-2. CİLT- · 367 – İSTİÂZE


1539 – Ömer bin Hattab radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Peygamber sallallahu aleyhi vesellem beş şeyden Allah’a sığınırdı.
“Korkaklıktan, cimrilikten, (faydasız günah içinde geçen) ömürden, kalbin
(haset, kin, küfür gibi) fitnesinden ve kabir azabından.” [423]



1540 – Enes bin Mâlik radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre:
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:
“Ey Allah’ım âcizlikten, tembellikten, korkaklıktan cimrilikten,
ihtiyarlıktan sana sığınırım, kabir azabından sana sığınırım. Diriliğin de
ölümün de fitnesinden sana sığınırım.” [424]



1541 – Enes bin Mâlik radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Ben Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e hizmet ediyordum. Rasûlullah’ı
çok kere şöyle duâ ederken işittim. “Allah’ım geçmişe ve geleceğe ait
sıkıntılardan borçların ağırlığından ve düşmanların galebesinden sana
sığınırım” [425]




1542 – Abdullah bin Abbas radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem onlara Kur’an’dan bir sûre öğrettiği
gibi şu duayı öğretirdi. “Ey Allah’ım, Cehennem azabından sana sığınırım,
kabir azabından sana sığınırım. Deccaldan sana sığınırım, ölümün ve
hayatın şerrinden sana sığınırım” buyurdu. [426]



1543 – Aişe radıyallahu anha’dan şöyle rivâyet edilmiştir:
Peygamber sallallahu aleyhi vesellem:
Şu kelimelerle duâ ederdi. “Ey Allah’ım, cehennemin fitnesinden,
cehennem ateşinden, zenginlik ve fakirliğin şerrinden sana sığınırım.” [427]


1544 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle duâ buyurdu:
“Ey Allah’ım, fakirlikten, nafaka azlığından, zelillikten sana sığınırım.
Başkasına zulüm etmekten ve (başkası tarafından) zulüm olunmaktan da
sana sığınırım.” [428]



1545 – Abdullah bin Ömer radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in dûası (şu cümlelerdi); “Ey
Allah’ım, nimetin elden gitmesinden, verdiğin afiyetin değişmesinden,
azabının ansızın gelip çatmasından ve hışmının hepsinden sana sığınırım.”
İZAH
Füc’e: Aniden Nekam: Azap, Saht: Gazap ve hışım demektir. Büyüklerin
hışmına “Saht” umûmunkine “gazap” denir.


1546 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle duâ ederdi: “Ey Allah’ım, sana
karşı gelmekten, münâfıklıktan ve kötü huydan sana sığınırım.” [429]
İZAH
Şikak: Ayak yarığı, düşmanlık ve muhalefet manâlarına gelir, burada karşı
gelmek demektir.



1547 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle duâ ederdi: “Allah’ım açlıktan
sana sığınırım. Şüphesiz o kötü bir yatak arkadaşıdır. Hainlikten de sana
sığınırım, zira o, pek kötü bir sırdaştır. [430]



1548 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: “Allah’ım, şu dört
şeyden sana sığınırım. Menfaat vermeyen ilimden, senden korkmayan
kalpten, doymayan nefisten, kabûle şâyân olmayan dûadan. [431]


1549 – Enes bin Mâlik radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle duâ buyurdu: “Ey Allah’ım,
menfaat vermeyen namazdan, sana sığınırım,” Hz. Enes diğer bir duâ daha
zikretti.



1550 – Ferve bin Nevfel el-Eşcaî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine
göre şöyle demiştir:
Müslümanların annesi Aişe radıyallahu anha’dan, “Rasûlullah sallallahu
aleyhi vesellemin hangi dûalarla yalvardığını sordum: Aişe radıyallahu
anha Rasûlullah, “Ey Allah’ım, yaptıklarımın şerrinden ve yapmadıklarımın
şerrinden sana sığınırım” cevabını verdi. [432]




1551 – Şüteyr bin Şekel radıyallahu anh’dan o da babasından rivâyet
ettiklerine göre:
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e, “Ey Allah’ın Rasûlü bana bir duâ
öğret,” dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem de: “Ey Allah’ım!
Kulağımın, gözümün, dilimin, kalbimin, menimin şerrinden sana sığınırım
(de)” buyurdu. [433]




1552 – Ebû Yesar radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle duâ buyururdu:
“Ey Allah’ım yıkık (altında kalmak)tan, sarp yerden yuvarlanmaktan
boğulmaktan, yanmaktan, ihtiyarlıktan sana sığınırım. Ölüm anında
şeytanın beni çarpmasından sana sığınırım, senin yolundan dönmüş olarak
ölmekten sana sığınırım. Akrep ve yılan tarafından da sokularak ölmekten
de sana sığınırım.” [434]

1553 – Ebû Yesar radıyallahu anh’dan bir önceki hadis rivâyet edilmiş ve bu
hadise “ve kederden de” sözü ilave edilmiştir.


1554 – Enes radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle duâ buyururdu: “Ey Allahım!
Baras (alaca) hastalığından, delilikten, cüzzam hastalığından ve kötü
(müzmin) hastalıklardan sana sığınırım.” [435]









