NİKAH BÖLÜMÜ · 28 – DOĞMAMIŞ KIZ ÇOCUĞUNU EVLENDİRMEK















2103 – Meymune Binti Kerdem radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Vedâ Haccına babamla beraber ben de çıktım. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i gördüm, şahsına ait devesi üzerinde idi. Babam ona yaklaştı. Bunun üzerine Hz. peygamber onun için durdu ve onu dinledi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’ın elinde sıbyan mektebi hocalarının sopası gibi (küçük) bir sopa vardı. Ben bedevîlerin ve halkın “Tabtabiyye, tabtabiyye, tabtabiyye” diye bağırdıklarını işitiyordum. Babam Hz. Peygamber’e yaklaşıp ayağına sarıldı. O da babama engel olmadı. Babam için durdu ve onu dinlemeye başladı. Bunun üzerine babam dedi ki: (Ya Rasûlallah) “Ben bir ısran ordusu hazırladım” “Usran Ordusu” ifadesini ravi Muhammed bin el- Müsennâ Ğusran ordusu şeklinde rivâyet etti. (Babam Kardem) sözlerine şöyle devam etti. Tarık bin el-Mürka: bana, sevabına kim bir mızrak verecek, dedi. Ben: Onun sevâbı nedir, dedim. Tarık dünyaya gelecek ilk kızımı ona nikâhlayacağım, dedi. Ben mızrağımı ona verdim ve sonra ona görünmedim, ne zaman ki onun bir kızı olduğunu, bulûğa erdiğini öğrendim, ona geldim ve dedim ki; Ehlimi bana hazırla, Tarık ise benimle onun arasında olan mızraktan başka yeni mehir vermedikce kızını bana veremeyeceğine yemin etti. Ben de, verdiğimden başka bir şey vermeyeceğime yemin ettim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “O, bu gün hangi kadının yaşında,” buyurdu. Saçına ak düştü, dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “O kızı bırakmanı istiyorum,” buyurdu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’a baktım bendeki korkuyu görünce, “Sen de günaha girmezsin, arkadaşın da günahkâr olmaz” buyurdu. Ebû Dâvud “el-Katir” saçın aklaşması (ihtiyarlık) demektir, diyor.
İZAH
Dirre: Sabi okutanların elinde bulunan küçük sopaya denir. Tabtabiye: Ayak seslerinin tabtab kulağa gelmesi. Sevâb: Bir şeye karşılık ödenen mükâfata denir. Sıdâk: Mehir demektir. Karn: Bir asır, burada hangi çağdaki kadınlara denk, demektir. Katir: Yaşlılık alâmeti olarak ağarmış saça denir. İsim: Günah demektir. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onu bırak, buyurarak henüz doğmamış ve kendisi hayatta mevcut olmayan kadını nikâhlamanın fasit olacağına işaret buyurmuştur.




2104 – İbrahim bin Meysere radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: Ona teyzesi, herkes tarafından doğruluğu kabul edilen doğru bir kadının şöyle dediğini haber vermiş: Bir zamanlar cahileyyet devrinde bir harbte bulundu, şiddetli sıcağa tutuldular. (İçlerinden) bir adam kim bana nalinlerini verir (beni şu sıcakta yalın ayak yürütmez)se doğacak ilk kızımı ona nikâhlayacağım, dedi. Babam da ayakkabılarını çıkardı, onun önüne attı. Adamın bir kızı doğdu ve bulûğa erdi, deyip bir önceki gibi rivâyet etti. Fakat bu rivâyette “katir, yaşlılık eseri olan beyaz saçlar” kıssasını zikretmedi.
İZAH
Ramz: Ayak basamayacak kadar şiddetli sıcağa denir. Ramazanda günahları yaktığı için bu ismi almıştır.

