Sünen-i Ebû Dâvûd · Haziran 29, 2026

Kişinin karısıyla olan ilişkilerini başkasına anlatmasının keraheti

NİKAH BÖLÜMÜ · 50 – KİŞİNİN KARISIYLA OLAN İLİŞKİLERİNİ BAŞKASINA ANLATMASININ KERAHETİ 2174 – Ebû Nadrâ’dan: bana Tufave’den bir ihtiyar şunları söyledi:

NİKAH BÖLÜMÜ · 50 – KİŞİNİN KARISIYLA OLAN İLİŞKİLERİNİ BAŞKASINA ANLATMASININ KERAHETİ

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

2174 – Ebû Nadrâ’dan: bana Tufave’den bir ihtiyar şunları söyledi:

Medine’de Ebû Hüreyre’ye misafir oldum. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem’in ashabından ondan ibadete daha düşkün ve misafire ondan daha

saygılı kimse görmedim. Bir zaman ben bir gün onun yanında

bulunuyordum. O, kendine ait bir sedir üzerinde idi. Beraberinde içinde

çakıl taşları bulunan veya hurma çekirdeği bulunan bir kese vardı. Ondan

daha aşağıda ona ait siyah bir cariye bulunuyordu. Ebû Hüreyre, taşlarla

tesbih çekiyor, kesedekiler bitince keseyi cariyeye atıyor, o da taşları

topluyor keseye iade ediyor, Ebû Hüreyre’ye veriyordu.

Ebû Hüreyre sana kendimden ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den

bahsedeyim mi, dedi. Ben de, “Evet” dedim.

Ebû Hüreyre: Bir vakit ben mescitte sıtmanın şiddetinden inliyordum,

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem geldi, hatta mescide kadar girdi ve üç

kere “Devs’li delikanlıyı (Ebû Hüreyre’yi) kim gördü” buyurdu. Bir kimse

“Ey Allah’ın Rasûlü, o orada, mescidin bir köşesinde şiddetli sıtmaya

tutuldu,” dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem döndü bana kadar

yürüdü, bana kadar geldi. Elini üzerime koydu. Bana iyi sözler söyledi.

Kalktı ve mesciddeki namaz kıldırdığı yere kadar yürüdü, gitti. Onunla

orada iki saf erkek bir saf da kadın vardı. Veya iki saf kadın bir saf erkek

vardı. Onlara döndü ve “Eğer şeytan bana namazımdan bir şey unutturursa,

erkekler “subhanallah” desin, kadınlar el çırpsınlar,” buyurdu.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem namazı kıldırdı, namazda hiçbir şeyi

unutmadı. Namazdan sonra, “Yerinizde durun, yerinizde durun,” buyurdu.

(ravilerden) Musa “burada,” Sonra Allah Teâlâ’ya hamd u senâ ettik. Ve

gelelim sadede dedi. Sonra raviler rivâyette şu sözlerde ittifak ettiler. Sonra

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem erkeklere dönerek “Sizden bir kimse

karısına cimada bulunduğunda kapısını örter, üzerine örtüsünü çeker,

Allah’ın örtüsüyle de örtünmüş olur değil mi?” Onlar, “Evet” dediler.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Cimadan sonra oturur, şöyle

yaptım, şöyle yaptım der,” buyurdu. Erkekler sükût ettiler. Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem kadınlara döndü, “Sizden kocasıyla yaptığını

kadınlara söyleyen var mı?” Kadınlar da sesi kestiler. Ravi Muemmel

rivâyetinde şöyle dedi.

Bunun üzerine bir genç kız dizlerinin üzerine çöktü sözünü iyi işitmesi ve

kendisini görmesi için boynunu Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’a

doğru uzatarak:

“Ey Allah’ın Rasûlü, erkekler de kadınlar da konuşuyor, anlatıyorlar,” dedi.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “bu neye benzer bilir misiniz?

Bunun misali bir dişi şeytan, bir erkek şeytanla sokakta rast gelir, herkes

bakıp dururken erkek şeytan dişi şeytana cima eder, arzusunu yerine getirir.

Onun gibidir.”

Dikkat edin: Erkeklerin kullanacağı koku, kokusu duyulup rengi

görünmeyenlerden olacak, kadınların kokusu rengi görülüp kokusu

duyulmayandan olacak.

Ebû Dâvud buradan itibaren nakledeceğimi Muemmel ve Musa’dan aldım:

“Dikkat ediniz bir erkek diğer bir erkekle, bir kadın diğer bir kadınla bir

örtü içinde bir arada yatmasın, ancak çocuğuyla veya babasıyla olursa

müstesna.” Üç şey daha zikr etti. Onları unuttum, Müseddet’ın hadisinde

vardır. (lâkin ben onu istediğim gibi sağlam bir şekilde tespit edemedim.)

Musa bu hadisin senedinde şunları da zikretti. O diyor ki: Bize Hammad

haber verdi. O da Cerirî’den o da Ebû Nazır’dan, o da Tefâvî’den. [164]

İZAH

Tesevveytü: Müsâfir oldum.

Teşmir: İbadete düşkünlük

Tasfik: İmamı ikaz için elleri birbirine vurmak.

[78] . İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu fazlı-n-Nikâhı, n. 1485; Tirmizi, K.

Nîkâh, Bâbu fazlı-t-tezvici, n. 1081; Buhârî, K. Savm, Nikâh, Bâbu men

lem yestetı il-bâete, n. 3, n. 96/7; Müslim, K. Nikâh, Bâbu istıhbabı-n-

Nikâhı liman tâfet ileyhi, n. 1400; Nesêî, K. Nikâh, Bâbu-l-hissi alâ-n-

nikâhı, n. 56/6; Ahmed bin Hanbel Müsnedinde (4112, 4023, 3592)

rakamlarıyla uzun ve muhtasar olarak rivâyet etti.

[79] . Buhâri, K. Nikâh, Bâbu-l-ekfâi bi-d-dini, n. 6/7; Müslim, K. Radâ,

Bâbu ıstıhbâbı nikâhı zâti-d-dini, n. 1466; Nesêi, K. Nikâh, Bâbu alâ mâ

tünkihu-l-mes ’eti; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu-t-tezvici zâtı-d-din, n. 1858

[80] . Buhâri, K. Nikâh, Bâbu-s-seyyibât, n. 6/7; Müslim, K. Nikâh, Bâbu

nikâh-ıl-ebkâr, n. 55; Tirmîzi, K. Nikâh, Bâbu tezvic-il-ebkâr, n. 1100;

Nesêi, K. Nikâh, Bâbu nikâhı-l-ebkâr, n. 61/6; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu

tevzici l-ebkâr, n. 1860

[81] . Nesei, K. Nikâh, Bâbu tezvic-iz-Zâniye, n. 66/6

[82] . Nesêî, K. Nikâh, Bâbu kerâhiyyeti tevzici-l-akîmun, n. 65/6

[83] . Nesêi, K. Nikâh, Bâbu tezvic-iz-Zâniye, n. 66/6; Tirmizi, K. Tefsir-i

sureti-n-Nur, n. 3176

[84] . Buhâri, K. Nikâh, Bâbu ittihâzı-s-Sevâri, n. 7/7; Müslim, K. Nikâh,

Bâbu fâzileti i’fakıhî emetehü sümme yetezevvecühâ, n. 154; Nesêî, K.

Nikah, Bâbu ıtkı-r-raculi cariyetehü sümme yetezevvecüha, n. 115/6

[85] . Müslim, K. Nikâh, Bâbu fazileti ı’fâkıhi emetehü,n. 1365; tirmizi, K.

Nikâh, Bâbu-r-Raculi ya’tiku-l-emete sümme yetezevvecühâ, n. 1115,

Buhâri, K. Nekâh, Bâbu ittahâzı-s-serârî, n. 7/7; Nesêi, K. Nikâh, Bâbu-t-

tezvîci alâ-l-ıtkı, n. 114/6

[86] . Müslim, K. Radâ, n. 1444

Buhari, Babu fi buyuti ezvaci-n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem,

. Tirmizi, K. Radâ B. 1, N. 1147

. Nesei, K. Nikâh, Bâbu mâ yahrimu mine-r-Radâ, N. 98/6

. İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu yahrimu mine-r-Radâ ma’yahrimu mine-n-

Nesb, N.1937

[87] . Buhâri, K. Nikâh, Bâbu ümmehâtükümü-l-lâti erda’neküm, n, 12/7;

Müslim, K. Radâ, Bâbu tahrimi-r-rabibeti ve uhti-l-mes’eti, n. 1449; Nesêi

K. Nikâh, Bâbu tahrimi-l-cem’i beyne-l-uhteyni, n. 96/6; İbn-i Mâce, K.

Nikâh, Bâbu yahrimu mine-r-ra damâ yahrimu min en-Nesebi, n. 1439

[88] . Buhari, K. Nikâh, Bâbu men lâ radâ ba’de havleyni, N .12; Müslim,

K. Radâ, Bâbu inne mâ-i-Radâatü mine-l-mecâzi, N. 1455; Nesêi, K, Nikâh.

Bâbu-l-kaderillezi yahrimu minel n. 102/8

[89] . Ahmed b. Hanbel: Müsnet, N. 4114

[90] . Buhâri, K. Nikâh, Bâbu-l-ekfâi fi-d-dini, n. 9/7; Müslim, K. Radâ,

Bâbu radâati-l-kebiri, n. 1453; Nesêî, K. Nikâh, Bâbu radâati-l-kebiri, n.

104/6; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu radâati-l-kebiri, n. 1943

[91] . Müslim, K. Radâ, Bâbu-t-tahrîmi bi hamsi radaâtin, n. 1452; Tirmizi,

K. Radâ, n. 1150; ibn-i Mâce, Bâbu lâ tâhrimü-l-masafı n. 1942; Neseî, K.

Nikâh, Bâbu-l-kaderi-l-lezi yahrimu mine-r-radâ, n. 101/6

[92] . Müslim, K. Radâ, Bâbu fi-l-massatı ve-l-masatâni, n. 1450; Tirmizi,

K. Radâ, Babü Lâ tuharrimü-l-massatis ve-lel-massatâni, n.1150; Nesêî, K.

Nikâh, Bâbu-l-kaderi-l-lezi yahrimu, n. 101; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu lâ

tahrimu-l-masatis velâ, n. 1941

[93] . Tirmizi, K. Radâ, Bâbu mâ yezhEbû hizmeti-r-radâ, n. 1153; Nesêî, K.