1555 – Ebû Saîd El-Hudrî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Bir gün Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Mescid-i Nebevîye’ye girdi,
bir de ne görsün. Ensardan Ebû Ümâme adındaki zât mescidde oturuyor.
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem ona, “Ey Ebû Ümâme sana ne oldu ki
namaz vakti haricinde seni mescitte oturur görüyorum” buyurdu. Ebû
Ümâme: “Ey Allah’ın Rasûlü! Yakama yapışan kederler ve borçlarım beni
buraya getirdi,” cevabını verdi. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem;
– “Okuduğun zaman Allah’ın kederini gidereceği borcunu ödeteceği
kelimeleri sana öğreteyim mi?” buyurdu. Ebû Ümâme:
– “Evet öğret, Ey Allah’ın Rasûlü,” dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi
vesellem bana:
– “Akşamladığın ve sabahladığın vakit, “Ey Allah’ım, gam ve kederden
sana sığınırım, acizlik ve tembellikten sana sığınırım, korkaklık ve
cimrilikten sana sığınırım, borçtan ve düşmanların kahrından sana
sığınırım,” de buyurdu.
Rasûlullah’ın bu tavsiyesini yaptım. Aziz ve Celil olan Allah kederimi
giderdi ve borcumu ödetti.
[339] . Tirmizî, Vitir Elvitru Leyse bihatm. n. 453; Neseî, Kıyyamülleyl, n.
1676; İbn-i Mâce, K. İkamet’is-Salât, B. Vitr. n. 1660
[340] . İbn-i Mâce, K. Vitir. Bâbu mâ câe fî vitri, n. 1168; Tirmizî, K. Vitir,
b. Fazlı-l-Vitri, n. 452
[341] . Neseî, E. Salât, Muhafaza Alassalât, n. 462; İbn-i Mâce, İkâmeti-s-
Salât, Farzı salavâtil hams, n. 1401
[342] . Müslim, K. Salâtü-l-Müsâfirîn bâbu Salâtil-Leyl, n. 749; Neseî, K.
Kıyâmü Leyli, bâbül-Vitri bi-vâhidetin, n. 1693
[343] . Neseî, Kıyamülley-l-Kıraat fil vitir, n. 1730; İbn-i Mâce, İkameti’s-
Sa’at, Ma yukrau, Fil vitir, n. 1171
[344] . Tirmizî, E. Vitir, bâbu mâ yakrau’fil-vitri, n. 463; İbn-i Mâce, K.
İkamet-i-s-Salât, b. Mâcâe fî mâ yükreu fil-vitri, n. 1173
[345] . Tirmizî, E. Vitir. n. 476; Neseî, Vitir. n. 1746; İbn-i Mâce, K.
İkamet’s Salât fî mâ yukreu fil-vitri n. 1178
[346] . Tirmizî, K. Deavât bâbu duâ-il-Vitri, n. 3561
[347] . Neseî, Vitir Kıraat Fil-vitir, n. 1733
[348] . İbn-i Mâce, İkâmeti-s-Salât, Men name an vitrihi, n. 1188; Tirmizî, e.
Salât, bâbur-Raculi Yenâmü anil-Vitri, n. 465
[349] . Müslim, K. Salatü-l-Müsafirîn bâbu istihbâbu Salatid-duhâ, n. 721
Buhâri, K. Salatüd-duhâ, n. 73
[350] . Buhâri, Salâtıl Misafirîn; Müslim, Salâtıl Misafirîn, Salatilleyl, n.
745; Tirmizî, E. Salât, Vitir, n. 457; Neseî, K. Kıyâmu-l-Leyl b. Vaktil-Vitri,
İbn-i Mâce,
[351] . Tirmizî, e. Salât, B. Mubadereti-s-Subh bi-l-Vitri. n. 467; Müslim, s.
Müsafirîn, b. Salatil-Leyl, n. 750
[352] . Tirmizî, e. Salât bâbu kıraatı-l-leyli, n. 449; Neseî, K. Tehâret, n. 223
[353] . Buhâri, K. Vitir. Bâbu âhıra salâtihi vitrun. n. 31; Müslim, k. Salâti’l-
Misâfirîn, bâbu salât’il-Leyli, n. 751
[354] . Neseî, K. Kıyâmi-l-Leyli bâb-un-nehyi an vitreyni fileyletin, n. 1680;
Tirmizî, E. Salât bâbu lâ Vitrâni fi leyletin, n. 470
[355] . Buhâri, K. İstihbabul Kunût, n. 676; Müslim, K. Mesâcid, n. 1076;
Neseî, K. İftitah Kunut Fizzuhr, n. 1076
[356] . Tirmizî, E. Salât bâb-ul-Kunût fil-fecri, n. 401; Neseî, K. İftitahu-s-
Salât bâb-ul-kunut fi salati-l-Mağribi, n. 1077
[357] . Buhâri, K. Salât, bâbu duâ-n-Nebîyyi sallallahu aleyhi vesellem… n.
33; Müslim, K. Salati-l-Müsâfirîn, bâbu istihbâb-ul-Kunut, n. 675; Neseî,
K. İftitah, n. 1074
[358] . Buhâri, K. Vitir Bâbu- Kunut Kable’r-rükü, n. 32; Müslim, K.
Mesâcid Kunut, n. 677; Neseî, K. İftitâh Kunut fis-subhi, n. 1072; İbn-i
Mâce, K. İkameti’s-Salât, Kunut Kable’r-rükû, n. 1183
[359] . Müslim, K. Mesâcid, b. İstihbâbul-Kunut, n. 677
[360] . Neseî, K. Vitir. n. 1073
[361] . Buhâri, K. Salatil-Misafirîn, B. İstihbabus-Salâti fi’l-Bent; Müslim,
K. Salatil-Misafirîn B. İstihbabu’s-Salati fi’l-Bent, n. 781; Tirmizî, K. Salât,
B. Fazlu’t-Tatavvu, n. 450; Neseî, Kıyamü’l-Leyl Babül hassü ales-Salati
fi’l-Büyüt, n. 1600
[362] . Buhâri, K. Ahırı-t-teheccüdi fi-l-Leyh bâb-ut-tatavvu fil beyti, n.
76/1; Müslim, K. Salâtil-Müsâfirîn bâbu Salâti-n nafileti fi beyti, n. 777;
Tirmizî, K. E. Salât, n. 451; Neseî, K. Kıyamı-l-Leyl b. Mâcâe fi fazl’ı-t-
tetavu fil beyti, n. 1099; İbn-i Mâce, K. İkâmeti-s-Salât, bâbu-t-tatavvu fil-
beyti, n. 1377
[363] . Neseî, K. Kıyamü’l-leyl Tergıb fi’l-Kıyamül-Leyl, n. 116; ibn-i
Mâce, K. İkâmeti’s-Salât, n. 1336
[364] . İbn-i Mâce, K. İkâmeti’s-Salât, b. Fimen eykaze ehlehu minelleyi, n.
1335
[365] . Buhâri, Fezallül-Kur’an, B. Hayrüküm men tealleme’l-Kur’an
Timizi, Fezalilü-Kur’an, n. 2909 Neseî; İbn-i Mâce, Mukaddeme, n. 211
[366] . Buhâri, Müslim, Salâtil Misâfirin, B. Fazlıl mahiri bil Kur’an, n. 798
Neseî, Tirmizî, Sevâbül Kurân, n. 2906; İbn-i Mâce, K. Edeb, B. Sevabul
Kur’an. n. 3779
[367] . Tirmizî, K. Sevab-ıl-Kur’ân bâbu fazl-ı müdâraseti, n. 2946; Müslim,
K. Zikir bâbu fazl-ı-ictimai alâ tilavetil Kur’ân, n. 2699; İbn-i Mâce, K.
Mukaddime, b. Fazlil Ulemâ, n. 255
[368] . Müslim, K. Salati’l-Misafirîn, B. Kıraatul’-Kur’ân, n. 802
[369] . Buhâri, Tefsiri sûreti Hıcr; Tirmizî, Tefsiri sûretil-Hıcr, n. 3123
[370] . Buhâri, K. Tefsir ve fi Fazaili’l-Kur’ân, n. 20/6232/6; Neseî, K.
İftitah, bâb-us-seb’il-Mesâni, n. 914; İbn-i Mâce K. Edeb, Bâbu Sevâbıl-
Kur’an, n. 3785
[371] . Neseî, K. İftitah, Fatihatül-Kitâb, n. 916
[372] . Müslim, Salâtü’l-Müsafirîn, B. Fazlu Sureti’l-Kehf, n. 810; Tirmizî,
K. Savâbil-Kur’an, b. 5. n. 2883
[373] . Buhâri, K. Fazâilil-Kur’an, n. 233; Nesêi, K. İstiâze, n. 5438
[374] . Neseî, K. Kıyamul-Leyl, n. 1337
[375] . Tirmizî, K. Sevâbul Kur’ân, bâbu leyse fi, n. 2915; İbn-i Mâce, K.
Edeb, n. 3780
[376] . Buhâri, K. Fazâilil Kur’an, n. 241/6; Tirmizî, K. Şemâil, n. 308;
Neseî, K. İftitah, bâbu medd-ıs-savti, n. 1015; İbn-i Mâce
[377] . Tirmizî, Sevâbi’l-Kur’an, keyfe kânet kırâeti-n-Nebîyyi sallallahu
aleyhi vesellem. n. 2924; Neseî, K. İftitah, bâbu tezyini-l-Kur’ani bi-s-
Savti, n. 1023
[378] . Buhâri, K. Magazî ve Tefsir Müslim, K. Salatil – Müsâfirîn bâbü
kırâatihi sallallahu aleyhi vesellem suretil fethi, n. 74; Tirmizî, Şemâil, bâbu
kıraeti-r-Rasûli sallallahu aleyhi vesellem n. 312
[379] . Neseî, K. İftitah bâbu tezyinil-Kur’anı bi-s-savti, n. 1016; İbn-i
Mâce, K. İkâmeti-s-Salâti babu husn-ıs-savti bil-Kur’ân, n. 1342
[380] . Buhâri, K. Fazâilil-Kur’an bâbu men lem Yeteğanne bi-Kur’an, n.
235/6; Müslim, K. Salâtil Müsafirîn, bâbu tahsini-s-Savti bi-l-Kur’an, n.
792; Neseî, K. İftitah bâbu tezyinil-Kur’anı bi-s-savti, n. 1018
[381] . Buhâri, K. Fazâilil-Kurani bâbu,; Müslim, K. Salatil misafirin, bâb-ul
Kur’anı ala seb’ati ahrufin, n. 818; Tirmizî, K. Kırâet, bâb-ul Kur’an Ünzile
alâ seb’ati ahrufin, n. 2944; Neseî, K. İftitah, n. 937; Müsned, n. 158
[382] . Müslim, K. Salâtil misâfirîn; bâbül Kur’an-ı nezele alâ seb’ati, n. 821
[383] . Tirmizî, K. Deavât bâbud-duâi muhhul ibâdeti, n. 3369; İbn-i Mâce,
K. Dua, bâbu fazl-ı-dua, n. 3828
[384] . Tirmizî, K. Deavât, n. 3475; Neseî, K. İftitah-ut-temcid, n. 1285
[385] . Buhâri, K. Dua, bâbu yüstecâbü li-l abdi mâ lem ya’cil, n. 92/8;
Müslim, K. Dua, bâbü yüstecabü li-d-dâi mâ lem Ya’cil, n. 2735; Tirmizî,
K. Deavât, bâbu men yestacilü fi duâ-ihi, n, 3384; İbn-i Mâce, K. Duâ babü
Yüstecabü ehadiküm mâ lem.
[386] . Buhâri, K. Deavât, bâbu liya’zimi-l-meselete, n. 92/8; Müslim, K.
Zikir, bâbul-azmü bi-d-duâi, n. 2678; Tirmizî, k. Dua, bâb-ul-azmi bi-l
mesele, n. 3492; İbn-i Mâce, K. Dua b. La yekulu-r-racülü iğfirlî în şi’te n.
3854
[387] . İbn-i Mâce, K. Dua, babu ref’il-yedeyni fid-duâ, n. 3866
[388] . Tirmizî, K. Deavât, bâbu fi keremillahi teâlâ, n. 3551; İbn-i Mâce, K.
Duai, bâbu ref’il-Yedeyni fid-duâi, n. 3865
[389] . Tirmizî, K. Deavât, bâbu Câmi’d-dâvât, n. 3471
[390] . Neseî, K. İftitah, bâbud-duâi ba’de-z-zikri, n. 3301
[391] . İbn-i Mâce, K. Dua, bâbu ismillahil a’zami, n. 3855; Tirmizî, K.
Deavât bâbu Câmi-d-deavâti, n. 3472
[392] . İbn-i Mâce, K. Hac, bâbu fazl-ıd-duâi- hacci, n. 2892
[393] . Neseî, K. İftitah bâbu-n-nehyi anil-işâreti bi-usbiayni, n. 1274;
Tirmizî, K. Deavât babu fi keremillahi No: 3552
[394] . Tirmizî, K. Deavâtı bâbu-t-teavvuzi fi dübüri-s-Salâti, n. 3563
[395] . Tirmizî, K. Deavât, bâbu fazlı-t-tesbih, n. 3577
[396] . Neseî, K. İftitah, B. 294, n. 1356; Tirmizî, k. Deavât, bâbu akdi-t
tesbihi bi-l-yedi, n. 3482
[397] . Neseî, K. İftitah bâbu âhâre min adedi-t-tesbihi, n. 1353; Müslim, K.
Edeb, bâbu istihbabı tağyiri-l-ismi-l-kabîhî, n. 2140; Tirmizî, K. Duâi, b.
Duâi-n-Nebîyyi sallallahu aleyhi vesellem, n. 3550; İbn-i Mâce, K. Duâ, n.
2808; Müsned, n. 2334
[398] . Buhâri, K. Salât, n. 214 -1; Müslim, K. Salât, n. 593; Neseî, K.
İftitah, n. 1342
[399] . Müslim, K. Mesâcid, b. İstihbabu-z-zikri bâde-s-salâti, n. 594; Neseî,
K. İftitah, n. 1340
