-4. CİLT- · 24 – HAYBER ARAZİSİNİN HÜKMÜ












3006 – İbn-i Ömer radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Hayber ahalisine harp açtı,
hurmalıklara ve araziye galebe çaldı, onları kalelerine çekilmeye zorladı.
Altınlar, gümüşler ve zırhlar Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e,
develerinin götürebileceği kadar mal da onlara ait olmak üzere Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem’le anlaşma yaptılar. Hiçbir şeyi saklamamaya
eğer bir şey saklarlarsa onlara ne anlaşma yapılacak, ne de emniyetleri
sağlanacaktı. Fakat Huyey bin Ahtab’a (ait içi altın dolu) derisini sakladılar.
Huyey bin Ahtab Hayber’den önce öldürülmüştü. O, altın dolu deriyi Benî
Nadr Medine’den çıkardıkları gün Nadr’dan alıp yanında götürmüştü.
İçinde Nadr Oğulları’nın zinet eşyaları vardı.
Dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, (Huyey’in amcası)
Sa’ye’ye, “Huyey bin Ahtab’ın deri tulumu nerede” diye sordu. Sa’ye,
“Onu çoluk çocuğun geçimi ve harpler bitirdi” dedi. Fakat daha fazla
saklayamadıklarından deri tulumu bulup (getirdiler.) Bunun üzerine İbn-i
Ebü’l-Hukayle onu öldürdü. Kadınları ve çocukları da esir edildi.
Hz. Peygamber onları da Hayber’den çıkarmak istedi. Fakat onlar; ya
Muhammed, bizi bu arazide bırak, çalışalım çıkan mahsûlün yarısı senin
yarısı bizim olsun, dediler. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem (de
onların bu teklifini kabul etti, bu gelirden) hanımlarından her birine seksen
vesak hurma, yirmi vesak arpa verirdi.
İZAH
Misk: Deri demektir. Oğlak derisinden yapıp içerisine altın konan tulumlara
da denir.
Vesak: Altmış sa’dır. Bir sa’ 1040 dirhem, altmış sa’ 199,333 gramdır.
60 x 3,333 x 199,333 gramdır. (Yüz doksan dokuz kilo üçyüz otuzüç gram.)



3007 – Abdullah bin Ömer radıyallahu anh’dan:
(Babam) Ömer radıyallahu anh şöyle dedi: Ey insanlar Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem, Hayber Yahudilerini istediğimiz zaman onları çıkarmamız
şartı ile arazileri üzerinde işçi olarak bıraktı. Kimin Hayber’de malı varsa
malının başına varsın. Ben Yahudileri Hayber’den çıkaracağım, dedi. Ve
onları (Hayber’den sürüp) çıkardı.











3008 – Abdullah bin Ömer radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Hayber fethedildiği zaman Yahudiler çıkan mahsulün yarısı onlara ait
olmak üzere Hayber’de işçi olarak bırakılmalarını istediler. Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem onlara, “Bu şart üzere sizi Hayber’de dilediğiniz
zamana kadar bırakırım.” buyurdu. Yahudiler bu şart üzerine
bulunuyorlardı. Hayber’in yarı gelirinden elde edilen hurma hisselere ayrılır
ve bunun beşte birini Rasûlullah alırdı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem, bu beşte birden hanımlarından her birine yüz vesak hurma, yirmi
vesak arpa yiyecek veriyordu. Ömer radıyallahu anh, Yahudileri çıkarmak
isteyince, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in zevcelerine haber
gönderip şöyle dedi: “Sizden kim tahmini olarak kendisine yüz vesaklık bir
hurmalığı vermemi isterse oranın ağacı da toprağı da suyu da onun olsun.
Kim de kendisine tahminen yirmi vesaklık bir arpa tarlası hisse olarak
vermemi istiyorsa (onu da) yaparız. Kim de humustaki hissesini ayırmamızı
istiyorsa öyle yaparız.” [10]
İZAH
Bir önceki rivâyette Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in hanımlarından
her birine seksen vesak hurma verildiği rivâyet edilirken, burada yüz vesak
olarak rivâyet edilmiştir. Bu adet yaklaşık olarak o kadar demektir. Yoksa
tam seksen veya yüz vesak değil de ikisi arası bir miktar demektir. Hz.
Ömer radıyallahu anh’in zevceleri muhayyer bırakınca Hz. Aişe ile Hz.
Hafsa araziyi tercih ettiler. Hisselerini ayırttılar.
Sühman: Sehmin cem’idir. Sehm kelimesi eshüm şeklinde de cemidir.


3009 – Enes bin Malik radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Hayber’e savaş açtı orayı savaş
zoruyla ele geçirdik. Bir miktar esir ele geçirildi. [11]



3010 – Sehl bin Ebû Hasme radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre
şöyle demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Hayber’i ikiye taksim etti. Yarısını
ani ihtiyaç ve masraflara diğer yarısını da Müslümanlar arasında on sekiz
sehme taksim etti.
İZAH
Ebû Hasme’nin asıl adı Abdullah’tır.




3011 – Büşeyr bin Yesar radıyallahu anh’dan:
O, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ashabından bir topluluğun şöyle
dediklerini işitti. Bir önce geçen hadisi zikretti ve dedi ki, (Hayber gelirinin)
yarısı Müslümanların ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sehmi idi.
Kalan Yarısını da Müslümanlar ve ona gelecek ani ihtiyaç ve masrafları için
ayırdı.