Nikâh, Bâbu hakkı-r-radâ ve hurmetuhu, n. 108/6

[94] . Buhârî, K. Nikâh, Bâbu ve en tecmaû beyne-l-uhteyni, Müslim, K.

Nikâh, Bâbu tahrimi-l-cem’i beyne-l-mes’eti n. 1408; Nesêi, K. Nikâh,

Bâbu tahrîmi-l-cem’i beyne-l-mes’eti, n. 98

[95] . Buhâri, K. Tefsir-i Sûreti-n-Nisâ, n. 53/6; Müslim, K. Tefsir-i Sûreti-n-

Nisa, n. 3018; Nesêî, K. Nikâh, Bâbu-l-kastı fi-l-asdakatı, n. 115/6

[96] . Buhâri, K. Nikâh, Bâbu zebbi-r-raculi an ibnetihi, n. 47/7; Müslim, K.

Fazâili-s-Sahabe, Bâbu fazâil-i Fatıma, n. 2449; İbn-i Mâce, K. Nikâh,

Bâbu-l-gayreti, n. 1999

[97] . Buhâri, K. Nikâh, Babu zebbi-r-raculü an ibnetihi, n. 47/7; Müslim, K.

Fezâili-s-Sahâbe, Bâbu fazâil-i Fâtıma, n. 2449; Tirmizi, K. Menâkıb, Bâbu

fazl-ı Fatıma, n. 3866; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu-l-gayreti, n. 1998

[98] . Müslim, K. Nikâh, Bâbu nikâhı-l-muta, n. 1406; Nesêî, K. Nikâh,

Bâbu tahrimi-l-muta, n. 126/6; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu-n-Nehyi an

nikâhı-l-muta, n. 1962; Ahmed b. Hanbel Müsned n. 1540

[99] . Ahmed b. Hanbel, Müsned, n. 1541

[100] . Buhâri, K. Nikâh, Bâbu-s-Şiğar, n. 15/7; Nesêî, K. Nikâh, Bâbu-s-

Şigar, n, 110/6; Tirmizi, K. Nîkâh, Bâbu-s-Şigar, n. 1124; İbn-i Mâce, K.

Nikâh, Bâbu-n-Nehyi ani-s-Şiğar, n. 1883

[101] . Nesêî, K. Talâk, Bâbu ihlâli-l-mutallakati selâsen, Tirmizi, K. Nikâh,

n. 1119; İbn-i Mâce, K. Nikâh, n. 1935; Ahmed b. Hanbel, Müsned, n. 4283

[102] . Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu nikâhı-l-abdi, n. 1111

[103] . Buhâri, K. Nikâh, Bâbu lâ yahtıbu alâ hutbeti ahihi, n. 24/7; Tirmizi,

K. Nikâh, bâbu lâ yahtıbu-r-raculi hutbeti ahihi, n. 1134; Müslim, K. Nikâh,

n. 1408; Nesêi, K. Nikâh, Bâbu-n-nehyi en yahtibe-r-racule alâ, n. 71; İbn-i

Mâce, K. Nikâh, Bâbu la yahtıbu alâ hıtbetı ahihi, n. 1867

[104] . Müslim, K. Buyu’a Bâbu tahrimi bey’i-r-racüli alâ, n. 1412; İbn-i

Mâce, K. Nikâh Bâbu la yahtıbu-r-racûlu alâ hıtbeti ahili, n. 1868

[105] . Müslim, K. Nikâh, Bâbu nedbi-n-nazarı ilâ vechi-l-mer’eti.

[106] . Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu lâ nikâha illâ bi veliyyin, n. 1102; İbn-i

Mâce, K. Nikâh, Bâbu lâ nikâha illâ bi veliyin, n. 1879

[107] . Buhâri, K. Nikâh, n. 21/6; Tirmizi, K. Tefsir-i suret-i Bakara, n. 2985

[108] . Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu-l-veliyâni yüzevvicâni, n. 1110; Nesêi, K.

Buyû, Bâbu-r-Raculi yebiu-l-bey’ate n. 314/7

[109] . Buhâri, K. Tefsîr-i Suret-i Nisâ, Bâbu lâ yahillu leküm en terisü, n.

55/6

[110] . Buhâri, K. Nikâh, Bâbu lâ yunkihü-l-ebû ve ğayrihu, n. 23/6;

Müslim, K. Nikâh, Bâbu isti’zânı-s-Seyyibi, n. 1419; Tirmizi, K. Nikâh,

Bâbu isti’mâru-l-bikri ve-s-Seyyibi, n. 1107; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu

isti’mâru-l-bikri ve-s-Seyyibi, n. 1871

[111] . Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu ikrâhi-l-yetimeti alâ et-tezvici, n. 1109;

Nesêî, K. Nikâh, Bâbu ıstı’mârı-s-Seyyibı fi nefsihâ, n. 85/6

[112] . Buhâri, K. Nikâh, Bâbu lâ yunkihu-l Ebû ve gayruhu; Müslim, K.

Nikâh, Bâbu ıstı’zânı-s-Seyyibi, n. 1419; Nesêî, K. Nikâh, Bâbu ıstı’mârı-s-

Seyyibi, n. 85/6

[113] . İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu men zevvece ibnetehü ve hiye, n. 1875

Ahmed b. Hanbel, Müsned, n. 2469

[114] . Müslim, K. Nikâh, Bâbu İstı’zânı-s-Seyyibi, n. 4121; Tirmizi, K.

Nikâh, Bâbu Istı’mârı-s-Seyyibi, n. 1108; Nesêî, K. Nikâh, Bâbu İstızâni-l-

bıkrı fi nefsihâ, n. 84/6; İbn-i Mâce, K. Nikâh, İstı’mârı-l-bıkri ve-s-

Seyyibi, n. 1870

[115] . Nesêî, K. Nikâh, Bâbu Istı’zâni-l-bikri, n. 85/6

[116] . Buhâri, K. Nikâh, Bâbu lâ yunkihu-l-Ebû ve gayruhû, n. 22/7; Nesêî,

K. Nikâh, Bâbu-s-Seyyibi bi zevcihâ ebûhâ, n. 86/6; İbn-i Mâce, K. Nikâh,

Bâbu men zevvece ibnetehu ve hiye, n. 1873

[117] . Müslim, K. Nikâh, Bâbu-s-Sıdâk, n. 1426; Nesêî, K. Nikâh, Bâbu-l-

kıstı fi-esdıkati, n. 117/6; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu sıdâkı-n-Nisâi, n.

1886

[118] . Ahmed b. Hanbel Müsned, n. 285; Nesêî, K. Nikâh, Bâbul-kastı fi’l-

estekati n. 117/3

[119] . Buhâri, K. Nikâh, Bâbu-l-velimeti velev bi şâtin, n. 30/7; Müslim, K.

Nikâh, Bâbu-Sıdâk, n. 1427; Nesêi, K. Nikâh, Bâbu-t-tezvici alâ nevâtin n,

119/6; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu l-velime, n. 1907; Tirmizi, K. Nikâh, b.

Velime, n. 1094

[120] . Ahmed b. Hanbel, Müsned, n. 1488

[121] . Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu-r-Raculi yetezevvecü-l-mer’ete, n. 1145;

Nesêî, K. Nikâh, Bâbu ibâhati-t-tezvici bi gayri sıdâkın, n. 121/6; İbn-i

Mâce, K. Nikâh, Bâbu-r- Racüli yetezevvecü velâ yufratu, n. 1891

[122] . Ahmed b. Hanbel, Müsned, n. 4099

[123] . Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu fi Hutbeti’n- Nikâh, n. 1105; Nesêî, K.

Nikâh, Bâbu mâ yestehıbbu mine-l-kelâmı ınde, n. 89/6; İbn-i Mâce, K.

Nikâh, Bâbu Hutbeti’n-Nikâh n. 1892

[124] . Buhâri, K. Tarîhi-l-kebir, n. 343/1; Beyhaki, n. 147/7

[125] . Buhârî, K. Nikâh, Bâbu men benâ bi-imraetin ve hiye, n. 28; Müslim,

K. Nikâh, N. 1422; Nesêî. K. Nikâh, Bâbu nikâhı-r-racüli ibnetihi-s-sağira

n. 82/6; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu nikâhı-s-siğarı yüzevvicuhünne, n.

1876

[126] . Müslim, K. Nikâh, Bâb ma testehıkkuhu-l-bikra, n. 1460; İbn-i

Mâce, K. Nikâh, Bâbu-l-ikâmeti alâ-l-bikri, n. 1917

[127] . Buhâri, K. Nikâh Bâbu izâ tezevvece-l-bikru ale-s-Seyyibi, n. 43/7;

Müslim, K. Radâ, n. 1461; Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu-l-kısmeti li-l-bikri ve-s-

Seyyibi, n. 1139

[128] . Nesêi, K. Nikâh, n. 129

[129] . İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu-r-Racüli yedhulu bi ehlihi, n. 1992

[130] . Nesêî, Bâbu-t-tezvici alâ-n-nevâti, n. 120/6; İbn-i Mâce, K. Nikâh,

Bâbu-ş-şartı fi-n-Nikâh, n. 1955

[131] . İbn-i Mâce, K. Nikâh, n. 1905; Tirmizi, K. Nikâh, n. 1091

[132] . Tirmizi, K. Nikâh, b. Mâcâe fit-tesviyeti beyne-d-dârâir, n. 1141;

Nesêî, n. 63; İbn-i Mâce, K. Nikâh, b. Kısmeti beyne-n-nisâi, n. 1969

[133] . Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu-t-tesviyeti beyne-d-darâir, n. 1140; Nesêî,

K. Uşratu-n-Nisâi, Bâbu meyli-r-Racüli n. 64/7; İbn-i Mâce, K. Nikâh,

Bâbu-l kısmeti beyne’n-Nisai, n. 1971

[134] . Buhâri, K. Nikâh, Bâbû-l-mer’eti tehibu yevm, n. 43; Müslim, K.