[400] . Müslim, K. Mesâcid, b. İstihbabu-z-zikri, n. 593; Neseî, n. 1341
[401] . Tirmizî, K. Deavât, b. Mâ yekülü izâ kâme minel-Leyli, n. 3419
[402] . Tirmizî, K. Deavât, b. Duâi-n-Nebîyyi sallallahu aleyhi vesellem n.
3546
[403] . Müslim k. Salât, bâbu istihbâb-ız-zikri ba’de-s-salâti, n. 592; Tirmizî,
E. Salât, n. 298; Neseî, K. İftitah, n. 1339; İbn-i Mâce, K. İkameti-s-Salât;
bâbu mâ yukâlü ba’de-t-teslimi fi-s-Salât, n. 924
[404] . Müslim, K. İkâmet-i-s-salât, b. Mâ yükâlü, n. 928; Neseî, n. 1338
[405] . Tirmizî, K. Deavât babü ma Esarra men-istağfere, n. 3554
[406] . Müslim, K. Zikir, bâbu istihbâbu-l-istigfârı, n. 2702
[407] . Tirmizî, K. Deavât bâbü ma yekûlu izâ kâme min meclisihi, n. 3430;
İbn-i Mâce, K. Edeb babul istiğfârı, n. 3814
[408] . Tirmizî, K. Deavât, bâbu fi duâi-d-deyfi, n. 3572
[409] . Müsned, n. 2248; İbn-i Mâce K. Edeb bâbul-istiğfâr, n. 3819
[410] . Buhâri, K. Duâ, bâbu kavli-n-Nebîyyi sallallahu aleyhi vesellem
Rabbena Âtinâ n. 73/4; Müslim, K. Zikir, bâbu fazl-id-duâi bi Allahümme
Âtinâ fi-d-dünya, n. 2690
[411] . Müslim, K. İmârati bâbu-l-istihbabı talebi-ş-şehâdeti, n. 1909;
Tirmizî, K. Cihâd, bâbu fî men seele-ş-şehadete, n. 1653; Neseî, K. Cihâd,
bâbu meselet-iş-şehadete, n. 1653; Neseî, K. Cihâd, bâbu meselet-iş-
şehadeti, n. 3164; İbn-i Mâce, K. Cihâd, Kıtali fi sebillahi, n. 2797
[412] . Tirmizî, K. Tefsir, bâbu yemin sûreti, Âli İmran, n. 3009; İbn-i Mâce,
K. İkâmeti-s-Salâti, bâb-us-salâti keffâratün, n. 1395
[413] . Neseî, K. İftitah, bâbu-d-duâ, n. 1304
[414] . Tirmizî, K. Sevâbil Kur’anı bâbu fil muavvizeteyni, n. 2903; Neseêi,
K. İftitâh bâbül emri bi kıraetil-muavvizâti, n. 1337
[415] . İbn-i Mâce, K. Dua, bâb-ud-duâi indel kürbi, n. 3882
[416] . Buhâri, K. Deavât, Müslim, K. Zikir ve duâ bâbu istihbâbı hafd-ıs-
savtı, n. 2704; Tirmizî, K. Deavât bâbu men lem yeise lillahe yagdıbu
aleyh, n. 3371; İbn-i Mâce, K. Edeb, bâbu (Lâ havle velâ kuvvete illâ
billah), n. 3824
[417] . Müslim, K. Salât, bâb-us-salati alen-Nebîyyi sallallahu aleyhi
vesellem, n. 408; Tirmizî, E. Salât, bâbu fazlıs-salâti alen-Nebîyyi sallallahu
aleyhi vesellem, n. 485; Neseî, K. İftitah, bâbu fazl-ıs Salâti Nebîyyi
sallallahu aleyhi vesellem, n. 1297
[418] . Neseî, K. Cuma bâbu iksâr-ıs-Salâti ale-n-Nebîyyi (a.s), n. 1375; İbn-
i Mâce, K. Salât, bâbu fazl-ıl-Cum’ati, n. 1085
[419] . Müslim, K. Zikir ve duâ, bâbu fazl-ıd-duâi, n. 2732
[420] . Tirmizî, ebvâbi-l-Birr Bâbu da’veti-l ahi li ahîhi, n. 1981
[421] . Tirmizî, Ebvâbi-l-Birr Bâbu fi da’veti-l-vâlideyni, n. 1906; İbn-i
Mâce, K. Dua, Bâbu da’veti-l-vâlidi ve-l-mazlûmi, n. 3862
[422] . Buhâri, E. Salât, Bâbu-t-tatavvui,; Tirmizî, E. Salât, Bâbu salâti-l-
istihâre, n. 480; Neseî, K. Nikâh, Bâbu-l-istihâre, n. 3255; İbn-i Mâce, K.
İkâmeti-s-Salât, Bâbu sa’ati-l-istihare, n. 1383
[423] . Neseî K. İstiâze, Bâbu-l istiâze min fitneti-s-Sâdri, n. 5445; İbn-i
Mâce, K. Dua, Bâbu mâ teavveze minhü-n-Nebîyyi sallallahu aleyhi
vesellem, n. 3844
[424] . Buhâri, Müslim, K. Zikr ve duâ, Bâbu-t-teavvuzi mine-l-aczi, n.
2706; Neseî, K. İstiâze, Bâbu-l-İstiâze mine-l-buhli, n. 5450
[425] . Buhâri, K. Cihâd; Tirmizî, K. Deavât, Bâbu-l-istiâze mine-l-hemmi,
n. 3480; Müslim, Neseî, K. İstiâze, n. 5451
[426] . Müslim, K. Mesâcid, Bâbu mâ yüsteâzü minhu, n. 590; Neseî, K.
Cenâiz, n. 2065; İbn-i Mâce, K. Dûa,; İmam Mâlik, K. Salât; Tirmizî, K.
Deavât, Bâbu-istiâze min azâbi-l-kabri, n. 3488
[427] . Buhâri, Müslim, K. Zikr ve Duâ, b. Mâ yusteâzü minhu fi-s-salât, n.
589; Tirmizî, K. Deavât, b. Akdi-t-tesbihi bil-yedi, n. 3489; Neseî, K.
İstiâze, n. 5468
[428] . Neseî, K. İstiâze, Bâbu-l-İstiâze mine-l-fakri, n. 5466
[429] . Neseî, K. İstiâze, Bâbu-l-istiâze mine-l-hıyâneti, n. 5473
[430] . Neseî, K. İstiâze, n. 5471
[431] . Neseî, K. İstiâze, Bâbu-l-İstâzeti min nefsin lâ teşbeu, n. 5469; İbn-i
Mâce, K. Duâ, Bâbu-d-duâi Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, n. 3837;
Tirmizî, K. Deavât, b. Mâ câe fi akdi-t-tesbihi bi-l-Yedi, n. 3878; Müslim,
K. Duâ, Bâbu-t-teavvizi min şerri mâ amele, n. 3722
[432] . Müslim, K. Duâ, Bâbu-t-teavvuzi min şerri mâ amele, n. 2716;
Neseî, k. İstiâze Bâbu-l-İstiâzeti min şerri mâ amele, n. 5525; İbn-i Mâce,
K. Duâ, Mâ teavveze minhü Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, n. 3839
[433] . Neseî, K. İstiâze Bâbu-l-istiâzeti min şerri-z-Zekeri, n. 5486; Tirmizî,
K. Deavât, Bâbu-l-İstiâzeti min şerri-s-Semi, n. 3487
[434] . Neseî, K. İstiâze Bâbu-l-istiâzeti mine-l-hasfi, n. 5533
[435] . Neseî, K. İstiâze Bâbu-l-istiâzeti mine-l-cünûn, n. 5495
[339]. Tirmizî, Vitir Elvitru Leyse bihatm. n. 453; Neseî, Kıyyamülleyl, n.
1676; İbn-i Mâce, K. İkamet’is-Salât, B. Vitr. n. 1660
[340]. İbn-i Mâce, K. Vitir. Bâbu mâ câe fî vitri, n. 1168; Tirmizî, K. Vitir,
b. Fazlı-l-Vitri, n. 452
[341]. Neseî, E. Salât, Muhafaza Alassalât, n. 462; İbn-i Mâce, İkâmeti-s-
Salât, Farzı salavâtil hams, n. 1401
[342]. Müslim, K. Salâtü-l-Müsâfirîn bâbu Salâtil-Leyl, n. 749; Neseî, K.
Kıyâmü Leyli, bâbül-Vitri bi-vâhidetin, n. 1693
[343]. Neseî, Kıyamülley-l-Kıraat fil vitir, n. 1730; İbn-i Mâce, İkameti’s-
Sa’at, Ma yukrau, Fil vitir, n. 1171
[344]. Tirmizî, E. Vitir, bâbu mâ yakrau’fil-vitri, n. 463; İbn-i Mâce, K.
İkamet-i-s-Salât, b. Mâcâe fî mâ yükreu fil-vitri, n. 1173
[345]. Tirmizî, E. Vitir. n. 476; Neseî, Vitir. n. 1746; İbn-i Mâce, K.
İkamet’s Salât fî mâ yukreu fil-vitri n. 1178
[346]. Tirmizî, K. Deavât bâbu duâ-il-Vitri, n. 3561
[347]. Neseî, Vitir Kıraat Fil-vitir, n. 1733
[348]. İbn-i Mâce, İkâmeti-s-Salât, Men name an vitrihi, n. 1188; Tirmizî, e.
Salât, bâbur-Raculi Yenâmü anil-Vitri, n. 465
[349]. Müslim, K. Salatü-l-Müsafirîn bâbu istihbâbu Salatid-duhâ, n. 721
Buhâri, K. Salatüd-duhâ, n. 73
[350]. Buhâri, Salâtıl Misafirîn; Müslim, Salâtıl Misafirîn, Salatilleyl, n.
745; Tirmizî, E. Salât, Vitir, n. 457; Neseî, K. Kıyâmu-l-Leyl b. Vaktil-Vitri,
İbn-i Mâce,
[351]. Tirmizî, e. Salât, B. Mubadereti-s-Subh bi-l-Vitri. n. 467; Müslim, s.
Müsafirîn, b. Salatil-Leyl, n. 750
[352]. Tirmizî, e. Salât bâbu kıraatı-l-leyli, n. 449; Neseî, K. Tehâret, n. 223
[353]. Buhâri, K. Vitir. Bâbu âhıra salâtihi vitrun. n. 31; Müslim, k. Salâti’l-
Misâfirîn, bâbu salât’il-Leyli, n. 751
[354]. Neseî, K. Kıyâmi-l-Leyli bâb-un-nehyi an vitreyni fileyletin, n. 1680;
Tirmizî, E. Salât bâbu lâ Vitrâni fi leyletin, n. 470
[355]. Buhâri, K. İstihbabul Kunût, n. 676; Müslim, K. Mesâcid, n. 1076;
Neseî, K. İftitah Kunut Fizzuhr, n. 1076
[356]. Tirmizî, E. Salât bâb-ul-Kunût fil-fecri, n. 401; Neseî, K. İftitahu-s-
Salât bâb-ul-kunut fi salati-l-Mağribi, n. 1077
[357]. Buhâri, K. Salât, bâbu duâ-n-Nebîyyi sallallahu aleyhi vesellem… n.
33; Müslim, K. Salati-l-Müsâfirîn, bâbu istihbâb-ul-Kunut, n. 675; Neseî,
K. İftitah, n. 1074
[358]. Buhâri, K. Vitir Bâbu- Kunut Kable’r-rükü, n. 32; Müslim, K.
Mesâcid Kunut, n. 677; Neseî, K. İftitâh Kunut fis-subhi, n. 1072; İbn-i
Mâce, K. İkameti’s-Salât, Kunut Kable’r-rükû, n. 1183
[359]. Müslim, K. Mesâcid, b. İstihbâbul-Kunut, n. 677
[360]. Neseî, K. Vitir. n. 1073
[361]. Buhâri, K. Salatil-Misafirîn, B. İstihbabus-Salâti fi’l-Bent; Müslim,
K. Salatil-Misafirîn B. İstihbabu’s-Salati fi’l-Bent, n. 781; Tirmizî, K. Salât,
B. Fazlu’t-Tatavvu, n. 450; Neseî, Kıyamü’l-Leyl Babül hassü ales-Salati
fi’l-Büyüt, n. 1600
[362]. Buhâri, K. Ahırı-t-teheccüdi fi-l-Leyh bâb-ut-tatavvu fil beyti, n.
76/1; Müslim, K. Salâtil-Müsâfirîn bâbu Salâti-n nafileti fi beyti, n. 777;
Tirmizî, K. E. Salât, n. 451; Neseî, K. Kıyamı-l-Leyl b. Mâcâe fi fazl’ı-t-
tetavu fil beyti, n. 1099; İbn-i Mâce, K. İkâmeti-s-Salât, bâbu-t-tatavvu fil-
beyti, n. 1377
[363]. Neseî, K. Kıyamü’l-leyl Tergıb fi’l-Kıyamül-Leyl, n. 116; ibn-i
Mâce, K. İkâmeti’s-Salât, n. 1336
[364]. İbn-i Mâce, K. İkâmeti’s-Salât, b. Fimen eykaze ehlehu minelleyi, n.
1335
[365]. Buhâri, Fezallül-Kur’an, B. Hayrüküm men tealleme’l-Kur’an
Timizi, Fezalilü-Kur’an, n. 2909 Neseî; İbn-i Mâce, Mukaddeme, n. 211
[366]. Buhâri, Müslim, Salâtil Misâfirin, B. Fazlıl mahiri bil Kur’an, n. 798
Neseî, Tirmizî, Sevâbül Kurân, n. 2906; İbn-i Mâce, K. Edeb, B. Sevabul
Kur’an. n. 3779
[367]. Tirmizî, K. Sevab-ıl-Kur’ân bâbu fazl-ı müdâraseti, n. 2946; Müslim,
K. Zikir bâbu fazl-ı-ictimai alâ tilavetil Kur’ân, n. 2699; İbn-i Mâce, K.
Mukaddime, b. Fazlil Ulemâ, n. 255
[368]. Müslim, K. Salati’l-Misafirîn, B. Kıraatul’-Kur’ân, n. 802
[369]. Buhâri, Tefsiri sûreti Hıcr; Tirmizî, Tefsiri sûretil-Hıcr, n. 3123
[370]. Buhâri, K. Tefsir ve fi Fazaili’l-Kur’ân, n. 20/6232/6; Neseî, K.
İftitah, bâb-us-seb’il-Mesâni, n. 914; İbn-i Mâce K. Edeb, Bâbu Sevâbıl-
Kur’an, n. 3785
[371]. Neseî, K. İftitah, Fatihatül-Kitâb, n. 916
