Sünen-i Ebû Dâvûd · Haziran 29, 2026

Büyük alametler vukuunda secde

-2. CİLT- · 269 – BÜYÜK ALAMETLER VUKUUNDA SECDE 1197 – İkrime radıyallahu anh’dan: İbn-i Abbas’a, Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem’in hanımlarından falan öldü, denildi. İbn-i Abbas: – Derhal secdeye …

-2. CİLT- · 269 – BÜYÜK ALAMETLER VUKUUNDA SECDE

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1197 – İkrime radıyallahu anh’dan: İbn-i Abbas’a, Peygamberimiz

sallallahu aleyhi vesellem’in hanımlarından falan öldü, denildi. İbn-i

Abbas:

– Derhal secdeye kapandı. Ona:

– Şu saatte secde mi yapıyorsun, denildi. O da, Peygamber sallallahu aleyhi

vesellem,

“- Önemli bir hadise gördüğünüz vakit secde edin” buyurdu. Peygamber

sallallahu aleyhi vesellem’in hanımlarının ölümünden daha büyük hangi

hadise olabilir, dedi.

[174] . İbn-i Mâce, Kitâbu İkâmeti’s-Salât, b. 156, n. 1280, s. 407, c. 1

[175] . İbn-i Mâce, Kitâbu İkâmeti’s-Salât, b. 156, n. 1280, s. 407, c. 1

[176] . İbn-i Mâce, Kitâbu İkâmeti’s-Salât, b. 156, n. 1278, s. 407, c. 1

[177] . Müslim, Kitâbu’l-Cuma, b. 3, n. 891, s. 607, c. 2; Tirmizî, Ebvâbu’s-

Salât, b. 385, n. 534, s. 413, c. 2; Neseî, Kitâbu’l-Iydeyn, b. 5, n. 1568, s.

183, c. 3; İbn-i Mâce, Kitâbu İkâmeti’s-Salât, b. 157, n. 1282, s. 408, c. 1

[178] . Neseî, Kitâbu’l-Iydeyn, n. 1573; İbn-i Mâce, Kitâbu İkâmeti’s-Salât,

b. 157, n. 1290, s. 410, c. 1

[179] . İbn-i Mâce, Kitâbu İkâmeti’s-Salât, b. 162, n. 1299, s. 412, c. 1

[180] . İbn-i Mâce, Kitâbu İkâmeti’s-Salât, b. 167, n. 1313, s. 416, c. 1

[181] . Buharî, Kitâbu’l-İstiska, b. 4, s. 16, c. 2; Müslim, Kitâbu’s-Salâtü’l-

İstiska, b. 9, n. 894, s. 611, c. 2; Tirmizî, b. 395, n. 556, s. 442, c. 2; Neseî,

Kitabu’l-İstiska, b. Hucûrul İmam ilel musallâ; İbn-i Mâce, Ebvâbu

İkâmeti’s-Salât, b. 153, n. 1267, s. 403, c. 1

[182] . Neseî, Kitâbu’l-İstiska, b. 1, s. 256, c. 3; İbn-i Mâce, Kitâbu

İkâmeti’s-Salât, b. 153, n. 1266, s. 403, c. 1; Tirmizî, Kitâbus’s-Salât, b.

395, n. 558, s. 445, c. 2

[183] . Tirmizî, Ebvâbu’s-Salât, b. 395, n. 557, s. 443, c. 2

[184] . Buharî, Kitâbu’l-İstiska, b. 21, s. 21, c. 2; Müslim, Kitâbu’l-İstiska,

b. 1, n. 895, s. 612, c. 2; Neseî, Kitâbu’l-İstiska, b. Yerfeu, s. 158, c. 3; İbn-i