3012 – Büşeyr bin Yesar radıyallahu anh’dan:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ashabından bir çok kimseden
rivâyet etti. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Hayber’e galebe edince,
Hayber gelirini otuz altı sehme ayırdı. Sehimlerin her biri yüz sehmi içine
alıyordu. Onun yarısı (onsekiz sehmi) Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem
ve Müslümanlara aitti. Geri kalan diğer yarısı da gelen heyetler, işler ve
nâsın umûmî ihtiyaçlarına ayrıldı.





3013 – Büşeyr bin Yesar radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Allah Teâlâ Hayber’i Peygamberine fey olarak verince (Hz. Peygamber)
orayı her biri yüz hisse ihtiva eden otuz altı parçaya ayırdı. Bunun yarısını
karşılaşacağı hadiselerin halli ve kendisine gelecek elçiler ve ihtiyaçlar için
ayırdı.
El-Vatiha ile Küteybe’yi ve bu iki yere tabi olan yerleri (sözü geçen yerler
için ayırdı.) Diğer yarısını da Müslümanlar arasında paylaştırdı. Bu da Şah
ile Netat ve bu iki yere tabi olan yerlerdir. Rasûlullah’ın payı Şah ve Netat’a
bağlı olan kısımda idi.
İZAH
Vatiha: Hayber’de bir kale ismidir.
Kuteybe: Hayber’de bir arazi parçasının adıdır veya Hayber’de bir kale
ismidir.
Şak: Hayber’de bir kale adı.
Natat: Hayber hurmalığını sulayan bir suyun adıdır.








3014 – Büşeyr bir Yesar radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir:
Allahu Teala, Rasûlüne Hayber’i fey olarak verince hepsini otuz altı sehme
ayırdı. Bunların yarısını yani her biri yüz sehm ihtiva eden onsekiz payı
Müslümanlara ayırdı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’de
Müslümanlarla beraberdi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sehmi
askerin birinin sehmi gibi idi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, diğer
yarısını da on sekiz sehim olarak Müslümanların ihtiyaçlarına ve işlerinden
icab eden yerlere sarfa ayırdı. İhtiyaçlara ayrılan yarım hisse, Vatıh kalesi,
Ketibe arazisi Selâlim ve buna tabi olan yerlerdi. Mallar Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem ve Müslümanların eline geçince bunların işlerini
görecek, bakımını yapacak kimse bulunamadı. Rasûlullah sallallahu aleyhi
ve sellem, Yahudileri çağırdı ve onların bakımına görevlendirdi.




3015 – Mucemmi’ Cariyet’el-Ensârî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine
göre şöyle demiştir:
Hayber, Hudeybiye’de bulunanlara taksim edilmişti. Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem onu onsekiz sehme ayırdı. Hudeybiye’de bulunanlar bin
beş yüz kişi idiler. İçlerinde üç yüz atlı vardı. Atlılara iki hisse, yayalara bir
hisse verdi.
İZAH
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Hayber’den elde edilen ganimeti
ikiye böldü. Yarısını Hudeybiye’de bulunan 1500 kişilik askere; atlılara iki,
yayalara bir hisse olarak taksim etti. Önce bu yarıyı 18 sehime ayırdı her
sehim yüz kişi arasında taksim ediliyordu.





3016 – Zührî ile Abdullah bin Ebû Bekir ve Muhammed bin Mesleme’nin
çocuklarından birinden dediler ki: Hayber’de bulunan bazı kaleler
alınamamıştı. Hayber halkı da bu kalelere sığınmışlardı. Derken onlar
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den kanlarının dökülmemesini,
kendilerinin çıkıp gitmesine müsaade edilmesini istediler. Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem de onların isteğini yerine getirdi. Fedek halkı da
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bu muamelesini işittiler, bu şartlar
üzerine Fedek’i teslim ettiler. Zira Fedek üzerine at ve deve koşturulmadı
bundan dolayı Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e tahsis edildi.






3017 – Saîd bin Müseyyeb radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Hayber’in bir kısmını savaş zoruyla
fethetti.
Ebû Dâvud dedi ki: İbn-i Şihab’tan rivâyet edildiğine göre o şöyle demiştir:
Hayber’in bir kısmı savaş zoruyla bir kısmı da barış yoluyla fethedilmiştir.
Küteybe ise içerisinde sulh yoluyla fethedilmiş kısımlar bulunmakla
beraber ekserisi savaş zoruyla fethedilmiştir. Malik’e Küteybe’nin durumu
nasıldır, diye sordum. Orası Hayber arazisine dahildir, orada kırk bin hurma
ağacı vardı, dedi.


3018 – İbn-i Şihab’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:
Bana ulaştığına göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Hayber’i savaş
zoruyla fethetti ve savaş sonunda Hayber halkından sürgün edilmek şartıyla
kalelerinden inenler inmiştir.


3019 – İbn-i Şihab radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Hayber ganimetinin beşte birini aldı,
geri kalanı Hudeybiyede bulunanlardan Hayber’de bulunanlara ve
bulunmayanlara taksim etti.


3020 – Zeyd bin Eslem’in babasından şöyle rivâyet edilmiştir:
Ömer radıyallahu anh, Eğer sonradan gelen Müslümanları düşünür
olmasam fethettiğim her köyün gelirini Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem’in Hayber arazisini yaptığı gibi taksim ederdim. [12]