[372]. Müslim, Salâtü’l-Müsafirîn, B. Fazlu Sureti’l-Kehf, n. 810; Tirmizî,
K. Savâbil-Kur’an, b. 5. n. 2883
[373]. Buhâri, K. Fazâilil-Kur’an, n. 233; Nesêi, K. İstiâze, n. 5438
[374]. Neseî, K. Kıyamul-Leyl, n. 1337
[375]. Tirmizî, K. Sevâbul Kur’ân, bâbu leyse fi, n. 2915; İbn-i Mâce, K.
Edeb, n. 3780
[376]. Buhâri, K. Fazâilil Kur’an, n. 241/6; Tirmizî, K. Şemâil, n. 308;
Neseî, K. İftitah, bâbu medd-ıs-savti, n. 1015; İbn-i Mâce
[377]. Tirmizî, Sevâbi’l-Kur’an, keyfe kânet kırâeti-n-Nebîyyi sallallahu
aleyhi vesellem. n. 2924; Neseî, K. İftitah, bâbu tezyini-l-Kur’ani bi-s-
Savti, n. 1023
[378]. Buhâri, K. Magazî ve Tefsir Müslim, K. Salatil – Müsâfirîn bâbü
kırâatihi sallallahu aleyhi vesellem suretil fethi, n. 74; Tirmizî, Şemâil, bâbu
kıraeti-r-Rasûli sallallahu aleyhi vesellem n. 312
[379]. Neseî, K. İftitah bâbu tezyinil-Kur’anı bi-s-savti, n. 1016; İbn-i
Mâce, K. İkâmeti-s-Salâti babu husn-ıs-savti bil-Kur’ân, n. 1342
[380]. Buhâri, K. Fazâilil-Kur’an bâbu men lem Yeteğanne bi-Kur’an, n.
235/6; Müslim, K. Salâtil Müsafirîn, bâbu tahsini-s-Savti bi-l-Kur’an, n.
792; Neseî, K. İftitah bâbu tezyinil-Kur’anı bi-s-savti, n. 1018
[381]. Buhâri, K. Fazâilil-Kurani bâbu,; Müslim, K. Salatil misafirin, bâb-ul
Kur’anı ala seb’ati ahrufin, n. 818; Tirmizî, K. Kırâet, bâb-ul Kur’an Ünzile
alâ seb’ati ahrufin, n. 2944; Neseî, K. İftitah, n. 937; Müsned, n. 158
[382]. Müslim, K. Salâtil misâfirîn; bâbül Kur’an-ı nezele alâ seb’ati, n. 821
[383]. Tirmizî, K. Deavât bâbud-duâi muhhul ibâdeti, n. 3369; İbn-i Mâce,
K. Dua, bâbu fazl-ı-dua, n. 3828
[384]. Tirmizî, K. Deavât, n. 3475; Neseî, K. İftitah-ut-temcid, n. 1285
[385]. Buhâri, K. Dua, bâbu yüstecâbü li-l abdi mâ lem ya’cil, n. 92/8;
Müslim, K. Dua, bâbü yüstecabü li-d-dâi mâ lem Ya’cil, n. 2735; Tirmizî,
K. Deavât, bâbu men yestacilü fi duâ-ihi, n, 3384; İbn-i Mâce, K. Duâ babü
Yüstecabü ehadiküm mâ lem.
[386]. Buhâri, K. Deavât, bâbu liya’zimi-l-meselete, n. 92/8; Müslim, K.
Zikir, bâbul-azmü bi-d-duâi, n. 2678; Tirmizî, k. Dua, bâb-ul-azmi bi-l
mesele, n. 3492; İbn-i Mâce, K. Dua b. La yekulu-r-racülü iğfirlî în şi’te n.
3854
[387]. İbn-i Mâce, K. Dua, babu ref’il-yedeyni fid-duâ, n. 3866
[388]. Tirmizî, K. Deavât, bâbu fi keremillahi teâlâ, n. 3551; İbn-i Mâce, K.
Duai, bâbu ref’il-Yedeyni fid-duâi, n. 3865
[389]. Tirmizî, K. Deavât, bâbu Câmi’d-dâvât, n. 3471
[390]. Neseî, K. İftitah, bâbud-duâi ba’de-z-zikri, n. 3301
[391]. İbn-i Mâce, K. Dua, bâbu ismillahil a’zami, n. 3855; Tirmizî, K.
Deavât bâbu Câmi-d-deavâti, n. 3472
[392]. İbn-i Mâce, K. Hac, bâbu fazl-ıd-duâi- hacci, n. 2892
[393]. Neseî, K. İftitah bâbu-n-nehyi anil-işâreti bi-usbiayni, n. 1274;
Tirmizî, K. Deavât babu fi keremillahi No: 3552
[394]. Tirmizî, K. Deavâtı bâbu-t-teavvuzi fi dübüri-s-Salâti, n. 3563
[395]. Tirmizî, K. Deavât, bâbu fazlı-t-tesbih, n. 3577
[396]. Neseî, K. İftitah, B. 294, n. 1356; Tirmizî, k. Deavât, bâbu akdi-t
tesbihi bi-l-yedi, n. 3482
[397]. Neseî, K. İftitah bâbu âhâre min adedi-t-tesbihi, n. 1353; Müslim, K.
Edeb, bâbu istihbabı tağyiri-l-ismi-l-kabîhî, n. 2140; Tirmizî, K. Duâi, b.
Duâi-n-Nebîyyi sallallahu aleyhi vesellem, n. 3550; İbn-i Mâce, K. Duâ, n.
2808; Müsned, n. 2334
[398]. Buhâri, K. Salât, n. 214 -1; Müslim, K. Salât, n. 593; Neseî, K.
İftitah, n. 1342
[399]. Müslim, K. Mesâcid, b. İstihbabu-z-zikri bâde-s-salâti, n. 594; Neseî,
K. İftitah, n. 1340
[400]. Müslim, K. Mesâcid, b. İstihbabu-z-zikri, n. 593; Neseî, n. 1341
[401]. Tirmizî, K. Deavât, b. Mâ yekülü izâ kâme minel-Leyli, n. 3419
[402]. Tirmizî, K. Deavât, b. Duâi-n-Nebîyyi sallallahu aleyhi vesellem n.
3546
[403]. Müslim k. Salât, bâbu istihbâb-ız-zikri ba’de-s-salâti, n. 592; Tirmizî,
E. Salât, n. 298; Neseî, K. İftitah, n. 1339; İbn-i Mâce, K. İkameti-s-Salât;
bâbu mâ yukâlü ba’de-t-teslimi fi-s-Salât, n. 924
[404]. Müslim, K. İkâmet-i-s-salât, b. Mâ yükâlü, n. 928; Neseî, n. 1338
[405]. Tirmizî, K. Deavât babü ma Esarra men-istağfere, n. 3554
[406]. Müslim, K. Zikir, bâbu istihbâbu-l-istigfârı, n. 2702
[407]. Tirmizî, K. Deavât bâbü ma yekûlu izâ kâme min meclisihi, n. 3430;
İbn-i Mâce, K. Edeb babul istiğfârı, n. 3814
[408]. Tirmizî, K. Deavât, bâbu fi duâi-d-deyfi, n. 3572
[409]. Müsned, n. 2248; İbn-i Mâce K. Edeb bâbul-istiğfâr, n. 3819
[410]. Buhâri, K. Duâ, bâbu kavli-n-Nebîyyi sallallahu aleyhi vesellem
Rabbena Âtinâ n. 73/4; Müslim, K. Zikir, bâbu fazl-id-duâi bi Allahümme
Âtinâ fi-d-dünya, n. 2690
[411]. Müslim, K. İmârati bâbu-l-istihbabı talebi-ş-şehâdeti, n. 1909;
Tirmizî, K. Cihâd, bâbu fî men seele-ş-şehadete, n. 1653; Neseî, K. Cihâd,
bâbu meselet-iş-şehadete, n. 1653; Neseî, K. Cihâd, bâbu meselet-iş-
şehadeti, n. 3164; İbn-i Mâce, K. Cihâd, Kıtali fi sebillahi, n. 2797
[412]. Tirmizî, K. Tefsir, bâbu yemin sûreti, Âli İmran, n. 3009; İbn-i Mâce,
K. İkâmeti-s-Salâti, bâb-us-salâti keffâratün, n. 1395
[413]. Neseî, K. İftitah, bâbu-d-duâ, n. 1304
[414]. Tirmizî, K. Sevâbil Kur’anı bâbu fil muavvizeteyni, n. 2903; Neseêi,
K. İftitâh bâbül emri bi kıraetil-muavvizâti, n. 1337
[415]. İbn-i Mâce, K. Dua, bâb-ud-duâi indel kürbi, n. 3882
[416]. Buhâri, K. Deavât, Müslim, K. Zikir ve duâ bâbu istihbâbı hafd-ıs-
savtı, n. 2704; Tirmizî, K. Deavât bâbu men lem yeise lillahe yagdıbu
aleyh, n. 3371; İbn-i Mâce, K. Edeb, bâbu (Lâ havle velâ kuvvete illâ
billah), n. 3824
[417]. Müslim, K. Salât, bâb-us-salati alen-Nebîyyi sallallahu aleyhi
vesellem, n. 408; Tirmizî, E. Salât, bâbu fazlıs-salâti alen-Nebîyyi sallallahu
aleyhi vesellem, n. 485; Neseî, K. İftitah, bâbu fazl-ıs Salâti Nebîyyi
sallallahu aleyhi vesellem, n. 1297
[418]. Neseî, K. Cuma bâbu iksâr-ıs-Salâti ale-n-Nebîyyi (a.s), n. 1375; İbn-
i Mâce, K. Salât, bâbu fazl-ıl-Cum’ati, n. 1085
[419]. Müslim, K. Zikir ve duâ, bâbu fazl-ıd-duâi, n. 2732
[420]. Tirmizî, ebvâbi-l-Birr Bâbu da’veti-l ahi li ahîhi, n. 1981
[421]. Tirmizî, Ebvâbi-l-Birr Bâbu fi da’veti-l-vâlideyni, n. 1906; İbn-i
Mâce, K. Dua, Bâbu da’veti-l-vâlidi ve-l-mazlûmi, n. 3862
[422]. Buhâri, E. Salât, Bâbu-t-tatavvui,; Tirmizî, E. Salât, Bâbu salâti-l-
istihâre, n. 480; Neseî, K. Nikâh, Bâbu-l-istihâre, n. 3255; İbn-i Mâce, K.
İkâmeti-s-Salât, Bâbu sa’ati-l-istihare, n. 1383
[423]. Neseî K. İstiâze, Bâbu-l istiâze min fitneti-s-Sâdri, n. 5445; İbn-i
Mâce, K. Dua, Bâbu mâ teavveze minhü-n-Nebîyyi sallallahu aleyhi
vesellem, n. 3844
[424]. Buhâri, Müslim, K. Zikr ve duâ, Bâbu-t-teavvuzi mine-l-aczi, n.
2706; Neseî, K. İstiâze, Bâbu-l-İstiâze mine-l-buhli, n. 5450
[425]. Buhâri, K. Cihâd; Tirmizî, K. Deavât, Bâbu-l-istiâze mine-l-hemmi,
n. 3480; Müslim, Neseî, K. İstiâze, n. 5451
[426]. Müslim, K. Mesâcid, Bâbu mâ yüsteâzü minhu, n. 590; Neseî, K.
Cenâiz, n. 2065; İbn-i Mâce, K. Dûa,; İmam Mâlik, K. Salât; Tirmizî, K.
Deavât, Bâbu-istiâze min azâbi-l-kabri, n. 3488
[427]. Buhâri, Müslim, K. Zikr ve Duâ, b. Mâ yusteâzü minhu fi-s-salât, n.
589; Tirmizî, K. Deavât, b. Akdi-t-tesbihi bil-yedi, n. 3489; Neseî, K.
İstiâze, n. 5468
[428]. Neseî, K. İstiâze, Bâbu-l-İstiâze mine-l-fakri, n. 5466
[429]. Neseî, K. İstiâze, Bâbu-l-istiâze mine-l-hıyâneti, n. 5473
[430]. Neseî, K. İstiâze, n. 5471
[431]. Neseî, K. İstiâze, Bâbu-l-İstâzeti min nefsin lâ teşbeu, n. 5469; İbn-i
Mâce, K. Duâ, Bâbu-d-duâi Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, n. 3837;
Tirmizî, K. Deavât, b. Mâ câe fi akdi-t-tesbihi bi-l-Yedi, n. 3878; Müslim,
K. Duâ, Bâbu-t-teavvizi min şerri mâ amele, n. 3722
[432]. Müslim, K. Duâ, Bâbu-t-teavvuzi min şerri mâ amele, n. 2716;
Neseî, k. İstiâze Bâbu-l-İstiâzeti min şerri mâ amele, n. 5525; İbn-i Mâce,
K. Duâ, Mâ teavveze minhü Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, n. 3839
[433]. Neseî, K. İstiâze Bâbu-l-istiâzeti min şerri-z-Zekeri, n. 5486; Tirmizî,
K. Deavât, Bâbu-l-İstiâzeti min şerri-s-Semi, n. 3487
[434]. Neseî, K. İstiâze Bâbu-l-istiâzeti mine-l-hasfi, n. 5533
[435]. Neseî, K. İstiâze Bâbu-l-istiâzeti mine-l-cünûn, n. 5495
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: ”Ey Kur’an ehl-i vitir
kılın. Şüphesiz Allah tektir.Teki sever.” [339]
Peygamber sallallahu aleyhi vesellem ashabının yanına çıktı ve, “Allah size
bir namaz ziyâde kıldı ki, o namaz sizin hakkınızda kırmızı tüylü
develerden daha hayırlıdır. İşte o namaz vitir namazıdır. O namazı size yatsı
ile şafağın atışı arasında verdi” buyurdu. [340]
Benî Kinane’den Mahdecî diye anılan bir adam Şam’lı Ebâ Muhammed
diye anılan bir zatın “vitir vaciptir” dediğini işitti. Mahdecî anlatıyor:
Hemen Ubade bin Sâmit’e gittim. Ebâ Muhammed’in söylediklerini ona
haber verdim. Ubade bin Sâmit, Ebû Muhammed doğru söylemiyor, ben
Peygamber sallallahu aleyhi vesellem’den şöyle buyurduğunu işittim: “5
