ZEKÂT BÖLÜMÜ · 23 – KİME ZEKÂT VERİLİR VE ZENGİNLİĞİN ÖLÇÜSÜ NEDİR?



1626 – Abdullah radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre:
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: “Elinde kendine
yetecek malı olduğu halde dilencilik yapan, kıyamet gününde yüzünde
soyuk veya tırnak yarası veya yüzü asık olarak gelecektir.” Ey Allah’ın
Resûlu! (Kendine yetecek) zenginlik (ölçüsü) nedir, diye soruldu.
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “50 dirhem gümüş veya 50 dirhem
gümüş kıymetinde altındır” buyurdu. [474]











1627 – Benî Esed’den bir zattan: Ben ve ailem Baki-i Gargad’a inmiştik.
Ailem bana, “Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e git ve bize yiyecek bir
şey iste,” dedi ve hacetlerini anlatıyorlardı. Ben Rasûlullah sallallahu aleyhi
veselleme vardığımda yanında bir adamı ondan bir şey isterken buldum.
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem “Sana verecek bir şeyim yok,” dedi.
Adam gazaplı olarak, Rasûlullah’ın yanından döndü, şöyle diyordu:
“Ömrüme yemin olsun ki sen dilediğine verirsin,” Rasûlullah sallallahu
aleyhi vesellem:
“Ona verecek bir şey bulamadığım için bana gazaplanıyor. Sizden biriniz
elinde bir ukiye veya ona denk olacak kadar bir şey olduğu halde dilenirse
başa kakarak (baş ağrıtarak dilenmiş olur” buyurdu. El-Esedî diyor ki:
– Ben bizim için sütlü deve bir ukiyeden daha hayırlıdır, dedim. Ukiye 40
dirhemdir. Ben de Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellemden hiçbir şey
istemeden döndüm. Ondan sonra Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e
arpa veya kuru üzüm geldi. (Fahr-i Kâinat) ondan bize taksim etti. Veya
dediği gibi hatta ki, Allah (c.c) bizi zengin kıldı. [475]
İZAH
Lıkha: Sütlü, dişi deve demektir.
Bir mü’minin muzdar duruma düşmedikçe başkasından bir şey istemesi,
elbette onun yüz suyunu döker. Elde bir dişi devesi olanın saillikten
vazgeçip onu, bir ukiyeden daha çok görmesi nazar-ı dikkatimizi
çekmelidir.





1628 – Ebû Saîd El Hudrî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “Bir kimsenin bir ukiye kıymetinde
malı varken dilenirse, o kimse baş ağrıtmış olur” benim Yakute adındaki
dişi devem, bir ukıyeden daha kıymetlidir, dedim. Hişam (Ukiye yerine)
kırk dirhemden daha hayırlıdır, dedi. Hiçbir şey istemeden Rasûlullah
sallallahu aleyhi vesellemin yanından döndüm. Hişam rivâyet ettiği hadiste,
“Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem zamanında ukiye kırk dirhemdi,
kaydını ziyâde etti.” [476]












1629 – Sehl bin Hanzele radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Uyeyne bin Hısn ile Akra bin Hâbis Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e
geldiler ve ondan (bir şey) istediler. Peygamber Efendimiz istediklerinin
onlara (verilmesini) emretti ve Muaviye’ye de onların istediklerini yazdırdı.
Akra, yazılan mektubunu aldı, onu dürüp sarığına soktu ve gitti. Uyeyne ise
mektubunu aldı ve Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem in makamına geldi
ve kendi kendine: “Ya Muhammed! Beni görüyorsun ya tıpkı Mültemis’in
sahifesi gibi içinde ne yazıldığını bilmediğim bir mektubu kavmime
götüreceğimi mi zannediyorsun” dedi. Muaviye onun sözlerini Rasûlullah’a
ihbar etti. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “Kim ki yanında kendine
yetecek bir şeyi olduğu halde saillik yaparsa (o kimse malı değil) ancak
ateşi çoğaltmış olur” buyurdu.
Nüfeylî diğer rivâyette şöyle dedi (cehennemin ateşli kıvılcımını artırmış
olur.) Ashâb: Ey Allah’ın Rasûlü onu istemekten zengin kılacak mal nedir,
dediler. Nüfeylî diğer bir rivâyette şöyle dedi. “Varlığıyla berâber dilenmek
yakışmayan zenginliğin miktarı nedir” dediler. Rasûlullah sallallahu aleyhi
vesellem: “Onu akşam ve sabah doyuracak kadar olursa isteyemez.
Nüfeylî diğer bir rivâyette şöyle dedi: Eğer onu bir gün ve gece doyuracak
veya bir gece ve bir gündüz doyuracak bir şey olursa isteyemez” buyurdu.
Nüfeylî bize bunun şu zikredilen lâfızları kısaca rivâyet etti.”
İZAH
Mültemis cahiliye şairidir. İsmi Cerir bin Abdulmesih’tir. Amr bin Hindel
Meliki hicvetmişti. Amr kendi tahsildarına bir mektup yazdı. Mektubu
şairin eline verdi, mektupta şair Mültemis’e yardımı emreder gibi
görünüyordu. Fakat hakikatta şairin öldürülmesini emrediyordu. Mültemis
mektuptan şüphelendi. Onu açtı. Birine okuttu. İçinde olanı anlayınca
hemen mektubu attı ve kurtuldu. Araplar Mültemis’in bu mektubunu
dillerine destan ettiler. İşte Uyeyne de eline yazılı olarak verilen ve yardım
edilmesini emreden mektubun içinde ne yazıldığını bilmediği için böyle
demiştir.






