ZEKÂT BÖLÜMÜ · 26 – DİLENMENİN CAİZ OLDUĞU DURUMLAR



1639 – Semure radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre: Peygamber sallallahu aleyhi vesellem, “Dilencilik yüzde tahriştir, yırtıklıktır. Adam yüzünü onunla tırmalar (yaralar) isteyen o yarayı yüzünde bırakır. İsteyen terkeder. Bir kimsenin yetki sahibinden istemesi veya kaçınılmaz bir iş için başkasından istemesi, bundan müstesna” buyurdu. [482]
İZAH
Maliyede alacağı olan hakkını sultandan isteyebilir. Bir de istemeye mecbur olmuş, muzdar duruma düşmüşse kendisini kurtacak kadar bir şey isteyebilir. Bunun haricinde istemek yüzsuyunu döker.









1640 – Kabîsa bin Muhârik el Hilâli radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: İki kavim arasını islah için bir diyeti üzerime almıştım. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e geldim (durumu anlattım) Rasûlullah bana: – “Ey Kabîsa! Bize sadaka toplanıp gelene kadar (Medine’de) dur. Ondan sana da verilmesini emredelim” buyurdu. Sonra yine, “Ey Kabîsa şu üç şeyden başka şey için istemek helâl olmaz. Bir kimse iki kavim arasını islâh için aralarında olan diyeti üzerine almışsa, o diyeti ödeyene kadar istemek ona helâl olur. Diyet ödenince istemeye son verir. Yine bir kimseye afat isabet eder, (zayi olan) malına muhtaç olursa, geçimi normale dönene kadar veya geçimde orta yollu bir hale gelene kadar istemesi helâl olur. Bu hale gelince istemeye son verir. Yine bir kimseye yokluk isabet eder kavminden kendilerine güvenilen üç kişi falan kimseye (hakikaten) yokluk isabet etti derlerse geçiminde kıvama gelene kadar yahut geçimde orta yollu bir hale gelene kadar istemesi helal olur. Bu hale gelince istemeye son verir. Ey Kabîsa bu üçün haricindeki istemeler haramdır. İsteyenler de haram yemiş olur” buyurdu. [483]














1641 – Enes bin Mâlik radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e ensardan bir adam gelip bir şey istedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem ona, “Evinde hiçbir şey yok mu” buyurdu. Adam evet bir çulumuz var, bir kısmını seriyor bir kısmını da örtünüyoruz, bir de su kabımız var onunla su içiyoruz, dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem ona, “Çul ve su kabını bana getir” buyurdu. Ensârî her ikisini de ona getirdi. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, çulla su kabını eline aldı ve “Şu ikiyi kim satın alacak” buyurdu. Bir adam ben onun ikisini bir dirheme satın alırım, dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, iki veya üç kere “bir dirhemden fazla verecek kimse yok mu?” diye sordu. Yine bir adam onları ben iki dirheme satın alırım, dedi. Çul ve su kabını o şahsa verdi. İki dirhemi aldıktan sonra, iki dirhemi eşya sahibine verdi ve şöyle buyurdu: “Bu paranın bir dirhemi ile yiyecek al ailene bırak, bir dirhemine de bir keser al bana gel” buyurdu. Adam bir keser aldı Rasûlullah’a geldi. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem baltaya el tutacak bir sap taktı sonra (adama), “Git odun topla ve sat ve seni onbeş gün görmeyeceğim” buyurdu. Adam gitti odun topladı sattı, geldi ki 10 dirhem kazanmış, bir kısmına elbiselik bir kısmına da yiyecek aldı. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem ona, “Bu durum senin için kıyamet gününde yüzünde dilencilik lekesi ile gelmenden hayırlıdır. İstemek ancak şu üç kimseye câizdir, toprağa yapıştıran fakirliğe uğrayana. Altından kalkılamayacak borca düşene ve ara bulmak için kan parası” (diyeti yüklenene buyurdu.) [484]
İZAH
Hıls: Develerin sırtına veya yere serilen kıldan yaygı’ya çul denir. Ga’b: Kadeh ve bardak demektir. Mudğig: Toprağa yapıştıran demektir. Mufdıg: Feci demektir. Demun muci: Ağlatan acılı kan, burada bir kabile diğer kabileden birini öldürür, bu iki kabile arasında kan davası bulunur. Bunları sulh için birisi bu aradaki diyeti üzerine alır. Buna hamâle denir. Böyle kimselere yardım etmek yerinde olur.