Mâce, Kitâbu İkâmeti’s-Salât, b. 154, n. 1271, s. 405, c. 1

[185] . Müslim, Kitâbu’l-İstiska, b. 1, n. 895, s. 612, c. 2

[186] . Buharî, Kitâbu’l-İstiska, b. 13, s. 19, c. 2; Müslim, Kitâbu’l-İstiska,

b. 2, n. 897, s. 612, c. 2; Neseî, Kitâbu’l-İstiska, b. Zikruddua, s. 160, c. 3

[187] . Buharî, Kitâbu’l-İstiska, b. 13, s. 19, c. 2; Müslim, Kitâbu’l-İstiska,

b. 2, n. 897, s. 612, c. 2; Neseî, Kitâbu’l-İstiska, b. Zikrid-dua, s. 160, c. 3

[188] . Müslim, Kitâbu Küsuf, b. 1, n. 901, s. 618, c. 2; Neseî, Kitabu Küsuf,

b. 1, s. 126, c. 3

[189] . Müslim, Kitâbu Küsuf, b. 3, n. 904, s. 622, c. 2

[190] . Müslim, Kitâbu Küsuf, b. 1, n. 901, s. 619, c. 2; Neseî, Kitabu Küsuf,

b. 4, s. 128, c. 3

[191] . Buharî, Kitâbu Küsuf, b. 4, n. 25, c. 2; Müslim, Kitâbu Küsuf, b. 1,

n. 901, s. 128, c. 3; Neseî, Kitabu Küsuf, b. 4, s. 128, c. 3; Tirmizî, Ebvâbu

Küsuf, b. 396, n. 56, s. 250, c. 2; İbn-i Mâce, Kitâbu Küsuf, b. 152, n. 1263,

s. 401, c. 1

[192] . Buharî, Kitâbu Küsuf, b. 19, s. 31, c. 2; Müslim, Kitâbu Küsuf, b. 1,

n. 902, s. 620, c. 2; Neseî, Kitabu Küsuf, b. Nev-i Ahar, s. 129, c. 3

[193] . Müslim, Kitâbu Küsuf, b. 4, n. 908, s. 627, c. 2; Tirmizî, Ebvâbu

Küsuf, b. 396, n. 60, s. 446, c. 2; Neseî, Kitabu Küsuf, b. 5, s. 129, c. 3

[194] . Neseî, Kitabu Küsuf, b. Nevi Ahar, s. 131, c. 3

[195] . Neseî, Kitabu Küsuf, b. Nevi Ahar, s. 141, c. 3

[196] . Buharî, Kitâbu Küsuf, b. 3, s. 25, c. 2; Müslim, Kitâbu Küsuf, b. 5, n.

910, s. 627, c. 2; Neseî, Kitabu Küsuf

[197] . Müslim, Kitâbu Küsuf; Buharî, Kitâbu Küsuf, b. 2, s. 24, c. 2; Neseî,

Kitabu Küsuf

[174]. İbn-i Mâce, Kitâbu İkâmeti’s-Salât, b. 156, n. 1280, s. 407, c. 1

[175]. İbn-i Mâce, Kitâbu İkâmeti’s-Salât, b. 156, n. 1280, s. 407, c. 1

[176]. İbn-i Mâce, Kitâbu İkâmeti’s-Salât, b. 156, n. 1278, s. 407, c. 1

[177]. Müslim, Kitâbu’l-Cuma, b. 3, n. 891, s. 607, c. 2; Tirmizî, Ebvâbu’s-

Salât, b. 385, n. 534, s. 413, c. 2; Neseî, Kitâbu’l-Iydeyn, b. 5, n. 1568, s.

183, c. 3; İbn-i Mâce, Kitâbu İkâmeti’s-Salât, b. 157, n. 1282, s. 408, c. 1

[178]. Neseî, Kitâbu’l-Iydeyn, n. 1573; İbn-i Mâce, Kitâbu İkâmeti’s-Salât,

b. 157, n. 1290, s. 410, c. 1

[179]. İbn-i Mâce, Kitâbu İkâmeti’s-Salât, b. 162, n. 1299, s. 412, c. 1

[180]. İbn-i Mâce, Kitâbu İkâmeti’s-Salât, b. 167, n. 1313, s. 416, c. 1

[181]. Buharî, Kitâbu’l-İstiska, b. 4, s. 16, c. 2; Müslim, Kitâbu’s-Salâtü’l-

İstiska, b. 9, n. 894, s. 611, c. 2; Tirmizî, b. 395, n. 556, s. 442, c. 2; Neseî,

Kitabu’l-İstiska, b. Hucûrul İmam ilel musallâ; İbn-i Mâce, Ebvâbu

İkâmeti’s-Salât, b. 153, n. 1267, s. 403, c. 1

[182]. Neseî, Kitâbu’l-İstiska, b. 1, s. 256, c. 3; İbn-i Mâce, Kitâbu

İkâmeti’s-Salât, b. 153, n. 1266, s. 403, c. 1; Tirmizî, Kitâbus’s-Salât, b.

