MENÂSİKHAC BÖLÜMÜ · 32 – İHRAMLININ GİYEBİLECEKLERİ





1823 – Salim’den, o da babasından rivâyet etiğine göre:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e bir adam, ihramlı bir kimse
elbiselerden hangilerini giymeyi terkeder, diye sordu.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de; “Gömlek, bornoz, don, sarık, vers
ve za’ferân sürülmüş elbise ve tokya bulamama zarûreti yokken, mestleri
giyinemez. Ama tokya bulamayan mestlerin (boğazını) topuktan aşağıya
kadar kessin ve giyinsin” buyurdu. [576]
İZAH
Hadis-i şerif, ihramlıya başı ve yüzü örten her şeyin yasak edilmiş olduğuna
delildir. İster bu eşyalar sarık gibi devamlı giyinilenlerden olsun, isterse
bornoz gibi arasıra giyinilenlerden olsun, fark yoktur. İhramlıya koku
kullanmanın yasaklığına delâlet eder. Başka bir vakit malı zâyi etmek israf,
fakat ihrama giren şahısların topuksuz nalın, tokya bulamamaları halinde
mestlerin boğazını kesmeleri israf olmuyor.
Ebû Hanife, Mâlik, Süfyân-ı Sevrî, Şâfiî ve İshak’a göre zarûret anında
mestler kesilip giyinilir.
Ahmed bin Hanbel ve Atâ radıyallahu anh mestler kesilmez diyorlar.
Kadınların mesti kesmeden giyinmelerinde beis yok. Çünkü onların ihramı
yüzleri ile ellerini açık bulundurmaktan ibarettir.
Hadiste geçen bürnüs: baştan aşağı kadar örten bir şeydir. Hamamlarda
kullanılan palto biçimli havluya da bornoz derler.
Vers: Sarı bir ottur, onunla boyanırlar.
Za’ferân: Kendisinden koku yapılan bir çiçektir.
Ebû Dâvud diyor ki: Bu hadisi Hatem bin Eyyûb ve Yahya bin Eyyûb Musa
bin Ukbe’den o da Nâfi’den Leys’in dediği gibi naklettiler.
Musa bin Târık Musa bin Ukbe’den İbn-i Ömer’e mevkufen varan bir
şekilde rivâyet ettiler.
Yine böyle Abdullah bin Ömer ve Mâlik Eyyub mevkufen, İbrahim bin
Saîd el Medenî Nafi’den, İbn-i Ömer’den o da Rasûlullah sallallahu aleyhi
ve sellem’den “İhramlı kadın yüzüne peçe çekmesin, ellerine eldiven
takınmasın,”diye rivâyet ettiler.
Yine Ebû Dâvud diyor ki:
İbrahim bin Saîd el-Medenî, Medine ahalisinden bir şeyhtir, fakat onun
rivâyet ettiği hadisler pek çok değildir.

1824 – Mâlik Nafi’den, o da İbn-i Ömer radıyallahu anh’dan aynı manâda
rivâyet etti.


1825 – Nafi’den, o da İbn-i Ömer radıyallahu anh’dan aynı manâda
rivâyetle şunu ziyâde etti.
“İhramlı kadın yüzüne peçe çekmesin, ellerine eldiven giyinmesin”
buyurdu. [577]


1826 – İbn-i Ömer radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “ihramlı kadın yüzüne peçe
çekmesin ve ellerine eldiven giyinmesin” buyurdu.







1827 – Abdullah bin Ömer radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kadınları ihramda iken ellerine
eldiven giyinmekten, yüzlerine peçe çekmekten, vers ve zâferan sürülmüş
elbise giyinmekten nehy etti. İhramdan sonra usfurla boyanmış ve her renk
ipekli elbise, zînet eşyası, don, gömlek veya mestten istediğini giyinsin,
buyurdu.
Ebû Dâvud diyor ki:
Bu hadisi İbn-i İshak’tan, Nafi’den, Abde bin Süleyman ve Muhammed bin
Seleme de Muhammed bin İshak’tan vers ev za’ferân sürülmüş elbiseden
nehy etti, kelimesine kadar zikrettiler ve sonrasını zikretmediler.
İZAH
Nikab: Yüze çekilen peçe
Muasfar: Usfurla boyanmış demektir.



1828 – Nâfi, İbn-i Ömer radıyallahu anh’dan: (İbn-i Ömer) üşümüş de ey
Nâfi, üzerime bir elbise at, demişti. Ben üzerine (bir bornoz) attım. İbn-i
Ömer:
Üzerime bunu mu örttün? Halbuki Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem
ihramlının bunu giyinmesini nehy etmişti, dedi. [578]




1829 – İbn-i abbas radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in “Don giyinmek (ihramlık)
peştamal bulamayana, mest giyinmek de (boğazsız) nalin (tokya)
bulamayana aittir” buyurduğunu işittim.
Ebû Dâvud diyor ki: Bu ehl-i Mekke’nin hadisidir. Mercii Basra’da Câbir
bin Zeyd’dir, bu hadiste teferrüd ettiği nokta Serâvil kelimesinin zikridir.
Mestin boğazını kesmeyi zikretmedi. [579]
İZAH
İzâr: Don demektir. Fakat burada göbekten aşağı kullanılan ihram bezine
izar denilmektedir. Bu hadis izar bulamayan hacıların göbekten aşağısını
örtmek için don giyinebileceğine delildir. İmam Azam ve Mâlik’e göre
donu giyinemez, ancak donu yırtar, peştamal gibi göbekten aşağısına bağlar.
İmam Şâfiî, Ahmed bin Hanbel, Atâ ve İshak radıyallahu anh göre donu
yırtmadan da giyinebilir.
Mestte de böyle, İmam Azam tokya bulamayanlar mestin topuktan
yukarısını keser ve tokya yerine kullanırlar, diyor. Bu hadiste mestlerin üst
kısmının kesileceği sarâhaten bildirilmediği için Ahmed bin Hanbel, Atâ ve
İkrime radıyallahu anh kesilmeden giyinilebilir, diyorlar. (Mealimü’s-Sünen
c. 2, s. 352)




1830 – Aişe radıyallahu anha’dan rivâyet edildiğine göre:
Biz ihram içerisinde iken Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemle Mekke’ye
çıkardık, alınlarımıza sük denen kokudan sarardık, birimiz terlediği vakit bu
kokulu madde (yukarıdan aşağı) yüzüne akardı. Rasûlullah sallallahu aleyhi
ve sellem bunu görürdü de (bu kokuyu sürünmekten) nehyetmezdi.
İZAH
Sük: Ramekten yapılan bir nevi kokudur. (Kamus tercemesi).
Tezammut: Merhemli sargı bağlamak, burada alna bir nevi macun olan sük
kokusuyla bulaştırılmış sargıyı sarmaktır.




1831 – Sâlim bin Abdullah radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre:
Abdullah bin Ömer radıyallahu anh ihramlı kadının mestinin boğazını
keserdi. Sonra ona Safiyye bint-i Ebû Ubeyd haber verdi. Ona da Hz. Aişe
şöyle haber verdi. (Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ihramlı kadınların
boğazlı mest giyinmelerine ruhsat verdi) dedi de İbn-i Ömer radıyallahu
anh bunu terk etti.

