Sünen-i Ebû Dâvûd · Haziran 29, 2026

Merâda otlayan hayvanların zekâtı

ZEKÂT BÖLÜMÜ · 4 – MERÂDA OTLAYAN HAYVANLARIN ZEKÂTI 1567 – Hammad radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:

ZEKÂT BÖLÜMÜ · 4 – MERÂDA OTLAYAN HAYVANLARIN ZEKÂTI

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1567 – Hammad radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:

Sümâme bin, Abdullah bin Enes’ten bir mektup aldım. O mektubu da Ebû

Bekir’in Enes’e zekât tahsili için gönderdiğinde yazdığını söyledi. Üzerinde

Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in mühürü de vardı. Ebû Bekir onu

tahsildar olarak gönderdiğinde kendisine yazmıştı. Mektupta şöyle yazılı

idi. (Aziz ve Celil olan) Allah’ın Nebîsine emrettiği Rasûlullah’ın da

Müslümanlara farz kıldığı zekâtın aslı şudur. Kimden buna uygun olarak

zekât istenirse hemen versin. Kimden bunun üstünde bir şey isteniyorsa

vermesin. Yirmi beş deveden aşağı sayıda develerden her beş devede bir

koyun verilir. Yirmibeş deveye yetince orada bir yaşını doldurmuş dişi deve

yavrusu verilir. Otuz altıya kadar böyledir. Eğer dişisi yoksa üç yaşına

girmiş erkek deve yavrusu verilir. Develerin sayısı otuz altıya ulaşınca, üç

yaşına girmiş bir dişi deve yavrusu verilir. Kırk beş deveye kadar böyle

devam eder. Sayıları kırkaltı deveye varınca, dört yaşına girmiş, erkek

deveyi arayacak çağda, dişi deve verir. Altmışa kadar böyle, altmış bir deve

olunca, yetmişbeşe kadar beş yaşına girmiş deve verir. Yetmiş beşten sonra,

doksan deveye kadar üç yaşında iki dişi deve yavrusu verilir. Doksan birden

yüz yirmi bir deveye kadar, erkek deveyi arayacak kıvamda 4 yaşında iki

dişi deve verilir. Develerin sayısı yüz yirmiyi geçince her kırk devede 3

yaşında bir dişi deve, her ellide bir dört yaşında deve verilir. Zekâtın

farzlarında verilmek için gereken yaşta deve bulunmadığı hallerde, beş

yaşında deve vermesi icap edenin yanında beş yaşında deve bulunmaz da,

dört yaşında deve bulunursa, onu ve yanında iki tane de koyun versin, eğer

kolayına gelirse veya yirmi dirhem versin. Kendisine dört yaşında bir deve

vermek farz olan kimsenin yanında dörtlük deve bulunmaz da, üç yaşında

deve yavrusu bulunursa, onu versin kâfi gelir” buyurdu.

Ebû Dâvud şöyle dedi: Buradan itibaren hadisi, Musa’dan tam istediğim

gibi zabtedemedim. Yanında dört yaşında deve olmayan kimse onunla

berâber kolaysa iki koyun veya yirmi dirhem para verir. Bir kimseye üç

yaşında deve vermek gerekir de ancak yanında dört yaşında deve bulunursa

kabul olunur.

Ebû Dâvud diyor ki: Hadisin buraya kadarını iyi zaptedemedim, sonrasını

ise iyi zapdettim. Tahsildar mal sahibine iki koyun veya yirmi dirhem verir,

bir kimseye üç yaşında deve yavrusu vermek farz olur da onun elinde bu

yaşta deve bulunmayıp ancak iki yaşına girmiş deve yavrusu varsa onu

verir, üstelik tahsildara iki koyun veya yirmi dirhem öder.

Bir kimseye iki yaşında deve vermek farz olur da elinde bu yaşta deve

bulunmaz, üç yaşında erkek deve bulunursa, ikilinin yerine bunu verir.

