MENÂSİKHAC BÖLÜMÜ · 23 – İFRAD HACCI

1777 – Aişe radıyallahu anha’dan şöyle rivâyet edilmiştir: Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem ifrad hacc-ı yaptı. [546]















1778 – Aişe radıyallahu anha’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile berâber Zilhicce’nin hilalinin
doğuşu yaklaşınca yola çıktık, Zülhuleyfe’ye geldiğimizde Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem, “Hac yapmak isteyenler hac için, (önce) umre
yapmak isteyenler umre için ihramlanıp telbiyede bulunsunlar” buyurdu.
Râvîlerden Musa (bin Seleme’nin) Vüheyb’den rivâyetinde Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem “Eğer ben kurbanlığımı göndermemiş olsaydım
umre için ihram ve telbiyede bulunurdum” buyurmuş.
Hammad bin Seleme’den rivâyetinde, “Fakat ben yanımda kurbanlığım
bulunduğundan hac için ihram ve telbiyede bulunacağım” buyurmuş. Sonra
(bu hadisi farklı rivâyet eden râvîler) (şurada) ittifak ettiler. Hz. Aişe dedi
ki: Ben umre için telbiyede bulunanlar arasında idim. Birazcık yol katettik
ki (Serif denen yerde) aybaşı oldum. Ben ağlarken Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem yanıma geldi ve, “Seni ağlatan nedir?” buyurdu. Ben,
“Keşke bu yıl hacca çıkmaz olsaydım diye arzuladım,” dedim. Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem, “Umreni bırak saçını çöz ve taran” buyurdu.
Râvîlerden Musa, “Hac için telbiyede bulun.” Süleyman ise “Müslümanlar
hacc-ında ne yaparlarsa sen de onu yap” buyurdu” diye rivâyet etti.
Mekke’den dönüş günü gelince Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem,
kayınbiraderi Abdurrahman’a Hz. Aişe’yi Ten’im’e götürmesini emretti,
Musa (bu rivâyette şunları) ziyâde etti. Hz. Aişe terkettiği umresinin yerine
umre için yeniden ihrama girdi ve telbiyede bulundu. Kâbe’yi tavaf etti,
Allah hacc-ını da umresini de kabul buyurdu. Hişam bin Urve:
Hz. Aişe’nin bu yaptıklarının hiç birinde kurban yoktur, dedi.
Ebû Dâvud diyor ki:
Hammad bin Seleme’nin hadisinde Musa şunu ziyâde etti. Aişe radıyallahu
anha (Mina’dan dönüşte Batha gecesinde) temizlendi. [547]
İZAH
Muvafine: Yakın kalınca demektir. Zilhicce’ye beş gün kala yola
çıkmışlardı.
Leyletüssadr, leyletülbathâ, leyletülhasaba hepsi ayni gecedir. Mina’dan
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in son gün Mekke ile Mina
arasındaki Batha’ya indiği gecedir.
Muhassab, Ebtah, Muarras, Heyf-i Benî, Kinane hepsi birdir. Mekke ile
Mina arasında bir yer adıdır.
İbn-i Cevzî, Allah ona rahmet eylesin. Sahih hadisler Hz. Aişe’nin Kıran
yaptığına delâlet ediyor. Evvelâ umreye niyet etti, hayız olunca Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem ona hacca niyet etmesini emretti, böylece kıran
yapmış oldu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ona “Kabe’yi bir
kere tavafın Safâ ile Merve arasında sayın senin hacc-ına da umrene de
yeter,” buyurması bunu açıkça gösteriyor, dedi ve Hz. Aişe’nin umresini
tamamen terkedip yalnız hac yaptığını söyleyenlerin reyini red etti.
Hz. Aişe’nin Ten’im’den tekrar umre yapması onun gönlünü hoş etmek için
emredilmişti. “Bunların hiç birinde kurban yoktur,” sözü Hişam’ın
kelâmından hadise sokulmuştur (Müdrectir) deniliyor.





