Sünen-i Ebû Dâvûd · Haziran 29, 2026

Mikatlar bahsi

MENÂSİKHAC BÖLÜMÜ · 9 – MİKATLAR BAHSİ 1737 – İbn-i Ömer Radıyallahu anh’dan: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Medinelilere Zülhuleyfe’yi, Şamlılara Cuhfe’yi, Necidlilere Karn’ı, bana gelen habere göre …

MENÂSİKHAC BÖLÜMÜ · 9 – MİKATLAR BAHSİ

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1737 – İbn-i Ömer Radıyallahu anh’dan:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Medinelilere Zülhuleyfe’yi,

Şamlılara Cuhfe’yi, Necidlilere Karn’ı, bana gelen habere göre Yemenlilere

de Yelemlem’i Mikat olarak tayin etti. [525]

İZAH

Mikat: Hacca giden hacıların ihram giyinmelerine sınır teşkil eden yerlerdir.

Hac ve umre niyyeti ile mikata varanlar, mikattan içeriye ihramsız

giremezler. Hatta mikatlar dışında olanlar ticaret niyetiyle Mekke’ye

gidecek olsalar yine mikat yerinde ihrama girer, Mekke’ye varınca evvelâ

Kâbe’yi tavaf eder ve böylece Kâbe’nin hürmet ve şerefini muhafaza etmiş

olurlar.

Medine’den geçenler Zülhuleyfe’de, Şam’dan doğru gidenler Cuhfe’de,

Necidliler Karn mevkiinde, Yemenliler de Yelemlem’de, Iraklılar Zat-i ırkta

ihrama girerler.

Bu milletlerin hepsi kendi mikatından girmeye mecbur zannedilmemeli,

meselâ: Şamlılar, Iraklılar, Yemenliler hepsi Medine’de toplanıp sonra

Kâbe’ye gidecek olsalar hepsi Medine’nin mikatı olan Zülhuleyfe’den

ihrama girerler. Mekkeliler ise Mekke’nin içinde ihrama girerler. Ancak

Mekkeliler umre yapacaklarsa o zaman Mekke’yi çevreleyen harem

hudutlarından biri dışına çıkar, oradan ihramlanır ve sonra umre yapar.

Çünkü Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Kayınbiraderi Hz.

Abdurrahman’a; “Aişe’yi en yakın harem hududu olan Ten’im’e götür ve

oradan ihrama girsin” buyurdu. Aişe Ten’im’de ihrama girdi.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1738 – Amr bin Dinar Tavûs’tan o da ibn Abbas’tan; Abdullah bin Tavûs ise

Tavûs’tan naklen Rasûlullah Mikat tayin etti dediler ve önceki hadisin

manasını rivâyet ettiler. Bunlardan biri Yemenlilerin mikatı Yelemlem,

öbürü ise Elemlem dedi. Bu iki râvînin ifadelerine göre Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem, “O mikatlar bu beldeler halkından olmadığı

halde hac ve umre etmek niyetiyle bu mikatlara gelenlerin mikatıdır.” İbn-i

Tavus rivâyetinde bu kimseler ihrama bulundukları yerden girerler.

Mekkeliler’de böyle, Mekke’den Telbiye’ye başlarlar. [526]

İZAH

Yelemlem’in, Elemlem şeklinde de kullanıldığı varmış. Mikat içerisinde

olanların ihramı da bu mikatlardan başlayacağı bildirilmiş ise de, İbn-i

Tavus’un rivâyetinde bulundukları yerden ihrama girecekleri açıklanmıştır.

Hanefî imamları da mikat içerisinde olanların bulundukları yerden ihrama

gireceklerini hatta hıllın sonu, haremin başlangıcına kadar ihramı tehir

edebileceklerini, Mekkelilerin ise ihramı Mekke’de giyindikleri gibi

haremin sonu hıllın başlangıcına kadar da tehir edebileceklerini

söylemişlerdir.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1739 – Aişe radıyallahu anha: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

Iraklılar için Zat-i ırk’ı mikat olarak tayin etti, dedi.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1740 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, meşrik halkı için, Akîk’ı mikat

olarak tayin etti.