Nikâh, Bâbu cevâzi hibetihâ nevbetihâ,

[135] . Buhâri, K. Tefsir-i sureti-l-ahzâb, n. 146/6; Müslim, K. Talâk, n.

1476; Nesêî, K. Talâk, Bâbu-t-tevkiti fi-l-hıyar, n. 159/6

[136] . Buhâri, K. Nikâh, Bâbu-l-kur’ati beyne-n-Nisâi, 43/7; İbn-i Mace, K.

Nikâh, Bâbu kısmeti beyne-n-Nisai, n. 1970

[137] . Buhâri, K. Nikâh, Bâbu-ş-Surûti fi-n-Nikâh, n, 26/7; Müslim, K.

Nikâh, Babu-l-Vefâi bi şuruti Nikâh, n. 1418; Nesêî, K. Nikâh, Bâbu-ş-

Şurûti fi-n-Nikâh, n. 92; Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu-ş-şartı inde akdi-n-Nikâh,

n. 1127; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu-ş-Şartı fi-n-Nikâh, n. 1954

[138] . Tirmizi, K. Radâ, Bâbu hakkı-z-zevci, alâ-l-mer’eti, n. 1159

[139] . Buhâri, K. Nikâh, Bâbu izâ bâtet-mer’eti hâciraten, n. 39/7; Müslim,

K. Nikâh, Bâbu tahrimi imtinâha min firâşi, n, 1436

[140] . İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu hakkı-l-mer’eti alâ-z-Zevci, n. 1850

[141] . Ahmed b. Hanbel: Müsned, n. 553/5

[142] . Tirmizi, K. Radâ, B. 12, n. 1163

[143] . Buhâri, K. Târihi-l-Kebir, n. 440/1; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu

Darbı-n-Nisâ, n. 1985

[144] . İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu darbı-n-Nisâ, n. 1986

[145] . Müslim, K. İsti’zân, Bâbu nazarı-l-füc’eti. N. 2159; Tirmizi, K.

Edeb, N. 2777; Ahmed b. Hanbel, n. 358

[146] . Tirmizi K. Edeb

[147] . Buhari, K. Nikah, Bâbu lâ tubâşiru’etü-l-mer’ete, N. 49/7; Tirmizi,

K, Edeb, Bâbu kerâhiyeti mübâşirati-r-racule, N. 2793; Ahmed b. Hanbel:

Müsned, N. 3069-3668; Tirmizi, K. Nikâh, bâbu-r-Raculi yera’-l-mer’ete,

N. 1158; Müslim, K. Nikâh, bâbu nedebe men raê imraeten, N. 1403

[148] . Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu-r-Raculi yera’-l-mer’ete, n. 1158; Müslim,

K .Nikâh, Bâbu nedebe men reê imraeten, n. 1403

[149] . Buhâri, K. isti’zân, Bâbu zenâ-l-cevârihi düne-l-ferci, n. 67/8;

Müslim, K. Kader, Bâbu kuddire alâ ibn-i Ademe hazzuhü-minez-zinâ, N.

2657

[150] . Müslim, K. Kader, Bâbu kuddira alâ ibn-i Ademe hazzühü, n. 21

[151] . Müslim, K. Radâ, Babu cevâzı vat’ı-l-müsebbiyeti, n. 1456; Tirmizi,

K. Tefsiru-Sûreti-n-Nisâi, n. 3020; Nesêî, K. Nikâh, Bâbu ve-l-muhsanat

mine-n-Nisâ, n. 110/6

[152] . Müslim, K. Nikâh, Bâbu tahrim-i vatı-l-hamili, n. 1441

[153] . Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu-r-raculi yeşteri-l-câriye n. 1131

[154] . İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu mâ yakulü-r-raculu izâ dehalet aleyhi

ehlühü, n. 1918

[155] . Buhâri, K. Red-i-l-halk Vudü-Deavât-Tevhid-Nikâh, Bâbu mâ

yakulu-r-raculu ızâ, n. 29/7; Müslim, K. Nikâh, Bâbu mâ yestehibbu en

yeküle inde cimâi, n. 1434; Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu mâ yekulu izâ dehale

alâ ehlihi, n. 1092; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu mâ yekulu-r-raculu izâ

dehalet, n. 1919; Nesêî, Dâremi, K. Nikâh, n. 29; Ahmed b. Hanbel

Müsned, n. 29-217-220-243-286

[156] . İbn-i Mâce K. Nikâh, Bâbu n-nehyi an ityanı-n-nisâi, n, 1923

[157] . Buhâri, K. Tefsir (Sûreti-l Bakara) Bâbu nisâukum harsun leküm, n.

35/6; Müslim, K. Nikâh, Bâbu cevâzi cimâ-l-mer’eti fi kubulihâ, n. 1435;

Tirmizi, K. Tefsir, n. 2982; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu-n-neyhi an ityâni-n-

Nisai, n. 1925s

[158] . Nesêî, K. Tahâret, Bâbu te’vili-i kavli-lâhi azze ve celle yes’elûneke,

n. 289; Müslim, K. Hayz, n. 302; Tirmizi, K. Tefsir, n. 2981; İbn-i Mâce, K.

Taharet, Bâbu müâkeleti-l-hâizı, n. 644; Dâremi, K. Vüdû, n. 107; Ahmed

b. Hanbel, Müsned, 132 – 246

[159] . Nesêî, K. Tahâret, Bâbu mudâcaati-l-hâiz, n. 285

[160] . Buhâri, K. Hayz, Bâbu mubâşerati-l-haiz, n. 82; Müslim, n, 293;

Tirmizi, K. Tahâret, b. 99, n. 132; Neseî, K. Tahâret, b. 121, n. 286; İbn-i

Mâce, K. Tahâret, b. 121, n. 636

[161] . Tirmizi, K. Tahâret, Bâbu-l-keffâreti fi ityâni-l-haiz, n. 136 – 137;

Nesêî, n. 290 – 370; İbn-i Mâce, K. Tahâret, b. Kefâreti men etê haizan, n.

640, Ahmed b. Hanbel, Müsned, n. 2022

[162] . Müslim, K. Nikâh, Bâbu hukmi-l-azli, n. 1438; Nesêî, K. Nikâh,

Bâbu hukmi-l-azli, n. 107/6; Tirmizi, Bâbu kerâhiyyeti-l-azli, n. 1138

[163] . Buhâri, K. Nikâh, n. 42/7; Müslim, K. Nikâh, Bâbu hukmi-l azli n.

1438; Nesêî, K. Nikâh, Bâbu-l azli n. 107 6

[164] . Tirmizi, K. Edeb, Bâbu tiybı-r-rıcâl, n. 2788

[78]. İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu fazlı-n-Nikâhı, n. 1485; Tirmizi, K.

Nîkâh, Bâbu fazlı-t-tezvici, n. 1081; Buhârî, K. Savm, Nikâh, Bâbu men

lem yestetı il-bâete, n. 3, n. 96/7; Müslim, K. Nikâh, Bâbu istıhbabı-n-

Nikâhı liman tâfet ileyhi, n. 1400; Nesêî, K. Nikâh, Bâbu-l-hissi alâ-n-

nikâhı, n. 56/6; Ahmed bin Hanbel Müsnedinde (4112, 4023, 3592)

rakamlarıyla uzun ve muhtasar olarak rivâyet etti.

[79]. Buhâri, K. Nikâh, Bâbu-l-ekfâi bi-d-dini, n. 6/7; Müslim, K. Radâ,

Bâbu ıstıhbâbı nikâhı zâti-d-dini, n. 1466; Nesêi, K. Nikâh, Bâbu alâ mâ

tünkihu-l-mes ’eti; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu-t-tezvici zâtı-d-din, n. 1858

[80]. Buhâri, K. Nikâh, Bâbu-s-seyyibât, n. 6/7; Müslim, K. Nikâh, Bâbu

nikâh-ıl-ebkâr, n. 55; Tirmîzi, K. Nikâh, Bâbu tezvic-il-ebkâr, n. 1100;

Nesêi, K. Nikâh, Bâbu nikâhı-l-ebkâr, n. 61/6; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu

tevzici l-ebkâr, n. 1860

[81]. Nesei, K. Nikâh, Bâbu tezvic-iz-Zâniye, n. 66/6

[82]. Nesêî, K. Nikâh, Bâbu kerâhiyyeti tevzici-l-akîmun, n. 65/6

[83]. Nesêi, K. Nikâh, Bâbu tezvic-iz-Zâniye, n. 66/6; Tirmizi, K. Tefsir-i

sureti-n-Nur, n. 3176

[84]. Buhâri, K. Nikâh, Bâbu ittihâzı-s-Sevâri, n. 7/7; Müslim, K. Nikâh,

Bâbu fâzileti i’fakıhî emetehü sümme yetezevvecühâ, n. 154; Nesêî, K.

Nikah, Bâbu ıtkı-r-raculi cariyetehü sümme yetezevvecüha, n. 115/6

[85]. Müslim, K. Nikâh, Bâbu fazileti ı’fâkıhi emetehü,n. 1365; tirmizi, K.