Onun yerine bu kabuldür. Üstüne bir şey vermek icap etmez. Yanında üç

yaşında bir deve bulunmaz, dört yaşlı varsa onu verir. Sahibi istemezse geri

bir şey verilmez. Senenin yarısından çoğunu kırda geçiren koyunların

kırktan yüz yirmiye kadarında bir koyun, yüz yirmiden fazla olursa iki yüze

kadar iki koyun, ikiyiz koyuna yetişince üç yüze kadar üç koyun, üçyüzden

fazla olunca her yüz koyunda bir koyun vermek farz olur. Zekâtta çok

ihtiyar ve kör olanlar alınmaz. Sürünün damızlık koç ve tekesi de mal sahibi

arzu etmedikçe alınmaz. Zekât korkusuyla ayrı olanlar birleştirilmez,

berâber olanlar da ayrılmaz. İki kişinin karıştırmasından meydana gelen

sürüde her şahsın hissesine aynı seviyede müracaat edilir. Mal sahiplerinden

birinin koyununun sayısı kırka varmamışsa, ona zekât farz olmaz. Ancak

sahibi isterse bir şey verir. Gümüşte de kırkta bir hesabıyla zekât vardır.

(Gümüşün nisâbı ikiyüz dirhemdir) Eğer gümüş yüz doksan dirhemse zekât

lâzım gelmez. Ancak sahibi dilerse verir. [439]

İZAH

Binti Mahaz: Annesi hamile kalmış, bir yaşını bitirip ikiye girmiş dişi deve

poduğudur.

Binti Lebûn: Annesi ikinci yavruyu doğurup sütlenmiş kendisi de ikiyi

bitirip üç yaşına girmiş deve yavrusudur.

Hıkka: Dört yaşına girmiş, kendisi hamile kalma kıvamında olan dişi

devedir.

Cezaa: Beş yaşında deve demektir.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1568 – Salim babasının radıyallahu anh dediğini rivâyet etmiştir:

Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem zekât mektubunu yazdı, vefatına

kadar onu tahsildarlara çıkarmadı. O mektubu kılıcına birleştirdi.

Hz. Ebû Bekir de ölümüne kadar onunla amel etti. Sonra Ömer bin Hattab

da onunla amel etti. O mektupta şunlar vardı. (Beş devede bir koyun, on

devede iki koyun, onbeş devede üç koyun, yirmi devede dört koyun,

yirmibeş deveden otuz beş deveye kadar iki yaşında bir dişi deve boduğu,

otuz beşten bir fazla olursa kırk beşe kadar üç yaşında bir dişi deve yavrusu,

kırk beşten bir fazla olursa altmışa kadar dört yaşında bir deve, altmıştan bir

fazla olursa yetmişbeşe kadar beş yaşında bir deve, yetmiş beşten bir fazla

olursa doksana kadar üç yaşında iki deve yavrusu, doksandan bir fazla

olursa yüz yirmiye kadar dört yaşında iki deve, eğer develerin sayısı yüz

yirmiden fazla olursa her elli devede dört yaşında bir deve, her kırkta üç

yaşında bir deve. Koyunda: kırk koyunda bir koyun, yüz yirmiye kadar

böyle. Yüzyirmibirden iki yüze kadar iki koyun, ikiyüzbirden üçyüze kadar

üç koyun. Koyunlar bundan da fazla olursa her yüz koyunda bir koyun

zekât verilir. Yüze yetmedikçe zekât yoktur. Zekât korkusuyla ayrı olanların

arası birleştirilmez. Berâber olanların arası ayrılmaz. İki kişinin sürülerine

karıştırmalarından meydana gelen sürülerde mal sahiplerine müsâvî sûrette

hisselerine zekâtla müracaat olunur. Zekâtta çok yaşlılar ve ayıplı kusurlu

olanlar alınmaz.

Zührî diyor ki: Tahsildar gelince üçte biri döküntüler, üçte biri orta olanlar,

üçte biri de en iyi olmak üzere sürüyü üçe böler ve tahsildar zekâtı orta

olanlardan alır. Zührî; sığırların (zekâtını) zikretmedi [440]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1569 – Süfyân bin Hüseyin aynı isnad ve aynı manâda bu mektubu nakletti.

