-2. CİLT- · 262 – GÜNEŞ TUTULMASI NAMAZI, DÖRT RÜKÛ İLE YAPILIR DİYEN KİMSE














1178 – Câbir bin Abdullah radıyallahu anh’dan: rivâyet edildiğine göre
şöyle demiştir:
– Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in asr-ı saâdetinde güneş tutuldu. O
gün Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in oğlu İbrahim vefat etmişti.
İnsanlar, güneş Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in oğlu İbrahim’in
ölümünden dolayı tutuldu, dediler.
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem hemen kalktı (güneşin açılması için)
her rekatta üç rükû olmak üzere, iki rekaatta altı rükû, dört secde yaptı.
Başlangıç tekbirini aldı. Sonra kıraatta bulundu. Ve kıraatı uzattı. Sonra
kıraatte bulundu. Ve kıraatı uzattı. Sonra ayakta durduğu kadar rükû yaptı.
Sonra başını kaldırdı. Önceki okuduğundan daha az kıraatte bulundu.
Tekrar ayakta durduğu kadar rükû yaptı. Sonra başını yine kaldırdı. Ve
ikinci defa okuduğundan daha az olarak, üçüncü okumayı okudu. Sonra
yine ayakta durduğu kadar rükû etti. Daha sonra da ayak üstü kalkıp
secdeye inerek, iki secde yaptı. Sonra kalktı, secdeden önce her önceki bir
rükûu, kendinden sonrakinden uzun olarak üç rükû yaptı. Şu kadar ki, rükû,
ayakta durmasına yakındı. Namazda, namazgahından biraz geri çekildi,
onunla saflarda geri çekildi. Tekrar ilerledi, ilk makamına durdu. Saflar da
ilerledi, Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem namazını bitirdi. Güneş
açıldı, ve: “- Ey nâs ay ve güneş Aziz ve Celil olan Allah’ın alametlerinden
iki alamettir. Ne bir kimsenin ölümü ne de hayatı için tutulurlar. Ay ve
güneş tutulmasından bir şey gördüğünüz vakit açılana kadar namaz kılın”
buyurdu. [189]
Râvî bundan sonra hadisin kalanını sevketti.





1179 – Câbir radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:
– Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in asr-ı saâdetinde çok sıcak bir
günde Güneş tutuldu. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem ashabına namaz
kıldırdı. Ve o kadar ayakta durdu ki, (ashab) yüz üstü düşüyorlardı. Sonra
rükû yaptı ve uzattı. Sonra kalktı ve uzattı. Tekrar uzun bir rükû yaptı. Yine
doğruldu. Uzun zaman ayakta durdu. Daha sonra da iki secde yaptı. Tekrar
kalktı, evvelkine benzer bir şekilde yaptı. (İki rekatta) dört rükû, dört de
secde oldu. Râvî hadisi sevketti. [190]









1180 – Peygamberimizin ailesi Aişe radıyallahu anha’dan:
Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem’in sağlığında güneş tutuldu.
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem mescidine gelerek, tekbir alıp namaza
durdu. Cemaat de arkasına saf tuttu. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem
kıraatı uzattı. Sonra tekbir alıp uzun bir rükû yaptı. Sonra başını kaldırarak,
“Semiallahü limen hamide rabbene velekel hamd.” “Hamd edenin hamdini
Allah işitir. Ey bizim Rabbimiz. Hamd sana mahsusutur.” dedi. Sonra
kalktı, ilk okuduğuna yakın uzunca kıraatte bulundu. Sonra tekbir alıp uzun
bir rükû yaptı. Bu ilk rükûdan biraz kısa idi. Sonra ““Semiallahülimen
hamide rabbene velekel hamd.” dedi. Sonra öbür rekatta da bunun aynını
yaptı. Dört rükû ve dört secdeyi tamamladıktan sonra Rasûlullah sallallahu
aleyhi vesellem kalkıp gitmeden güneş açıldı. [191]