Nikâh, Bâbu-r-Raculi ya’tiku-l-emete sümme yetezevvecühâ, n. 1115,

Buhâri, K. Nekâh, Bâbu ittahâzı-s-serârî, n. 7/7; Nesêi, K. Nikâh, Bâbu-t-

tezvîci alâ-l-ıtkı, n. 114/6

[86]. Müslim, K. Radâ, n. 1444

Buhari, Babu fi buyuti ezvaci-n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem,

. Tirmizi, K. Radâ B. 1, N. 1147

. Nesei, K. Nikâh, Bâbu mâ yahrimu mine-r-Radâ, N. 98/6

. İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu yahrimu mine-r-Radâ ma’yahrimu mine-n-

Nesb, N.1937

[87]. Buhâri, K. Nikâh, Bâbu ümmehâtükümü-l-lâti erda’neküm, n, 12/7;

Müslim, K. Radâ, Bâbu tahrimi-r-rabibeti ve uhti-l-mes’eti, n. 1449; Nesêi

K. Nikâh, Bâbu tahrimi-l-cem’i beyne-l-uhteyni, n. 96/6; İbn-i Mâce, K.

Nikâh, Bâbu yahrimu mine-r-ra damâ yahrimu min en-Nesebi, n. 1439

[88]. Buhari, K. Nikâh, Bâbu men lâ radâ ba’de havleyni, N .12; Müslim,

K. Radâ, Bâbu inne mâ-i-Radâatü mine-l-mecâzi, N. 1455; Nesêi, K, Nikâh.

Bâbu-l-kaderillezi yahrimu minel n. 102/8

[89]. Ahmed b. Hanbel: Müsnet, N. 4114

[90]. Buhâri, K. Nikâh, Bâbu-l-ekfâi fi-d-dini, n. 9/7; Müslim, K. Radâ,

Bâbu radâati-l-kebiri, n. 1453; Nesêî, K. Nikâh, Bâbu radâati-l-kebiri, n.

104/6; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu radâati-l-kebiri, n. 1943

[91]. Müslim, K. Radâ, Bâbu-t-tahrîmi bi hamsi radaâtin, n. 1452; Tirmizi,

K. Radâ, n. 1150; ibn-i Mâce, Bâbu lâ tâhrimü-l-masafı n. 1942; Neseî, K.

Nikâh, Bâbu-l-kaderi-l-lezi yahrimu mine-r-radâ, n. 101/6

[92]. Müslim, K. Radâ, Bâbu fi-l-massatı ve-l-masatâni, n. 1450; Tirmizi,

K. Radâ, Babü Lâ tuharrimü-l-massatis ve-lel-massatâni, n.1150; Nesêî, K.

Nikâh, Bâbu-l-kaderi-l-lezi yahrimu, n. 101; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu lâ

tahrimu-l-masatis velâ, n. 1941

[93]. Tirmizi, K. Radâ, Bâbu mâ yezhEbû hizmeti-r-radâ, n. 1153; Nesêî, K.

Nikâh, Bâbu hakkı-r-radâ ve hurmetuhu, n. 108/6

[94]. Buhârî, K. Nikâh, Bâbu ve en tecmaû beyne-l-uhteyni, Müslim, K.

Nikâh, Bâbu tahrimi-l-cem’i beyne-l-mes’eti n. 1408; Nesêi, K. Nikâh,

Bâbu tahrîmi-l-cem’i beyne-l-mes’eti, n. 98

[95]. Buhâri, K. Tefsir-i Sûreti-n-Nisâ, n. 53/6; Müslim, K. Tefsir-i Sûreti-n-

Nisa, n. 3018; Nesêî, K. Nikâh, Bâbu-l-kastı fi-l-asdakatı, n. 115/6

[96]. Buhâri, K. Nikâh, Bâbu zebbi-r-raculi an ibnetihi, n. 47/7; Müslim, K.

Fazâili-s-Sahabe, Bâbu fazâil-i Fatıma, n. 2449; İbn-i Mâce, K. Nikâh,

Bâbu-l-gayreti, n. 1999

[97]. Buhâri, K. Nikâh, Babu zebbi-r-raculü an ibnetihi, n. 47/7; Müslim, K.

Fezâili-s-Sahâbe, Bâbu fazâil-i Fâtıma, n. 2449; Tirmizi, K. Menâkıb, Bâbu

fazl-ı Fatıma, n. 3866; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu-l-gayreti, n. 1998

[98]. Müslim, K. Nikâh, Bâbu nikâhı-l-muta, n. 1406; Nesêî, K. Nikâh,

Bâbu tahrimi-l-muta, n. 126/6; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu-n-Nehyi an

nikâhı-l-muta, n. 1962; Ahmed b. Hanbel Müsned n. 1540

[99]. Ahmed b. Hanbel, Müsned, n. 1541

[100]. Buhâri, K. Nikâh, Bâbu-s-Şiğar, n. 15/7; Nesêî, K. Nikâh, Bâbu-s-

Şigar, n, 110/6; Tirmizi, K. Nîkâh, Bâbu-s-Şigar, n. 1124; İbn-i Mâce, K.

Nikâh, Bâbu-n-Nehyi ani-s-Şiğar, n. 1883

[101]. Nesêî, K. Talâk, Bâbu ihlâli-l-mutallakati selâsen, Tirmizi, K. Nikâh,

n. 1119; İbn-i Mâce, K. Nikâh, n. 1935; Ahmed b. Hanbel, Müsned, n. 4283

[102]. Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu nikâhı-l-abdi, n. 1111

[103]. Buhâri, K. Nikâh, Bâbu lâ yahtıbu alâ hutbeti ahihi, n. 24/7; Tirmizi,

K. Nikâh, bâbu lâ yahtıbu-r-raculi hutbeti ahihi, n. 1134; Müslim, K. Nikâh,

n. 1408; Nesêi, K. Nikâh, Bâbu-n-nehyi en yahtibe-r-racule alâ, n. 71; İbn-i

Mâce, K. Nikâh, Bâbu la yahtıbu alâ hıtbetı ahihi, n. 1867

[104]. Müslim, K. Buyu’a Bâbu tahrimi bey’i-r-racüli alâ, n. 1412; İbn-i

Mâce, K. Nikâh Bâbu la yahtıbu-r-racûlu alâ hıtbeti ahili, n. 1868

[105]. Müslim, K. Nikâh, Bâbu nedbi-n-nazarı ilâ vechi-l-mer’eti.

[106]. Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu lâ nikâha illâ bi veliyyin, n. 1102; İbn-i

Mâce, K. Nikâh, Bâbu lâ nikâha illâ bi veliyin, n. 1879

[107]. Buhâri, K. Nikâh, n. 21/6; Tirmizi, K. Tefsir-i suret-i Bakara, n. 2985

[108]. Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu-l-veliyâni yüzevvicâni, n. 1110; Nesêi, K.

Buyû, Bâbu-r-Raculi yebiu-l-bey’ate n. 314/7

[109]. Buhâri, K. Tefsîr-i Suret-i Nisâ, Bâbu lâ yahillu leküm en terisü, n.

55/6

[110]. Buhâri, K. Nikâh, Bâbu lâ yunkihü-l-ebû ve ğayrihu, n. 23/6;

Müslim, K. Nikâh, Bâbu isti’zânı-s-Seyyibi, n. 1419; Tirmizi, K. Nikâh,

Bâbu isti’mâru-l-bikri ve-s-Seyyibi, n. 1107; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu

isti’mâru-l-bikri ve-s-Seyyibi, n. 1871

[111]. Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu ikrâhi-l-yetimeti alâ et-tezvici, n. 1109;

Nesêî, K. Nikâh, Bâbu ıstı’mârı-s-Seyyibı fi nefsihâ, n. 85/6

[112]. Buhâri, K. Nikâh, Bâbu lâ yunkihu-l Ebû ve gayruhu; Müslim, K.

Nikâh, Bâbu ıstı’zânı-s-Seyyibi, n. 1419; Nesêî, K. Nikâh, Bâbu ıstı’mârı-s-

Seyyibi, n. 85/6

[113]. İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu men zevvece ibnetehü ve hiye, n. 1875

Ahmed b. Hanbel, Müsned, n. 2469

[114]. Müslim, K. Nikâh, Bâbu İstı’zânı-s-Seyyibi, n. 4121; Tirmizi, K.

Nikâh, Bâbu Istı’mârı-s-Seyyibi, n. 1108; Nesêî, K. Nikâh, Bâbu İstızâni-l-

bıkrı fi nefsihâ, n. 84/6; İbn-i Mâce, K. Nikâh, İstı’mârı-l-bıkri ve-s-

Seyyibi, n. 1870

[115]. Nesêî, K. Nikâh, Bâbu Istı’zâni-l-bikri, n. 85/6

[116]. Buhâri, K. Nikâh, Bâbu lâ yunkihu-l-Ebû ve gayruhû, n. 22/7; Nesêî,

K. Nikâh, Bâbu-s-Seyyibi bi zevcihâ ebûhâ, n. 86/6; İbn-i Mâce, K. Nikâh,

Bâbu men zevvece ibnetehu ve hiye, n. 1873

[117]. Müslim, K. Nikâh, Bâbu-s-Sıdâk, n. 1426; Nesêî, K. Nikâh, Bâbu-l-

kıstı fi-esdıkati, n. 117/6; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu sıdâkı-n-Nisâi, n.

1886

[118]. Ahmed b. Hanbel Müsned, n. 285; Nesêî, K. Nikâh, Bâbul-kastı fi’l-

estekati n. 117/3

[119]. Buhâri, K. Nikâh, Bâbu-l-velimeti velev bi şâtin, n. 30/7; Müslim, K.

Nikâh, Bâbu-Sıdâk, n. 1427; Nesêi, K. Nikâh, Bâbu-t-tezvici alâ nevâtin n,

119/6; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu l-velime, n. 1907; Tirmizi, K. Nikâh, b.

Velime, n. 1094

[120]. Ahmed b. Hanbel, Müsned, n. 1488

[121]. Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu-r-Raculi yetezevvecü-l-mer’ete, n. 1145;

Nesêî, K. Nikâh, Bâbu ibâhati-t-tezvici bi gayri sıdâkın, n. 121/6; İbn-i

Mâce, K. Nikâh, Bâbu-r- Racüli yetezevvecü velâ yufratu, n. 1891

[122]. Ahmed b. Hanbel, Müsned, n. 4099

[123]. Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu fi Hutbeti’n- Nikâh, n. 1105; Nesêî, K.

Nikâh, Bâbu mâ yestehıbbu mine-l-kelâmı ınde, n. 89/6; İbn-i Mâce, K.

