-2. CİLT- · 358 – DUÂNIN FAZİLETİ VE ÂDÂBI


1479 – Numan bin Beşir radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre:
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “Dua ibadetin ta kendisidir. Rabbimiz
(siz bana duâ edin ben de kabul edeyim) buyurdu” dedi [383]






1480 – İbn-i Sa’d radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Ben şu kelimeleri konuşurken babam beni dinlemiş. (Allah’ım senden
cenneti, onun nimetlerini ve güzelliklerini bunun benzerini isterim. Ateşten,
onun zincirlerinden, boyun bağı demirlerinden bunun gibilerden sana
sığınırım dedim. Babam bana, “Oğulcuğum (böyle yapma) ben Rasûlullah
sallallahu aleyhi vesellem in “Gelecekte kavimler olacak, duada haddi
aşacaklar” buyurduğunu işittim. Onlardan olmaktan sakın, “Duada haddi
aşma,” eğer sana cennet verildi ise Cennet ve içindeki olanlar da verilmiştir.
Cehennemden sığınırsan ateşten ve içindeki şerlerden de sığınmış olursun,”
dedi.







1481 – Humeyd bin Hâni radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir:
Ona Amr bin Mâlik anlattı, O da Rasûlullah’ın sahabisi Fedâle bin Ubeyd
şöyle dediğini işitmiş. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “Bir kimsenin
namazda duâ ettiğini ve duasında Allah’ı sena etmediğini, peygambere
(sallallahu aleyhi vesellem) selat ü selam da bulunmadığını işitti. Rasûlullah
sallallahu aleyhi vesellem, “Şu kimse acele etti” buyurdu. Sonra adamı
çağırdı. Ya o adama veya başkasına; “Biriniz namaz kıldığı vakit, Aziz ve
Celil olan Allah’ı ululamak ve onu övmekle başlasın, sonra Peygambere
selat ü selâm etsin. Bundan sonra dilediği şeyle duâ etsin” buyurdu. [384]


1482 – Aişe radıyallahu anha’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:
– “Peygamber sallallahu aleyhi vesellem lafzı kısa, manâsı şumûllü duayı
müstehab görür, bundan gayrısını terkederdi,”



1483 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “(Sizden biriniz duasında) Ey
Allah’ım! Dilersen beni affet, Ey Allah’ım! Bana dilersen rahmet et,
demesin. İstemekte azimli olsun. Çünkü istenenleri vermek için Allah’ı
zorlayacak yoktur” buyurdu. [385]


1484 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “Birinizin yaptığı dua, duâ ettim de
kabul olmadı diye acele etmedikçe kabul buyrulur” buyurdu. [386]
İZAH
Musa ve Harun aleyhimesselâmın, Firavun aleyhine yaptıkları duâ ile
tahakkuku arasında kırk sene olduğu rivâyet edilir.






1485 – Abdullah ibn-i Abbas radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre:
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Duvarlara örtü asmayınız. Kim
izinsiz din kardeşinin (kitabına) bakarsa ancak ateşe bakmış olur. Allah’tan
avuçlarınızın içleriyle isteyin. Tersi ile istemeyin. Duayı bitirdiğinizde
avucunuzu yüzlerine sürünüz” buyurdu.
Ebû Davûd: bu hadis birçok vecihten Muhammed-bin Ka’b’dan rivâyet
edildi, hepsi de vahîdîr (aşırı derecede zayıftır). Bu vecihlerin en güzeli
budur. Bu vecihte zayıftır demiştir. [387]
İZAH
Duvarların halı ve kilim gibi bir şeyle boydan boya kaplanması kibir
alâmeti olduğu için nehyedilmiştir.
Başkasının sırrına vakıf olmaya çalışmak çirkin olduğu gibi başkasının
mektubuna izinsiz bakmak ta çirkindir, hatta ateşe bakmış gibi gözünün
nuru söneceği gibi ahiret evinde de bu sebeple gözleri ateşe girer.
Duada ellerin içi yukarı, sırtı aşağı getirilir.
Son derece şiddetli, kıtlık olursa ellerin içi aşağı getirilerek de duâ
edilebilir.



1486 – Mâlik bin Yesâr Es Sekûnî sonra Avfî radıyallahu anh’dan rivâyet
edildiğine göre:
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “Allah’tan bir şey isteğinizde
avuçlarınızın içleriyle isteyin. Ellerinizin tersi ile istemeyin” buyurdu.


1487 – Enes bin Mâlik radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
“Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’i şöylece ellerinin içleri ve dışları ile
duâ ederken gördüm.”