1630 – Abdurrahman bin Ziyad radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir:
O Ziyad bin Nuaym el-Hazremî’den, o da Ziyad bin el-Hâris es Sudâî’den
işitti. Ziyad da Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e geldim ve ona biatta
bulundum, dedi. Uzun bir hadis zikretti ve (Rasûlullah’a) bir kimse geldi ve
ona zekâttan bana (bir şey) ver dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem
ona, “Allah Teâla zekât taksimi hususunda ne bir Peygamberin ne de
başkasının hükmüne râzı olmadı. Öyle ki onunla ilgili hükmü bizzat kendi
verdi, onu sekiz sınıfa taksim etti. Eğer o sınıflardan isen sana hakkını
veririm.”
İZAH
İsnâdında, Abdurrahman bin Ziyad bin E’nam el-Afrîkî vardır. Onun
aleyhinde konuşan çoktur.



1631 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre:
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: “Bir ve iki hurma, bir
iki lokma vererek (kapıdan) gönderdiğin kimse fakir değildir. Asıl fakir;
kimseden bir şey istemeyen, kendisini de kimseye bildirmeyen bilinmediği
için kendisine bir şey verilemeyendir.” [477]






1632 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre:
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem (önceki hadisin) mislini buyurdu.
(Lâkin miskin iffetli olandır) dedi. Müseddet rivâyet ettiği hadiste şunu
ziyâde etti: “Asıl mahrum; elinde yetecek kadar malı olmayan, başkasından
da (sıkılıp) istemeyen muhtaç olduğu bilinemediği için kendisine yardım
olunamayan kimsedir.” Müseddet: “İstemeyen iffetli kimsedir,” lâfzını
zikretmedi.
Ebû Dâvud diyor ki: Şu hadisi Muhammed bin Sevr ve Abdurrezzak,
Mamer’den rivâyet ettiler. Hadiste anılan (mahrum) lâfzını Zührî’nin
sözünden saydılar. Doğrusu da budur.




1633 – Abdullah bin Adiy bin el-Hıyar’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Bana iki kimse haber verdi. Veda hacc-ında onlar Rasûlullah sallallahu
aleyhi vesellem’e gelmişlerdi. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem sadaka
taksim ediyordu. Sadakadan onlar da istediler. Peygamber sallallahu aleyhi
vesellem bize gözlerini dikti. Sonra indirdi. Bizi güçlü kuvvetli gördü ve
“İsterseniz size de veririm. Fakat bu sadakada zenginin ve kazanabilen
güçlü kuvvetlilerin hakkı yoktur” buyurdu. [478]
İZAH
Zenginler zekât alamaz. Sıhhati yerinde çalışabilecek durumda olup,
çalışmak için müsait iş yeri bulanlar çalışmalı. Zekâta tenezzül etmemelidir.







1634 – Abdullah bin Amr radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre:
Peygamber sallallahu aleyhi vesellem, (zenginlere ve azaları sağlam
kuvvetlilere zekât helâl olmaz,) buyurdu.
Ebû Dâvud diyor ki: …Şu’be, Sa’d’dan rivâyetinde, “Kuvvetli ve güç
sahibine manâsına gelen (zî-mirratin gaviyyi) diye nakledildi.” Hz.
Peygamber’den bu konuda rivâyet edilen diğer hadislerin bir kısmı
“kuvvetli ve güçlü” bir kısmı da kuvvetli ve sağlam şeklindedir. Atâ bin
Züheyr, Abdullah Bin Amr’a rastladı. “Sadaka kuvvetlilere ve tam azaya
sahip olanlara helâl olmaz,” dedi. [479]
İZAH
Tirmizî de birinci lâfızla rivâyet etti ve hadis hasendir, dedi. Şu’be bunu
merfûan rivâyet etmedi.