Nikâh, Bâbu Hutbeti’n-Nikâh n. 1892

[124]. Buhâri, K. Tarîhi-l-kebir, n. 343/1; Beyhaki, n. 147/7

[125]. Buhârî, K. Nikâh, Bâbu men benâ bi-imraetin ve hiye, n. 28; Müslim,

K. Nikâh, N. 1422; Nesêî. K. Nikâh, Bâbu nikâhı-r-racüli ibnetihi-s-sağira

n. 82/6; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu nikâhı-s-siğarı yüzevvicuhünne, n.

1876

[126]. Müslim, K. Nikâh, Bâb ma testehıkkuhu-l-bikra, n. 1460; İbn-i

Mâce, K. Nikâh, Bâbu-l-ikâmeti alâ-l-bikri, n. 1917

[127]. Buhâri, K. Nikâh Bâbu izâ tezevvece-l-bikru ale-s-Seyyibi, n. 43/7;

Müslim, K. Radâ, n. 1461; Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu-l-kısmeti li-l-bikri ve-s-

Seyyibi, n. 1139

[128]. Nesêi, K. Nikâh, n. 129

[129]. İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu-r-Racüli yedhulu bi ehlihi, n. 1992

[130]. Nesêî, Bâbu-t-tezvici alâ-n-nevâti, n. 120/6; İbn-i Mâce, K. Nikâh,

Bâbu-ş-şartı fi-n-Nikâh, n. 1955

[131]. İbn-i Mâce, K. Nikâh, n. 1905; Tirmizi, K. Nikâh, n. 1091

[132]. Tirmizi, K. Nikâh, b. Mâcâe fit-tesviyeti beyne-d-dârâir, n. 1141;

Nesêî, n. 63; İbn-i Mâce, K. Nikâh, b. Kısmeti beyne-n-nisâi, n. 1969

[133]. Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu-t-tesviyeti beyne-d-darâir, n. 1140; Nesêî,

K. Uşratu-n-Nisâi, Bâbu meyli-r-Racüli n. 64/7; İbn-i Mâce, K. Nikâh,

Bâbu-l kısmeti beyne’n-Nisai, n. 1971

[134]. Buhâri, K. Nikâh, Bâbû-l-mer’eti tehibu yevm, n. 43; Müslim, K.

Nikâh, Bâbu cevâzi hibetihâ nevbetihâ,

[135]. Buhâri, K. Tefsir-i sureti-l-ahzâb, n. 146/6; Müslim, K. Talâk, n.

1476; Nesêî, K. Talâk, Bâbu-t-tevkiti fi-l-hıyar, n. 159/6

[136]. Buhâri, K. Nikâh, Bâbu-l-kur’ati beyne-n-Nisâi, 43/7; İbn-i Mace, K.

Nikâh, Bâbu kısmeti beyne-n-Nisai, n. 1970

[137]. Buhâri, K. Nikâh, Bâbu-ş-Surûti fi-n-Nikâh, n, 26/7; Müslim, K.

Nikâh, Babu-l-Vefâi bi şuruti Nikâh, n. 1418; Nesêî, K. Nikâh, Bâbu-ş-

Şurûti fi-n-Nikâh, n. 92; Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu-ş-şartı inde akdi-n-Nikâh,

n. 1127; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu-ş-Şartı fi-n-Nikâh, n. 1954

[138]. Tirmizi, K. Radâ, Bâbu hakkı-z-zevci, alâ-l-mer’eti, n. 1159

[139]. Buhâri, K. Nikâh, Bâbu izâ bâtet-mer’eti hâciraten, n. 39/7; Müslim,

K. Nikâh, Bâbu tahrimi imtinâha min firâşi, n, 1436

[140]. İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu hakkı-l-mer’eti alâ-z-Zevci, n. 1850

[141]. Ahmed b. Hanbel: Müsned, n. 553/5

[142]. Tirmizi, K. Radâ, B. 12, n. 1163

[143]. Buhâri, K. Târihi-l-Kebir, n. 440/1; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu

Darbı-n-Nisâ, n. 1985

[144]. İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu darbı-n-Nisâ, n. 1986

[145]. Müslim, K. İsti’zân, Bâbu nazarı-l-füc’eti. N. 2159; Tirmizi, K.

Edeb, N. 2777; Ahmed b. Hanbel, n. 358

[146]. Tirmizi K. Edeb

[147]. Buhari, K. Nikah, Bâbu lâ tubâşiru’etü-l-mer’ete, N. 49/7; Tirmizi,

K, Edeb, Bâbu kerâhiyeti mübâşirati-r-racule, N. 2793; Ahmed b. Hanbel:

Müsned, N. 3069-3668; Tirmizi, K. Nikâh, bâbu-r-Raculi yera’-l-mer’ete,

N. 1158; Müslim, K. Nikâh, bâbu nedebe men raê imraeten, N. 1403

[148]. Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu-r-Raculi yera’-l-mer’ete, n. 1158; Müslim,

K .Nikâh, Bâbu nedebe men reê imraeten, n. 1403

[149]. Buhâri, K. isti’zân, Bâbu zenâ-l-cevârihi düne-l-ferci, n. 67/8;

Müslim, K. Kader, Bâbu kuddire alâ ibn-i Ademe hazzuhü-minez-zinâ, N.

2657

[150]. Müslim, K. Kader, Bâbu kuddira alâ ibn-i Ademe hazzühü, n. 21

[151]. Müslim, K. Radâ, Babu cevâzı vat’ı-l-müsebbiyeti, n. 1456; Tirmizi,

K. Tefsiru-Sûreti-n-Nisâi, n. 3020; Nesêî, K. Nikâh, Bâbu ve-l-muhsanat

mine-n-Nisâ, n. 110/6

[152]. Müslim, K. Nikâh, Bâbu tahrim-i vatı-l-hamili, n. 1441

[153]. Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu-r-raculi yeşteri-l-câriye n. 1131

[154]. İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu mâ yakulü-r-raculu izâ dehalet aleyhi

ehlühü, n. 1918

[155]. Buhâri, K. Red-i-l-halk Vudü-Deavât-Tevhid-Nikâh, Bâbu mâ

yakulu-r-raculu ızâ, n. 29/7; Müslim, K. Nikâh, Bâbu mâ yestehibbu en

yeküle inde cimâi, n. 1434; Tirmizi, K. Nikâh, Bâbu mâ yekulu izâ dehale

alâ ehlihi, n. 1092; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu mâ yekulu-r-raculu izâ

dehalet, n. 1919; Nesêî, Dâremi, K. Nikâh, n. 29; Ahmed b. Hanbel

Müsned, n. 29-217-220-243-286

[156]. İbn-i Mâce K. Nikâh, Bâbu n-nehyi an ityanı-n-nisâi, n, 1923

[157]. Buhâri, K. Tefsir (Sûreti-l Bakara) Bâbu nisâukum harsun leküm, n.

35/6; Müslim, K. Nikâh, Bâbu cevâzi cimâ-l-mer’eti fi kubulihâ, n. 1435;

Tirmizi, K. Tefsir, n. 2982; İbn-i Mâce, K. Nikâh, Bâbu-n-neyhi an ityâni-n-

Nisai, n. 1925s

[158]. Nesêî, K. Tahâret, Bâbu te’vili-i kavli-lâhi azze ve celle yes’elûneke,

n. 289; Müslim, K. Hayz, n. 302; Tirmizi, K. Tefsir, n. 2981; İbn-i Mâce, K.

Taharet, Bâbu müâkeleti-l-hâizı, n. 644; Dâremi, K. Vüdû, n. 107; Ahmed

b. Hanbel, Müsned, 132 – 246

[159]. Nesêî, K. Tahâret, Bâbu mudâcaati-l-hâiz, n. 285

[160]. Buhâri, K. Hayz, Bâbu mubâşerati-l-haiz, n. 82; Müslim, n, 293;

Tirmizi, K. Tahâret, b. 99, n. 132; Neseî, K. Tahâret, b. 121, n. 286; İbn-i

Mâce, K. Tahâret, b. 121, n. 636

[161]. Tirmizi, K. Tahâret, Bâbu-l-keffâreti fi ityâni-l-haiz, n. 136 – 137;

Nesêî, n. 290 – 370; İbn-i Mâce, K. Tahâret, b. Kefâreti men etê haizan, n.

640, Ahmed b. Hanbel, Müsned, n. 2022

[162]. Müslim, K. Nikâh, Bâbu hukmi-l-azli, n. 1438; Nesêî, K. Nikâh,

Bâbu hukmi-l-azli, n. 107/6; Tirmizi, Bâbu kerâhiyyeti-l-azli, n. 1138

[163]. Buhâri, K. Nikâh, n. 42/7; Müslim, K. Nikâh, Bâbu hukmi-l azli n.

1438; Nesêî, K. Nikâh, Bâbu-l azli n. 107 6

[164]. Tirmizi, K. Edeb, Bâbu tiybı-r-rıcâl, n. 2788

Abdullah radıyallahu anh, Elbette sen böyle diyorsun, yemin olsun ki ben

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den; “Sizden kimin nikâha gücü

yeterse evlensin. Zira evlenmek gözü (haramdan) ziyadesiyle korur. Avret

yerini de muhafaza eder. Sizden kimin nikâha gücü yetmezse oruç tutsun,

zira oruç onun erkeklik damarlarını burmak gibidir,” buyurduğunu işittim.

[78]

Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem, “Kadınlar, dört hasleti için nikâh

olunurlar: malı, hasebi, güzelliği ve dindarlığı için. Dindar olanı tercih et,

ellerin berektle dolsun,” buyurmuştur. [79]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana: “Evlendin mi?” diye sordu.

