-2. CİLT- · 359 – ÇAKIL TAŞLARIYLA TESBİH ÇEKMEK







1500 – Sa’d bin Ebî Vakkas’ın kızı, Aişe radıyallahu anha’dan, o da babasından şöyle rivâyet etmiştir: Sa’d bin Ebî Vakkas Rasûlullah ile berâber bir kadının yanına vardılar. Kadının önünde hurma çekirdeği veya çakıl vardı, tesbihini onunla sayıyordu. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem: – “Sana bundan daha kolayını veya daha faziletlisini haber vereyim. Gökteki mahlûkatı sayısınca Allah’ı tenzih ederim. Yerdeki mahlûkat sayısınca Allah’ı tenzih ederim. Gökle yer arasındaki mahlûkat sayısınca Allah’ı tenzih ederim. Yaratacağı şeyler sayısınca Allah’ı tenzih ederim. Bunun misli Allahü Ekber, bunun kadar Elhamdülillah, bunun kadar lâ havle velâ kuvvete illâ billahi, de” buyurdu. [394]
İZAH
Bu hadis-i şerif tesbihlerin adedini bilmek için sayılması mümkün her şeyle tesbih çekilebileceğine, parmaklarla saymanın daha iyi olacağına delâlet eder.



1501 – Yüseyrâ radıyallahu anha’dan rivâyet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem kendilerine (kadınlara) tekbir, takdis ve tehlili gözetip devam etmelerini ve parmaklarının uçlarıyla saymalarını emretmiştir. Çünkü parmak uçları da sorumludurlar ve konuşturulacaklardır. [395]
İZAH
Kadınlar da aynen erkekler gibi yaptıklarından mesuldürler, kıyamet gününde yaptıklarını bir bir anlatacaklar. El parmakları da ayaklar gibi konuşturulacak sorumlu tutulacaklar. Sahibinin iyilik ve kötülüklerine şahitlik edecekler.



1502 – Abdullah bin Ömer radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: “Peygamber sallallahu aleyhi vesellemi elinin boğumlarıyla tesbih çekerken gördüm.” İbn-i Kudame: Sağ eliyle dedi. [396]





1503 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Hz. Cüveyriye’nin namazgâhında iken onun yanından çıktı. (Cüveyriye’nin ismi Berre idi. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem onun ismini değiştirmişti.) Rasûlullah evden çıktığında o namaz kıldığı yerde idi. Sonra döndü Cüveyriye’yi yine namazgâhında buldu. Rasûlullah ona: – “Hala şu namazgâhında mısın” buyurdu. Cüveyriye (Validemiz), “Evet”, dedi. Peygamber Efendimiz, “Ben senden sonra dört kelimeyi üçer defa söyledim. Eğer benim söylediklerim senin (şu uzun zamanda) söylediklerinle tartılabilecek olsa onlar daha ağır gelirdi. O kelimeler şunlardır. (Allah’a mahlûkatının sayısı, zâtının rızâsı, arşının ağırlığı ve kelimelerini yazacak mürekkep kadar hamd ve tesbih ederim.) [397]
İZAH
Dualar, içinde bulunan lafızların durumuna göre birbirinden farklıdırlar. Hz. Cüveyriye’nin uzun zamanda okuduğu evrâdı ile Fahr-i Kâinatın okuduğu şu dört kelime tartılsa, bu kelimelerin daha ağır gelmesi, bu lafızların ifade ettiği manânın ehemmiyetinden dolayıdır.









1504 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: Ebû Zer radıyallahu anh, Peygamber sallallahu aleyhi vesellem’e: “Ey Allah’ın Rasûlü, sevapların hepsini servet sahipleri aldı götürdü. (Çünkü onlar) bizim gibi namaz kılıyorlar, bizim gibi oruç tutuyorlar. Onların fazla malları da var, sadaka veriyorlar, bizim ise sadaka verecek malımız yok,” dedi. Peygamber Efendimiz ona, “Ey Ebû Zer, seni geçenlere seni yetiştirecek, senden geride olanlarını sana yetiştirmeyecek ancak senin amelin gibi yapanlar müstesna olan kelimeleri sana öğreteyim mi” buyurdu. Ebû Zer: – Evet öğret. Ey Allah’ın Rasûlü! dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem ona: – “Aziz ve Celil olan Allah’a her namazın arkasından otuz üç defa tekbir getirirsin, otuz üç defa Elhamdülillah dersin, otuz üç defa subhanallah dersin ve Allah’tan başka ilah yoktur. O birdir, onun eşi benzeri yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’nadır. O her şeye muktedirdir, dersin. Kim bunu söylerse denizin köpüğü kadar günahı da olsa afedilir” buyurdu.