1779 – Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in hanımı Aişe radıyallahu
anha’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:
Veda hacc-ı yılı Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte (hac için
yola) çıktık. Bizden umre için ihramlanıp telbiye yapan, hac ve umre için
ihramlanan telbiye yapan ve yalnız hac için ihramlanan telbiyede
bulunanlar vardır. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’de sadece hacca
niyetlenmişti. Yalnız hac için ihramlananlar ile hac ve umreyi cem edenler
kurban gününe kadar ihramdan çıkmadılar. [548]
İZAH
Hacc-ı ifrat ve kırana niyet edenler kurban gününe kadar ihramdan
çıkamazlar. Kıran yapanlar taş atıp kurbanlarını kesip tıraş olunca ifrat
yapanlar da cemre-i akabe ve tıraştan sonra ihramdan çıkarlar.

1780 – Ebû’l-Esved’den aynı senedle önceki hadisin benzeri rivâyet
olunmuştur. Ancak râvî bu hadise şunu ilâve etmiştir: Umre için
ihramlananlar (bayramdan önce) ihramlarından çıktılar.
İZAH
Umre yapanlar, Kâbe’yi tavaf (safa ile merve arasında sa’y) ettikten sonra
tıraş olur, ihramdan çıkar. Terviye günü Mina’ya gitmeden tekrar hac için
ihramlanır, bu ikinci ihramından taş atıp kurban kesip tıraş olmadıkça
çıkamaz.













1781 – Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ailesi Aişe radıyallahu
anha’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:
Veda Hacc-ı senesi Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte yola
çıktık ve umre niyetiyle ihramâ girdik. Sonra Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem “Kimin yanında hedy (kurbanlık) varsa umre ile berâber hacca da
niyet etsin. Sonra ihrama devam ederek neticede her ikisinin ihramından
birden çıksın” buyurdu. Mekke’ye geldim halbuki ben hayızlı idim, Kabe’yi
tavaf etmedim. Safâ ile Merve arasında sa’y de de bulunmadım. Bu halimi
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e şikâyet ettim. Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem bana:
“Saçını çöz ve tara, hac niyyeti ile telbiyede bulun ve Umre’yi de terket”
buyurdu. Ben de öyle yaptım. Hacc-ı yerine getirdikten sonra Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem beni (kardeşim) Abdurrahman bin Ebû Bekir ile
Ten’im’e gönderdi. Umre yaptım, Rasûlullah bana, “İşte şu yaptığın umre
terkettiğin Umre’nin yerine” buyurdu. Umre niyeti ile ihramlananlar,
Kâbe’yi tavaf ettiler. Safâ ile Merve arasında sa’y de bulundular. Sonra
ihramdan çıktılar, sonra Mina’dan dönüşte, Hac için başka bir tavaf daha
yaptılar ama hac ve Umreyi cem edenlerse ancak bir tavaf yaptılar, dedi.
Ebû Dâvud diyor ki:
Bu hadis-i şerifin İbrahim Bin Sa’d ve Ma’mer, İbn-i Şihab’tan benzerini
irvayet ettiler. Fakat yalınız umre yapanların ve hacla Umre’yi cem
edenlerin tavafını zikretmediler.
İZAH
Bu hadis-i şerif hacc-ı kıran yapanların bir tavafla iktifa edebileceklerine
delildir. Atâ, Mücahid, Hasan, Tavus, Mâlik, Şâfiî ve Ahmed bin Hanbel’in
mezhebleri de böyledir. İmam Azam ve Süfyân-ı Sevrî’ye göre hacc-ı kıran
yapanlar biri umre biri de hac için olmak üzere iki tavaf yapmaları lâzımdır
diyor. (Bezl-ül-Mechûd, c. 8, s. 388)










