NİKAH BÖLÜMÜ · 50 – KİŞİNİN KARISIYLA OLAN İLİŞKİLERİNİ BAŞKASINA ANLATMASININ KERAHETİ






























2174 – Ebû Nadrâ’dan: bana Tufave’den bir ihtiyar şunları söyledi:
Medine’de Ebû Hüreyre’ye misafir oldum. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem’in ashabından ondan ibadete daha düşkün ve misafire ondan daha
saygılı kimse görmedim. Bir zaman ben bir gün onun yanında
bulunuyordum. O, kendine ait bir sedir üzerinde idi. Beraberinde içinde
çakıl taşları bulunan veya hurma çekirdeği bulunan bir kese vardı. Ondan
daha aşağıda ona ait siyah bir cariye bulunuyordu. Ebû Hüreyre, taşlarla
tesbih çekiyor, kesedekiler bitince keseyi cariyeye atıyor, o da taşları
topluyor keseye iade ediyor, Ebû Hüreyre’ye veriyordu.
Ebû Hüreyre sana kendimden ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den
bahsedeyim mi, dedi. Ben de, “Evet” dedim.
Ebû Hüreyre: Bir vakit ben mescitte sıtmanın şiddetinden inliyordum,
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem geldi, hatta mescide kadar girdi ve üç
kere “Devs’li delikanlıyı (Ebû Hüreyre’yi) kim gördü” buyurdu. Bir kimse
“Ey Allah’ın Rasûlü, o orada, mescidin bir köşesinde şiddetli sıtmaya
tutuldu,” dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem döndü bana kadar
yürüdü, bana kadar geldi. Elini üzerime koydu. Bana iyi sözler söyledi.
Kalktı ve mesciddeki namaz kıldırdığı yere kadar yürüdü, gitti. Onunla
orada iki saf erkek bir saf da kadın vardı. Veya iki saf kadın bir saf erkek
vardı. Onlara döndü ve “Eğer şeytan bana namazımdan bir şey unutturursa,
erkekler “subhanallah” desin, kadınlar el çırpsınlar,” buyurdu.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem namazı kıldırdı, namazda hiçbir şeyi
unutmadı. Namazdan sonra, “Yerinizde durun, yerinizde durun,” buyurdu.
(ravilerden) Musa “burada,” Sonra Allah Teâlâ’ya hamd u senâ ettik. Ve
gelelim sadede dedi. Sonra raviler rivâyette şu sözlerde ittifak ettiler. Sonra
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem erkeklere dönerek “Sizden bir kimse
karısına cimada bulunduğunda kapısını örter, üzerine örtüsünü çeker,
Allah’ın örtüsüyle de örtünmüş olur değil mi?” Onlar, “Evet” dediler.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Cimadan sonra oturur, şöyle
yaptım, şöyle yaptım der,” buyurdu. Erkekler sükût ettiler. Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem kadınlara döndü, “Sizden kocasıyla yaptığını
kadınlara söyleyen var mı?” Kadınlar da sesi kestiler. Ravi Muemmel
rivâyetinde şöyle dedi.
Bunun üzerine bir genç kız dizlerinin üzerine çöktü sözünü iyi işitmesi ve
kendisini görmesi için boynunu Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’a
doğru uzatarak:
“Ey Allah’ın Rasûlü, erkekler de kadınlar da konuşuyor, anlatıyorlar,” dedi.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “bu neye benzer bilir misiniz?
Bunun misali bir dişi şeytan, bir erkek şeytanla sokakta rast gelir, herkes
bakıp dururken erkek şeytan dişi şeytana cima eder, arzusunu yerine getirir.
Onun gibidir.”
Dikkat edin: Erkeklerin kullanacağı koku, kokusu duyulup rengi
görünmeyenlerden olacak, kadınların kokusu rengi görülüp kokusu
duyulmayandan olacak.
Ebû Dâvud buradan itibaren nakledeceğimi Muemmel ve Musa’dan aldım:
“Dikkat ediniz bir erkek diğer bir erkekle, bir kadın diğer bir kadınla bir
örtü içinde bir arada yatmasın, ancak çocuğuyla veya babasıyla olursa
müstesna.” Üç şey daha zikr etti. Onları unuttum, Müseddet’ın hadisinde
vardır. (lâkin ben onu istediğim gibi sağlam bir şekilde tespit edemedim.)
Musa bu hadisin senedinde şunları da zikretti. O diyor ki: Bize Hammad
haber verdi. O da Cerirî’den o da Ebû Nazır’dan, o da Tefâvî’den. [164]
İZAH
Tesevveytü: Müsâfir oldum.
Teşmir: İbadete düşkünlük
Tasfik: İmamı ikaz için elleri birbirine vurmak.
[78] . İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu fazlı-n-Nikâhı, n. 1485; Tirmizi, K.
Nîkâh, Bâbu fazlı-t-tezvici, n. 1081; Buhârî, K. Savm, Nikâh, Bâbu men
lem yestetı il-bâete, n. 3, n. 96/7; Müslim, K. Nikâh, Bâbu istıhbabı-n-
Nikâhı liman tâfet ileyhi, n. 1400; Nesêî, K. Nikâh, Bâbu-l-hissi alâ-n-
nikâhı, n. 56/6; Ahmed bin Hanbel Müsnedinde (4112, 4023, 3592)
rakamlarıyla uzun ve muhtasar olarak rivâyet etti.
[79] . Buhâri, K. Nikâh, Bâbu-l-ekfâi bi-d-dini, n. 6/7; Müslim, K. Radâ,
Bâbu ıstıhbâbı nikâhı zâti-d-dini, n. 1466; Nesêi, K. Nikâh, Bâbu alâ mâ
tünkihu-l-mes ’eti; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu-t-tezvici zâtı-d-din, n. 1858
[80] . Buhâri, K. Nikâh, Bâbu-s-seyyibât, n. 6/7; Müslim, K. Nikâh, Bâbu
nikâh-ıl-ebkâr, n. 55; Tirmîzi, K. Nikâh, Bâbu tezvic-il-ebkâr, n. 1100;
Nesêi, K. Nikâh, Bâbu nikâhı-l-ebkâr, n. 61/6; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu
tevzici l-ebkâr, n. 1860
[81] . Nesei, K. Nikâh, Bâbu tezvic-iz-Zâniye, n. 66/6
[82] . Nesêî, K. Nikâh, Bâbu kerâhiyyeti tevzici-l-akîmun, n. 65/6
[83] . Nesêi, K. Nikâh, Bâbu tezvic-iz-Zâniye, n. 66/6; Tirmizi, K. Tefsir-i
sureti-n-Nur, n. 3176
[84] . Buhâri, K. Nikâh, Bâbu ittihâzı-s-Sevâri, n. 7/7; Müslim, K. Nikâh,
Bâbu fâzileti i’fakıhî emetehü sümme yetezevvecühâ, n. 154; Nesêî, K.
Nikah, Bâbu ıtkı-r-raculi cariyetehü sümme yetezevvecüha, n. 115/6
[85] . Müslim, K. Nikâh, Bâbu fazileti ı’fâkıhi emetehü,n. 1365; tirmizi, K.
Nikâh, Bâbu-r-Raculi ya’tiku-l-emete sümme yetezevvecühâ, n. 1115,
Buhâri, K. Nekâh, Bâbu ittahâzı-s-serârî, n. 7/7; Nesêi, K. Nikâh, Bâbu-t-
tezvîci alâ-l-ıtkı, n. 114/6
[86] . Müslim, K. Radâ, n. 1444
Buhari, Babu fi buyuti ezvaci-n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem,
. Tirmizi, K. Radâ B. 1, N. 1147
. Nesei, K. Nikâh, Bâbu mâ yahrimu mine-r-Radâ, N. 98/6
. İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu yahrimu mine-r-Radâ ma’yahrimu mine-n-
Nesb, N.1937
[87] . Buhâri, K. Nikâh, Bâbu ümmehâtükümü-l-lâti erda’neküm, n, 12/7;
Müslim, K. Radâ, Bâbu tahrimi-r-rabibeti ve uhti-l-mes’eti, n. 1449; Nesêi
K. Nikâh, Bâbu tahrimi-l-cem’i beyne-l-uhteyni, n. 96/6; İbn-i Mâce, K.
Nikâh, Bâbu yahrimu mine-r-ra damâ yahrimu min en-Nesebi, n. 1439
[88] . Buhari, K. Nikâh, Bâbu men lâ radâ ba’de havleyni, N .12; Müslim,
K. Radâ, Bâbu inne mâ-i-Radâatü mine-l-mecâzi, N. 1455; Nesêi, K, Nikâh.
Bâbu-l-kaderillezi yahrimu minel n. 102/8
[89] . Ahmed b. Hanbel: Müsnet, N. 4114
[90] . Buhâri, K. Nikâh, Bâbu-l-ekfâi fi-d-dini, n. 9/7; Müslim, K. Radâ,
Bâbu radâati-l-kebiri, n. 1453; Nesêî, K. Nikâh, Bâbu radâati-l-kebiri, n.
104/6; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu radâati-l-kebiri, n. 1943
[91] . Müslim, K. Radâ, Bâbu-t-tahrîmi bi hamsi radaâtin, n. 1452; Tirmizi,
K. Radâ, n. 1150; ibn-i Mâce, Bâbu lâ tâhrimü-l-masafı n. 1942; Neseî, K.
Nikâh, Bâbu-l-kaderi-l-lezi yahrimu mine-r-radâ, n. 101/6
[92] . Müslim, K. Radâ, Bâbu fi-l-massatı ve-l-masatâni, n. 1450; Tirmizi,
K. Radâ, Babü Lâ tuharrimü-l-massatis ve-lel-massatâni, n.1150; Nesêî, K.
Nikâh, Bâbu-l-kaderi-l-lezi yahrimu, n. 101; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu lâ
tahrimu-l-masatis velâ, n. 1941
[93] . Tirmizi, K. Radâ, Bâbu mâ yezhEbû hizmeti-r-radâ, n. 1153; Nesêî, K.