Orada (iki yaşında deve yoksa üç yaşında deve verir) dedi. Râvî Zührî’nin

kelâmını zikretmedi.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1570 – İbn-i Şihab radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle

demiştir:

Rasûlullah’ın zekât hakkında yazdığı mektubun nüshası şudur: “O mektup,

Ömer bin Hattab radıyallahu anh’ın ailesinde idi,” İbn-i Şihab radıyallahu

anh diyor ki: O mektubu bana Hz. Ömer’in torunu Salim okudu ve mektubu

olduğu gibi hepsini belledim. İşte o mektup, Ömer bin Abdülaziz’in,

Abdullah bin Ömer’den ve Hz. Ömer’in torunu Salim’den bir nüshasını

aldığı mektubdur, dedi ve hadisi rivâyet etti. (hadisin devamında) develerin

sayısı yüzyirmi bire yetiştiğinde üç yaşında üç tane dişi deve verir.

Yüzyirmi dokuza kadar (böyledir) yüzotuza yetiştiğinde, yüzotuzdokuza

kadar üç yaşında iki dişi deve ile bir de dört yaşında dişi deve verir. Yüz

kırka yetiştiğinde yüzkırkdokuza kadar dört yaşında iki dişi deve ile bir de

üç yaşında dişi deve verir. Yüz elliye yetiştiğinde yüz elli dokuza kadar dört

yaşında üç dişi deve verir. Yüzaltmışa ulaşınca yüzaltmış dokuza kadar üç

tane üç yaşında dişi deve verir. Yüzyetmiş deveye ulaştığında yüzyetmiş

dokuza kadar üç yaşında üç dişi deve ile dört yaşında bir dişi deve verir.

Yükseksene ulaşınca yüzseksen dokuza kadar üç yaşında iki dişi deve ile

dört yaşında iki dişi deve verir. Yüzdoksana ulaştığında Yüzdoksandokuza

kadar dört yaşında üç dişi deve ile üç yaşında bir dişi deve verir. Hangi

senelere ait (zekât) bulunursa alınır.

(Merâda yayılan koyunlara gelince) orada Süfyân bin Hüseyin’in hadisi gibi

zikretti. Orada zekâtta yaşlılar, kör olan koyunlar, koç ve teke gibi döl

hayvanı alınmaz, ancak zekât memuru dilerse alır.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1571 – İmam Mâlik diyor ki:

– Ömer bin Hattab radıyallahu anh’ın sözü şöyle idi: “Ayrı olan mal bir

araya toplatılmaz, toplu olan da ayrılmaz” sözünün anlamı şudur: “Her bir

şahsın kırkar koyunu olup, (her birinin birer koyun zekât vermesi

gerekirken tahsildar onlara yaklaşınca, bu koyunları bir araya getiriyorlar ki

hepsine zekât lâzım gelmesin. Bir koyun verilsin diye, iki kişinin yüz birer

koyunu birbirine karışmışsa (iki yüzü geçmiş olacağından) üç koyun lazım

gelecek diye tahsildar görünce herkes koyununu ayırıyor ve her birine

ancak bir koyun lâzım gelir. İşte benim işittiğim budur,” dedi.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1572 – Ali radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir:

Râvî Züheyr; diyor ki: Zannederim Hz. Ali’de bu hadisi Rasûlullah

sallallahu aleyhi vesellem’den rivâyet etmiş ve şöyle demiştir: “Öşrün 4/1

ini getiriniz, her kırk dirhemden bir dirhemi zekâttır. Fakat (gümüşün nisâbı

iki yüz dirhem olduğundan) 200 dirhemden aşağıda size zekât lâzım

gelmez. İkiyüz dirhem olunca (kırkta bir hesabıyla) onun beş dirhemi

zekâttır. Bundan daha fazla olursa fazlanın nisâbına göre (zekâtı var)dır.

Her kırk koyunda bir koyun zekât vardır. Ancak 39 koyun varsa sana bir

şey lâzım gelmez deyip, râvî koyunların zekâtını Zührî gibi sevketti.

