-2. CİLT- · 229 – BİR YAYA DAYANARAK HUTBE OKUMAK











1096 – Şuayb bin Zureyk et-Tâifî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine
göre şöyle demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’le sohbeti bulunan ve kendisine
Hakem bin Hazn el-Külefî’ye denen bir kimsenin sohbetine oturdum. Bana
haber vermeye başladı ve şöyle dedi: Ben yedi kişiden yedincisi yahut
dokuz kişiden dokuzuncusu olmak üzere, Peygamberimize elçi olarak
gitmiştim. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in yanına girdik ve:
– Ey Allah’ın Rasûlü seni ziyarete geldik. Allah’a bizim için hayırla duâ et,
dedik. Bize yahut bizim için biraz hurma getirilmesini emretti. O zaman
durum zayıf idi (yokluk vardı).
Medine’de birkaç gün kaldık. Ve Rasûlullah’la Cuma namazında bulunduk.
Minberde bir asa veya yaya dayanarak ayağa kalktı. Allah’a hamdetti.
Hafif, güzel ve bereketli kelimelerle senâda bulunduktan sonra:
“- Ey nâs, siz emrolunduğunuzun hepsini yapamaz ve takat getiremezsiniz.
Fakat doğru olunuz, müjdeleyiniz” buyurdu. Ebû Ali dedi. Ebû Dâvud’un
şöyle dediğini işittim. Bu hadisten bir kısmını talebelerimden birisi bana
hatırlattı. (O kısmı kitabımın kağıdından kopmuş idi.)
İZAH
Bu hadis-i şerif hutbe okurken âsâ veya kılıç gibi bir şey üzerine
dayanmanın câiz olduğuna delâlet eder.
Sebbeteni: Bana hatırlattı, demektir.






1097 – İbn-i Mes’ûd radıyallahu anh’dan:
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, hutbede şehâdetleri okuduğu vakit
şöyle derdi: “Allah’a hamdolsun. Biz O’ndan yardım bekler ve O’na istiğfar
ederiz. Nefislerimizin şerlerinden Allah’a sığınırız. Allah kimi hidayete
erdirirse, onu kimse saptıramaz. Kimi de saptırırsa onu kimse hidayete
erdiremez. Allah’tan başka ilah olmadığına Hz. Muhammed’in de O’nun
kulu ve Peygamberi olduğuna şahitlik ederim. Onu Hak ile kıyamete yakın
bir zamanda korkutucu ve müjdeleyici olarak gönderdi. Kim Allah ve
Rasûlüne itaat ederse kurtulur. Kim onlara isyan ederse o ancak kendisine
zarar verir. Allah’a zarar veremez.”




1098 – Yunus radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre O,
İbn-i Şihab’a Cuma günü Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in
(hutbedeki) şehâdeti okuyuşundan sordu. O da geçen hadisin benzerini
anlattı. Ve rivâyetinde:
“- Kim Allah ve Rasûlüne isyan ederse, azar. Rabbimiz olan Allah’tan bizi
kendisine ve Rasûlüne itaat eden rızasına uyan, gazabından kaçınanlardan
eylemesini isteriz. Şüphesiz biz ona varacağız, onun içiniz.” dedi.



1099 – Adiy bin Hatim radıyallahu anh’dan: Bir hatip Rasûlullah sallallahu
aleyhi vesellem’in yanında hutbe okudu. Hitâbesinde:
– Kim Allah’a ve onun Rasûlüne itaat ederse ve kim de onlara isyan ederse,
dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem ona:
“- Kalk veyahut git (sen) ne fena hatipmişsin” buyurdu. [144]
İZAH
Bu hadis-i şerif Kitâbu’l-Edeb’te gelecek. Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi
vesellem’in bu hatibi kınamasının sebebi, kim Allahu Tealâ’ya ve Rasûlüne
isyan ederse demeyip de, Allah ve Rasûlüne ait zamirleri birleştirerek
(Ya’sıhimâ = Onlara isyan ederse) demesidir. Çünkü zamirleri birleştirirse
dinleyen üzerinde, her iki zamiri birleştirmek câiz olduğu gibi, Allah ve
Rasûlünün arasında müsavat düşünülmesi de câizmiş gibi, bir yanlış fikir
uyanabilir. Bir de Rasûl-i Ekrem’in hatibi kınaması. Rasûlullah sallallahu
aleyhi vesellem’in yanında lüzûmundan fazla bağırmış olmasından da
olabilir. Çünkü: Fahr-i Kâinatın yanında fazla bağırmaktan nehyedilmiştir.





1100 – Haris bin Numan’ın kızı radıyallahu anhâ’dan: Kaf sûresini bizzat
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in ağzından ezberledim. (Çünkü) her
Cuma günü hutbede onu okurdu. Ve dedi ki: Bizim fırınla, Rasûl-i Ekrem’in
fırını berâberdi.
Ebû Dâvud dedi: Rauf bin Ubade, Şu’be’den rivâyet etti. Ve Harise bin
Numan’ın kızı şöyle dedi. İbn-i İshak ise, Harise bin Numan’ın kızı Ümmü
Hişam, dedi. [145]
İZAH
Rasûl-i Ekrem’in fırını ile Haris bin Numan’ın kızının fırınının yakın
olması, komşuluk dolayısıyla, Kaf sûresini Rasûl-i Ekrem’in ağzından
ezberleyebileceğine delâlet eder. Haris bin Numan’ın kızının künyesi
Ümmü Hişam’dır.


1101 – Câbir bin Semüra radıyallahu anh’dan: Rasûlullah sallallahu aleyhi
vesellem’in namazı da hutbesi de, orta uzunlukta idi. (Hutbede) Kur’an’dan
ayetler okur, cemaate vaaz ederdi. [146]
İZAH
Kast: Orta yolu tutmak, haddi aşmamak, haddinden aşağı da düşürmemek
demektir.




1102 – Amre radıyallahu anhâ’dan: O da kız kardeşi (Hişam’ın annesi
Hârise bin Numan’ın kızı)ndan.
Ben Kaf sûresini bizzat Rasûlullah’ın ağzından öğrendim. (Çünkü)
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem onu her Cuma günü okurdu.
Ebû Dâvud dedi: Bu hadis-i şerifi Yahya bin Eyyüb, İbn-i Ebû Rical, Yahya
bin Said’den, o da Amr’dan, o da Hişam’ın annesi Harise bin Numan’ın
kızından rivâyet etti.

1103 – Abdurrahman’ın kızı, Amra’nın büyük kız kardeşinden:
(Geçen) şu hadisin manâsı rivâyet olundu.
İZAH
Amra bint-i Abdurrahman bin Sa’d’ın anneden kardeşi, büyük ablası
Ümmü Hişam bint-i Haris’dir. Ümmü Hişam sahabiyedir. Amre ise
tâbiîndendir. (Bezl-ül-Mechûd)