Nikâh, Bâbu hakkı-r-radâ ve hurmetuhu, n. 108/6
[94] . Buhârî, K. Nikâh, Bâbu ve en tecmaû beyne-l-uhteyni, Müslim, K.
Nikâh, Bâbu tahrimi-l-cem’i beyne-l-mes’eti n. 1408; Nesêi, K. Nikâh,
Bâbu tahrîmi-l-cem’i beyne-l-mes’eti, n. 98
[95] . Buhâri, K. Tefsir-i Sûreti-n-Nisâ, n. 53/6; Müslim, K. Tefsir-i Sûreti-n-
Nisa, n. 3018; Nesêî, K. Nikâh, Bâbu-l-kastı fi-l-asdakatı, n. 115/6
[96] . Buhâri, K. Nikâh, Bâbu zebbi-r-raculi an ibnetihi, n. 47/7; Müslim, K.
Fazâili-s-Sahabe, Bâbu fazâil-i Fatıma, n. 2449; İbn-i Mâce, K. Nikâh,
Bâbu-l-gayreti, n. 1999
[97] . Buhâri, K. Nikâh, Babu zebbi-r-raculü an ibnetihi, n. 47/7; Müslim, K.
Fezâili-s-Sahâbe, Bâbu fazâil-i Fâtıma, n. 2449; Tirmizi, K. Menâkıb, Bâbu
fazl-ı Fatıma, n. 3866; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu-l-gayreti, n. 1998
[98] . Müslim, K. Nikâh, Bâbu nikâhı-l-muta, n. 1406; Nesêî, K. Nikâh,
Bâbu tahrimi-l-muta, n. 126/6; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu-n-Nehyi an
nikâhı-l-muta, n. 1962; Ahmed b. Hanbel Müsned n. 1540
[99] . Ahmed b. Hanbel, Müsned, n. 1541
[100] . Buhâri, K. Nikâh, Bâbu-s-Şiğar, n. 15/7; Nesêî, K. Nikâh, Bâbu-s-
Şigar, n, 110/6; Tirmizi, K. Nîkâh, Bâbu-s-Şigar, n. 1124; İbn-i Mâce, K.
Nikâh, Bâbu-n-Nehyi ani-s-Şiğar, n. 1883
[101] . Nesêî, K. Talâk, Bâbu ihlâli-l-mutallakati selâsen, Tirmizi, K. Nikâh,
n. 1119; İbn-i Mâce, K. Nikâh, n. 1935; Ahmed b. Hanbel, Müsned, n. 4283
[102] . Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu nikâhı-l-abdi, n. 1111
[103] . Buhâri, K. Nikâh, Bâbu lâ yahtıbu alâ hutbeti ahihi, n. 24/7; Tirmizi,
K. Nikâh, bâbu lâ yahtıbu-r-raculi hutbeti ahihi, n. 1134; Müslim, K. Nikâh,
n. 1408; Nesêi, K. Nikâh, Bâbu-n-nehyi en yahtibe-r-racule alâ, n. 71; İbn-i
Mâce, K. Nikâh, Bâbu la yahtıbu alâ hıtbetı ahihi, n. 1867
[104] . Müslim, K. Buyu’a Bâbu tahrimi bey’i-r-racüli alâ, n. 1412; İbn-i
Mâce, K. Nikâh Bâbu la yahtıbu-r-racûlu alâ hıtbeti ahili, n. 1868
[105] . Müslim, K. Nikâh, Bâbu nedbi-n-nazarı ilâ vechi-l-mer’eti.
[106] . Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu lâ nikâha illâ bi veliyyin, n. 1102; İbn-i
Mâce, K. Nikâh, Bâbu lâ nikâha illâ bi veliyin, n. 1879
[107] . Buhâri, K. Nikâh, n. 21/6; Tirmizi, K. Tefsir-i suret-i Bakara, n. 2985
[108] . Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu-l-veliyâni yüzevvicâni, n. 1110; Nesêi, K.
Buyû, Bâbu-r-Raculi yebiu-l-bey’ate n. 314/7
[109] . Buhâri, K. Tefsîr-i Suret-i Nisâ, Bâbu lâ yahillu leküm en terisü, n.
55/6
[110] . Buhâri, K. Nikâh, Bâbu lâ yunkihü-l-ebû ve ğayrihu, n. 23/6;
Müslim, K. Nikâh, Bâbu isti’zânı-s-Seyyibi, n. 1419; Tirmizi, K. Nikâh,
Bâbu isti’mâru-l-bikri ve-s-Seyyibi, n. 1107; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu
isti’mâru-l-bikri ve-s-Seyyibi, n. 1871
[111] . Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu ikrâhi-l-yetimeti alâ et-tezvici, n. 1109;
Nesêî, K. Nikâh, Bâbu ıstı’mârı-s-Seyyibı fi nefsihâ, n. 85/6
[112] . Buhâri, K. Nikâh, Bâbu lâ yunkihu-l Ebû ve gayruhu; Müslim, K.
Nikâh, Bâbu ıstı’zânı-s-Seyyibi, n. 1419; Nesêî, K. Nikâh, Bâbu ıstı’mârı-s-
Seyyibi, n. 85/6
[113] . İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu men zevvece ibnetehü ve hiye, n. 1875
Ahmed b. Hanbel, Müsned, n. 2469
[114] . Müslim, K. Nikâh, Bâbu İstı’zânı-s-Seyyibi, n. 4121; Tirmizi, K.
Nikâh, Bâbu Istı’mârı-s-Seyyibi, n. 1108; Nesêî, K. Nikâh, Bâbu İstızâni-l-
bıkrı fi nefsihâ, n. 84/6; İbn-i Mâce, K. Nikâh, İstı’mârı-l-bıkri ve-s-
Seyyibi, n. 1870
[115] . Nesêî, K. Nikâh, Bâbu Istı’zâni-l-bikri, n. 85/6
[116] . Buhâri, K. Nikâh, Bâbu lâ yunkihu-l-Ebû ve gayruhû, n. 22/7; Nesêî,
K. Nikâh, Bâbu-s-Seyyibi bi zevcihâ ebûhâ, n. 86/6; İbn-i Mâce, K. Nikâh,
Bâbu men zevvece ibnetehu ve hiye, n. 1873
[117] . Müslim, K. Nikâh, Bâbu-s-Sıdâk, n. 1426; Nesêî, K. Nikâh, Bâbu-l-
kıstı fi-esdıkati, n. 117/6; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu sıdâkı-n-Nisâi, n.
1886
[118] . Ahmed b. Hanbel Müsned, n. 285; Nesêî, K. Nikâh, Bâbul-kastı fi’l-
estekati n. 117/3
[119] . Buhâri, K. Nikâh, Bâbu-l-velimeti velev bi şâtin, n. 30/7; Müslim, K.
Nikâh, Bâbu-Sıdâk, n. 1427; Nesêi, K. Nikâh, Bâbu-t-tezvici alâ nevâtin n,
119/6; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu l-velime, n. 1907; Tirmizi, K. Nikâh, b.
Velime, n. 1094
[120] . Ahmed b. Hanbel, Müsned, n. 1488
[121] . Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu-r-Raculi yetezevvecü-l-mer’ete, n. 1145;
Nesêî, K. Nikâh, Bâbu ibâhati-t-tezvici bi gayri sıdâkın, n. 121/6; İbn-i
Mâce, K. Nikâh, Bâbu-r- Racüli yetezevvecü velâ yufratu, n. 1891
[122] . Ahmed b. Hanbel, Müsned, n. 4099
[123] . Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu fi Hutbeti’n- Nikâh, n. 1105; Nesêî, K.
Nikâh, Bâbu mâ yestehıbbu mine-l-kelâmı ınde, n. 89/6; İbn-i Mâce, K.
Nikâh, Bâbu Hutbeti’n-Nikâh n. 1892
[124] . Buhâri, K. Tarîhi-l-kebir, n. 343/1; Beyhaki, n. 147/7
[125] . Buhârî, K. Nikâh, Bâbu men benâ bi-imraetin ve hiye, n. 28; Müslim,
K. Nikâh, N. 1422; Nesêî. K. Nikâh, Bâbu nikâhı-r-racüli ibnetihi-s-sağira
n. 82/6; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu nikâhı-s-siğarı yüzevvicuhünne, n.
1876
[126] . Müslim, K. Nikâh, Bâb ma testehıkkuhu-l-bikra, n. 1460; İbn-i
Mâce, K. Nikâh, Bâbu-l-ikâmeti alâ-l-bikri, n. 1917
[127] . Buhâri, K. Nikâh Bâbu izâ tezevvece-l-bikru ale-s-Seyyibi, n. 43/7;
Müslim, K. Radâ, n. 1461; Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu-l-kısmeti li-l-bikri ve-s-
Seyyibi, n. 1139
[128] . Nesêi, K. Nikâh, n. 129
[129] . İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu-r-Racüli yedhulu bi ehlihi, n. 1992
[130] . Nesêî, Bâbu-t-tezvici alâ-n-nevâti, n. 120/6; İbn-i Mâce, K. Nikâh,
Bâbu-ş-şartı fi-n-Nikâh, n. 1955
[131] . İbn-i Mâce, K. Nikâh, n. 1905; Tirmizi, K. Nikâh, n. 1091
[132] . Tirmizi, K. Nikâh, b. Mâcâe fit-tesviyeti beyne-d-dârâir, n. 1141;
Nesêî, n. 63; İbn-i Mâce, K. Nikâh, b. Kısmeti beyne-n-nisâi, n. 1969
[133] . Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu-t-tesviyeti beyne-d-darâir, n. 1140; Nesêî,
K. Uşratu-n-Nisâi, Bâbu meyli-r-Racüli n. 64/7; İbn-i Mâce, K. Nikâh,
Bâbu-l kısmeti beyne’n-Nisai, n. 1971
[134] . Buhâri, K. Nikâh, Bâbû-l-mer’eti tehibu yevm, n. 43; Müslim, K.
