse verirdi. [637]
Babasından, dedesinden talak hakkında rivâyeti var. Kendisinden Zübeyr
bin Hâşimî’nin rivâyeti var. İbn-i Hıbbân kendisini sikat arasında
zikretmiştir. (Tehzib et-Tehzib, c. 5, s. 325)
Nafi-bin Abdülhasr’ın azatlı kölesi idi. Kûfe’de bulunuyordu. Hazreti
Ali’nin halifeliği sırasında kendisini Horasan Valiliğine tayin etmişti.
Kur’an-ı Kerim ve fıkıh ilmini kendinde toplamış bir zattı. Hazreti Ömer
onun hakkında; Abdurrahman bin Ebzâ, Allah Teâlâ’nın kendilerinin
Kur’an sayesinde yükselttiği bahtiyarlardandır, demiştir.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den 12 hadis rivâyet etmiştir.
Ashab-ı kiramdandır. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in babasından
emanet bir zırh olduğunu rivâyet etmiştir. İbn-i Hıbbân kendisini bir kere
sahabe arasında bir kere de tâbiînin sıkatı arasında zikretmiştir. (Tehzib et-
Tehzib, c. 6, s. 199)
Cüzzam kabilesindendir. Ashab-ı kiramdan olduğu söylenir. Medine sıtması
hakkında Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den bir hadis rivâyet
etmiştir. Kendisinden Dâvud bin Husayn ve Abdullah bin Ebû Süfyan ve
başkaları rivâyette bulunmuştur. (Tehzib et-Tehzib, c. 7, s. 168)
Hazreti Ebû Zer’in anne bir kardeşidir. Mekke’de ilk iman edenlerdendir.
Önce kavmine döndü, sonra Medine’ye hicret etti. Müslüman olmadan önce
de putlara tapmaktan sakınırdı. Önce Şam’a, oradan da Humus’a inmiş,
Humus’ta vefat etmiştir. Hazreti Osman’ın halifeliğinin son günlerinde
vefat etmiştir. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den rivâyette
bulunmuştur. (Tehzib et-Tehzib, c. 8, s. 69)
Basralıdır. Babası Hakim bin Muaviye’den rivâyeti var. Babası Hakim’de
Ashabtan olan dedesi Muaviye bin Hayda’dan rivâyeti var. (el-İstiab, c. 3, s.
1415)
Künyesi Ebû Amr’ asıl adı Adiy’dir. Ebûl Beddah lakabıdır. Kendisi
güvenilir bir zattır. Bazıları sahabî olduğunu söylemişlerdir. Ensarın
müttefiki idi. Aslen Kuza kabilesindendir. Sonradan ensardan sayılmıştır.
(el-İstiab, c. 4, s. 1608)
Asıl ismi kesin olarak belli değildir.
Hanife veya Hakim olduğu söylenir. Amcasından rivâyeti var, kendisinden
Ali bin Zeyd bin Cedan ve Seleme bin Dinar rivâyette bulundular. (Tehzib
et-Tehzib, c. 3, s. 64)
İsmi ve asıl künyesi hakkında ihtilaf edilmiştir. Ebû’l-Sahba el-Berkî ve
başkalarından rivâyette bulunmuştur. Kendisinden de Ebû Sahr, Amr bin
Muaviye el-Eşcî rivâyet etmişlerdir. (Tehzib et-Tehzib, c. 12, s. 240)
Basra’lıdır. Doksan beş yılında vefat etmiştir. İbn-i Maîn kendisini sikat
arasında saymıştır. Ebû Musa-l-Eşarî’den ve Ebû Hüreyre’den rivâyet
etmiştir. (Tehzib et-Tehzib, c. 5, s. 12)
Kûfe’nin hadis şeyhlerindendir. Hadisleri pek çok değildir. İbn-i Hıbbân
kendisini sikat arasında zikretmiştir. Yusuf bin Amr’ın Kûfe valiliği
sırasında 125 yılında Kûfe’de vefat etmiştir. (Tehzib et-Tehzib, c. 1, s. 355)
Elsem kabilesindendir. Medine yakınında Arac köyünde otururdu.
Tâbiîndendir, hadisleri makbuldür. Ebû Hüreyre’den ve babasından rivâyeti
vardır. (el-Menhel, c. 3, s. 206)
Babası Muaviye bin Hayda Basra’lı sayılır. Horosan’da savaşmış ve orada
vefat etmiştir. Oğlu Hakim bin Muaviye kendisinden rivâyette bulunmuştur.
(el-İstilab, c. 3, s. 1415)
Huneyn savaşından sonra inanmıştır. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem’e kavmi için elçi olarak gelmiştir. Rabib’de en son ölen sahabidir.