1782 – Aişe radıyallahu anha’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:
Hac niyetiyle telbiyede bulunduk, serif mevkiine vardığımızda ben hayız
oldum, ağlıyordum. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yanıma geldi ve,
“Ey Aişe ağlamana sebep ne?” buyurdu. “Ben aybaşı oldum. Ne olaydı
hacca niyet etmiş olmasaydım,” dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem, “Subhanallah senin karşılaştığın Allah’ü Teâlâ’nın Adem (a.s)ın
kızları için takdir ettiği bir şeydir. Kâbe’yi tavaftan başka, hacc-ın bütün
şartlarını yerine getir” buyurdu. Mekke’ye girdiğimiz vakit Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem, “umre yapmak isteyen umre yapsın yanında
kurbanlığı olanlar müstesna” buyurdu.
Aişe radıyallahu anha diyor ki:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kurban günü kadınları namına sığır
kurban etti, batha, (ya inme) gecesi olunca Aişe radıyallahu anha
temizlendi. Ey Allah’ın Rasûlü sen arkadaşlarımı hac ve Umre yapmış
olarak döndürürken ben yalnız hacla mı döneceğim, dedi. Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem, Ebû Bekir’in oğlu Abdurrahman’a (kız kardeşi
Aişe’yi) Ten’im’e götürmesini emir buyurdu. Hz. Aişe orada Umre
niyetiyle telbiyede bulundu. [549]
İZAH
Serif: Medine’den birkaç mil mesafede Mekke ile Medine arasında bir yerin
adıdır.




1783 – Aişe radıyallahu anha’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile berâber (hac için yola) çıktık,
sadece hacca niyet edeceğimizi sanıyorduk. Mekke’ye geldiğimizde
Kâbe’yi tavaf ettik.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem önceden kurban göndermemiş
olanlara ihramdan çıkmalarını emretti, kurban göndermemiş olanlar da
hemen ihramdan çıktı(lar). [550]
İZAH
Bu hadis-i şerif “Lâ Nera” şeklinde rivâyet ediliyor. Tercümeyi ona göre
yaptık. Bu metinde ancak hacc-ı ifrata niyet etmiş olarak çıktık, manâsı da
verilir.




1784 – Aişe radıyallahu anha’dan rivâyet edildiğine göre:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Son verdiğim emri ilk anda
(düşünüp) verseydim, kurbanlıkları sevketmezdim,” buyudu.
Muhammed bin Yahya dedi ki: Ben Osman bin Ömer’in şöyle dediğini
zannederim, “Umresini yapıp ihramdan çıkanlarla birlikte ben de ihramdan
çıkardım.” Muhammed dedi ki, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem nâsın
ibadetinin bir ve berâber olmasını diledi (Onun için böyle buyurdu.) [551]
İZAH
Haccı temettu yapanlar umresini yaptıktan sonra ihramlarından çıkabilirler.
Fakat kurbanlığını berâber götürenler kurbanlıklarını kesmedikçe,
Umrelerini yapınca ihramdan çıkamazlar. İşte Rasûlullah sallallahu aleyhi
ve sellem ashabın hepsinin berâber olmalarını istediği için, son verdiği emri
önceden vermiş olsaydım temennisinde bulunmuştur.













1785 – Câbir radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:
Biz Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile berâber hacc-ı ifrada niyet
etmiş olarak telbiye okuyarak yola koyulduk. Aişe radıyallahu anha sadece
Umre için yola çıktı. Serif’e varınca Aişe radıyallahu anha hayız oldu.
(Mekke) ye geliğimizde Kâbe’yi tavaf ettik, Safâ ve Merve arasında sa’y
yaptık. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bizden yanında kurbanı
olmayanların ihramdan çıkmalarını emretti. Câbir devam ederek: ne helâldır
dedik. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Hepsi helâldır” buyurdu. Biz
de kadınlarımızla birleştik, kokuyla kokulandık, elbiselerimizi giyindik,
arefe günü ile aramızda ancak dört gece vardı. Terviye günü (ihramla)
telbiyeye başladık.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Hz. Aişe’nin yanına girdiğinde onu
ağlar buldu. Bu halin ne, diye sordu. Aişe radıyallahu anha, hayız oldum
herkes ihramdan çıktı, ben çıkamadım. Kâbe’yi de tavaf etmedim, şimdi
herkes hac için gidiyorlar, dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
“Bu hal Allah’ın Adem’in kızlarına yazdığı (takdir) ettiği bir iştir. Guslet ve
hac için telbiyede bulun,” dedi.
Aişe radıyallahu anha’da (emredileni) yaptı, vakfe yerlerinde vakfede
bulundu, temizlenince de Kâbe’yi tavaf etti. Safâ ve Merve (arasında) sa’y
yaptı. Sonra Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Hac ve umre ihramının
hepsinden çıkmış oldun” buyurdu. Aişe radıyallahu anha’da:
Ey Allah’ın Rasûlü, hac ettiğim zaman Kâbe’yi tavaf etmediğimden
içimden bir (üzüntü) buluyorum,” dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem de, “Ey Abdurrahman Aişe’yi götür, tenimden umre yaptır”
buyurdu. O gece Muhassaba (iniş) gecesiydi. [552]



