-2. CİLT- · 283 – KORKU NAMAZININ KILDIRILMASI KONUSUNDA İHTİLAF EDENLERİN GÖRÜŞLERİ






1238 – Salih bin Havvat’ın Zatur’rika harbi vuku bulduğu gün Rasûlullah ile birlikte korku namazı kılan bir zattan rivâyet ettiğine göre: (Ashap iki bölüğe ayrıldı) bölüğün biri Peygamber Efendimizle saf tuttu. Öbür bölük düşmanın karşısına geçti, yanında bulunan bölüğe bir rekat namaz kıldırdı ve ayak üstü kalktı, onlara siz (kalanları) kendi kendinize tamamlayın (emrini verdi) onlar da derhal gidip düşman karşısında saf tuttular. Düşman karşısında olanlar da Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in arkasına geldiler, namazından kalan ikinci rekatı da onlara kıldırdı ve oturdu (onlar da) kalanı kendileri tamamladıktan sonra onlara selam verdirdi. [224]
İZAH
Bu savaşa “Zâtü’r-rika” denilmesinin sebebi şudur: Bu savaşta Müslümanların ayağı aşınmış onun için ayaklarına sargı sarmışlardı. Bundan dolayı Zâtü’r-rika denildi. Mâlik dedi ki: Yezid bin Rûman hadisi işittiklerimin bana en hoş gelenidir. Bu hadiste bildirilen korku namazı şekli Mâlik ve Şâfiî Hazretlerinin tercih ettikleri şekildir. Hanefîler ise ileride 1242 no da gelecek İbn-i Ömer hadisinde bildirilen şekli almışlardır. Korku namazı hakkında gelen rivâyetler muhtelif ise de, manaları birbirine yakındır.










1239 – Salih bin Havvat el-Ensârî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre: Sehl bin Ebî Hasme el-Ensârî korku namazını ona şöyle anlatmış: Cemaatten bir bölük imamla namaza, öbür bölük de düşmanın karşısına saf tutar, imam kendisiyle berâber bulanan bölüğe bir rekat kıldırır. Berâber secdeleri yaparlar, sonra imam ayak üstü dimdik kalkar ve arkasındakiler kalan rekatı kendileri kılarlar, selam verir ve kalkıp düşman karşısına giderler. İmam hâla ayakta bekler. Düşman karşısında bulunup henüz bir şey kılmamış olanlar gelirler, tekbir alıp imama uyarlar, imam onlara son rekatın rükû ve secdesini berâber yaptırır, sonra kendisi selam verir, arkasındakiler kalkar kalan rekatı kendi kendilerine kılar ve selam verirler. Ebû Dâvud dedi ki: Yahya bin Said’in, Kâsım’dan rivâyeti Yezid bin Ruman’ın rivâyetine benzer. Ancak selamda ona muhalefet etti. Ubeydullah’ın rivâyeti Yahya bin Said’in rivâyeti gibidir. Orada ayak üstü sabit durur, dedi [225]