Allah kendisinden razı olsun. (Tehzib, c. 7, s. 164)
Bir rivâyette babasının adı Haddam’dır. Ensardandır. Babası Haddam
kendisini evlendirmiş, kocası Uhud’da şehit düşmüştür. Babası Haddam
ikinci defa kendisini nikahlamış, o da kayını ile evlenmeyi istediği için
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e şikayette bulunmuştur. Hadiste
görüleceği gibi, bu kadın dul olduğu ve kendisinden izin alınmadığı için
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem nikahını geçersiz saymıştır. (el-
Menhel, c. 3, s. 272)
Ashab-ı kiramdandır. Kûfe’de yeleşmiştir. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem’den, Cündeb el-Hayr’dan ve hazreti Ömer’in kızı Hafsa’dan
rivâyette bulunmuştur. (Tehzib et-Tehzib, c. 2, s. 166)
Hırmas veya Ebû Hariz, Hicaz’lıdır. Kimliği bilinmiyor. Ferruh’un İbn-i
Ömer’den Mina’da şeytan taşlama günlerinde Mekke’de yatmanın
hükmünü sorduğunu rivâyet etmiştir. İbn-i Cüreyc de kendisinden rivâyette
bulunmuştur. (Tekmile Menhel, c. 2, s. 108)
Ashab-ı kiramdandır. Benî Sehm kolundandır. Ebû Ümâme el-Bahili’nin
kabilesindendir. Amcasının oğlu zenginliği ile meşhur Habib bin Vail’dir.
Ebû Dâvud sahih isnad ile kendisinden rivâyette bulunmuştur.
Yemame’de en son vefat eden sahabi Hirmas radıyallahu anh’dır. İkrime bin
Ammar; ben kendisine yüz iki yılında yetiştim, diyor. Allah kendisinden
razı olsun. (Tehzib et-Tehzib, c. 11, s. 28)
Ashabtan olup olmadığı ihtilaflı ise de kuvvetli olan sahabi olmasıdır.
Mekke’de yaşamıştır. Doğrudan Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den
rivâyet etmiştir. (Tehzib, c. 1, s. 389)
Asıl ismi Abdullah’tır. Muhammed bin Mesleme el-Sârî’nin çocuklarından
rivâyette bulundu. Muhammed bin İshak da ondan rivâyet etti. (Tehzib, c.
12, s. 310
Tâbiîndendir. Babası İyas ashabın büyüklerindendir. Muhammed bin İyas,
Ebû Hüreyre’den Aişe radıyallahu anhâ’dan İbn-i Ömer’den rivâyette
bulunmuştur. (Tehzib, c. 9, s. 68)
Kûfe’lidir. Kûfe’de kadı idi. Fakih faziletli güzel sîretli, zahid, şeceatli, çok
zekî bir zat idi. Kadı iken vefat etmiştir. (Zirikli Alâm, c. 6, s. 167)
Ashab-ı kiramdandır. Veda haccında hazır bulunmuştu. Neseî ve Ebû
Dâvud; hasen bir senedle kendisinden rivâyette bulunmuşlardır. (İsabe, c. 3,
s. 369)
Kureyş’in Sehm kolundandır. Babası Ebû Vedaa’nın asıl adı Haris’tir. Haris
Bedir’de müslümanlara esir düştü. Oğlu Muttalib onu fidye ödeyerek
kurtardı. Mekke’nin fethinde Muttalib iman etti. Önce Kûfe’ye sonra
Medine’ye hicret etti. Kendisinden oğulları Kesir ve Cafer’in rivâyetleri
vardır. Kendisi sahabidir. (el-İstiab, c. 3, s. 1402)
Abdurrahman bin Avf’ın kız kardeşi Şifa Hatun’un oğludur. Hicretin ikinci
yılı dünyaya gelmiştir. Peygamberimizin vefatında sekiz yaşında idi.
Hazreti Osman’ın şehid edilmesine kadar Medine’de kaldı, sonra Mekke’ye
gitti. Mekke’nin Şamlılar tarafından kuşatılmasında mancılıkla atılan bir taş
ile şehid oldu. İttikalı abid zahid bir zat idi. Kendisinden Urve bin Zübeyr,
Ali bin Hüseyin rivâyette bulundu. Ölümü hicretin altmışdördüncü yılına
rastlar. (el-İstiab, c. 3, s. 1399)
İbn-i Hıbbân kendisini sahabe arasında zikretmiştir. Babasından ve amcası
Rukane’den rivâyeti var. İbn-i Hıbban kendisini sikat arasında zikretmiştir.
(Tehzib et-Tehzib, c. 5, s. 4-8)
Kûfe halkından sayılır. Ashab-ı kiramdandır. Veda haccında bulunmuş,
babasının terkisinde binitli olarak Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in
veda hutbesini dinlemiştir. Meşhur muhaddis İbn-i Nubayt’ın babasıdır. (el-
İstiab, c. 4, s. 1492)
Sikattandır. Sahabiyattan olan büyük annesi Serrâ binti Vahban’dan rivâyeti
var. Kendisinden Ebû Asım rivâyette bulunmuştur. (Tehzib et-Tehzib, c. 3,
s. 258)
Tâbiîndendir. Aslen Medine’lidir. Öğrendiği hadisleri yazanlardandır.