Ben de, “Evet evlendim,” dedim. “Kız mı aldın, dul mu?” buyurdu. “Dulla

evlendim,” dedim. “Kız alsan olmaz mıydı? Sen onunla şakalaşırdın. O da

seninle” buyurdu. [80]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Öyle ise onunla geçin,” buyurdu. [81]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Hayır evlenme,” buyurdu.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e ikinci defa geldi. Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem, onu onunla evlenmekten nehy etti. Üçüncü defa

yine geldi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Sizler kocalarına sevgi

besleyen ve çocuk yapan kadınlarla evlenin. Çünkü ben geçmiş ümmetlere

sizin çokluğunuzla övüneceğim,” buyurdu. [82]

Mersed bin Ebû Mersed el-Ganevî, esirleri Mekke’ye götürürdü. Mekke’de

Anak adlı bir fahişe vardı. Onun dostuydu. Mersed diyor ki: Ben Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem’e geldim ve, Ey Allah’ın Rasûlü, “Anakla

evleneyim mi?” diye sordum. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sükût

etti, bana cevap vermedi. Hemen şu ayet indi. “Mealen: “Fahişe kadını

ancak zani erkek veya müşrik nikâhlar.” Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem beni çağırdı onu bana okudu. Ve “Anak’ı nikâhlama,” buyurdu. [83]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Kim, cariyesini azat eder ve onu

nikâhlarsa, onun için iki ecir vardır,” buyurdu. [84]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Safiyye’yi azat etti. Onu hürriyetine

kavuşturmayı mehri yerine saydı. [85]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Neseb yönünden haram olan

emzirmeden dolayı da haram olur.” buyurdu. [86]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem,”Ümmü Seleme’nin kızı Dürre ile

ha?”dedi. Ümmü Habibe: evet onunla. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem,”Allah’a yemin olsun Dürre benim evimde yetişen kızlığım olmasa

bile bana helâl olmazdı. Çünkü o benim süt kardeşimin kızıdır. Onun

babasını ve benim süt kardeşimi Süveybe emzirmişti (Ey hanımlarım) sizler

(eski kocalarınızdan olan) kızlarınızı ve kız kardeşlerinizi, onlarla

evlenmem için bana teklif etmeyiniz” buyurdu. [87]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Aişe radıyallahu anh’ın yanına girdi.

Onun yanında bir erkek vardı. Hafz diyor ki: bu durum Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve selleme ağır geldi, üzüldü ve yüzünün rengi değişti.

Sonra râvîler ittifak ettiler. Aişe radıyallahu anha,“Ey Allah’ın Rasûlü, o

erkek benim süt kardeşimdir,” dedi Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

“Süt kardeşinizin kim olduğuna bakınız. Süt hükmü ancak açlıktan dolayı

sabit olur” buyurdu. [88]

2060 – İbn-i Mes’ûd radıyallahu anh’dan: bir önceki rivâyette aynı manâda

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden rivâyetine göre, “Kemiği

kuvvetlendiren yerine” “Kemiğin hacmini genişleten” diye rivâyet

edilmiştir. [89]

Bundan böyle çocuklar asıl babalarına çevrilirdi babaları bilinmeyenler

dinde kardeş ve azatlı köle oldular. Ebû Huzeyfe’nin karısı Sehle binti

Süheyl bin Amr el Kureyşî sonra Âmiri radıyallahu anh Resûllülah

sallallahu aleyhi ve selleme geldi ve, Ey Allah’ın Rasûlü biz Salim’i evlat

bilirdik. Ben ve Ebû Huzeyfe ile aynı evde kalıyor ve dolayısıyla beni bazı,

yaka kolları açık halde görüyor. Şimdi ise Allah Teâlâ evlatlıklar hakkında

bildiğin ayeti kerimeleri indirdi. Sâlim hakkında ne emredersiniz?

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem “salim’i emzir,” buyurdu. Sehle de

sâlim’i beş defa emzirdi. Sâlim, Sehle (ve Ebû Huzeyfe’nin) süt evladı

oldu. Bundan dolayı Aişe radıyallahu anh kız kardeşinin kızlarına ve erkek

kardeşlerin kızların Aişe radıyallahu anh ile görüşmeyi arzu eden ve yanına

girmek isteyen erkeklerin emzirilmelerini emrederdi. Eğer evlât edinilecek

kimse yetişkin ise, beş defa emzirilir. Ondan sonra Hz. Aişe’nin yanına

girebilirdi. Ümmü Seleme ile Hz. Peygamber’in diğer hanımları beşikte

iken süt emmedikçe halktan bir kimsenin bu şekilde süt emmek suretiyle

yanlarına gelmesine izin vermezlerdi. Ve Aişe radıyallahu anha’ya derlerdi

ki; “Allah’a yemin olsun bilmiyoruz ama, umulur ki (Sehle’nin Sâlim’i

emzirmesini emir) Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yalnız Salim’e

mahsus bir ruhsatı idi. Halka şumûlü yoktu. [90]

Aziz ve Celil olan Allah Kur’an’da (on defa emmekle hürmet sabit olur)

ayetlerini indirmişti. Sonra (malûm beş emme ile hürmet sabit olur)

ayetleriyle nesh edildiler. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem vefat

ettiğinde bunlar Kur’an’dan okunan ayetlerdendi. [91]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Çocuğun, kadının göğsünü bir kere,

iki kere sorması hürmeti gerektirmez,” buyurdu. [92]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e: Ey Allah’ın Rasûlü, emmenin

mezemmetini (hakkını) benden hangi şey giderebilir, dedim. Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem, “Gurra giderir. (yani) Köle veya cariye” (azat

etmek) buyurdu. [93]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Bir kadınla teyzesini ve bir kadınla

halasını bir nikâh altında birleştirmeyi yasakladı” [94]

Aziz ve Celil olan Allah meâlen, “Habibim kadınlar hakkında senden fetva

isterler, de ki; onlar hakkında size ancak Allah fetva verir ve yine Kur’an’da

size okunan ve onlar için farz olanı kendilerine vermediğiniz, nikâhlarına

rağbet ettiğiniz yetim kızlar hakkında da fetvayı Allah verir,” Aişe

radıyallahu anha dedi ki: Allah Teâla’nın kitapta onlara okunduğunu

zikrettiği ilk ayettir ki; sübhan olan Allah orada mealen; “Eğer yetimler

hakkında adalet yapamamaktan korkarsanız kadınlardan hoşunuza

gidenlerinden nikâhlayın,” Aişe radıyallahu anha diyor ki: Aziz ve Celil

olan Allah’ın diğer ayetteki kavli meâlen “ve onları nikâhlanmaya rağbet

edersiniz” bu sizden birinizin evinde olan yetim kıza malı ve güzelliği az

olduğu zaman rağbetidir. Böyle veliler bunlara rağbet göstermedikleri için

malı ve güzelliğine rağbet ettikleri yetim kadınları nikâhlamaktan nehy

olundular. Ancak adalet ederlerse müstesna. Ravi Yunus diyor ki: Rabia:

Aziz ve Celil olan Allah’ın “Eğer yetim kızlar hakkında adalet

yapamamaktan korkarsanız, kelamı, şayet korkarsanız onları bırakın, size

dört kadını helâl kıldım,” manasınadır dedi. [95]

“Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in kılıcını bana verir misin? Çünkü

ben kavminin o kılıç üzerine galebesinden (elinden gitmesinden)

korkuyorum. Allah’ın varlığına yemin olsun ki; eğer onu bana verirsen, onu

ebedi kimse alamaz, ecelim bana yetişene kadar.” Gerçekten Ali radıyallahu

anh, Hz. Fatıma’nın üzerine almak için Ebû Cehl’in kızına dünür oldu. Ben

bu mevzuda Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’ı şu minberi üzerinde

insanlara hitap ederken dinledim. Halbuki o zaman ben bülûğa ermiştim.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu. “Fatıma bendendir.

Ben Fatıma’nın dininde fitne çıkarılmaktan korkarım.” Misver dedi ki:

Sonra Abdu Şems oğullarıyla (arada mevcut) sıhrıyyetten bahsetti. Onun

akrabalığını çok güzel senâ edip şöyle buyurdu; O bana konuştuğunda

doğru söyledi. Bana vaadde bulundu. Bana karşı vaadini ifa etti. Ben hiçbir

helâli haram etmediğim gibi hiçbir haramı da helâl kılamam. Lâkin Allah’a

yemin ederim ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in kızı ile Allah’ın

düşmanının kızı bir mekânda (bir evde aynı şahsın nikâhında) edebiyyen bir

araya gelemez. [96]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in minber üzerinde şöyle

buyurduğunu işittim; “Hişam bin Muğire’nin oğulları kızlarını Ali

radıyallahu anh’a nikâhlamak için benden izin istediler. İzin vermem, izin

vermem (yine izin vermem) ancak Ebû Talib’in oğlu Ali evlenmek

istiyorsa, kızımı boşar onların kızlarıyla evlenir. Muhakkak kızım benden

bir parçadır. Onu şüpheye düşüren şey beni de şüpheye düşürür. Ona eza

veren her şey bana da eza verir.” buyurdu. [97]

Biz Ömer bin Abdülaziz’in yanında bulunuyorduk. Müta (muvakkat nikâh)

hakkında müzakere yaptık. Rabi bin Sebra denilen birisi şöyle dedi: Ben

babamın Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem; “Veda haccında onu

yasakladı, dediğine şahid oldum.” [98]

Gerçekten Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kadınları muta nikahı ile

nikâhlamayı haram kıldı. [99]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Şiğardan nehyetti. Müseddet

hadisinde (şunu) ziyade etti. (ravilerden Ubeydullah) dedi ki: Nâfi’ye,

“Şiğar nedir?” diye sordum. Nâfi: Mehirsiz olarak bir kimsenin kızını

nikâhlayıp (karşılığında) kendi kızını da mehirsiz olarak o kimseye

nikâhlamaktır, diye cevaplandırdı. [100]

İsmail dedi ki: Bunu Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e raf ettiği

kanaatindayım. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Hülle nikahı ile

evlenen kimseye ve kendisi için hülle yapılana Allah lânet etsin.” buyurdu.