Nikâh, Bâbu cevâzi hibetihâ nevbetihâ,
[135] . Buhâri, K. Tefsir-i sureti-l-ahzâb, n. 146/6; Müslim, K. Talâk, n.
1476; Nesêî, K. Talâk, Bâbu-t-tevkiti fi-l-hıyar, n. 159/6
[136] . Buhâri, K. Nikâh, Bâbu-l-kur’ati beyne-n-Nisâi, 43/7; İbn-i Mace, K.
Nikâh, Bâbu kısmeti beyne-n-Nisai, n. 1970
[137] . Buhâri, K. Nikâh, Bâbu-ş-Surûti fi-n-Nikâh, n, 26/7; Müslim, K.
Nikâh, Babu-l-Vefâi bi şuruti Nikâh, n. 1418; Nesêî, K. Nikâh, Bâbu-ş-
Şurûti fi-n-Nikâh, n. 92; Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu-ş-şartı inde akdi-n-Nikâh,
n. 1127; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu-ş-Şartı fi-n-Nikâh, n. 1954
[138] . Tirmizi, K. Radâ, Bâbu hakkı-z-zevci, alâ-l-mer’eti, n. 1159
[139] . Buhâri, K. Nikâh, Bâbu izâ bâtet-mer’eti hâciraten, n. 39/7; Müslim,
K. Nikâh, Bâbu tahrimi imtinâha min firâşi, n, 1436
[140] . İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu hakkı-l-mer’eti alâ-z-Zevci, n. 1850
[141] . Ahmed b. Hanbel: Müsned, n. 553/5
[142] . Tirmizi, K. Radâ, B. 12, n. 1163
[143] . Buhâri, K. Târihi-l-Kebir, n. 440/1; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu
Darbı-n-Nisâ, n. 1985
[144] . İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu darbı-n-Nisâ, n. 1986
[145] . Müslim, K. İsti’zân, Bâbu nazarı-l-füc’eti. N. 2159; Tirmizi, K.
Edeb, N. 2777; Ahmed b. Hanbel, n. 358
[146] . Tirmizi K. Edeb
[147] . Buhari, K. Nikah, Bâbu lâ tubâşiru’etü-l-mer’ete, N. 49/7; Tirmizi,
K, Edeb, Bâbu kerâhiyeti mübâşirati-r-racule, N. 2793; Ahmed b. Hanbel:
Müsned, N. 3069-3668; Tirmizi, K. Nikâh, bâbu-r-Raculi yera’-l-mer’ete,
N. 1158; Müslim, K. Nikâh, bâbu nedebe men raê imraeten, N. 1403
[148] . Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu-r-Raculi yera’-l-mer’ete, n. 1158; Müslim,
K .Nikâh, Bâbu nedebe men reê imraeten, n. 1403
[149] . Buhâri, K. isti’zân, Bâbu zenâ-l-cevârihi düne-l-ferci, n. 67/8;
Müslim, K. Kader, Bâbu kuddire alâ ibn-i Ademe hazzuhü-minez-zinâ, N.
2657
[150] . Müslim, K. Kader, Bâbu kuddira alâ ibn-i Ademe hazzühü, n. 21
[151] . Müslim, K. Radâ, Babu cevâzı vat’ı-l-müsebbiyeti, n. 1456; Tirmizi,
K. Tefsiru-Sûreti-n-Nisâi, n. 3020; Nesêî, K. Nikâh, Bâbu ve-l-muhsanat
mine-n-Nisâ, n. 110/6
[152] . Müslim, K. Nikâh, Bâbu tahrim-i vatı-l-hamili, n. 1441
[153] . Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu-r-raculi yeşteri-l-câriye n. 1131
[154] . İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu mâ yakulü-r-raculu izâ dehalet aleyhi
ehlühü, n. 1918
[155] . Buhâri, K. Red-i-l-halk Vudü-Deavât-Tevhid-Nikâh, Bâbu mâ
yakulu-r-raculu ızâ, n. 29/7; Müslim, K. Nikâh, Bâbu mâ yestehibbu en
yeküle inde cimâi, n. 1434; Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu mâ yekulu izâ dehale
alâ ehlihi, n. 1092; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu mâ yekulu-r-raculu izâ
dehalet, n. 1919; Nesêî, Dâremi, K. Nikâh, n. 29; Ahmed b. Hanbel
Müsned, n. 29-217-220-243-286
[156] . İbn-i Mâce K. Nikâh, Bâbu n-nehyi an ityanı-n-nisâi, n, 1923
[157] . Buhâri, K. Tefsir (Sûreti-l Bakara) Bâbu nisâukum harsun leküm, n.
35/6; Müslim, K. Nikâh, Bâbu cevâzi cimâ-l-mer’eti fi kubulihâ, n. 1435;
Tirmizi, K. Tefsir, n. 2982; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu-n-neyhi an ityâni-n-
Nisai, n. 1925s
[158] . Nesêî, K. Tahâret, Bâbu te’vili-i kavli-lâhi azze ve celle yes’elûneke,
n. 289; Müslim, K. Hayz, n. 302; Tirmizi, K. Tefsir, n. 2981; İbn-i Mâce, K.
Taharet, Bâbu müâkeleti-l-hâizı, n. 644; Dâremi, K. Vüdû, n. 107; Ahmed
b. Hanbel, Müsned, 132 – 246
[159] . Nesêî, K. Tahâret, Bâbu mudâcaati-l-hâiz, n. 285
[160] . Buhâri, K. Hayz, Bâbu mubâşerati-l-haiz, n. 82; Müslim, n, 293;
Tirmizi, K. Tahâret, b. 99, n. 132; Neseî, K. Tahâret, b. 121, n. 286; İbn-i
Mâce, K. Tahâret, b. 121, n. 636
[161] . Tirmizi, K. Tahâret, Bâbu-l-keffâreti fi ityâni-l-haiz, n. 136 – 137;
Nesêî, n. 290 – 370; İbn-i Mâce, K. Tahâret, b. Kefâreti men etê haizan, n.
640, Ahmed b. Hanbel, Müsned, n. 2022
[162] . Müslim, K. Nikâh, Bâbu hukmi-l-azli, n. 1438; Nesêî, K. Nikâh,
Bâbu hukmi-l-azli, n. 107/6; Tirmizi, Bâbu kerâhiyyeti-l-azli, n. 1138
[163] . Buhâri, K. Nikâh, n. 42/7; Müslim, K. Nikâh, Bâbu hukmi-l azli n.
1438; Nesêî, K. Nikâh, Bâbu-l azli n. 107 6
[164] . Tirmizi, K. Edeb, Bâbu tiybı-r-rıcâl, n. 2788
[78]. İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu fazlı-n-Nikâhı, n. 1485; Tirmizi, K.
Nîkâh, Bâbu fazlı-t-tezvici, n. 1081; Buhârî, K. Savm, Nikâh, Bâbu men
lem yestetı il-bâete, n. 3, n. 96/7; Müslim, K. Nikâh, Bâbu istıhbabı-n-
Nikâhı liman tâfet ileyhi, n. 1400; Nesêî, K. Nikâh, Bâbu-l-hissi alâ-n-
nikâhı, n. 56/6; Ahmed bin Hanbel Müsnedinde (4112, 4023, 3592)
rakamlarıyla uzun ve muhtasar olarak rivâyet etti.
[79]. Buhâri, K. Nikâh, Bâbu-l-ekfâi bi-d-dini, n. 6/7; Müslim, K. Radâ,
Bâbu ıstıhbâbı nikâhı zâti-d-dini, n. 1466; Nesêi, K. Nikâh, Bâbu alâ mâ
tünkihu-l-mes ’eti; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu-t-tezvici zâtı-d-din, n. 1858
[80]. Buhâri, K. Nikâh, Bâbu-s-seyyibât, n. 6/7; Müslim, K. Nikâh, Bâbu
nikâh-ıl-ebkâr, n. 55; Tirmîzi, K. Nikâh, Bâbu tezvic-il-ebkâr, n. 1100;
Nesêi, K. Nikâh, Bâbu nikâhı-l-ebkâr, n. 61/6; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu
tevzici l-ebkâr, n. 1860
[81]. Nesei, K. Nikâh, Bâbu tezvic-iz-Zâniye, n. 66/6
[82]. Nesêî, K. Nikâh, Bâbu kerâhiyyeti tevzici-l-akîmun, n. 65/6
[83]. Nesêi, K. Nikâh, Bâbu tezvic-iz-Zâniye, n. 66/6; Tirmizi, K. Tefsir-i
sureti-n-Nur, n. 3176
[84]. Buhâri, K. Nikâh, Bâbu ittihâzı-s-Sevâri, n. 7/7; Müslim, K. Nikâh,
Bâbu fâzileti i’fakıhî emetehü sümme yetezevvecühâ, n. 154; Nesêî, K.
Nikah, Bâbu ıtkı-r-raculi cariyetehü sümme yetezevvecüha, n. 115/6
[85]. Müslim, K. Nikâh, Bâbu fazileti ı’fâkıhi emetehü,n. 1365; tirmizi, K.