Hicretin yetmiş yedinci yılında dünyaya gelmiş, yüzelli dört yılında vefat
etmiştir. (Tehzib et-Tehzib, c. 3, s. 260)
Ashab-ı kiramdandır. Basra’ya yerleşmiştir. Kendisinden iki hadis rivâyet
edilmiştir. Birisi İbn-i Mace’nin rivâyet ettiği “acve cennettendir” hadisidir.
Birisi de veda haccı ile ilgili olan hadis-i şeriftir. Hazreti Muaviye’nin
hilafeti devrinde yetiştiği anlaşılıyor. (Tehzib et-Tehzib, c. 3, s. 231)
Medine’lidir. Evs kabilesine mensuptur. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem’den rivâyeti var. Kendisinden torunu Cafer bin Abdullah rivâyette
bulunmuştur. (Tehzib et-Tehzib, c. 3, s. 231)
Ashab-ı kiramdandır. Mısır’da yerleşmiştir. Hazreti Muaviye kendisini h.
46 yılında Trablus’ta görevlendirdi. Afrika savaşlarında bulundu.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den rivâyeti var. Berka emîri iken 56
yılında Berka’da vefat etmiştir. (Tehzib et-Tehzib, c. 3, s. 299)
Künyesi Ebû Süreyyâ’dır. Medine’de yerleşmiştir. Hayatının son günlerinde
Merve’ye intikal etti. Rebi bin Sebre oğludur. Oğlu kendisinden hadis
rivâyet etmiştir. Bilhassa mavakkat nikahın yasak olduğunu, önce ruhsat
verilmişse de bunun kaldırıldığını babası Sebre’den rivâyet etmiştir. (el-
İstiab, c. 2, s. 579)
Ashab-ı kiramdandır. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den rivâyette
bulunmuştur. Basra’da yerleşmiştir. Cemel vakasında yüz yaşında iken
vefat etmiştir. (Tehzib et-Tehzib, c. 4, s. 137)
Hicretin 47. yılında dünyaya geldi. 121. yılında vefat etti. Ashab-ı kiramdan
bilhassa Cündeb bin Abdullah Ebû Cuhayfe’yi görümüş, onlardan da hadis
rivâyet etmiştir. Kûfe’de bir fitneye uğramaktan korktuğu için Yemame’ye
gitmiş, orada kalmıştır. (Tehzib et-Tehzib, c. 4, s. 157)
Tâbiîndendir. Ensar ve muhacirlerle görüşmüştür. Ebû Hüreyre Suhayb ve
Sa’d bin Ebû Vakkas’dan rivâyeti vardır. Ya’lâ bin Hakim ondan rivâyette
bulunmuştur. Kendisi rivâyetleri makbul bir sahabidir. İbn-i Hıbbân
kendisini sikat arasında zikretmiştir. Ebû Hatem; meşhur değil ama
muteberdir, der. (el-Menhel Tekmile, c. 2, s. 246)
Ashabtan olup olmadığı ihtilaflıdır. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e
yetiştiği rivâyet edilmişse de, ashabı görerek tâbiîn sınıfına girdiği daha
sahihtir. Ebû Ümâme başta olmak üzere Abdullah bin Zübeyr, Avf bin
Malik, Mikdat bin el-Esved’den, Mikdat bin Ma’d, Kerib’den ve Ebû
Hüreyre’den rivâyeti var. Neseî kendisini sikat arasında zikretmiştir. İbn-i
Sa’d’ın kaydına göre hicretin 130. yılı vefat etmiştir. (Tehzib et-Tehzib, c. 4,
s. 166)
Ashab-ı kiramdandır. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den hadis
rivâyetinde bulunmuştur. Kendisinden Ziyad bin Haka ve Ali bin Akmer
rivâyette bulunmuşlardır. (Tehzib, c. 1, s. 219)
Kûfe’lidir. Tâbiîndendir. Sikadır. Halid bin Abdullah’ın valiliğinde Kûfe’de
vefat etmiştir. İbn-i Abbas, İbn-i Ömer ve başkalarından rivâyette
bulunmuştur. Kendisinden İshak bin Ebû Halid ve başkaları rivâyette
bulunmuştur. (Tehzib et-Tehzib, c. 11, s. 111)
Ashab-ı kiramdandır. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den rivâyeti
var. Kendisinden Amr bin Abdullah bin Safvan bin Ümeyye el-Cemhu
rivâyette bulunmuştur. Buhari de Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i
gördüğünü kaydetmiştir. (Tehzib, c. 11, s. 337)
Tâbiîndendir. Basra’da yaşamıştır. Doksan tarihinden sonra vefat etmiştir.
İbn-i Ömer ve Berâ bin Âzib’ten rivâyeti var. (Tehzib et-Tehzib, c. 11, s.
436)
Yahya bin Maîn kendisini tâbiîn arasında zikretmiştir. İbn-i Hıbban sikat
arasında saymıştır. Babası Feyruz’dan rivâyeti var. Kendisinden Urve bin
Gazîze ve Kesîr es-Sa’nânî rivâyette bulunmuştur. (Tehzib et-Tehzib, c. 4, s.
449)