vakit namaz var. Allah (c.c) onları kullarına farz kılmıştır. Kim haklarında
küçümsemede bulunmadan, haklarını zayi etmeksizin, o beş vakit namazı
kılarsa, o kimseyi cennete koymaya Allah söz verdi. Onları kim kılmazsa
Allah’ın, o kimseyi cennete koyacağına vadi yoktur. Dilerse azap eder,
dilerse Cennetine koyar.” [341]
– “İki parmağı ile işaret ederek, ikişer rekâttır. Vitir ise gecenin sonunda tek
rekât kılınır” buyurdu. [342]
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem vitir namazında (Sebbih isme rabbikel
a’lâ), (Kul-lillezine keferû) ve (Vallahü ehad allahüsamed (ihlası)) okurdu.
[343]
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem vitir namazının üçüncü rekâtında bir
defasında ihlası, felak ve nâs sûrelerini okumuş olabilir. [344]
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem bana vitir namazında, -râvi ibn
Cevvâş’ın dediğine göre Kunutta okuyayım diye şu sözleri öğretti:
“Allah’ım hidayete erdirdiklerin içerisinde beni de hidayette daim kıl.
Afiyet verdiklerin arasında bana da afiyet ver. Gözettiklerinin içinde beni de
gözet verdiğin şeylerde benim için bereket kıl. Tekfir ettiklerinin şerrinden
beni koru. Sen hüküm edersin, kimse sana hüküm edemez. Senin dost
edindiğin zelil kılınamaz. Senin düşman olduğun kimse aziz olamaz. Sen
yücesin, Allah’ım büyüksün.” [345]
“-Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem vitrin sonunda, “Allah’ım,
gazabından rızana, azabından affına, senden sana sığınırım, Allah’ım; senin
zatını senâ ettiğin gibi, ben seni övüp senâ edip saymaktan âcizim”
buyurdu. [346]
Peygamber sallallahu aleyhi vesellem Kunutta selâm verdiği vakit,
“Sübhanel melikül kuddûs “Mülkün sahibi ve noksanlıklardan berî olan
Allah’ı tenzih ederim,” derdi. [347]
Peygamber sallallahu aleyhi vesellem, “Kim vitrini kılmadan yatar veya
unutur kılmazsa, onu hatırlayınca kılsın” buyurdu. [348]
– “İki rekât kuşluk namazını, her aydan üç gün oruç tutmamı ve vitir
namazını kılmadan yatmamamı,” dedi. [349]
– Gecenin her anında kılardı. Gecenin evvelinde, ortasında ve sonunda
kılardı, fakat vefatı günlerinde vitri sehere kadar varmıştı, dedi. [350]
1436 – İbn-i Ömer radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre Rasûlullah
sallallahu aleyhi vesellem: “Sabahtan önce vitri kılmakta acele edin”
buyurdu. [351]
Ebû Dâvud dedi. Kuteybe’den başkası, Rasûlullah sallallahu aleyhi
vesellem’in cünüp iken böyle yaptığını kastediyor, dediler. [352]
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem geceleri namazlarını en sonunu vitir
(tek rekât) kılın buyurdu. [353]
– Arkadaşlarına vitri kıldır. Ben Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in bir
gecede iki vitir yoktur, dediğini işittim, dedi. [354]
Allah’a yemin ederim, Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in namazına
muhakkak sizi yaklaştıracağım (sizi ona muttali edeceğim) dedi. (Ebû
Seleme bin Abdurrahman) diyor ki: Ebû Hüreyre öğle namazının son
rekâtında, vitir namazında ve sabah namazında Kunut okuyor. Mü’minlere
duâ ediyor ve kâfirlere lânette bulunuyordu. [355]
Ebû Dâvud dedi ki: İbn-i Muaz akşam namazında da Kunut okuduğunu
ziyâde etti. [356]
Bir gün Peygamber sallallahu aleyhi vesellem sabahladı. Onlara duâ etmedi.
Ben onu kendisine hatırlattım. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem onların
kurtulup Medine’ye geldiklerini görmedim mi, buyurdu. [357]
Müseddet: Rükû’dan az sonra demiştir. [358]
– Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem bir ay (vitirde) Kunut okudu, sonra
terk etti. [359]
Bana da Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem ile sabah namazı kılan bir zât
anlattı. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem ikinci rekâttan
başını kaldırınca ayaküstü biraz durdu. [360]
Peygamber sallallahu aleyhi vesellem mescit içinde bir odacık yapmıştı,
geceleri oraya çıkar namaz kılardı. Râvî diyor ki; erkekler her gece
Peygamberimizin odasına gelir Efendimizle birlikte namaz kılarlardı.
Gecelerden birinde erkekler geldi. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem
evinden onların yanına gelmedi. Onlar Efendimize (duyurmak kastı ile)
yüksek sesle konuştular, öksürdüler, kapısını küçük taşlarla çaldılar.
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz onlara gazaplanarak
yanlarına çıktı ve “Ey nâs, şu gece namazına, fasılasız devam ediyorsunuz.
Ben bunun size farz kılınacağını zannediyorum. Sizlere evlerinizde de
namaz kılmanız gerekir. Zira farzlar hariç, kişinin namazlarının en hayırlısı
evinde kıldığı namazdır” buyurdu. [361]
Peygamber sallallahu aleyhi vesellem, “Namazlarınızın bir kısmını
evlerinizde kılınız, evlerinizi kabre çevirmeyiniz” buyurdu. [362]
“Gecenin bir kısmında kendi kalkıp namaz kılan, hanımını da uyandırıp ona
da namaz kıldıran, kadın uyanmazsa yüzüne su serperek (uykusunu giderip
uyandıran) erkeğe Allah rahmet etsin. Gecenin bir kısmında kalkıp namaz
kılan, kocasını da uyandıran, uyanmazsa yüzüne su serperek uyandıran
kadına da Allah rahmet etsin” [363]
1451 – Ebû Saîd El-Hudrî ve Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivâyet
edildiğine göre: Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “Kim gecenin bir
kısmında uyanır ailesini uyandırır, berâber iki rekât namaz kılarlarsa,
Allah’ı çok zikreden erkekler ve çok zikreden kadınlardan yazılırlar”
buyurdu. [364]
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “Sizin en hayırlınız, Kur’an’ı
öğrenen ve başkasına da öğreteninizdir” buyurdu. [365]
Peygamber Efendimizden naklediliyor: Peygamberimiz, “Kur’an’a âşina
olarak onu okuyan kimse, sefere (denilen) kerim ve itaatkâr meleklerle
berâberdir. Kur’an’a aşina olmayıp, okuması ona zorluk veren kimseye de,
iki sevap vardır” buyurdu. [366]
“Bir kavim camilerden birinde toplanır Allah (c.c) Hazretlerinin kitabını
okur ve aralarında birbirlerine öğretirlerse, onlara sekînet iner. Onları
rahmet kaplar. Melekler onları kuşatır, o kimseleri Allah (c.c) kendine yakın
olan meleklerin yanında anar.” [367]
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem : “Sizden birinizin her gün mescide
giderek Aziz ve Celil olan Allah’ın kitabından iki ayet okuması, onun için o
iki deveden daha hayırlıdır. Eğer üç ayet okursa üç deveden, okuduğu ayet
sayısınca o kadar deve sayısından hayırlıdır” buyurdu. [368]
Peygamber sallallahu aleyhi vesellem “Fatiha suresi, ümmül -Kur’an,
ümmü’l-kitab ve seb’ü’l-mesânîdir” buyurdu. [369]
– “Namaz kılıyordum,” dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem,
“Allah Teâlâ Kur’an’da, (Ey iman edenler Allah ve Rasûlü sizi çağırdığında
icabet edin, çünkü size hayat verdi) buyurmadı mı?” Buyurdu ve “Elbette
sana Kur’an’dan veya Kur’an’da en büyük sûreyi, (râvilerden Halid)
tereddüt etti. Mescitten çıkmadan haber vereceğim,” dedi. Ben de Ey
Allah’ın Rasûlü; öğreteceğin sözünü (öğret dedim). Rasûlullah sallallahu
aleyhi vesellem, “Elhamdülillahi Rabbil Alemîn, bana verilen seba’l-mesânî
ve Kur’an-ı azîmdir” buyurdu. [370]
Rasûlullah sallallahu aleyhi veselleme yedi tane ikili uzun sûre verilmiştir.
Musa (a.s)’a da altı (sûre) verilmiştir. Musa (a.s) (elinden) yazılı levhaları
atınca iki sûre kaldırıldı, 4 sûre bâki kaldı. [371]
Rasûlullah göğsüme vurdu ve “İlim sana mübârek olsun Ey Ebâl-Münzir!”
buyurdu. [372]
Bir zât, diğer bir zatın tekrar tekrar (Kulhüvallahû Ahad) okuduğunu işitti.
Sabah olunca Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e gelip bunu
azımsayarak anlattı. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “Nefsim
kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki, İhlâs: Kur’an’ın üçte birine
muâdildir” buyurdu. [373]
– Seferde Rasûlullah’ın devesini ben yederdim. Rasûlullah sallallahu aleyhi
vesellem bana: “Ey Ukbe, dikkat sana okunan hayırlı iki sûre öğreteyim”
buyurdu. (Kul eûzü birabbilfelak, Kul eûzü birabbin nâs) sûrelerini öğretti.
(Bu iki sûre kısa olduğu için) benim bunlarla pek fazla sevinmediğimi
gördü. Sabah namazını kılmak için inince, cemaate namazı bu iki süre ile
kıldırdı. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem namazdan ayrılınca bana
iltifat buyurdu ve “Ey Ukbe (bu sûrelerdeki istiâzeyi) nasıl gördün”
buyurdu. [374]
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: “Kıyamet günü
Kur’an ehline Kur’an’ı oku yüksel, Dünyada tertile riayet ettiğin gibi
burada da riayet et. Senin Cennetteki makamın okuduğun son ayetindedir
denilecek” buyurdu. [375]
– “(Usulüne uygun olarak) medleri iyice uzatırdı.” dedi. [376]
Namaz kılar. Kıldığı kadar uyur. Uyuduğu kadar namaz kılar. Yine kıldığı
kadar uyur. Sabaha kadar böyle devam ederdi. Rasûlullah’ın kıraatini
vasfetti. Ümmü Seleme Rasûlullah’ın kıraatini harf harf diye vasfederdi.
[377]