Nikâh, Bâbu-r-Raculi ya’tiku-l-emete sümme yetezevvecühâ, n. 1115,
Buhâri, K. Nekâh, Bâbu ittahâzı-s-serârî, n. 7/7; Nesêi, K. Nikâh, Bâbu-t-
tezvîci alâ-l-ıtkı, n. 114/6
[86]. Müslim, K. Radâ, n. 1444
Buhari, Babu fi buyuti ezvaci-n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem,
. Tirmizi, K. Radâ B. 1, N. 1147
. Nesei, K. Nikâh, Bâbu mâ yahrimu mine-r-Radâ, N. 98/6
. İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu yahrimu mine-r-Radâ ma’yahrimu mine-n-
Nesb, N.1937
[87]. Buhâri, K. Nikâh, Bâbu ümmehâtükümü-l-lâti erda’neküm, n, 12/7;
Müslim, K. Radâ, Bâbu tahrimi-r-rabibeti ve uhti-l-mes’eti, n. 1449; Nesêi
K. Nikâh, Bâbu tahrimi-l-cem’i beyne-l-uhteyni, n. 96/6; İbn-i Mâce, K.
Nikâh, Bâbu yahrimu mine-r-ra damâ yahrimu min en-Nesebi, n. 1439
[88]. Buhari, K. Nikâh, Bâbu men lâ radâ ba’de havleyni, N .12; Müslim,
K. Radâ, Bâbu inne mâ-i-Radâatü mine-l-mecâzi, N. 1455; Nesêi, K, Nikâh.
Bâbu-l-kaderillezi yahrimu minel n. 102/8
[89]. Ahmed b. Hanbel: Müsnet, N. 4114
[90]. Buhâri, K. Nikâh, Bâbu-l-ekfâi fi-d-dini, n. 9/7; Müslim, K. Radâ,
Bâbu radâati-l-kebiri, n. 1453; Nesêî, K. Nikâh, Bâbu radâati-l-kebiri, n.
104/6; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu radâati-l-kebiri, n. 1943
[91]. Müslim, K. Radâ, Bâbu-t-tahrîmi bi hamsi radaâtin, n. 1452; Tirmizi,
K. Radâ, n. 1150; ibn-i Mâce, Bâbu lâ tâhrimü-l-masafı n. 1942; Neseî, K.
Nikâh, Bâbu-l-kaderi-l-lezi yahrimu mine-r-radâ, n. 101/6
[92]. Müslim, K. Radâ, Bâbu fi-l-massatı ve-l-masatâni, n. 1450; Tirmizi,
K. Radâ, Babü Lâ tuharrimü-l-massatis ve-lel-massatâni, n.1150; Nesêî, K.
Nikâh, Bâbu-l-kaderi-l-lezi yahrimu, n. 101; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu lâ
tahrimu-l-masatis velâ, n. 1941
[93]. Tirmizi, K. Radâ, Bâbu mâ yezhEbû hizmeti-r-radâ, n. 1153; Nesêî, K.
Nikâh, Bâbu hakkı-r-radâ ve hurmetuhu, n. 108/6
[94]. Buhârî, K. Nikâh, Bâbu ve en tecmaû beyne-l-uhteyni, Müslim, K.
Nikâh, Bâbu tahrimi-l-cem’i beyne-l-mes’eti n. 1408; Nesêi, K. Nikâh,
Bâbu tahrîmi-l-cem’i beyne-l-mes’eti, n. 98
[95]. Buhâri, K. Tefsir-i Sûreti-n-Nisâ, n. 53/6; Müslim, K. Tefsir-i Sûreti-n-
Nisa, n. 3018; Nesêî, K. Nikâh, Bâbu-l-kastı fi-l-asdakatı, n. 115/6
[96]. Buhâri, K. Nikâh, Bâbu zebbi-r-raculi an ibnetihi, n. 47/7; Müslim, K.
Fazâili-s-Sahabe, Bâbu fazâil-i Fatıma, n. 2449; İbn-i Mâce, K. Nikâh,
Bâbu-l-gayreti, n. 1999
[97]. Buhâri, K. Nikâh, Babu zebbi-r-raculü an ibnetihi, n. 47/7; Müslim, K.
Fezâili-s-Sahâbe, Bâbu fazâil-i Fâtıma, n. 2449; Tirmizi, K. Menâkıb, Bâbu
fazl-ı Fatıma, n. 3866; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu-l-gayreti, n. 1998
[98]. Müslim, K. Nikâh, Bâbu nikâhı-l-muta, n. 1406; Nesêî, K. Nikâh,
Bâbu tahrimi-l-muta, n. 126/6; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu-n-Nehyi an
nikâhı-l-muta, n. 1962; Ahmed b. Hanbel Müsned n. 1540
[99]. Ahmed b. Hanbel, Müsned, n. 1541
[100]. Buhâri, K. Nikâh, Bâbu-s-Şiğar, n. 15/7; Nesêî, K. Nikâh, Bâbu-s-
Şigar, n, 110/6; Tirmizi, K. Nîkâh, Bâbu-s-Şigar, n. 1124; İbn-i Mâce, K.
Nikâh, Bâbu-n-Nehyi ani-s-Şiğar, n. 1883
[101]. Nesêî, K. Talâk, Bâbu ihlâli-l-mutallakati selâsen, Tirmizi, K. Nikâh,
n. 1119; İbn-i Mâce, K. Nikâh, n. 1935; Ahmed b. Hanbel, Müsned, n. 4283
[102]. Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu nikâhı-l-abdi, n. 1111
[103]. Buhâri, K. Nikâh, Bâbu lâ yahtıbu alâ hutbeti ahihi, n. 24/7; Tirmizi,
K. Nikâh, bâbu lâ yahtıbu-r-raculi hutbeti ahihi, n. 1134; Müslim, K. Nikâh,
n. 1408; Nesêi, K. Nikâh, Bâbu-n-nehyi en yahtibe-r-racule alâ, n. 71; İbn-i
Mâce, K. Nikâh, Bâbu la yahtıbu alâ hıtbetı ahihi, n. 1867
[104]. Müslim, K. Buyu’a Bâbu tahrimi bey’i-r-racüli alâ, n. 1412; İbn-i
Mâce, K. Nikâh Bâbu la yahtıbu-r-racûlu alâ hıtbeti ahili, n. 1868
[105]. Müslim, K. Nikâh, Bâbu nedbi-n-nazarı ilâ vechi-l-mer’eti.
[106]. Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu lâ nikâha illâ bi veliyyin, n. 1102; İbn-i
Mâce, K. Nikâh, Bâbu lâ nikâha illâ bi veliyin, n. 1879
[107]. Buhâri, K. Nikâh, n. 21/6; Tirmizi, K. Tefsir-i suret-i Bakara, n. 2985
[108]. Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu-l-veliyâni yüzevvicâni, n. 1110; Nesêi, K.
Buyû, Bâbu-r-Raculi yebiu-l-bey’ate n. 314/7
[109]. Buhâri, K. Tefsîr-i Suret-i Nisâ, Bâbu lâ yahillu leküm en terisü, n.
55/6
[110]. Buhâri, K. Nikâh, Bâbu lâ yunkihü-l-ebû ve ğayrihu, n. 23/6;
Müslim, K. Nikâh, Bâbu isti’zânı-s-Seyyibi, n. 1419; Tirmizi, K. Nikâh,
Bâbu isti’mâru-l-bikri ve-s-Seyyibi, n. 1107; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu
isti’mâru-l-bikri ve-s-Seyyibi, n. 1871
[111]. Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu ikrâhi-l-yetimeti alâ et-tezvici, n. 1109;
Nesêî, K. Nikâh, Bâbu ıstı’mârı-s-Seyyibı fi nefsihâ, n. 85/6
[112]. Buhâri, K. Nikâh, Bâbu lâ yunkihu-l Ebû ve gayruhu; Müslim, K.
Nikâh, Bâbu ıstı’zânı-s-Seyyibi, n. 1419; Nesêî, K. Nikâh, Bâbu ıstı’mârı-s-
Seyyibi, n. 85/6
[113]. İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu men zevvece ibnetehü ve hiye, n. 1875
Ahmed b. Hanbel, Müsned, n. 2469
[114]. Müslim, K. Nikâh, Bâbu İstı’zânı-s-Seyyibi, n. 4121; Tirmizi, K.
Nikâh, Bâbu Istı’mârı-s-Seyyibi, n. 1108; Nesêî, K. Nikâh, Bâbu İstızâni-l-
bıkrı fi nefsihâ, n. 84/6; İbn-i Mâce, K. Nikâh, İstı’mârı-l-bıkri ve-s-
Seyyibi, n. 1870
[115]. Nesêî, K. Nikâh, Bâbu Istı’zâni-l-bikri, n. 85/6
[116]. Buhâri, K. Nikâh, Bâbu lâ yunkihu-l-Ebû ve gayruhû, n. 22/7; Nesêî,
K. Nikâh, Bâbu-s-Seyyibi bi zevcihâ ebûhâ, n. 86/6; İbn-i Mâce, K. Nikâh,
Bâbu men zevvece ibnetehu ve hiye, n. 1873
[117]. Müslim, K. Nikâh, Bâbu-s-Sıdâk, n. 1426; Nesêî, K. Nikâh, Bâbu-l-
kıstı fi-esdıkati, n. 117/6; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu sıdâkı-n-Nisâi, n.
1886
[118]. Ahmed b. Hanbel Müsned, n. 285; Nesêî, K. Nikâh, Bâbul-kastı fi’l-
estekati n. 117/3
[119]. Buhâri, K. Nikâh, Bâbu-l-velimeti velev bi şâtin, n. 30/7; Müslim, K.
Nikâh, Bâbu-Sıdâk, n. 1427; Nesêi, K. Nikâh, Bâbu-t-tezvici alâ nevâtin n,
119/6; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu l-velime, n. 1907; Tirmizi, K. Nikâh, b.
Velime, n. 1094
[120]. Ahmed b. Hanbel, Müsned, n. 1488
[121]. Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu-r-Raculi yetezevvecü-l-mer’ete, n. 1145;
Nesêî, K. Nikâh, Bâbu ibâhati-t-tezvici bi gayri sıdâkın, n. 121/6; İbn-i
Mâce, K. Nikâh, Bâbu-r- Racüli yetezevvecü velâ yufratu, n. 1891
[122]. Ahmed b. Hanbel, Müsned, n. 4099
[123]. Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu fi Hutbeti’n- Nikâh, n. 1105; Nesêî, K.
Nikâh, Bâbu mâ yestehıbbu mine-l-kelâmı ınde, n. 89/6; İbn-i Mâce, K.