395, n. 558, s. 445, c. 2

[183]. Tirmizî, Ebvâbu’s-Salât, b. 395, n. 557, s. 443, c. 2

[184]. Buharî, Kitâbu’l-İstiska, b. 21, s. 21, c. 2; Müslim, Kitâbu’l-İstiska,

b. 1, n. 895, s. 612, c. 2; Neseî, Kitâbu’l-İstiska, b. Yerfeu, s. 158, c. 3; İbn-i

Mâce, Kitâbu İkâmeti’s-Salât, b. 154, n. 1271, s. 405, c. 1

[185]. Müslim, Kitâbu’l-İstiska, b. 1, n. 895, s. 612, c. 2

[186]. Buharî, Kitâbu’l-İstiska, b. 13, s. 19, c. 2; Müslim, Kitâbu’l-İstiska,

b. 2, n. 897, s. 612, c. 2; Neseî, Kitâbu’l-İstiska, b. Zikruddua, s. 160, c. 3

[187]. Buharî, Kitâbu’l-İstiska, b. 13, s. 19, c. 2; Müslim, Kitâbu’l-İstiska,

b. 2, n. 897, s. 612, c. 2; Neseî, Kitâbu’l-İstiska, b. Zikrid-dua, s. 160, c. 3

[188]. Müslim, Kitâbu Küsuf, b. 1, n. 901, s. 618, c. 2; Neseî, Kitabu Küsuf,

b. 1, s. 126, c. 3

[189]. Müslim, Kitâbu Küsuf, b. 3, n. 904, s. 622, c. 2

[190]. Müslim, Kitâbu Küsuf, b. 1, n. 901, s. 619, c. 2; Neseî, Kitabu Küsuf,

b. 4, s. 128, c. 3

[191]. Buharî, Kitâbu Küsuf, b. 4, n. 25, c. 2; Müslim, Kitâbu Küsuf, b. 1,

n. 901, s. 128, c. 3; Neseî, Kitabu Küsuf, b. 4, s. 128, c. 3; Tirmizî, Ebvâbu

Küsuf, b. 396, n. 56, s. 250, c. 2; İbn-i Mâce, Kitâbu Küsuf, b. 152, n. 1263,

s. 401, c. 1

[192]. Buharî, Kitâbu Küsuf, b. 19, s. 31, c. 2; Müslim, Kitâbu Küsuf, b. 1,

n. 902, s. 620, c. 2; Neseî, Kitabu Küsuf, b. Nev-i Ahar, s. 129, c. 3

[193]. Müslim, Kitâbu Küsuf, b. 4, n. 908, s. 627, c. 2; Tirmizî, Ebvâbu

Küsuf, b. 396, n. 60, s. 446, c. 2; Neseî, Kitabu Küsuf, b. 5, s. 129, c. 3

[194]. Neseî, Kitabu Küsuf, b. Nevi Ahar, s. 131, c. 3

[195]. Neseî, Kitabu Küsuf, b. Nevi Ahar, s. 141, c. 3

[196]. Buharî, Kitâbu Küsuf, b. 3, s. 25, c. 2; Müslim, Kitâbu Küsuf, b. 5, n.

910, s. 627, c. 2; Neseî, Kitabu Küsuf

[197]. Müslim, Kitâbu Küsuf; Buharî, Kitâbu Küsuf, b. 2, s. 24, c. 2; Neseî,

Kitabu Küsuf

1149 – Aişe radıyallahu anha’dan: Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem

Ramazan ve Kurban (bayramı namazında) birinci rekatta yedi, ikinci de beş

tekbir alırdı. [174]

1150 – İbn-i Şihab’tan geçen hadisin isnadı ve manasında rivâyet edildi.