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellemi Mekke’nin fethi günü deve üzerinde
fetih sûresini okurken gördüm. Terci (makam) yapıyordu. [378]
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “Kur’an’ı seslerinizle süsleyin”
buyurdu. [379]
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “Allah Teâlâ güzel ses verdiği bir
Peygambere, makamla sesini yükselterek Kur’an okumasına izin verdiği
kadar, hiçbir şeye izin vermedi” buyurdu. [380]
– “Ey Allah’ın Rasûlü ben şunu Furkan sûresini senin bana öğrettiğinden
başka şekilde okurken işittim,” dedim. Efendimiz ona, “oku” buyurdu.
Hişam benim işittiğim şekilde okudu. Rasûlullah bunun üzerine, “Kur’an
böylece indirildi” buyurdu. Sonra bana “sen oku” buyurdu. Ben de okudum
Kur’ân böylece indirildi buyurdu. Sonra da “Şu Kur’ân yedi lügat üzerine
indirildi. Ondan size kolay geleni okuyunuz” buyurdu. [381]
Peygamber sallallahu aleyhi vesellem, Benî Gıfar’ın su gölü yanında
bulunuyordu. Ona Cebrâil (a.s) geldi ve “Aziz ve Celil olan Allah
(Kur’an’ı) ümmetine bir lügât üzerine okutmanı emir ediyor,” dedi.
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “Allah’tan affını ve mağfiretini
isterim. Benim ümmetim buna takat getiremez,” dedim. (Cibril)
Rasûlullah’a ikinci defa geldi, önceki gibi söyledi. Yedi lügât üzere baliğ
olana kadar (geldi gitti) (en sonunda),” Allah Teâla Kur’an’ı ümmetine yedi
lügât üzerine okutmanı emretti. Hangi lügât üzerine okurlarsa isabet etmiş
olurlar.” dedi. [382]
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “Dua ibadetin ta kendisidir. Rabbimiz
(siz bana duâ edin ben de kabul edeyim) buyurdu” dedi [383]
Ona Amr bin Mâlik anlattı, O da Rasûlullah’ın sahabisi Fedâle bin Ubeyd
şöyle dediğini işitmiş. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “Bir kimsenin
namazda duâ ettiğini ve duasında Allah’ı sena etmediğini, peygambere
(sallallahu aleyhi vesellem) selat ü selam da bulunmadığını işitti. Rasûlullah
sallallahu aleyhi vesellem, “Şu kimse acele etti” buyurdu. Sonra adamı
çağırdı. Ya o adama veya başkasına; “Biriniz namaz kıldığı vakit, Aziz ve
Celil olan Allah’ı ululamak ve onu övmekle başlasın, sonra Peygambere
selat ü selâm etsin. Bundan sonra dilediği şeyle duâ etsin” buyurdu. [384]
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “(Sizden biriniz duasında) Ey
Allah’ım! Dilersen beni affet, Ey Allah’ım! Bana dilersen rahmet et,
demesin. İstemekte azimli olsun. Çünkü istenenleri vermek için Allah’ı
zorlayacak yoktur” buyurdu. [385]
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “Birinizin yaptığı dua, duâ ettim de
kabul olmadı diye acele etmedikçe kabul buyrulur” buyurdu. [386]
Ebû Davûd: bu hadis birçok vecihten Muhammed-bin Ka’b’dan rivâyet
edildi, hepsi de vahîdîr (aşırı derecede zayıftır). Bu vecihlerin en güzeli
budur. Bu vecihte zayıftır demiştir. [387]
– “Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “Şüphesiz yüce büyük olan
Rabbimiz son derece haya ve kerem sahibidir. Bir kulu ellerini kaldırıp ona
duâ ettiğinde, onun ellerini boş olarak döndürmekten hayâ eder” buyurdu.
[388]
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem bir kimsenin şöyle yalvardığını işitti.
O şahıs: “Ey Allah’ım, ben seni isterim (gayem sensin) Ben şehâdet ederim
ki, sen Allah’sın, senden başka Allah yok. Ancak sen varsın sen
doğurmayan, doğurulmayan, eşi benzeri, dengi olmayan birsin, Sametsin,”
diyordu. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem ona, “Yemin olsun Allah’tan
öyle bir ismiyle istedin ki, O onunla istenince verir, onunla yalvarınca kabul
eder” buyurdu. [389]
1495 – Enes radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre o, Rasûlullah
sallallahu aleyhi vesellem ile birlikte otururken adamın biri namaz
kılıyordu. (O adam) namazdan sonra şöyle duâ etti: “Ey Allah’ım şüphesiz
senden isterim. Hamd ancak sanadır, senden başka ilâh yoktur. Ancak sen
varsın. Nimetleri veren sensin. Gökleri ve yerleri yaratan sensin. Ey Celâl
ve İkram sahibi olan Allah’ım, Ey Hayat sıfatıyla Hay olan ve ey kâinatı
kudretiyle durduran,” Peygamber sallallahu aleyhi vesellem, “Yemin olsun
(bu adam) Allah’ın duâ edilince kabul buyuracağı, kendisiyle istenince
vereceği, büyük ismiyle, (ismi a’zamla) duâ etti” buyurdu. [390]
Peygamber sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: “Allah’ımızın ismi
azam-ı şu iki ayettedir: “Sizin Allah’ınız kendinden başka Allah olmayan
Rahman ve Rahim olan Allah’tır.” (El-Bakara 163) ve Âl-i İmran’ın ilk
ayetidir. “Elif-lam mim, Allah’tan başka ilah yok. O, Haydır
Kayyumdur.” [391]
(Râvîlerden) Şu’be dedi ki: daha sonra Medine’de Asım’a rastladım, bu
hadisi bana nakletti (fakat bu rivâyette) “duana bizi de ortak et ey
kardeşçiğim” dedi. [392]
– “Tek parmağınla” buyurdu ve şehâdet parmağıyla işaret etti. [393]
– “Sana bundan daha kolayını veya daha faziletlisini haber vereyim.
Gökteki mahlûkatı sayısınca Allah’ı tenzih ederim. Yerdeki mahlûkat
sayısınca Allah’ı tenzih ederim. Gökle yer arasındaki mahlûkat sayısınca
Allah’ı tenzih ederim. Yaratacağı şeyler sayısınca Allah’ı tenzih ederim.
Bunun misli Allahü Ekber, bunun kadar Elhamdülillah, bunun kadar lâ
havle velâ kuvvete illâ billahi, de” buyurdu. [394]
1501 – Yüseyrâ radıyallahu anha’dan rivâyet edildiğine göre Rasûlullah
sallallahu aleyhi vesellem kendilerine (kadınlara) tekbir, takdis ve tehlili
gözetip devam etmelerini ve parmaklarının uçlarıyla saymalarını
emretmiştir. Çünkü parmak uçları da sorumludurlar ve konuşturulacaklardır.
[395]
İbn-i Kudame: Sağ eliyle dedi. [396]
– “Hala şu namazgâhında mısın” buyurdu. Cüveyriye (Validemiz), “Evet”,
dedi. Peygamber Efendimiz, “Ben senden sonra dört kelimeyi üçer defa
söyledim. Eğer benim söylediklerim senin (şu uzun zamanda)
söylediklerinle tartılabilecek olsa onlar daha ağır gelirdi. O kelimeler
şunlardır. (Allah’a mahlûkatının sayısı, zâtının rızâsı, arşının ağırlığı ve
kelimelerini yazacak mürekkep kadar hamd ve tesbih ederim.) [397]
Muğire bin Şu’be de azatlısına (Verrâd’a) şunları yazdırıp Muaviye’ye
gönderdi. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle derdi: “Allah’tan
başka ilah yoktur. O birdir, O’nun eşi, benzeri, dengi yoktur. Mülk
O’nundur. Hamd O’nadır, O her şeye muktedirdir, Ey Allah’ım senin
verdiğine kimse mani olamaz, senin vermediğini kimse vermeye güç
yetiremez. Servet sahibinin senin indinde serveti menfaat veremez, (ancak
güzel ameli menfaat verir.) [398]
Abdullah bin Zübeyr’in minber üzerinden şunları konuştuğunu işittim:
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem namazı bitirince şöyle derdi:
“Allah’tan başka ilâh yoktur. O birdir, O’nun şeriki yoktur, mülk O’nundur.
Hamd O’nadır. O her şeye muktedirdir, Allah’tan başka ilâh yoktur. Din
Kâfirler hoş görmeseler de, nimet fazilet ve güzel senâya lâyıktır, Allah’tan
başka Allah yoktur, din yalnız ona has kılınmıştır. Kâfirler hoş görmeseler
de.” [399]
Abdullah bin Zübeyr her namazın arkasından tehlil okurdu, (deyip) bir önce
geçen şu duâ gibi anlattı. Bu rivâyetinde “O’na ibadete, O’nun
yasaklarından kaçmaya (kendi başımıza) gücümüz yetmez. Ancak Allah’ın
güç ve kuvvet vermesiyle yeter. Başkasına tapmaz, biz ancak Allah’a ibadet
deriz. Nimet onundur.” kelimelerini ziyâde etti ve hadisin kalan kısmını
sevketti. [400]
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem namazdan selâm verince şöyle
buyurdu: “Ey Allah’ım, benim önce geçen günahlarımı, sonraya bıraktığım
kusurlarımı, açık ve gizlediğimi ve benim yaptığım günahlarımı sen benden
daha iyi bilirsin. (Dilediğini) öne geçiren de sensin, sonraya bırakan da.
Başka ilâh yok, ancak sen varsın.” [401]
“- Allah’ım lehime olan yerde bana yardım et, aleyhime olan şeylere
yardım etme. Bana yardım et, aleyhime olan şeylere yardım etme. Bana
değil, aleyhimde olanlara tuzak kur, bana hidayet et, hidayet yollarını bana
kolay kıl. Aleyhime azgınlık edenlere karşı bana yardım et. Allah’ım beni
sana şükredici kıl, seni zikredicilerden eyle, senden korkanlardan kıl. Sana
itaatkâr kıl. Sana sevgiyle, korkuyla dönenlerden eyle. Ey Rabbım tevbemi
kabul eyle, günahımı yıka, duamı kabul eyle, delilimi sabit kıl, kalbimi
hidayette kıl, dilime doğruyu söylet, kalbimdeki haset, kin ve karanlığı yok
et Allahım.” [402]
Ebû Dâvud dedi ki: Süfyân, Amr Bin Mürre’den sema yoluyla hadis
almıştır. Alimler bu hadislerin sayısının on sekiz olduğunu söylerler. [403]
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem namazdan ayrılmak istediğinde üç
defa Allah’a istiğfar eder, sonra “Ey Allah’ım Allahumme…” buyururdu.
Râvî bir önce geçen Aişe radıyallahu anha hadisinin manâsının aynını
rivâyet etti. [404]
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “İstiğfar eden kimse (günahlara)
