Sünen-i Ebû Dâvûd · Haziran 29, 2026

Kime zekât verilir ve zenginliğin ölçüsü nedir?

ZEKÂT BÖLÜMÜ · 23 – KİME ZEKÂT VERİLİR VE ZENGİNLİĞİN ÖLÇÜSÜ NEDİR? 1626 – Abdullah radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre: Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: “Elinde kendine yetecek …

ZEKÂT BÖLÜMÜ · 23 – KİME ZEKÂT VERİLİR VE ZENGİNLİĞİN ÖLÇÜSÜ NEDİR?

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1626 – Abdullah radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre:

Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: “Elinde kendine

yetecek malı olduğu halde dilencilik yapan, kıyamet gününde yüzünde

soyuk veya tırnak yarası veya yüzü asık olarak gelecektir.” Ey Allah’ın

Resûlu! (Kendine yetecek) zenginlik (ölçüsü) nedir, diye soruldu.

Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “50 dirhem gümüş veya 50 dirhem

gümüş kıymetinde altındır” buyurdu. [474]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1627 – Benî Esed’den bir zattan: Ben ve ailem Baki-i Gargad’a inmiştik.

Ailem bana, “Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e git ve bize yiyecek bir

şey iste,” dedi ve hacetlerini anlatıyorlardı. Ben Rasûlullah sallallahu aleyhi

veselleme vardığımda yanında bir adamı ondan bir şey isterken buldum.

Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem “Sana verecek bir şeyim yok,” dedi.

Adam gazaplı olarak, Rasûlullah’ın yanından döndü, şöyle diyordu:

“Ömrüme yemin olsun ki sen dilediğine verirsin,” Rasûlullah sallallahu

aleyhi vesellem:

“Ona verecek bir şey bulamadığım için bana gazaplanıyor. Sizden biriniz

elinde bir ukiye veya ona denk olacak kadar bir şey olduğu halde dilenirse

başa kakarak (baş ağrıtarak dilenmiş olur” buyurdu. El-Esedî diyor ki:

– Ben bizim için sütlü deve bir ukiyeden daha hayırlıdır, dedim. Ukiye 40

dirhemdir. Ben de Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellemden hiçbir şey

istemeden döndüm. Ondan sonra Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e

arpa veya kuru üzüm geldi. (Fahr-i Kâinat) ondan bize taksim etti. Veya

dediği gibi hatta ki, Allah (c.c) bizi zengin kıldı. [475]

İZAH

Lıkha: Sütlü, dişi deve demektir.

Bir mü’minin muzdar duruma düşmedikçe başkasından bir şey istemesi,

elbette onun yüz suyunu döker. Elde bir dişi devesi olanın saillikten

vazgeçip onu, bir ukiyeden daha çok görmesi nazar-ı dikkatimizi

çekmelidir.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1628 – Ebû Saîd El Hudrî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle

demiştir:

Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “Bir kimsenin bir ukiye kıymetinde

malı varken dilenirse, o kimse baş ağrıtmış olur” benim Yakute adındaki

dişi devem, bir ukıyeden daha kıymetlidir, dedim. Hişam (Ukiye yerine)

kırk dirhemden daha hayırlıdır, dedi. Hiçbir şey istemeden Rasûlullah

sallallahu aleyhi vesellemin yanından döndüm. Hişam rivâyet ettiği hadiste,

“Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem zamanında ukiye kırk dirhemdi,

kaydını ziyâde etti.” [476]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1629 – Sehl bin Hanzele radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle

demiştir:

Uyeyne bin Hısn ile Akra bin Hâbis Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e

geldiler ve ondan (bir şey) istediler. Peygamber Efendimiz istediklerinin

onlara (verilmesini) emretti ve Muaviye’ye de onların istediklerini yazdırdı.

Akra, yazılan mektubunu aldı, onu dürüp sarığına soktu ve gitti. Uyeyne ise

mektubunu aldı ve Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem in makamına geldi

ve kendi kendine: “Ya Muhammed! Beni görüyorsun ya tıpkı Mültemis’in

sahifesi gibi içinde ne yazıldığını bilmediğim bir mektubu kavmime

götüreceğimi mi zannediyorsun” dedi. Muaviye onun sözlerini Rasûlullah’a

ihbar etti. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “Kim ki yanında kendine

yetecek bir şeyi olduğu halde saillik yaparsa (o kimse malı değil) ancak

ateşi çoğaltmış olur” buyurdu.

Nüfeylî diğer rivâyette şöyle dedi (cehennemin ateşli kıvılcımını artırmış

olur.) Ashâb: Ey Allah’ın Rasûlü onu istemekten zengin kılacak mal nedir,

dediler. Nüfeylî diğer bir rivâyette şöyle dedi. “Varlığıyla berâber dilenmek

yakışmayan zenginliğin miktarı nedir” dediler. Rasûlullah sallallahu aleyhi

vesellem: “Onu akşam ve sabah doyuracak kadar olursa isteyemez.