İZAH

Tirmizî bu hadisi de rivâyet etti. Tirmizî hadisi Hasendir, diyor. Münziri

isnadında Yezid bin Ebû Ziyad var. Onun için zayıftır diyor.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1741 – Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ailesi Ümmü Seleme

radıyallahu anha’dan:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in, “Kim Mescid-i Aksâ’dan hac

veya umre niyeti ile telbiyeye başlar Mescid-i Haram’a kadar devam ederse

geçmiş günahları ve gelecekte (hataen) işleyecekleri mağfiret edilir. Veya

onun için cennet vâcip olur,” dediğini işittim. Râvîlerden Abdullah (bin

Yuhannes) hangisini müjdelediğinde şüphe etti.

Ebû Dâvud dedi ki: Allah Vekî’e rahmet etsin. Beytü’l-Makdis’ten ihrama

girdi. Yani Mekke’ye kadar ihramda kaldı.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1742 – Haris bin Amr Sehmi radıyallahu anh’dan: Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem Mina’da veya Arafat’ta iken yanına geldim. Nâs etrafını

kuşatmışlardı. Bedevîler geliyor onun yüzünü gördüklerinde: “Bu yüz

mübarek bir yüzdür” diyorlardı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Zat-ı

ırkı, Irak halkı için mikat tayin etti.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1743 – Aişe radıyallahu anha’dan:

Esma bint-i Umeys (Zülhuleyfe’de) ağacın altında Muhammed bin Ebî

Bekr’i doğurdu da, Ebû Bekir’de Esmâ’nın yıkanmasını ve telbiyede

bulunmasını istedi.

İZAH

Esma bint-i Umeys Ebû Bekir es-Sıddık’ın hanımlarından biridir.

Şecere: Ağaç demektir. Zülhuleyfe’de bir ağaç adıdır. Sonradan bu ağacın

çok bittiği ve Medinelilerin mikatına isim olarak kaldığı rivâyet edilmiştir.

Müslim’in bir rivâyetine göre Esmâ çocuğunu Zülhuleyfe’de dünyaya

getirmişti. Öyle ise şecereden maksat: Zülhuleyfe’dir. Yine Müslim diğer

bir rivâyetinde Beyda’da dünyaya getirmiştir dedi. Beydâ ve Zülhuleyfe

birbirlerine yakındırlar.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

1744 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan:

Hayız ve nüfesâ olan kadınlar, mikata geldiklerinde yıkanırlar, ihramlarını

giyinirler. Kâbe’yi tavaftan başka (haccın) bütün menâsikini ifâ ederler.

Ebû Mamer rivâyet ettiği hadiste:

Temizlenene kadar, dedi. İbn-i İsa, İkrime ve Mücahid’i zikretmedi. Atâ ve

İbn-i Abbas’tan rivâyette İbn-i İsa “hepsini” cümlesini söylemedi.

“Menasiki îfâ eder, Kâbe’yi tavaf müstesna” dedi.

İZAH

Bu hadisi Tirmizî de rivâyet etti. Hayız ve nifas halinde olan kadınlar

mikata gelişlerinde gusleder, ihrama girer. Hacc-ın bütün menâsikini îfâ

eder, yalnız tavafı tehir ederler. Ancak bir kadın Türkiye gibi uzak bir

yerden hacca gitmiş tam hac menâsikini îfâ ederken çocuk dünyaya

getirmiş olursa arkadaşları dönecek, kocası veya diğer mahreminden kim

varsa sıhhî veya maddi bakımdan kadının nifas hali bitene kadar duracak

imkâna sahip değilse, böyle bir kadın farz olan tavafı yapıp, hacı olabilmek

için yıkanır.

Alt tarafına bir şey bağlar. Allah’tan af ister ve tavafını yapar. Kirli olarak

tavaf yaptığı için de deve veya sığır kurban eder. Eğer hacc-ı kırana niyet

etmişse iki deve veya iki sığır kurban eder. Memleketine döner.

Şâfiî’ye göre taharetsiz namaz sahih olmadığı gibi tavaf da sahih olmaz,

kurbanla bu vazife yerini bulmuş olmaz. İadesi şarttır, der. Ama birkaç gün

Mekke’de beklemekle temizlenebilecekse, o halde tavaf yapmaz, muklaka

bekler. (Mealimü’s-Sünen c. 2, s. 286)