Nikâh, Bâbu Hutbeti’n-Nikâh n. 1892
[124]. Buhâri, K. Tarîhi-l-kebir, n. 343/1; Beyhaki, n. 147/7
[125]. Buhârî, K. Nikâh, Bâbu men benâ bi-imraetin ve hiye, n. 28; Müslim,
K. Nikâh, N. 1422; Nesêî. K. Nikâh, Bâbu nikâhı-r-racüli ibnetihi-s-sağira
n. 82/6; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu nikâhı-s-siğarı yüzevvicuhünne, n.
1876
[126]. Müslim, K. Nikâh, Bâb ma testehıkkuhu-l-bikra, n. 1460; İbn-i
Mâce, K. Nikâh, Bâbu-l-ikâmeti alâ-l-bikri, n. 1917
[127]. Buhâri, K. Nikâh Bâbu izâ tezevvece-l-bikru ale-s-Seyyibi, n. 43/7;
Müslim, K. Radâ, n. 1461; Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu-l-kısmeti li-l-bikri ve-s-
Seyyibi, n. 1139
[128]. Nesêi, K. Nikâh, n. 129
[129]. İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu-r-Racüli yedhulu bi ehlihi, n. 1992
[130]. Nesêî, Bâbu-t-tezvici alâ-n-nevâti, n. 120/6; İbn-i Mâce, K. Nikâh,
Bâbu-ş-şartı fi-n-Nikâh, n. 1955
[131]. İbn-i Mâce, K. Nikâh, n. 1905; Tirmizi, K. Nikâh, n. 1091
[132]. Tirmizi, K. Nikâh, b. Mâcâe fit-tesviyeti beyne-d-dârâir, n. 1141;
Nesêî, n. 63; İbn-i Mâce, K. Nikâh, b. Kısmeti beyne-n-nisâi, n. 1969
[133]. Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu-t-tesviyeti beyne-d-darâir, n. 1140; Nesêî,
K. Uşratu-n-Nisâi, Bâbu meyli-r-Racüli n. 64/7; İbn-i Mâce, K. Nikâh,
Bâbu-l kısmeti beyne’n-Nisai, n. 1971
[134]. Buhâri, K. Nikâh, Bâbû-l-mer’eti tehibu yevm, n. 43; Müslim, K.
Nikâh, Bâbu cevâzi hibetihâ nevbetihâ,
[135]. Buhâri, K. Tefsir-i sureti-l-ahzâb, n. 146/6; Müslim, K. Talâk, n.
1476; Nesêî, K. Talâk, Bâbu-t-tevkiti fi-l-hıyar, n. 159/6
[136]. Buhâri, K. Nikâh, Bâbu-l-kur’ati beyne-n-Nisâi, 43/7; İbn-i Mace, K.
Nikâh, Bâbu kısmeti beyne-n-Nisai, n. 1970
[137]. Buhâri, K. Nikâh, Bâbu-ş-Surûti fi-n-Nikâh, n, 26/7; Müslim, K.
Nikâh, Babu-l-Vefâi bi şuruti Nikâh, n. 1418; Nesêî, K. Nikâh, Bâbu-ş-
Şurûti fi-n-Nikâh, n. 92; Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu-ş-şartı inde akdi-n-Nikâh,
n. 1127; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu-ş-Şartı fi-n-Nikâh, n. 1954
[138]. Tirmizi, K. Radâ, Bâbu hakkı-z-zevci, alâ-l-mer’eti, n. 1159
[139]. Buhâri, K. Nikâh, Bâbu izâ bâtet-mer’eti hâciraten, n. 39/7; Müslim,
K. Nikâh, Bâbu tahrimi imtinâha min firâşi, n, 1436
[140]. İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu hakkı-l-mer’eti alâ-z-Zevci, n. 1850
[141]. Ahmed b. Hanbel: Müsned, n. 553/5
[142]. Tirmizi, K. Radâ, B. 12, n. 1163
[143]. Buhâri, K. Târihi-l-Kebir, n. 440/1; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu
Darbı-n-Nisâ, n. 1985
[144]. İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu darbı-n-Nisâ, n. 1986
[145]. Müslim, K. İsti’zân, Bâbu nazarı-l-füc’eti. N. 2159; Tirmizi, K.
Edeb, N. 2777; Ahmed b. Hanbel, n. 358
[146]. Tirmizi K. Edeb
[147]. Buhari, K. Nikah, Bâbu lâ tubâşiru’etü-l-mer’ete, N. 49/7; Tirmizi,
K, Edeb, Bâbu kerâhiyeti mübâşirati-r-racule, N. 2793; Ahmed b. Hanbel:
Müsned, N. 3069-3668; Tirmizi, K. Nikâh, bâbu-r-Raculi yera’-l-mer’ete,
N. 1158; Müslim, K. Nikâh, bâbu nedebe men raê imraeten, N. 1403
[148]. Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu-r-Raculi yera’-l-mer’ete, n. 1158; Müslim,
K .Nikâh, Bâbu nedebe men reê imraeten, n. 1403
[149]. Buhâri, K. isti’zân, Bâbu zenâ-l-cevârihi düne-l-ferci, n. 67/8;
Müslim, K. Kader, Bâbu kuddire alâ ibn-i Ademe hazzuhü-minez-zinâ, N.
2657
[150]. Müslim, K. Kader, Bâbu kuddira alâ ibn-i Ademe hazzühü, n. 21
[151]. Müslim, K. Radâ, Babu cevâzı vat’ı-l-müsebbiyeti, n. 1456; Tirmizi,
K. Tefsiru-Sûreti-n-Nisâi, n. 3020; Nesêî, K. Nikâh, Bâbu ve-l-muhsanat
mine-n-Nisâ, n. 110/6
[152]. Müslim, K. Nikâh, Bâbu tahrim-i vatı-l-hamili, n. 1441
[153]. Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu-r-raculi yeşteri-l-câriye n. 1131
[154]. İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu mâ yakulü-r-raculu izâ dehalet aleyhi
ehlühü, n. 1918
[155]. Buhâri, K. Red-i-l-halk Vudü-Deavât-Tevhid-Nikâh, Bâbu mâ
yakulu-r-raculu ızâ, n. 29/7; Müslim, K. Nikâh, Bâbu mâ yestehibbu en
yeküle inde cimâi, n. 1434; Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu mâ yekulu izâ dehale
alâ ehlihi, n. 1092; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu mâ yekulu-r-raculu izâ
dehalet, n. 1919; Nesêî, Dâremi, K. Nikâh, n. 29; Ahmed b. Hanbel
Müsned, n. 29-217-220-243-286
[156]. İbn-i Mâce K. Nikâh, Bâbu n-nehyi an ityanı-n-nisâi, n, 1923
[157]. Buhâri, K. Tefsir (Sûreti-l Bakara) Bâbu nisâukum harsun leküm, n.
35/6; Müslim, K. Nikâh, Bâbu cevâzi cimâ-l-mer’eti fi kubulihâ, n. 1435;
Tirmizi, K. Tefsir, n. 2982; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu-n-neyhi an ityâni-n-
Nisai, n. 1925s
[158]. Nesêî, K. Tahâret, Bâbu te’vili-i kavli-lâhi azze ve celle yes’elûneke,
n. 289; Müslim, K. Hayz, n. 302; Tirmizi, K. Tefsir, n. 2981; İbn-i Mâce, K.
Taharet, Bâbu müâkeleti-l-hâizı, n. 644; Dâremi, K. Vüdû, n. 107; Ahmed
b. Hanbel, Müsned, 132 – 246
[159]. Nesêî, K. Tahâret, Bâbu mudâcaati-l-hâiz, n. 285
[160]. Buhâri, K. Hayz, Bâbu mubâşerati-l-haiz, n. 82; Müslim, n, 293;
Tirmizi, K. Tahâret, b. 99, n. 132; Neseî, K. Tahâret, b. 121, n. 286; İbn-i
Mâce, K. Tahâret, b. 121, n. 636
[161]. Tirmizi, K. Tahâret, Bâbu-l-keffâreti fi ityâni-l-haiz, n. 136 – 137;
Nesêî, n. 290 – 370; İbn-i Mâce, K. Tahâret, b. Kefâreti men etê haizan, n.
640, Ahmed b. Hanbel, Müsned, n. 2022
[162]. Müslim, K. Nikâh, Bâbu hukmi-l-azli, n. 1438; Nesêî, K. Nikâh,
Bâbu hukmi-l-azli, n. 107/6; Tirmizi, Bâbu kerâhiyyeti-l-azli, n. 1138
[163]. Buhâri, K. Nikâh, n. 42/7; Müslim, K. Nikâh, Bâbu hukmi-l azli n.
1438; Nesêî, K. Nikâh, Bâbu-l azli n. 107 6
[164]. Tirmizi, K. Edeb, Bâbu tiybı-r-rıcâl, n. 2788
Abdullah radıyallahu anh, Elbette sen böyle diyorsun, yemin olsun ki ben
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den; “Sizden kimin nikâha gücü
yeterse evlensin. Zira evlenmek gözü (haramdan) ziyadesiyle korur. Avret
yerini de muhafaza eder. Sizden kimin nikâha gücü yetmezse oruç tutsun,
zira oruç onun erkeklik damarlarını burmak gibidir,” buyurduğunu işittim.
[78]
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem, “Kadınlar, dört hasleti için nikâh
olunurlar: malı, hasebi, güzelliği ve dindarlığı için. Dindar olanı tercih et,
ellerin berektle dolsun,” buyurmuştur. [79]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana: “Evlendin mi?” diye sordu.