1488 – Selman El-Fârisî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre:
– “Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “Şüphesiz yüce büyük olan
Rabbimiz son derece haya ve kerem sahibidir. Bir kulu ellerini kaldırıp ona
duâ ettiğinde, onun ellerini boş olarak döndürmekten hayâ eder” buyurdu.
[388]


1489 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
(Dua ederek) istemek, iki ellerini iki omuzun hizasına veya o kadar
kaldırmaktır. İstiğfar: tek parmakla işaret etmen, İbtihal: iki elini birden
iyice uzatmandır.
İZAH
İbtihal: Kıtlık ve diğer âfetlerin defi için duâda mübalağa yapmak demektir.
İstiğfar ederken, şeytan ve nefse kahır için şehâdet parmağı ile işaret
edilebilir.
Dua ederken eller nasıl tutulmalıdır? Şu yukarıda İbn-i Abbas ve Enes
radıyallahu anh’dan rivâyet edilen hadis-i şeriflerden anlaşılacağına göre
avuçlar açık, avuçların yüksekliği omuzların hizasında koltuk altları
görünür halde olmalıdır.


1490 – Abbas bin Abdullah b. Ma’bed b. Abbas radıyallahu anh’dan, bir
önce geçen şu hadis rivâyet edildi. Onda: (Râvî): “Azaptan korunmak için
yalvarma (ibtihal şöyledir) dedi ve ellerini, üstleri yüzü tarafına gelecek
şekilde kaldırdı.


1491 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre: bir önce
geçen hadisin benzerini zikretti.


1492 – Sâib bin Yezid radıyallahu anh’dan; o da babasından şöyle rivâyet
etmiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem duâ ettiği zaman ellerini kaldırır,
ellerini de yüzüne sürerdi.




1493 – Abdullah bin Büreyde radıyallahu anh’dan o da babasından:
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem bir kimsenin şöyle yalvardığını işitti.
O şahıs: “Ey Allah’ım, ben seni isterim (gayem sensin) Ben şehâdet ederim
ki, sen Allah’sın, senden başka Allah yok. Ancak sen varsın sen
doğurmayan, doğurulmayan, eşi benzeri, dengi olmayan birsin, Sametsin,”
diyordu. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem ona, “Yemin olsun Allah’tan
öyle bir ismiyle istedin ki, O onunla istenince verir, onunla yalvarınca kabul
eder” buyurdu. [389]


1494 – Mâlik bin Miğvel radıyallahu anh şu önceki hadisi rivâyet etti ve bu
rivâyetinde Peygamber sallallahu aleyhi vesellem (o adam için) “Allah’ın
ism-i azamıyla Allah’tan istedi” buyurdu.





1495 – Enes radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre o, Rasûlullah
sallallahu aleyhi vesellem ile birlikte otururken adamın biri namaz
kılıyordu. (O adam) namazdan sonra şöyle duâ etti: “Ey Allah’ım şüphesiz
senden isterim. Hamd ancak sanadır, senden başka ilâh yoktur. Ancak sen
varsın. Nimetleri veren sensin. Gökleri ve yerleri yaratan sensin. Ey Celâl
ve İkram sahibi olan Allah’ım, Ey Hayat sıfatıyla Hay olan ve ey kâinatı
kudretiyle durduran,” Peygamber sallallahu aleyhi vesellem, “Yemin olsun
(bu adam) Allah’ın duâ edilince kabul buyuracağı, kendisiyle istenince
vereceği, büyük ismiyle, (ismi a’zamla) duâ etti” buyurdu. [390]



1496 – Esmâ bint-i Yezid radıyallahu anha’dan rivâyet edildiğine göre:
Peygamber sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: “Allah’ımızın ismi
azam-ı şu iki ayettedir: “Sizin Allah’ınız kendinden başka Allah olmayan
Rahman ve Rahim olan Allah’tır.” (El-Bakara 163) ve Âl-i İmran’ın ilk
ayetidir. “Elif-lam mim, Allah’tan başka ilah yok. O, Haydır
Kayyumdur.” [391]


1497 – Aişe radıyallahu anha’dan rivâyet edildiğine göre kendisine ait bir
boy örtüsü çalınmıştı. Aişe radıyallahu anha onu çalana beddua ediyordu.
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem de ona: “Ey Aişe, hırsız aleyhine
yaptığın duada hafifletme” buyurdu.





1498 – Ömer radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:
Umre yapmaya Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’den izin istedim, bana
izin verdi ve “Ey kardeşçiğim, beni dualarında unutma” buyurdu. Beni
sevindiren öyle bir kelime buyurmuştu ki, sanki dünya benim olmuştu.
(Râvîlerden) Şu’be dedi ki: daha sonra Medine’de Asım’a rastladım, bu
hadisi bana nakletti (fakat bu rivâyette) “duana bizi de ortak et ey
kardeşçiğim” dedi. [392]


1499 – Sa’d bin Ebî Vakkas radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre
şöyle demiştir:
Ben parmaklarımla (işaret ederek) duâ ediyordum. Peygamber sallallahu
aleyhi vesellem bana rast geldi ve:
– “Tek parmağınla” buyurdu ve şehâdet parmağıyla işaret etti. [393]