1786 – Hz. Peygamber Aişe’nin yanına geldi. Râvî şu önceki hadisin bir
kısmını anlattıktan sonra ve hacca niyet et cümlesine ilave olarak “Haccet,
tavafın ve namazın dışında hacıların yaptığı her şeyi yap” sözlerini nakletti.
İZAH
Hayızlı kadınlar tavaftan başka hacc-ın bütün menâsikini yerine getirirler.
Tavaf etmez ve namaz kılamazlar.








1787 – Atâ bin Ebî Rebah radıyallahu anh’dan, Câbir bin Abdullah bana
şöyle haber verdi:
Biz Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemle kendisine başka bir şey
karışmayan halis bir hacca niyetle telbiyede bulunduk. Zilhicce’den daha
dört gün geçmişti ki Mekke’ye geldik, tavaf ve sa’yda bulunduk. Sonra
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize ihramdan çıkmamızı emretti ve,
“eğer benim yanımda kurbanlığım olmasaydı ben de ihramdan çıkardım”
buyurdu. Sonra Mâlik’in oğlu Surâka ayağa kalktı ve “Ey Allah’ın Rasûlü
sen bize yalnız bu yıla mahsus mu hacc-ı temettu yaptırdın, yoksa
ebediyyen yapılabilecek mi?” dedi.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Muhakkak, ebediyyen yapılacak”
buyurdu.
Evzâî diyor ki: Atâ bin Ebî Rabah bu hadisi haber verirken dinledim,
ezberleyemedim. İbn-i Cüreyc’e yetiştim o bunu bana hatırlattı. (Sağlam bir
şekilde ezberledim). [553]
İZAH
Bu hadis-i şerif hac ayları içerisinde umre yapılabileceğine açık bir delil
teşkil eder. Umrenin feshi ile temettuun kıyamete kadar yapılabileceği de
açıkça anlatılmış oluyor.





1788 – Câbir radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ve ashabı Zilhicce’nin dördünde
Mekke’ye geldiler. Kâbe’yi tavaf edip Safâ ve Merve’de sa’y yaptıklarında
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onlara, “yanında kurbanlığı
olanlardan başkası bu (sa’y ve tavafını) umre yapsın” buyurdu.
Arefeden bir gün önceki gün gelince, hac için ihramlandılar, bayram günü
olunca da Kâbe’ye gelip tavaf ettiler, ama (o gün) Safâ ile Merve arasında
sa’y yapmadılar.
İZAH
Terviye: Kurban bayramı arefesinden bir gün önceki güne denir.








1789 – Câbir bin Abdullah radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ve ashabı niyet edip hac için
telbiyede bulundular. O gün onlardan hiç birinin yanında kurbanlığı da
yoktu. Ancak Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ve Talha’nın
kurbanlıkları yanındaydı. Ali radıyallahu anh’ın yanında Yemen’den gelmiş
kurbanlığı yanında bulunuyordu. Ali radıyallahu anh:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ne için niyet edip telbiyede bulunmuş
ise ben de ona niyet edip telbiyede bulundum, dedi. Halbuki Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem ashabına tavaf etmelerini (sa’y yapmalarını)
sonra saçlarını kısaltarak yanında kurban olmayanların ihramdan
çıkmalarını ve böylece haclarını umre (temettü) yapmalarını emretmişti.
Ashab:
Cimadan henüz ayrılmış olduğumuz halde Mina’ya mı gideceğiz dediler.
Bu söz Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e yetişti. Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem’de: “Eğer ben hac fiillerim hakkında sonradan
karşılaştığıma önceden karşılaşmış olsaydım önceden hedy yollamazdım.
Benim de yanımda hedyim olmasa, ben de ihramdan çıkardım” buyurdu.
[554]
İZAH
Hadis-i şerif; ihramlanacak kimse, hiçbir hacc-ı tayin etmeden ihramlansa
sahih olacağına delâlet eder, İhram talik suretiyle giyinilmişse, onun da
cevâzına delildir. Ashab-ı kiram Mina’ya çıkacaklarında ihramı yeni
giyinmiş aileleri yanında olanlardan ihramı giyenecekleri günün gecesi
hanımları ile cinsî münasebette bulunanlar vardı. Sabahleyin ihramlanıp
Mina’ya çıkacaksınız denilince, daha erkeklik suyumuz kurumadan
Mina’ya mı çıkacağız, dediler ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ben
önceden böyle bir şeyle karşılacağımı bilsem ben de Hedy göndermezdim,
buyurdu.