günde yetmiş defa avdet etmiş olsa da ısrar etmiş sayılmaz.” [405] buyurdu.
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: “Gerçek şu ki: (Bazen)
Kalbimin perdelendiği olur. Bu sebeple ben Allah’a günde yüz defa istiğfar
ederim.” [406]
Biz Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in, bir mecliste yüz defa,
“Rabbim beni mağfiret et. Tevbemi kabul buyur, sen tevbeleri kabul eden
ve kullarına acıyansın,” dediğini sayardık. [407]
Bu hadis-i şerifi okuyarak harpten kaçanın günahı af oluyormuş, şu halde
harpten kaçmak büyük bir günah değilmiş zannına kapılmak, büyük
günahlardandır. Kumandanın düşmanı çember içine almak için merkezde
bulunan bölüğe geri çekilmesini emredip onların bu emre uyarak geri
çekilmesi müstesna, ölüm korkusu, aile hasreti için harpten kaçarak ırzını,
namusunu, dinini, memleketini, millet ve sancağını, düşmana teslim etmek
büyük hainliktir. Bu hadis-i şerif bu istiğfarın sevabının büyüklüğünü ifade
eder, yoksa harpten kaçanlar bu istiğfarı okurlarsa af edilirler demek
manâsına değildir. Milletlerin kanunlarında en büyük suç harpten
kaçmaktır. İslâmda imandan sonra en büyük farz cihaddır. En utanç verici
suç harpten kaçmaktır. Savaşanların büyük bir kısmının bunu işlediğini
düşünün. Memleket düşman çizmesi altında kaldığı gibi, kendileri de
öldürülürler. [408]
Peygamber sallallahu aleyhi vesellem: “Kim istiğfara devam ederse, Allah
ona her darlıktan bir çıkış her kederden bir ferahlık ihsan eder ve o kimseyi
ümid etmediği yerden rızıklandırır” buyurdu. [409]
– “Rasûlullah’ın en çok yaptığı dua, “Ey Allah’ım! Ey bizim Rabbimiz!
Bize dünyada da ahirette de hasene (dünya ve ahiretin maddi ve manevi
güzelliklerini) ver. Ve bizi cehennem azabından koru. Abdulaziz bin Suhayb
şunu ziyaret etti. “Enes radıyallahu anh kısaca bir duâ yapmak istediği
vakit, bu duayı okurdu. Ve bir daha uzun duâ etmek arzu ettiğinde, diğerleri
arasında bu duayı da okurdu.” [410]
Peygamber sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: “Kim sıdk ile
Allah’tan şehitlik isterse, yatağında ölse bile, Allah onu şehitlerin
derecesine yükseltir.” [411]
Ali radıyallahu anh’ın şöyle dediğini işittim: “Ben öyle kimseyim ki
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’den bir hadis-i şerif işittiğim zaman
Allah Tealâ’nın dilediği ölçüde ondan faydalanırım. Rasûlullah sallallahu
aleyhi vesellem ashabından bir kimse bana hadis-i şerif haber verdiğinde
yemin ettiriyordum. Eğer benim teklifim için yemin ederse, o hadis-i şerif
hakkında o kimseyi tasdik ederdim. Ebû Bekir radıyallahu anh bana bir
hadis haber verdi. Ebû Bekir radıyallahu anh sözlerinde doğru idi. O şöyle
anlattı. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in şöyle dediğini işittim,
“Herhangi bir kul bir günah işler (arkasından) güzelce temizlenir, sonra
kalkar iki rekât namaz kılarsa sonra Allah’a istiğfar ederse, Allah onu
affeder.” Sonra Rasûlullah: “Ol kimseler ki bir fuhşiyat yaptıklarında veya
nefislerine zulümde bulunduklarında Allah’ı zikrederler.” (Ali İmran 135)
âyetini sonuna kadar okudu. [412]
Peygamber sallallahu aleyhi vesellem onun elini tuttu ve “Ey Muaz!
Allah’a yemin ederim ki ben seni seviyorum, Allah’a yemin ederim ki ben
seni seviyorum. Ey Muaz! Sana vasiyet ediyorum. Her namazın arkasından
(Allahım senin zikrine, şükrüne ve sana ibadet etmeme bana yardım et)
duasını terk etmemeni vasiyet ederim.” Hz. Muaz bunu Sunabihîyye vasiyet
etti. Sunabihî de Ebû Abdurrahman’a tavsiye etti. [413]
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem bana her namazın arkasından
muavvizât (Nas ve Felâk) sûrelerini okumamı emretti. [414]
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem bana “Sana sıkıntı anında veya sıkıntı
içersinde iken okuyacağın kelimeleri öğreteyim mi?” dedi ve “Allah, Allah
benim Rabbim, ben ona hiçbir şeyi ortak tutmam, dersin” buyurdu. [415]
1528 – Ebû Musa’dan önceki hadis rivâyet edildi. Ve bu hadiste Nebî
sallallahu aleyhi vesellem “Ey nâs, nefislerinize acıyın, merhamet edin”
buyurdu. [416]
Peygamber sallallahu aleyhi vesellem, “Kim bana bir defa salavât-ı şerife
getirirse Allah da ona on defa salavat getirir (Rahmet ve merhamet eder)”
buyurdu. [417]
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “Şüphesiz yüce olan Allah toprağa
peygamberlerin cesetlerini yemeyi haram kıldı” buyurdu. [418]
Peygamber sallallahu aleyhi vesellem, “Bir kimse mü’min kardeşine
arkasından gaybına (iyilikle) duâ ederse, melekler kabul et yârab,” derler.
“Ey duâ eden bir misli de sana olsun derler” buyurdu. [419]
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “Duaların en çabuk kabul edileni
gâibin gâibe duasıdır” buyurdu. [420]
Peygamber sallallahu aleyhi vesellem, “Üç duâ vardır ki; kabul
olduklarında asla şüphe yoktur. Ana ve babanın duası, misâfirîn duası,
mazlumun duası” buyurdu. [421]
O, Câbir bin Abdullah’tan dinledi. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem
Kur’andan bir sûre öğretircesine bize istihâreyi öğretirdi de bize; buyururdu
ki; “Sizden biriniz bir iş düşündüğünde, farzdan başka iki rekât namaz
kılsın ve şöyle duâ etsin (Ey Allah’ım senin ilmine istihare ederim, senin
kudretinle senden kudret talep ederim, senin büyük olan fazlından isterim,
senin gücün yeter, benimki yetmez, sen bilirsin ben bilmem, sen gayıpları
çok çok bilensin. Allah’ım eğer bu (işi ne ise aynen söyler) benim için
dinim, maişetim, akibetim ve işlerimin sonu bakımından hayırlı ise, sen
bilirsin onu benim için takdir et ve onu bana kolay kıl, onu bana bereketli
eyle. Ey Allah’ım o iş senin ilminde benim için şerli ise, evvelki gibi dinim
dünyam akibetim hakkında onu benden uzak kıl, beni de ondan uzak kıl,
hayır her nerede olursa olsun onu bana takdir et ve beni o hayrınla râzı kıl,
veya istihâre yapan kişi dünya ve ahiretim hakkında da” diyebilir. [422]
Peygamber sallallahu aleyhi vesellem beş şeyden Allah’a sığınırdı.
“Korkaklıktan, cimrilikten, (faydasız günah içinde geçen) ömürden, kalbin
(haset, kin, küfür gibi) fitnesinden ve kabir azabından.” [423]
“Ey Allah’ım âcizlikten, tembellikten, korkaklıktan cimrilikten,
ihtiyarlıktan sana sığınırım, kabir azabından sana sığınırım. Diriliğin de
ölümün de fitnesinden sana sığınırım.” [424]
Ben Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e hizmet ediyordum. Rasûlullah’ı
çok kere şöyle duâ ederken işittim. “Allah’ım geçmişe ve geleceğe ait
sıkıntılardan borçların ağırlığından ve düşmanların galebesinden sana
sığınırım” [425]
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem onlara Kur’an’dan bir sûre öğrettiği
gibi şu duayı öğretirdi. “Ey Allah’ım, Cehennem azabından sana sığınırım,
kabir azabından sana sığınırım. Deccaldan sana sığınırım, ölümün ve
hayatın şerrinden sana sığınırım” buyurdu. [426]
Şu kelimelerle duâ ederdi. “Ey Allah’ım, cehennemin fitnesinden,
cehennem ateşinden, zenginlik ve fakirliğin şerrinden sana sığınırım.” [427]
“Ey Allah’ım, fakirlikten, nafaka azlığından, zelillikten sana sığınırım.
Başkasına zulüm etmekten ve (başkası tarafından) zulüm olunmaktan da
sana sığınırım.” [428]
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle duâ ederdi: “Ey Allah’ım, sana
karşı gelmekten, münâfıklıktan ve kötü huydan sana sığınırım.” [429]
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle duâ ederdi: “Allah’ım açlıktan
sana sığınırım. Şüphesiz o kötü bir yatak arkadaşıdır. Hainlikten de sana
sığınırım, zira o, pek kötü bir sırdaştır. [430]
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: “Allah’ım, şu dört
şeyden sana sığınırım. Menfaat vermeyen ilimden, senden korkmayan
kalpten, doymayan nefisten, kabûle şâyân olmayan dûadan. [431]
Müslümanların annesi Aişe radıyallahu anha’dan, “Rasûlullah sallallahu
aleyhi vesellemin hangi dûalarla yalvardığını sordum: Aişe radıyallahu
anha Rasûlullah, “Ey Allah’ım, yaptıklarımın şerrinden ve yapmadıklarımın
şerrinden sana sığınırım” cevabını verdi. [432]
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e, “Ey Allah’ın Rasûlü bana bir duâ
öğret,” dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem de: “Ey Allah’ım!
Kulağımın, gözümün, dilimin, kalbimin, menimin şerrinden sana sığınırım
(de)” buyurdu. [433]
“Ey Allah’ım yıkık (altında kalmak)tan, sarp yerden yuvarlanmaktan
boğulmaktan, yanmaktan, ihtiyarlıktan sana sığınırım. Ölüm anında
şeytanın beni çarpmasından sana sığınırım, senin yolundan dönmüş olarak
ölmekten sana sığınırım. Akrep ve yılan tarafından da sokularak ölmekten
de sana sığınırım.” [434]
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle duâ buyururdu: “Ey Allahım!
Baras (alaca) hastalığından, delilikten, cüzzam hastalığından ve kötü
(müzmin) hastalıklardan sana sığınırım.” [435]