Ben de, “Evet evlendim,” dedim. “Kız mı aldın, dul mu?” buyurdu. “Dulla
evlendim,” dedim. “Kız alsan olmaz mıydı? Sen onunla şakalaşırdın. O da
seninle” buyurdu. [80]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Öyle ise onunla geçin,” buyurdu. [81]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Hayır evlenme,” buyurdu.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e ikinci defa geldi. Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem, onu onunla evlenmekten nehy etti. Üçüncü defa
yine geldi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Sizler kocalarına sevgi
besleyen ve çocuk yapan kadınlarla evlenin. Çünkü ben geçmiş ümmetlere
sizin çokluğunuzla övüneceğim,” buyurdu. [82]
Mersed bin Ebû Mersed el-Ganevî, esirleri Mekke’ye götürürdü. Mekke’de
Anak adlı bir fahişe vardı. Onun dostuydu. Mersed diyor ki: Ben Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem’e geldim ve, Ey Allah’ın Rasûlü, “Anakla
evleneyim mi?” diye sordum. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sükût
etti, bana cevap vermedi. Hemen şu ayet indi. “Mealen: “Fahişe kadını
ancak zani erkek veya müşrik nikâhlar.” Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem beni çağırdı onu bana okudu. Ve “Anak’ı nikâhlama,” buyurdu. [83]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Kim, cariyesini azat eder ve onu
nikâhlarsa, onun için iki ecir vardır,” buyurdu. [84]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Safiyye’yi azat etti. Onu hürriyetine
kavuşturmayı mehri yerine saydı. [85]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Neseb yönünden haram olan
emzirmeden dolayı da haram olur.” buyurdu. [86]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem,”Ümmü Seleme’nin kızı Dürre ile
ha?”dedi. Ümmü Habibe: evet onunla. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem,”Allah’a yemin olsun Dürre benim evimde yetişen kızlığım olmasa
bile bana helâl olmazdı. Çünkü o benim süt kardeşimin kızıdır. Onun
babasını ve benim süt kardeşimi Süveybe emzirmişti (Ey hanımlarım) sizler
(eski kocalarınızdan olan) kızlarınızı ve kız kardeşlerinizi, onlarla
evlenmem için bana teklif etmeyiniz” buyurdu. [87]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Aişe radıyallahu anh’ın yanına girdi.
Onun yanında bir erkek vardı. Hafz diyor ki: bu durum Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve selleme ağır geldi, üzüldü ve yüzünün rengi değişti.
Sonra râvîler ittifak ettiler. Aişe radıyallahu anha,“Ey Allah’ın Rasûlü, o
erkek benim süt kardeşimdir,” dedi Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
“Süt kardeşinizin kim olduğuna bakınız. Süt hükmü ancak açlıktan dolayı
sabit olur” buyurdu. [88]
2060 – İbn-i Mes’ûd radıyallahu anh’dan: bir önceki rivâyette aynı manâda
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden rivâyetine göre, “Kemiği
kuvvetlendiren yerine” “Kemiğin hacmini genişleten” diye rivâyet
edilmiştir. [89]
Bundan böyle çocuklar asıl babalarına çevrilirdi babaları bilinmeyenler
dinde kardeş ve azatlı köle oldular. Ebû Huzeyfe’nin karısı Sehle binti
Süheyl bin Amr el Kureyşî sonra Âmiri radıyallahu anh Resûllülah
sallallahu aleyhi ve selleme geldi ve, Ey Allah’ın Rasûlü biz Salim’i evlat
bilirdik. Ben ve Ebû Huzeyfe ile aynı evde kalıyor ve dolayısıyla beni bazı,
yaka kolları açık halde görüyor. Şimdi ise Allah Teâlâ evlatlıklar hakkında
bildiğin ayeti kerimeleri indirdi. Sâlim hakkında ne emredersiniz?
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem “salim’i emzir,” buyurdu. Sehle de
sâlim’i beş defa emzirdi. Sâlim, Sehle (ve Ebû Huzeyfe’nin) süt evladı
oldu. Bundan dolayı Aişe radıyallahu anh kız kardeşinin kızlarına ve erkek
kardeşlerin kızların Aişe radıyallahu anh ile görüşmeyi arzu eden ve yanına
girmek isteyen erkeklerin emzirilmelerini emrederdi. Eğer evlât edinilecek
kimse yetişkin ise, beş defa emzirilir. Ondan sonra Hz. Aişe’nin yanına
girebilirdi. Ümmü Seleme ile Hz. Peygamber’in diğer hanımları beşikte
iken süt emmedikçe halktan bir kimsenin bu şekilde süt emmek suretiyle
yanlarına gelmesine izin vermezlerdi. Ve Aişe radıyallahu anha’ya derlerdi
ki; “Allah’a yemin olsun bilmiyoruz ama, umulur ki (Sehle’nin Sâlim’i
emzirmesini emir) Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yalnız Salim’e
mahsus bir ruhsatı idi. Halka şumûlü yoktu. [90]
Aziz ve Celil olan Allah Kur’an’da (on defa emmekle hürmet sabit olur)
ayetlerini indirmişti. Sonra (malûm beş emme ile hürmet sabit olur)
ayetleriyle nesh edildiler. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem vefat
ettiğinde bunlar Kur’an’dan okunan ayetlerdendi. [91]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Çocuğun, kadının göğsünü bir kere,
iki kere sorması hürmeti gerektirmez,” buyurdu. [92]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e: Ey Allah’ın Rasûlü, emmenin
mezemmetini (hakkını) benden hangi şey giderebilir, dedim. Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem, “Gurra giderir. (yani) Köle veya cariye” (azat
etmek) buyurdu. [93]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Bir kadınla teyzesini ve bir kadınla
halasını bir nikâh altında birleştirmeyi yasakladı” [94]
Aziz ve Celil olan Allah meâlen, “Habibim kadınlar hakkında senden fetva
isterler, de ki; onlar hakkında size ancak Allah fetva verir ve yine Kur’an’da
size okunan ve onlar için farz olanı kendilerine vermediğiniz, nikâhlarına
rağbet ettiğiniz yetim kızlar hakkında da fetvayı Allah verir,” Aişe
radıyallahu anha dedi ki: Allah Teâla’nın kitapta onlara okunduğunu
zikrettiği ilk ayettir ki; sübhan olan Allah orada mealen; “Eğer yetimler
hakkında adalet yapamamaktan korkarsanız kadınlardan hoşunuza
gidenlerinden nikâhlayın,” Aişe radıyallahu anha diyor ki: Aziz ve Celil
olan Allah’ın diğer ayetteki kavli meâlen “ve onları nikâhlanmaya rağbet
edersiniz” bu sizden birinizin evinde olan yetim kıza malı ve güzelliği az
olduğu zaman rağbetidir. Böyle veliler bunlara rağbet göstermedikleri için
malı ve güzelliğine rağbet ettikleri yetim kadınları nikâhlamaktan nehy
olundular. Ancak adalet ederlerse müstesna. Ravi Yunus diyor ki: Rabia:
Aziz ve Celil olan Allah’ın “Eğer yetim kızlar hakkında adalet
yapamamaktan korkarsanız, kelamı, şayet korkarsanız onları bırakın, size
dört kadını helâl kıldım,” manasınadır dedi. [95]
“Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in kılıcını bana verir misin? Çünkü
ben kavminin o kılıç üzerine galebesinden (elinden gitmesinden)
korkuyorum. Allah’ın varlığına yemin olsun ki; eğer onu bana verirsen, onu
ebedi kimse alamaz, ecelim bana yetişene kadar.” Gerçekten Ali radıyallahu
anh, Hz. Fatıma’nın üzerine almak için Ebû Cehl’in kızına dünür oldu. Ben
bu mevzuda Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’ı şu minberi üzerinde
insanlara hitap ederken dinledim. Halbuki o zaman ben bülûğa ermiştim.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu. “Fatıma bendendir.
Ben Fatıma’nın dininde fitne çıkarılmaktan korkarım.” Misver dedi ki:
Sonra Abdu Şems oğullarıyla (arada mevcut) sıhrıyyetten bahsetti. Onun
akrabalığını çok güzel senâ edip şöyle buyurdu; O bana konuştuğunda
doğru söyledi. Bana vaadde bulundu. Bana karşı vaadini ifa etti. Ben hiçbir
helâli haram etmediğim gibi hiçbir haramı da helâl kılamam. Lâkin Allah’a
yemin ederim ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in kızı ile Allah’ın
düşmanının kızı bir mekânda (bir evde aynı şahsın nikâhında) edebiyyen bir
araya gelemez. [96]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in minber üzerinde şöyle
buyurduğunu işittim; “Hişam bin Muğire’nin oğulları kızlarını Ali
radıyallahu anh’a nikâhlamak için benden izin istediler. İzin vermem, izin
vermem (yine izin vermem) ancak Ebû Talib’in oğlu Ali evlenmek
istiyorsa, kızımı boşar onların kızlarıyla evlenir. Muhakkak kızım benden
bir parçadır. Onu şüpheye düşüren şey beni de şüpheye düşürür. Ona eza
veren her şey bana da eza verir.” buyurdu. [97]
Biz Ömer bin Abdülaziz’in yanında bulunuyorduk. Müta (muvakkat nikâh)
hakkında müzakere yaptık. Rabi bin Sebra denilen birisi şöyle dedi: Ben
babamın Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem; “Veda haccında onu
yasakladı, dediğine şahid oldum.” [98]
Gerçekten Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kadınları muta nikahı ile
nikâhlamayı haram kıldı. [99]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Şiğardan nehyetti. Müseddet
hadisinde (şunu) ziyade etti. (ravilerden Ubeydullah) dedi ki: Nâfi’ye,
“Şiğar nedir?” diye sordum. Nâfi: Mehirsiz olarak bir kimsenin kızını
nikâhlayıp (karşılığında) kendi kızını da mehirsiz olarak o kimseye
nikâhlamaktır, diye cevaplandırdı. [100]
İsmail dedi ki: Bunu Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e raf ettiği
kanaatindayım. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Hülle nikahı ile
evlenen kimseye ve kendisi için hülle yapılana Allah lânet etsin.” buyurdu.
