-3. CİLT- · 99 – MEDİNE’NİN HAREM KILINMASI








2034 – Ali radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:
Biz Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den, ancak Kur’an ve şu
sahifedekinden başka bir şey yazmadık. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem, “Medine’nin sevirle Air dağı arası haramdır. Kim burada dine
muhalif bir bid’at çıkarır veya bid’atcıyı barındırırsa Allah Teâlâ, Melekler
ve bütün insanların lâneti onun üzerine olsun, onun ne farzı ve ne de
nafilesi makbuldür. Müslümanların emânı birdir. Onların en aşağı derecede
olanları bile onunla hareket eder. Kim bir müslümanın hakkını gizlerse,
verdiği ahdi bozarsa, Allah’ın meleklerin ve bütün nâsın lâneti onun üzerine
olsun, onun ne farz ne de nafilesi kabul olunur. Bir kimse kendi
efendilerinin izni olmadan bir kavmi velî edinirse, Allah Teâlâ melekler ve
bütün nâsın lâneti onun üzerine olsun. Onun ne farzı ve ne de nafilesi kabul
olunur.” buyurdu. [72]
İZAH
Ahmed bin Hanbel, bu hadisi Müsnedi’nde ((1037) rakamıyla) rivâyet
ettiler. Air ve (Sevr) Medine’de iki dağ adıdır. Bazı ilim adamları,
Medine’de Sevr dağı diye bir dağ bilmiyoruz, Sevr dağı Mekke’dedir.
Hadisin Air’le, Uhut arası şeklinde olması gerek, diyorlar. Medine’nin av
hayvanları ve ağaçlarının avlanıp koparılması mevzuunda ihtilâf ettiler.
Mâlik ve Şâfiî’ye göre Medine’de av avlayanlara ceza lâzım değildir. Hz.
Enes’in hadisiyle ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in, “Ebû
Talha’nın ümmü Selem’den oğlu Ebû Umeyr Serçe kuşu ne yaptı”
buyurmasını delil ittihaz ettiler. Çünkü serçe kuşu da bir avdır. Eğer bir
cezayı mucib olsaydı onun tutulması da ihtar edilirdi. Halbuki eba Umeyr
serçe kuşunu kaçırmış, kuşun kaçtığına üzülmüş, Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem her görüşünde bu sözüyle ona şaka ederdi. Ebû Hûreyre,
Zeyd bin Sabit ve Sa’d radıyallahu anh, Medine’nin avının avlanmasını
haram sayarlardı.
Adil: Adalet ve farz.
Sarf: Nafile ve istiğfar manâsınadır.
Nesêî’nin rivâyetine göre Haris bin Süveyd demiş ki; “bir gün Hz. Ali’yi
ashab tarafından: “Ya Ali, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in kimseye
bildirmeyip yalnız sana bildirdiği şeyler vardır, denilmiş. (Kerremallahü
vechehü)” hayır Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’ın bana hususi
olarak bildirdiği bir şey yoktur. Ahkâm-ı islâmiyeden yazılı olarak benim
bildiğim şey yalnız Kur’an-ı Kerim, bir de şu kılıcımın içindeki saklı
sahifedekidir” deyip metindeki geçen Medine’nin hürmetini bildiren hadisi
okumuştur.
Müslümanların emanı birdir. Meselâ bir ordu bir küffar ordusunu muhasara
etse, Müslümanlardan her hangi birisi kâfirlerden birine eman verse bütün
Müslümanlar bu emane riayet ederler. İsterse bu emanı veren,
Müslümanların en aşağı derecede olan bir kölesi bile olsa hüküm yine
aynıdır.




2035 – Hz. Ali’den rivâyet olunduğuna göre Hz. Peygamber sallallahu
aleyhi ve sellem şu (Medine’nin harem kılınması) olayı hakkında şöyle
buyurmuştur: “Medine’nin otları koparılmaz, avları kovalanıp ürkütemez,
yitik alınıp sahiplenilemez, ancak bulduğu yitiği ilânla alabilir. Hiçbir kimse
için katillik maksadıyla orada silâh taşıması helâl olmaz ve oradan ağaç
koparmak da uygun değildir. Ancak kişinin devesini yayması hariçtir.”
İZAH
Ahmed bin Hanbel, Müsnedi’nde uzunca izah etti. 2017 ve 2018 no.lu
hadislere müraccat.



2036 – Adiy bin Zeyd radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Medine’nin her tarafından birer
berid (12 millik)lik koru tayin etti. Ağacı silkelenemez, budanamaz, ancak
(zaruret miktarı yedirilmek üzere) deve sırtında götürülenler müstesna”
buyurdu.
İZAH
Habt: Ağacın yaprakları düşsün diye sopa ile silkmek manâsınadır.






2037 – Süleyman bin Ebû Abdullah radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine
göre şöyle demiştir:
Sad bin Ebû Vakkas radıyallahu anh, Medine’de Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem’in koruyup haram kıldığı yerde av avlayan birisini
yakaladı, hemen onun elbisesini soydu (aldı) O, avcının efendileri geldi. Ve
elbisesini iade etmesini söylediler.
Sad bin Ebû Vakkas ise onlara şöyle dedi: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem şu haram bölgesini kendisi haram kıldı ve, “Kim bu haram içinde av
avlayan birisini yakalarsa hemen onun (elbisesini) soysun,” buyurdu. “Ben
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’ın bana ikram ettiği bir şeyi size iade
edemem. Ancak isterseniz elbisenin parasını veririm.” [73]
İZAH
Hadis-i şeriften açıkca anlaşılacağı gibi Medine haramında av avlayanların
elbiseleri soyulur. Elbiseler avcıyı yakalayana aittir. Sahabenin görüşü
böyledir. İmam-ı Şâfiî’nin kadim görüşü de böyledir. Ahmed bin
Hanbel’den de böyle rivâyet edilmiştir. Tabii bu hüküm Medine haramının
korunması amacıyla konulmuş cezâi bir müeyyidedir.




2038 – Sa’d’ın azatlı kölesinden radıyallahu anh’dan rivâyet edilmiştir:
Sa’d (bin Ebû Vakkas) Medine’li köleleri Medine’nin ağaçlarından
keserlerken buldu. Eşyalarını aldı ve (kölelerin efendilerine) “Ben
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Medine’nin ağaçlarından bir şeyin
kesilmesini yasakladığını ve şöyle buyurduğunu işittim: “Kim Medine’nin
ağaçlarından bir şey keserse, onun elbisesi soyup alana aittir,” [74]



2039 – Câbir bin Abdullah radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre;
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem’in korusunun ağaçları sopa ile silkilemez dalları budanıp kesilemez,
lâkin hafifçe ırgalanabilir,” buyurdu.
İZAH
Medine Haramında av avlayan, ağacını kesen kimsenin avı, kestiği odun ve
avret yerini örten elbisesinden başka bütün elbiseleri alınır. Ya Medine
fakirlerine verilir, bir rivâyette hazineye, bir rivâyette de yakalayana ait
olur.
Heş: Ağacın yapraklarını silkmek, yapraklarını düşürmek için ırgalamak
demektir. (El-Menhel Tekmile, c.2, s. 246)



2040 – İbn-i Ömer radıyallahu anh’dan rivâyet edilmiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Kuba’ya, yaya ve binitli olarak
gelirdi. İbn-i Nümeyr şunu ziyade etti: “İki rekât namaz kılardı.” [75]