1790 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Şu Umredir. Biz onu temettü
yaptık. Kurbanlığı yanında olmayanlar, helâl şeylerin hepsini helâl olarak
işlesinler. Umre kıyamet gününe kadar hacca dahil olmuştur” buyurdu.
Ebû Dâvud diyor ki:
Bu hadis münkerdir. Çünkü bu söz İbn-i Abbas’ın sözüdür. [555]






1791 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Bir kimse hac niyetiyle ihram giyinir telbiyede bulunur da Mekke’ye
gelince Kâbe’yi tavaf eder Safâ ve Merve arasında sa’y yapar, ihramdan da
çıkarsa bu hacc-ı umre olur.”
Ebû Dâvud diyor ki:
İbn-i Cüreyc bir adamdan, o da Atâ’dan şöyle rivâyet etti, Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem’in ashabı yalnız hacc-ı ifrat için niyet edip
ihramlanmış oldukları halde telbiye ile Mekke’ye girdiler. Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem onların bu hacc-ını umreye çevirdi.




1792 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Nebî sallallahu aleyhi ve sellem hac için ihramlanıp tehlilde bulundu.
Kâbe’yi tavaf edip Safâ ile Merve arasında sa’y yaptı. Diğer bir râvî İbn-i
Şevker (rivâyetinde) saçını kısaltmadı, dedi ve sonra her iki râvî şunda
ittifak ettiler. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kurbanlığı yanında
olduğu için ihramdan çıkmadı. Kurbanlığını sevketmemiş olanlara tavaf
etmesini, sa’y yapmasını ve saçını kısaltıp sonra ihramdan çıkmasını
emretti. İbn-i Meni’ rivâyet ettiği hadiste (tıraş olup sonra ihramdan
çıkmasını) cümlesini ziyâde etti.




1793 – Saîd bin Müseyyeb radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ashabından bir adam Ömer bin
Hattab radıyallahu anh’a geldi ve onun yanında şöyle şehâdette bulundu.
Ben Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in vefatına sebeb olan son
hastalığında hactan önce umreden nehyettiğini işittim, dedi.
İZAH
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, iki defa hacdan önce umre yaptı.
Hactan önce umre yapmanın câiz olduğunda ilim adamlarının icmaı vardır.
Muhâlefet eden olmamıştır. Sonra İbn-i Müseyyeb’in, Ömer bin Hattab’dan
işitmesi mevzuunda da ihtilâf edilmiştir. (Hattabî Şerhi)





1794 – Muaviye bin Ebû Süfyân Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in
ashabına şunları söylemiştir: – Siz Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in
şunlar şunlarla birlikte kaplan derisinden yapılmış eğer üzerine binmekten
nehyettiğini biliyor musunuz?
Evet, dediler. Hz. Muaviye:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin hacla umre arasını birleştirmeyi
yasakladığını da biliyor musunuz? dedi. Ashâb:
Ama bunu bilmiyorduk, dediler. Muaviye radıyallahu anh:
Bu da diğer yasaklarla berâberdi. Lâkin siz bunu unuttunuz, dedi. [556]
İZAH
Hattâbî diyor ki: Hacc-ı kıranın cevazında ümmetin icma-i vardır. Eğer
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem nehyetmiş olsaydı, Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem’in nehy eylediği bir şeyin aksine nasıl ittifak
yapılabilirdi. Sahabe-i kirâm Muaviye’nin şu rivâyetine muvafakat
etmediler ve bu sözüne de müsaade etmediler, diyor.

