-4. CİLT- · 25 – MEKKE’NİN FETHİ İLE İLGİLİ HABERLER





3021 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir: (Mekke’nin) fethi senesinde Abdulmutatlib’in oğlu Abbas Ebû Sufyan’ı Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e getirdi. Ebû Sufyan Merruzzahran denilen yerde Müslüman oldu. Abbas ona, “Ya Rasûlallah Ebû Süfyan şu (fani) övünmeyi seven bir adamdır. Ona bir şey yapsan” dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Ebû Süfyan’ın evine giren emniyettedir. Evinde kapısını kilitleyip duran kimse de emniyettedir” buyurdu.













3022 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, (Mekke’nin fethedileceği günlerde Mekke yakınındaki) Merru’z-Zahran’a indiği vakit (babam) Abbas dedi ki: Allah’a yemin olsunki, eğer Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Mekkeliler kendisine gelip de emân istemelerinden önce Mekke’ye zorla girecek olursa, bu Kureyş’in helaki olur dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in katırının üstüne oturdum. Kendi kendime “Herhalde Mekke’ye giden ve yolu buradan geçen iş-güç sahibi birini bulurum da Kureyşlilerin Hz. Peygamber’in karşısına çıkmaları ve ondan emân istemeleri için Rasûlullah’ın şu durumunu onlara haber veririm” dedim. Ben yürüyordum ki, bir de Ebû Süfyan ve Büdeyl bin Verika’nın konuşmasını işittim. Ben: “Ey Ebûl Hanzala” diye seslendim. Sesimi tanıdı, “Ebûl Fadıl mısın?” dedi. Evet, dedim. Ebû Süfyan, “Annem babam sana fedâ olsun sen de ne haber var, dedi. Ben Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ve insanlar işte dedim. Ebû Süfyan, kurtuluş çaresi nedir, dedi. Abbas dedi ki: Ebû Süfyan terkime bindi, arkadaşı ise geri döndü, sabah olunca kuşluk vakti Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzuruna götürdüm, İslâm’ı kabul etti. Ben ya Rasûlallah, Ebû Süfyan şu (dünya) fahrını seven bir adam ona iftihar edeceği bir şey yapsan, dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’de: “Evet, Ebû Süfyan’ın evine giren emniyettedir, (taarruzdan kurtulur) evini kilitleyip çıkmayanlar emniyettedir. Mescid-i Haram’a girenler emniyettedir” buyurdu. Abbas radıyallahu anh dedi ki; nâs evlerine ve Mescid’e (girmek üzere) dağıldılar.


3023 – Vehb bin Münebbih radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: Cabir radıyallahu anh’a fetih günü ganimet olarak bir şey aldılar mı, diye sordum, hayır almadılar, dedi.










3024 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Mekke’ye girmeye karar verince Zübeyr bin Avam Ebû Ubeyde bin Cerrah ve Halid bin Velid’i at üzerinde Mekke’ye gönderdi. Ve: “Ey Ebû Hüreyre ensâra seslen” buyurdu. (Ben ensâra seslendim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onlara, “Siz şu yola girin, sizi kimse görmesin, eğer görüp de (mukabele ederlerse) onları öldürün” buyurdu. Bir münâdî bu günden sonra Kureyş yok, diye feryat etti. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Eve giren emindir, silahını atan emindir” buyurdu. Kureyş’in ileri gelenleri doğrulayıp Kabe’nin içine girdiler, tıklım tıklım doldu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Kabe’yi tavaf etti. Makam-ı İbrahim’in arkasında namaz kıldı. Sonra Kabe kapısının sövelerini tuttu, Kureyş’in ileri gelenleri çıktılar, İslam’a girdiklerini beyan ettiler ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e biatta bulundular. Ebû Dâvud dedi ki: Ahmed bin Hanbel’e bir şahsın sorduğunu işittim. Mekke kahren mi fethedildi, dedi. Ahmed bin Hanbel, olan iş sana zarar verir mi, dedi. Adam sulhan mı fethedildi, dedi. Ahmed bin Hanbel hayır, dedi. [13]