Nüfeylî diğer bir rivâyette şöyle dedi: Eğer onu bir gün ve gece doyuracak

veya bir gece ve bir gündüz doyuracak bir şey olursa isteyemez” buyurdu.

Nüfeylî bize bunun şu zikredilen lâfızları kısaca rivâyet etti.”

İZAH

Mültemis cahiliye şairidir. İsmi Cerir bin Abdulmesih’tir. Amr bin Hindel

Meliki hicvetmişti. Amr kendi tahsildarına bir mektup yazdı. Mektubu

şairin eline verdi, mektupta şair Mültemis’e yardımı emreder gibi

görünüyordu. Fakat hakikatta şairin öldürülmesini emrediyordu. Mültemis

mektuptan şüphelendi. Onu açtı. Birine okuttu. İçinde olanı anlayınca

hemen mektubu attı ve kurtuldu. Araplar Mültemis’in bu mektubunu

dillerine destan ettiler. İşte Uyeyne de eline yazılı olarak verilen ve yardım

edilmesini emreden mektubun içinde ne yazıldığını bilmediği için böyle

demiştir.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1630 – Abdurrahman bin Ziyad radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir:

O Ziyad bin Nuaym el-Hazremî’den, o da Ziyad bin el-Hâris es Sudâî’den

işitti. Ziyad da Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e geldim ve ona biatta

bulundum, dedi. Uzun bir hadis zikretti ve (Rasûlullah’a) bir kimse geldi ve

ona zekâttan bana (bir şey) ver dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem

ona, “Allah Teâla zekât taksimi hususunda ne bir Peygamberin ne de

başkasının hükmüne râzı olmadı. Öyle ki onunla ilgili hükmü bizzat kendi

verdi, onu sekiz sınıfa taksim etti. Eğer o sınıflardan isen sana hakkını

veririm.”

İZAH

İsnâdında, Abdurrahman bin Ziyad bin E’nam el-Afrîkî vardır. Onun

aleyhinde konuşan çoktur.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1631 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre:

Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: “Bir ve iki hurma, bir

iki lokma vererek (kapıdan) gönderdiğin kimse fakir değildir. Asıl fakir;

kimseden bir şey istemeyen, kendisini de kimseye bildirmeyen bilinmediği

için kendisine bir şey verilemeyendir.” [477]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1632 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre:

Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem (önceki hadisin) mislini buyurdu.

(Lâkin miskin iffetli olandır) dedi. Müseddet rivâyet ettiği hadiste şunu

ziyâde etti: “Asıl mahrum; elinde yetecek kadar malı olmayan, başkasından

da (sıkılıp) istemeyen muhtaç olduğu bilinemediği için kendisine yardım

olunamayan kimsedir.” Müseddet: “İstemeyen iffetli kimsedir,” lâfzını

zikretmedi.

Ebû Dâvud diyor ki: Şu hadisi Muhammed bin Sevr ve Abdurrezzak,

Mamer’den rivâyet ettiler. Hadiste anılan (mahrum) lâfzını Zührî’nin

sözünden saydılar. Doğrusu da budur.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1633 – Abdullah bin Adiy bin el-Hıyar’dan rivâyet edildiğine göre şöyle

demiştir:

Bana iki kimse haber verdi. Veda hacc-ında onlar Rasûlullah sallallahu

aleyhi vesellem’e gelmişlerdi. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem sadaka

taksim ediyordu. Sadakadan onlar da istediler. Peygamber sallallahu aleyhi

vesellem bize gözlerini dikti. Sonra indirdi. Bizi güçlü kuvvetli gördü ve

“İsterseniz size de veririm. Fakat bu sadakada zenginin ve kazanabilen

güçlü kuvvetlilerin hakkı yoktur” buyurdu. [478]

İZAH

Zenginler zekât alamaz. Sıhhati yerinde çalışabilecek durumda olup,

çalışmak için müsait iş yeri bulanlar çalışmalı. Zekâta tenezzül etmemelidir.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1634 – Abdullah bin Amr radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre:

Peygamber sallallahu aleyhi vesellem, (zenginlere ve azaları sağlam

kuvvetlilere zekât helâl olmaz,) buyurdu.

Ebû Dâvud diyor ki: …Şu’be, Sa’d’dan rivâyetinde, “Kuvvetli ve güç

sahibine manâsına gelen (zî-mirratin gaviyyi) diye nakledildi.” Hz.

Peygamber’den bu konuda rivâyet edilen diğer hadislerin bir kısmı

“kuvvetli ve güçlü” bir kısmı da kuvvetli ve sağlam şeklindedir. Atâ bin

Züheyr, Abdullah Bin Amr’a rastladı. “Sadaka kuvvetlilere ve tam azaya

sahip olanlara helâl olmaz,” dedi. [479]

İZAH

Tirmizî de birinci lâfızla rivâyet etti ve hadis hasendir, dedi. Şu’be bunu

merfûan rivâyet etmedi.