[101]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Her hangi bir köle
efendisinden izinsiz evlenirse, o zinakârdır.” [102]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Hiç bir erkek din kardeşinin dünürü
üzerine dünür göndermesin.” buyurdu. [103]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Sizden biriniz din kardeşinin
dünürü üzerine dünür gönderemez, satışı üzerine satış yapamaz, ancak din
kardeşinin izni olursa müstesna,” buyurdu. [104]
Câbir diyor ki: Ben bir kıza dünür oldum, onu görmek için saklandım, onun
beni evlenmeye davet eden yerine (yüzüne) baktım ve onu kendime
nikâhladım. [105]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem üç defa, “Hangi kadın ki velilerinin
izni olmadan evlenirse onun nikâhı batıldır,” buyurdu. “Eğer erkek kadına
temas ederse kadına temasından dolayı ona mehir vermesi lâzım gelir, eğer
veliler arasında ihtilâf çıkarsa velisi olmayanın velisi sultandır,” buyurdu.
[106]
Ben yeminimden kefaret verdim, yine kardeşimi enişteme nikâhladım. [107]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Herhangi bir kadını iki veli
(birbirinden habersiz) evlendirmişlerse onun nikâhı ilk kıyılana aittir. Her
hangi bir kimse herhangi bir malı (ayrı ayrı) iki kişiye satarsa, o mal ikiden
ilk satın alana aittir” buyurdu. [108]
“Sizin zorla kadınlara varis olmanız helâl değildir. Onlara verdiğiniz
mehirlerden bir kısmını götürmekten onları men etmeyin. Ancak açıkca
fuhşiyat yaparlarsa müstesna,” ayetinin nuzül sebebi şudur: Bir adam
yakınlarından bir kadına varis olur, o kadın ölünceye veya mehrini varis
olan erkeğe verene kadar onu evlenmekten men ederdi. Allah (c.c.) bu
durumu yasakladı ve bu hareketten (erkekleri) nehy etti. [109]
“Sükût etmesidir,” cevabını verdi. [110]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Yetim kızın kendi nefsi hakkında
açık müsaadesi alınır. Eğer sukût ederse sükût onun iznidir. Eğer izin
vermezse onun nikâhına cevaz yoktur,” buyurdu. [111]
Ebû Dâvud dedi ki: Ebû Amr, Zekvan’ın, Aişe radıyallahu anha rivâyetine
göre: Aişe radıyallahu anha, Ey Allah’ın Rasûlü, bâkire kız konuşmaya
utanır, dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Bakirenin susması
ikrar sayılır,” buyurdu. [112]
(Bakire) bir kız Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e geldi ve kendisi
istemediği halde babasının onu birisiyle evlendirdiğini söyledi. Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem onu evliliği kabul edip etmeme hususunda
serbest bıraktı. [113]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem; “Dulun kendisini (nikâhlama) hakkı
velisinden daha öncedir. Bakirenin kendisinden izin istenir. Onun izni ise
susmasıdır,” Ka’nabî’nin rivâyet ettiği hadisin lafzı budur. [114]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem; “Dulun evlenmesi hakkında, velinin
salahiyeti yoktur. Yetim kızın sözlü izni alınır, onun susması ikrarıdır.”
buyurdu. [115]
Bu kadın duldu, babası bunu birine nikâhladı. Hansa bu nikâhtan
hoşlanmadı ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’a geldi, babasının
yaptığını anlattı Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’da onun nikâhını red
etti. [116]
“Yarım Ukıyeye, neş denir,” cevabını verdi. [117]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ise kadınlarından hiçbir kadına on iki
ukiyeden (beşyüz dirhemden) fazla mehir vermediği gibi, kızlarından hiçbir
kızına da bundan fazla mehir verilmedi. [118]
“Bir hurma çekirdeği ağırlığında altın verdim.” dedi. Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem: “Bir koyun (kesip yedirerek de) olsa düğün yap.”
buyurdu. [119]
Gerçekten Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Kim bir kadına mehir
olarak iki avucu dolusu kavrulmuş un veya hurma verirse, onu kendisine
helâl kılmış olur,” buyurdu. [120]
2114 – Abdullah bin Mesûd, hiçbir mehir tayin etmeden evlenen ve onunla
zifafa girmeden ölen bir adam hakkında şöyle demişti: O kadının tam bir
mehir alma hakkı vardır. İddet beklemesi gerekir ve Miras hakkı vardır.
Ma’kıl bin Sinan diyor ki: Ben Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in
Vaşik’in kızı Berva hakkında böyle hükmettiğini işittim. [121]
Eğer bu fetvam doğru ise Allah’tandır. Hatalı ise benden ve şeytan
vesvesesindendir. Allah (c.c) ve onun Rasûlü hatadan berîdirler,” dedi.
(Bunun üzerine) Eşca kabilesinden içlerinde Cerrah ve Ebû Sinan da
bulunan halk ayağa kalkıp dediler ki: Ey İbn-i Mes’ud, biz şehadet ederiz
ki; Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Vâşik kızı Berva hakkında da
aynen senin bizim aramızdaki hükmün gibi hükümde bulundu, onun kocası
Mürretü el-Eşcâi’nin oğlu Hilâl’di. Ravi dedi ki: Hükmü Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem’in hükmüne muvafık düştüğü için İbn-i Mes’ud
son derece sevindi. [122]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize hacet hutbesini şöyle öğretti.
“Gerçekten hamd Allah’a mahsustur. Ancak Ondan yardım ister ancak
Ondan mağfiret taleb ederiz. Nefislerimizin şerrinden ancak Ona sığınırız.
Allah’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz. Allah’ın saptırdığını kimse
hidayete erdiremez. Şüphesiz şahitlik ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur.
Yine şahitlik ederim ki Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem Allah’ın
kulu ve Peygamberidir. Ey imân edenler! Adını anarak birbirinizden istekte
bulunduğunuz Allah’tan korkun ve akrabalık haklarına riayetsizlikten
şüphesiz Allah üzerinizde gözetleyicidir.” Ravilerden Muhammed bin
Süleyman (inne) lafzını söylemedi. [123]
Münzirî şöyle diyor: Bu hadis isnadında İmrân bin Dâvud el-Kattan var.
Onun hakkında dedikodu var. Ümame radıyallahu anh Abdulmuttalib oğlu
Haris’in Rabia’nın kızıdır. Dedesine nispetle Abdulmuttalib’in kızıdır,
denmiştir. [124]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem beni nikâhladığında ben yedi yaşında
idim. Süleyman rivâyetinde veya altı yaşında, iken nikahladı. Ben dokuz
yaşında iken benimle zifafa girdi. [125]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Ümmü Seleme ile evlendiğinde onun
yanında üç gün kaldı. “Ehlinin yanında küçümsendiğin bir tarafın yok, eğer
istersen yanında yedi gün kalabilirim. Ve eğer senin yanıda yedi gün
kalırsam diğer kadınlarımın hissesinde de yedi gün kalırım” buyurdu. [126]
Bâkire dul üzerine alınırsa erkek onun yanıda yedi gün kalır. Dul bakire
üzerine alınırsa onun yanında üç gün kalır (Ebû Kılâbe) eğer ben bu hadis
merfu desem doğru söylerdim. Lâkin o (Enes) “sünnet böyledir,” dedi. [127]
Ali radıyallahu anh Fatıma radıyallahu anha’yı aldığında Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem Ali’ye, “Fatıma’ya bir şey ver” buyurdu. Ali
radıyallahu anha yanımda verecek bir şey yok, dedi. Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem; “Hutame’de yapılmış zırhın nerede; (onu ver),” buyurdu.
[128]
Ebû Dâvud şöyle diyor: Hayseme, Aişe radıyallahu anha’dan hadis
dinlememiştir. [129]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Hangi kadın ki nikâhı kıyılmadan
önce mehir veya babasına verilmek üzere (başlık olarak) fazla para, veyahut
ödenmesi vaat edilen bir şey ile nikâhı kıyılırsa bunların hepsi kadına aittir.
Nikâhı kıyıldıktan sonra söylenenler kime verilmişse ona aittir. Bir adama
ikram edebilmek için en uygun vasıta kızı veya kız kardeşidir.” [130]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, evlenen bir kimseye iyi geçim
dileğinde bulunduğunda, “Allah sana mübarek eylesin, sana mübarek olsun,
aranızı hayırla cem etsin,” buyururdu. [131]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Kimin iki hanımı olur, onlardan
birine daha fazla meyil gösterir (aralarında adaleti bırakır)sa kıyamet
gününde bir tarafı yere sarkık olarak gelir.” buyurdu [132]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kadınları yanına nöbetle gider ve
adalette bulunurdu. Ve, “Allahım benim sahib olduğum yerde nöbetlere
riayetim budur. Ancak senin gücünün yeteceği benim gücümün
yetmeyeceği yerde beni kınama” buyururdu. Ebû Dâvud şöyle diyor:
Kalbimin (birisine daha fazla meylinden dolayı beni kınama) demektir. [133]
Aişe radıyallahu anha, işte Yüce Allah’ın bunun ve buna benzeyen mevzu
hakkında üç ayet indirdiğini söylerdi. Ravi Hişam dedi ki; öyle
zannediyorum ki ravi Urve Hz. Aişe’den bu mevzuda şu ayetin nazil
olduğunu rivâyet etti. “Eğer bir kadın kocasının geçimsizliğinden
korkarsa…” (Nisa Sûresi, Ayet 128) [134]
Aişe radıyallahu anha’ya Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in izin
isteğine ne cevap verirdin, diye sordum. Aişe radıyallahu anha; “Eğer bu iş
bana kaldıysa hiç kimseyi kendime tercih etmem, izin vermem derdim,”
dedi. [135]
2138 – Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sefere çıkmak istediğinde
kadınları arasında kura çekerdi. Kura kime çıkarsa sefere onunla çıkardı.
