ZEKÂT BÖLÜMÜ · 3 – KENZİN NE OLDUĞU VE ZÎNET EŞYALARININ ZEKÂTI






1563 – Amr bin Şuayb’ten, o da babasından, o da dedesinden rivâyet ettiklerine göre şöyle dedi: Bir kadın yanında kızı olduğu halde Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e geldi. Kadının kızının elinde altından, kalın iki bilezik vardı. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem kadına: – “Şu bileziklerin zekâtını veriyor musun?” buyurdu. Kadın: – “Hayır vermiyorum,” dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem: – “Peki kıyamette bu iki bilezik yerine Allah (c.c)’in sana ateşten iki bilezik taktırması hoşuna gider mi?” buyurdu. Kadın o iki bileziği hemen çıkardı. Nebî sallallahu aleyhi vesellem’e uzattı ve bunlar Allah ve Resullah’ın rızası içindir, dedi. [438]
İZAH
Miske: Bilezik ve Arap kadınlarının topuklarının üstüne taktıkları halka manâsınadır. Bu hadis-i şerif, zînet eşyalarına zekât lâzım geldiğine delâlet eder. İmam Azam’ın görüşü de böyledir. Ahmed bin Hanbel, Mâlik bin Enes ve Şâfiî’nin bir kavline göre zînet eşyalarında zekât yoktur.


1564 – Ümmü Seleme radıyallahu anha’dan şöyle rivâyet edilmiştir: Ben altından işlenmiş halka takınmıştım. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e bu kenz midir, dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “Bir mal zekâtı edâ edilecek hadde erer, zekâtı da verilirse kenz değildir,” cevabını verdi.





1565 – Abdullah bin Şeddad bin El Hâd radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in ailesi Aişe radıyallahu anha’nın yanına vardım. Aişe radıyallahu anha şöyle anlattı. Bir gün Rasûlullah yanıma geldi. Elimde gümüşten yapılmış büyük yüzükler gördü ve Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem bana, “Ey Aişe, bu nedir?” diye sordu. Ben, “Ey Allah’ın Rasûlü, sana karşı ziynetleneyim diye bunları yaptım” dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “Bunların zekâtını veriyor musun?” buyurdu. Ben, “Hayır veya (bunun gibi) Allah’ın dediği bir şey söyledim” Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “Ateşe girmene bunun vebâli sana yeter” buyurdu.
İZAH
Fetehat: Büyük yüzükler demektir. Altının nisâbı yirmi miskaldir. On miskal altını bulunan kimsenin, on miskal kadar da ziynet eşyası varsa, ikisinin toplamı bir nisap miktarı olduğu için zekâta tabi olur. Gümüşün nisâbı iki yüz dirhemdir. Gümüşten bu kadar ziynet eşyası olanın veya diğer mevcut gümüşleri ile iki yüz dirhem olursa zekâta tabi olur.


1566 – Ömer bin Ya’lâ radıyallahu anh bu hadisi yüzük hadisi gibi anlatmıştır. Süfyan’a yüzüğün zekâtını (Aişe) nasıl verir, denildi. O da onun zekâtını başka (zekât mallarına) ekler, dedi.

