MENÂSİKHAC BÖLÜMÜ · 24 – HACC-I KIRAN



1795 – Enes bin Mâlik’in şöyle dediği rivâyet olunmuştur:
– Ben Rasûlullah’ı “Umre ile hac için lebbeyk! Umre ile hac için lebbeyk”
derken işittim. [557]







1796 – Enes radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem orada yani Zülhuleyfe’de sabaha
kadar kaldıktan sonra (devesine) bindi. Devesi Beyda tepesine tam
çıktığında Allah’a hamd ve senâ ve tekbirde bulundu. Sonra hac ve umre
için berâber niyet etti, telbiyede bulundu. Nâs da hac ve umre için berâber
ihramlanıp telbiye getirdiler. Mekke’ye geldiğimizde nâsa ihramdan
çıkmalarını emretti, onlar da çıktılar terviye günü (arefeden bir gün önce)
olunca yalnız hac için ihramlanıp telbiyede bulundular (bayram günü)
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bizzat kendi eliyle ayakta yedi deve
kurban etti.
Ebû Davûd dedi ki: Bu hadisten Enes’in tek başına rivâyet ettiği kısım, “O
(Hz. peygamber), önce elhamdulillah, Subhanallah, Allahu Ekber dedi.
sonra hac için ihrama girdi” cümlesidir. [558]










1797 – Berâ bin Âzib radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Ali radıyallahu anh’ı Yemen’e emir
tayin ettiğinde, ben Ali ile berâberdim. O’nun yanında kilolarca (altın) elde
ettim. Ali radıyallahu anh Yemen’den Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem’in yanına gelince, dedi ki: “Hz. Fatıma’yı boyalı elbise giymiş
buldum, evi de koku ile kokulanmıştı.” Fatıma radıyallahu anha Ali’ye:
Sana ne oluyor da (ihramdan çıkmıyorsun) oysa Rasûlullah sallallahu aleyhi
ve sellem ashabına (ihramdan çıkmalarını) emretti onlar da ihramdan
çıktılar, dedi. Ali radıyallahu anh dedi ki: Ben de ona: Peygamber ne niyetle
ihrama girdiyse ben de o niyetle ihrama girdim. “O ise henüz ihramdan
çıkmadı” diye cevap verdim. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in
yanına geldim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana ihrama girerken
nasıl hareket ettin, diye sordu. Ben de Peygamber sallallahu aleyhi ve
sellem’in girdiği gibi ihrama girdim diye niyet ettim.” dedim.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ben kurbanlık sevkettim ve hacc-ı
kırana niyet ettim. dedi. Resûllüah sallallahu aleyhi ve sellem bana
“Kurbanlık develerden altmış yedisini veya altmış altısını kes, otuzüç veya
otuz dördünü kendin için al ve bana kestiğin her deveden bir parça ayır”
buyurdu.
İZAH
Bu hadiste Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in hacc-ı kıran yaptığına
açık delâlet vardır. Hattabî şerhinde bu mevzuda uzun izahat var. Bir de,
hacc-ı kıran yapanların kestikleri kurbanın etinden yemelerinin helâl
olacağına delâlet eder.


1798 – Ebû Vâil radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:
Subey bin Ma’bed radıyallahu anh diyor ki; hac ve umreye berâber niyet
ettim, telbiye getirdim. Ömer radıyallahu anh bana “Peygamberinin
sünnetine uymuşsun” dedi. [559]











1799 – Ebû Vâil radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:
Subey bin Ma’bed radıyallahu anh anlatıyor. Ben Nasrânî bir bedevî adam
idim, Müslüman oldum. Kendi kabilemden, Hüzeym bin Sürmüle denilen
adamın yanına vardım ve (ona) “Ey bana bak, ben harbetmeye çok
hırslıyım, hac ve umre de bana farz olmuş durumda, bu ikisini nasıl bir
arada yapayım?” dedim. Hüzeym:
İkisini birden cem et ve senin için kolayına gelen bir hayvanı kurban et,
dedi. Ben de ikisi için birden berâber telbiyede bulundum. Uzeyb’e
geldiğim zaman bana, Zeyd bin Sûhan ile Selman bin Rabia rast geldiler. O
sırada ben hac ve umre için berâber telbiyede bulunuyordum. Bu ikiden biri
öbürüne bu adam, bilgide devesinden farksız, dedi. Üzerime dağ yıkılmış
gibi oldum.
Hemen Ömer bin Hattab’a geldim ve ona ey Mü’minlerin emiri: Ben
Hıristiyan bedevî bir adamdım. Müslüman oldum, harp etmeye harîsim,
Hac ve umre bana farz olmuş durumda. Kavmimden bir adamın
(Huzeym’in) yanına geldim, o bana hac ve umreyi cem et ve gücünün
yettiği bir hayvanı kurban et, dedi. Ben de ikisine birden niyetle telbiyede
bulundum, dedim. Ömer bin Hattab radıyallahu anh:
“Peygamberinin sünnetine uymuşsun,” dedi.
İZAH
Bu hadis-i şerif te hacc-ı kıranın câiz ve sünnet olduğuna sarih bir delildir.
Henâh; sana diyorum, bana dön demektir (Kamus Tercümesi)





1800 – Ömer bin el-Hattab Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle
derken işittiğini söylemiştir:
“Bu gece bana aziz ve celil olan Rabbımdan bir elçi geldi.” Ömer
radıyallahu anh diyor ki:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem (o zaman) Akîk’ta bulunuyordu.
Gelen elçi ona:
Şu mübarek vadide namaz kıl ve hac içinde umreye (niyet ettim de) dedi.
Ebû Dâvud diyor ki: Ali bin Mübârek, Yahya bin Ebî Kesir’den bu hadiste
“Hac içinde umreye de” diye rivâyet etti. [560]
İZAH
Hadisin Buhari’de bir rivâyetinde “fi” yerine “vav” kullanılmıştır. Vav
olduğuna göre, hacca ve umreye berâber niyet ettim, demek olur.
Akîk: Bir vâdinin ismidir.





