MENÂSİKHAC BÖLÜMÜ · 9 – MİKATLAR BAHSİ



1737 – İbn-i Ömer Radıyallahu anh’dan:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Medinelilere Zülhuleyfe’yi,
Şamlılara Cuhfe’yi, Necidlilere Karn’ı, bana gelen habere göre Yemenlilere
de Yelemlem’i Mikat olarak tayin etti. [525]
İZAH
Mikat: Hacca giden hacıların ihram giyinmelerine sınır teşkil eden yerlerdir.
Hac ve umre niyyeti ile mikata varanlar, mikattan içeriye ihramsız
giremezler. Hatta mikatlar dışında olanlar ticaret niyetiyle Mekke’ye
gidecek olsalar yine mikat yerinde ihrama girer, Mekke’ye varınca evvelâ
Kâbe’yi tavaf eder ve böylece Kâbe’nin hürmet ve şerefini muhafaza etmiş
olurlar.
Medine’den geçenler Zülhuleyfe’de, Şam’dan doğru gidenler Cuhfe’de,
Necidliler Karn mevkiinde, Yemenliler de Yelemlem’de, Iraklılar Zat-i ırkta
ihrama girerler.
Bu milletlerin hepsi kendi mikatından girmeye mecbur zannedilmemeli,
meselâ: Şamlılar, Iraklılar, Yemenliler hepsi Medine’de toplanıp sonra
Kâbe’ye gidecek olsalar hepsi Medine’nin mikatı olan Zülhuleyfe’den
ihrama girerler. Mekkeliler ise Mekke’nin içinde ihrama girerler. Ancak
Mekkeliler umre yapacaklarsa o zaman Mekke’yi çevreleyen harem
hudutlarından biri dışına çıkar, oradan ihramlanır ve sonra umre yapar.
Çünkü Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Kayınbiraderi Hz.
Abdurrahman’a; “Aişe’yi en yakın harem hududu olan Ten’im’e götür ve
oradan ihrama girsin” buyurdu. Aişe Ten’im’de ihrama girdi.






1738 – Amr bin Dinar Tavûs’tan o da ibn Abbas’tan; Abdullah bin Tavûs ise
Tavûs’tan naklen Rasûlullah Mikat tayin etti dediler ve önceki hadisin
manasını rivâyet ettiler. Bunlardan biri Yemenlilerin mikatı Yelemlem,
öbürü ise Elemlem dedi. Bu iki râvînin ifadelerine göre Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem, “O mikatlar bu beldeler halkından olmadığı
halde hac ve umre etmek niyetiyle bu mikatlara gelenlerin mikatıdır.” İbn-i
Tavus rivâyetinde bu kimseler ihrama bulundukları yerden girerler.
Mekkeliler’de böyle, Mekke’den Telbiye’ye başlarlar. [526]
İZAH
Yelemlem’in, Elemlem şeklinde de kullanıldığı varmış. Mikat içerisinde
olanların ihramı da bu mikatlardan başlayacağı bildirilmiş ise de, İbn-i
Tavus’un rivâyetinde bulundukları yerden ihrama girecekleri açıklanmıştır.
Hanefî imamları da mikat içerisinde olanların bulundukları yerden ihrama
gireceklerini hatta hıllın sonu, haremin başlangıcına kadar ihramı tehir
edebileceklerini, Mekkelilerin ise ihramı Mekke’de giyindikleri gibi
haremin sonu hıllın başlangıcına kadar da tehir edebileceklerini
söylemişlerdir.


1739 – Aişe radıyallahu anha: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
Iraklılar için Zat-i ırk’ı mikat olarak tayin etti, dedi.


1740 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, meşrik halkı için, Akîk’ı mikat
olarak tayin etti.
İZAH
Tirmizî bu hadisi de rivâyet etti. Tirmizî hadisi Hasendir, diyor. Münziri
isnadında Yezid bin Ebû Ziyad var. Onun için zayıftır diyor.





