NİKAH BÖLÜMÜ · 13 – BİR NİKAH ALTINDA TOPLANMASI CAİZ OLMAYAN KADINLAR




2065 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Kadın halasının, hala da yeğenin,
kadın teyzesinin, teyze de yeğeninin bunlardan, büyük küçüğün, küçük te
büyüğün üzerine nikâhlanamaz,” buyurdu.


2066 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Bir kadınla teyzesini ve bir kadınla
halasını bir nikâh altında birleştirmeyi yasakladı” [94]


2067 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’ın, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem’den rivâyetine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kadınla
halası, kadınla teyzesi arasını ve iki teyze arasını ve iki hala arasını bir
nikah altında birleştirmeyi yasakladı.





















2068 – Urve bin Zübeyr radıyallahu anh’dan rivâyet edilmiştir:
Urve: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’ın zevcesi Aişe radıyallahu
anh’ya şu ayetten sual etti, meâlen: “Eğer yetimler hakkında adalet
yapamayacağınızdan korkarsanız kadınlardan hoşunuza gidenlerden iki, üç
ve dört alın,” (Nisa 4. Ayet) Aişe radıyallahu anha, Ey kız kardeşimin oğlu,
o bir yetim kızdı ki velisinin yanında bulunurdu. Velisi’nin malında ortak
olurdu. Öksüzün malı ve güzelliği velinin hoşuna giderdi de mehrinde
adalet gözetmeksizin ve ona başkasının verdiği kadar mehir vermeksizin
onunla evlenmeyi düşünürdü. Bundan dolayı onları nikâhlamaktan nehy
olundular. Ancak onlar hakkında adalete riayet ederler ve mehirlerinde en
üstün dereceye çıkarlarsa müstesna ve onlardan başka kadınlardan hoşuna
gidenleri nikâhlamakla emrolundular. Urve dedi ki: Aişe radıyallahu anha
şunları söyledi; bundan sonra halk Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem’den yetimler hakkında fetva istemişlerdi.
Aziz ve Celil olan Allah meâlen, “Habibim kadınlar hakkında senden fetva
isterler, de ki; onlar hakkında size ancak Allah fetva verir ve yine Kur’an’da
size okunan ve onlar için farz olanı kendilerine vermediğiniz, nikâhlarına
rağbet ettiğiniz yetim kızlar hakkında da fetvayı Allah verir,” Aişe
radıyallahu anha dedi ki: Allah Teâla’nın kitapta onlara okunduğunu
zikrettiği ilk ayettir ki; sübhan olan Allah orada mealen; “Eğer yetimler
hakkında adalet yapamamaktan korkarsanız kadınlardan hoşunuza
gidenlerinden nikâhlayın,” Aişe radıyallahu anha diyor ki: Aziz ve Celil
olan Allah’ın diğer ayetteki kavli meâlen “ve onları nikâhlanmaya rağbet
edersiniz” bu sizden birinizin evinde olan yetim kıza malı ve güzelliği az
olduğu zaman rağbetidir. Böyle veliler bunlara rağbet göstermedikleri için
malı ve güzelliğine rağbet ettikleri yetim kadınları nikâhlamaktan nehy
olundular. Ancak adalet ederlerse müstesna. Ravi Yunus diyor ki: Rabia:
Aziz ve Celil olan Allah’ın “Eğer yetim kızlar hakkında adalet
yapamamaktan korkarsanız, kelamı, şayet korkarsanız onları bırakın, size
dört kadını helâl kıldım,” manasınadır dedi. [95]












2069 – Ali bin Hüseyin radıyallahu anh’dan rivâyet etmiştir:
Onlar Hz. Hüseyin’in şehid edildiği yerden Hz. Muaviye’nin oğlu Yezid’in
yanından, Medine’ye geldiklerinde Mahreme oğlu Misver, Ali’ye rast geldi
ve ona: “Bana emredeceğin bir ihtiyacın var mı” dedi. Ali de ona ben ona,
“hayır yok,” dedim. Misver:
“Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in kılıcını bana verir misin? Çünkü
ben kavminin o kılıç üzerine galebesinden (elinden gitmesinden)
korkuyorum. Allah’ın varlığına yemin olsun ki; eğer onu bana verirsen, onu
ebedi kimse alamaz, ecelim bana yetişene kadar.” Gerçekten Ali radıyallahu
anh, Hz. Fatıma’nın üzerine almak için Ebû Cehl’in kızına dünür oldu. Ben
bu mevzuda Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’ı şu minberi üzerinde
insanlara hitap ederken dinledim. Halbuki o zaman ben bülûğa ermiştim.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu. “Fatıma bendendir.
Ben Fatıma’nın dininde fitne çıkarılmaktan korkarım.” Misver dedi ki:
Sonra Abdu Şems oğullarıyla (arada mevcut) sıhrıyyetten bahsetti. Onun
akrabalığını çok güzel senâ edip şöyle buyurdu; O bana konuştuğunda
doğru söyledi. Bana vaadde bulundu. Bana karşı vaadini ifa etti. Ben hiçbir
helâli haram etmediğim gibi hiçbir haramı da helâl kılamam. Lâkin Allah’a
yemin ederim ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in kızı ile Allah’ın
düşmanının kızı bir mekânda (bir evde aynı şahsın nikâhında) edebiyyen bir
araya gelemez. [96]

2070 – İbn-i Müleyke’den bir önceki haber rivâyet edildi ancak bu rivâyette
şu ziyade vardı. Misver dedi ki: Bunun üzerine Ali (bir daha) bu nikahdan
bahsetmedi.





2071 – Misver bin Mahreme radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre
şöyle demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in minber üzerinde şöyle
buyurduğunu işittim; “Hişam bin Muğire’nin oğulları kızlarını Ali
radıyallahu anh’a nikâhlamak için benden izin istediler. İzin vermem, izin
vermem (yine izin vermem) ancak Ebû Talib’in oğlu Ali evlenmek
istiyorsa, kızımı boşar onların kızlarıyla evlenir. Muhakkak kızım benden
bir parçadır. Onu şüpheye düşüren şey beni de şüpheye düşürür. Ona eza
veren her şey bana da eza verir.” buyurdu. [97]