Hanımlarından Sevda’dan başka her birinin gecesini ve gündüzünü nöbete
ayırırdı. Sevda ise nöbetini Aişe’ye hibe etmişti. [136]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Ödenmesi gereken şartların en
haklısı kadınları kendisiyle helâl kıldığınız şeyleri (mehirleri) ödemenizdir”
buyurdu. [137]
“- Hayır, diye cevap verdim.” Bunun üzerine Hz. Peygamber; “eğer bir
kimseye diğer bir kimsenin secde etmesini emretseydim, Allah’ın kadınlar
üzerinde erkek için yarattığı haktan dolayı kadınların kocalarına secde
etmelerini emrederdim,” buyurdu. [138]
2141 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre: Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, “Erkek karısını yatağına çağırdığında
kadın gelmez de, gazablı olarak yatarsa, melekler sabaha kadar o kadına
lânet okurlar,” buyurdu. [139]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’a, “Ey Allah’ın Rasûlü bizden (her
hangi) birimizin üzerinde hanımının hakkı nedir?” dedim. Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem; “Yediğinden yedireceksin, kendine elbise
aldığında ona da giydireceksin veya (kazandığından ona elbise alacaksın)
yüzüne vurmayacaksın, çirkinsin (Allah seni çirkinleştirsin) demeyeceksin
(o başka evde, sen başka evde olacak şekilde) onu yalnız bırakmayacaksın,
kendi evinin içinde olursa başka,” buyurdu. Ebû Dâvud şöyle diyor. “Vela
Tukabbih demek, “Allah seni çirkinleştirsin,” demektir. [140]
Ebû Dâvud şöyle diyor: Şu’be rivâyet etti. “Yediğinden onu da doyurursun,
elbise giydiğinde onu da giydirirsin,” [141]
“Yediğinizden onlara da yedirin, giydiğinizden onlara da giydirin, onları
dövmeyin, onlara çirkinsiniz (Allah seni çirkin kılsın) demeyin,” buyurdu.
[142]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ailelerine bir çok kadın gelerek
kocalarını şikâyet ediyorlardı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem,
“Yemin olsun Âl-i Muhammedi birçok kadınlar dolaşıp kocalarını şikâyet
ediyorlar. Onlar (kadınlarını dövenler) sizin hayırlınız değildir” buyurdu.
[143]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur; “Kişiye karısını
niçin dövdüğü sorulamaz.” [144]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Gözlerini başka tarafa çevir”
buyurdu. [145]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Hz. Ali’ye: “Ya Ali bakışı bakışa
tabi kılma, kasıtlı olmadığı için birinci bakış sana caizdir. Fakat diğer
bakışlar sana helâl değildir,” buyurdu. [146]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Kadın kadına çıplak bedenini
sürmesin. Çünkü kadın kocasına o kadını (vücut sıcaklığını, yumuşaklığını)
anlatır da kocası da sanki o kadına bakıyormuş gibi olur.” [147]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, bir kadın gördü sonra
(kadınlarından) Zeyneb binti Cahş’ın yanına girdi, onda arzusunu yerine
getirdi. Sonra ashabının yanına çikarak onlara, “Gerçekten kadın şeytan
süretinde gelir. Sizden biriniz bundan (nefsinde) bir şey bulursa hemen
karısına gelsin, (onunla cinsi münasebette bulunsun) çünkü bu durum
kadınlara yönelik içindeki hisleri zayıflatır” buyurdu. [148]
Ebû Hüreyre’nin rivâyet ettiği şu hadisten, küçük günahlara daha fazla
benzeyen bir şey görmedim. “Şüphesiz ki Cenab-ı Allah adem oğluna
zinadan nasibini yazdı, şüphe yok ona yetişecektir. Gözlerin zinası bakmak,
dilin zinası konuşmak, nefis temenni eder arzular, avret mahalli de onu
tastik eder, gerçekleştirir ve yalanlar.” [149]
Râvi Ebû Salih şu bir önceki hadiste geçen meseleyi naklettikten sonra şunu
da rivâyet etti: “Eller zina ederler, onların zinası tutmak, ayaklar zina eder,
onların zinası yürümektir. Ağız zina eder onun da zinası öpmektir.” [150]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Huneyn gününde Evtas’a bir bölük
gönderdi. O bölük düşmanlarıyla karşılaştıklarında onlarla çarpıştılar ve
galip geldiler. Düşmanlardan esir aldılar. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem, ashabından bir bölük kimse esir kadınların müşriklerden kocaları
bulunduğu için onlara cimada nerde ise güçlük içinde kaldılar. Yüce olan
Allah bu mevzuda, “Kadınlardan evli olanlar da size haramdır. Ancak sağ
ellerinizin sahib olduğu kimseler müstesna,” yani evli olan esir kadınlar
iddetleri bittiği vakit onlara helâldır, demektir. [151]
Gerçekten Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir gazvede idi. Doğumu
yaklaşmış bir kadın gördü, “Zannederim ki bu (esirin) sahibi buna temas
etmiştir,” buyurdu. Orada bul unanlar, “evet” dediler. Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem, “Yemin olsun buna temas eden adama bir lânet etmeyi
düşündüm ki, o lânet onunla beraber kabrine kadar girsin. Ona (kadından
doğana) nasıl varis olacak, halbuki o, ona helâl değil, o çocuğu köle yerine
nasıl hizmetlenecek o, ona helâl değildir” buyurdu. [152]
Aramızda bir hatib ayağa kalktı. Ben size Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem’den Huneyn günü işittiğimden başka bir şey konuşmayacağım, dedi.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Allah’a ve ahiret gününe inanan
kimseye suyu ile başkasının ekinini sulamak helâl değildir” yani hamilelere
temas helâl değildir. Allah’a ve ahiret gününe inanan kimseye esir kadını
bir hayız görene kadar bırakıp temizlenmedikçe ona teması helâl olmaz.
Allah’a ve ahiret gününe inanan bir kimseye ganimet malı taksim
edilmeden onu satması helâl olmaz” buyurdu. [153]
Ebû Dâvud dedi ki: Ebû Sâid bu hadise şunu da ilave etti “sonra hizmetçi
ile kadının alnından tutsun ve haklarında (Allah’tan) bereket istesin ve bu
sözlerin aynısını söylesin,” [154]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Eğer sizden biriniz karısıyla
birleşmek istediğinde, “Allah’ın adıyla başlarım, Ey Rabbım, şeytanı bizden
uzaklaştır. Bizi rızıklandırdığın şeyden de şeytanı def et,” der de sonra bu
birleşmeden dolayı bir çocuk mukadder olursa şeytan hiçbir zaman ona
zarar veremez,” buyurdu. [155]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Karısının arkasını kullanan
mel’undur” buyurdu. [156]
Câbir radıyallahu anh’ın şöyle dediğini işittim: “Yahudiler şöyle diyorlardı:
Bir adam karısına önünden cima ettiğinde, bunu arkasından yaparsa çocuğu
şaşı olur.” Bunun üzerine Yüce olan Allah; “Kadınlarınız sizin ekin
tarlanızdır. Tarlanıza nasıl isterseniz öyle gelin” ayetini indirdi. (Bakara
suresi ayet 223) [157]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Evlerde onlarla bir arada bulunun,
cimadan başka her şeyi yapın,” buyurdu. Yahudiler, şöyle dediler. “Bu adam
(Peygamber) bizim adetlerimizden bir şeyi terk ederse ancak bize muhalif
davranmak için yapmaktadır.” Bunun üzerine Üseyd bin Hudayr ve Ubade
bin Bişir, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek “Ya Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem, Yahudiler şöyle böyle diyorlar. Kadınlarımıza
hayız içinde cima etmeyelim mi?” dediler. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem’in yüzünün (rengi) değişti, hattâ biz onlara gazablandı zannettik.
Onlar hemen dışarı çıktılar. Derken karşılarına Rasûlullah sallallahu aleyhi
ve sellem’a hediye olarak süt getiren birisi çıkıverdi Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem sütü onların arkasından gönderdi. Biz de Efendimizin
onlara darılmadığını anladık. [158]
“Ben tam hayızlı iken, ben ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir
gömlek içinde beraber yatardık. Eğer benden ona bir şey (kan) bulaşırsa
orayı yıkardı, başka tarafa geçmezdi. Eğer ondan (elbisesine) bir şey
bulaşırsa orasını yıkar başka tarafa geçmez, o elbise içinde namaz kılardı,”
[159]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem hanımlarından birisiyle hayızlı iken
mubaşerette bulunmak arzu ettiğinde ona etekliğini bağlamasını emreder
sonra onunla mubaşerette bulunurdu. [160]
2168 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre Hz.
Peygamber karısına hayızlı iken yaklaşan kimse hakkında şöyle
buyurmuştur: “Bir dinar veya yarım dinar tasadduk eder,” [161]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanında azilden bahsedildi.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Sizden biriniz bunu niçin yapıyor?”
buyurdu. “Sizden biriniz bunu yapmasın buyurmadı. Sonra sözlerine şöyle
devam etti: Yaratılmış hiçbir nefis yok ki, onu yaratan Allah olmasın” [162]
Biz Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile Benî Mustalık gazvesinde
beraber bulunduk, Arab esirlerinden esirler elde ettik. Kadınlara arzu
duymuştuk. Bekarlıkta bize artık zor gelmeye başlamıştı. (Cariyelerin
hamile kalmasını istemiyor. Satılıp karşılık almak istiyorduk. Azil yapmak
istedik, sonra Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem aramızda iken ona
sormadan kendi kendimize azil yapıyoruz, dedik. Ve azilden sorduk.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Azil yapmanız aleyhinize değildir.
Kıyamete kadar yaratılacak olan ne kadar insan varsa, muhakkak
yaratılacaktır,” buyurdu. [163]
Ebû Dâvud buradan itibaren nakledeceğimi Muemmel ve Musa’dan aldım:
“Dikkat ediniz bir erkek diğer bir erkekle, bir kadın diğer bir kadınla bir
örtü içinde bir arada yatmasın, ancak çocuğuyla veya babasıyla olursa
müstesna.” Üç şey daha zikr etti. Onları unuttum, Müseddet’ın hadisinde
vardır. (lâkin ben onu istediğim gibi sağlam bir şekilde tespit edemedim.)
Musa bu hadisin senedinde şunları da zikretti. O diyor ki: Bize Hammad
haber verdi. O da Cerirî’den o da Ebû Nazır’dan, o da Tefâvî’den. [164]