[101]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Her hangi bir köle

efendisinden izinsiz evlenirse, o zinakârdır.” [102]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Hiç bir erkek din kardeşinin dünürü

üzerine dünür göndermesin.” buyurdu. [103]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Sizden biriniz din kardeşinin

dünürü üzerine dünür gönderemez, satışı üzerine satış yapamaz, ancak din

kardeşinin izni olursa müstesna,” buyurdu. [104]

Câbir diyor ki: Ben bir kıza dünür oldum, onu görmek için saklandım, onun

beni evlenmeye davet eden yerine (yüzüne) baktım ve onu kendime

nikâhladım. [105]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem üç defa, “Hangi kadın ki velilerinin

izni olmadan evlenirse onun nikâhı batıldır,” buyurdu. “Eğer erkek kadına

temas ederse kadına temasından dolayı ona mehir vermesi lâzım gelir, eğer

veliler arasında ihtilâf çıkarsa velisi olmayanın velisi sultandır,” buyurdu.

[106]

Ben yeminimden kefaret verdim, yine kardeşimi enişteme nikâhladım. [107]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Herhangi bir kadını iki veli

(birbirinden habersiz) evlendirmişlerse onun nikâhı ilk kıyılana aittir. Her

hangi bir kimse herhangi bir malı (ayrı ayrı) iki kişiye satarsa, o mal ikiden

ilk satın alana aittir” buyurdu. [108]

“Sizin zorla kadınlara varis olmanız helâl değildir. Onlara verdiğiniz

mehirlerden bir kısmını götürmekten onları men etmeyin. Ancak açıkca

fuhşiyat yaparlarsa müstesna,” ayetinin nuzül sebebi şudur: Bir adam

yakınlarından bir kadına varis olur, o kadın ölünceye veya mehrini varis

olan erkeğe verene kadar onu evlenmekten men ederdi. Allah (c.c.) bu

durumu yasakladı ve bu hareketten (erkekleri) nehy etti. [109]

“Sükût etmesidir,” cevabını verdi. [110]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Yetim kızın kendi nefsi hakkında

açık müsaadesi alınır. Eğer sukût ederse sükût onun iznidir. Eğer izin

vermezse onun nikâhına cevaz yoktur,” buyurdu. [111]

Ebû Dâvud dedi ki: Ebû Amr, Zekvan’ın, Aişe radıyallahu anha rivâyetine

göre: Aişe radıyallahu anha, Ey Allah’ın Rasûlü, bâkire kız konuşmaya

utanır, dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Bakirenin susması

ikrar sayılır,” buyurdu. [112]

(Bakire) bir kız Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e geldi ve kendisi

istemediği halde babasının onu birisiyle evlendirdiğini söyledi. Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem onu evliliği kabul edip etmeme hususunda

serbest bıraktı. [113]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem; “Dulun kendisini (nikâhlama) hakkı

velisinden daha öncedir. Bakirenin kendisinden izin istenir. Onun izni ise

susmasıdır,” Ka’nabî’nin rivâyet ettiği hadisin lafzı budur. [114]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem; “Dulun evlenmesi hakkında, velinin

salahiyeti yoktur. Yetim kızın sözlü izni alınır, onun susması ikrarıdır.”

buyurdu. [115]

Bu kadın duldu, babası bunu birine nikâhladı. Hansa bu nikâhtan

hoşlanmadı ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’a geldi, babasının

yaptığını anlattı Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’da onun nikâhını red

etti. [116]

“Yarım Ukıyeye, neş denir,” cevabını verdi. [117]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ise kadınlarından hiçbir kadına on iki

ukiyeden (beşyüz dirhemden) fazla mehir vermediği gibi, kızlarından hiçbir

kızına da bundan fazla mehir verilmedi. [118]

“Bir hurma çekirdeği ağırlığında altın verdim.” dedi. Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem: “Bir koyun (kesip yedirerek de) olsa düğün yap.”

buyurdu. [119]

Gerçekten Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Kim bir kadına mehir

olarak iki avucu dolusu kavrulmuş un veya hurma verirse, onu kendisine

helâl kılmış olur,” buyurdu. [120]

2114 – Abdullah bin Mesûd, hiçbir mehir tayin etmeden evlenen ve onunla

zifafa girmeden ölen bir adam hakkında şöyle demişti: O kadının tam bir

mehir alma hakkı vardır. İddet beklemesi gerekir ve Miras hakkı vardır.

Ma’kıl bin Sinan diyor ki: Ben Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in

Vaşik’in kızı Berva hakkında böyle hükmettiğini işittim. [121]

Eğer bu fetvam doğru ise Allah’tandır. Hatalı ise benden ve şeytan

vesvesesindendir. Allah (c.c) ve onun Rasûlü hatadan berîdirler,” dedi.

(Bunun üzerine) Eşca kabilesinden içlerinde Cerrah ve Ebû Sinan da

bulunan halk ayağa kalkıp dediler ki: Ey İbn-i Mes’ud, biz şehadet ederiz

ki; Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Vâşik kızı Berva hakkında da

aynen senin bizim aramızdaki hükmün gibi hükümde bulundu, onun kocası

Mürretü el-Eşcâi’nin oğlu Hilâl’di. Ravi dedi ki: Hükmü Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem’in hükmüne muvafık düştüğü için İbn-i Mes’ud

son derece sevindi. [122]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize hacet hutbesini şöyle öğretti.

“Gerçekten hamd Allah’a mahsustur. Ancak Ondan yardım ister ancak

Ondan mağfiret taleb ederiz. Nefislerimizin şerrinden ancak Ona sığınırız.

Allah’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz. Allah’ın saptırdığını kimse

hidayete erdiremez. Şüphesiz şahitlik ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur.

Yine şahitlik ederim ki Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem Allah’ın

kulu ve Peygamberidir. Ey imân edenler! Adını anarak birbirinizden istekte

bulunduğunuz Allah’tan korkun ve akrabalık haklarına riayetsizlikten

şüphesiz Allah üzerinizde gözetleyicidir.” Ravilerden Muhammed bin

Süleyman (inne) lafzını söylemedi. [123]

Münzirî şöyle diyor: Bu hadis isnadında İmrân bin Dâvud el-Kattan var.

Onun hakkında dedikodu var. Ümame radıyallahu anh Abdulmuttalib oğlu

Haris’in Rabia’nın kızıdır. Dedesine nispetle Abdulmuttalib’in kızıdır,

denmiştir. [124]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem beni nikâhladığında ben yedi yaşında

idim. Süleyman rivâyetinde veya altı yaşında, iken nikahladı. Ben dokuz

yaşında iken benimle zifafa girdi. [125]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Ümmü Seleme ile evlendiğinde onun

yanında üç gün kaldı. “Ehlinin yanında küçümsendiğin bir tarafın yok, eğer

istersen yanında yedi gün kalabilirim. Ve eğer senin yanıda yedi gün

kalırsam diğer kadınlarımın hissesinde de yedi gün kalırım” buyurdu. [126]

Bâkire dul üzerine alınırsa erkek onun yanıda yedi gün kalır. Dul bakire

üzerine alınırsa onun yanında üç gün kalır (Ebû Kılâbe) eğer ben bu hadis

merfu desem doğru söylerdim. Lâkin o (Enes) “sünnet böyledir,” dedi. [127]

Ali radıyallahu anh Fatıma radıyallahu anha’yı aldığında Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem Ali’ye, “Fatıma’ya bir şey ver” buyurdu. Ali

radıyallahu anha yanımda verecek bir şey yok, dedi. Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem; “Hutame’de yapılmış zırhın nerede; (onu ver),” buyurdu.

[128]

Ebû Dâvud şöyle diyor: Hayseme, Aişe radıyallahu anha’dan hadis

dinlememiştir. [129]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Hangi kadın ki nikâhı kıyılmadan

önce mehir veya babasına verilmek üzere (başlık olarak) fazla para, veyahut

ödenmesi vaat edilen bir şey ile nikâhı kıyılırsa bunların hepsi kadına aittir.

Nikâhı kıyıldıktan sonra söylenenler kime verilmişse ona aittir. Bir adama

ikram edebilmek için en uygun vasıta kızı veya kız kardeşidir.” [130]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, evlenen bir kimseye iyi geçim

dileğinde bulunduğunda, “Allah sana mübarek eylesin, sana mübarek olsun,

aranızı hayırla cem etsin,” buyururdu. [131]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Kimin iki hanımı olur, onlardan

birine daha fazla meyil gösterir (aralarında adaleti bırakır)sa kıyamet

gününde bir tarafı yere sarkık olarak gelir.” buyurdu [132]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kadınları yanına nöbetle gider ve

adalette bulunurdu. Ve, “Allahım benim sahib olduğum yerde nöbetlere

riayetim budur. Ancak senin gücünün yeteceği benim gücümün

yetmeyeceği yerde beni kınama” buyururdu. Ebû Dâvud şöyle diyor:

Kalbimin (birisine daha fazla meylinden dolayı beni kınama) demektir. [133]

Aişe radıyallahu anha, işte Yüce Allah’ın bunun ve buna benzeyen mevzu

hakkında üç ayet indirdiğini söylerdi. Ravi Hişam dedi ki; öyle

zannediyorum ki ravi Urve Hz. Aişe’den bu mevzuda şu ayetin nazil

olduğunu rivâyet etti. “Eğer bir kadın kocasının geçimsizliğinden

korkarsa…” (Nisa Sûresi, Ayet 128) [134]

Aişe radıyallahu anha’ya Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in izin

isteğine ne cevap verirdin, diye sordum. Aişe radıyallahu anha; “Eğer bu iş

bana kaldıysa hiç kimseyi kendime tercih etmem, izin vermem derdim,”

dedi. [135]

2138 – Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sefere çıkmak istediğinde

kadınları arasında kura çekerdi. Kura kime çıkarsa sefere onunla çıkardı.

