NİKAH BÖLÜMÜ · 32 – MEHİRİ BELİRLEMEDEN NİKÂHLANIP SONRA DA ÖLENİN DURUMU





2114 – Abdullah bin Mesûd, hiçbir mehir tayin etmeden evlenen ve onunla zifafa girmeden ölen bir adam hakkında şöyle demişti: O kadının tam bir mehir alma hakkı vardır. İddet beklemesi gerekir ve Miras hakkı vardır. Ma’kıl bin Sinan diyor ki: Ben Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Vaşik’in kızı Berva hakkında böyle hükmettiğini işittim. [121]

2115 – Osman bin Ebi Şeybe de bir evvelki hadisin benzeri rivâyet etti.









2116 – Abdullah bin Utbe bin Mesud’dan demiştir ki: Şu önceki hadiste söz konusu edilen kişi hakkında (fetva almak üzere) Abdullah bin Mesûd’a gelindi. Ravi, İbn-i Mes’ud’a bu mevzuda bir ay gelip gittiler, veya defalarca dedi. Abdullah bin Mes’ud: “O kadın hakkında benim sözüm (fetvam), kendi yakınından kadınların mehrinden eksik ve fazla olmamak üzere, onların mehri gibi tam mehir alır, ona miras da verilir. Üzerine iddet de lâzımdır. Eğer bu fetvam doğru ise Allah’tandır. Hatalı ise benden ve şeytan vesvesesindendir. Allah (c.c) ve onun Rasûlü hatadan berîdirler,” dedi. (Bunun üzerine) Eşca kabilesinden içlerinde Cerrah ve Ebû Sinan da bulunan halk ayağa kalkıp dediler ki: Ey İbn-i Mes’ud, biz şehadet ederiz ki; Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Vâşik kızı Berva hakkında da aynen senin bizim aramızdaki hükmün gibi hükümde bulundu, onun kocası Mürretü el-Eşcâi’nin oğlu Hilâl’di. Ravi dedi ki: Hükmü Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in hükmüne muvafık düştüğü için İbn-i Mes’ud son derece sevindi. [122]
İZAH
Veks: Noksan demektir Şedid: Haddi aşmak ve ziyade manalarınadır. Bu hadisi şerif; Nikâhı tefviz yoluyla kıyılan kadının kocası kendisine zifafta bulunmadan ölürse kadına mehr-i misil (kadının kardeşi veya halası amcasının kızlarının mehri kadar mehir) lâzım geleceğine delildir. Hanefi Mezhebi ve İmam Şâfiî’den sahih kavil budur. Şâfiî: Mehr-i misli kadının asabesinin mehrinden itibar ediyor. Kadının anası ve teyzesinin mehrine itibar edilemez, diyor. (Maâlim-üs- Sünne)












2117 – Ukbe bin Amr radıyallahu anh’dan rivâyet edilmiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir kimseye, “Seni falan kadınla nikâhlasam razı mısın?” buyurdu. Adam: “Evet,” dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem (bu defa kadına), “Seni falan erkekle evlendirmeme rıza gösterir misin?” buyurdu. Kadın, “evet” dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bunları birbirleriyle nikâhladı. Erkek kadına zifafta bulundu. Fakat kadına mehir tayin etmedi, bir şey de vermedi. Bu zat Hudeybiye’de hazır olanlardan idi. Hudeybiye’de hazır olanların ise Hayber’de hisseleri vardı. Erkek ölüm haline gelince dedi ki: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem falan kadını bana nikâhlamıştı, ben ona mehir tayin etmemiştim, bir şey de vermedim. Ben sizi şahit tutarak Hayber’deki Sehmimi, mehrimin yerine ona verdim.” Kadın bu sehimi aldı. Yüzbin dirheme sattı. Ebû Dâvud diyor ki: Ömer (bin Hattab) rivâyetinde hadisin evvelinde şunu ziyade etti: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Nikâhın hayırlısı kolay alanıdır.” Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bunu adama söyledi. Dedikten sonra bu hadisin manâsını sevk etmiştir. Yine Ebû Dâvud diyor ki: Bu hadis birbirine bitişik olup manâ ve hükmün daha başka olmasından korkulur. Önce verdiği mehre ziyade ilâve etmiş olur.