1181 – İbn-i Şihâb radıyallahu anh’dan:
Kesir bin Abbas; Abdullah bin Abbas’ın Peygamber sallallahu aleyhi
vesellem’in güneş tutulmasında namaz kıldığını haber verdiğini, haber
verdi. Urve’nin Hz. Aişe radıyallahu anha’dan Peygamber sallallahu aleyhi
vesellem iki rekat kıldı, her rekatta iki rükû yaptı, dediği gibi. [192]





1182 – Übey bin Ka’b radıyallahu anh’dan:
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in sağlığında güneş tutuldu.
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem ashaba uzun sûrelerden okuyarak
namaz kıldırdı. Ve beş rükû ile iki secde yaptı. İkinci rekata kalkarak, uzun
bir sûre okuyup, beş rükû ile iki secde yaptı. Sonra namazda gibi kıbleye
karşı oturup güneş açılana kadar duâ etti.



1183 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan:
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem güneş tutulmasından dolayı namaz
kıldı. Okudu, sonra rükû yaptı. Tekrar okudu, yine rükû yaptı. Yine okudu
tekrar rükû yaptı. Sonra okudu tekrar rükû yaptı. Daha sonra da secde etti.
Diğer rekatta da bunun aynısını yaptı. [193]













1184 – Ehl-i Basra’dan Sa’lebe bin İbâd el-Abdî’den:
Sa’lebe bir gün Semura bin Cündüb’ün hutbesine rastladı. Semura o
hutbesinde şunları söylemiştir:
– Bir zaman ensardan bir erkek çocuğu ile iki hedefe silah atıyorduk. Güneş
ufukta bakanın gözüne iki veya üç mızrak boyu görünüyordu. Karardı,
rengi ot gibi olana kadar döndü. Birimiz arkadaşına bizi mescide götür.
Allah’a yemin ederim ki, güneşin şu hali Rasûlullah sallallahu aleyhi
vesellem’in ümmeti hakkında bir iş yapmasına sebep olacak, dedi.
Mescide gittik ki, Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem orada (bir kalabalık
ile) idi. Öne geçti ve namaz kıldırdı. Bizi, bize daima kıldırdığı namazların
en uzunu kadar ayakta durdurdu. Onun okuyuşunu hiç işitmedik. Sonra bize
daima yaptırdığı secdelerin en uzunu kadar secde ettirdi. Yine sesini
işitmedik. Diğer rekatta da bunun aynını yaptı.
Râvî diyor ki:
– Güneşin açılması onun ikinci rekatta oturmasına rastgeldi. Sonra da selam
verdi. Selamı müteakip kalktı. Allah’a hamdetti. Senâda bulundu ve şehâdet
kelimelerini okudu. Ahmed bin Yunus, Peygamberimiz sallallahu aleyhi
vesellem’in hutbesini sevketti. [194]





1185 – Kâbisetü’l-Hilâlî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
– Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in sağlığında birgün güneş tutuldu.
O gün ben de Medine’de Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem ile
berâberdim. Peygamberimiz korku ile elbisesini çekerek, acele çıktı ve
ayakta duruşları uzun, iki rekat namaz kıldırdı. Rasûlullah sallallahu aleyhi
vesellem namazdan kalktı, güneş de açıldı. Peygamberimiz sallallahu aleyhi
vesellem şöyle buyurdu:
“- Şüphesiz şu (Allah’ın) alametleridir. Bunlarla (kullarını) ikaz eder.
Güneşin tutulduğunu gördüğünüz vakit, farzlardan en yeni (son) kıldığınız
namaz gibi namaz kılın.” [195]


1186 – Hilâl bin Âmir radıyallahu anh’dan:
Kâbisa el-Hilâlî bin Amr’e: Güneş tutulmuştu, diyerek Musa bin İsmail’in
hadisi gibi rivâyet etti. Râvî Ahmed bin İbrahim, (bu rivâyette) (Hz.
Peygamber zamanında güneş tutuldu) öyle ki, yıldızlar görünüverdi, dedi.