1741 – Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ailesi Ümmü Seleme
radıyallahu anha’dan:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in, “Kim Mescid-i Aksâ’dan hac
veya umre niyeti ile telbiyeye başlar Mescid-i Haram’a kadar devam ederse
geçmiş günahları ve gelecekte (hataen) işleyecekleri mağfiret edilir. Veya
onun için cennet vâcip olur,” dediğini işittim. Râvîlerden Abdullah (bin
Yuhannes) hangisini müjdelediğinde şüphe etti.
Ebû Dâvud dedi ki: Allah Vekî’e rahmet etsin. Beytü’l-Makdis’ten ihrama
girdi. Yani Mekke’ye kadar ihramda kaldı.




1742 – Haris bin Amr Sehmi radıyallahu anh’dan: Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem Mina’da veya Arafat’ta iken yanına geldim. Nâs etrafını
kuşatmışlardı. Bedevîler geliyor onun yüzünü gördüklerinde: “Bu yüz
mübarek bir yüzdür” diyorlardı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Zat-ı
ırkı, Irak halkı için mikat tayin etti.


1743 – Aişe radıyallahu anha’dan:
Esma bint-i Umeys (Zülhuleyfe’de) ağacın altında Muhammed bin Ebî
Bekr’i doğurdu da, Ebû Bekir’de Esmâ’nın yıkanmasını ve telbiyede
bulunmasını istedi.
İZAH
Esma bint-i Umeys Ebû Bekir es-Sıddık’ın hanımlarından biridir.
Şecere: Ağaç demektir. Zülhuleyfe’de bir ağaç adıdır. Sonradan bu ağacın
çok bittiği ve Medinelilerin mikatına isim olarak kaldığı rivâyet edilmiştir.
Müslim’in bir rivâyetine göre Esmâ çocuğunu Zülhuleyfe’de dünyaya
getirmişti. Öyle ise şecereden maksat: Zülhuleyfe’dir. Yine Müslim diğer
bir rivâyetinde Beyda’da dünyaya getirmiştir dedi. Beydâ ve Zülhuleyfe
birbirlerine yakındırlar.






1744 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan:
Hayız ve nüfesâ olan kadınlar, mikata geldiklerinde yıkanırlar, ihramlarını
giyinirler. Kâbe’yi tavaftan başka (haccın) bütün menâsikini ifâ ederler.
Ebû Mamer rivâyet ettiği hadiste:
Temizlenene kadar, dedi. İbn-i İsa, İkrime ve Mücahid’i zikretmedi. Atâ ve
İbn-i Abbas’tan rivâyette İbn-i İsa “hepsini” cümlesini söylemedi.
“Menasiki îfâ eder, Kâbe’yi tavaf müstesna” dedi.
İZAH
Bu hadisi Tirmizî de rivâyet etti. Hayız ve nifas halinde olan kadınlar
mikata gelişlerinde gusleder, ihrama girer. Hacc-ın bütün menâsikini îfâ
eder, yalnız tavafı tehir ederler. Ancak bir kadın Türkiye gibi uzak bir
yerden hacca gitmiş tam hac menâsikini îfâ ederken çocuk dünyaya
getirmiş olursa arkadaşları dönecek, kocası veya diğer mahreminden kim
varsa sıhhî veya maddi bakımdan kadının nifas hali bitene kadar duracak
imkâna sahip değilse, böyle bir kadın farz olan tavafı yapıp, hacı olabilmek
için yıkanır.
Alt tarafına bir şey bağlar. Allah’tan af ister ve tavafını yapar. Kirli olarak
tavaf yaptığı için de deve veya sığır kurban eder. Eğer hacc-ı kırana niyet
etmişse iki deve veya iki sığır kurban eder. Memleketine döner.
Şâfiî’ye göre taharetsiz namaz sahih olmadığı gibi tavaf da sahih olmaz,
kurbanla bu vazife yerini bulmuş olmaz. İadesi şarttır, der. Ama birkaç gün
Mekke’de beklemekle temizlenebilecekse, o halde tavaf yapmaz, muklaka
bekler. (Mealimü’s-Sünen c. 2, s. 286)