(Birinci rekatta yedi, ikinci rekatta beş tekbir) iki rükû tekbirinin gayridir,

dedi. [175]

Ebû Dâvud şöyle diyor: Bu hadisi Vekî ve İbn-i Mübarek rivâyet ettiler,

yedi ve beş tekbir dediler. [176]

Ömer bin Hattab radıyallahu anh, Ebû Vâkid el-Leysî’ye Rasûlullah

sallallahu aleyhi vesellem Kurban ve Ramazan (bayramında) ne okurdu

diye sordu. O da her ikisinde de Kaf ve Kamer sûrelerini okurdu, dedi. [177]

“- Biz hutbe okuyacağız. Hutbede bulunmak isteyen otursun, gitmek isteyen

de gitsin” buyurdu. [178]

1156 – İbn-i Ömer radıyallahu anh’dan: Rasûlullah sallallahu aleyhi

vesellem, bayram günü bir yoldan gitti. Sonra da başka bir yoldan döndü.

[179]

Ashab-ı kiram bayram günü yağmura tutuldular, bunun üzerine Rasûlullah

sallallahu aleyhi vesellem onlara bayram namazını mescitte kıldırdı. [180]

1161 – Abbad bin Temim’in amcasından; Rasûlullah sallallahu aleyhi

vesellem, cemaatle yağmur duasına çıktı. Kıraatı her ikisinde de açık

okuyarak iki rekat namaz kıldırdı. Kıbleye karşı dönerek cübbesini ters

çevirip ellerini kaldırarak duâ etti ve yağmur istedi. [181]

Ebû Dâvud: İhbar Nüfeylî’nindir, doğrusu İbn-i Utbe’dir, dedi. [182]

1168 – Ebûllahm oğullarının azatlısı Umeyr radıyallahu anh’dan, O

Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’i Zevrâ’ya yakın Zeyt taşlarının

yanında ayak üstü ellerini başından yukarı geçirmeksizin yüzüne karşı

kaldırmış olarak duâ eder, yağmur isterken gördü. [183]

1170 – Enes radıyallahu anh’dan: Gerçekten Rasûlullah sallallahu aleyhi

vesellem, hiçbir duada ellerini (çok) kaldırmazdı, ancak yağmur duasında

ellerini koltuklarının beyazı görünene kadar kaldırırdı. [184]

1171 – Enes radıyallahu anh’dan: Gerçekten Rasûlullah sallallahu aleyhi

vesellem yağmur duasını şöyle yapardı. Yani ellerini uzattı, iç kısımlarını

yere doğru çevirdi hatta koltuklarının beyazını bile gördüm. [185]

Bir de buluta baktım, sanki taç gibi Medine’nin civarına dağıldı. [186]

“Yarabbî bize yağmur ver.” dedi. Şüreyk bir önce geçen hadisin benzerini

sevketti. [187]

“- Güneş ve ay kimsenin ölümü ve kimsenin hayatı için tutulmazlar. Lâkin

onlar Aziz ve Celil olan Allah’ın alâmetlerinden iki alâmettir. Onlarla

kullarını korkutur. Ay ve güneş tutuldukları vakit namaza koşun” buyurdu.

[188]

Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem hemen kalktı (güneşin açılması için)

her rekatta üç rükû olmak üzere, iki rekaatta altı rükû, dört secde yaptı.

Başlangıç tekbirini aldı. Sonra kıraatta bulundu. Ve kıraatı uzattı. Sonra

kıraatte bulundu. Ve kıraatı uzattı. Sonra ayakta durduğu kadar rükû yaptı.

Sonra başını kaldırdı. Önceki okuduğundan daha az kıraatte bulundu.