Sığır da her otuzda bir yaşını bitirmiş bir dana zekât verir. Kırk sığırda bir

iki yaşını geçmiş yaşlı dana verir. Çift öküzlerine, zekât yoktur. Râvî

develerin zekâtında Zührî’nin dediği gibi zikretti (yirmi beş devede beşte

bir koyun hesabıyla) beş koyun zekât verir. 25 deveden bir deve fazla olursa

iki yaşına girmiş deve verir. Eğer iki yaşında dişi deve yoksa üç yaşında

erkek deve verir. 35 deveye kadar böyle devam eder. 36 deve olunca üç

yaşında bir dişi deve verir. 45’e kadar böyledir. 46 deveden 60 deveye kadar

erkek deveye arzu duyan 4 yaşında bir dişi deve lâzım gelir.” Sonra

Zührî’nin hadisinin aynını sevketti. 91 deveden yüzyirmi deveye kadar,

erkek deveye arzu duyan 4 yaşında iki dişi deve farz olur. Eğer 120 deveden

fazla olursa her elli devede dört yaşında bir deve lâzım gelir. Sadaka

korkusuyla bir arada olanlar ayrılmaz. Ayrı olanlar birleştirilmez. Zekâtta,

yaşlılar, kör olanlar ve sürünün tekesi alınmaz. Ancak tahsildar dilerse

alabilir. Otlarda ırmaklardan sulanan ve yağmur suyu ile sulananda öşür

vardır. Dolapla sulananlarda öşrün yarısı vardır.

Âsım ve Hâris’in rivâyet ettikleri hadiste (her sene zekât lâzımdır.) ifadesi

vardır.

Züheyr dedi ki: ben onu (senede) bir defa dedi, zannediyorum. Asım’ın

rivâyet ettiği hadiste develer içersinde iki yaşındaki ve üç yaşında deve

boduğu yoksa ya on dirhem veya iki koyun vermek lâzım, demiştir.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1573 – Şu hadisin evvelinde Ali radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edildi.

“İki yüz dirhemin olur da üzerinden sene geçerse, ona beş dirhem zekât

lâzım gelir. Yirmi dinar olmadıkça altından zekât lazım gelmez. Yirmi dinar

altının bulunur ve üzerinden sene geçerse yarım dinar lâzım gelir. Bundan

fazla olduğunda fazlanın hisabına düşen verilir.

Râvî der ki: Bu cümleyi Ali mi söyledi, veya bunu Rasûlullah sallallahu

aleyhi vesellem’den merfûan mı rivâyet etti, bilmiyorum. Üzerinden sene

geçmedikçe hiçbir mala zekât lâzım gelmez. Ancak Cerir diyor ki; İbn-i

Vehb, Nebî sallallahu aleyhi vesellem’den rivâyet ettiği hadiste üzerinden

sene geçmedikçe hiçbir mala zekât yoktur,” cümlesini ziyâde etti. [441]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1574 – Ali radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:

Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “At ve kölelerin zekâtını affettim.

Gümüşün zekâtını getirin, 190’a kadar gümüşte zekât yok, ikiyüz dirhem

olunca onda, beş dirhem zekât vardır” buyurdu. [442]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1575 – Behz bin Hakim’den, o da babasından, o da dedesinden rivâyet

ettiklerine göre:

Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “Otlakta olan kırk devede üç yaşında

bir dişi deve zekât vardır. Ortak develerin hesabı ayrı yapılmaz. Zekâtı kim

sevap umarak verirse.”

İbn-i Alâ (Onunla ecir talep ederse) diye söyledi (ona mukâfatı verilir.)

“Kim zekâtı vermezse, biz zekâtı ve onunla malının yarısını alırız. (Bunu)

Aziz ve Celil olan Rabbimizin kati emirlerinden bir emir olarak (alırız.) Âl-

i Muhammed’e bundan bir şey yoktur” buyurdu.

İZAH

Malının zekâtını vermeyen kimseye İslâm’ın ilk günlerinde şu ceza tatbik

edileceği bildirilmişti. Evvelâ malının zekâtı alınacak, sonra da geriye kalan

malın yarısı alınacaktı. Sonradan bu hüküm neshedildi. İmam Şâfiî’nin

görüşü böyledir. Bu hadis-i şerifi şu şekilde anlayanlar da vardır. Zekâtını

vermeyen kimsenin malı ikiye bölünür. Tahsildar istediği taraftan malın

zekâtını alır. Hangi manâ verilirse verilsin, zekâtını vermeyene bu bir

tehdittir, mâlî ceza vermektir.