1801 – Rabî bin Sebre’den, o da babasından radıyallahu anh rivâyet
ettiklerine göre şöyle dediler:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem le berâber çıkmıştık. Usfan’a
geldiğimizde; Suraka bin Mâlik el Müdlicî O’na:
Ey Allah’ın Rasûlü, bize sanki bugün doğmuş kimselere açıklama yapar
gibi, (hac hakkında) açıklama yap dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem:
“Şüphesiz ki Allah sizin şu haccınıza bir de umre soktu. Mekke’ye
geldiğiniz vakit, Kâbe’yi tavaf edip Safâ ile Merve arasında sa’y eden,
ihramdan çıkar, ancak yanında kurbanlığı olanlar müstesna” buyurdu.
İZAH
Usfân: Bir mevki adıdır.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Müdliç oğullarına hacc-ı temettu-u
tarif etti, önce umre yapılarak ihramdan çıkılabileceğini, sonra da hac
yapılacağını bildirdi. Hacc-ı temettu yapanlar, umreden sonra ihramdan
çıkabilirler. Ancak kurbanlıklarını berâber götürmüşlerse kurbanlarını
kesene kadar ihramdan çıkamazlar.



1802 – Muaviye bin Ebû Süfyân radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre
şöyle demiştir:
Ben Merve’de Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in (saçını) makasla
kesip kısalttım, veyahut Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemi saçından
kesilip kısaltılırken gördüm. [561]



1803 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre kendisine
Muaviye şöyle demiştir:
“Sen benim “Merve’de Rasûlullah’ın saçlarından (bir kısmını) bir arabî
makasıyla kısalttığımı bilmiyor musun?
Râvi el-Hasan, rivâyetine hac (niyetiyle girdiği ihramdan çıkması) için
sözünü ilave etmiştir. [562]


1804 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem umreye, ashabı da hacca niyetlenip
telbiye getirdiler. [563]

















1805 – Abdullah bin Ömer radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Veda Haccı’nda hacca kadar umreyle
temettu yaptı ve kurban kesti. Hedyi (Kurbanı) Zülhuleyfe’den berâberinde
sevketmişti. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem umre için ihramlanarak
başladı. Sonra da hac için ihramlandı. Halk Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem ile berâber hac gününe kadar umre ile temettu yaptılar. İnsanlardan
bazısı hedy sevk etmişti, bazısı da sevk etmemişlerdi. Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem Mekke’ye gelince halka şöyle buyurdu.
“Sizden kim hedy göndermişse hacc-ını tamamlayana kadar ihramda haram
olan şey ona helâl olmaz. Sizden kim hedy göndermemişse Kâbe’yi tavaf
etsin, Safâ ile Merve’de sa’y yapsın, saçını kısalttırsın, ihramdan çıksın
sonra (Zilhicce’nin sekizinde) hac için ihramlansın, kurbanını göndersin,
kurbanlık bulamayan (kurbana gücü yetmeyenler arafeden önce üç gün) hac
günlerinde, yedi gün de ailesi yurduna dönünce oruç tutsun” buyurdu.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Mekke’ye geldiği vakit ilk iş olarak
Hacer-i Esved köşesini istilam etti, sonra tavafın ilk üç şavtında omuzlarını
silkerek adımlarını kısarak (çalımlı) yürüdü, tavafın geri kalan dört şavtını
da normal şekilde yürüdü. Kâbe’yi tavaf ettikten sonra Makam-ı İbrahim’de
iki rekât namaz kıldı, sonra selâm vererek namazdan çıktı ve kalkıp safaya
geldi. Safâ ile Merve arasında (dört kere gidip üç kere gelerek) yedi şavtla
sa’y yaptı. Sonra ihramlı için haram olanlardan hiç birini bayram günü,
kurbanını kesip hacc-ın bütün şartlarını yerine getirene kadar yapmadı.
Mekke’ye indi, Kâbe’de farz tavafını yaptı. Bundan sonra ihramlıya haram
olan şey helâl oldu.
İnsanlardan kurban sevk edenler de etmeyenler de Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem’in yaptığı gibi yaptılar. [564]
İZAH
Habbe: Koştu demektir.



1806 – Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in hanımı Hafsa radıyallahu
anha’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e:
Ey Allah’ın Rasûlü, insanlara ne oldu, onlar ihramlarından çıktılar, siz ise
umrenizden ihramınızdan çıkmadınız, dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem:
“Ben saçımı yapıştırdım, kurbanlığıma nişan taktım hedyimi
boğazlayıncaya kadar ihramımdan çıkmam” buyurdu. [565]
İZAH
Telbid: Saçı yapışkan bir madde ile keçeleştirmektir, toz toprak girmesin,
dökülmesin diye böyle yaparlardı. Hacc-ı temettu yapanların kurbanları
yanlarında ise kurbanlarını kesene kadar ihramdan çıkmazlar.