Tekrar ayakta durduğu kadar rükû yaptı. Sonra başını yine kaldırdı. Ve

ikinci defa okuduğundan daha az olarak, üçüncü okumayı okudu. Sonra

yine ayakta durduğu kadar rükû etti. Daha sonra da ayak üstü kalkıp

secdeye inerek, iki secde yaptı. Sonra kalktı, secdeden önce her önceki bir

rükûu, kendinden sonrakinden uzun olarak üç rükû yaptı. Şu kadar ki, rükû,

ayakta durmasına yakındı. Namazda, namazgahından biraz geri çekildi,

onunla saflarda geri çekildi. Tekrar ilerledi, ilk makamına durdu. Saflar da

ilerledi, Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem namazını bitirdi. Güneş

açıldı, ve: “- Ey nâs ay ve güneş Aziz ve Celil olan Allah’ın alametlerinden

iki alamettir. Ne bir kimsenin ölümü ne de hayatı için tutulurlar. Ay ve

güneş tutulmasından bir şey gördüğünüz vakit açılana kadar namaz kılın”

buyurdu. [189]

– Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in asr-ı saâdetinde çok sıcak bir

günde Güneş tutuldu. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem ashabına namaz

kıldırdı. Ve o kadar ayakta durdu ki, (ashab) yüz üstü düşüyorlardı. Sonra

rükû yaptı ve uzattı. Sonra kalktı ve uzattı. Tekrar uzun bir rükû yaptı. Yine

doğruldu. Uzun zaman ayakta durdu. Daha sonra da iki secde yaptı. Tekrar

kalktı, evvelkine benzer bir şekilde yaptı. (İki rekatta) dört rükû, dört de

secde oldu. Râvî hadisi sevketti. [190]

Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem’in sağlığında güneş tutuldu.

Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem mescidine gelerek, tekbir alıp namaza

durdu. Cemaat de arkasına saf tuttu. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem

kıraatı uzattı. Sonra tekbir alıp uzun bir rükû yaptı. Sonra başını kaldırarak,

“Semiallahü limen hamide rabbene velekel hamd.” “Hamd edenin hamdini

Allah işitir. Ey bizim Rabbimiz. Hamd sana mahsusutur.” dedi. Sonra

kalktı, ilk okuduğuna yakın uzunca kıraatte bulundu. Sonra tekbir alıp uzun

bir rükû yaptı. Bu ilk rükûdan biraz kısa idi. Sonra ““Semiallahülimen

hamide rabbene velekel hamd.” dedi. Sonra öbür rekatta da bunun aynını

yaptı. Dört rükû ve dört secdeyi tamamladıktan sonra Rasûlullah sallallahu

aleyhi vesellem kalkıp gitmeden güneş açıldı. [191]

Kesir bin Abbas; Abdullah bin Abbas’ın Peygamber sallallahu aleyhi

vesellem’in güneş tutulmasında namaz kıldığını haber verdiğini, haber

verdi. Urve’nin Hz. Aişe radıyallahu anha’dan Peygamber sallallahu aleyhi

vesellem iki rekat kıldı, her rekatta iki rükû yaptı, dediği gibi. [192]

Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem güneş tutulmasından dolayı namaz

kıldı. Okudu, sonra rükû yaptı. Tekrar okudu, yine rükû yaptı. Yine okudu

tekrar rükû yaptı. Sonra okudu tekrar rükû yaptı. Daha sonra da secde etti.

Diğer rekatta da bunun aynısını yaptı. [193]

– Güneşin açılması onun ikinci rekatta oturmasına rastgeldi. Sonra da selam

verdi. Selamı müteakip kalktı. Allah’a hamdetti. Senâda bulundu ve şehâdet

kelimelerini okudu. Ahmed bin Yunus, Peygamberimiz sallallahu aleyhi

vesellem’in hutbesini sevketti. [194]

“- Şüphesiz şu (Allah’ın) alametleridir. Bunlarla (kullarını) ikaz eder.

Güneşin tutulduğunu gördüğünüz vakit, farzlardan en yeni (son) kıldığınız

namaz gibi namaz kılın.” [195]

– Güneş tutulmuştu, Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem cemaatle birlikte

namaz kıldı. Bakara sûresini okuyacak kadar ayakta durdu. Sonra da rükû

etti (diye) râvî hadisi sevk etti. [196]

“- Güneş ve ay ne bir kimsenin hayatı, ne de ölümü için tutulurlar. Onların

tutulduğunu gördüğünüz vakit, Aziz ve Celil olan Allah’a duâ edin, tekbir

alın, sadaka verin” buyurdu. [197]

YOLCULUK NAMAZIYLA İLGİLİ HADİSLER