Lügâtte temizlemek demektir.
Istılâhda nisab miktarı malı olanların, mallarının bir kısmını fakirlere
vermelerinden ibarettir ki bu da malın temizliği demektir.
Zekât: Hicretin ikinci yılı Ramazan orucu farz kılınmadan önce farz
kılınmıştır. Nevevî’nin görüşü budur. İbn-i Esir tarihinde Hicretin
dokuzuncu yılı farz kılındığını kaydetmiştir.
İhtiyacından, borcundan fazla yirmi miskal altını veya ikiyüz dirhem
gümüşü veya beş devesi veya otuz sığırı veyahut kırk koyunu olan zengin
sayılır. Bu malların zekâtını vermek kendisine farz olur.
İki yüz dirhem – 561 gram 20 miskal 81 gramdır.
Altın ve gümüşten kırk gramda bir gram hesabıyla zekât verilir. Asıl
ölçülerine göre ise yirmi miskalde yarım miskal 200 dirhemde, kırkda bir
hesabı ile beş dirhem zekât verilir.















1556 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem vefat edince, Ebû Bekir radıyallahu
anh halife tayin edildi, Arap kabilelerinden (mürted olup) küfredenler
küfretti. Ömer bin Hattab radıyallahu anh Ebû Bekir radıyallahu anh’a,
Nâsla nasıl harp edeceksin? Halbuki Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem,
“Nâsla Allah’dan başka ilah yok deyinceye kadar harp etmekle
emrolundum. Kim tevhidi okursa, malını ve nefsini benden korumuş olur.
Ancak (birini öldürüp kısas yapmak, zina edip recm etmek gibi) hakkıyla
olursa müstesnâ, o zaman onların hesapları Aziz ve Celil olan Allah’adır”
buyurdu.
Ebû Bekir radıyallahu anh:
– “Allah’a yemin olsun ki namazla zekât arasını kim ayırır (zekâtı terk
ederse) elbette, onlarla harbedeceğim. Zira zekât malın hakkıdır. Allah’a
yemin olsun ki Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e vermiş oldukları bir
deve yularının ipini bile bana vermezlerse, farzlarını yerine getirmedikleri
için onlara harp açarım.” dedi.
Ömer bin Hattab radıyallahu anh:
– “Allah’a yemin olsun ki Ebû Bekir radıyallahu anh’in kalbini harp için
Aziz ve Celil olan Allah’ın şerhettiğini gördüm. Bildim ki, Ebû Bekir’in
(söz ve hareketleri) haktır,” dedi.
Ebû Dâvud diyor ki:
– Râvîlerden bazıları ikal (ip, yular) İbn-i Vehb, Yunus’tan ancak (oğlak
olarak) rivâyet etti. [436]
İZAH
Asr-ı saâdette Rasûlullah’ın talimi üzerine, zekât veren kabilelerden
bazıları, hele Yemâme halkı, Rasûlullah’ın vefatı üzerine mürted olup zekât
vermeme yolunu tuttular. Hz. Ebû Bekir çok halim bir zât olmasına rağmen,
Din-i İslâm’a yan bakanların haddini bildirmesini bildi ve hadisten de
anlaşıldığı gibi, onlar asr-ı saâdette beytülmâle bir oğlak veya bir ip bir
yular bile ödüyorlarsa yine ödemeye mecbur oldular.
Bu hadisteki ikal kelimesi deve yuları ve umûmun sadakası manâsınadır.
Zekât develeri birbirine iple bağlanır getirilir, develerle berâber onlar da
beytûlmale verilirdi.
Yemâme halkının irtidadı üçe ayrılır.
1 – Birinciler Rasûlullah’ın peygamberliğini inkâr ettiler. Müseylemetü’l-
Kezzap ve El-Esved el-Ansî’nin peygamberliğine inandılar. Hz. Ebû Bekir
bunlarla savaştı. Müseyleme Yemâme’de, El-Esved el-Ansî San’a’da
öldürüldü. Dernekleri dağıldı, çoğu temizlendi.
2 – İkinci grup dinlerin hepsini, şeriât gönderilmesi esasını inkâr ettiler.
3 – Bu grup İslâm’ın diğer esaslarını kabûl ettiler. Fakat zekâtın farziyetini
inkâr ettiler. Zekâtı namazdan ayırdılar. Hz. Ebû Bekir bunların hepsi ile
savaştı. Azgınları yola getirdi. İslâm bir bütündür, inanç yönünden
bölünmez. İslâm’ın bütün esaslarına inanıp tek bir esasına inanmayan
mü’min değildir.
Bu rivâyetten anlaşıldığına göre oğlaklar anneleri ile berâber zekâta
tabidirler. 40 oğlak varsa içlerinde biri zekât olarak verilebilir. İmam
Şâfiî’nin görüşü budur.
İmam Azam ve Ahmed bin Hanbel’e göre sırf oğlak veya kuzulardan zekât
olmadığı gibi zekât verirken yaşını almış koyun veya keçi vermeyip oğlak
ve kuzu vermek kâfi gelmez. (Mealimü’s-Sünen c. 2, s. 169) – 174)


1557 – Yunus, Zührî’den naklen şu hadisi rivâyet etti de Ebû Bekir şöyle
dedi, “Malın hakkı zekâtını vermektir ve umumun hakkıdır,” dedi. Yunus
Zührîden (anak değil) ikal dediğini haber vermiştir.