Malının şatrını alırız cümlesine, “bir kısmını” manâsını verenler de

olmuştur. Avnül Mabûd’da bu manâyı tercih etmiş. Fahr-i Kâinat Efendimiz

zekât Allah’ın emri olduğu için aldığını, kendi aile halkına bunda bir hisse

olmadığını duyurmuş oluyor. İleride geleceği gibi Haşimîlere zekât almak

câiz değildir. Zekât malın kiri olduğu, Fahr-i Kâinatın soyu da şerefli

bulunduğu için onlara zekât almak haram kılınmıştır.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1576 – Muaz radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir:

Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem onu Yemen’e göndereceğinde her otuz

sığırda iki yaşında bir erkek veya dişi dana, her kırk sığırda üç yaşında bir

dana almasını ve her erkeklik çağına gelen gayrimüslimden (cizye olarak)

bir dinar veya Yemen’de bulunan maafir (adındaki) elbiseden bir dinarın

karşılığı olarak almasını emretti. [443]

İZAH

Bu hadis-i şerif salma sığırların nisâbının otuz olduğuna, bulûğ çağına

gelmeyen gayrimüslimlere cizye lâzım gelmeyeceğine delildir. Hanefîlere

göre ehl-i kitabın fakirlerinden cizye alınmaz. İmam Şâfiî’nin bir kavline

göre de alınmaz.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1577 – Muaz radıyallahu anh’dan, Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’den

(bir önce geçen hadisin) misli rivâyet olundu.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1578 – Muaz bin Cebel’den diğer bir isnatla bu hadis rivâyet edildi ve

orada, “Peygamber sallallahu aleyhi vesellem onu Yemen’e gönderdi,”

buyurup evvelki gibi zikretti. Fakat orada (Yemen’de yapılan bir elbise) ve

(her erkeklik çağına gelen) lâfzı zikir edilmedi.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1579 – Süveyd bin Gafele radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir:

Ben gittim veya bana Rasûlullah’ın tahsildarıyla giden kimse haber verdi.

Rasûlullah’ın (yazılı zekât) ahdinde şu vardı. (Sütlü hayvanları alma.

Araları ayrı olanları birleştirme, bir arada olanları da ayırma. Koyunlar

sulanmaya geldiklerinde (tahsildar) su başına gelirdi ve mallarınızın

zekâtını ödeyin, derdi. Râvî der ki; mal sahiplerinden biri kevması

(hörgücü) bulunan deveyi tutardı.

Hilal bin Habbab (Meysere’ye dedi ki; Ey Ebâ Salih Kevma nedir? dedim.

O’da; Hörgücü büyük olan devedir, dedi ve tahsildar onu almaktan çekindi

ve mal sahibi benim malımın en iyisini almanı arzu ediyorum dedi,

tahsildar yine almaktan çekindi. Mal sahibi ondan biraz daha aşağı değerde

olan devesini dizginledi. Onu da almaktan çekindi. Sonra ondan daha aşağı

kıymette bir deveyi dizginledi ve (tahsildar) onu kabul etti. (Tahsildar) dedi

ki: “ben bunu alıyorum. Ama yine de Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem

“Gittin de adamın en iyi devesini aldın” demesinden korkarım.” dedi. [444]

İZAH

Hutam: Devenin başına bağlanan onunla çekilen ip. Sütlü hayvan sürünün

en iyisi, sahibinin de göz bebeğidir. Onun için zekât yerine onu almaktan

nehyedilmiştir.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1580 – Süveyd bin Gafele radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle

demiştir:

Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in tahsildarı bize gelmişti. Onun

ellerini tuttum ve onun (elindeki zekât hükmü yazılı) ahitte şunu okudum,

“Zekât(a tabi olur) korkusuyla, ayrı olanlar birleştirilmez, bir arada olanlar

da ayrılmazlar” “Sütlüleri almayınız,” lafzını zikretmedi.

İZAH

Mahız: Süt. Şâfiî: Yüklü hamile, Inâk: Dişi keçi yavrusu demektir. İmam

Şâfiî koyunların zekâtı yerine erkek toklu alınır. Keçilerin zekâtı yerine

erkek çebiş alınamaz. Dişi çebiş alınır, diyor. İmam Azam koyundan da

keçiden de dişi şişek ve dişi çebiş alınmaz, diyor.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1581 – Müslim bin sefine el-Yeşkurî’den, el-Hasan dedi ki: “Ravh ise

(Müslim bin Sefine yerine) Müslim bin Şu’be diyor” dedi ki:

Alkame’nin oğlu Nâfi, babamı kendi kavmine reis olarak atadı ve onların

zekâtını almasını emretti. Babam o, kavmin bir taifesine beni göndermişti.

O taifenin en yaşlılarından Deysem’in oğlu Sagr denilen ihtiyarın yanına

vardım ve, “Babam zekâtını vermen için beni sana gönderdi,” dedim.

İhtiyar bana “Yeğenim nasıl bir hayvan alacaksınız?” dedi. Ben: Koyunun

memelerini araştırıp yoklayarak (iyilerinden seçme) alırız, dedim. İhtiyar

bana: Kardeşimin oğlu sana bir vakıa anlatayım, ben Rasûlullah sallallahu

aleyhi vesellem’in hayatında şu vadilerden bir vadide koyunlarımın başında

bulunuyordum. At üzerinde iki şahıs bana geldiler ve “Biz koyunların

zekâtını ödemen için Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in sana

gönderdiği elçileriz,” dediler. Ben onlara:

– Bu koyunlarda bana zekât olarak ne lâzım geliyor, dedim. “Onlar bana bir

koyun lâzım geliyor,” dediler. Bence iyiliği belli, içi yağ ve sütle dolu

koyunu aldım ve onlara takdim ettim. Onlar bu hamile koyundur.

Rasûlullah bizi hamile koyun almaktan nehyetti, dediler. Ben onlara, “Peki

nasıl koyun alacaksınız,” dedim. Onlar bana, “Bir yaşında dişi çebiş veya

iki yaşına girmiş çebiş,” dediler. Ben de yağlı bir mutat yakaladım ve onlara

takdim ettim. Onlar bana bunu aldık, dediler. Ve o kısırı berâber develerinin

üzerine aldı, gittiler.

İZAH

Mutat: Doğurma zamanı gelmesine rağmen yağlılığından doğurmayan)

hayvana denir (Kısır demektir.) [445]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1582 – Müslim bin Şu’be’den:

Şafi: Karnında yavrusu olan koyun ve keçidir.

Ebû Dâvud diyor ki: Humus’ta Abdullah bin Salim’in kitabında şöyle

okudum: Nebî sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyuruyordu, dedi. “Üç şey

var, bunları yapan imanının tadını tatmış olur; kişinin tek olan Allah’a

kulluk edip ondan başka ilah olmadığına inanması. Gönül hoşnutluğuyla

malının zekâtını seve seve her sene vermesi, ne yaşlı ne uyuzlu ne hasta ve

ne de adi olanı vermemesidir. (Zekatınızı mallarınızın orta hallisinden

(veriniz) zira Allah sizden malınızın iyisini istememiş ve adisini de

(vermenizi) emretmemiştir.”

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1583 – Ubey bin Ka’b radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir:

Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem beni tahsildar olarak göndermişti. Bir

(mal sahibine) rastladım. Benim için sürüsünü bir araya topladığında,

develerin içinde zekât için alınacak ancak iki yaşında bir deve boduğu

buldum ve sahibine bu boduğu zekâtına karşılık olarak ver, dedim. Mal

sahibi o südü yok, sırtına binilmez (ne işe yarar). Fakat şu genç büyük ve

besili bir devedir, bunu al, dedi. Ben de ona, ben emir olunmadığım bir şeyi

alamam. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem in yeri işte sana çok yakın.

Eğer ona gitmek istersen gidelim) bana teklif ettiğin güzel deveyi

Rasûlullah’a arz et. Eğer kabul buyurursa ben de (bundan böyle) alırım.

Eğer red ederse ben de almam, dedim. Adam gideceğim, dedi ve benimle

yola çıktı. Bana arzettiği deve de berâberinde idi. Nihayet Rasûlullah

sallallahu aleyhi vesellem’e kadar geldik. O şahıs Rasûlullah sallallahu

aleyhi vesellem’e, “Ey Allah’ın Peygamberi! Malımın zekâtını almak için

senin tahsildarın bana geldi. Allah’a yemin olsun ki bundan önce ne

Allah’ın Peygamberi ve ne de onun tahsildarı benim mallarımı görmediler.

Ben bu tahsildara mallarımın hepsini topladım. Bana iki yaşında bir deve

boduğu zekât vermem (farz olduğunu söyledi. Halbuki onun ne südü var ne

de sırtına binilir. Ben ona alması için genç büyük ve besili bir deve arzettim.

Almaktan çekindi. İşte o deve şudur. Al Ey Allah’ın Rasûlü, dedi.

Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem de ona, “O deve sanadır (sana farz

olan o değildir) ancak hayır ile nafile olarak onu verirsen Allah onunla sana

sevap verir. Biz de senin bu hayrını kabul ederiz” buyurdu.

Adam işte o deve burada! Sana getirdim, al! Ey Allah’ın Rasûlü, dedi.

Peygamber sallallahu aleyhi vesellem de devenin teslim alınmasını emretti.

Ve o şahsa malı hususunda bereketle duâ buyurdu.

İZAH

Bu hadis, mal sahibi gönül hoşluğu ile verirse malın en güzelinin zekât

olarak alınabileceğine delâlet eder.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1584 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre:

Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Muaz bin Cebel’i Yemen’e (vali)

olarak göndereceğinde şöyle buyurdu, “Sen kitab ehli bir kavmin başına

gidiyorsun. Onları Allah’tan başka ilah bulunmadığına ve benim Allah’ın

Rasûlü olduğuma şehadete davet et! Eğer bu davetine itaat ederlerse, onlara

Allah’ın her gece ve gündüzde beş vakit namazı farz kıldığını talim et! Ona

da itaat ederlerse Allah’ın onların mallarında zekâtı farz kıldığını

zenginlerin mallarından alınarak fakirlere verileceğini talim et! Buna da

itaat ederlerse onların mallarının en iyisini almaktan sakın! Mazlumun

bedduasından da sakın. Çünkü Mazlumun duasıyla Allah’ın (kabulü)

arasında perde yoktur. [446]

İZAH

Bu hadis-i şerif, kâfirlerin şeriat hükümleri ile muhatap olmadıklarına

delâlet ediyor. Çünkü Fahr-i Kâinat sallallahu aleyhi vesellem Hz. Muaz’a

Yemen’de bulunan gayri müslimleri önce tevhide, şahâdete davet etmesini

emir buyurdu. Eğer tevhidi okurlarsa ondan sonra namazın daha sonra

zekâtın farz olduğunu duyurmasını emir buyurdu. Bir de Müslümanların

malının zekâtını başka dinde olanlara vermek câiz olmadığına delâlet

ediyor. Fukahânın umûmunun görüşü de böyledir. Bir memleket halkının

mallarının zekâtını evvelâ komşularına vermeleri gerektiği başka beldelere

naklinin mekruh olduğu anlaşılıyor. Ömer bin Abdulaziz Horasan’dan

Şam’a yükletilip getirilen zekâtı Horasan’a iâde etmiştir. İlim adamları bu

hadis-i şeriften yetimlerin mallarına zekât lâzım geleceğini anlamışlardır.

İmam Şâfiî, Ahmed bin Hanbel, Mâlik ve Süfyân-ı Sevrî’nin görüşü de

böyledir. İmam Azam ise yetimin malına zekât lazım gelmeyeceği ancak

mahsûlünden öşür alınacağı ve sadaka-i fıtır vermesi gerektiği

görüşündedir.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1585 – Enes bin Mâlik radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre:

Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “Zekâtta haddi aşan (haksızlık yapan)

onu vermeyen gibidir” buyurdu. [447]