Hanımlarından Sevda’dan başka her birinin gecesini ve gündüzünü nöbete

ayırırdı. Sevda ise nöbetini Aişe’ye hibe etmişti. [136]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Ödenmesi gereken şartların en

haklısı kadınları kendisiyle helâl kıldığınız şeyleri (mehirleri) ödemenizdir”

buyurdu. [137]

“- Hayır, diye cevap verdim.” Bunun üzerine Hz. Peygamber; “eğer bir

kimseye diğer bir kimsenin secde etmesini emretseydim, Allah’ın kadınlar

üzerinde erkek için yarattığı haktan dolayı kadınların kocalarına secde

etmelerini emrederdim,” buyurdu. [138]

2141 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre: Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, “Erkek karısını yatağına çağırdığında

kadın gelmez de, gazablı olarak yatarsa, melekler sabaha kadar o kadına

lânet okurlar,” buyurdu. [139]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’a, “Ey Allah’ın Rasûlü bizden (her

hangi) birimizin üzerinde hanımının hakkı nedir?” dedim. Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem; “Yediğinden yedireceksin, kendine elbise

aldığında ona da giydireceksin veya (kazandığından ona elbise alacaksın)

yüzüne vurmayacaksın, çirkinsin (Allah seni çirkinleştirsin) demeyeceksin

(o başka evde, sen başka evde olacak şekilde) onu yalnız bırakmayacaksın,

kendi evinin içinde olursa başka,” buyurdu. Ebû Dâvud şöyle diyor. “Vela

Tukabbih demek, “Allah seni çirkinleştirsin,” demektir. [140]

Ebû Dâvud şöyle diyor: Şu’be rivâyet etti. “Yediğinden onu da doyurursun,

elbise giydiğinde onu da giydirirsin,” [141]

“Yediğinizden onlara da yedirin, giydiğinizden onlara da giydirin, onları

dövmeyin, onlara çirkinsiniz (Allah seni çirkin kılsın) demeyin,” buyurdu.

[142]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ailelerine bir çok kadın gelerek

kocalarını şikâyet ediyorlardı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem,

“Yemin olsun Âl-i Muhammedi birçok kadınlar dolaşıp kocalarını şikâyet

ediyorlar. Onlar (kadınlarını dövenler) sizin hayırlınız değildir” buyurdu.

[143]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur; “Kişiye karısını

niçin dövdüğü sorulamaz.” [144]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Gözlerini başka tarafa çevir”

buyurdu. [145]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Hz. Ali’ye: “Ya Ali bakışı bakışa

tabi kılma, kasıtlı olmadığı için birinci bakış sana caizdir. Fakat diğer

bakışlar sana helâl değildir,” buyurdu. [146]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Kadın kadına çıplak bedenini

sürmesin. Çünkü kadın kocasına o kadını (vücut sıcaklığını, yumuşaklığını)

anlatır da kocası da sanki o kadına bakıyormuş gibi olur.” [147]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, bir kadın gördü sonra

(kadınlarından) Zeyneb binti Cahş’ın yanına girdi, onda arzusunu yerine

getirdi. Sonra ashabının yanına çikarak onlara, “Gerçekten kadın şeytan

süretinde gelir. Sizden biriniz bundan (nefsinde) bir şey bulursa hemen

karısına gelsin, (onunla cinsi münasebette bulunsun) çünkü bu durum

kadınlara yönelik içindeki hisleri zayıflatır” buyurdu. [148]

Ebû Hüreyre’nin rivâyet ettiği şu hadisten, küçük günahlara daha fazla

benzeyen bir şey görmedim. “Şüphesiz ki Cenab-ı Allah adem oğluna

zinadan nasibini yazdı, şüphe yok ona yetişecektir. Gözlerin zinası bakmak,

dilin zinası konuşmak, nefis temenni eder arzular, avret mahalli de onu

tastik eder, gerçekleştirir ve yalanlar.” [149]

Râvi Ebû Salih şu bir önceki hadiste geçen meseleyi naklettikten sonra şunu

da rivâyet etti: “Eller zina ederler, onların zinası tutmak, ayaklar zina eder,

onların zinası yürümektir. Ağız zina eder onun da zinası öpmektir.” [150]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Huneyn gününde Evtas’a bir bölük

gönderdi. O bölük düşmanlarıyla karşılaştıklarında onlarla çarpıştılar ve

galip geldiler. Düşmanlardan esir aldılar. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem, ashabından bir bölük kimse esir kadınların müşriklerden kocaları

bulunduğu için onlara cimada nerde ise güçlük içinde kaldılar. Yüce olan

Allah bu mevzuda, “Kadınlardan evli olanlar da size haramdır. Ancak sağ

ellerinizin sahib olduğu kimseler müstesna,” yani evli olan esir kadınlar

iddetleri bittiği vakit onlara helâldır, demektir. [151]

Gerçekten Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir gazvede idi. Doğumu

yaklaşmış bir kadın gördü, “Zannederim ki bu (esirin) sahibi buna temas

etmiştir,” buyurdu. Orada bul unanlar, “evet” dediler. Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem, “Yemin olsun buna temas eden adama bir lânet etmeyi

düşündüm ki, o lânet onunla beraber kabrine kadar girsin. Ona (kadından

doğana) nasıl varis olacak, halbuki o, ona helâl değil, o çocuğu köle yerine

nasıl hizmetlenecek o, ona helâl değildir” buyurdu. [152]

Aramızda bir hatib ayağa kalktı. Ben size Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem’den Huneyn günü işittiğimden başka bir şey konuşmayacağım, dedi.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Allah’a ve ahiret gününe inanan

kimseye suyu ile başkasının ekinini sulamak helâl değildir” yani hamilelere

temas helâl değildir. Allah’a ve ahiret gününe inanan kimseye esir kadını

bir hayız görene kadar bırakıp temizlenmedikçe ona teması helâl olmaz.

Allah’a ve ahiret gününe inanan bir kimseye ganimet malı taksim

edilmeden onu satması helâl olmaz” buyurdu. [153]

Ebû Dâvud dedi ki: Ebû Sâid bu hadise şunu da ilave etti “sonra hizmetçi

ile kadının alnından tutsun ve haklarında (Allah’tan) bereket istesin ve bu

sözlerin aynısını söylesin,” [154]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Eğer sizden biriniz karısıyla

birleşmek istediğinde, “Allah’ın adıyla başlarım, Ey Rabbım, şeytanı bizden

uzaklaştır. Bizi rızıklandırdığın şeyden de şeytanı def et,” der de sonra bu

birleşmeden dolayı bir çocuk mukadder olursa şeytan hiçbir zaman ona

zarar veremez,” buyurdu. [155]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Karısının arkasını kullanan

mel’undur” buyurdu. [156]

Câbir radıyallahu anh’ın şöyle dediğini işittim: “Yahudiler şöyle diyorlardı:

Bir adam karısına önünden cima ettiğinde, bunu arkasından yaparsa çocuğu

şaşı olur.” Bunun üzerine Yüce olan Allah; “Kadınlarınız sizin ekin

tarlanızdır. Tarlanıza nasıl isterseniz öyle gelin” ayetini indirdi. (Bakara

suresi ayet 223) [157]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Evlerde onlarla bir arada bulunun,

cimadan başka her şeyi yapın,” buyurdu. Yahudiler, şöyle dediler. “Bu adam

(Peygamber) bizim adetlerimizden bir şeyi terk ederse ancak bize muhalif

davranmak için yapmaktadır.” Bunun üzerine Üseyd bin Hudayr ve Ubade

bin Bişir, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek “Ya Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem, Yahudiler şöyle böyle diyorlar. Kadınlarımıza

hayız içinde cima etmeyelim mi?” dediler. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem’in yüzünün (rengi) değişti, hattâ biz onlara gazablandı zannettik.

Onlar hemen dışarı çıktılar. Derken karşılarına Rasûlullah sallallahu aleyhi

ve sellem’a hediye olarak süt getiren birisi çıkıverdi Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem sütü onların arkasından gönderdi. Biz de Efendimizin

onlara darılmadığını anladık. [158]

“Ben tam hayızlı iken, ben ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir

gömlek içinde beraber yatardık. Eğer benden ona bir şey (kan) bulaşırsa

orayı yıkardı, başka tarafa geçmezdi. Eğer ondan (elbisesine) bir şey

bulaşırsa orasını yıkar başka tarafa geçmez, o elbise içinde namaz kılardı,”

[159]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem hanımlarından birisiyle hayızlı iken

mubaşerette bulunmak arzu ettiğinde ona etekliğini bağlamasını emreder

sonra onunla mubaşerette bulunurdu. [160]

2168 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre Hz.

Peygamber karısına hayızlı iken yaklaşan kimse hakkında şöyle

buyurmuştur: “Bir dinar veya yarım dinar tasadduk eder,” [161]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanında azilden bahsedildi.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Sizden biriniz bunu niçin yapıyor?”

buyurdu. “Sizden biriniz bunu yapmasın buyurmadı. Sonra sözlerine şöyle

devam etti: Yaratılmış hiçbir nefis yok ki, onu yaratan Allah olmasın” [162]

Biz Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile Benî Mustalık gazvesinde

beraber bulunduk, Arab esirlerinden esirler elde ettik. Kadınlara arzu

duymuştuk. Bekarlıkta bize artık zor gelmeye başlamıştı. (Cariyelerin

hamile kalmasını istemiyor. Satılıp karşılık almak istiyorduk. Azil yapmak

istedik, sonra Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem aramızda iken ona

sormadan kendi kendimize azil yapıyoruz, dedik. Ve azilden sorduk.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Azil yapmanız aleyhinize değildir.

Kıyamete kadar yaratılacak olan ne kadar insan varsa, muhakkak

yaratılacaktır,” buyurdu. [163]

Ebû Dâvud buradan itibaren nakledeceğimi Muemmel ve Musa’dan aldım:

“Dikkat ediniz bir erkek diğer bir erkekle, bir kadın diğer bir kadınla bir

örtü içinde bir arada yatmasın, ancak çocuğuyla veya babasıyla olursa

müstesna.” Üç şey daha zikr etti. Onları unuttum, Müseddet’ın hadisinde

vardır. (lâkin ben onu istediğim gibi sağlam bir şekilde tespit edemedim.)

Musa bu hadisin senedinde şunları da zikretti. O diyor ki: Bize Hammad

haber verdi. O da Cerirî’den o da Ebû Nazır’dan, o da Tefâvî’den. [164]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni