-3. CİLT- · 88 – HACLA İLGİLİ VAZİFELERDE TAKDİM TEHİRDE BULUNANLAR






2014 – Abdullah bin Amr bin Âs radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Veda Haccı’nda Mina’da durdu, ona soru soruyorlardı, ona bir adam geldi, “Ey Allah’ın Rasûlü, ben bilmeyerek Kurban kesmeden önce tıraş oldum,” dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Kurbanını kes güçlük yoktur,” buyurdu. Başka bir adam daha geldi ve “Ey Allah’ın Rasûlü, ben bilmeyerek taş atmadan önce deve kurban ettim,” dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Taşını at, güçlük yoktur,” buyurdu. O gün insanların yerinden önceye aldığı ve sonraya bıraktığı amellerden her neden sorulmuşsa hepsine, “Yap, güçlük yoktur,” diye cevap verdi. [59]




2015 – Üsame bin Şerik radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’le beraber Hac yapmaya çıkmıştım. Halk ona (süale) geliyorlardı. Onlardan, “Ey Allah’ın Rasûlü ben tavaf etmeden sa’y ettim. Yahut bir hac fiilini yerinden öne aldım veya sonraya bıraktım,” diyenler oluyordu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Gûçlük yok, ancak Müslüman bir adamın zülmen hakkına tecavüz eden müstesna, işte o, güçlüğe düştü ve helâk oldu,” buyuruyordu.
İZAH
İkteraza: Kesti demektir. Yani başka bin mü’minin hakkına diliyle tecavüz ederse, demektir. Tercümeye de böyle aldık. Hadisin zahirine göre bayramın birinci günü Akabe Cemresine taş atmadan önce traş olana veya taş atmadan kurban kesene veya kurbanını kesmeden tıraş olana fidye lâzım gelmez, ister unutarak olsun, isterse bilerek olsun fark yoktur. Şâfiî, Mücâhid ve Tâvûs’un mezhepleri de budur. Ahmed bin Hanbel ve İshak: bu fiilleri unutarak yapana bir şey lâzım gelmez. İbn-i Abbas, Said bin Cübeyr, Katâde ve Malik’e göre bu fiillerden birini yapana ceza kurbanı lâzım gelir. İmâm Azam’ın mezhebi de böyledir. Hanefilere göre hadisi şerifte kurbanını kes, taşını at güçlük yoktur, buyrulması günah bakımından bir şey yoktur, demektir, yoksa ceza kurbanı yoktur. Manâsına değildir. (Mealimü’s-Sûnen)

